NATO zirvesi Trump'ı bekliyor: Avrupa'nın gelecekteki güvenliğinde ABD'nin rolü tartışılıyor

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)
TT

NATO zirvesi Trump'ı bekliyor: Avrupa'nın gelecekteki güvenliğinde ABD'nin rolü tartışılıyor

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

32 üyeli Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) liderleri, Türkiye'de düzenlenen zirvede ABD Başkanı Donald Trump'ın ittifakın geleceğinde Washington'ın üstleneceği role ilişkin açıklamalarını bekliyor. Zirve, Trump yönetiminin Rusya'nın dört yılı aşkın süredir Ukrayna'da sürdürdüğü savaşı Avrupa'nın diğer bölgelerine yaymasını önleyecek liderlik rolünü üstlenip üstlenmeyeceğine ilişkin soru işaretlerinin gölgesinde başladı.

Müttefikler, Trump'ın NATO'ya aktif bağlılığını sürdürmesini isterken, ittifakın önemli bir dönüşüm sürecine girdiğinin ve Avrupa'nın geleneksel savunmasında ABD'ye daha az bağımlı olmak zorunda kalacağının da farkında.

Trump yönetimi daha önce, ABD'nin askeri gücünü Orta Doğu ile Çin'in başlıca rakip haline geldiği Hint-Pasifik bölgesine kaydırmak amacıyla Avrupa'daki asker ve askeri kapasitesini azaltacağını açıklamıştı.

sdef
ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin Ankara kentinde düzenlenen resmi törende onur kıtasını selamlıyor. (AP)

New York Times, Avrupa hükümetlerinin (NATO 3.0) NATO'nun üçüncü versiyonu olarak tanımlanan yeni döneme mümkün olduğunca sorunsuz geçiş sağlamaya çalıştığını yazdı. Gazeteye göre Avrupa ülkeleri, ABD'nin bırakacağı boşluğu tamamen olmasa da büyük ölçüde doldurarak, giderek daha saldırgan ve militarize hale gelen Rusya'nın oluşturduğu tehdidi azaltmayı hedefliyor.

"NATO 3.0" dönemi

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Avrupa ülkelerini savunma harcamalarını artırmaya teşvik ederken aynı zamanda Trump'ın ittifaktan uzaklaşmasını önleyecek hassas bir denge kurmaya çalışıyor.

Rutte geçen hafta yaptığı açıklamada, "NATO 3.0 anlayışını yeniden hayata geçireceğiz. Daha güçlü bir Avrupa, daha güçlü bir NATO demektir" ifadelerini kullandı.

67kı8o
ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da düzenlenen resmi karşılama töreninde onur kıtasını selamlıyor. (AP)

Salı günü düzenlenen Transatlantik Savunma Sanayii Forumu'nda Avrupa ile ABD arasındaki savunma iş birliğinin güçlendirilmesine vurgu yapan Rutte'nin, salı ve çarşamba günkü oturumlarda Avrupa'nın savunma harcamaları ve silah alımları konusunda olumlu mesajlar vermesi bekleniyor.

Polonya Dışişleri Bakanı ve eski Savunma Bakanı Radoslaw Sikorski ise NATO'nun kuruluşundan bu yana geçirdiği dönüşümü şu sözlerle özetledi:

"NATO 1.0, Sovyet saldırganlığı ve yayılmacılığına karşı açık bir savunma ittifakıydı. NATO 2.0 ise Soğuk Savaş sonrası yeni bir misyon arayışını temsil ediyordu."

rt5y6u
Rusya'nın füze ve İHA saldırılarında ağır hasar gören Kiev yakınlarındaki Vişneve'de bulunan bir mahallede yanan atölye. (Reuters)

Sikorski'ye göre Rusya'nın 2022'de Ukrayna'yı kapsamlı biçimde işgal etmesi, Çin'in artan küresel iddiası ve Washington'ın kaynaklarını Avrupa'dan Asya'ya kaydırma isteği, "NATO 3.0" döneminde Avrupa'nın konvansiyonel savunmanın daha büyük yükünü üstlenmesi, ABD'nin ise kriz anında devreye giren stratejik bir müttefik konumuna geçmesi anlamına gelecek.

Trump savunma harcamaları baskısını sürdürecek

ABD'li yetkililer, Trump'ın zirvede NATO üyelerine savunma bütçelerini artırmaları yönündeki baskısını sürdüreceğini öngörüyor.

Müttefikler geçen yıl, savunma harcamalarını 2035 yılına kadar gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 5'ine çıkarma taahhüdünde bulunmuştu.

ABD'nin NATO Daimi Temsilcisi Matthew Whitaker geçen hafta yaptığı açıklamada, "Yükümlülüklerini yerine getirenler kazanacak, geride kalanlar ise bunun zorluklarıyla karşılaşacak" uyarısında bulundu.

Trump geçmişte NATO'yu "kâğıttan kaplan" olarak nitelendirmiş, ayrıca İran ile yaşanan gerilim sırasında müttefiklerini ABD'nin yanında yer almamaları halinde sonuçlarına katlanacakları yönünde birçok kez uyarmıştı.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ise daha sert bir tutum sergileyerek, önümüzdeki altı ay içinde Avrupa'daki Amerikan askeri varlığının yeniden gözden geçirileceğini açıklamıştı.

Uzmanlar, NATO içinde güçlü bir "Avrupa ayağı" oluşturulmasının zaman alacağını belirtiyor. Bunun yalnızca finansmanla sınırlı olmadığı; ABD'nin artık sağlamayabileceği gelişmiş silah sistemlerinin geliştirilmesi, satın alınması ve entegrasyonunun da gerektiği ifade ediliyor.

dfrgthyuj
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, NATO Liderler Zirvesi kapsamında Ankara'daki Cumhurbaşkanlığı Beştepe Külliyesi'nde düzenlenen resmi karşılama töreni ve onur kıtası merasimi öncesinde, Cumhurbaşkanlığı İstihbarat Başkanı İbrahim Kalın ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'la görüşüyor. (Reuters)

Bu kapsamda uzun menzilli karadan karaya füze sistemleri, gelişmiş hava savunma ağları, uydu altyapısı ve istihbarat koordinasyonu kritik unsurlar arasında gösteriliyor.

Rutte ayrıca ABD'nin NATO'nun temel nükleer caydırıcılığını, yani "nükleer şemsiyesini" sürdürmesinin hayati önem taşıdığını vurguluyor.

"Ukrayna savaşı tehlikeli yeni bir aşamaya girebilir"

Zirve, Ukrayna savaşının "tehlikeli yeni bir aşamaya" girebileceğine yönelik Amerikan uyarılarının gölgesinde gerçekleştiriliyor.

Washington Post yazarı David Ignatius'un aktardığına göre, eski CIA Direktörü William Burns, "Tırmanma riski gerçek ve giderek artıyor" değerlendirmesinde bulundu. Burns, bunu Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin üzerindeki iç baskının artmasına ve cephede yaşadığı kayıplara bağladı.

Görevdeki Amerikalı yetkililer de ABD'nin bu uyarıları geçen aydan bu yana Avrupalı müttefikleriyle paylaştığını doğruladı.

ABD'nin eski Ukrayna Büyükelçisi William Taylor ise Türkiye'deki NATO zirvesinin, Trump yönetiminin ittifak içinde güven, güç ve liderlik sergilemesi için önemli bir fırsat olduğunu belirtti.

Taylor'a göre Ukrayna'nın son dönemde sahada elde ettiği başarılar, Trump'a Moskova'yı savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya zorlamak için ilave diplomatik koz sağlıyor.

NATO ülkeleri de CIA'den benzer uyarılar aldıklarını ve bunun Rusya'nın olası bir tırmanışına ilişkin kendi istihbarat değerlendirmelerini güçlendirdiğini ifade ediyor.

Polonya Haber Ajansı'nın aktardığına göre istihbarat kaynakları, Rusya'nın NATO'nun tepkisini test etmek amacıyla Polonya'ya yönelik silahlı bir provokasyona girişebileceği uyarısında bulundu.

Olası senaryolar arasında Polonya'nın elektrik iletim altyapısına gerçek ya da simüle edilmiş saldırılar ile Polonya-Rusya sınırı yakınlarında gizli hibrit operasyonlar yer alıyor.

Letonya, Litvanya ve Estonya da olası bir Rus saldırısına karşı hazırlık planlarını gözden geçiriyor.

Polonya ile Litvanya arasında yer alan Rus toprağı Kaliningrad, NATO açısından en hassas gerilim noktalarından biri olarak görülüyor. Buradaki Rus birliklerinin kuzey ya da güneye doğru NATO topraklarına hızla hareket edebileceği belirtilirken, Belarus da olası kriz senaryolarında kritik bir bölge olarak değerlendiriliyor.

Fransız Le Figaro gazetesi ise Letonya istihbaratının, Rusya'nın Baltık ülkeleri veya Polonya'ya yönelik askeri provokasyon hazırlığında olduğuna işaret eden göstergeler tespit ettiğini yazdı.

Türkiye'ye F-35 satışı yeniden gündemde

Avrupa'nın ABD güvenlik şemsiyesini koruma çabalarının sürdüğü dönemde, Trump'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a Türkiye'nin yeniden F-35 hayalet savaş uçağı programına dahil edilmesine hazır olduğu mesajını vermesi bekleniyor.

Böyle bir adım, Trump'ın yedi yıl önce ulusal güvenlik gerekçesiyle uygulamaya koyduğu yasağın kaldırılması anlamına gelecek. Ancak bu değişiklik Kongre'de muhalefetle karşılaşabilir.

Trump, Erdoğan'ı güçlü liderler arasında gördüğünü birçok kez dile getirirken, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de kısa süre önce Trump'ın yönetimine, Türkiye'nin talep ettiği savaş uçaklarının tedariki için çözüm bulunması talimatı verdiğini açıklamıştı.

Trump geçen ay Beyaz Saray'da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüşmesi sırasında F-35 programına ilişkin bir soruya, Erdoğan'a "onu çok mutlu edecek bir hediye" vereceğini söylemişti.

ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack da Türkiye ile F-35 krizinin yıl sonuna kadar çözülebileceğini belirterek, Kongre'nin nihayetinde bu kararı destekleyeceğini ifade etti.

Türkiye'ye F-35 satışına karşı çıkan isimler arasında İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu da bulunuyor.



Türkiye, Suriye'de düzenlediği operasyonda DEAŞ'ın üst düzey yöneticisini yakaladı

Suriye'den MİT operasyonuyla Türkiye'ye getirilen terörist Talip Güler'in dağıtılan fotoğrafı. (Türk medyası)
Suriye'den MİT operasyonuyla Türkiye'ye getirilen terörist Talip Güler'in dağıtılan fotoğrafı. (Türk medyası)
TT

Türkiye, Suriye'de düzenlediği operasyonda DEAŞ'ın üst düzey yöneticisini yakaladı

Suriye'den MİT operasyonuyla Türkiye'ye getirilen terörist Talip Güler'in dağıtılan fotoğrafı. (Türk medyası)
Suriye'den MİT operasyonuyla Türkiye'ye getirilen terörist Talip Güler'in dağıtılan fotoğrafı. (Türk medyası)

Türkiye Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Suriye'de güvenlik birimleriyle koordineli olarak düzenlediği operasyonda terör örgütü DEAŞ'ın üst düzey isimlerinden birini yakalayarak Türkiye'ye getirdi.

Türk güvenlik kaynakları, MİT'in pazartesi günü yaptığı operasyonda, örgütün sözde "Türkiye Ofisi" yapılanmasında faaliyet gösteren ve "Abdüsselam et-Türki" kod adını kullanan Talip Güler'i yakaladığını ve Türkiye'ye naklettiğini bildirdi.

Kaynaklara göre sarı bültenle aranan Güler'in, DEAŞ'ın Türkiye'de paravan yapı olarak kullandığı "Faruk Ofisi" ile bağlantılı olduğu belirlendi. Talip Güler'in, örgütün sözde "Türkiye Vilayeti Emiri" ve aynı zamanda "Faruk Ofisi"nin mali sorumlusu olan kardeşi Kasım Güler'in kardeşi olduğu ifade edildi. Kasım Güler, 2021 yılında Suriye'de yakalanarak Türkiye'ye getirilmişti.

Yürütülen soruşturmada Talip Güler'in Ocak 2014'te yasa dışı yollarla Suriye'ye geçtiği, burada başta ağabeyi Kasım Güler olmak üzere DEAŞ yöneticileriyle koordinasyon içinde faaliyet yürüttüğü tespit edildi.

Güvenlik kaynakları, Kasım Güler'in yakalanmasının ardından MİT'in Talip Güler'i bulmak için çalışmalarını yoğunlaştırdığını, faaliyetlerini uzun süre takip ettikten sonra düzenlenen operasyonla yakalayarak Türkiye'ye getirdiğini aktardı.

Talip Güler'in ifadesinde DEAŞ ile ilişkileri, Suriye'ye nasıl geçtiği ve örgüt adına yürüttüğü faaliyetlere ilişkin ayrıntılı bilgiler verdiği belirtildi.

Kaynaklar, MİT'in sınır ötesinde DEAŞ'a yönelik operasyonlarının, örgütün Türkiye'ye yönelik planladığı saldırıları önlemeyi ve örgütün yürüttüğü eleman kazanma faaliyetlerini deşifre etmeyi amaçladığını, bu operasyonların kararlılıkla sürdürüldüğünü vurguladı.

Peş peşe operasyonlar

Talip Güler'in yakalanması, son dönemde Suriye'de bulunan DEAŞ'ın Türk uyruklu yöneticileri ve kadrolarına yönelik art arda gerçekleştirilen operasyonların son halkası oldu.

MİT, geçen mayıs ayında Suriye istihbaratıyla koordineli operasyonlarda aralarında örgüt üyelerinin de bulunduğu 10 Türk şüpheliyi yakalayarak yargılanmaları için Türkiye'ye getirmişti.

Yakalanan isimlerin, Türkiye'de geçmişte gerçekleştirilen terör saldırılarıyla bağlantılı olduğu ortaya çıkmıştı. Bunlar arasında, 10 Ekim 2015'te Ankara Garı önünde HDP'nin çağrısıyla düzenlenen barış mitingine yönelik gerçekleştirilen ve 102 kişinin hayatını kaybettiği, 200 kişinin yaralandığı terör saldırısının planlayıcılarından Ömer Deniz Dündar da bulunuyordu.

vgrftbgf
DEAŞ üyelerine yönelik operasyonlardan birinden görüntü. (Türkiye İçişleri Bakanlığı)

Operasyonda yakalanan bir diğer isim olan Ali Bora'nın ise 2014 yılında DEAŞ'a katılmak üzere Suriye'ye geçtiği ve örgütün Türkiye'deki faaliyetlerinden sorumlu sözde "istihbarat emiri" olarak görev yaptığı tespit edilmişti.

Soruşturmalarda gözaltına alınan diğer şüphelilerin de Türkiye'de çeşitli terör eylemlerine katıldıkları, Suriye'de DEAŞ bünyesinde faaliyet yürüttükleri ve örgüte lojistik ile propaganda desteği sağladıkları belirlendi.

Daha önce de MİT, Ocak 2025'te Suriye'de düzenlediği operasyonla, 2013 yılında Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 53 kişinin yaşamını yitirdiği çifte bombalı saldırının faillerinden Muhammed Dib Kurali'yi saklandığı yerde yakalayarak Hatay Emniyet Müdürlüğü'ne teslim etmişti.

Öte yandan Adıyaman'da Terörle Mücadele Şube ekipleri de pazartesi günü Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında DEAŞ üyesi oldukları belirlenen şüphelilere yönelik operasyon düzenledi.

Güvenlik kaynakları, gözaltına alınan şüphelilerin daha önce DEAŞ bünyesinde silahlı terör faaliyetlerinde bulunduklarının tespit edildiğini, bir süre teknik ve fiziki takibin ardından yakalandıklarını bildirdi. Şüphelilerden biri ise ifadesinin ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Türkiye, DEAŞ'ı 2013 yılında terör örgütü ilan etti. Örgüt, 2015-2017 yılları arasında Türkiye'de sivilleri hedef alan ve yaklaşık 300 kişinin hayatını kaybetmesine, çok sayıda kişinin de yaralanmasına yol açan birçok kanlı saldırının sorumlusu olmakla suçlanıyor. Ayrıca örgütün yabancı savaşçılarının, Suriye'deki iç savaş süresince Türkiye'yi önemli bir geçiş güzergâhı olarak kullandığı biliniyor.


Ankara Zirvesi: NATO, Trump'ı atlattı ve birliğini yeniden teyit etti

Fotoğraf: Ankara'da düzenlenen NATO zirvesinden bir gün önce ana basın toplantısı salonundan bir kare, 6 Temmuz (Reuters)
Fotoğraf: Ankara'da düzenlenen NATO zirvesinden bir gün önce ana basın toplantısı salonundan bir kare, 6 Temmuz (Reuters)
TT

Ankara Zirvesi: NATO, Trump'ı atlattı ve birliğini yeniden teyit etti

Fotoğraf: Ankara'da düzenlenen NATO zirvesinden bir gün önce ana basın toplantısı salonundan bir kare, 6 Temmuz (Reuters)
Fotoğraf: Ankara'da düzenlenen NATO zirvesinden bir gün önce ana basın toplantısı salonundan bir kare, 6 Temmuz (Reuters)

Ömer Önhon

Üye devletlerin liderlerinin Ankara'daki NATO zirvesine en üst düzeyde katılması, ittifakın yeni koşullara uyum sağlama yolunda ilerlediği bir dönemde, önemli jeostratejik değişimlerin yaşandığı bir anı işaret etti.

İran ile mücadeleye destek sağlamadıkları için ittifak üyesi devletleri sert bir şekilde eleştiren ABD Başkanı Donald Trump, zirveye katılmamayı bile düşündüğünü, ancak nihayetinde dostu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın davetini geri çevirmemek için geldiğini söyledi. Erdoğan ve Trump arasındaki ilişkideki belirgin sıcaklık, toplantının en dikkat çekici özelliklerinden biriydi

Dünyanın en tehlikeli iki savaşı şu anda NATO'nun çevresinde ve Türkiye'nin yakınında sürüyor; Ukrayna'daki savaş ve İran ile çatışma. Zirve, müttefikler arasındaki bölünmeler ve Başkan Trump'ın politikaları nedeniyle 5. Maddeye bağlılığın sorgulandığı bir dönemde gerçekleşti.

İttifakın bunlara yanıtı netti. Ankara zirvesinin nihai bildirisinin açılış cümlesinde liderler, 5. Maddede yer alan kolektif savunmaya olan bağlılıklarını yeniden teyit ederek, bir üyeye yapılacak saldırının tüm üyelere yapılmış bir saldırı olduğunu vurguladılar.

Liderler, basın toplantılarında ve medyaya açık diğer etkinliklerde anlaşmazlıklarından bahsetmekten de çekinmediler. Başkan Trump, İspanya'dan duyduğu hoşnutsuzluğu dile getirirken, Türk ve Yunan liderler Ege Denizi konusundaki anlaşmazlıklarını vurguladılar. Danimarka Başbakanı, Grönland'ın satılık olmadığını yineledi ve Amerika Birleşik Devletleri'ni burayı ele geçirme girişimlerine karşı uyardı. Ancak bu anlaşmazlıklar zirveyi rayından çıkarmadı. İttifak bir kez daha ortak zemin bulmayı ve ilerlemeyi başardı.

İttifakın belirleyici özelliği, değişen koşullara uyum sağlama yeteneğidir ve bu da onu alanında dünyanın en gelişmiş ve etkili çok taraflı örgütlerinden biri haline getirdi.

NATO, mevcut aşamayı “3.0 Aşaması”, yani üçüncü aşaması olarak tanımlıyor. Birinci aşama Soğuk Savaş'tı. İkinci aşama Soğuk Savaş'ın sonundan yakın geçmişe kadar uzandı. Üçüncü aşama ise başta Rusya'nın saldırganlığı ve ABD'deki Trump yönetimi olmak üzere büyük şoklarla şekillendi.

 Ankara'da, ittifak liderleri geçen yıl Lahey Zirvesi'nde verdikleri taahhütlerin ne kadar uygulandığını gözden geçirdiler; bu taahhütlere göre, 2035 yılına kadar savunma ve güvenlik ile ilgili harcamalara ek olarak, temel savunma gereksinimleri için yıllık GSYİH'lerinin yüzde 5'i oranında yatırım yapma ve savunma sanayilerini geliştirme sözü vermişlerdi.

Liderler, “Lahey Savunma Taahhüdü” olarak adlandırılan anlaşmaya uygun olarak, Avrupalı müttefikler ile Kanada'nın temel savunma gereksinimlerine yönelik yatırımlarını 2025 yılında 139 milyar dolardan fazla artırdığını kaydettiler. Ayrıca 50 milyar doları aşan yeni alımlar yapılacağını da açıkladılar. Dahası, ortak üretim kapasitesini genişletme ve inovasyonu hızlandırmak için sanayi sektörü ile birlikte çalışma taahhüdünde bulundular.

xdffr
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (sağda), Ankara'daki Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde NATO zirvesi kapsamında düzenlenen resmi karşılama töreninde ABD Başkanı Donald Trump ile el sıkışıyor, 7 Temmuz 2026 (AFP)

Zirve programı kapsamında Ankara'da düzenlenen Savunma Forumu, üye devletleri ve büyük şirketleri bir araya getirdi ve birçok önemli anlaşmanın imzalanışına sahne oldu.

Genel Sekreter Mark Rutte, Airbus A400M nakliye uçağı ve Airbus A330 çok amaçlı yakıt ikmal ve nakliye uçağı filosuna odaklanan çok uluslu bir modernizasyon programını açıkladı. Ayrıca, ittifakın istihbarat, gözetleme ve keşif yeteneklerini geliştirmek ve yaşlanan Hava Uyarı ve Kontrol Sistemi (AWACS) uçak filosunun yerini almak üzere MQ-4C Triton insansız hava araçları (İHA) için ortak bir tedarik projesini duyurdu.

Zirve bildirisinde, Ukrayna'yı işgal etmesi ve ardından gelen, küresel jeopolitik sahneyi değiştiren savaş nedeniyle Rusya, Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliği ve istikrarı için uzun vadeli bir tehdit olarak tanımlandı. Müttefikler, Ukrayna'ya desteklerini yineleyerek, 2026 yılında 70 milyar avro değerinde askeri teçhizat, yardım ve eğitim sözü verdiler. Ukrayna'ya sağlanan güvenlik yardımının büyük çoğunluğunun artık Avrupalı ​​müttefikler ve Kanada tarafından sağlandığını vurgulayarak, Trump'a yükün artık yalnızca Amerikan vergi mükelleflerinin üzerinde olmadığı ve diğer müttefiklerin de sorumluluklarını yerine getirdiği konusunda güvence vermeyi amaçladılar.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski de Ankara'da hazır bulundu, liderlerle görüştü ve bir konuşma yaptı. Bildirildiğine göre, katılımından memnun olarak ayrıldı.

NATO müttefikleri ayrıca İran'ın asla nükleer silaha sahip olmaması gerektiğini yeniden teyit ettiler ve İran'a Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğüne tam anlamıyla saygı duyma çağrısında bulundular.

Bu açıklama, müttefiklerin Amerika Birleşik Devletleri'ne aktif ve operasyonel destek sağlamayı kabul ettikleri anlamına gelmiyor. Daha ziyade, ittifak içinde fikir birliği bulunan iki önemli konuda ortak bir pozisyonu özetliyor.

Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik füze saldırılarının yoğunlaşması ve İran'ın Hürmüz Boğazı'nın güney kesiminden geçen ticari gemilere yönelik saldırıları, ittifak liderlerinin Ankara'da bir araya geldiği güne denk geldi.

İki olay, ABD ve NATO'ya yönelik şöyle bir mesaj olarak yorumlanabilir: “Bizi korkutamazsınız ve herhangi bir çözüm bizim şartlarımıza göre olmalıdır.”

Ankara'da Donald Trump, ABD-İran anlaşmasının sona erdiğini duyurdu ve ABD, İran'daki hedefleri bombalamaya yeniden başladı; İran ise buna karşılık olarak Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri ve Ürdün'deki ABD üslerini hedef aldı.

Cumhurbaşkanları Erdoğan ve Trump arasındaki temaslar, hem ikili ilişkiler hem de ittifak konuları açısından zirvenin önemli bir bölümünü oluşturdu.

İki ülke arasında bir dizi savunma ve silah tedariki konusunun çözülmesi gerekiyor. Bunlar arasında CAATSA kapsamında Türkiye'ye uygulanan yaptırımların kaldırılması, Türkiye'nin zaten ödemesini yaptığı beş F-35 savaş uçağının teslimi, Türkiye'nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi ve Türkiye'nin yerli üretim Kaan savaş uçakları için gerekli olan F-110 motorlarının tedariki yer alıyor. Trump, bu konulara olumlu bir şekilde yaklaşmaya istekli olduğunu belirtti ve bu da ev sahibi ülkeyi memnun etti.

ABD Başkanı, Suriye'yi terörizmle mücadelede ve Lübnan'da Hizbullah ile başa çıkmada bir ortak olarak görüyor; ancak Suriyeliler bu ikinci konuya pek sıcak bakmıyor gibi görünüyor

Türkiye ev sahipliği konusunda iyi hazırlanmıştı ve zirve sorunsuz geçti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sarayının girişinde durarak, kırmızı halıda yürüyen liderleri karşıladı. Halının bir tarafında Osmanlı Yeniçeri üniformalı askerler, diğer tarafında ise Cumhuriyet dönemi üniformalı askerler sıralanmıştı ve Mehter takımı savaş müziği çalıyordu.

Yunan gazeteleri, Başbakan Miçotakis'in bu özenle düzenlenmiş törensel sahneden geçişini provokatif olarak değerlendirdi.

NATO üyesi olmayan ancak ABD'nin en yakın müttefiklerinden biri olan İsrail mutsuz olan bir diğer taraftı. Başbakan Binyamin Netanyahu, Erdoğan hükümetinin Müslüman Kardeşler ekseni olduğunu ve ABD'nin dostu olmadığını iddia etti. Türkiye'nin F-35 savaş uçakları satın almasına izin verilmemesi gerektiğini, çünkü böyle bir anlaşmanın İsrail'in hava üstünlüğünü zayıflatacağını ve bölgedeki güç dengesini bozacağını söyledi.

Ankara bu açıklamalara alaycı bir yanıt vererek, bunların diğer ülkelerin topraklarının bir kısmını işgal ederek ve soykırım yaparak İsrail'i koruduğunu iddia eden radikal ve yayılmacı bir dini rejimin açıklamalarından ibaret olduğunu belirtti.

as
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara'da NATO Liderler Zirvesi'nin oturum aralarında düzenlenen Savunma Sanayi Forumu'nda açılış konuşmasını yapıyor, 7 Temmuz 2026 (Reuters)

Bu arada, Suriye'nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Türkiye'nin daveti üzerine zirvenin ikinci gününde Ankara'ya geldi ve Donald Trump ile ikili bir görüşme gerçekleştirdi. ABD Başkanı, Şara'yı “güçlü bir kişi ve herkes tarafından saygı duyulan büyük bir lider” diye övdü ve Suriye'yi ABD'nin terörizmi destekleyen devletler listesinden çıkarmayı amaçladığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre ABD Başkanı, Suriye'yi terörizmle mücadelede ve Lübnan'daki Hizbullah ile başa çıkmada bir ortak olarak görüyor; ancak Suriyeliler bu ikinci konuya pek sıcak bakmıyor gibi görünüyor. Ankara zirvesi, müttefikler arasındaki tüm anlaşmazlıkları çözmedi, Trump ile diğerleri arasındaki ilişkileri de düzeltmedi; ancak müttefikler daha belirgin bir Avrupa rolüne doğru ilerlerken NATO'nun birliğini ve dayanışmasını yeniden teyit etti.

Bir katılımcının dediği gibi, NATO Ankara'da Trump'ı atlattı.


Moskova, Türkiye'nin Rus yapımı S-400 füze sistemini üçüncü bir ülkeye satmasına izin vermeyi değerlendiriyor

Rusya'nın Volgograd kentinde düzenlenen askerî geçit töreninde Rusya'nın S-400 füze hava savunma sistemlerinin gösterimi, 2 Şubat 2018 (Reuters)
Rusya'nın Volgograd kentinde düzenlenen askerî geçit töreninde Rusya'nın S-400 füze hava savunma sistemlerinin gösterimi, 2 Şubat 2018 (Reuters)
TT

Moskova, Türkiye'nin Rus yapımı S-400 füze sistemini üçüncü bir ülkeye satmasına izin vermeyi değerlendiriyor

Rusya'nın Volgograd kentinde düzenlenen askerî geçit töreninde Rusya'nın S-400 füze hava savunma sistemlerinin gösterimi, 2 Şubat 2018 (Reuters)
Rusya'nın Volgograd kentinde düzenlenen askerî geçit töreninde Rusya'nın S-400 füze hava savunma sistemlerinin gösterimi, 2 Şubat 2018 (Reuters)

Kremlin Sarayı’ndan bugün yapılan açıklamada, Türkiye'nin elindeki Rus hava savunma sistemlerini üçüncü bir ülkeye satma olasılığı konusunda Ankara ile temas halinde olduklarını duyurdu. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre söz konusu satışın gerçekleşebilmesi için Moskova'nın onayının alınması gerekiyor.

Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, AFP'nin konuyla ilgili sorusuna verdiği yanıtta, "Bu hususta Türk tarafıyla temaslar yürüttük ve temaslarımızı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.

Türkiye, Rus yapımı hava savunma sistemlerini 2017 yılında satın almıştı.

Gözler Erdoğan'ın "Bizi takip etmeye devam edin" sözlerinde

Rus "S-400" füze sistemleri dosyası, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu sistemlerin akıbetiyle ilgili bir soruya verdiği "Bizi takip etmeye devam edin" cevabıyla yeniden gündemin ilk sıralarına yerleşti. Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump'ın Ankara'ya yönelik yaptırımların kaldırılma ihtimalinden bahsettiği bir dönemde yapıldı.

Söz konusu yaptırımlar, Türkiye'nin S-400 sistemlerini satın alma kararı üzerine ABD tarafından devreye alındı. Washington yönetimi, Ankara'nın Rus sistemini kullanmasının Amerikan F-35 savaş uçaklarının güvenliğini tehlikeye atacağı ve bu uçakların yetenekleriyle ilgili hassas bilgilerin Moskova'ya sızdırılması olasılığından duyduğu endişe nedeniyle bu yaptırımları uyguladı.