Nijer'den gelecek yeni göç dalgası, Avrupa ve Kuzey Afrika'yı rahatsız ediyor

Nijer'deki durumla ilgili en sert uyarıları, İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani yaptı. "Nijer'de savaşın başlamasının bir felaket anlamına geldiğini" belirten Tajani, "Yeni bir göç dalgası sorunu gerçek oldu" dedi

Nijer’deki huzursuzluk, vatandaşları ülke içinde ve dışında yerinden edilmeye itecek / Fotoğraf: AFP
Nijer’deki huzursuzluk, vatandaşları ülke içinde ve dışında yerinden edilmeye itecek / Fotoğraf: AFP
TT

Nijer'den gelecek yeni göç dalgası, Avrupa ve Kuzey Afrika'yı rahatsız ediyor

Nijer’deki huzursuzluk, vatandaşları ülke içinde ve dışında yerinden edilmeye itecek / Fotoğraf: AFP
Nijer’deki huzursuzluk, vatandaşları ülke içinde ve dışında yerinden edilmeye itecek / Fotoğraf: AFP

Sağir el-Hidri

Batı Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) liderlerinin Nijer'de anayasal düzeni yeniden tesis etmek için askeri olarak müdahale etme kararı almasıyla Avrupa Birliği (AB) içerisinde bunun yansımaları konusunda korkular yaşanıyor.

Zira bu kararın, Avrupa bloğunun liderleri için bir sorun teşkil eden düzensiz göç ikilemini daha da kötüleştirmesi muhtemel. 

Nijer, komşu Libya ve aylardır Sahra altı Afrika'dan gelen en büyük düzensiz göçmen akınıyla karşı karşıya olan Tunus için önemli bir geçiş istasyonu.

Bu durum, özellikle son aylarda bölge ülkeleriyle göçmenlerin kendi topraklarına geçişini engelleyecek anlaşmalar yapmak için yoğun diplomatik çabalar sarf eden İtalya'da endişe yaratıyor.

Nijer'deki durumla ilgili en sert uyarıları, İtalya merkezli 'La Stampa' gazetesinde yer alan açıklamalarında İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani yaptı.

"Nijer'de savaşın başlamasının bir felaket anlamına geldiğini" belirten Tajani, "Yeni bir göç dalgası sorunu gerçek oldu" dedi. 

Beklenen göç

Kısa bir süre önce Nijer, Batı'nın sadık bir müttefikiydi. Coğrafi konumu, Afrika Sahel'deki radikalizm yanlısı gruplara karşı güvenlik operasyonlarının yanı sıra, komşu Mali ve Burkina Faso'daki gerginlikler ortasında düzensiz göç akışlarını kontrol etmek için bir odak noktası sayılıyor. 

2015 yılında Nijer Parlamentosu, göçmen kaçakçılığını suç sayan bir yasayı oyladı.

Göçmenlerin komşu Libya'ya ve oradan da Avrupa'ya geçişlerinin ana yolu olan Agadez bölgesinde alınan güçlü güvenlik önlemleriyle, kaçakçılık yapanlar hakkında 30 yıla kadar hapis cezasına onay verdi. 

Fransa'da yaşayan siyasi araştırmacı Nizar el-Celidi, "Niamey'deki potansiyel güvenlik kaosu şüphesiz yeni bir göç hareketine yol açacak. Ancak Cezayir'in Nijer'e askeri müdahaleyi veto etmesi ışığında güvenlik kaosunun çıkması pek olası değil" dedi. 

Celidi, "Batılı güçlerin üzerinde çalıştığı önleyici tedbirlere de dikkat etmeliyiz. Bu tedbirler, Sahra altı ülkelerden gelen Afrikalı göçmenleri Tunus ve Libya gibi kuzey ülkelerine yerleştirerek Avrupa'ya gitmelerini engellemeyi amaçlıyor" şeklinde konuştu. 

ECOWAS ülkeleri, geçen perşembe günü geri adım attı. Öyle ki ülkenin bölgesel ve uluslararası alanda neredeyse izole hale gelmesine rağmen uluslararası yaptırımların geriletmediği Nijer'deki darbecilerle yeniden diplomatik çözümlere öncelik verdi.

Darbeciler, Batı'nın güvenilir bir ortağı olan demokratik yollarla seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Bazoum'u tutukladıktan sonra grup, Nijer'de meşruiyeti yeniden tesis etmek için askeri müdahaleye bir seçenek olarak onay verdi.

Bu çerçevede Nizar el-Celidi, "Nijer'de tek kurşun sıkılmayacak. Ancak bununla birlikte özellikle aralarındaki teröristlerin Kuzey Afrika ülkelerine sızacağı korkusu ortasında, göçmenleri kimliklerini dahi bilmeden Tunus gibi ülkelere yerleştirmek amacıyla organize operasyonlara dönüştükleri için düzensiz göçün artması muhtemeldir" dedi. 

Siyasi araştırmacı, "Göçün önümüzdeki günlerde güçlü bir etkisi olması muhtemel. Ancak Afrika, insanlarını yasadışı göç için vazgeçilmez kılan bolluk günlerine tanık olabilir" ifadelerini kullandı. 

2015 yılında Nijer tarafından onaylanan ve AB tarafından desteklenen planlar, göçmen sayısında yılda yaklaşık 100 bin ila 150 bin azalma yaşanmasına katkı sağladı.

Bu, daha önce bu planları öven eski Cumhurbaşkanı Mahamadou Issoufou hükümeti için bir başarı olarak görülmüyor.

İronik bir şekilde, bu planların mimarı ve uygulayıcısı, o sırada Nijer'de İçişleri Bakanı olan Muhammed Bazoum'du.

Ayrıca geçen Temmuz'un 26'sında Nijer ordusu tarafından tutuklanmadan ve rejiminin tasfiyesi başlamadan önce Cumhurbaşkanlığı Muhafızları tarafından saldırıya uğrayan da oydu.

Yeni dalga

Ayrıca, ECOWAS'ın darbecilerle mücadelede tavrındaki gerileme, Avrupalıların endişelerini azaltıyor.

Ancak bununla birlikte Niamey'deki yeni liderlerin ısrarı gibi başka riskleri beraberinde getiriyor.

Zira Wagner paralı askerlerini kullanmaları ve Rusya ile yeni bir ortaklık kurmaları olası olabilir. 

Fransa merkezli Uluslararası İlişkiler ve Strateji Merkezi Direktörü Caroline Rossi, "Özellikle Afrika kıtasındaki mevcut göç dalgaları kendi içlerinde, yani Afrika ülkeleri arasında gerçekleştiği için, şu anda Nijer'deki durum nedeniyle yeni bir düzensiz göç dalgasının oluşması pek olası görünmüyor" dedi. 

Rossi, "Bu meydan okuma, şu anda İspanya'nın başını çektiği AB'nin karşısında duruyor. Fransa'nın önümüzdeki Eylül ayında blok başkanlığını üstlenmesi ve bunun öncelikler listesinde yer alması bekleniyor" şeklinde konuştu.

Caroline Rossi, "Hiç şüphesiz Sahra Çölü'nden düzensiz göç konusu AB'nin masasında olacak ve bununla nasıl başa çıkılacağına dair sorular gündeme gelecektir" ifadelerini kullandı.

Yetkili, "Enstitü tarafından yürütülen istatistikler aracılığıyla, istikrarsızlığın binlerce kişinin zorla yerinden edilmesine yol açtığı doğrulanabilir. Geçen Aralık ayında, çoğu Mali'den olmak üzere Sahra altı Afrika ülkelerinden 280 binden fazla mülteci kaydedildi" dedi. 

Daha önce birkaç gün önce düzensiz göç konusunda Tunus ile bir mutabakat zaptı imzalamış olmasına rağmen AB, Afrika Sahel'deki yeni durumla başa çıkmak için ihtiyati tedbirleri henüz açıklamadı.

Afrika kıyılarında Fransa ve batılı müttefikleri tarafından kontrol edilen bölgeleri işgal eden Wagner paralı askerlerinin güçlü girişiyle AB, muhtemelen bir sonraki aşamada kendisini güçlü bir baskı altında bulacaktır.

 

 

Independent Arabia - Independent Türkçe



Lara Trump açıkladı: Başkan, dünya dışı yaşamın keşfini duyurmak için bir konuşma hazırladı

ABD Başkanı Donald Trump’ın gelini Lara Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump’ın gelini Lara Trump (Reuters)
TT

Lara Trump açıkladı: Başkan, dünya dışı yaşamın keşfini duyurmak için bir konuşma hazırladı

ABD Başkanı Donald Trump’ın gelini Lara Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump’ın gelini Lara Trump (Reuters)

Lara Trump, ABD Başkanı Donald Trump’ın, uzaylıların keşfi ilan edilirse okumak üzere önceden hazırlanmış bir konuşması olduğunu açıkladı.

43 yaşındaki Lara Trump, bu açıklamayı dün yayımlanan Pod Force One adlı podcast bölümünde yaptı. Söz konusu açıklama, eski Başkan Barack Obama’nın geçen hafta sonu yapılan röportajında uzaylıların varlığına dair yaptığı açıklamalara atıfla geldi.

Podcast sırasında sunucu Miranda Devine, Lara’ya “Eski Başkan Obama yakın zamanda bir podcastte uzaylılara inandığını ve başkanlığı sırasında bir şeyler gördüğünü ima etti. Başkanla UFO konusunu konuştunuz mu? Sizce bu konuda bir açıklama yapacak mı?” diye sordu.

Lara Trump yanıtında, “Komik olan şu ki, eşim Eric ile birlikte babasına bunu sorduk ve ‘Sen ne biliyorsun?’ dedik” ifadesini kullandı. Başkan’ın, kendisine ve Eric’e dünya dışı yaşam olasılığı sorulduğunda ‘bir şeyler saklıyormuş gibi davrandığını’ belirtti.

Lara sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben ve Eric dedik ki, Tanrım, her şeyi bize anlatmak bile istemiyor, belki bunun ötesinde bir şey var. Farklı kaynaklardan duydum ki, babam bunu bizzat söylemiş: Bir konuşması var ve doğru zamanda bunu açıklayacak… Ne zaman olacağını bilmiyorum… Belki de bu, dünya dışı yaşamla ilgili bir konudur.”

Bu açıklamalar, eski Başkan Barack Obama’nın hafta sonu katıldığı bir podcastte yaptığı yorumların ardından geldi. Obama, uzaylılarla ilgili soruya, “Varlar, ama ben görmedim ve bir yerde tutulduklarını sanmıyorum. Herhangi bir yer altı tesisi yok, tabii ki ABD Başkanı’ndan saklanan devasa bir kompleks yoksa” yanıtını vermişti.

Obama’nın sözleri internet ortamında geniş yankı uyandırdı ve bunun üzerine Instagram hesabından bir açıklama yaptı. Açıklamasında, “Hızlı tur formatına uymaya çalışıyordum, ama konu büyük ilgi görünce açıklama yapayım. İstatistiksel olarak ev çok geniş, bu da yaşam olasılığını artırıyor” dedi.

Eski başkan ayrıca, “Yıldız sistemleri arasındaki mesafeler çok büyük, bu nedenle uzaylıların bizi ziyaret etme olasılığı düşük. Başkanlığım sırasında uzaylılarla iletişim olduğuna dair herhangi bir kanıt görmedim” ifadelerini kullandı.

Yıllardır, özellikle Nevada eyaletinin güneyinde gizemli Area 51 üssüyle ilgili olarak, uzaylılar ve UFO varlığı üzerine spekülasyonlar devam ediyor. Geçen yıl yayımlanan bir belgesel, Trump’ın yakın zamanda başka yaşam formlarını tanıyabileceğine işaret etmişti.

Tüm bu iddia ve spekülasyonlara rağmen Donald Trump, görevine geri dönmesinin ardından uzaylıların varlığı konusunda henüz kesin bir açıklama yapmış değil.


Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün (Perşembe) kendi çağrısıyla oluşturulan Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek. Toplantıya 45’ten fazla ülkeden temsilcinin katılması beklenirken, Gazze’nin geleceğine ilişkin çözümsüz başlıkların gündeme damga vurması bekleniyor.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması, yeniden imar fonunun büyüklüğü ve savaş nedeniyle ağır yıkıma uğrayan Gazze halkına insani yardım akışının sağlanması gibi konuların, Konsey’in önümüzdeki haftalar ve aylardaki etkinliğinin sınanacağı temel dosyalar olması bekleniyor.

Trump’ın Washington’da kısa süre önce adını verdiği “Donald J. Trump Barış Enstitüsü” binasında katılımcılara hitap etmesi ve katılımcı ülkelerin yeniden imar fonu için 5 milyar dolar topladığını açıklaması planlanıyor. Söz konusu tutarın, ilerleyen dönemde milyarlarca dolarlık ek kaynağa ihtiyaç duyulması beklenen fon için ilk katkı niteliğinde olacağı belirtiliyor.

Trump’ın çağrısıyla kurulan Barış Konseyi geniş tartışmalara yol açtı. Konsey’de İsrail yer alırken Filistinli temsilcilerin bulunmaması dikkat çekiyor. Trump’ın Konsey’in ilerleyen aşamada Gazze’nin ötesindeki küresel meydan okumaları da ele alabileceğini önermesi, bunun Birleşmiş Milletler’in küresel diplomasi ve ihtilaf çözümündeki merkezi rolünü zayıflatabileceği yönündeki kaygıları artırdı.

Üst düzey ABD’li yetkililer, Trump’ın ayrıca bazı ülkelerin Gazze’de barışın korunmasına yardımcı olmak amacıyla kurulacak uluslararası bir istikrar gücüne binlerce asker göndermeyi planladığını açıklayacağını bildirdi.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması ve böylece barış gücü birliklerinin göreve başlayabilmesi konusu ise temel anlaşmazlık başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Hamas, İsrail’in olası misilleme adımlarına ilişkin endişeler nedeniyle silah bırakmaya yanaşmıyor. Silahsızlandırma, Trump’ın iki yıl süren Gazze savaşının ardından Ekim ayında başlayan kırılgan ateşkese zemin hazırlayan planının maddeleri arasında yer alıyor.

Üst düzey bir yönetim yetkilisi, “Silahsızlanmaya ilişkin zorlukların tamamen farkındayız, ancak arabuluculardan gelen mesajlar bizi cesaretlendiriyor” dedi.

Güvenlik Konseyi üyelerinin çoğu yok

ABD’li yetkililer, etkinliğe 47 ülkeden heyetlerin ve Avrupa Birliği’nin katılımının beklendiğini belirtti. Listede İsrail’in yanı sıra Arnavutluk’tan Vietnam’a kadar geniş bir ülke yelpazesi yer alıyor.

Ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri olan Fransa, Birleşik Krallık, Rusya ve Çin listede bulunmuyor.

Etkinlikte Trump’ın yanı sıra ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair’in konuşma yapması bekleniyor. Konsey’de önemli bir rol üstlenmesi öngörülen Blair’in yanı sıra, ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz ve Gazze Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov’un da etkinlikte yer alacağı ifade ediliyor.

İsmini açıklamak istemeyen bir Konsey üyesi, Gazze planının ciddi engellerle karşı karşıya olduğunu belirtti. Yetkili, diğer alanlarda ilerleme sağlanabilmesi için Gazze’de güvenliğin tesis edilmesinin temel şart olduğunu, ancak polis güçlerinin henüz yeterince hazır ve eğitimli olmadığını kaydetti.

Açıklamaya göre henüz karara bağlanmamış temel soru, Hamas’la görüşmeleri kimin yürüteceği. Konsey temsilcilerinin, örgüt üzerinde nüfuz sahibi aktörler — özellikle Katar ve Türkiye — aracılığıyla süreci ilerletebileceği değerlendiriliyor. Ancak İsrail’in bu iki ülkeye mesafeli yaklaşımı sürecin önündeki başlıca engellerden biri olarak görülüyor.

İnsani yardımın ulaştırılması da çözüm bekleyen başlıklar arasında yer alıyor. Yetkili, mevcut durumu “katastrofik” olarak nitelendirirken, yardım akışının süratle genişletilmesi çağrısında bulundu. Buna karşın, dağıtımın sahada hangi yapı tarafından koordine edileceğinin netleşmediğini belirtti.


İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, İsrailli yetkililerin, Tahran'ın Cenevre'de yapılan son müzakerelerde ABD'nin taleplerini karşılamaması üzerine, ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘yakında’ İran'a karşı büyük çaplı bir askeri saldırı başlatabileceğini öngördüklerini aktardı. Gazeteye göre Trump yönetiminin yetkilileri, İranlıların zaman kazanmaya ve ABD'yi yanıltmaya çalıştığını düşünüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başkanlığında kısa bir süre önce gerçekleşen istişarelerde, İran'ın İsrail ordusu olası bir ABD saldırısına katılmasa bile İsrail'e füze saldırısı düzenleyebileceği yönünde bir değerlendirme yapıldı. Buna göre acil durum hizmetleri ve sivil savunmadan sorumlu askeri kurum olan İç Cephe Komutanlığı'ndan savaşa hazırlık yapması istendi. Çeşitli güvenlik kurumları da en yüksek savunma hazırlık seviyesine geçtiklerini açıklarken, güvenlik kurumları da yüksek alarm durumuna geçti.

Ne zaman olacağı bilinmiyor

ABD, Trump'ın ‘güzel filo’ olarak nitelendirdiği, İran ile kısa süreli bir çatışma yerine uzun süreli bir savaş yürütebilecek güçleri bölgeye çoktan konuşlandırdı. Ancak İsrailli yetkililer, ABD'nin saldırısının kesin zamanlamasının bilinmediğini ve nihai olarak Trump'ın kararına bağlı olduğunu belirtiyor. Karar verildikten sonra bile planlar değişebilir. İsrail'de karar anının yaklaştığı ve zamanın daraldığı yönünde bir izlenim hakim. Yetkililer birkaç gün önce iki haftalık bir süreden, ondan önce de yaklaşık bir aydan bahsetmişlerdi, ancak şimdi birkaç gün içinde harekete geçilebileceğine dair işaretler var.

Öte yandan saldırıyı geciktirebilecek birkaç faktör de söz konusu. Gazze Barış Kurulu, perşembe günü Washington'da toplanacak ve İtalya'daki Kış Olimpiyatları 22 Şubat'ta sona erecek. Trump'ın bu faktörlere ne kadar ağırlık vereceği belirsiz.

Her ne kadar kesin bir tarih belirlenmemiş olsa da ABD'nin İran ile uzun süreli bir çatışmaya hazırlandığına dair işaretler giderek artıyor. Geçtiğimiz yıl haziran ayında yaşanan 12 günlük savaştan bu yana yüksek seviyede olan gerginlik, İran rejiminin son zamanlarda protestoculara yönelik sert müdahalelerinin ardından daha da tırmandı. ABD'li yetkililer, büyük çaplı bir operasyonun hızlı bir saldırı olmayacağını, aksine haftalarca sürebilecek bir kampanya olacağını tahmin ediyorlar. Bu da Ortadoğu'daki askeri yığınağı açıklıyor.

Herhangi bir saldırının olası hedeflerinden biri İran'da rejim değişikliği olacak. Ancak ABD yetkilileri, bu hedefin tek bir saldırıyla değil, haftalarca sürecek bir dizi saldırıyla gerçekleştirilebileceğini kabul ediyor.

Bu da İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in yanı sıra, bazıları toplu katliamlardan sorumlu tutulan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kurumlarını da hedef alabilir. Washington ayrıca İranlıların sokaklara dökülmesini istiyor, ancak bunun için rejim muhaliflerini ABD'nin onları desteklemeye hazır olduğuna ikna etmek gerekiyor.

CNN'in haberine göre iki İsrailli yetkili, önümüzdeki günlerde ABD ve İsrail'in İran'a ortak bir saldırı düzenleyeceğine dair ‘artan işaretler’ üzerine İsrail'in askeri alarm ve hazırlık seviyesini yükselttiğini söyledi.

Haberin kaynaklarından biri olan bir askeri yetkiliye göre İsrail operasyonel ve savunma planlamasını hızlandırdı. Bir kaynak, Trump tarafından onaylanması halinde beklenen saldırının önceki 12 gün süren savaşın ötesine geçeceğini ve ABD ile İsrail arasında koordineli saldırılar içereceğini ekledi.

Diğer taraftan bugün yapılması planlanan İsrail Savaş Kabinesi toplantısı pazar gününe ertelendi. Bu ertelemenin nedeni, ABD ve İsrail'in herhangi bir karar vermeden önce İran'ın yanlış bir hesap yapıp önleyici bir saldırı düzenlemesini önlemek olabilir.

Hizbullah ve Husiler hesapların merkezinde

Son iki gün içinde, Ortadoğu'ya doğru takviye savaş uçakları, yakıt ikmal uçakları, keşif ve istihbarat uçakları ile komuta ve kontrol uçaklarının yola çıktığı görüldü. Bu hareketlilik, bölgede uzun zamandır görülmemiş büyüklükte bir ABD askeri gücü oluşturuyor. Bu devasa bir savaş makinesi ve bölgede sadece ‘pozisyon almak’ için konuşlandırılmış olması pek olası değil. Amaç sadece müzakerelerde baskı uygulamaksa, bu olağanüstü bir baskı olur, çünkü ABD İran'a çok daha az güçle saldırabilir.

Bu büyük ölçekli tehdit ve caydırıcı etkisinin, İran'ı son dakikada ABD'nin taleplerini kabul etmeye zorlayabileceği ihtimali göz ardı edilemez. Trump daha önce tehditlerinin boş olmadığını göstermişti ve müzakereler sırasında Washington’ın Tahran'a ilettiği mesaj açıktı: “Sabrımı sınama!”

Ancak, en azından kamuoyu önünde İran bu tür sonuçlara varmış gibi görünmüyor. Hatta Hamaney, Amerikan uçak gemilerini vurmakla tehdit etti. İsrail'de bu durum, iktidar sahibine pahalıya mal olabilecek aşırı bir kibir olarak görülüyor.

Çoğu gösterge, İsrail'in bu tür bir saldırıya katılacağını ve kenara çekilmesinin istenmeyeceğini işaret ediyor. ABD’li yetkililerin İsrail'in yeteneklerine, özellikle de İsrail ordusunun uzmanlığına ihtiyaç duyduğu söyleniyor. İsrail'in başlıca hedefi, İran'ın balistik füze sistemini yok etmek ya da ona ciddi şekilde hasar vermek olacak. Aynı zamanda, İsrail ordusundan iki cephede daha mücadele etmesi istenebilir. Bunlar Lübnan'daki Hizbullah ve Yemen'deki Husiler.

Husilerin hemen savaşa katılıp İsrail'e füze ve insansız hava araçları (İHA) ile saldıracağı tahmin ediliyor. Ayrıca, daha önce 12 gün süren savaşta olduğu gibi Hizbullah'ın bu kez tarafsız kalmayıp savaşa katılma ihtimali de var. Bu durumda İsrail, bunu hesaplaşmak için bir fırsat olarak görebilir.