Mısır, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na katılacak mı?

Diplomatik kaynaklar, Kahire’nin bölgenin geleceğine yönelik güvenlik istişarelerine müdahil olduğunu ve çalışma mekanizması ile getirdiği yükümlülüklerin mahiyeti netleştikten sonra ilerleyen aşamalarda anlaşmaya katılma ihtimalini dışlamadığını belirtiy

  Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında Mekke Anlaşması’nın imzalanmasının ardından (AFP)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında Mekke Anlaşması’nın imzalanmasının ardından (AFP)
TT

Mısır, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na katılacak mı?

  Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında Mekke Anlaşması’nın imzalanmasının ardından (AFP)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında Mekke Anlaşması’nın imzalanmasının ardından (AFP)

Ahmed Abdulhakim

Kahire'nin Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'ı bir araya getiren ve geçtiğimiz cuma imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na ilişkin şimdiye kadar resmi bir tutum açıklamamış olsa da Mısır'ın anlaşmaya taraf olan ülkelerle arasındaki yakın ve stratejik ilişkileri ile bölgenin sıcak kriz başlıklarında bu üç ülkeyle ikili düzeydeki çıkarları ve vizyonlarındaki kesişimleri göz önüne alındığında, gelecekte bu çerçeveye katılma ihtimali bir tartışma ve merak konusu olmaya devam ediyor.

Mısır’ın Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nda yer almaması önemsiz bir ayrıntı değildi. Çünkü anlaşma, süregelen güvenlik sorunlarının ve askeri çalkantıların yaşandığı bir ortamda, bölgenin güç ve güvenlik denklemlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde ortaya çıktı. Söz konusu anlaşma, kolektif güvenlik anlayışına ve her türlü saldırganlığa karşı ortak caydırıcılığın güçlendirilmesine dayanan yeni dengeler kurmayı hedefliyor. Bu durum, ‘üç ülkeden herhangi birine yönelik bir silahlı saldırının, hepsine yapılmış sayılacağı’ ilkesine dayanıyor.

Zamanlama ve taşıdığı anlamlar açısından bakıldığında, Mısır’ın Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nda yer almaması önemsiz bir ayrıntı değildi. Çünkü anlaşma, süregelen güvenlik sorunlarının ve askeri çalkantıların yaşandığı bir ortamda, bölgenin güç ve güvenlik denklemlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde ortaya çıkarak, ‘üç ülkeden herhangi birine yönelik bir silahlı saldırının hepsine yapılmış sayılacağı’ ilkesi temelinde kolektif güvenlik anlayışına ve her türlü saldırganlığa karşı ortak caydırıcılığın güçlendirilmesine dayanan yeni dengeler kurmayı hedefliyor.

Son birkaç gündür Mısır çevrelerinde Mekke Ortak Savunma Anlaşması üzerine tartışmalar yapılıyor. Bölgede yaşanan istikrarsızlık, süregelen çok sayıda kriz ve çatışmanın gölgesinde Kahire'nin stratejik çıkarlarının bölgedeki müttefik ve etkin ülkelerle bir savunma ittifakına girmesini mi gerektirdiği, yoksa bağımsız bir hareket alanını korumanın Mısır'ın hesaplarına daha mı uygun olduğu değerlendiriliyor.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması Riyad, Ankara ve İslamabad arasındaki ortak caydırıcılığı pekiştirmeyi amaçlıyor. Üç ülkenin kolektif güvenliğini güçlendirmeyi, bölgede ve ötesinde barış, güvenlik ve istikrarı desteklemeyi hedefleyen anlaşma, tarafların savunma ile stratejik kapasitelerini geliştirmelerine ve savunma yeteneklerinin entegrasyonu üzerine çalışmalarına imkan tanıyor.

Anlaşmaya dair yapılan resmi açıklamalarda; söz konusu imzanın üç ülke arasındaki köklü tarihi bağlar, aralarındaki kardeşlik ve İslami dayanışma ilişkileri ile ortak stratejik çıkarlar ve yakın savunma iş birliği temelinde atıldığı belirtildi. Açıklamada, anlaşmanın ‘hiçbir ülkeyi hedef almadığı’ ve ‘bölgede istikrarı sağlamayı hedefleyen’ diğer ülkelerin de katılımına açık olduğu vurgulandı.

Kahire'nin hesapları

Mısırlı diplomatik kaynaklara göre Kahire, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı ve Riyad, Ankara ile İslamabad arasında üçlü bir ittifak kurulmasının ilanını, ‘bölgesel güvenlik düzenlemelerinin yeniden şekillenmesinde önemli bir gelişme ve bölge ülkelerinin kendi çıkarları ile ihtiyaçlarını gözeten bir güvenlik sistemi kurma yeteneğinin bir teyidi’ olarak değerlendiriyor.

Independent Arabia’ya konuşan kaynaklar, Mısır'ın üç ülkeyle -vizyon ve önceliklerde fikir birliği düzeyine varan- seçkin ilişkilerine rağmen ittifaka katılıp katılmama konusunda temkinli davranmasının gerekçesini açıklarken, anlaşmanın ‘sadece askeri bir koordinasyon çerçevesi sunmayıp, tehdit halkalarının genişlediği, askeri ve siyasi hesapların iç içe geçtiği bir bölgede kolektif bir güvenlik modeli ortaya koyduğunu, bunun da kararı daha hassas hale getirerek Mısır açısından doğrudan sınırlarını aşan kriz ve çatışmalara yönelik yeni hesaplamaları zorunlu kıldığını’ belirttiler.

Diplomatik kaynaklardan biri, yaptığı açıklamada, “Mısır Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasındaki savunma iş birliğinin önemini takdir etse de Mısır açısından iş birliği ve koordinasyondan ortak bir savunma taahhüdüne geçiş titiz bir inceleme gerektiriyor” ifadelerini kullandı. Kaynak, Kahire'nin geçtiğimiz dönem boyunca bölge ülkeleriyle çok sayıda güvenlik ve askeri istişareye dahil olduğuna işaret ederek ‘ancak konuyu Mısır'ın çıkarları ve milli güvenlik hesapları açısından ele aldığını’ belirtti.

Aynı kaynak, ‘özellikle çalışma mekanizması ve üye ülkelere getirilen yükümlülükler netleştikten sonra’ Mısır'ın ilerleyen bir aşamada ittifaka katılma ihtimalini dışlamadı. Aynı zamanda Kahire ile üç başkent arasındaki koordinasyonun ‘son aylarda diplomatik, güvenlik ve askeri tüm düzeylerde ivme kazandığını ve Mısır'ın bölge güvenliğine ilişkin bu istişarelerden uzak kalmadığını’ vurguladı.

Mck
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati (AFP)

Başka bir Mısırlı diplomat ise “Kahire ile üç ülke arasında muhtelif stratejik düzeylerde zaten geniş kapsamlı bir iş birliği mevcut ve mevcut sınamalar ışığında bu iş birliğinin güçlendirilmesinin önünde bir engel bulunmuyor” dedi. Ancak diplomat, Mısır'ın herhangi bir ittifaka üyeliğinin farklı bir mesele olduğunu ve bağımsız bir değerlendirme gerektirdiğini hatırlatarak, katılım konusunun yalnızca siyasi bir karar olmadığını; askeri yükümlülüğün niteliğiyle ve anlaşmanın bir koordinasyon ve caydırıcılık çerçevesi olarak mı kalacağı, yoksa operasyonel yükümlülükleri olan bir savunma ittifakına mı dönüşeceğiyle bağlantılı olduğunu belirtti.

Üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı bir saldırının hepsine yapılmış sayılacağını öngören Mekke Ortak Savunma Anlaşması, aynı zamanda Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında savunma, askeri ve istihbarat iş birliği alanlarının güçlendirilmesini içeriyor. Aynı kaynak, "Kahire'nin anlaşmayı ilgiyle takip ettiğini; ancak özellikle çalışma mekanizmalarının nihai tablosu ve katılabilecek ülkeler henüz netleşmediği için tutum belirlemede acele etmediğini" ifade etti.

Mısırlı kaynakların açıklamaları, iki gün önce Mısır'ın önümüzdeki dönemde Mekke Anlaşması'na katılmasını beklediğini açıklayan Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın sözleriyle örtüşüyor. Anadolu Ajansı'nın aktardığı açıklamasında Fidan, Kahire'nin ‘tüm konularda halihazırda doğal ortakları olduğunu ve önümüzdeki dönemde Mısır'ın da bir ittifak olarak aralarında yer alacağına inandığını’ belirterek, ‘bazı teknik hususların bulunduğunu, bunların tamamlanmasıyla Mısır'ın bu ittifakın bir parçası olmasının önünde hiçbir engel kalmayacağını’ vurguladı.

Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, gerçekleştirdikleri bir telefon görüşmesinde bölgesel güvenlik düzenlemelerini, gerilimi düşürme çabalarını ve bölgede istikrarı destekleme adımlarını ele aldıklarını belirtti. Bu sırada Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın temel ilkelerine bağlı kalmak ve anlaşmazlıkları karşılıklı saygı, iş birliği ve barışçıl yollarla çözmek isteyen bölgedeki her ülkeye açık olduğunu ve bu ülkeler arasında var olan veya üçüncü ülke/kuruluşlarla yapılmış mevcut ikili ya da çok taraflı anlaşmaları hükümsüz kılmadığını veya onların yerini almadığını yazdı. Dar, bunun ‘doğası gereği bir savunma anlaşması olduğunu, hiçbir ülkeyi hedef almadığını ve yegane amacının barışa yönelik kesintisiz çabaları daha da pekiştirmek olduğunu’ ifade etti.

Kahire'nin katılım ihtimalleri

Mısırlı gözlemci ve uzmanların Mısır'ın Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na katılma ihtimallerine dair görüşleri, Kahire'nin stratejik çıkarlarının bölgedeki müttefik ve etkin ülkelerle bir savunma ittifakına girmeyi gerektirdiğini savunanlar ile bölgede yaşanan istikrarsızlık durumu ve mevcut kriz ile çatışmaların çokluğu ışığında bağımsız bir hareket alanını korumanın Mısır'ın hesaplarına daha uygun olacağına inananlar arasında farklılık gösteriyor. Özellikle de bölgenin etkin ve ağırlık sahibi başlıca ülkelerinin bu ittifakın çatısı altında yer alması, bu ihtimallere yönelik tartışmaları daha da dikkat çekici kılıyor.

Jfjfj
Geçtiğimiz aylarda Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Mısır; bölgedeki meseleleri, özellikle de İran'a karşı yürütülen savaşı ele almak üzere bir grup oluşturdu (AFP)

Mısır'ın eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Yaser Osman, üçlü ittifakın ilanına ilişkin değerlendirmesinde, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın bir boşluktan doğmadığını veya sürpriz olmadığını aksine, bölgenin bu ülkelerin çıkarlarına dokunan ve bölgesel güvenlik ile istikrarı olumsuz etkileyen şiddetli krizlerle kaynadığı son derece hassas bir dönemde, aylarca süren yakın bir koordinasyon ve istişare çerçevesinde ortaya çıktığını belirtiyor. Independent Arabia’ya konuşan Osman, bu üçlü ittifakın ortak çıkarlar ile bu ülkelerin milli güvenliklerini tehdit eden mevcut ve gelecekteki sınama ve tehlikelerin idrak edilmesi temelinde inşa edildiğini ifade etti.

İttifakın taşıdığı, ‘bölge ülkelerinin, büyük Batılı güçlerin şemsiyesi dışında kendi içlerinden bölgesel bir güvenlik sistemi kurma kapasitesinde somutlaşan’ mesajın önemini vurgulayan Osman, Mısır'ın veya bir başka ülkenin bu ittifaka katılma meselesinin her ülkenin kendi hesaplarına, çıkarlarına ve bölgesel güvenlik ile onun belirleyicilerine dair kapsamlı vizyonuna tabi olduğunu açıkladı. Durumun ‘Kahire açısından, Mısır'ın Arap milli güvenliği kavramı ile bunun bölgesel güvenlikle olan kesişim ve temas düzeyiyle bağlantılı olduğunu’ sözlerine ekleyen Osman, Mısır'ın Arap Ortak Savunma Anlaşması'nın bir üyesi olduğunu ve Arap milli güvenliğini korumak amacıyla ortak bir Arap gücü oluşturulması teklifini sunma konusunda öncü bir rol üstlendiğini unutmamak gerektiğini vurguladı.

Eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Masum Merzuk, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, 1950 tarihli Arap Ortak Savunma ve Ekonomik İşbirliği Antlaşması’na atıfla “Prensip olarak, bölgedeki güç dengelerini değiştirmeye yönelik herhangi bir bölgesel birleşmenin övgüye değer ve gerekli bir adım olduğuna şüphe yoktur. Ancak istenen hedefe ulaşılması ve bölgede daha önce tamamlanamayan girişimlerin tekrarlanmasından kaçınılması için bunun bilimsel bir yöntem ve biçimde gerçekleştirilmesi gerekir” ifadelerini kullandı.

“Bölgede herhangi bir askeri ittifakın başarılı olması mümkün mü?" sorusunu soran Merzuk, kendi sorusuna “Evet, mümkün. Eğer ciddi bir adım atılır ve Ortadoğu'daki dengeyi ve güvenlik denklemlerini yeniden tesis etmek amacıyla bilimsel bir şekilde inşa edilirse bu gerekli bir durumdur. Böylece bölgeye hegemonyasını dayatmaya çalışan -kim olursa olsun- o güçlere karşı bir caydırıcılık oluşur” yanıtını verdi. Kahire'nin anlaşmanın imza töreninde bulunmamasının ‘ilgi çekici ve şaşırtıcı’ olduğunu vurgulayan Merzuk, kendi ifadesiyle ‘bölgede hegemonya ve tahakküm kurmaya çalışan tüm planlara karşı koymak amacıyla Ortadoğu'da hepimizin ihtiyaç duyduğu bir gücün inşasına ulaşmak için’ Mısır'ın ‘anlaşmanın taraflarıyla koordinasyon ile iş birliğini sürdürmesinin ve imkanlar dahilinde yardım sunmasının’ önemini vurguladı. Merzuk, Mısır’ın ‘bölgedeki istikrarsızlık ve bozgunculuk girişimlerine karşı duran ciddi herhangi bir bölgesel sistemde etkin bir taraf olmasını sağlayacak tecrübe, kapasite ve imkanlara’ sahip olduğuna dikkati çekti.

Eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Hüseyin Heridi ise Kahire'yi İslamabad, Riyad ve Ankara'ya bağlayan seçkin ve iyi ilişkileri teyit ederek “Arap Birliği üyelerinden Mısır ve Suudi Arabistan, 1950 yılında imzalanan Arap Ortak Savunma ve Ekonomik İşbirliği Antlaşması kapsamında savunma, güvenlik ve askeri bir çerçevede iş birliği yapıyor. Bu da teorik ve diplomatik açıdan iki ülkenin ortak bir savunma anlaşmasıyla birbirine bağlı olduğu anlamına geliyor” şeklinde konuştu. “Pakistan ve Türkiye'ye gelince; Mısır'ın bu ülkelerle askeri ve güvenlik iş birliği her biriyle ayrı ayrı yürütülüyor" diyen Heridi, bu iş birliğinin ülkelerin ortak çıkarlarını karşılayacak şekilde geliştiğine ve ilerlediğine dikkati çekti.

Kahire'nin bölgesel güvenlik ve caydırıcılığı pekiştirme yönündeki her türlü adım veya girişimi desteklediğini ifade eden Heridi, bölgedeki çeşitli etkin ülkelerin tehlike ve tehditleri kontrol altına almak, bölgedeki sorunları, krizleri ve çatışmaları barışçıl çözümlerle gidermek için çalıştığını ve kendi ifadesiyle bunun Mekke Anlaşması'nda yer alan hususlarla örtüştüğünü açıkladı.

Mısır’ın Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na katılıp katılmama meselesinin ‘imzacı taraf ülkelerle arasındaki ilişkilerin doğasını etkilemeyeceğini’ savunan Heridi, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın ‘Ortadoğu tarihinde taraflarından birinin nükleer güç olduğu ilk resmi ortak savunma anlaşması’ olduğuna işaret ederek, bu durumun beraberinde özel anlamlar ve önemli mesajlar getirdiğine dikkati çekti.

Kahire Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Dr. Hasan Nafaa da Heridi'nin görüşüne katılarak şunları söyledi:

“Geleneksel olarak Mısır dış politikasında, Arap çerçevesi dışında savunma veya askeri ittifaklara meyletmeme şeklinde sabit bir çizgi var olagelmiştir."

Nafaa sözlerine şöyle devam etti:

“Bu durum, illa ki siyasi, askeri ve güvenlik koordinasyonunun bulunmadığı veya belirli bazı rollerin üstlenilmediği anlamına gelmez. Ancak bu, doğrudan askeri yükümlülükler ve sorumluluklar doğuran bir askeri ittifak boyutuna varmaz. Mısır, kendisiyle birlikte Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'ı bir araya getiren ve ABD/İsrail-İran Savaşı’nın gölgesinde oluşturulan uluslararası dörtlünün bir parçasıydı. Dolayısıyla, ilk olarak geçtiğimiz mart ayında İslamabad'da, ardından Türkiye ve Mısır'da gerçekleşen önceki istişarelere katıldı. Bu da dört ülke arasındaki koordinasyon ve iş birliğinin halen güçlü ve kesintisiz bir şekilde devam ettiği anlamına geliyor."

Nafaa son olarak, ‘belirli bir ülkeye karşı bir ittifaka dönüşmeksizin, bölgedeki genel gelişmelere yönelik olumlu yansımaları dolayısıyla bu dört güç arasındaki iletişim ve koordinasyonun sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın imzalanmasının ardından, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı Kamu Diplomasisi Müsteşarı Büyükelçi Raid Krimli sosyal medya üzerinden yaptığı bir paylaşımda, ‘anlaşmanın askeri bir eksen veya mezhepsel bir blok oluşturma girişimi olmadığını ve herhangi bir nükleer hedef ya da silahlanma yarışı ile de bağlantısı bulunmadığını’ ifade etti.

Bilindiği üzere geçtiğimiz birkaç ay içerisinde, her biri ABD’nin müttefikleri arasında yer alan Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Mısır, bölgedeki meseleleri, özellikle de İran'a karşı yürütülen savaşı ele almak üzere bir grup oluşturmuştu. Daha sonra Türkiye, ‘R4’ adı verilen bu grubun somut mekanizmalar aracılığıyla ortaklığını güçlendirmeyi hedeflediğini duyurdu.

Öte yandan bazı kesimler, bu dört ülke arasındaki istişare ve koordinasyonun yoğunlaşmasının, bölgedeki krizlere ve çatışmalara olumlu yansıyacak geniş çaplı stratejik bir mutabakatla sonuçlanacağı değerlendirmesinde bulunuyor.



Fatma Betül Sayan Kaya, fon iddiaları sonrasında AK Parti'deki görevinden istifa etti

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, bir (Betül Sayan Kaya X hesabı)
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, bir (Betül Sayan Kaya X hesabı)
TT

Fatma Betül Sayan Kaya, fon iddiaları sonrasında AK Parti'deki görevinden istifa etti

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, bir (Betül Sayan Kaya X hesabı)
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, bir (Betül Sayan Kaya X hesabı)

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, hisse senedi manipülasyonuyla büyük kazanç sağladı iddialarının ardından görevinden istifa etti.

AK Parti Sosyal Politikalar Başkanı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya,  son günlerde gündeme gelen iddiaların açıklığa kavuşturulması ve yürütülecek sürecin sağlıklı ilerlemesi amacıyla görevlerinden istifa ettiğini açıkladı.

Krizle ilgili soruşturma 16 Eylül’de başlatılmış, çok sayıda büyük şirket soruşturmaya dahil edilmiş ve hisse senetlerinde manipülasyon ve dolandırıcılığa karıştıkları gerekçesiyle tasfiye edilmek üzere 131 yatırım fonunun işlemleri dondurulmuştu. Krizden 455 binden fazla yatırımcının zarar gördüğü bildirildi.

Sayan Kaya, dün gece geç saatlerde X hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Son günlerde meydana gelen ve kamuoyunu meşgul eden bir meseleyle ilgili olarak bugün şahsım hakkında birtakım iddia ve değerlendirmeler gündeme getirilmiştir. Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde söz konusu meseleye ilişkin ortaya koyduğu açık ve kararlı iradeyle, kim olursa olsun iddiaların tüm yönleriyle araştırılması ve sürecin titizlikle yürütülmesi gerektiğini ifade etmiştir. Ben de bu yaklaşımın gereği olarak, ortaya atılan iddiaların hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulmasını ve yürütülecek sürecin sağlıklı ve selamet içerisinde tamamlanmasını son derece önemsiyorum. Siyasette taşıdığımız sorumluluğun yalnızca hukuki sorumlulukla sınırlı olmadığına inanıyorum. Milletimize karşı üstlendiğimiz görev, gerektiğinde siyasi ve vicdani sorumluluk almayı da gerektirir. Bu nedenle, şahsımla ilgili iddiaların açıklığa kavuşturulacağı bir süreçte bulunduğum makamın herhangi bir tartışmaya konu edilmemesi; yürütülecek inceleme ve soruşturmanın hiçbir gölge altında kalmadan, bağımsız ve sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi adına siyasi sorumluluk almayı gerekli görüyorum. Bu anlayışla, sürecin selameti ve iddiaların tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulabilmesi amacıyla yürütmekte olduğum tüm görevlerimden affımı Sayın Genel Başkanımızdan istedim. Kamuoyuna saygıyla arz ederim.”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise bugün (Pazar) düzenlediği basın toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Sayan Kaya’nın istifasını kabul ettiğini açıkladı. Kaya’nın Merkez Karar ve Yönetim Kurulu ile Merkez Disiplin Kurulu üyeliklerinin de sona erdiğini belirten Çelik, , “Ortada bir iddia varsa araştırılacaktır. Tüm usulsüzlükler ortaya çıkarılacaktır. Yanlış yapanlar, hukuk önünde hesabını verecektir” dedi.

Çelik, bunun Erdoğan’ın “kim hata yaparsa hesabını verir” ilkesi doğrultusunda gerçekleştirileceğini vurguladı.

Çelik ayrıca hiç kimsenin halkın birikimlerine el koyamayacağını, yalan söyleyemeyeceğini, ekonomiyi manipüle edemeyeceğini ve milletin yürüyüşünü sabote edip engelleyemeyeceğini belirtti. Mağdur olanların durumunun titizlikle değerlendirildiğini söyleyen Çelik, Türk ekonomisinde yapısal bir risk bulunmadığını, sorumluların hesap vereceğini ve benzer olayların tekrarlanmasını önlemek için gerekli tüm tedbirlerin alındığını ifade etti.

Kaya ve eşinin olaya karıştığına ilişkin iddialar, Yeni Parti sözcüsü Zeynel Emre’nin cumartesi akşamı İstanbul’da düzenlediği basın toplantısında gündeme geldi.

YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, Fatma Betül Sayan Kaya'nın 8 Nisan'da başlayan işlemlerde Özata Denizcilik'ten 250 bin adet hisse aldığını ve bunları eylül ayında 4 bin 482 liradan sattığını iddia etmişti.

Emre’ye göre çift, toplam 163 milyon 46 bin lira ödeme yaptı ve eylül ayının başından bu yana Türkiye’deki üç banka hesabı ile yurt dışındaki bir hesap üzerinden 2 milyar 170 milyon lira çekti. Bu işlemlerden elde ettikleri kârın ise 2 milyar 6 milyon 954 bin lira olduğu belirtildi.

Emre, çiftin işlemlerinin İstanbul Borsası’ndaki son yatırım fonları kriziyle aynı döneme denk gelmesine de dikkat çekti. “Birilerinin 16 Eylül gelmeden paraları çekmeleri için kulaklarına fısıldadığını, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Sermaye Piyasası Kurulu’nun bu şüpheli işlemlerden aylar önce haberdar olduğunu” öne süren Emre, yetkililerin neden zamanında müdahale ederek işlemleri durdurmadığını sordu.

Emre ayrıca soruşturmaya konu olan bazı şirketlerin ve yönetim kurulu üyelerinin hükümetle yakın ilişkileri bulunduğunu, kapalı fonların değerindeki artışın ise reel ekonomiyle çeliştiğini savundu.

Savcılık harekete geçti

Sayan Kaya, 2016-2018 yılları arasında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olarak görev yapmıştı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bugün (Pazar) Kaya, eşi ve çocuklarının mal varlıkları üzerinde tasarrufta bulunmasını engellemek amacıyla tedbir kararı aldı. Buna göre satış ve devir işlemleri ile para transferleri savcılığın onayına tabi olacak. Ayrıca menkul kıymetler dondurulacak ve ailenin sahip olduğu arazi, gemi ve uçaklara ilişkin kayıtlar incelenecek.

Savcılık daha önce cuma günü de kriz kapsamında “Özata Denizcilik” Yönetim Kurulu Başkanı Özdemir Ata Siven ile yardımcısı Gökhan Ata Siven’in gözaltına alınmasına karar vermişti.

İstanbul Borsası’ndaki kriz, Türkiye Sermaye Piyasası Kurulu’nun eylül ayının başında hedge fonların yatırım kurallarında yaptığı değişikliğin ardından hız kazanmıştı. Düzenlemeyle fonların tüm varlıklarını tek bir hisse senedine yatırmasına artık izin verilmezken yatırımların çeşitlendirilmesi zorunlu hale getirildi.

Türkiye Sermaye Piyasası Kurulu, 131 yatırım fonunun tasfiye edilmesine karar verirken eski bir Merkez Bankası başkan yardımcısının da aralarında bulunduğu 51 kişi gözaltına alındı.

Resmi veriler, yatırımcıların yoğun şekilde para çekmesinin ardından fonların toplam varlıklarının ağustos sonu ile 18 Eylül arasında 510 milyar lira (yaklaşık 11 milyar dolar) azaldığını ortaya koydu.

Finansal analiz platformlarına göre fonlardan 411 milyar liralık çıkış gerçekleşti. Bu gelişmede yatırımcıların fondan çıkışlarının artması ve İstanbul Borsası’nda işlem gören menkul kıymetlerin piyasa değerlemelerindeki gerileme etkili oldu.


Mekke Anlaşması ülkelerinin genelkurmay başkanları güvenlik durumunu ve tehditleri görüştü

Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan genelkurmay başkanları, cuma günü Riyad'daki toplantıda (Reuters)
Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan genelkurmay başkanları, cuma günü Riyad'daki toplantıda (Reuters)
TT

Mekke Anlaşması ülkelerinin genelkurmay başkanları güvenlik durumunu ve tehditleri görüştü

Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan genelkurmay başkanları, cuma günü Riyad'daki toplantıda (Reuters)
Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan genelkurmay başkanları, cuma günü Riyad'daki toplantıda (Reuters)

Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na taraf ülkelerin genelkurmay başkanları, cuma günü Suudi Arabistan'ın karşı karşıya olduğu güvenlik durumu ve tehditleri ele aldı. Genelkurmay başkanları, vatandaşların ve ülkede yaşayanların güvenliğinin sağlanması ve ülkenin korunması amacıyla Suudi Arabistan Silahlı Kuvvetleri'nin teyakkuz ve profesyonelliğini takdir etti.

Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan genelkurmay başkanları, Riyad'daki toplantılarında Mekke-i Mükerreme'yi ve Suudi Arabistan'ın sivil ve ekonomik altyapısını hedef alan saldırıları şiddetle kınadı.

Toplantıya katılanlar, üç ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi, istihbarat paylaşımının geliştirilmesi, askeri koordinasyonun artırılması ve kapasite entegrasyonunun sağlanması yollarını görüştü. Bu adımların ortak caydırıcılık ve savunma kapasitesinin güçlendirilmesine katkı sağlayacağı belirtildi.

scdfgt
Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan genelkurmay başkanları, cuma günü Riyad'daki toplantı sırasında (Reuters)

Katılımcılar, Riyad'daki toplantının üç ülke arasındaki savunma ortaklığının gücünü ortaya koyduğunu belirterek Mekke Anlaşması kapsamında üstlenilen yükümlülüklerin etkin askeri iş birliğine dönüştürülmesi için derhal harekete geçme yönündeki ortak kararlılıklarını vurguladı.

Üç ülke, ortak savunmaya bağlılıklarını yineleyerek Suudi Arabistan'ın güvenliği, egemenliği ve toprak bütünlüğünü savunma konusundaki kararlılıklarını ortaya koydu. Ülkeler ayrıca halkları ve silahlı kuvvetleri arasındaki köklü ilişkiler ile karşılıklı güvene vurgu yaptı.


Erdoğan: Mekke Anlaşması bölge sorunlarına çözüm için güçlü bir adım

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, 7 Ağustos'ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzaladı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, 7 Ağustos'ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzaladı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan: Mekke Anlaşması bölge sorunlarına çözüm için güçlü bir adım

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, 7 Ağustos'ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzaladı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, 7 Ağustos'ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzaladı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı bölge sorunlarına içeriden çözüm bulma yolunda doğru yönde atılmış güçlü bir adım olarak nitelendirdi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ise anlaşmanın yeni yasama yılının 1 Ekim'de başlamasının ardından Meclis'e sunularak görüşülmesini ve onaylanmasını beklediğini söyledi.

Bu arada Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu'nun Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında Suudi Arabistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Feyyad bin Hamid er-Ruveyli ve Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir ile Riyad'da düzenlenecek acil toplantıya katılacağını açıkladı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı da cuma günü yaptığı açıklamada üç ülkenin genelkurmay başkanlarının, Mekke Ortak Savunma Anlaşması uyarınca Suudi Arabistan'a nasıl destek verilebileceğini görüşmek üzere acil bir toplantı düzenleyeceğini bildirdi. Anlaşma, taraflardan herhangi birine yönelik saldırının tüm taraflara yapılmış bir saldırı olarak kabul edilmesini öngörüyor.

New York'taki görüşmeler

Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye dışişleri bakanları perşembe günü New York'ta, genelkurmay başkanlarının düzenleyeceği acil toplantıya ilişkin hazırlıkları ele aldı. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre görüşmede, Mekke Ortak Savunma Anlaşması uyarınca Suudi Arabistan'a destek sağlanmasının yolları ve taraflardan herhangi birine yönelik saldırının tüm taraflara yapılmış bir saldırı sayılması hükmü ele alındı.

hy
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, perşembe günü New York'ta Pakistanlı ve Türk mevkidaşlarıyla “Mekke Anlaşması” kapsamında genelkurmay başkanlarının düzenleyeceği acil toplantının hazırlıklarını görüştü (Türkiye Dışişleri Bakanlığı - X)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 81. oturumunun New York'taki çalışmaları kapsamında Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'la bir araya geldi.

Üç bakan, Husilerin Mekke-i Mükerreme'yi ve Suudi Arabistan'daki sivil ve ekonomik tesisleri hedef alan saldırılarını en sert ifadelerle kınadı. Bakanlar ayrıca Suudi Arabistan Silahlı Kuvvetleri'nin teyakkuzunu ve ülkenin güvenliğini savunma kapasitesini takdir etti.

Bakanlar, Suudi Arabistan'ın BM Şartı'nın 51. maddesi uyarınca güvenliğini savunmak için uygun gördüğü önlemleri alma hakkını teyit etti.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı kaynakları, toplantıda ayrıca anlaşma kapsamında yürütülecek iş birliğinin kurumsal bir yapıya kavuşturulması amacıyla sürdürülen teknik müzakerelerin son aşamasının ele alındığını bildirdi.

Anlaşma, 7 Ağustos'ta Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından imzalanmıştı. Anlaşma, bölgesel ve uluslararası düzeyde güvenlik, barış, istikrar ve refahın güçlendirilmesini ve bölgede artan istikrarsızlık karşısında ortak caydırıcılık kapasitesinin artırılmasını amaçlıyor.

Anlaşmaya göre taraf ülkelerden herhangi birine yönelik saldırı, tüm taraflara yönelik saldırı kabul ediliyor.

vfgh
Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında oluşturulan Siyasi ve Savunma Stratejik Komitesi'nin 31 Ağustos'ta İstanbul'da düzenlenen ilk toplantısından bir kare (AFP)

Kaynaklara göre bakanlar ayrıca anlaşma kapsamında oluşturulan Siyasi ve Savunma Stratejik Komitesi'nin gelecek toplantısına ilişkin hazırlıkları görüştü. Dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanlarının katılımıyla komitenin ilk toplantısı 31 Ağustos'ta İstanbul'da yapılmıştı. Toplantıda Riyad'da bir genel sekreterlik kurulması ve bu görevin üç yıl süreyle Pakistan tarafından yürütülmesi kararlaştırılmıştı.

Erdoğan: Kardeşlerimize güveniyoruz

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantılarına katılmasının ardından perşembe akşamı New York'tan dönüşünde Türk gazetecilere yaptığı açıklamada, Mekke Anlaşması’nı doğru yönde atılmış güçlü bir adım olarak nitelendirdi.

Erdoğan, coğrafi açıdan zorlu bir bölgede böylesine önemli bir girişim başlatıldığında bazı zorluklarla karşılaşılmasının şaşırtıcı olmadığını söyledi. Yeni bir fikir veya irade ortaya çıktığında bunu kabul etmeyenlerin bulunmasının doğal olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye'nin provokasyonlara sürüklenmemek veya tuzaklara düşmemek için yeterli deneyime sahip olduğunu ifade etti.

fgthyj
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan, üç ülkenin anlaşmanın kurumsal yapılanmasını tamamlamak üzere yollarına daha güçlü şekilde devam edeceğinden şüphesi olmadığını belirtti. Anlaşmayla bölge sorunlarına içeriden çözüm bulunmasını sağlayacak bir zemin oluşturulduğunu ifade eden Erdoğan, dışarıdan gelerek bölge için güvenlik reçeteleri yazanların çoğu zaman geride daha fazla istikrarsızlık bıraktığının görüldüğünü söyledi.

Bu kapsamda TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da Mekke Anlaşması’nın henüz onay için Meclis'e sunulmadığını ve TBMM'nin yaz tatilinin ardından 1 Ekim'de çalışmalarına başlamasıyla birlikte anlaşmanın gündeme getirilmesini beklediğini söyledi.

cdfvghyj
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş (TBMM'nin X hesabı)

Kurtulmuş cuma günü yaptığı açıklamada, Mekke Anlaşması’nın herhangi bir ülkeyi hedef almadığını, temel amacının devam eden çatışmalar ve İsrail'in “düşmanca politikaları” karşısında bölge ülkelerinin güvenliğini sağlamak olduğunu belirtti.

Kurtulmuş, “Anlaşma İran'a karşı değil ve böyle de olmamalı. Aksine bunun İslam dünyasını kapsayan daha geniş bir anlaşmaya dönüşmesini umuyoruz. İran da buna katılabilir. Ayrıca bölgedeki diğer ülkelerin katılımıyla anlaşmanın daha da güçlenmesini umuyoruz” dedi.