Türkiye, Suriye'de İran'ın bıraktığı boşluğu doldurma girişiminin riskleriyle boğuşuyor

Şam, Arap bir ortağın katılımını memnuniyetle karşılayabilir, bu arada Tel Aviv güneyde bekliyor

Türkiye, Zeytin Dalı Operasyonu, Fırat Kalkanı Operasyonu ve Barış Pınarı Operasyonu adlarını taşıyan üç operasyon gerçekleştirdi ve Kuzey Suriye'de yeni etki alanları kurdu (Independent Arabia)
Türkiye, Zeytin Dalı Operasyonu, Fırat Kalkanı Operasyonu ve Barış Pınarı Operasyonu adlarını taşıyan üç operasyon gerçekleştirdi ve Kuzey Suriye'de yeni etki alanları kurdu (Independent Arabia)
TT

Türkiye, Suriye'de İran'ın bıraktığı boşluğu doldurma girişiminin riskleriyle boğuşuyor

Türkiye, Zeytin Dalı Operasyonu, Fırat Kalkanı Operasyonu ve Barış Pınarı Operasyonu adlarını taşıyan üç operasyon gerçekleştirdi ve Kuzey Suriye'de yeni etki alanları kurdu (Independent Arabia)
Türkiye, Zeytin Dalı Operasyonu, Fırat Kalkanı Operasyonu ve Barış Pınarı Operasyonu adlarını taşıyan üç operasyon gerçekleştirdi ve Kuzey Suriye'de yeni etki alanları kurdu (Independent Arabia)

Mustafa Rüstem

2024 sonlarında Beşşar Esed'in çarpıcı devrilişi ve Rusya'ya kaçışı, İran'ın Suriye'deki nüfuzunun sonunu işaret etti. Aynı zamanda Suriye iç savaşının doruk noktasında ülkenin askeri, ekonomik ve siyasi işlerine on yıllık açık müdahalenin yanı sıra, savaşın harap ettiği bir ülkede Rusya başta olmak üzere Esed'in diğer müttefikleriyle kazanımları en üst düzeye çıkarmaya yönelik gizli bir mücadeleyi de sona erdirdi.

Sadece İran ve kendisine bağlı örgütler Suriye'den çekilmekle kalmadı, aynı zamanda o dönemde muhalif olan Suriyeli fraksiyonların zaferi, İran’ın bölgedeki hayati öneme sahip varlığının da sonunun başlangıcıydı. Irak, Lübnan ve özellikle de Lazkiye Limanı’ndaki varlığından sonra Akdeniz kıyıları gibi stratejik bölgelerle hayati bağlantı görevi gören topraklardan çekilmesi kendisi için ciddi bir darbeydi. Suriye topraklarının kaybı, Esed ailesinin uzun süredir müttefiki olan İran rejimi için bir gerileme demekti ve onu Arap arenasındaki önemli bir oyuncu olmaktan çıkararak geri çekilmesine ve henüz doldurulmamış bir siyasi ve askeri boşluk bırakmasına neden oldu.

Boşluk ve varlık arasında

Türkiye, Suriye çatışmasında aktif bir varlığa sahip, ülkenin güç ve kapasitesini, güçlü ve zayıf yönlerini derinlemesine anlayan ve İran'ın yerini alabilecek bir ülke olarak öne çıkıyor. Ancak, görüştüğümüz Suriye ve Türkiye'den uzmanlar, Ankara'nın askeri ve ekonomik alanlarda gerekli desteği sağlayabilme ve 2011'deki halk ayaklanmasının ardından başlayan ve Esed iktidarının devrilmesiyle sonuçlanan uzun savaşta Tahran’ın eski rejime verdiği, 8 Aralık 2024'teki çöküşüne kadar devam eden sınırsız desteği sunabilme gücü konusunda farklı görüşlere sahipler.

Türk dış politika araştırmacısı Firas Ağaoğlu, “Suriye'deki boşluğu doldurmaya yönelik bir Türk aktivizmi var, ancak bu varlık Arap ulusal güvenliğini de dikkate alıyor, çünkü Arap devletleri de boşluğu doldurmaya çalışıyor. Buna rağmen, sahada Türk varlığı daha güçlü olmaya devam ediyor. Bu durum, silahlı çatışma sırasında milyonlarca Suriyelinin Türkiye'ye zorunlu göçü, Suriye'deki Türk kuvvetlerinin varlığı ve iki ülkenin uzun süredir paylaştığı sınır gibi çeşitli faktörlerle bağlantılı” değerlendirmesinde bulunuyor.

Araştırmacı, “Türkiye'nin, İran'ın eski rejimi devirmeyi amaçlayan son savaşta yaptığı gibi, Suriye'ye sınırsız askeri ve ekonomik destek sağlama kapasitesine sahip olduğunu” düşünmüyor. Türkiye'nin “herhangi bir destek, hatta sınırlı destek bile sunamayacak kadar zayıf olduğunu, nitekim sahada böyle bir destek görmediğimizi” belirtiyor. “Bunun, Şam'ın da bu konuyu yönetirken üzerinde çalıştığı Arap ulusal güvenliğiyle olan dengeden kaynaklandığına inanıyorum. Aynı şekilde, Ankara'nın da sınırsız destek sağlayacak önemli bir ekonomik gücü yok; bunun için çok zayıf” diyor.

Uluslararası ilişkiler araştırmacısı Firas Bouzan ise Türkiye'nin bu boşluğu dolduracak bütün güç ve kapasiteye sahip olduğu senaryosuna katılıyor, “çünkü çeşitli düzeylerde geniş bir sosyal kabul görüyor. Birincisi, sosyal bir taban var. Çünkü Suriyeliler arasında bir nesil ya Türkiye'de yaşadı ya da Kuzey Suriye'de yaşadığı için Türkiye ile bağları var ve bu önemli bir sosyal ve kültürel tabanı temsil ediyor” diye belirtiyor.

İkinci düzey ise ona göre, bölgesel güvenlik ve jeopolitik durumun farkında olan her iki ülke liderliği ile sınırlı olan stratejik düzeydir. Bu düzey Suriye'nin istikrarsız olmasının tehlikelerinden kaçınmak için güçlü teşvikler sağlıyor.

Bouzan, “Üçüncü düzey yeniden inşa sürecidir,” diyerek, bunu “Türkiye için kolay kolay vazgeçilmeyecek muazzam bir ekonomik fırsat” olarak görüyor. Araştırmacı “Buna ilave olarak, mevcut Türk varlığı, İran'ın Suriye'ye dönüşünü engellemekle ilgilenen etkili Arap taraflar arasında endişe uyandırmıyor veya buna karşı çıkmıyorlar” ifadelerini kullanıyor. Türk desteğinin niteliğine gelince Bouzan, Ankara'nın bilhassa güvenlik ve askeri alanlarda, özellikle de eğitim ve yeni bir Suriye ordusunun kurulmasına yardım konusunda mümkün olan en büyük desteği sağlayacağı düşüncesinde. Ancak, “Ankara'nın hedeflerini sınırlayan şeyin, Suriye'deki geçiş sürecini finanse etme kapasitesini ve imkanlarını aşması” olduğunu belirtiyor.

Uluslararası ağın çöküşü

Suriye savaşı sırasında Türk ordusu, o zamanlar “Suriye Milli Ordusu” olarak bilinen ve üç kolordudan meydana gelen oluşumun kuruluşuna yardımcı oldu. Ayrıca İdlib'de sekiz muharip tugayın kurulmasını destekledi ve kuzeybatı Suriye'ye askeri karakollar konuşlandırdı. 2016 ve 2019 yılları arasında Türkiye, “Suriye Milli Ordusu”nun desteğiyle “Zeytin Dalı”, “Fırat Kalkanı” ve “Barış Pınarı” adlarını taşıyan üç operasyon gerçekleştirdi. Bu operasyonlar sırasında, Kuzey Suriye boyunca yeni etki alanları kurdu. Başta Kürdistan İşçi Partisi (PKK) olmak üzere uzun süredir çatışma içinde olduğu Kürt silahlı örgütlerin ulusal güvenliğini tehdit eden saldırılarını önemli ölçüde azaltan tampon bölgeler oluşturarak bunlardan faydalandı.

x cbgnh
Tel Aviv ve Ankara'daki liderlikler arasında gerilim ve anlaşmazlıklar devam ediyor (Independent Arabia)

Türk siyasi analist Ali Esmer ise İran'ın Suriye'deki nüfuzunun gerilemesini sadece bölgesel bir gücün Suriye’den ayrılması olarak değil, Tahran'ın yıllar içinde inşa ettiği geniş bir milis ağının, askeri koridorların, güvenlik ve ekonomik nüfuz ağının çöküşü olarak değerlendiriyor. Ancak, Türkiye'nin bu boşluğu İran gibi doldurmayacağını değerlendiriyor; çünkü Türkiye'nin zayıf ve bölünmüş bir Suriye'ye değil, sınırlarını kontrol edebilen, silahlı örgütleri ve mülteci dalgalarını engelleyebilen, ticaret ve enerji yollarını açabilen istikrarlı bir devlete ihtiyacı var.

“Ankara, Suriye ordusunu eğiterek, kabiliyetlerini geliştirerek, silahlı oluşumları birleştirerek ve sınır güvenliğini destekleyerek, ayrıca altyapı, elektrik, havaalanları ve sanayi bölgelerinin rehabilitasyonuna katkıda bulunarak ve Suriye ekonomisini Türk pazarlarına bağlayarak, Şam'ın en önemli bölgesel ortağı olabilir” yorumunda bulunuyor.

Türk araştırmacı, “Ne var ki bu destek sınırsız olmayacak, çünkü Türkiye Suriye'nin yeniden inşasının veya bütün cephelerde savunmasının maliyetini tek başına karşılayamaz. Daha olası bir senaryo, Arap fonlarını Türk yönetim uzmanlığıyla birleştiren bir Suriye-Türkiye-Körfez ortaklığıdır. Dahası, Türk nüfuzu sadece kuzeye değil, öncelikle doğrudan askeri konuşlandırmadan ziyade siyasi, ekonomik ve kurumsal bir şekilde Suriye'nin çeşitli bölgelerine yayılmaya da aday” diyor.

Güney Suriye

Buna karşılık İsrail, özellikle örgütsel geçmişleri göz önüne alındığında, yeni Suriye makamlarının ulusal güvenliğini tehdit ettiği bahanesiyle, Esed'in devrilmesini sınırlarındaki tampon bölgeyi genişletmek için altın bir fırsat olarak gördü. Bu genişleme, İsrail hava saldırılarıyla tahrip edilen Palmira (Tedmur) ve Tiyas (et-Teyfur) gibi hava üsleri de dahil olmak üzere, yeni Suriye ordusu için askeri üsleri yeniden kurmayı amaçlayan Türk nüfuzuyla çatıştı. İsrail Hava Kuvvetleri, bir Türk heyetinin bölgeyi ziyaret etmesinin ardından ülkenin merkezindeki Humus kırsalındaki bu üsleri bir kez daha vurdu. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre bu saldırılar, Türklere kuzey sınırında durmaları ve askeri nüfuzlarını genişletmemeleri mesajını taşıyordu.

Türk ve İsrail nüfuzu arasında devam eden çatışma ve bunun güç boşluğunu doldurmayı nasıl etkileyeceği hakkındaki sorulara yanıt olarak, Türk araştırmacı Ağaoğlu şunları söyledi: “Güç dengeleri ABD'nin elinde ve o da Ankara'dan bu çatışmaya girmemesini isteyebilir. Şam hükümeti de Türkiye'den müdahale etmemesini isteyebilir, çünkü Suriye'nin bir nüfuz çatışmasının alanı haline gelmesi kendi çıkarına değil. Bu, Ankara için de iyi değil.”

xscdfgrt
Suriye savaşı sırasında Türk ordusu, o zamanlar “Suriye Milli Ordusu” olarak bilinen oluşumun kuruluşuna yardımcı oldu (Independent Arabia).

Araştırmacı sözlerine şöyle devam etti: “Ancak İsrail güney Suriye'yi işgal etmek ve ele geçirmek isterse, durum çok farklı olur çünkü o zaman bir Arap müdahalesi olacaktır. Türkiye'ye gelince, Tel Aviv'in güneydeki denklemi değiştirmeye çalıştığını görürse, müdahalesinin şu ankinden daha büyük olacağını düşünüyorum.”

Tel Aviv ve Ankara arasında Suriye'de yaşanabilecek bir çatışma olasılığıyla ilgili görüşlerini açıklarken, uluslararası ilişkiler araştırmacısı Bouzan, Ankara'nın gerekirse çok ileri gidebileceğini gösteren, Azerbaycan ve Libya deneyimlerine işaret etti ve Tel Aviv’in bunu çok iyi anladığına değindi. İsrail'in, “Türkiye'nin NATO için artan stratejik öneminin farkında olduğunu ve şu anda kimsenin böyle bir çatışmayı finanse etmek ve askeri olarak desteklemek istemeyeceğini bildiğini, bu durumun da İsrail'i tek başına Türkiye ile doğrudan karşı karşıya getirdiğini” ifade etti. “İsrail'in yüksek sesli söylemlerinin ötesinde, Tel Aviv'in bu aşamada Suriye'de öngörülebilir bir siyasi ve askeri yapıya ihtiyacı var ve eğer yapabilirse tampon bölgeler oluşturmaya çalışacak, ancak bu da artık kolay değil” dedi.

Gergin ilişkiler

Bu nedenle Tel Aviv ve Ankara’daki liderlikler arasındaki ilişkilere gerginlik ve sürtüşme damga vuruyor. Washington'un Türkiye'deki son NATO zirvesinde ünlü Amerikan F-35 savaş uçaklarının Türk Hava Kuvvetlerine teslimini onaylayacağını ima etmesi, özellikle İsrail'in Türklere bu uçağın verilmemesini istemesinin ardından gerginlik daha da artırdı.

Ankara'nın güney Suriye'deki faaliyetleri hakkındaki sorularımıza yanıt olarak, Türk araştırmacı Esmer şunları söyledi: “Bu bölge, güçlü bir Suriye devleti kurmaya dayalı Türk vizyonu ile zayıf ve sınırlı kapasiteli bir Suriye'yi tercih eden İsrail vizyonu arasındaki çatışma nedeniyle en hassas bölge olmaya devam ediyor. Bu, Ankara ve Tel Aviv arasında artan rekabete ve sürtüşmeye yol açabilir. Bununla birlikte, İsrail Türk mevzilerini veya güçlerini hedef almadığı veya Suriye'nin kalıcı olarak bölünmesini dayatmaya çalışmadığı sürece, doğrudan bir askeri çatışma olasılığı düşüktür.”

Buna ilave olarak, araştırmacı, “Türkiye'nin İran projesini miras almak değil, devlet, ticaret, kurumlar ve milli orduya dayalı farklı bir nüfuz alanı inşa etmek istediğini, çünkü gerçek başarısının Suriye'yi kontrol etmekte değil, stratejik ortak ve kendisi için güvenlik ve ekonomik derinlik oluşturacak istikrarlı bir Suriye devletinin kurulmasına yardımcı olmakta yattığını” değerlendiriyor.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir."



Türkiye Cumhurbaşkanı, yeni bir dönem için aday olacağına dair imada bulundu

Cumhurbaşkanı, Ankara'da iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kuruluşunun 25. yıl dönümü kutlamaları sırasında (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı, Ankara'da iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kuruluşunun 25. yıl dönümü kutlamaları sırasında (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye Cumhurbaşkanı, yeni bir dönem için aday olacağına dair imada bulundu

Cumhurbaşkanı, Ankara'da iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kuruluşunun 25. yıl dönümü kutlamaları sırasında (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı, Ankara'da iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kuruluşunun 25. yıl dönümü kutlamaları sırasında (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) kuruluşunun 25. yıl dönümü dolayısıyla Ankara’da düzenlenen törende yaptığı konuşmada, 2028’de yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yeniden aday olabileceğinin ve iktidarda daha uzun yıllar kalmayı hedeflediğinin sinyalini verdi. Erdoğan, AK Parti’nin gelecek planlarının 2071 yılına kadar uzandığını söyledi.

72 yaşındaki Erdoğan, siyasi hayatında 50 yılı geride bıraktığını belirterek, ömrü ve sağlığı elverdiği sürece Türkiye’ye hizmet etmeyi sürdüreceğini ifade etti.

AK Parti’nin 25. kuruluş yıl dönümü etkinliğinde konuşan Erdoğan, “Ben Tayyip Erdoğan. Siyasette 50 yılı tamamladım. Allah ömür ve sağlık verdiği müddetçe Türkiye’ye hizmet yolunda daha nice yıllar mücadele edeceğim. Aziz milletimin duası ve desteğiyle bu ülke için sevgiyle çalışmayı sürdüreceğim. Ruh bu bedende olduğu sürece bu sevda sönmeyecek” dedi.

Erdoğan, Türkiye’nin geleceğinde gençlerin rolüne de dikkat çekerek, “Dilleri bilen, dünyayı iyi okuyan, tarihinin farkında, inancına ve vatanına sahip çıkan bir genç nesil geliyor. En büyük eserim, bu neslin yetişeceği iklimi oluşturmak oldu” ifadelerini kullandı.

2028’de yeniden adaylık planı

Erdoğan, AK Parti’nin kuruluşundan bu yana görev yapanlara teşekkür ederek, “Bu hareketin henüz yolun başında olduğunu” söyledi. Cumhurbaşkanı, “Biz daha yolun başındayız. Bu hareket, bu kadrolar, bu gençler, onların çocukları ve torunları Türkiye’yi yönetecek. Önce 2053’e, ardından 2071’e taşıyacaklar. Parti, son 25 yılda olduğu gibi Türkiye’nin geleceğinde de iz bırakmaya devam edecek” diye konuştu.

fgthy
Erdoğan, partisinin kuruluşunun 25. yıldönümü kutlamaları sırasında parti destekçilerinden oluşan kalabalığa hitap ediyor (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan’ın, AK Parti’nin 25. kuruluş yıl dönümü etkinliğinde destekçilerine hitap ettiği konuşması dikkat çekti.

AK Parti’nin Cumhur İttifakı’ndaki ortağı Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) lideri Devlet Bahçeli ile AK Parti yöneticileri daha önce yaptıkları açıklamalarda, Erdoğan’ın bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçiminde partinin ve ittifakın adayı olduğunu belirtmişti.

Ancak mevcut Türkiye Anayasası’na göre Erdoğan’ın bir sonraki seçimde yeniden aday olabilmesi hukuki engelle karşı karşıya. 1982’de kabul edilen ve daha sonra birçok kez değiştirilen Anayasa, cumhurbaşkanının görev süresi konusunda en fazla iki kez seçilebilmesine imkân tanıyor.

Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesi için ya Anayasa’nın değiştirilmesi ya da TBMM’nin seçimlerin yenilenmesine karar vermesi gerekiyor. Seçimlerin yenilenmesi kararının alınabilmesi için 600 sandalyeli Meclis’te 360 milletvekilinin desteği gerekiyor.

AK Parti’nin Erdoğan’ın talimatıyla yeni bir anayasa hazırlığı üzerinde çalışmasına rağmen, seçimlerin Meclis kararıyla yenilenmesi seçeneğinin daha olası olduğu değerlendiriliyor.

Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum da daha önce yaptığı açıklamada, normal takvimde Mayıs 2028’de yapılması öngörülen seçimlerin Nisan 2028’e çekilebileceğini belirtmiş ve bunun “erken seçim” sayılmayacağını savunmuştu. AK Parti’nin seçim işlerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz ise seçimlerin 2027 sonbaharında yapılabileceğini dile getirmişti.

Barış süreci

Erdoğan, konuşmasında hükümetin “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı, Kürt tarafının ise “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” olarak nitelediği sürece de değindi.

cdfvgthyj
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kürdistan İşçi Partisi (PKK) üyelerinin Türk toplumuna entegre edilmesini sağlayan bir yasayı onayladı (Reuters)

Cumhurbaşkanı, Türkiye’de kardeşlik ve toplumsal birlik duygusunun güçlendirilmesinin önemine vurgu yaparak hükümetin terör sorununu tamamen çözmek için çalıştığını söyledi.

TBMM’nin 10 Ağustos’ta “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmeyi Güçlendirme Kanunu”nu kabul ettiğini hatırlatan Erdoğan, hedeflerinin Türkiye’yi ve bölgeyi gelecek nesiller için terörden arındırmak olduğunu ifade etti.

Erdoğan, “Biz sadece terör sorununu sona erdirmiyoruz; aynı zamanda Türkiye’yi içeriden istikrarsızlaştırmaya yönelik emperyalist planları da tersine çeviriyoruz” dedi.

Ekonomiden savunma sanayisine övgü

Erdoğan, AK Parti hükümetlerinin 24 yıllık iktidarı boyunca elde edilen kazanımları da sıraladı. Türkiye’nin tarihindeki en büyük yatırım ve projelerin gerçekleştirildiğini belirten Erdoğan, ekonomi, sağlık, eğitim ve ulaştırma alanlarında önemli ilerlemeler kaydedildiğini söyledi.

Türkiye’nin 2025 yılında dünyanın en büyük ekonomileri sıralamasında 21. sıradan 16. sıraya, Avrupa’da ise altıncı sıraya yükseldiğini ifade etti.

Erdoğan ayrıca Türkiye’nin savaş gemileri, insansız hava araçları, helikopterler, tanklar, füzeler ve denizaltılar dahil olmak üzere çok sayıda savunma sanayisi ürününü kendi imkânlarıyla üretebilir hale geldiğini söyledi.

Muhalefetten AK Parti’ye milletvekili ve belediye başkanı transferleri

Erdoğan, konuşmasında üç milletvekilinin AK Parti’ye katıldığını açıkladı. Bunlardan ikisinin milliyetçi İYİ Parti’den, birinin ise Gelecek Partisi’nden olduğu belirtildi. Bu transferlerle AK Parti’nin TBMM’deki sandalye sayısı 280’e yükseldi.

xscdfgth
Erdoğan, Adalet ve Kalkınma Partisi’ne katılan muhalefet milletvekilleri ve belediye başkanlarıyla bir araya geldi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Ayrıca muhalefet partilerinden yedi belediye başkanının da AK Parti’ye katıldığı açıklandı.

Muhalefet partileri ise AK Parti’nin milletvekilleri ve belediye başkanlarını transfer etmek amacıyla “baskı, tehdit ve çeşitli teşvik yöntemlerine” başvurduğunu öne sürüyor.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, iki milletvekilinin AK Parti’ye geçmesinin ardından X hesabından yaptığı açıklamada, partisinin farklı yönlerden saldırıya uğradığını savundu.

Dervişoğlu, “Bize her taraftan saldırdıklarına göre doğru yoldayız” ifadelerini kullandı.


Mısır ve Türkiye... Bölgesel dosyalarda daha fazla uyum ve ortaklığın güçlendirilmesi

Mısır, Türk tarafının tam hizmetli entegre bir Türk sanayi bölgesi kurulması konusunu değerlendirmesini bekliyor (Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)
Mısır, Türk tarafının tam hizmetli entegre bir Türk sanayi bölgesi kurulması konusunu değerlendirmesini bekliyor (Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)
TT

Mısır ve Türkiye... Bölgesel dosyalarda daha fazla uyum ve ortaklığın güçlendirilmesi

Mısır, Türk tarafının tam hizmetli entegre bir Türk sanayi bölgesi kurulması konusunu değerlendirmesini bekliyor (Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)
Mısır, Türk tarafının tam hizmetli entegre bir Türk sanayi bölgesi kurulması konusunu değerlendirmesini bekliyor (Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Mısır ziyareti kapsamında Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile gerçekleştirdiği görüşme sırasında, bölgesel meselelerde uyum ve iki ülke arasındaki ortaklığın desteklenmesi konusunda belirgin bir yakınlaşma olduğu görüldü.

Abdulati ve Fidan, Kuzey Sahili'ndeki El Alameyn kentinde, geçen şubat ayında Kahire'de Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında gerçekleştirilen İkinci Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Toplantısı'nın sonuçlarının uygulanmasını takip etmek amacıyla düzenlenen İkinci Ortak Planlama Grubu Toplantısı'na başkanlık etti.

Mısır Dışişleri Bakanlığı'dan bugün (Cuma) yapılan açıklamaya göre, perşembe akşamı gerçekleştirilen toplantıda iki ülke arasındaki ekonomik, ticari ve yatırım ilişkilerini güçlendirme ve iki ülke liderlerinin 2024 yılında üzerinde mutabık kaldığı üzere ticaret hacmini 15 milyar dolara çıkarma yolları ele alındı.

vfghyju
Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz şubat ayında Kahire'de askeri iş birliği anlaşması imzaladı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

İki bakan, ekonomik iş birliği için mevcut çerçeve ve mekanizmaların etkinleştirilmesinin ve iki ülkenin mevcut potansiyelinden tam anlamıyla yararlanılmasını engelleyebilecek tüm zorlukların aşılmasının önemini vurgularken, Serbest Ticaret Anlaşması'nın kapsamının genişletilmesi sürecinin hızlandırılması gerektiğini belirtti.

Abdülati, Türk yatırımcıların faaliyetlerini kolaylaştırmak amacıyla Mısır'ın attığı adımları gözden geçirirken, Türk tarafının Mısır'da Türk yatırımlarını daha fazla çekmek amacıyla, özellikle Süveyş Kanalı Ekonomik Bölgesi'nde otomotiv, ekipman, kimya ve tekstil sektörlerinde faaliyet gösterecek tam hizmetli entegre bir Türk sanayi bölgesi kurulması konusunu değerlendirmesini beklediklerini ifade etti.

İki bakan ayrıca, yük taşımacılığını artırmak amacıyla Mısır ile Türkiye arasındaki Ro-Ro deniz taşımacılığı hattının yeniden faaliyete geçirilmesine ilişkin istişarelerdeki son gelişmeleri ele aldı. Görüşmede, Mısır ve Türkiye limanları arasındaki tedarik zincirlerinin ve lojistik bağlantıların güçlendirilmesi de gündeme geldi.

fvg
Mısır ile Türkiye arasındaki İkinci Ortak Planlama Grubu Toplantısı El Alameyn'de gerçekleştirildi (Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Rakha Ahmed Hassan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Kahire ile Ankara arasında Sudan, Yemen, Suriye ve Gazze gibi bölgesel dosyalarda uyum bulunduğunu söyledi. Hassan, iki ülkenin Orta Doğu'daki krizlerin çözümü için arabuluculuk rolü üstlendiğini belirtti.

Hassan, Libya dosyasının da iki ülkenin gündeminde önemli bir yer tuttuğunu belirterek, krizin çözümü için seçimlerin yapılıp yapılamayacağının ele alındığını, seçimlerin Libya krizinin çözümü açısından temel bir adım olduğunu ifade etti. Ayrıca Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması'nın da gündemde olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eylül 2024'te Ankara'da, 2025 yılının Türkiye ile Mısır arasındaki diplomatik ilişkilerin kurulmasının 100. yıl dönümüne denk geldiğine ve iki ülkenin tüm alanlarda ortaklık ve iş birliğini stratejik düzeye yükseltme iradesine vurgu yapılan bir ortak bildiri imzalamıştı.

Demokrasi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı ve bölgesel meseleler uzmanı Kerem Said ise Türkiye'nin, bölgedeki nüfuzunu güçlendirmesinin merkezi bir ülke ve gerek Libya meselesi gerekse Doğu Akdeniz konusunda temel bir dayanak olan Mısır'la yakınlaşmasını güçlendirmesine bağlı olduğuna inandığını belirtti.

Said, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Türk Dışişleri Bakanı'nın Mısır ziyaretinin, ticari ve askeri ilişkilerin yanı sıra diplomatik koordinasyon açısından da ikili ilişkilerde dikkat çekici bir gelişme yaşandığı bir döneme denk geldiğini söyledi.

fdfrgthy
Abdulati ve Fidan, bugün (Cuma) ekonomik iş birliği için mevcut çerçeve ve mekanizmaların etkinleştirilmesinin önemine dikkat çekt. (Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)

Said, ziyaretin Libya sahasındaki koordinasyona odaklandığını belirterek, Mısır ve Türkiye'nin Libya'da birleşik bir siyasi sistem ve birleşik bir askeri yapı oluşturulmasının önemi konusunda ortak bir yaklaşım ve vizyona sahip olduğunu ifade etti.

Said ayrıca, İsrail'in bölgeyi yeniden şekillendirmeye yönelik hamlelerinin nasıl ele alınacağının da görüşmelerde gündeme geldiğini belirtti. Özellikle İsrail'in Filistin toprakları, güney Suriye ve güney Lübnan'daki operasyonlarını genişletme konusundaki ısrarına dikkat çeken Said, İsrail'in Kızıldeniz bölgesindeki girişimlerine, özellikle Somaliland’ı tanımasının ve Kızıldeniz kıyısında bu bölgede askeri üs kurma çabasının da değinilen konular arasında olduğunu söyledi.

Said, Sudan'daki savaşla bağlantılı dosyaya da değinerek, Mısır ve Türkiye'nin Sudan'daki resmi yönetimin desteklenmesi ve her türlü ayrılıkçı hareketle mücadele edilmesinin önemi konusunda ortak bir görüşe sahip olduğunu belirtti.

Mısır Dışişleri Bakanlığı'dan bugün (Cuma) açıklamaya göre Abdulati ve Fidan, ikili düzeyde ve Mısır, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki Dörtlü Mekanizma çerçevesinde yakın koordinasyonun sürdürülmesinin önemini vurguladı. Bu mekanizmanın bölgenin güvenlik ve istikrarını sağlama çabalarını desteklemeyi amaçladığı belirtildi.

Görüşmelerde ayrıca bölgedeki gerilimi düşürme ve tansiyonu kontrol altına alma çabaları ile siyasi ve diplomatik çözümlerin ilerletilmesi ele alındı. Bu kapsamda, ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptına uyulmasını sağlamaya yönelik girişimler de değerlendirildi.

Abdulati ve Fidan, İsrail'in Gazze Şeridi ve Batı Şeria'daki ihlallerini kınarken, Filistin topraklarındaki gerilimin derhal durdurulması ve ABD Başkanı Donald Trump'ın birinci ve ikinci aşamalarından oluşan barış planının, İsrail güçlerinin Gazze Şeridi'nden çekilmesi de dahil olmak üzere hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

İki bakan ayrıca, ateşkesin sağlanması ve Sudan'ın birliğini, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruyan, Sudan halkının beklentilerini karşılayan siyasi bir çözüme ulaşılması yönündeki çabaların sürdürülmesinin önemine dikkat çekti.


Suudi Arabistan-Mısır-Türkiye görüşmesinde bölgesel gelişmeler ele alındı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, El Alameyn kentindeki görüşmesinden bir kare (Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, El Alameyn kentindeki görüşmesinden bir kare (Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü)
TT

Suudi Arabistan-Mısır-Türkiye görüşmesinde bölgesel gelişmeler ele alındı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, El Alameyn kentindeki görüşmesinden bir kare (Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, El Alameyn kentindeki görüşmesinden bir kare (Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bölgedeki mevcut gelişmeleri ve son durumu ele aldı.

Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Temim Hilaf'ın bugün (Cuma) yaptığı açıklamaya göre El Alameyn kentinde gerçekleştirilen dostane görüşmede bakanlar, stratejik ortaklığı güçlendirme ve ortak çıkarları ilerletme konusundaki kararlılıklarını vurguladı.

Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, bakanların ayrıca ülkeleri arasındaki köklü dostluk ve yakın iş birliği bağlarının derinliğine dikkat çektiğini belirtti.