Mısır ve Türkiye arasındaki askeri iş birliğinin güçlenmesini nasıl anlamalıyız?

Gözlemciler, iki ülkenin savunma bakanlarının imzaladığı ‘niyet mektubunun’ Ankara ile Kahire arasındaki ilişkileri, ortak tatbikatlardan savunma sanayii sektörüne taşıyacağını, bu gelişmenin de aralarındaki ortak bölgesel dosyalar bağlamında gerçekleştiğ

Mısır ve Türkiye savunma bakanları, iki ülke arasındaki bir dizi askeri anlaşmayı tamamlayıcı nitelikte bir niyet mektubu imzaladı (Facebook - Mısır Silahlı Kuvvetleri)
Mısır ve Türkiye savunma bakanları, iki ülke arasındaki bir dizi askeri anlaşmayı tamamlayıcı nitelikte bir niyet mektubu imzaladı (Facebook - Mısır Silahlı Kuvvetleri)
TT

Mısır ve Türkiye arasındaki askeri iş birliğinin güçlenmesini nasıl anlamalıyız?

Mısır ve Türkiye savunma bakanları, iki ülke arasındaki bir dizi askeri anlaşmayı tamamlayıcı nitelikte bir niyet mektubu imzaladı (Facebook - Mısır Silahlı Kuvvetleri)
Mısır ve Türkiye savunma bakanları, iki ülke arasındaki bir dizi askeri anlaşmayı tamamlayıcı nitelikte bir niyet mektubu imzaladı (Facebook - Mısır Silahlı Kuvvetleri)

İbrahim Mustafa

Mısır Savunma Bakanlığı ile Türkiye Savunma Bakanlığı’nın açıklamalarına ve iki ülkedeki gözlemcilerin değerlendirmelerine göre ‘bölge istikrarını destekleme’ ibaresi, Mısır Savunma ve Askeri Üretim Bakanı Korgeneral Eşref Salim Zahir’in birkaç gün önce Ankara'ya gerçekleştirdiği dikkat çekici ziyarete ilişkin her iki ülkenin resmi söyleminde öne çıkan başlık oldu. Ziyaret, askeri iş birliğinin güçlendirilmesine ilişkin bir niyet mektubunun imzalanmasıyla sonuçlanırken, bu iş birliğinin etkileri ve önemi ikili boyutun ötesine geçerek Ortadoğu'daki mevcut durumlara da yansıması oldu.

Korgeneral Zahir'in ziyareti, 2013 yılından bu yana Mısır’dan bir savunma bakanının Türkiye'ye gerçekleştirdiği ilk ziyaret olurken bu gelişme, tam on yıl süren yabancılaşma halinin ardından üç yıl önce diplomatik ilişkilerini yeniden tesis eden iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişimini gösteriyor. Ziyaret ayrıca, son olarak Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu'nun geçtiğimiz haziran ayında Kahire'ye gerçekleştirdiği ziyaretle devam eden üst düzey askeri yetkili ziyaretleri trafiği bağlamında gerçekleşti.

“Mısır ile Türkiye arasındaki ilişkiler, 2024 yılı boyunca resmi ziyaretlerin yeniden başlamasıyla birlikte normal seyrine dönmeye başladı. Bu durum siyasi ve diplomatik ilişkilerin güçlü bir şekilde yeniden tesis edilmesine katkı sağladı. Askeri iş birliğinin yeniden başlaması ise bu siyasi yakınlaşmanın doğrudan bir sonucu oldu.

Öte yandan iki ülkenin savunma bakanlarının niyet mektubunu imzalaması, çeşitli askeri anlaşmaları tamamlayıcı nitelikte gerçekleşti. Bu süreç, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin 2024 yılının Eylül ayında Ankara'ya yaptığı ziyaret sırasında iki ülke liderliğinin, özellikle savunma sanayii alanında iş birliğini güçlendirme konusunda mutabık kalmasıyla başladı. Bu mutabakat, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçtiğimiz şubat ayında Kahire'ye yaptığı ziyaret sırasında imzalanan bir anlaşma ile somutlaştı.

Hangi ortak çıkarlar iki ülkeyi bir araya getiriyor?

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde Türkiye uzmanı araştırmacı Kerim Said, Kahire ile Ankara arasındaki iş birliğine yönelik gelişmeleri kendi bağlamı içinde değerlendirdi. Bu gelişmenin bölgedeki bazı değişkenler çerçevesinde gerçekleştiğini belirten Said, bunların başında, her iki ülkenin İran savaşının ardından yaşanabilecek stratejik değişiklik ihtimallerine duyulan endişe ile bölgenin yaşadığı güvenlik akışkanlığının ülkelerin ulusal güvenliğine yansımaları geliyor. Bu durum, Kahire ve Ankara'yı ekonomik boyutun ötesine geçecek şekilde iş birliği alanlarını genişletmeye itiyor. Said, Gazze Şeridi'nde süren İsrail savaşı ile İsrail'in Suriye'nin güneyi ve Lübnan'ın güneyindeki nüfuzunu genişletme çabalarının, Mısır ile Türkiye arasındaki yakınlaşmanın en önemli itici güçleri arasında yer aldığına dikkat çekiyor.

Said yaptığı açıklamada, Türkiye'nin de İsrail-Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY)-Yunanistan iş birliği karşısında ister enerji projelerinde ister İsrail'in Ankara'yı F-35 uçağı programından dışlamaya yönelik baskılarında olsun, yeni bölgesel çevreler aradığını belirtti. Said, İsrail'in Afrika Boynuzu bölgesindeki hareketliliğinin Kahire ile Ankara arasındaki en önemli ortak dosyalardan biri olduğunu vurguladı. Said sözlerini, İsrail'in Büyük Etiyopya Rönesans (Nahda) Barajı meselesinde Etiyopya'nın tutumunu desteklemeye yönelik hareketliliğinin de bulunduğunu, bunun yanı sıra Sudan'daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ni (HDK) desteklediğini belirterek sürdürdü. Bu durum Mısır ve Türkiye'yi bölgesel meselelerde daha fazla iş birliğine itiyor.

Bu sebeple Said, Mısır ile Türkiye arasındaki savunma iş birliğinin her iki taraf için de büyük önem taşıdığını değerlendiriyor. Ankara'nın, yılda yaklaşık 6 milyar dolar değerindeki savunma ihracat pazarlarını genişletmeyi hedeflediğini belirten Said, savunma sanayiinin artık Türkiye ekonomisinin başlıca itici güçlerinden biri haline geldiğini göz önünde bulundurarak, bu rakamı artırmaya çalıştığını söyledi. Said, Mısır'ın Türk savunma sanayii için umut vadeden bir pazar teşkil ettiğini, bölgesel konumu sayesinde bu ihracatın Kuzey Afrika ülkeleri ve bazı Ortadoğu ülkelerine geçişi için önemli bir kapı niteliği taşıdığını ifade etti.

fvghyj
Mısır ve Türkiye arasında düzenlenen Altın Kartal Tatbikatı’ndan (Facebook - Mısır Silahlı Kuvvetleri)

Türkiye'nin, imalat maliyetlerini düşürmeye ve üretim hızını artırmaya katkı sağlayacak şekilde insansız hava aracı (İHA) üretimi alanında Mısır ile sanayi ortaklığı kurma isteğinde olduğunu, bu ortaklığın Mısır'ın savunma sanayii deneyimlerinden yararlanacağını kaydeden Said, bunun yeni pazarlara erişim imkânı sağladığını Kaydetti. Said, ABD'nin Türk savunma sanayiine getirdiği kısıtlamaların sürmesi halinde, bazı ülkelerin yaptırımları aşmak için kendi topraklarının dışında üretim yapmaya başvurmasına benzer şekilde, Mısır'ın bu sanayiler için üretim ve ihracat açısından alternatif bir merkez haline gelebileceğini belirtti.

Said’e göre Mısır tarafında ise bu iş birliği, Kahire'nin silahlı kuvvetlerini en güncel askeri sistemlerle modernize etme sürecinin bir parçası olarak gerçekleşiyor. Said, İHA’ların terörle mücadele ve sınır güvenliği bağlamında stratejik bir öncelik haline geldiğini belirtti. Said, Mısır'ın Sudan, Etiyopya ve Libya'yı da kapsayan bir dizi kriz odağının merkezinde bulunduğunu, bunun yanı sıra İsrail'in bölgedeki hareketliliğinin de eklendiğini ve bu durumun Mısır'ı İHA alanında gelişmiş teknolojilere sahip olmaya zorladığını, özellikle Türk İHA’larının savaş alanlarında büyük bir etkinlik sergilediğini vurguladı. Said, bu iş birliğinin Mısır'ın silahlanma kaynaklarını çeşitlendirme politikasının da bir parçası olduğunu teyit etti.

Mısır ve Türkiye, geçtiğimiz yıl ağustos ayında, Mısır'daki Arap Endüstri Organizasyonuna bağlı Kadir Fabrikası’nda ortak İHA üretimine ilişkin bir mutabakat muhtırası imzaladı. Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz yılın mart ayında, Türk tarafının teknik desteği ve lisansıyla fabrikada insansız kara araçları (İKA) üretilmesi konusunda anlaşmaya varılmıştı.

Öte yandan siyasi analist Oktay Yılmaz, Kahire ile Ankara arasındaki askeri iş birliğinin ortak tatbikatların ötesine geçerek savunma sanayii sektörüne genişlediğini vurguladı. Yılmaz, Mısır'ın yerel askeri üretim düzeyini yükseltmeye çalıştığı bir dönemde, Türkiye'nin ihtiyaçlarının büyük bölümünü kendi imkanlarıyla üreten sahip olduğu büyük potansiyelden yararlanarak, teknolojik deneyim ve askeri üretim birikimini Mısır tarafına aktarmaya hazır olduğuna dikkat çekti.

İsrail, Ankara-Kahire yakınlaşmasını izliyor mu?

Yılmaz, bölgesel dosyalara ilişkin yaptığı değerlendirmede ise Mısır-Türkiye yakınlaşmasının hassas meselelere doğrudan ve olumlu şekilde yansıdığını vurguladı. Ortak vizyonun, dengeyi yeniden sağlamaya ve Libyalı tarafların anlaşmazlıkları aşıp devlet kurumlarını birleştirmesine yardımcı olmaya katkı sağladığını ifade eden Yılmaz, bunun yanı sıra iki ülkenin Sudan'ın birliği ve toprak bütünlüğünün korunması gerekliliği konusundaki tutumlarının örtüştüğünü ve Suriye topraklarının birliğinin korunması ile güvenlik ve istikrarın yeniden sağlanmasına yönelik çabaların desteklenmesi konusunda uyum sergilediklerini belirtti.

Türkiye uzmanı Said ise Türkiye'nin bölge ülkeleriyle iş birliğini güçlendirme yönündeki hareketliliğine ilişkin başka bir açıklama daha getirdi. Ankara'nın İsrail ile ilişkilerinde eşi görülmemiş bir gerginlik yaşadığı dönemde bu ortaklıklara özel önem verdiğini belirten Said’e göre bu durum, Tel Aviv'in, Ankara'nın savunma sanayiinde kaydettiği büyük gelişme ve bölge ülkeleriyle ilişkilerini genişletmesine dair duyduğu endişelerden kaynaklanıyor. Said, bu gerilimin, şu anda pek olası görünmese de gelecekte doğrudan çatışmalara kapı aralayabileceği uyarısında bulundu.

Yeni bölgesel ortaklıklar arayışının Mısır ve Türkiye için bir zorunluluk haline geldiğini, özellikle İsrail'in savunma sanayii alanındaki Mısır-Türkiye yakınlaşmasına yönelik itirazları karşısında bu durumun daha da belirginleştiğini vurgulayan Said, bu tür tutumların, Mısır devletinin kabul etmediği bir tür vesayet niteliği taşıdığını değerlendirdi.

İsrailli emekli Tümgeneral Yitzhak Brik, geçtiğimiz mayıs ayında, Ma'ariv gazetesinde yayımladığı bir makalede, iki ülkenin askeri kapasitelerini güçlendirmesiyle birlikte Tel Aviv'in Türk-Mısır ittifakına karşı bir savaşa girme ihtimalini dışlamadı. Brik, iki ülke arasındaki her türlü askeri yakınlaşmanın İsrail'i, askeri doktrininin ve savunma stratejilerinin kapsamlı bir şekilde yeniden değerlendirilmesini gerektiren yeni güvenlik zorluklarıyla karşı karşıya bıraktığını vurguladı.

vfbghjk
Bölgedeki ülkelerin aralarındaki iş birliğini güçlendirmeye yönelmeleri doğaldır (Facebook - Mısır Silahlı Kuvvetleri)

Diğer taraftan siyasi analist Muhammed Öztürk, İsrail'in tarihi ve dini bağlar ile ortak çıkarlarla birbirine bağlı bölge ülkeleri arasındaki her türlü yakınlaşmadan rahatsızlık duyduğunu belirtirken, bu iş birliğinin doğal bir gelişme olduğunu değerlendirdi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Öztürk, bölge ülkelerinin tutumlarını birleştirmesinin, zorluklarla mücadele kapasitelerini güçlendireceği değerlendirmesinde bulundu.

Öztürk açıklamasında, Mısır ile Türkiye arasındaki iş birliğinin gerek ikili çerçevede gerek başka bir formatta olsun, bölgesel istikrarı güçlendirmek açısından önemli bir adım teşkil ettiğini belirtti. Öztürk, Mısır-Türkiye iş birliğinin güvenlik zorluklarıyla mücadelede büyük katkı sağlayabileceğini ekleyerek, iki ülke arasındaki koordinasyonun son dönemde bir dizi bölgesel krizin çözümüne katkı sağlamada etkili rol oynadığına dikkati çekti.

Son haftalarda Türkiye ile İsrail arasındaki gerginlik arttı. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı İsrail devletinin yok edilmesi çağrısında bulunmakla suçladı, bunun yanı sıra Tel Aviv, Osmanlı döneminde yaşandığı iddia edilen Ermeni katliamlarını tanıdı. Amerikan medya haberleri, Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'ı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı İsrail'e yönelik söylemini yumuşatmaya teşvik etmesi için ikna etmeye çalıştığını belirtiyor.

Mısır-İsrail ilişkileri, 1979 yılında iki taraf arasında barış anlaşmasının imzalanmasından bu yana en düşük seviyesinde seyrediyor. İsrail’in Gazze Şeridi’nde yürüttüğü savaşın başlamasından bu yana iki taraf arasındaki iletişim güvenlik düzeyiyle sınırlı kalmaya devam ediyor. Kahire, Tel Aviv nezdinde yeni bir büyükelçi atamadı ve Mısır makamları da İsrail'in yeni büyükelçisini kabul etmedi. Böylece her iki büyükelçilik de yaklaşık iki yıldır büyükelçi düzeyinin altında bir temsille faaliyet gösteriyor.

Mısırlı askeri uzman Tümgeneral Usame Kebir, bölgesel gelişmelerin ve bölgenin karşı karşıya olduğu tehditlere ilişkin kamuoyuna yapılan açıklamaların, bunun yanı sıra Türkiye ile İsrail arasındaki siyasi söylemde artan gerginliğin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsrail'i Ortadoğu için bir tehlike olarak değerlendirmesinin, bölge ülkelerinin aralarındaki iş birliğini güçlendirmeye yönelmesini doğal hale getirdiğini kaydetti.

Ankara ve Kahire: İş birliği mi, ittifak mı?

Kumandanlar ve Kurmay Koleji danışmanı Tümgeneral Usame Kebir, yaptığı açıklamada, Mısır ile Türkiye arasındaki askeri iş birliğinin bir askeri ittifak olmadığını, aksine askeri üretim ve ortak eğitim gibi birçok alanı kapsayan bir iş birliği niteliği taşıdığını belirtti. Kebir, bu iş birliğinin, iki ülke arasındaki ilişkilerin yıllarca dondurulmasına yol açan krizden önce de var olduğuna dikkati çekti.

İki ülke arasındaki ilişkilerin 2024 yılı boyunca Kahire ile Ankara arasındaki resmi ziyaretlerin yeniden başlamasıyla birlikte normal seyrine dönmeye başladığını, bunun siyasi ve diplomatik ilişkilerin güçlü bir şekilde yeniden tesis edilmesine katkı sağladığını ifade eden Kebir, askeri iş birliğinin yeniden başlamasının bu siyasi yakınlaşmanın doğrudan sonucu olarak gerçekleştiğini vurguladı. Kebir, bu iş birliğinin ilk meyvelerinin, 13 yıllık bir aradan sonra geçtiğimiz yıl eylül ayında Mısır ve Türkiye donanmalarının katılımıyla ‘Dostluk Denizi’ adlı deniz tatbikatının yeniden başlatılması şeklinde ortaya çıktığını belirtti. Kebir ayrıca, yaklaşık iki ay önce Mısır ve Türk hava kuvvetleri arasında bir Mısır üssünde başka bir ortak tatbikatın gerçekleştirildiğini kaydetti.

Korgeneral Eşref Zahir'in Türkiye'ye yaptığı ziyaretin, iki ülke arasındaki askeri iş birliği bağlarını güçlendirme çerçevesinde gerçekleştiğini, bu ziyaretin ilk olmadığını, siyasi ilişkilerin yeniden tesis edilmesinin ardından askeri ilişkileri geliştirmeye yönelik çabalar çerçevesinde bundan önce Mısır Genelkurmay Başkanı'nın bir ziyaretinin gerçekleştiğini belirten Kebir, ülkeler arasında askeri sanayiler alanında deneyim paylaşımının, disiplinli bir güvenlik sistemi aracılığıyla bilgi aktarımına katkı sağladığını ve silah satın alma maliyetlerini düşürmeye yardımcı olduğunu vurgulayarak, Türk İHA’larının Mısır içinde üretilmesine yönelik bir eğilimin bulunduğuna dikkat çekti.

dfgtrhyu
Gözlemciler, Mısır ile Türkiye arasında savunma alanındaki iş birliğinin her iki taraf için de büyük önem taşıdığını belirtiyor (Facebook - Mısır Silahlı Kuvvetleri)

Savunma sanayii alanındaki askeri iş birliğinin, teknik ve teknolojik deneyim paylaşımı yoluyla her iki taraf için de kazanımlar sağladığını, silah sistemlerinin geliştirilmesine hizmet ettiğini, bunun yanı sıra askeri harcamaların rasyonelleştirilmesine katkı sunduğunu belirten Kebir, Mısır ile Türkiye arasında uzun vadeli askeri iş birliği anlaşmaları imzalanmasının, iki ülke arasındaki stratejik ilişkileri güçlendireceğini ve istikrarlarını destekleyeceğini, bunun da gelecekte gerginliğin yeniden yaşanma ihtimalini azaltacağını vurguladı.

Öte yandan Milli Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk, geçtiğimiz perşembe günü düzenlediği basın toplantısında, Mısır ve Türk savunma bakanlarının niyet mektubunu imzalamasının, iki ülkenin karşılıklı güven ve ortak çıkarlar temelinde ilişkilerini derinleştirme yönündeki güçlü isteğini ve ‘bölgede barış, istikrar ve güvenliğin sağlanmasına katkı sağlayacak yeni iş birliği alanları oluşturma’ iradesini yansıttığını belirtti. Aktürk, askeri heyetler düzeyinde karşılıklı temaslar yoluyla iş birliğinin genişletildiğine, savunma ve güvenlik alanında diyaloğun güçlendirildiğine, askeri eğitim, ortak operasyonlar ve savunma sanayileri alanlarında adımlar atıldığına işaret etti.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir."



Mithat Sancar: Öcalan İmralı'da yapılan yeni yere geçti

PKK lideri Abdullah Öcalan’ın bir fotoğrafı (AFP)
PKK lideri Abdullah Öcalan’ın bir fotoğrafı (AFP)
TT

Mithat Sancar: Öcalan İmralı'da yapılan yeni yere geçti

PKK lideri Abdullah Öcalan’ın bir fotoğrafı (AFP)
PKK lideri Abdullah Öcalan’ın bir fotoğrafı (AFP)

DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili ve İmralı Heyeti üyesi Mithat Sancar, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın İmralı'da kendisi için hazırlanan yeni bir yere geçtiğini açıkladı. Sancar, bu gelişmenin yürütülen sürecin hızlandırılmasını gerektirdiğini savundu. Marmara Denizi’nin güneyinde, İstanbul kıyılarına yaklaşık 50 kilometre uzaklıkta bulunan adadaki yeni yerleşke, Öcalan’ın yaşam ve çalışma koşullarında değişikliğe gidildiğini ortaya koydu.

Bu adım, hükümetin “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı, Öcalan ve Kürt tarafının ise “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” olarak tanımladığı süreci ilerletme konusundaki kararlılığının bir göstergesi olarak değerlendirildi. Ancak TBMM’nin 10 Ağustos’ta sürece ilişkin “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Kanunu”nu, diğer adıyla çerçeve yasayı kabul etmesinden bu yana yeni adımlar atılmaması ve sürecin durgunluğa girmesi eleştirilere neden oluyor.

Barış sürecinde durgunluk

DEM Parti Milletvekili ve Öcalan ile devlet kurumları ve siyasi partiler arasındaki temasları yürütmek üzere partisi tarafından oluşturulan İmralı Heyeti üyesi Mithat Sancar, Öcalan’ın İmralı Cezaevi yerleşkesinde kendisi için hazırlanan yeni bir konuta taşındığını söyledi.

cd
İmralı Heyeti üyesi ve DEM Parti Milletvekili Mithat Sancar (X hesabından)

Sancar, PKK’ya yakınlığıyla bilinen Medya Haber kanalına verdiği ve pazar günü Türk medyasında yayımlanan röportajında, Öcalan’ın heyetleri kabul edebilmesi, resmî görüşmelerini gerçekleştirebilmesi ve siyasi mesajlarını iletebilmesi amacıyla tasarlanan yeni binaya geçmeyi kabul ettiğini belirtti. Sancar, ihtiyaç duyulması halinde Öcalan’ın gazetecilerle de görüşebileceğini ifade etti.

Sürecin iki aydan uzun süredir durgun olduğunu belirten Sancar, şu değerlendirmede bulundu:

“Daha önce belirli tarihler vermiştim ancak bunlar hayata geçirilmedi. Kürt hareketinin (PKK) attığı adımların ardından Öcalan ile birlikte çalışacak Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Komisyonu’nun İmralı’ya gitmesi ve sürecin koordinasyonunu kendisiyle birlikte ele alması gerekiyor.”

cdgbh
Öcalan’ın 1990 yılında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasının ardından yaklaşık 27 yıldır tutulduğu İmralı Cezaevi (Türk medyası)

Türkiye’de barış sürecinin, Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te PKK’ya yaptığı örgütü feshetme, silah bırakma ve demokratik, hukuki çerçevede siyasi faaliyetlere yönelme çağrısıyla başlamasının ardından Öcalan’ın serbest bırakılması yönündeki talepler de giderek arttı.

Ancak kendisine atfedilen açıklamalara göre Öcalan, İmralı Adası’ndan ayrılmak istemedi. Bunun yerine adadaki koşullarının iyileştirilmesini ve barış süreci ile demokratik dönüşüme ilişkin görüşlerini aktarabilmek amacıyla gazeteciler, akademisyenler ve sivil toplum temsilcileriyle görüşme imkânı sağlanmasını talep etti.

Konut mu, villa mı?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gazeteci Nagehan Alçı’nın Abdullah Öcalan için İmralı Adası’nda yeni bir konut hazırlandığı yönündeki açıklamalarına ilişkin değerlendirmede bulunmuştu. Gazeteci Ceyhun Bozkurt’a konuşan Bahçeli, Alçı’nın aktardığı bilgiler üzerinden “villa” yorumları yapıldığını belirterek, söz konusu yapının villa olmadığını söyledi. Bahçeli, “Villa diye bir şey yok. 250 metrekarelik bir konut yapıldı. Zaten bu konut cezaevi yerleşkesi içerisindedir” dedi.

ghyju
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli (Partinin X hesabından)

Öcalan’ın, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığındaki İzleme, Gözetim ve Koordinasyon Kurulu bünyesinde oluşturulması planlanan “Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Komisyonu”nun kurulmasını beklediği belirtilmişti. Kurul, ilk toplantısını 24 Ağustos’ta gerçekleştirmişti.

Çerçeve yasanın uygulanmasını denetlemek amacıyla oluşturulan İzleme, Gözetim ve Koordinasyon Kurulu, dört komisyon kurulmasına karar vermişti. Bunlar “Adli ve Hukuki Koordinasyon”, “İzleme ve Gözetim”, “Toplumsal Uzlaşı ve Bütünleşme” ile “Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon” komisyonları olarak sıralanmıştı.

dfrgthy
PKK’nın silahsızlandırılması sürecini izlemekle görevli “İzleme, Gözetim ve Entegrasyon Koordinasyon Kurulu”, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında 24 Ağustos’ta toplandı (Yılmaz’ın X hesabından)

Ayrıca TBMM bünyesinde, başlıca siyasi partilerin temsil edileceği bir denetim komisyonunun kurulması da bekleniyor.

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Uçum ise yaptığı açıklamada Öcalan’ın “Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Komisyonu”nda yer alacağını bildirmişti.

Hükümete yönelik eleştiriler

Hükümet, PKK mensuplarının silah bırakmasının tamamen doğrulanmasını, binlerce örgüt mensubunun Türkiye’ye dönerek topluma yeniden entegre edilmesine imkân sağlayacak çerçeve yasanın uygulanması için ön koşul olarak görüyor.

PKK, ekim ayında yaptığı açıklamada Türkiye’deki tüm silahlı unsurlarını geri çektiğini, Türkiye sınırına yakın bölgelerdeki sığınaklarını silahlı unsurlardan ve silahlardan arındırdığını duyurmuştu. Örgüt, istenmeyen olayların yaşanması ihtimalini ortadan kaldırmak amacıyla bu adımları attığını belirtmişti.

Yükümlülüklerini yerine getirdiğini savunan PKK, hükümetin de barış sürecinde harekete geçmesi, Öcalan’ın statüsünün değiştirilmesi ve sürecin yönetiminde kendisine gerekli rolün verilmesi gerektiğini ifade etmişti.

sf
PKK yöneticilerinden Besê Hozat, 11 Temmuz 2025’te Irak’ın kuzeyindeki Süleymaniye kentinde düzenlenen sembolik silah yakma töreninde (Reuters)

Mithat Sancar ise sürecin yalnızca tek tarafın, yani Kürt tarafının beklenti ve talepleri üzerinden ilerleyemeyeceğini belirterek, temel sorunun çözümüne yönelik belirleyici adımın Öcalan tarafından atılacağını söyledi.

Öte yandan PKK’nın lider kadrosunda yer alan ve KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanlığı görevini yürüten Besê Hozat da Türkiye hükümetinin tutumunu eleştirdi.

Hozat, PKK’nın silah bırakmasına rağmen Türkiye’nin barış süreci kapsamında somut hiçbir adım atmadığını savundu.

Sürecin Türkiye devletinin tutumu nedeniyle çıkmaza girdiğini ileri süren Hozat, parlamentoda kabul edilen demokratikleşme adımları ve hukuki reformlar hayata geçirilmediği sürece sürecin ilerleme kaydedemeyeceğini vurguladı.


Türkiye Cumhuriyeti 103 yaşında

Türkiye Cumhuriyeti 103 yaşında
TT

Türkiye Cumhuriyeti 103 yaşında

Türkiye Cumhuriyeti 103 yaşında

Türkiye, cumhuriyetin ilanının 103. yılını kutluyor. Anadolu'nun işgalden kurtarılmasının ardından Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde, TBMM'nin 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'i ilan etmesinin üzerinden 103 yıl geçti.

Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında resmî törenler düzenlenirken, vatandaşlar da bayram coşkusunu meydanlarda, caddelerde ve çeşitli etkinliklerde paylaşıyor. Türk bayraklarıyla donatılan kentlerde Cumhuriyet’in anlam ve önemine dikkat çekiliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve devlet erkanı Anıtkabir’i ziyaret etti

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın 103. Yılı tüm yurtta coşkuyla kutlanıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve devlet erkanı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında Anıtkabir'i ziyaret etti. Misak-ı Milli Kulesi'ne geçerek Anıtkabir Özel Defteri'ni imzalayan Başkan Erdoğan Türkiye Yüzyılı vurgusu yaptı. Başkan Erdoğan "Milli davamız olarak gördüğümüz Türkiye Yüzyılı hedefine ulaşıncaya kadar kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.

csdfvgbh
Fotoğraf: TCCB

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başkanlığındaki Aslanlı Yol'daki kortejde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi üyeleri, yüksek yargı organlarının başkanları, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, kuvvet komutanları, siyasi partilerin temsilcileri ve diğer devlet erkânı yer aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Atatürk’ün mozolesine üzerinde ay yıldız bulunan çelengi bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.

Daha sonra Misak-ı Millî Kulesi’ne geçerek Anıtkabir Özel Defteri’ni imzalayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, deftere yazdığı metni okudu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, özel deftere yazdığı metinde şu ifadelere yer verdi: “Aziz Atatürk, bugün, uğruna büyük bedeller ödediğimiz Cumhuriyetimizin kuruluşunun 103'üncü seneidevriyesini kutluyoruz. Tarihimize yeni bir istikamet çizen bu önemli günde, zatıâlinizi, silah arkadaşlarınızı ve kahraman şehitlerimizi şükranla yâd ediyorum. Türkiye Cumhuriyeti'ni, devleti ve milletiyle birlikte müreffeh ve muzaffer yarınlara ulaştırmak için farklı cephelerde yoğun bir mücadele içindeyiz.

dvfgbhn
Fotoğraf: TCCB

Cumhuriyet henüz ilan edilmemişken zatıâlinizin 1 Mart 1922 tarihli Büyük Millet Meclisi hitabında münderiç, 'Bizi, millî davamızı izlemekten yıldıracak hiçbir araç, hiçbir kuvvet düşünülemez. Millî davamız bizim hayatımızdır' sözleri ışığında, millî davamız olarak gördüğümüz Türkiye Yüzyılı hedefine ulaşıncaya kadar kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz. Ruhun şad olsun."


Türkiye, geçen hafta Libya’yı birleştirmeye yönelik görüşmelere ev sahipliği yaptı

Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı güçler (AFP)
Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı güçler (AFP)
TT

Türkiye, geçen hafta Libya’yı birleştirmeye yönelik görüşmelere ev sahipliği yaptı

Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı güçler (AFP)
Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı güçler (AFP)

Türkiye, geçen hafta Libya’nın doğusu ve batısındaki yönetimler arasında birliği sağlamak amacıyla görüşmelere ev sahipliği yaptı. Ancak görüşmelerden herhangi bir anlaşma çıkmadı.

xcdvfgbhj
Trablus’ta Abdülhamid Dibeybe hükümetine bağlı güçler arasında yer alan silahlı kişiler (AP)

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi üst düzey bir Türk yetkili, çarşamba günü AFP’ye yaptığı açıklamada, müzakerelerin henüz bir sonuç vermediğini belirtti.

Yetkili, “Görüşmeler şimdiye kadar ağırlıklı olarak iki tarafın askerî açıdan birleştirilmesine odaklandı. Siyasi birliğin sağlanması konusunun ise ilerleyen aşamada ele alınması bekleniyor” dedi.