Trump: İran’da rejim değişikliği olabilecek en iyi şey

Witkoff ve Kushner salı günü Cenevre’de İranlı yetkililerle görüşmelerde bulunacak

 Geçtiğimiz ay Amerikalı denizciler, USS Abraham Lincoln uçak gemisinin güvertesinde bir Boeing EA-18G Growler uçağını hazırlıyor. (Arşiv – AP)
Geçtiğimiz ay Amerikalı denizciler, USS Abraham Lincoln uçak gemisinin güvertesinde bir Boeing EA-18G Growler uçağını hazırlıyor. (Arşiv – AP)
TT

Trump: İran’da rejim değişikliği olabilecek en iyi şey

 Geçtiğimiz ay Amerikalı denizciler, USS Abraham Lincoln uçak gemisinin güvertesinde bir Boeing EA-18G Growler uçağını hazırlıyor. (Arşiv – AP)
Geçtiğimiz ay Amerikalı denizciler, USS Abraham Lincoln uçak gemisinin güvertesinde bir Boeing EA-18G Growler uçağını hazırlıyor. (Arşiv – AP)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, İran rejiminde olası bir değişikliğe destek verdiğini belirterek, yakında Ortadoğu’da ‘muazzam bir güç’ olacağını açıkladı. Bu açıklama, ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) bölgeye ikinci bir uçak gemisi göndermesinin hemen ardından geldi.

Söz konusu askeri adımlar ve sert açıklamalar, Washington ile Tahran’ın uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlığı çözmek için diplomasiyi canlandırma çabalarının sürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Konuya vakıf bir kaynak Reuters’a yaptığı açıklamada, ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner’ın salı günü Cenevre’de İran ile müzakereler yürüteceğini ve görüşmelerde aracılar olarak Umman temsilcilerinin de bulunacağını aktardı.

Kaynağa göre Witkoff ve Kushner salı günü Cenevre’de Rus ve Ukraynalı yetkililerle de bir araya gelecek; bu görüşmeler, ABD’nin Ukrayna’daki savaşı sona erdirme çabaları kapsamında yapılacak.

Trump, İran’da rejim değişikliği isteyip istemediği sorulduğunda, “Bence bu olacak en iyi şey olur” yanıtını verdi. Kimin iktidara geleceğini açıklamaktan kaçındı, ancak “Bazı kişiler var” dedi.

Trump, Kuzey Karolina, Fort Bragg’deki bir askeri etkinliğin ardından yaptığı açıklamada, “47 yıldır konuşuyorlar, konuşuyorlar, konuşuyorlar. Bu süre zarfında pek çok can kaybettik; bacaklar ve kollar kesildi, yüzler şekil değiştirdi. Bu durum çok uzun sürdü” ifadelerini kullandı.

Washington, İran ile yürütülen nükleer görüşmelerin, ülkenin balistik füzelerini, bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteği ve İran halkına yönelik muameleyi de kapsamasını istiyor.

İran ise yaptırımların kaldırılması karşılığında nükleer programına sınırlamalar getirmeyi görüşmeye hazır olduğunu belirtti, ancak bu müzakereleri füzelerle bağlamayı reddetti.

Trump, anlaşma sağlanamazsa İran’a saldırı düzenleyebileceği tehdidinde bulunurken, Tahran da misilleme sözü verdi. Bu durum, ABD’nin Ortadoğu’da askerî güç yığmasıyla birlikte daha geniş çaplı bir savaş endişesi yarattı.

ABD, geçen yıl İran’ın nükleer tesislerine saldırılar düzenlemişti.

Nükleer tesislerde geriye ne kaldığı sorulduğunda Trump, “Toz” yanıtını verdi ve ekledi: “Bunu yaparsak, bu yapabileceğimiz en az şey olur; ama muhtemelen geriye kalan her şeyi ele geçireceğiz.”

ABD Başkanı Donald Trump(AP)ABD Başkanı Donald Trump(AP)

Uzun vadeli konuşlandırma

ABD’li yetkililer, askeri varlıkların taşınmasının karmaşık bir operasyon olduğunu belirtti. USS Gerald R. Ford, USS Abraham Lincoln ve son haftalarda Ortadoğu’ya gönderilen seyir füzeli muhripler, savaş uçakları ve keşif uçaklarına katılacak.

USS Gerald R. Ford, ABD’nin en yeni ve dünyanın en büyük uçak gemisi olarak Karayipler bölgesinde görev yapıyor ve bu yılın başlarında Venezuela’daki operasyonlara katılmıştı.

Trump dün kendisine yöneltilen, ikinci bir uçak gemisinin Ortadoğu’ya gönderilme gerekçesi sorusuna yanıt olarak, “Anlaşma sağlanamazsa buna ihtiyacımız olacak… Ve gerekirse hazır olacak” dedi.

ABD uçak gemisi USS Gerald R. Ford (AP)ABD uçak gemisi USS Gerald R. Ford (AP)

İsminin açıklanmaması koşuluyla konuşan ABD’li bir yetkili, uçak gemisinin Ortadoğu’ya ulaşmasının en az bir hafta süreceğini söyledi. ABD, geçen yıl haziran ayında İran’daki nükleer tesislere yönelik saldırılar sırasında bölgeye son kez iki uçak gemisi göndermişti.

ABD ordusunun envanterinde 11 uçak gemisi bulunuyor; bu da bu kaynakları nadir ve planlaması uzun vadeli bir şekilde yapılan unsurlar haline getiriyor.

Amerika kıtasındaki operasyonları denetleyen ABD Güney Komutanlığı yaptığı açıklamada, ‘yasadışı faaliyetler ve kötü niyetli aktörlerle mücadeleye’ odaklanmaya devam edeceklerini belirtti.

USS Gerald R. Ford, esas olarak Haziran 2025’ten beri görevde ve başlangıçta Avrupa bölgesinde konuşlanması planlanmıştı; ancak Kasım ayında ani bir şekilde Karayipler’e gönderildi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre uçak gemilerinin görev süreleri genellikle dokuz ay sürüyor; ancak artan ABD askeri faaliyetleri dönemlerinde bu sürenin uzatılması nadir değil.

Uzun görev sürelerinin mürettebatın moralini olumsuz etkileyebileceği konusunda deniz kuvvetleri yetkilileri uzun süredir uyarılarda bulunuyor.

Yetkililer, ABD yönetiminin başka bir uçak gemisi olan USS George H.W. Bush’u Ortadoğu’ya gönderme seçeneğini de değerlendirdiğini, ancak geminin sertifikasyon ve belge işlemlerinden geçtiğini ve bölgeye ulaşmasının bir aydan uzun süreceğini belirtti.

Nükleer reaktöre sahip USS Gerald R. Ford, 75’ten fazla savaş uçağı taşıyabiliyor; bunlar arasında F-18 Süper Hornet ve erken uyarı sistemi görevi görebilen E-2 Hawkeye modelleri bulunuyor.

USS Gerald R. Ford uçak gemisinin radar sistemi, hava trafiğini izleme ve kontrol etmede destek sağlayabiliyor. Ayrıca gemiyi koruyan eskort gemileri, yüzeyden havaya ve yüzeyden yüzeye saldırı yetenekleri ile denizaltılara karşı savunma kapasitelerine sahip.



Hegseth: İran savaşı bir bataklık değil eleştiriler Tahran’a propaganda zaferi sağlıyor

Savunma Bakanı Pete Hegseth, 29 Nisan 2026'da kongre oturumunda (AFP)
Savunma Bakanı Pete Hegseth, 29 Nisan 2026'da kongre oturumunda (AFP)
TT

Hegseth: İran savaşı bir bataklık değil eleştiriler Tahran’a propaganda zaferi sağlıyor

Savunma Bakanı Pete Hegseth, 29 Nisan 2026'da kongre oturumunda (AFP)
Savunma Bakanı Pete Hegseth, 29 Nisan 2026'da kongre oturumunda (AFP)

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, Kongre’deki bazı Demokratları ve Cumhuriyetçileri İran savaşı hakkındaki açıklamaları nedeniyle sert sözlerle eleştirdi. Hegseth, Kongre Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi’nde yaptığı konuşmada, “Bu aşamada Amerika Birleşik Devletleri’nin karşı karşıya olduğu en büyük ve en tehlikeli tehdit, Kongre’deki bazı Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçilerden gelen pervasız, zayıf ve yenilgici açıklamalardır” dedi.

Hegseth, Demokratların eleştirilerine yanıt vererek İran savaşının “bir bataklık” olarak nitelendirilmesini reddetti ve bu tür söylemlerin Tahran’a “propaganda zaferi” kazandırdığını savundu. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın nükleer silah sahibi olmasını engelleme konusunda “diğer başkanlardan farklı olarak cesaret gösterdiğini” belirten Hegseth, Trump’ın bu konuda “kararlı” olduğunu vurguladı.

fdv
ABD Genelkurmay Başkanı Dan Kaine, 29 Nisan 2026'da bir kongre oturumunda (AFP)

Yasa koyuculara çatışmanın üzerinden yalnızca iki ay geçtiğini hatırlatarak, ABD’nin Irak, Afganistan ve Vietnam savaşlarının uzun sürelerine dikkat çeken Hegseth, “Amerikan halkının güvenliği için varoluşsal bir mücadeleden sadece iki ay sonra, İran’ın nükleer bomba sahibi olmasına izin veremeyiz. Bu görevle gurur duyuyoruz” ifadelerini kullandı.

Bu açıklamalar, Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi’nde kıdemli Demokrat üye Adam Smith’e yanıt olarak geldi. İran savaşının başlangıcından bu yana Kongre’de yapılan ilk açık oturumda Hegseth’e Genelkurmay Başkanı Dan Caine ve Savunma Bakanlığı Finans Müsteşar Vekili Jules Hurst de eşlik etti. Hurst, İran savaşının maliyetinin şu ana kadar 25 milyar dolara ulaştığını açıkladı.

Demokratlardan sert eleştiriler

Demokratlar, savaşın başlamasından bu yana geçen sürede yönetimin stratejisini sert şekilde eleştirdi. Adam Smith, yönetimin askeri stratejisini “gerçekçilik” olarak tanımlamasını eleştirerek, bunun “dünyaya mümkün olduğunca fazla güç ve baskı uygulamak üzerine kurulu bir yaklaşım” olduğunu söyledi.

sdgtrbgb
Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul, İran savaşına karşı eleştirel bir tutum sergiliyor (AFP)

Smith, ABD’nin Orta Doğu’da İran’a karşı “tam ölçekli bir savaş başlattığını” belirterek bunun gerçekçilikle bağdaşmadığını savundu. Savaşın bölgesel etkilerine değinen Smith, 13 Amerikan askerinin öldüğünü ve yüzlercesinin yaralandığını ifade etti. Ayrıca binlerce sivilin hayatını kaybettiğini, çok sayıda ülkenin çatışmaya dolaylı olarak dahil olduğunu söyledi.

Smith, savaşın ekonomik etkilerine de dikkat çekerek ABD’de benzin fiyatlarının bir doların üzerinde arttığını, gübre ve gıda fiyatlarında da artış beklendiğini dile getirdi.

“Gerçekçilik” ve strateji tartışması

Smith, yönetimin “gerçekçilik” tanımını eleştirerek, bunun İran’ı dönüştürmeyi hedefleyen geniş çaplı bir savaş anlamına geldiğini söyledi. İran’ın nükleer programının hâlâ varlığını sürdürdüğünü, balistik füze kapasitesinin devam ettiğini ve Hürmüz Boğazı’nı kapatma kabiliyetinin bulunduğunu belirtti.

“Plan nedir?” diye soran Smith, sadece taktiksel başarıların yeterli olmadığını, stratejik bir hedefin bulunmadığını savundu.

Savunma bütçesi ve “güç yoluyla barış” yaklaşımı

Pentagon yetkilileri ayrıca 2027 savunma bütçesini ele aldı. Hegseth, 1,5 trilyon dolarlık bütçenin ABD’nin ulusal savunmasını güçlendirecek yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu söyledi.

Hegseth, Trump yönetiminin stratejisinin “gerçekçilik” ve “güç yoluyla barış” ilkesine dayandığını belirterek, ABD’nin amacının savaşı önlemek olduğunu ifade etti. “Barış istiyoruz ama savaşa da hazır olmalıyız” dedi.

sdrfg
Trump ve Hegseth, 6 Nisan 2026'da Kongre oturumu için Beyaz Saray'da (DPA)

ABD’nin uzun yıllardır “rejim değiştirme ve ulus inşa etme” gibi stratejilerle meşgul olduğunu söyleyen Hegseth, Trump’ın bu yaklaşımı değiştirdiğini vurguladı.

NATO’ya eleştiri

Hegseth ayrıca NATO müttefiklerini de eleştirerek, bazı ülkelerin İran’a karşı ABD operasyonlarını yeterince desteklemediğini söyledi. Avrupa ülkelerinin bölgedeki enerji bağımlılığına rağmen daha fazla sorumluluk alması gerektiğini ifade etti ve “Bu kabul edilemez, not ediyoruz” dedi.


İsviçre Cumhurbaşkanı: Suudi Arabistan’la dayanışma içindeyiz… ABD-İran müzakereleri istikrar için gerekli

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile İsviçre Cumhurbaşkanı Guy Parmelin arasında 23 Nisan’da Cidde’de gerçekleşen ikili görüşme (Riyad’daki İsviçre Büyükelçiliği)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile İsviçre Cumhurbaşkanı Guy Parmelin arasında 23 Nisan’da Cidde’de gerçekleşen ikili görüşme (Riyad’daki İsviçre Büyükelçiliği)
TT

İsviçre Cumhurbaşkanı: Suudi Arabistan’la dayanışma içindeyiz… ABD-İran müzakereleri istikrar için gerekli

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile İsviçre Cumhurbaşkanı Guy Parmelin arasında 23 Nisan’da Cidde’de gerçekleşen ikili görüşme (Riyad’daki İsviçre Büyükelçiliği)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile İsviçre Cumhurbaşkanı Guy Parmelin arasında 23 Nisan’da Cidde’de gerçekleşen ikili görüşme (Riyad’daki İsviçre Büyükelçiliği)

İsviçre Cumhurbaşkanı Guy Parmelin, ülkesinin zor bir dönemden geçen Suudi Arabistan’la dayanışma içinde olduğunu belirterek, Washington ile Tahran arasında yürütülecek müzakerelerin sürdürülmesinin bölgesel barış ve istikrar açısından kritik önem taşıdığını ifade etti.

Şarku’l Avsat gazetesine konuşan Parmelin, ABD-İran-İsrail hattındaki gerilimin etkilerine değinerek, “Bölgedeki mevcut güvenlik durumu gündemin ilk sırasında yer aldı. Bu zor dönemde İsviçre’nin Suudi Arabistan ile dayanışma içinde olduğunu ifade ettim. Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın sergilediği bilgelik ve itidali takdir ettim. Aynı zamanda barış ve istikrar için müzakere yoluyla diplomatik çözüm çabalarının desteklenmesi gerektiği konusunda mutabık kaldık” dedi.

Parmelin, 22-23 Nisan tarihlerinde Cidde’ye gerçekleştirdiği ziyaretin, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin 70. yılı vesilesiyle yapıldığını belirterek, ziyaretin siyasi ve ekonomik ilişkileri güçlendirmeyi hedeflediğini söyledi. Ziyarete Ekonomik İşlerden Sorumlu Devlet Bakanı Helene Budliger Artieda ile birlikte İsviçre’nin önde gelen sektörlerini temsil eden üst düzey bir ticari heyetin eşlik ettiğini ifade etti.

Stratejik iş birliğini derinleştirme

Parmelin, Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman ile yaptığı görüşmelerde, belirsizliklerin arttığı küresel ortamda ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesine odaklandıklarını belirtti. Lojistik, temel emtialar, finansal hizmetler ve sigorta gibi stratejik alanlarda iş birliğini derinleştirme fırsatlarının ele alındığını kaydetti.

Ziyaret kapsamında düzenlenen ekonomik yuvarlak masa toplantısına da değinen Parmelin, toplantıya Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Fahd bin Abdulcelil Al Seyf ile birlikte başkanlık ettiğini ve her iki ülkeden kamu ve özel sektör temsilcilerinin katıldığını söyledi. Bu toplantının somut iş birliği alanlarını belirlemek ve şirketler arasındaki bağları güçlendirmek açısından önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti.

Parmelin ayrıca, Suudi Arabistan ile yeni ikili yatırım koruma anlaşmasının imzalanmasından memnuniyet duyduğunu belirterek, anlaşmanın yatırımcılar için hukuki güveni artırmayı ve ekonomik iş birliği koşullarını güçlendirmeyi amaçladığını vurguladı. İmza törenine Dışişleri Bakanı Faysal bin Farhan’ın da katıldığını kaydetti.

İkili ilişkiler ve ekonomik iş birliği

İsviçre ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin 70 yılı aşkın bir geçmişe sahip olduğunu belirten Parmelin, bu ilişkilerin karşılıklı saygı, düzenli diyalog ve artan ekonomik bağlar temelinde geliştiğini söyledi. Ortaklığın, istikrar, açık piyasalar ve kurallara dayalı uluslararası iş birliği gibi ortak çıkarlar üzerine kurulu olduğunu ifade etti.

Ekonomik iş birliğinin ilişkilerin merkezinde yer aldığını vurgulayan Parmelin, yaklaşık 200 İsviçreli şirketin Suudi Arabistan’da ilaç, makine, mühendislik, teknoloji, lojistik ve finans gibi alanlarda faaliyet gösterdiğini belirtti.

Suudi Arabistan’daki fırsatlara da değinen Parmelin, Suudi Arabistan Vizyon 2030 kapsamında özellikle turizm, araştırma, inovasyon, sürdürülebilir altyapı, ileri üretim ve mesleki eğitim alanlarında İsviçre’nin önemli katkılar sunabileceğini ifade etti.

Parmelin, iki ülkenin ortak ekonomik komite toplantıları, mali diyalog ve siyasi istişareler yoluyla iş birliğini kurumsal düzeyde geliştirdiğini belirterek, çok taraflı platformlarda da yakın iş birliği yürütüldüğünü söyledi.

İsviçre-Suudi Arabistan ilişkilerinin geniş kapsamlı ve ileriye dönük olduğunu vurgulayan Parmelin, mevcut ve yeni sektörlerde iş birliğini artırmak için önemli fırsatlar bulunduğunu sözlerine ekledi.


Nijerya’da kiliseye saldırı: Papaz öldürüldü, ibadet edenler kaçırıldı

Abuja’daki Nijerya polis memurları (Arşiv fotoğrafı – AFP)
Abuja’daki Nijerya polis memurları (Arşiv fotoğrafı – AFP)
TT

Nijerya’da kiliseye saldırı: Papaz öldürüldü, ibadet edenler kaçırıldı

Abuja’daki Nijerya polis memurları (Arşiv fotoğrafı – AFP)
Abuja’daki Nijerya polis memurları (Arşiv fotoğrafı – AFP)

Nijerya’nın güneyindeki Ekiti eyaletinde kimliği belirsiz silahlı kişiler bir kiliseye baskın düzenleyerek papazı öldürdü, çok sayıda ibadet edeni ise bilinmeyen bir yere kaçırdı. Olay, yerel kaynaklar tarafından doğrulanırken, polis yetkilileri de daha sonra saldırıyı kabul etti.

Saldırı, salı akşamı İda-Onyo Ekiti kasabasında, açık alanda düzenlenen ayin sırasında meydana geldi. Silahlı kişiler kilise avlusuna girerek dini törene liderlik eden papaza doğrudan ateş açtı.

Yerel kaynaklara göre saldırganlar, kalabalık bir grup halinde kasaba dışındaki toplanma alanına baskın gerçekleştirdi. Açılan ateş sonucu papaz olay yerinde yaşamını yitirirken, çok sayıda ibadet eden zorla kasaba çevresindeki ormanlık bölgeye götürüldü.

“Yaşlılar ve çocuklar da kaçırıldı”

Şarku’l Avsat’ın Vanguard gazetesinden aktardığı habere göre ağır silahlı saldırganlar birkaç dakika boyunca bölgede kaldıktan sonra kurbanlarını ormana götürdü. Saldırıdan kurtulan görgü tanıkları, kaçırılanlar arasında yaşlılar ve çocukların da bulunduğunu belirtti. Tanıklar, “Kasabaya kalabalık şekilde ve ağır silahlarla girdiler” ifadelerini kullandı.

rvfed
Amerikalı bir asker, Nijerya’daki Bagaçi kampında Nijeryalı askerleri eğitirken (Arşiv – Reuters)

Gazete, olayla ilgili yerel polisle iletişime geçmeye çalıştığını ancak çabaların sonuçsuz kaldığını, polis sözcüsü Sunday Abutu’nun arama ve mesajlara çarşamba sabahına kadar yanıt vermediğini aktardı.

Yerel kaynaklar kasabada “kaos ve panik” yaşandığını bildirirken, bir görgü tanığı saldırıyı “korkunç ve ani” olarak nitelendirdi.

Güvenlik güçleri bölgede

Üst düzey bir eyalet yetkilisi ve güvenlik komitesi üyesi, kimliğinin açıklanmaması kaydıyla saldırıyı doğruladı. Yetkili, güvenlik güçlerinin bölgeye sevk edildiğini ve saldırganların peşine düştüğünü belirterek, kaçırılanların sağ salim kurtarılacağına inandığını söyledi.

rtthyth
Silahlı gruplar tarafından kaçırılan Hristiyanlar, Komin Wali’den döndükten sonra Kaduna eyaletine ulaştı (AP)

Yetkili, “Evet, bugün (salı) İda-Onyo’da bazı ibadet edenler kaçırıldı. Güvenlik güçleri olayı yakından takip ediyor ve saldırganları arıyor” dedi. Ancak kaçırılanların sayısına ilişkin bilgi verilmedi.

Dini hassasiyet ve tartışmalar

Kiliselerin hedef alınması ve Hristiyanların kaçırılması, Nijerya’da hassasiyet yaratan bir konu olmaya devam ediyor. Özellikle Donald Trump’ın Nijerya yönetimini Hristiyanları korumakta yetersiz kalmakla suçlaması ve “soykırım” iddiasını gündeme getirmesi tartışmaları artırmıştı.

gtrth
Nijerya’daki Boko Haram terör örgütüne ait unsurlar Dolaşımda olan görsel)

Nijerya hükümeti ise bu suçlamaları reddederek ülkedeki çatışmaların dini temelli olmadığını savunuyor. Yetkililer, Boko Haram ve ISWAP gibi örgütlerin yanı sıra organize suç şebekelerinin halkı din veya etnik köken ayrımı gözetmeden hedef aldığını belirtiyor.

Hükümet ayrıca, özellikle kuzeydoğuda yoğunlaşan saldırılarda Müslümanların da başlıca mağdurlar arasında yer aldığını vurguluyor.

Karmaşık demografik yapı

Afrika’nın en kalabalık ülkesi olan Nijerya, karmaşık demografik ve dini yapısıyla dikkat çekiyor. Nüfusu 250 milyonu aşan ülkede, kuzeyde ağırlıklı olarak Müslümanlar, güneyde ise Hristiyanlar yaşıyor.

Ülkedeki güvenlik sorunları yalnızca dini boyutla sınırlı değil. Etnik gerilimler de önemli rol oynuyor. Kuzeyde Hausa-Fulani, güney ve güneybatıda ise Igbo ve Yoruba etnik grupları öne çıkıyor.

frthth
12 Nisan’da Borno eyaletindeki Gilli şehrinde yerel pazara düzenlenen hava saldırısının kurbanları (AP)

Özellikle “Orta Kuşak” olarak bilinen bölgede, çoğunluğu Müslüman olan Fulani çobanlarla, çoğunluğu Hristiyan olan çiftçiler arasında toprak ve su kaynakları nedeniyle sık sık çatışmalar yaşanıyor.

İklim değişikliği ve çölleşmenin kuzeyde artmasıyla birlikte çobanların güneye göç etmesi, son yıllarda şiddet olaylarının tırmanmasına yol açarken, bu çatışmalar giderek daha fazla siyasi ve güvenlik boyutu kazanıyor.

rbtrbtr
Nijerya’nın Plateau eyaletinin başkenti Jos’ta gerçekleşen silahlı saldırı yerinde polisler ve siviller (Reuters)