Başkanlığı kazanması halinde Harris'in dış politikada izleyeceği yol nasıl olacak?

Kamala Harris (AP)
Kamala Harris (AP)
TT

Başkanlığı kazanması halinde Harris'in dış politikada izleyeceği yol nasıl olacak?

Kamala Harris (AP)
Kamala Harris (AP)

ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in Çin, İran ve Ukrayna gibi konularda Başkan Joe Biden'ın dış politika yaklaşımını büyük ölçüde sürdürmesi bekleniyor. Ancak Demokrat Parti adaylığını garantilemesi ve kasım ayındaki seçimleri kazanması halinde Gazze savaşı konusunda İsrail'e karşı daha sert bir ton benimseyebilir.

Şarku’l Avsat’ın Reuters haber ajansından aktardığına göre, Biden'ın yarıştan çekilmesi ve dün (pazar) kendisini desteklemesinin ardından partinin adaylığını kazanma ihtimali en yüksek aday olan Harris, Senato'da ve Biden'ın yardımcısı olarak görev yaptığı süre boyunca edindiği iş deneyimini, dünya liderleriyle kişisel ilişkilerini ve küresel meselelere aşinalığını kullanacak.

Ancak Cumhuriyetçi aday Donald Trump'a karşı yarışırken önemli bir zayıflığı da olacak ki, o da şu: Biden'ın kafasını karıştıran ve kampanyasında önemli bir konu haline gelen ABD-Meksika sınırındaki çalkantılı durum.

Biden döneminin başında yüksek yasadışı göç oranlarının temel nedenleriyle mücadele etmekle görevlendirilen Harris, bu konuda Cumhuriyetçiler tarafından suçlanmıştı.

Analistler, bir dizi küresel öncelik konusunda Harris'in başkanlığının ‘Biden’ın ikinci dönemi gibi’ olabileceğini ifade ediyor.

Demokrat ve Cumhuriyetçi yönetimlerin eski Ortadoğu müzakerecisi Aaron David Miller, “Harris daha aktif bir oyuncu olabilir. Ancak beklememeniz gereken şey, Biden'ın dış politikasının özünde hemen büyük değişiklikler olması” ifadelerini kullandı.

Harris, yaygın olarak cansız olarak nitelendirilen bir kampanyanın ardından 2020 başkanlık seçimleri için Demokratların adaylığını kazanamamıştı.

zxcdvf
Kamala Harris mart ayında Colorado'da seçim kampanyası kapsamında düzenlenen bir miting sırasında (AFP)

Harris bu kez partinin adaylığını kazanmayı başarırsa, Demokratlar onun platformunun dış politikalarını daha iyi destekleyebileceğini umuyor.

Ülkenin ilk Afro-Amerikan ve Asya-Amerikan başkan yardımcısı olan Harris, Biden'ın başkanlığının ikinci yarısında Çin ve Rusya'dan Gazze'ye kadar çeşitli konularda pozisyonunu sağlamlaştırdı ve birçok dünya lideri için tanıdık bir figür haline geldi.

NATO ve Ukrayna

Harris, Biden'ın Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'ne (NATO) verdiği güçlü destekten sapmayacağının ve Rusya'ya karşı savaşında Ukrayna'yı desteklemeye devam edeceğinin sinyallerini verdi.

Harris, bu yılki Münih Güvenlik Konferansı'nda Rusya'yı Ukrayna'yı işgali nedeniyle eleştiren ve ABD'nin NATO Karşılıklı Savunma Anlaşması'nın 5. Maddesi'nin gerekliliklerine ‘katı’ bir şekilde uyacağını taahhüt eden sert bir konuşma yaptı.

Bu durum, ABD'nin NATO ile ilişkilerinde radikal değişiklik sözü veren eski Başkan Trump'ın tutumuyla ve Kiev'e gelecekte yapılacak silah sevkiyatı konusunda dile getirdiği kuşkularla keskin bir tezat oluşturuyor.

Asya

Çin konusunda ise Harris, ABD'nin özellikle Asya'da Çin'in etkisine karşı koyması gerektiği konusunda uzun süredir Washington'daki iki partili ana akım içinde yer alıyor.

Analistler, Harris'in, Biden'ın gerektiğinde Pekin'le yüzleşirken aynı zamanda iş birliği alanları arayan tutumunu sürdüreceğini belirtiyor.

Harris, eylül ayında Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) Zirvesi’nde Biden'a vekalet etmek üzere Cakarta'ya yaptığı ziyaret de dahil olmak üzere, ekonomik açıdan önemli Asya bölgesindeki bağları güçlendirmeyi amaçlayan çeşitli ziyaretler gerçekleştirdi. Ziyaret sırasında Harris, Çin'i küçük komşularını tartışmalı Güney Çin Denizi'ndeki bölgeler üzerinde egemenlik iddiasında bulunmaya zorlamaya çalışmakla suçladı.

Biden Harris'i, Trump'ın güvenliklerine olan bağlılığından endişe duyan kilit müttefikler Japonya ve Güney Kore ile ittifakları güçlendirmek için ziyaretlere gönderdi.

Washington Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nde Güneydoğu Asya programında araştırmacı olan Murray Hiebert, “Bu, Biden'ın Hint-Pasifik bölgesine odaklanmasını pekiştirmeye istekli olduğunu gösterdi” dedi.

Hiebert, Harris’in, Biden'ın on yıllar boyunca edindiği ‘diplomatik becerileri’ yakalayamadığını, ancak ‘iyi bir iş çıkardığını’ da sözlerine ekledi.

zasdvfb
Biden ve Harris (AP)

Diğer yandan Harris de Biden gibi zaman zaman dil sürçmeleri yaşadı. Eylül 2022'de Güney ve Kuzey Kore arasındaki askerden arındırılmış bölgeye yaptığı bir gezide Washington'un Seul'e olan desteğini yinelerken ‘ABD'nin Kuzey Kore Cumhuriyeti ile olan ittifakı’ demiş, ancak daha sonra yardımcıları bunu düzeltmişti.

Filistin ve İsrail

Harris partisinin bayrağını taşır ve Trump'ın seçim öncesi anketlerdeki liderliğini aşmayı başarırsa, özellikle Gazze savaşı halen devam ediyorsa, İsrail-Filistin çatışması gündeminin üst sıralarında yer alacak.

Harris, Hamas'ın 7 Ekim'de İsrail'e saldırı başlatmasının ardından ‘İsrail'in kendini savunma hakkını destekleme’ konusunda yardımcısı olarak Biden'ı desteklemiş olsa da zaman zaman İsrail'in askeri yaklaşımını eleştirdi.

Mart ayında İsrail'in Gazze'ye kara harekâtı sırasında meydana gelen ‘insani felaketi’ hafifletmek için yeterince çaba göstermediğini söyleyen Harris, aynı ayın ilerleyen günlerinde ise İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki yoğun nüfuslu Refah kentini işgal etmesi halinde yaşayacağı ‘sonuçları’ göz ardı etmedi.

Analistler böyle bir üslubun, Harris'in başkan olması halinde en azından İsrail'e karşı Biden'dan daha güçlü bir ton benimseyeceği ihtimalini artırdığını söylüyor.

81 yaşındaki Biden, kendisini ‘Siyonist’ olarak tanımlayacak kadar bir dizi İsrailli liderle uzun bir geçmişe sahipken, 59 yaşındaki Harris'in İsrail ile bu kadar yoğun bir kişisel bağı yok.

Harris, bazıları Gazze'deki çatışmalarda çok sayıda Filistinli sivilin ölmesinden endişe duydukları için ABD'nin İsrail'e silah sevkiyatına koşullar getirmesi amacıyla Biden'a baskı yapan Demokrat ilericilerle daha yakın bağlara sahip.

Ancak analistler, Washington'un Ortadoğu'daki en yakın müttefiki olan İsrail'e yönelik ABD politikasında büyük bir değişiklik beklemiyor.

Harris'in Kongre'de görev yaptığı 2017-2018 yılları arasında ulusal güvenlik danışmanlığını yapan Halie Soifer, Harris'in de en az Biden kadar İsrail'i desteklediğini belirterek, “İkisi arasında çok az fark var” dedi.

İran

Harris'in ayrıca, İsrail'in bölgedeki baş düşmanı olan ve son nükleer gelişmeleri ABD'nin giderek artan kınamalarına neden olan İran konusunda da kararlı olması bekleniyor.

Ortadoğu'dan sorumlu eski ulusal istihbarat direktör yardımcısı Jonathan Panikoff, İran'ın nükleer programının ‘silahlandırılması’ tehdidinin artmasının Harris yönetimi için, özellikle de Tahran'ın yeni ABD liderini test etmeye karar vermesi halinde, erken dönemde büyük bir zorluk oluşturabileceğini söyledi.

Bir dizi başarısız girişimin ardından Biden, Trump'ın başkanlığı sırasında çekildiği 2015 nükleer anlaşmasına geri dönmek için Tahran ile müzakerelere geri dönmeye pek ilgi göstermedi.

Harris'in başkan olarak, İran'ın taviz vermeye istekli olduğuna dair ciddi işaretler olmadan önemli bir girişimde bulunması pek olası görünmüyor.

Washington merkezli bir düşünce kuruluşu olan Atlantik Konseyi'nde çalışan Panikoff, “Bu gerçekleşse bile, bir sonraki başkanın İran'la uğraşmak zorunda kalacağına inanmak için her türlü neden var. Bu kesinlikle en büyük sorunlardan biri” ifadelerini kullandı.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.