Türkiye ile İsrail arasında karşılıklı sert açıklamalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ile İsrail arasında karşılıklı sert açıklamalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Ankara ile Tel Aviv, İsrail'in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı “antisemitizmle” suçlamasının ardından yeni bir sert açıklama ve karşılıklı suçlama dalgasına girdi.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan yalan ve iftiraların, başta Başbakan Binyamin Netanyahu olmak üzere İsrail hükümetindeki yetkililerin korkak ve yozlaşmış zihniyetini yansıttığını” belirtti.

Bakanlık, yaptığı açıklamada, İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan ve onu “en sert antisemitlerden biri” olarak nitelendiren açıklamasına yanıt verdi.

9o
Erdoğan, pazar günü Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün mozolesinde Zafer Bayramı'nın yıl dönümü dolayısıyla konuşma yaparken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada şöyle denildi;

"İsrail Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef alan yalan ve iftiralar, Netanyahu başta olmak üzere İsrail hükümetinde görev yapan suçluların içinde bulunduğu korkak ve çürümüş zihniyetini yansıtmaktadır.

Gazze'de soykırım işleyerek tüm İsrail halkına tarihi bir utanç yaşatan, ayrıca modern Ortadoğu tarihinde görülmemiş bir yayılmacılık sergileyerek bölgesel ve küresel istikrarsızlığın başlıca sorumlusu olan Netanyahu ve suç şebekesinin sahip olduğu dokunulmazlıklar hem hukuki hem de siyasi bakımdan ortadan kalkmaktadır.

"Uluslararası toplum Netanyahu'nun yalanlarına inanmıyor"

Goebbels'in propaganda makinesine benzer biçimde çalışan İsrail kurumlarının çabaları artık yeterli olmamakta, uluslararası toplum Netanyahu hükümetinin yalanlarına inanmamaktadır. Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Netanyahu döneminde işlenen suçların karşısında dürüst ve kararlı bir duruş sergilemiştir. Bundan sonra da gerçekleri savunmaya ve dile getirmeye devam edeceğiz."

Karşılıklı suçlamalar

İsrail Dışişleri Bakanlığı ise Erdoğan'ı antisemitizmle suçladı. Bakanlığın açıklamasında, “Erdoğan, her birkaç günde bir İsrail devletine yönelik vahşi kışkırtmaları tırmandırarak kendi halkına ve bölgeye karşı eylemlerinden dikkati uzaklaştırmaya çalışıyor. Türk demokrasisini yok etti, siyasi muhaliflerini hapse attı, Hamas'ı barındırdı ve destekledi, komşu ülkelere saldırdı. Tarihin en azılı antisemitleri gibi, kendi utanç verici eylemlerinden dikkati uzaklaştırmak için hiçbir temeli olmayan kan iftiralarını yaymaya çalışıyor” denildi.

Gazze'ye destek

İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan açıklamasına tepki göstererek, " Türkiye'nin itirazı; işgale, zulme, katliama ve uluslararası hukuku hiçe sayan politikalara yöneliktir" dedi.

İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik açıklamasına sosyal medya hesabından tepki gösterdi. Duran, şu ifadeleri kullandı:

"İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan açıklaması, gerçeklerle yüzleşmek yerine iftira ve propaganda yoluna başvuran anlayışın ibretlik bir örneğidir.

Her zaman yaptıkları gibi 'antisemitizm' kavramının arkasına saklanarak saldırganlığını, işledikleri soykırımı, savaş suçlarını ve insanlığa karşı suçları perdelemeye çalışıyorlar. Oysa İsrail hükümetinin Gazze'de işlediği suçlara, Filistin halkına yönelik katliamlarına ve bölgeyi istikrarsızlaştıran politikalarına karşı çıkmak insani ve vicdani bir sorumluluktur. Türkiye'nin itirazı; işgale, zulme, katliama ve uluslararası hukuku hiçe sayan politikalara yöneliktir.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Filistin halkının haklı davasını savunmaya, Gazze'deki mazlumların sesi olmaya ve bölgesel istikrarı desteklemeye devam edecektir."

Erdoğan, 30 Ağustos Zafer Bayramı'nın 104. yıl dönümü dolayısıyla pazar günü Türk halkına gönderdiği mesajda İsrail veya hükümetinin adını doğrudan anmadan, “İstikrarsızlıktan beslenenlerin provokasyonlarına rağmen Türkiye, devleti ve milletiyle gerçeği, adaleti, barışı ve istikrarı savunmayı sürdürecektir” dedi.

Erdoğan, kaynağı ne olursa olsun adaletsizliği önlemek ve kimliğine bakmaksızın mazlumların yanında durmak için yoğun çaba gösteren Türkiye'nin gerektiğinde bunun bedelini ödemekten çekinmediğini ifade etti.

Dünyada, özellikle de bölgede savaşların, çatışmaların, krizlerin ve siyasi belirsizliklerin arttığına dikkat çeken Erdoğan, “insani değerleri merkeze alan ilkeli ve kararlı politikalarıyla Türkiye'nin öne çıktığını” söyledi.

cd
Netanyahu ve hükümet üyeleri Erdoğan'a yönelik açıklamalarda bulundu; bu açıklamalar son dönemde Ankara-Tel Aviv arasındaki gerilimin tırmanmasına yol açtı (Reuters)

Türkiye ile İsrail arasındaki gerilim, İsrail'in 18 Ağustos'ta Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib'de bulunan Ebu Zuhur askeri havaalanına yoğun hava saldırıları düzenlemesinin ardından daha da tırmandı. İsrail, saldırıların gerekçesini havaalanına Türk birliklerinin konuşlandırılmasına yönelik hazırlık yapıldığı iddiasıyla açıkladı.

Ankara, 21 Ağustos'ta Netanyahu ile İsrailli Afiq Moskoviç hakkında uluslararası tutuklama emri çıkardı. Karar, İsrail'in geçen mayıs ayında Gazze Şeridi'ne doğru ilerleyen “Sumud Filosu”na müdahale etmesi ve gemilerdeki aktivistleri gözaltına almasına ilişkin soruşturma kapsamında, soykırım suçlamasıyla alındı.



Mısır ile Türkiye arasında "Üretimden İhracata" büyüyen askerî ortaklık

Mısır Savunma Bakanı Eşref Salim Zahir'in Türkiye'ye gerçekleştirdiği bir ziyaretten. (Arşiv-Mısır Askerî Sözcüsü)
Mısır Savunma Bakanı Eşref Salim Zahir'in Türkiye'ye gerçekleştirdiği bir ziyaretten. (Arşiv-Mısır Askerî Sözcüsü)
TT

Mısır ile Türkiye arasında "Üretimden İhracata" büyüyen askerî ortaklık

Mısır Savunma Bakanı Eşref Salim Zahir'in Türkiye'ye gerçekleştirdiği bir ziyaretten. (Arşiv-Mısır Askerî Sözcüsü)
Mısır Savunma Bakanı Eşref Salim Zahir'in Türkiye'ye gerçekleştirdiği bir ziyaretten. (Arşiv-Mısır Askerî Sözcüsü)

Mısır ile Türkiye arasındaki savunma sanayisi ve askeri iş birliği, iki ülke arasında büyüyen stratejik ortaklık ve bölgede artan gerilimin ortasında ortak üretimden üçüncü ülkelere ihracata uzanan yeni bir döneme giriyor.

İki ülke dışişleri bakanlarının dün gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde vurgulanan gelişen ikili ilişkiler, uzmanlara göre önümüzdeki dönemde askeri ortaklığın daha da derinleşeceğine işaret ediyor.

Savunma sanayiinde ortak ihracat dönemi

Türkiye Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) Genel Müdürü İlhami Keleş, El Alameyn Uluslararası Havacılık Fuarı marjında yaptığı açıklamada, Mısır mevzuatına uygun olarak Kahire'de "Zafer" adında bir şirket kurduklarını açıkladı. Keleş, Mısır Askeri Üretim Bakanlığı ile patlayıcı maddeler, mühimmat ve çeşitli askeri teçhizatın ortak üretimine ilişkin sözleşme imzalandığını belirtti.

Keleş ayrıca şu kritik detayları paylaştı:

Hibrit tehditlere karşı geliştirilen "Tolga" sistemine Mısır'ın ilgisinin arttığı, Mısır Silahlı Kuvvetleri envanterine girmesi amacıyla sembolik bir satış yapıldığı ve bu sistemin Mısır'daki ortak girişim üzerinden tüm Afrika ve Körfez pazarına pazarlanması için altyapı kurulduğu bildirildi.

Mısır'ın askeri araç üretim kapasitesinin Türk sistem ve donanımlarıyla entegre edilerek ortak üretim yapılmasına yönelik çalışmaların sürdüğü ifade edildi.

Askeri diplomaside artan trafik

2023 yılında 12 yıllık siyasi kesintiyi sona erdiren mutabakatların ardından Mısır-Türkiye yakınlaşması son aylarda üst düzey temaslarla hız kazandı:

Şubat 2024: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin katılımıyla Kahire'de Askeri İş Birliği Anlaşması imzalandı.

Mayıs 2024: Mısır Genelkurmay Başkanı Ahmed Halife Türkiye'yi ziyaret ederek Türk mevkidaşı Metin Gürak ile görüştü; "Dostluk Denizi" ortak tatbikatının yeniden başlatılması ele alındı.

Temmuz 2024: Mısır Savunma Bakanı Eşref Salim Zahir Türkiye'ye tarihi bir ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaret öncesinde Türkiye'nin Kahire Büyükelçisi Mutlu Şen, iki ülke orduları arasındaki ilişkilerin bölge ve dünya barışına katkı sağlayacağını vurguladı.

Ağustos 2025: İki ülke arasında dikine kalkış-iniş yapabilen (VTOL) insansız hava araçlarının (İHA) ortak üretimine ilişkin anlaşma imzalandı.

Askeri Uzman Adel el-Umda, bu ortaklığın sadece silah alımıyla sınırlı kalmayıp teknoloji transferi, ortak üretim ve ihracatı kapsaması açısından stratejik bir nitelik taşıdığını vurguladı. Türk analist Taha Odehoğlu ise savunma iş birliğinin Ortadoğu'nun iki ana aktörü arasındaki görüşmelerin daimî gündem maddesi haline geldiğini belirtti.

Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi hazırlıkları

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdullati ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye'de düzenlenmesi planlanan Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi toplantısının hazırlıklarını ele aldı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Konseyin; İHA üretimi, ortak tatbikatlar, deniz/hava güvenliği ve Afrika ile Arap pazarlarına yönelik ortak pazarlama süreçlerinde kurumsal bir çerçeve sunduğu ifade ediliyor.

İsrail'in endişeleri ve bölgesel dengeler

Mısır-Türkiye askeri yakınlaşması İsrail basınında endişeyle takip ediliyor. Uzmanlar, bu ortaklığın üçüncü bir tarafa karşı savunma paktı oluşturmaktan ziyade her iki ülkenin kendi savunma kapasitelerini ve caydırıcılığını artırma amacını taşıdığı değerlendirmesinde bulunuyor.


Türkiye, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını şiddetle kınadı

Husi terör örgütünün Suudi Arabistan’daki kentlerde sivil yerleşimlere yönelik saldırılarının oluşturduğu hasar (Şarku’l Avsat)
Husi terör örgütünün Suudi Arabistan’daki kentlerde sivil yerleşimlere yönelik saldırılarının oluşturduğu hasar (Şarku’l Avsat)
TT

Türkiye, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını şiddetle kınadı

Husi terör örgütünün Suudi Arabistan’daki kentlerde sivil yerleşimlere yönelik saldırılarının oluşturduğu hasar (Şarku’l Avsat)
Husi terör örgütünün Suudi Arabistan’daki kentlerde sivil yerleşimlere yönelik saldırılarının oluşturduğu hasar (Şarku’l Avsat)

Türkiye Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Husilerin Suudi Arabistan’ın Abha, Hamis Muşayt, Cizan ve Necran kentlerindeki sivil ve ekonomik hedeflere yönelik saldırılarını en güçlü ifadelerle kınadı. Saldırılarda kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu çok sayıda sivilin yaralandığı belirtildi. Ankara ayrıca Husilerin Kızıldeniz’de ticari gemileri hedef almaya devam etmesini ve uluslararası deniz taşımacılığının güvenliği, emniyeti ve seyrüsefer özgürlüğünü tehdit etmesini kınadı.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, “Suudi Arabistan’ı hedef alan, sivillerin can ve mal güvenliğini hiçe sayan ve bölgedeki gerilimi artıran Husi saldırılarını en güçlü şekilde kınıyoruz” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, “Suudi Arabistan’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne desteğimizi yineliyoruz” denildi.

Bakanlık ayrıca saldırıların, Yemen’deki çatışmayı kalıcı bir siyasi çözüm yoluyla sona erdirmeyi amaçlayan diplomatik çabalara da zarar verdiğini vurguladı.


Ankara, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkileri ‘daha yüksek seviyelere’ taşımayı hedefliyor

Türkiye, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkilerini geliştirmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)
Türkiye, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkilerini geliştirmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Ankara, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkileri ‘daha yüksek seviyelere’ taşımayı hedefliyor

Türkiye, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkilerini geliştirmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)
Türkiye, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkilerini geliştirmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkileri, ticaret hacmi ve geleneksel yatırım alışverişindeki büyümenin ötesine geçerek yenilenebilir enerji ve savunma sanayisinden turizm ve lojistik hizmetlerine kadar uzanan sektörlerde sermaye, uzmanlık ve teknolojinin bir araya geldiği uzun vadeli sanayi ve yatırım ortaklıklarının kurulacağı yeni bir aşamaya giriyor.

Bu dönüşüm, Suudi yatırımcıların fonlar ile birleşme ve satın alma işlemleri aracılığıyla Türkiye’deki varlık ve şirketlere yönelik artan ilgisiyle öne çıkarken, Türk şirketleri de Suudi Arabistan’daki varlıklarını genişletmeye ve ülkenin Vizyon 2030 hedefleri ile büyük projelerinin sunduğu fırsatlardan yararlanmaya çalışıyor. Enerji ve savunma, iş birliğinin genişletilmesi açısından öne çıkan alanlar olurken, iki ülke ortak yatırım, teknoloji transferi ve sanayinin yerlileştirilmesine dayalı bir ekonomik ilişkiler modeli oluşturma yolunda ilerliyor. Bu durum, Suudi Arabistan-Türkiye ortaklığına ticaretteki dalgalanmalara daha az bağlı, daha sürdürülebilir bir boyut kazandırıyor.

Bu çerçevede, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, son yıllarda Türkiye’deki Suudi yatırımlarında dikkat çekici bir dönüşüm yaşandığını belirtti. Dağlıoğlu, yatırımcıların birleşme ve satın alma işlemleri ile Türk şirketlerinde hisse alımına ve fonlar üzerinden yatırım yapmaya ilgisinin arttığını, bunun yanı sıra Suudi sermayesinin bankacılık ve finansal hizmetler, imalat sanayisi, gayrimenkul ve aile şirketleri gibi sektörlerdeki varlığını sürdürdüğünü söyledi.

Dağlıoğlu, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi tarafından İstanbul’da düzenlenen İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi kapsamında gazetecilerle bir araya geldiği toplantıda Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Türk şirketlerinin de Suudi Arabistan pazarındaki varlıklarını genişlettiğini ifade etti. Türk şirketlerinin, Vizyon 2030 ile Krallık’ta yürütülen büyük projelerin sunduğu fırsatlardan özellikle imalat, hizmetler, sağlık, hastaneler ve lojistik sektörlerinde yararlandığını kaydetti.

Daha fazla güven

Son yıllarda Riyad ile Ankara arasındaki ilişkilerde yaşanan olumlu gelişmelerin iki ülkeden yatırımcılara daha fazla güven verdiğini ve ticaret ile yatırımların yükseliş eğilimine girmesine katkı sağladığını belirten Dağlıoğlu, iki ülke arasındaki ilişkilerin şirketlerin pazarlara giriş ve uzun vadeli yatırım kararlarında önemli bir gösterge oluşturduğunu ifade etti.

Dağlıoğlu, Türkiye’deki Suudi yatırımlarının gerçek hacminin resmi verilerde görülenden daha yüksek olabileceğine dikkat çekti. Bazı yatırımların uluslararası finans merkezlerinde kayıtlı fonlar ve şirketler üzerinden gerçekleştirilmesi nedeniyle bunların her zaman doğrudan Suudi sermaye akışı olarak kaydedilmediğini belirtti.

FGBHJU
Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu (Şarku’l Avsat)

Dağlıoğlu, bu durumun Suudi yatırımcıların kullandığı araçların geliştiğini gösterdiğini belirterek, yatırımcıların şirketlerden hisse satın almak veya birleşme ve satın alma işlemlerini finanse etmek için fonlara ve uluslararası yatırım yapılarına daha fazla başvurmaya başladığını söyledi.

Yenilenebilir enerji

Dağlıoğlu, Suudi Arabistan merkezli Acwa Power şirketinin Türkiye’deki yenilenebilir enerji projelerine dahil olmasını, iki ülke arasındaki yatırım ilişkilerinin yönünü gösteren önemli bir örnek olarak değerlendirdi. Bu alandaki iş birliğinin geniş fırsatlar barındırdığını belirten Dağlıoğlu, Türkiye’nin temiz enerji kapasitesini artırmaya ihtiyaç duyduğunu, Suudi şirketlerin ise büyük ölçekli projelerin geliştirilmesi, finansmanı ve işletilmesi konusunda ileri düzeyde deneyime sahip olduğunu ifade etti.

Dağlıoğlu, büyük kapasiteli yenilenebilir enerji üretim projelerini kapsayan yatırım taahhütlerinin bulunduğuna işaret ederek, Türkiye’nin Antalya’da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’e ev sahipliği yapacağı dönemde, önümüzdeki süreçte bu alanda ilave adımların açıklanmasını beklediğini söyledi.

Enerji sektörünün iki ülke arasındaki ortaklığın başlıca eksenlerinden birine dönüşebileceğini belirten Dağlıoğlu, Suudi Arabistan’ın yenilenebilir enerji alanındaki uluslararası yatırımlarını genişletme yönündeki yaklaşımına ve Türkiye’nin enerji karmasında temiz kaynakların payını artırma hedeflerine dikkat çekti.

Savunma iş birliği

Öte yandan SAHA İstanbul Genel Sekreteri Muttalip Tütüncü, Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki savunma iş birliğinin artık yalnızca ürün satışı veya ihracat anlaşmalarıyla sınırlı kalmadığını, teknoloji transferi, sanayinin yerlileştirilmesi ve ortak üretim kapasitelerinin geliştirilmesini kapsayan stratejik bir ortaklığa doğru ilerlediğini söyledi.

Tütüncü, Suudi Arabistan’ın savunma sanayisini yerlileştirme hedeflerinin, Türkiye’nin son yıllarda oluşturduğu sanayi ve teknoloji kapasitesiyle örtüştüğünü, bunun da iki tarafın şirket ve kurumları arasında daha geniş kapsamlı bir iş birliğinin önünü açtığını belirtti.

Suudi Arabistan’ın yalnızca savunma ekipmanları ve sistemleri satın almayı hedeflemediğini ifade eden Tütüncü, ülkenin askeri sanayide yerli içeriğin payını artırma hedefleri doğrultusunda teknik bilgiye, üretim, geliştirme ve bakım kapasitesine sahip olmayı amaçladığını kaydetti.

Tütüncü, “Türk şirketleri Suudi Arabistan pazarını yalnızca ürün ihraç edilecek bir pazar olarak değil, uzun vadeli stratejik bir ortak olarak görüyor” diyerek, gelecekteki iş birliğinin ortak üretim, teknoloji transferi, nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi ve yerel tedarik zincirlerinin oluşturulmasını kapsayabileceğini vurguladı.

İki ülke arasındaki savunma ilişkisini, Suudi Arabistan’ın finansman ve yatırım imkanları ile Türkiye’nin teknik ve sanayi tecrübesinden yararlanan bir ‘sanayi entegrasyonu’ olarak nitelendiren Tütüncü, bu modelin havacılık, insansız sistemler, elektronik ve ileri teknolojiler gibi alanlara da yayılabileceğini ifade etti.

İki ülke arasındaki insansız hava aracı (İHA) anlaşmalarının savunma iş birliği açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Tütüncü, bunun iş birliğinin sonu değil, Suudi Arabistan’da sanayi ve üretim kapasitelerinin geliştirilmesini de kapsayabilecek daha geniş bir dönemin başlangıcı olduğunu söyledi.

Turizm ve mevsimsel entegrasyon

Turizm sektöründe ise Dağlıoğlu, iki ülkenin mevsimsel entegrasyona dayalı bir model oluşturma fırsatına sahip olduğunu belirtti. Türkiye’nin yaz aylarında çok sayıda Suudi turisti ağırladığını ifade eden Dağlıoğlu, Türk şirket ve turizm işletmecilerinin ise Suudi Arabistan’daki kış turizm sezonundan ve Krallık’ta hayata geçirilen yeni turizm ve eğlence projelerinden yararlanabileceğini söyledi.

WDEFRGT
SAHA İstanbul Genel Sekreteri Muttalip Tütüncü (Şarku’l Avsat)

Türk konaklama, işletmecilik ve turizm hizmetleri şirketlerinin Türkiye’de talebin düştüğü dönemlerde deneyim ve personellerini Suudi Arabistan pazarına taşıyabileceğini belirten Dağlıoğlu, bunun Suudi Arabistan’daki projelerin ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sağlayacağını ve Türk şirketleri için yeni fırsatlar oluşturacağını kaydetti.

Dağlıoğlu, Riyad ile Ankara arasındaki iş birliğinin yalnızca hükümetler ve büyük şirketlerle sınırlı olmadığını, yatırımcıların, girişimcilerin ve küçük ve orta ölçekli şirketlerin de birbirleriyle bağlantı kurmasını ve iki ülke pazarlarına girişlerinin kolaylaştırılmasını kapsadığını vurguladı.

Daha fazla büyüme

İki Türk yetkili, önümüzdeki dönemde karşılıklı yatırımlarda daha yüksek bir büyüme yaşanmasının beklendiğini belirtti. Bu büyümenin, ilişkilerdeki iyileşme, Suudi Arabistan’daki projelerin kapsamının genişlemesi, Suudi yatırımcıların Türkiye’deki varlık ve şirketlere yönelik artan ilgisi ve Ankara’nın sanayi, enerji ve teknoloji sektörlerini destekleyecek nitelikli yatırımları çekme hedefiyle desteklenmesi bekleniyor.

Bu süreç, Suudi Arabistan-Türkiye ilişkilerinin ticari ivmenin yeniden kazanıldığı bir aşamadan, ortak yatırım, teknoloji transferi ve kapasite entegrasyonuna dayanan daha derin ekonomik ve sanayi çıkarların oluşturulduğu bir döneme geçtiğini gösteriyor. Böylece iki ülke arasındaki ilişkiler, geleneksel ticaretteki dalgalanmaların ötesine geçen, uzun vadeli bir nitelik kazanıyor.