Türkiye, Libya’daki devlet kurumlarını birleştirme çabalarında koordinatör rolü üstlenmeyi hedefliyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/t%C3%BCrkiye/5306457-t%C3%BCrkiye-libya%E2%80%99daki-devlet-kurumlar%C4%B1n%C4%B1-birle%C5%9Ftirme-%C3%A7abalar%C4%B1nda-koordinat%C3%B6r
Türkiye, Libya’daki devlet kurumlarını birleştirme çabalarında koordinatör rolü üstlenmeyi hedefliyor
Müşir Halife Hafter ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün Bingazi'deki görüşmeleri sırasında (LUO Genel Komutanlığı Basın Ofisi)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün yaptığı açıklamada, ülkesinin ‘Libya’daki devlet kurumlarını birleştirmeyi hedefleyen çabaları destekleme’ konusundaki kararlılığını vurgulayarak, Ankara'nın uluslararası çabaların koordinasyonunda rol oynama ve ‘Libya'daki kurumsal bölünmüşlüğü sona erdirmeyi amaçlayan ABD girişimini destekleme’ arzusunu dile getirdi.
Fidan, bu açıklamaları, Libya ziyaretinin ikinci gününde Bingazi'de Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutanı Mareşal Halife Hafter, Yardımcısı Korgeneral Saddam Hafter ve Genelkurmay Başkanı Halid Hafter ile gerçekleştirdiği görüşmeler sırasında yaptı.
Ziyaretine salı günü Trablus'tan başlayan Fidan, ülkenin doğusundaki üst düzey yetkililerle görüşmek üzere Bingazi'ye geçmeden önce, geçici Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe, Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ve Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Muhammed Tekale ile bir araya gelmişti.
Ziyaret, Libya'da yürütme erki ile ülkedeki bölünmüş kurumların birleştirilmesine yönelik yeni bir formül geliştirilmesini amaçlayan ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Arap ve Afrika İşleri Başdanışmanı Massad Boulos'un öncülük ettiği ABD girişimi etrafında temasların yoğunlaştığı hassas bir dönemde gerçekleşti.
Girişimin detaylarına dair basına yansıyan bilgilere göre bu plan, ülkenin doğusu ile batısındaki başlıca güç merkezlerini bir araya getirmeyi hedefleyen bir formül çerçevesinde yürütme erkinin yeniden şekillendirilmesini, Başkanlık Konseyi Başkanlığı'nın LUO Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter'e verilmesini ve Dibeybe'nin başbakan olarak görevde kalmasını öngörüyor.
LUO Genel Komutanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Fidan, Hafter ile gerçekleştirdiği görüşmede onun üstlendiği role duyduğu takdiri dile getirerek, bu ziyaretin Türkiye ile Libya arasındaki ilişkileri geliştirme sürecinin bir uzantısı niteliğinde olduğunu belirtti. Bakan Fidan ayrıca, yeni bir Türk konsolosun atanmasının ardından Bingazi'deki Türk Konsolosluğu'nun faaliyetlerine başladığına da dikkati çekti.
Fidan, pazartesi günü Bingazi'nin el-Havari mahallesinde aracını hedef alan bombalı bir saldırıyla suikasta uğrayan Libya'nın doğusundaki Askeri İstihbarat İdaresi Müdürü Korgeneral Fevzi el-Mansuri'nin vefatı dolayısıyla Hafter'e taziyelerini iletti.
Hafter ise ‘Libya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin sağlamlığını ve kaydettiği gelişimi’ vurgulayarak, Türk şirketlerinin yeniden imar projelerindeki katkısına ve iki ülke arasındaki ticaret hacminin yükselişine işaret etti.
LUO Genel Komutanlığından yapılan açıklamaya göre taraflar, ikili ilişkilerin ortak çıkarlara hizmet edecek şekilde pekiştirilmeye ve güçlendirilmeye devam edilmesinin önemini teyit etti.
Anadolu Ajansı'nın (AA) bildirdiğine göre görüşmenin ardından Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih, Hakan Fidan’ı Bingazi'deki meclis binasında bulunan makamında kabul etti.
Saddam Hafter, dün Bingazi’de Fidan’ı karşıladı (LUO Genel Komutanlığı Basın Ofisi)
Fidan'ın Libya'nın doğusuna ve batısına gerçekleştirdiği ziyaret, 2019 ve 2020 yıllarındaki Trablus savaşı sırasında Türkiye'nin üstlendiği rolün Libya'nın batısındaki eski Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile sıkı ilişkilerinin ardından, Ankara'nın ülkedeki muhtelif güç merkezlerine yönelik artan açılımını yansıtıyor.
Libya’daki devlet kurumlarının birleştirilmesi dosyası, Fidan'ın salı günü Trablus'ta Dibeybe ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ana gündem maddesiydi.
Öte yandan Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Fidan ile görüşmesinde muhtelif çabaların devlet kurumlarının birleştirilmesine katkı sağlaması gerektiğini vurguladı. Menfi, geçiş süreçlerini sona erdirecek ve sürdürülebilir bir istikrar tesis edecek seçimlere ulaşmak maksadıyla, her türlü girişimin veya mutabakatın devlet kurumlarına ve ulusal egemenliğe saygı duyulması ile ‘siyasi sürecin Libyalılar tarafından sahiplenilmesi’ esasına dayanması gerektiğinin altını çizdi.
Fidan ayrıca Tekale ile de görüştü. Görüşmeye dair fazla detay paylaşılmazken, görüşmede siyasi süreçte uzlaşıyı ve istikrara doğru ilerletmeyi hedefleyen çabalar ele aldı.
Mısır ile Türkiye arasında "Üretimden İhracata" büyüyen askerî ortaklıkhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5317383-m%C4%B1s%C4%B1r-ile-t%C3%BCrkiye-aras%C4%B1nda-%C3%BCretimden-i%CC%87hracata-b%C3%BCy%C3%BCyen-asker%C3%AE-ortakl%C4%B1k
Mısır Savunma Bakanı Eşref Salim Zahir'in Türkiye'ye gerçekleştirdiği bir ziyaretten. (Arşiv-Mısır Askerî Sözcüsü)
Kahire:Muhammed Mahmud
TT
Kahire:Muhammed Mahmud
TT
Mısır ile Türkiye arasında "Üretimden İhracata" büyüyen askerî ortaklık
Mısır Savunma Bakanı Eşref Salim Zahir'in Türkiye'ye gerçekleştirdiği bir ziyaretten. (Arşiv-Mısır Askerî Sözcüsü)
Mısır ile Türkiye arasındaki savunma sanayisi ve askeri iş birliği, iki ülke arasında büyüyen stratejik ortaklık ve bölgede artan gerilimin ortasında ortak üretimden üçüncü ülkelere ihracata uzanan yeni bir döneme giriyor.
İki ülke dışişleri bakanlarının dün gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde vurgulanan gelişen ikili ilişkiler, uzmanlara göre önümüzdeki dönemde askeri ortaklığın daha da derinleşeceğine işaret ediyor.
Savunma sanayiinde ortak ihracat dönemi
Türkiye Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) Genel Müdürü İlhami Keleş, El Alameyn Uluslararası Havacılık Fuarı marjında yaptığı açıklamada, Mısır mevzuatına uygun olarak Kahire'de "Zafer" adında bir şirket kurduklarını açıkladı. Keleş, Mısır Askeri Üretim Bakanlığı ile patlayıcı maddeler, mühimmat ve çeşitli askeri teçhizatın ortak üretimine ilişkin sözleşme imzalandığını belirtti.
Keleş ayrıca şu kritik detayları paylaştı:
Hibrit tehditlere karşı geliştirilen "Tolga" sistemine Mısır'ın ilgisinin arttığı, Mısır Silahlı Kuvvetleri envanterine girmesi amacıyla sembolik bir satış yapıldığı ve bu sistemin Mısır'daki ortak girişim üzerinden tüm Afrika ve Körfez pazarına pazarlanması için altyapı kurulduğu bildirildi.
Mısır'ın askeri araç üretim kapasitesinin Türk sistem ve donanımlarıyla entegre edilerek ortak üretim yapılmasına yönelik çalışmaların sürdüğü ifade edildi.
Askeri diplomaside artan trafik
2023 yılında 12 yıllık siyasi kesintiyi sona erdiren mutabakatların ardından Mısır-Türkiye yakınlaşması son aylarda üst düzey temaslarla hız kazandı:
Şubat 2024: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin katılımıyla Kahire'de Askeri İş Birliği Anlaşması imzalandı.
Mayıs 2024: Mısır Genelkurmay Başkanı Ahmed Halife Türkiye'yi ziyaret ederek Türk mevkidaşı Metin Gürak ile görüştü; "Dostluk Denizi" ortak tatbikatının yeniden başlatılması ele alındı.
Temmuz 2024: Mısır Savunma Bakanı Eşref Salim Zahir Türkiye'ye tarihi bir ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaret öncesinde Türkiye'nin Kahire Büyükelçisi Mutlu Şen, iki ülke orduları arasındaki ilişkilerin bölge ve dünya barışına katkı sağlayacağını vurguladı.
Ağustos 2025: İki ülke arasında dikine kalkış-iniş yapabilen (VTOL) insansız hava araçlarının (İHA) ortak üretimine ilişkin anlaşma imzalandı.
Askeri Uzman Adel el-Umda, bu ortaklığın sadece silah alımıyla sınırlı kalmayıp teknoloji transferi, ortak üretim ve ihracatı kapsaması açısından stratejik bir nitelik taşıdığını vurguladı. Türk analist Taha Odehoğlu ise savunma iş birliğinin Ortadoğu'nun iki ana aktörü arasındaki görüşmelerin daimî gündem maddesi haline geldiğini belirtti.
Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi hazırlıkları
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdullati ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye'de düzenlenmesi planlanan Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi toplantısının hazırlıklarını ele aldı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Konseyin; İHA üretimi, ortak tatbikatlar, deniz/hava güvenliği ve Afrika ile Arap pazarlarına yönelik ortak pazarlama süreçlerinde kurumsal bir çerçeve sunduğu ifade ediliyor.
İsrail'in endişeleri ve bölgesel dengeler
Mısır-Türkiye askeri yakınlaşması İsrail basınında endişeyle takip ediliyor. Uzmanlar, bu ortaklığın üçüncü bir tarafa karşı savunma paktı oluşturmaktan ziyade her iki ülkenin kendi savunma kapasitelerini ve caydırıcılığını artırma amacını taşıdığı değerlendirmesinde bulunuyor.
Türkiye, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını şiddetle kınadıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/t%C3%BCrkiye/5316613-t%C3%BCrkiye-husilerin-suudi-arabistan%E2%80%99-y%C3%B6nelik-sald%C4%B1r%C4%B1lar%C4%B1n%C4%B1-%C5%9Fiddetle-k%C4%B1nad%C4%B1
Türkiye, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını şiddetle kınadı
Husi terör örgütünün Suudi Arabistan’daki kentlerde sivil yerleşimlere yönelik saldırılarının oluşturduğu hasar (Şarku’l Avsat)
Türkiye Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Husilerin Suudi Arabistan’ın Abha, Hamis Muşayt, Cizan ve Necran kentlerindeki sivil ve ekonomik hedeflere yönelik saldırılarını en güçlü ifadelerle kınadı. Saldırılarda kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu çok sayıda sivilin yaralandığı belirtildi. Ankara ayrıca Husilerin Kızıldeniz’de ticari gemileri hedef almaya devam etmesini ve uluslararası deniz taşımacılığının güvenliği, emniyeti ve seyrüsefer özgürlüğünü tehdit etmesini kınadı.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, “Suudi Arabistan’ı hedef alan, sivillerin can ve mal güvenliğini hiçe sayan ve bölgedeki gerilimi artıran Husi saldırılarını en güçlü şekilde kınıyoruz” ifadelerine yer verildi.
Açıklamada, “Suudi Arabistan’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne desteğimizi yineliyoruz” denildi.
Bakanlık ayrıca saldırıların, Yemen’deki çatışmayı kalıcı bir siyasi çözüm yoluyla sona erdirmeyi amaçlayan diplomatik çabalara da zarar verdiğini vurguladı.
Ankara, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkileri ‘daha yüksek seviyelere’ taşımayı hedefliyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/t%C3%BCrkiye/5316455-ankara-suudi-arabistan-ile-ekonomik-ili%C5%9Fkileri-%E2%80%98daha-y%C3%BCksek-seviyelere%E2%80%99
Ankara, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkileri ‘daha yüksek seviyelere’ taşımayı hedefliyor
Türkiye, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkilerini geliştirmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkileri, ticaret hacmi ve geleneksel yatırım alışverişindeki büyümenin ötesine geçerek yenilenebilir enerji ve savunma sanayisinden turizm ve lojistik hizmetlerine kadar uzanan sektörlerde sermaye, uzmanlık ve teknolojinin bir araya geldiği uzun vadeli sanayi ve yatırım ortaklıklarının kurulacağı yeni bir aşamaya giriyor.
Bu dönüşüm, Suudi yatırımcıların fonlar ile birleşme ve satın alma işlemleri aracılığıyla Türkiye’deki varlık ve şirketlere yönelik artan ilgisiyle öne çıkarken, Türk şirketleri de Suudi Arabistan’daki varlıklarını genişletmeye ve ülkenin Vizyon 2030 hedefleri ile büyük projelerinin sunduğu fırsatlardan yararlanmaya çalışıyor. Enerji ve savunma, iş birliğinin genişletilmesi açısından öne çıkan alanlar olurken, iki ülke ortak yatırım, teknoloji transferi ve sanayinin yerlileştirilmesine dayalı bir ekonomik ilişkiler modeli oluşturma yolunda ilerliyor. Bu durum, Suudi Arabistan-Türkiye ortaklığına ticaretteki dalgalanmalara daha az bağlı, daha sürdürülebilir bir boyut kazandırıyor.
Bu çerçevede, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, son yıllarda Türkiye’deki Suudi yatırımlarında dikkat çekici bir dönüşüm yaşandığını belirtti. Dağlıoğlu, yatırımcıların birleşme ve satın alma işlemleri ile Türk şirketlerinde hisse alımına ve fonlar üzerinden yatırım yapmaya ilgisinin arttığını, bunun yanı sıra Suudi sermayesinin bankacılık ve finansal hizmetler, imalat sanayisi, gayrimenkul ve aile şirketleri gibi sektörlerdeki varlığını sürdürdüğünü söyledi.
Dağlıoğlu, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi tarafından İstanbul’da düzenlenen İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi kapsamında gazetecilerle bir araya geldiği toplantıda Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Türk şirketlerinin de Suudi Arabistan pazarındaki varlıklarını genişlettiğini ifade etti. Türk şirketlerinin, Vizyon 2030 ile Krallık’ta yürütülen büyük projelerin sunduğu fırsatlardan özellikle imalat, hizmetler, sağlık, hastaneler ve lojistik sektörlerinde yararlandığını kaydetti.
Daha fazla güven
Son yıllarda Riyad ile Ankara arasındaki ilişkilerde yaşanan olumlu gelişmelerin iki ülkeden yatırımcılara daha fazla güven verdiğini ve ticaret ile yatırımların yükseliş eğilimine girmesine katkı sağladığını belirten Dağlıoğlu, iki ülke arasındaki ilişkilerin şirketlerin pazarlara giriş ve uzun vadeli yatırım kararlarında önemli bir gösterge oluşturduğunu ifade etti.
Dağlıoğlu, Türkiye’deki Suudi yatırımlarının gerçek hacminin resmi verilerde görülenden daha yüksek olabileceğine dikkat çekti. Bazı yatırımların uluslararası finans merkezlerinde kayıtlı fonlar ve şirketler üzerinden gerçekleştirilmesi nedeniyle bunların her zaman doğrudan Suudi sermaye akışı olarak kaydedilmediğini belirtti.
Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu (Şarku’l Avsat)
Dağlıoğlu, bu durumun Suudi yatırımcıların kullandığı araçların geliştiğini gösterdiğini belirterek, yatırımcıların şirketlerden hisse satın almak veya birleşme ve satın alma işlemlerini finanse etmek için fonlara ve uluslararası yatırım yapılarına daha fazla başvurmaya başladığını söyledi.
Yenilenebilir enerji
Dağlıoğlu, Suudi Arabistan merkezli Acwa Power şirketinin Türkiye’deki yenilenebilir enerji projelerine dahil olmasını, iki ülke arasındaki yatırım ilişkilerinin yönünü gösteren önemli bir örnek olarak değerlendirdi. Bu alandaki iş birliğinin geniş fırsatlar barındırdığını belirten Dağlıoğlu, Türkiye’nin temiz enerji kapasitesini artırmaya ihtiyaç duyduğunu, Suudi şirketlerin ise büyük ölçekli projelerin geliştirilmesi, finansmanı ve işletilmesi konusunda ileri düzeyde deneyime sahip olduğunu ifade etti.
Dağlıoğlu, büyük kapasiteli yenilenebilir enerji üretim projelerini kapsayan yatırım taahhütlerinin bulunduğuna işaret ederek, Türkiye’nin Antalya’da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’e ev sahipliği yapacağı dönemde, önümüzdeki süreçte bu alanda ilave adımların açıklanmasını beklediğini söyledi.
Enerji sektörünün iki ülke arasındaki ortaklığın başlıca eksenlerinden birine dönüşebileceğini belirten Dağlıoğlu, Suudi Arabistan’ın yenilenebilir enerji alanındaki uluslararası yatırımlarını genişletme yönündeki yaklaşımına ve Türkiye’nin enerji karmasında temiz kaynakların payını artırma hedeflerine dikkat çekti.
Savunma iş birliği
Öte yandan SAHA İstanbul Genel Sekreteri Muttalip Tütüncü, Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki savunma iş birliğinin artık yalnızca ürün satışı veya ihracat anlaşmalarıyla sınırlı kalmadığını, teknoloji transferi, sanayinin yerlileştirilmesi ve ortak üretim kapasitelerinin geliştirilmesini kapsayan stratejik bir ortaklığa doğru ilerlediğini söyledi.
Tütüncü, Suudi Arabistan’ın savunma sanayisini yerlileştirme hedeflerinin, Türkiye’nin son yıllarda oluşturduğu sanayi ve teknoloji kapasitesiyle örtüştüğünü, bunun da iki tarafın şirket ve kurumları arasında daha geniş kapsamlı bir iş birliğinin önünü açtığını belirtti.
Suudi Arabistan’ın yalnızca savunma ekipmanları ve sistemleri satın almayı hedeflemediğini ifade eden Tütüncü, ülkenin askeri sanayide yerli içeriğin payını artırma hedefleri doğrultusunda teknik bilgiye, üretim, geliştirme ve bakım kapasitesine sahip olmayı amaçladığını kaydetti.
Tütüncü, “Türk şirketleri Suudi Arabistan pazarını yalnızca ürün ihraç edilecek bir pazar olarak değil, uzun vadeli stratejik bir ortak olarak görüyor” diyerek, gelecekteki iş birliğinin ortak üretim, teknoloji transferi, nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi ve yerel tedarik zincirlerinin oluşturulmasını kapsayabileceğini vurguladı.
İki ülke arasındaki savunma ilişkisini, Suudi Arabistan’ın finansman ve yatırım imkanları ile Türkiye’nin teknik ve sanayi tecrübesinden yararlanan bir ‘sanayi entegrasyonu’ olarak nitelendiren Tütüncü, bu modelin havacılık, insansız sistemler, elektronik ve ileri teknolojiler gibi alanlara da yayılabileceğini ifade etti.
İki ülke arasındaki insansız hava aracı (İHA) anlaşmalarının savunma iş birliği açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Tütüncü, bunun iş birliğinin sonu değil, Suudi Arabistan’da sanayi ve üretim kapasitelerinin geliştirilmesini de kapsayabilecek daha geniş bir dönemin başlangıcı olduğunu söyledi.
Turizm ve mevsimsel entegrasyon
Turizm sektöründe ise Dağlıoğlu, iki ülkenin mevsimsel entegrasyona dayalı bir model oluşturma fırsatına sahip olduğunu belirtti. Türkiye’nin yaz aylarında çok sayıda Suudi turisti ağırladığını ifade eden Dağlıoğlu, Türk şirket ve turizm işletmecilerinin ise Suudi Arabistan’daki kış turizm sezonundan ve Krallık’ta hayata geçirilen yeni turizm ve eğlence projelerinden yararlanabileceğini söyledi.
SAHA İstanbul Genel Sekreteri Muttalip Tütüncü (Şarku’l Avsat)
Türk konaklama, işletmecilik ve turizm hizmetleri şirketlerinin Türkiye’de talebin düştüğü dönemlerde deneyim ve personellerini Suudi Arabistan pazarına taşıyabileceğini belirten Dağlıoğlu, bunun Suudi Arabistan’daki projelerin ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sağlayacağını ve Türk şirketleri için yeni fırsatlar oluşturacağını kaydetti.
Dağlıoğlu, Riyad ile Ankara arasındaki iş birliğinin yalnızca hükümetler ve büyük şirketlerle sınırlı olmadığını, yatırımcıların, girişimcilerin ve küçük ve orta ölçekli şirketlerin de birbirleriyle bağlantı kurmasını ve iki ülke pazarlarına girişlerinin kolaylaştırılmasını kapsadığını vurguladı.
Daha fazla büyüme
İki Türk yetkili, önümüzdeki dönemde karşılıklı yatırımlarda daha yüksek bir büyüme yaşanmasının beklendiğini belirtti. Bu büyümenin, ilişkilerdeki iyileşme, Suudi Arabistan’daki projelerin kapsamının genişlemesi, Suudi yatırımcıların Türkiye’deki varlık ve şirketlere yönelik artan ilgisi ve Ankara’nın sanayi, enerji ve teknoloji sektörlerini destekleyecek nitelikli yatırımları çekme hedefiyle desteklenmesi bekleniyor.
Bu süreç, Suudi Arabistan-Türkiye ilişkilerinin ticari ivmenin yeniden kazanıldığı bir aşamadan, ortak yatırım, teknoloji transferi ve kapasite entegrasyonuna dayanan daha derin ekonomik ve sanayi çıkarların oluşturulduğu bir döneme geçtiğini gösteriyor. Böylece iki ülke arasındaki ilişkiler, geleneksel ticaretteki dalgalanmaların ötesine geçen, uzun vadeli bir nitelik kazanıyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة