Tel Aviv’de İran savaşının ‘ertesi günü’ ile ilgili endişeler

ABD’de İsrail’e yönelik düşmanlığın artma olasılığı

29 Aralık 2025 tarihinde Florida, Palm Beach’teki Mar-a-Lago’da düzenlenen basın toplantısının sonunda ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu el sıkışırken (AP)
29 Aralık 2025 tarihinde Florida, Palm Beach’teki Mar-a-Lago’da düzenlenen basın toplantısının sonunda ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu el sıkışırken (AP)
TT

Tel Aviv’de İran savaşının ‘ertesi günü’ ile ilgili endişeler

29 Aralık 2025 tarihinde Florida, Palm Beach’teki Mar-a-Lago’da düzenlenen basın toplantısının sonunda ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu el sıkışırken (AP)
29 Aralık 2025 tarihinde Florida, Palm Beach’teki Mar-a-Lago’da düzenlenen basın toplantısının sonunda ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu el sıkışırken (AP)

İsrailli yetkililer İran’a karşı yürütülen savaşta ABD ile ‘benzeri görülmemiş derin bir ortaklık’ bulunduğunu ve Tel Aviv’deki ‘Kirya’ (İsrail Genelkurmay Karargâhı) ile Washington’daki Pentagon arasında tek bir ekip gibi çalışıldığını dile getirirken, Tel Aviv’deki siyasi çevreler ABD’de İsrail’e yönelik artan eleştirilerden duyulan endişeyi ifade ediyor. Söz konusu eleştirilerde İsrail’in ‘ABD Başkanı Donald Trump’ı İran’a karşı harekete geçmeye bir kez daha sürüklemeyi başardığı’ yönündeki suçlamaların yer aldığı belirtiliyor.

Şarku’l Avsat’ın İsrail Kanal 12 televizyonundan aktardığına göre bu çevreler, ABD’de İsrail’e yönelik giderek yükselen ‘düşmanca tutumların’ rahatsız edici ve kaygı verici olduğunu ifade ediyor. Aynı kaynaklar, savaşın şu ana kadarki sonuçlarının olumlu olmasına rağmen, bu eleştirilerin güçlü biçimde ortaya çıkmasının dikkat çekici olduğunu belirterek, “Önümüzdeki günlerde olumsuz gelişmeler yaşanırsa ne yapacağız?” sorusunu gündeme getiriyor.

ABD’yi çevrelemek

İbrani medyası, İsrail’deki araştırma merkezleri ve ABD’deki Yahudi kuruluşlarının liderleri, ABD’de İsrail hakkında dile getirilen görüşleri yakından takip ediyor. Özellikle sanat ve medya alanında toplum üzerinde güçlü etkisi bulunan ve ‘yıldız’ olarak görülen isimlerin açıklamaları dikkatle izleniyor.

Bu çerçevede Amerikalı gazeteci Tucker Carlson, televizyon sunucusu Megyn Kelly, dijital medya şirketi Daily Wire’da yorumculuk yapan Matt Walsh, bazı Hollywood yıldızları ile Cumhuriyetçi ve Demokrat Partili bazı Kongre üyelerinin açıklamalarına işaret ediliyor. Söz konusu isimlerin, ‘ABD’nin tamamen İsrail’e ait bir savaşa sürüklendiği’ yönünde açık ifadeler kullandıkları belirtiliyor.

İğrenç ve şeytani

İsrail medyası, bu kapsamda özellikle Carlson’ın açıklamalarına büyük tepki gösterildiğini belirtiyor. Carlson, salı günü ABC News’e verdiği röportajda, İran’a yönelik saldırıyı ‘iğrenç ve şeytani’ olarak nitelendirdi. Söz konusu kararın ABD’den çok İsrail’in etkisiyle alındığını savunan Carlson, “Bunu söylemek zor ama burada kararı ABD değil, Binyamin Netanyahu aldı” ifadesini kullandı. Benzer şekilde Kelly’nin salı günü programında yaptığı açıklamalar da tartışma yarattı. ABD’li askerlerin ölümüyle ilgili konuşan Kelly, “Hiç kimse yabancı bir ülke uğruna ölmemeli… Bu askerlerin ABD için öldüğünü düşünmüyorum. İran ya da İsrail için öldüklerini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Rubio ve en kötüsü

İsrailli çevreler, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun pazartesi günü yaptığı açıklamalardan da rahatsızlık duyduklarını dile getirdi. Rubio, İsrail’in İran’a karşı planladığı saldırılar ve buna karşılık İran’ın ABD güçlerini hedef almasının beklendiğini belirterek, Washington’un hafta sonu Tahran’a yönelik saldırıları bu nedenle gerçekleştirdiğini söyledi. Rubio gazetecilere yaptığı açıklamada, “İsrail’in askeri bir operasyon gerçekleştireceğini biliyorduk. Bunun ABD güçlerine yönelik bir saldırıya yol açacağını da biliyorduk. Eğer onlar bu saldırıları başlatmadan önce harekete geçmezsek daha büyük kayıplar vereceğimizi de biliyorduk” ifadelerini kullandı.

Arleigh Burke sınıfı güdümlü füze destroyeri USS Thomas Hudner, 1 Mart 2026’da Epic Fury Operasyonu’nu desteklemek için bir Tomahawk kara saldırı füzesi fırlatıyor, (AFP)Arleigh Burke sınıfı güdümlü füze destroyeri USS Thomas Hudner, 1 Mart 2026’da Epic Fury Operasyonu’nu desteklemek için bir Tomahawk kara saldırı füzesi fırlatıyor, (AFP)

Walsh ise söz konusu açıklamayı, ABD’nin İran’la savaşa İsrail’in baskısı nedeniyle girdiğinin açık bir itirafı olarak değerlendirdi. Walsh, sosyal medya platformu X üzerinden salı günü yaptığı paylaşımda, Rubio’nun sözlerinin ‘Washington’un İran’la savaşa İsrail’in baskısı nedeniyle girdiği’ anlamına geldiğini belirtti. Walsh ayrıca, Rubio’nun açıklamalarının ‘söylenebilecek en kötü şeylerden biri’ olduğunu ifade etti.

Savaşın gerekçeleri

İsrail basını, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri saldırı kararı sonrasında destek tabanında rahatsızlık işaretlerinin ortaya çıktığını yazdı. Make America Great Again (MAGA) hareketine yakın bazı önde gelen isimlerin, savaşın gerekçeleri ve yönetimin hedeflerine ilişkin mesajları konusunda şüphe dile getirdiği, olası siyasi ve ekonomik sonuçlar konusunda uyarıda bulunduğu ifade edildi.

Trump yanlısı Amerikan sağının öne çıkan isimlerinden Walsh, yönetimin savaşı gerekçelendirme biçimi karşısında şaşkınlık duyduğunu belirterek, verilen mesajların ‘çelişkili’ olduğunu savundu.

Walsh pazartesi günü X platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: “Şu ana kadar bize, İran rejiminin tamamını ortadan kaldırmış olmamıza rağmen bunun bir rejim değişikliği savaşı olmadığı söylendi. Nükleer programlarını yok etmiş olmamıza rağmen bunu onların nükleer programı nedeniyle yapmak zorunda kaldığımız ifade edildi. İran’ın ABD’ye karşı herhangi bir saldırı planlamadığı söylenirken, kime sorduğunuza bağlı olarak belki de planladığı belirtiliyor.”

Acı bir deneyim

Sima Kadmon, Yedioth Ahronoth gazetesindeki yazısında, savaşın sonuçlarını değerlendirmek için henüz erken olduğunu belirtti. Kadmon, “Savaşı özetlemek için henüz erken. Bizim ve Amerikalıların erken zafer söylemleri konusunda acı deneyimleri var. İlk başarıyı seçim kazancına dönüştürmeye çalışan Netanyahu anlaşılabilir. Ancak savaşın ve elde edilen kazanımların örtüsü altında koalisyon, hükümet sisteminde köklü değişiklikleri tüm gücüyle ilerletiyor ve bu kabul edilemez. İsrail ordusu İran’la burada aynı tür bir yönetim düzeniyle karşılaşmak için savaşmıyor; her hilenin bir sınırı vardır” ifadelerini kullandı.

Maariv gazetesinde yazan Eli Leon ise bölgesel ve uluslararası hesaplar ile İsrail’in ABD’deki konumu açısından bakıldığında, askeri bir zaferin yenilgiye dönüşebileceğini savundu. Leon, “Tahran’daki rejimin devrilmesinin bedeli ABD ile ittifakın zayıflaması, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde diplomatik desteğin kaybedilmesi ve silah tedarik kanallarının kesilmesi olursa, bu aslında uzun vadede bölgede hayatta kalma kapasitemize mal olacak bir zafer olur” değerlendirmesinde bulundu.

Stratejik destek

Leon, ABD’nin İsrail için en önemli stratejik, ekonomik ve askeri destekçi konumundaki tutumunun değiştiğine dikkat çekti. “Amerikan merkez akımında giderek artan ciddi sesler duyuyorum. Endişe verici olan ise geçmişte İsrail’in gerçek dostları olarak görülen ve muhafazakâr sağın simgeleri olan kişilerden gelmesi” ifadelerini kullandı.

Leon sözlerini şöyle sürdürdü: “Demokrat Parti’de güçlü bir şekilde temsil edilen ilerici sol, uzun süredir insan hakları ve çatışmalardan kaçınma gerekçeleriyle İsrail’i eleştiriyor. Ancak artık Cumhuriyetçi Parti’nin önemli bir kanadı da izolasyonist Amerikan perspektifi nedeniyle İsrail’e karşı bir tavır alıyor.”

ABD Başkanı Donald Trump, cumartesi sabahı CIA direktörüyle birlikte İran’a karşı yürütülen Epic Fury Operasyonu’nun gidişatını takip ediyor. (AP)ABD Başkanı Donald Trump, cumartesi sabahı CIA direktörüyle birlikte İran’a karşı yürütülen Epic Fury Operasyonu’nun gidişatını takip ediyor. (AP)

Leon, açıklamalarını şu sözlerle noktaladı: “Carlson ve benzerleri tarafından öne sürülen anlatı, bizim açımızdan zehirli bir anlatıdır: ‘Bu, İsrail’in kendi savaşıdır, bizi Ortadoğu bataklığına sürüklüyor ve Amerikan ulusal çıkarlarına hiç hizmet etmiyor.’ Her iki partide İsrail’e yönelik desteğin aşınması, diplomatik bir kuşatma yaratıyor. Amerikan kamuoyu daha önce hiç olmadığı kadar karşıt, kuşkulu ve uzaklaşmış hale geliyor. Bu iki eğilimin kesişimi, bizi stratejik açıdan tehlikeli bir senaryoya götürüyor: zafer gibi görünen bir yenilgi.”



Çetelerin kıskacındaki ülkenin Savunma Bakanlığı Müsteşarı kaçırıldı

Uluslararası Göç Örgütü'ne göre yaklaşık 1,5 milyon kişi Haiti'deki çatışmalar yüzünden evinden kaçmak zorunda kaldı (AFP)
Uluslararası Göç Örgütü'ne göre yaklaşık 1,5 milyon kişi Haiti'deki çatışmalar yüzünden evinden kaçmak zorunda kaldı (AFP)
TT

Çetelerin kıskacındaki ülkenin Savunma Bakanlığı Müsteşarı kaçırıldı

Uluslararası Göç Örgütü'ne göre yaklaşık 1,5 milyon kişi Haiti'deki çatışmalar yüzünden evinden kaçmak zorunda kaldı (AFP)
Uluslararası Göç Örgütü'ne göre yaklaşık 1,5 milyon kişi Haiti'deki çatışmalar yüzünden evinden kaçmak zorunda kaldı (AFP)

AP'nin haberine göre, Haiti Savunma Bakanlığı Müsteşarı ve Emniyet Genel Müdürlüğü Başmüfettişi James Boyard, başkent Port-au-Prince'in güvenli kabul edilen az sayıdaki yerinden biri olan Bourdon'da perşembe alıkondu. 

ABD merkezli haber ajansı, Boyard'ın Karayip ülkesinde son yıllarda kaçırılan en yetkili kişi olduğuna dikkat çekiyor. 

Siyasetbilimci Boyard, Haiti ordusu ve polisinin yeniden yapılandırılmasına yardımcı olmakla görevlendirilmişti. 

Gözler, başkentin en az yüzde 70'ini kontrol eden çete koalisyonu Viv Ansanm'a çevrilse de bu eylemi kimin gerçekleştirdiği net değil. Fidye istenip istenmediği de henüz açıklanmadı. 

Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Kriz Grubu'nun (International Crisis Group) uzmanlarından Diego Da Rin, "Bu kadar üst düzeydeki bir kişi, ciddi şekilde korunur" dedi. 

Haiti analisti, bu eylemi gerçekleştirmek için iyi bir plan yapılması gerektiğini ve güvenlik ekibinden ya da korumalara yakın birinin olayda parmağı olabileceğini söyledi. 

Port-au-Prince'in güvenli kabul edilen bölgelerindeki benzer olayların sayısının arttığını aktaran Da Rin, bazen çete üyelerinin polis üniforması giyerek otomobilleri durdurduğunu belirtti. 

Çifte vatandaşların ve kamu görevlilerinin kaçırılmasının, daha fazla fidye almak ve yetkilileri çetelere operasyon düzenlemekten caydırmak gibi hedefleri olabileceğini sözlerine ekledi. 

Birleşmiş Milletler'in yayımladığı bir raporda, Aralık 2025 - Şubat 2026 döneminde çoğu erkek 267 kişinin kaçırıldığını bildirmişti. 

2025'te 1268, 2024'teyse 2 bin 58 kişinin alıkonduğu aynı raporda ifade edilmişti.

Temmuz 2021'de Devlet Başkanı Jovenel Moise'ye suikast düzenlenmesi ve aynı yıl ağustosta 2 bin 200'den fazla kişinin ölümüne neden olan 7,2 büyüklüğündeki deprem, 11 milyonu aşkın nüfuslu Haiti'deki toplumsal huzursuzluğu artırdı. 

Haiti'de düzeni sağlama çabaları bir türlü istenen sonuçları vermiyor.

Independent Türkçe, CNN, AP


Bluesky: Rusya dezenformasyon yaymak için platforma sızıyor

Rus bilgisayar korsanları, Bluesky sosyal medya platformundaki yüzlerce hesabı ele geçirerek dezenformasyon yaymak için kullandı (AFP)
Rus bilgisayar korsanları, Bluesky sosyal medya platformundaki yüzlerce hesabı ele geçirerek dezenformasyon yaymak için kullandı (AFP)
TT

Bluesky: Rusya dezenformasyon yaymak için platforma sızıyor

Rus bilgisayar korsanları, Bluesky sosyal medya platformundaki yüzlerce hesabı ele geçirerek dezenformasyon yaymak için kullandı (AFP)
Rus bilgisayar korsanları, Bluesky sosyal medya platformundaki yüzlerce hesabı ele geçirerek dezenformasyon yaymak için kullandı (AFP)

Rus bilgisayar korsanları, Bluesky sosyal medya platformundaki yüzlerce çevrimiçi hesabı ele geçirerek, Rusya'nın 4 yıldır süren Ukrayna savaşında kamuoyunun Ukrayna'ya desteğini zayıflatmayı amaçlayan sahte haberler yayımladı.

The New York Times'ın şirket ve Clemson Üniversitesi araştırmacılarına atıfta bulunarak bildirdiğine göre, nisandan itibaren dalgalar halinde ortaya çıkmaya başlayan ve Rusya’nın çevrimiçi dezenformasyon faaliyetlerinde belirgin bir tırmanışa işaret eden 2 bine yakın gönderi, Bluesky tarafından kaldırıldı.

Clemson'ın Medya Adli Bilişim Merkezi direktörü gazeteye, yıllarca uydurma içerikli sahte hesaplara güvenen Rusların "açıkça hâlâ denemeler yaptığını" söyledi.

Darren Linvill, "Her zaman denemeler yapıyorlar" dedi.

Clemson araştırmacıları ve dTeam adlı internet izleme grubu, gönderileri Moskova merkezli Social Design Agency şirketiyle ilişkilendirdi.

The Independent, yorum almak için Bluesky'la iletişime geçti ancak The Times'a bunun "sektör genelinde bir sorun" olduğunu söyleyen şirket, "Koordineli sahte kampanyaları tespit edip engellemeye önemli kaynaklar ayırıyoruz" diye ekledi.

Clemson ayrıca, bu siber saldırı kampanyasını, meşru haber kuruluşlarından çıkmış gibi görünen sahte haberlerin yayılmasını içeren bir Kremlin etki operasyonuyla ilişkilendirdi; bu, doğrulama kuruluşlarının bu haberleri çürütmesini sağlayarak asılsız iddiaları yaymayı amaçlayan bir girişim gibi görünüyor.

The Times'ın bildirdiğine göre, Social Design Agency yorum talebine yanıt vermedi.

Hackerların gazeteciler, profesörler, bir anketçi, bir anime sanatçısı ve bir Hollywood film yapımcısı da dahil kendi alanlarında etkili kabul edilen Bluesky kullanıcılarını hedef aldığı bildirildi. Film yapımcısının hesabında, yapay zeka yazılımının bir Kanada polis memurunun Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u eleştirdiği izlenimini verdiği bir video yayımlandı.

Bluesky, ele geçirilen bazı hesapları sahipleri sıfırlama talebinde bulunana kadar askıya aldı; The Baltimore Banner muhabiri Pamela Wood, hedef alındığını bu şekilde öğrendi.

Wood, The Times'a, 28 Nisan'da tatildeyken hesabının kilitlendiğini söyledi. Hesap,The New York Post'un Ukrayna'yı geçen ay Beyaz Saray Muhabirleri Derneği yemeğinde ABD Başkanı Donald Trump'a yönelik suikast girişimiyle ilişkilendirdiğine dair yanlış bir iddia içeren bir video yayımlamak için kullanıldı.

scdfvgth
Rus dezenformasyonu, Ukrayna'yı 25 Nisan 2026'da Başkan Donald Trump'a yönelik suikast girişimine yanlış bir şekilde bağlayan bir gönderiyi de içeriyordu. Trump fotoğrafta Washington Hilton otelindeki olaydan kısa süre sonra Beyaz Saray'da konuşurken görülüyor (AFP)

Wood, "Bluesky fazla bilgi vermedi ancak hesabımın ele geçirilmiş veya tehlikeye atılmış olabileceğini öne sürdü" dedi.

Hesabım oldukça sıradan, neredeyse sadece haberlerimi yayımlıyorum ve birkaç gündür Bluesky'a girmemiştim bile, bu yüzden ele geçirilmiş olması en mantıklısıydı.

Clemson'ın araştırmasına dahil olmayan Institute for Strategic Dialogue araştırmacısı Joseph Bodnar, bu siber saldırı operasyon hakkında, “Genellikle gördüğümüzden çok daha sofistike bir operasyondu" dedi.

Bodnar, The Times'a, "Genellikle X'te ele geçirilmiş hesapların kullanıldığını görüyoruz ancak bunlar rastgele, bilinmeyen ve çılgın profil resimlerine sahip hesaplar" dedi.

Kısmen tanınmış veya saygın birini hedef almıyorlar.

Başlangıçta sadece davetle erişilebilen Bluesky platformu, Şubat 2024'te genel kullanıma açılmış ve X'in sahibi milyarder Elon Musk'ın Trump'ın yeniden seçilmesine desteğini açıklamasının ardından popülaritesi artmıştı. Ancak The Times'a göre, Bluesky'nin 42 milyon kullanıcısı, X'in yaklaşık 600 milyon kullanıcısıyla karşılaştırıldığında epey az kalıyor.

Independent Türkçe


İtalya’da aşırı sağda yeni güç: Vannacci Meloni’ye meydan okuyor

İtalyan General Roberto Fanacci (Reuters)
İtalyan General Roberto Fanacci (Reuters)
TT

İtalya’da aşırı sağda yeni güç: Vannacci Meloni’ye meydan okuyor

İtalyan General Roberto Fanacci (Reuters)
İtalyan General Roberto Fanacci (Reuters)

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin iktidarını sürdürme umutları, aşırı sağcı General Roberto Vannacci’nin yeni siyasi hareketini başlatmasıyla yeni bir sınamayla karşı karşıya kaldı. Vannacci, pazar günü kurduğu aşırı sağcı partisiyle, gelecek yıl yapılması planlanan genel seçimler öncesinde İtalya’yı daha sert ve milliyetçi bir çizgiye taşımayı hedeflediğini açıkladı.

Bir parti yetkilisi tarafından “çağımızın Julius Caesar’ı” olarak tanıtılan 57 yaşındaki eski paraşütçü general, “Ulusal Gelecek” (Futuro Nazionale) adlı partisinin kuruluş kongresinde coşkulu bir kalabalık tarafından “General, General, General” sloganlarıyla karşılandı.

Vannacci konuşmasında, “Biz dışlananları ve alt sınıfları temsil ediyoruz; bununla da gurur duyuyoruz” dedi. Dört ay önce Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini liderliğindeki Lig Partisi’nden ayrılan Vannacci, Meloni’nin muhafazakâr ittifakını geride bırakarak sağ seçmenin desteğini kazanmayı amaçlıyor.

dse8kı
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni (EPA)

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre Vannacci’nin popülist hareketi kamuoyu yoklamalarında şimdiden yaklaşık yüzde 5’lik bir desteğe ulaşmış durumda. Bu oran, Lig Partisi ile rekabet edebilecek seviyeye yaklaşırken, Meloni’nin gelecek yılki seçimlerde iktidarını koruma umutlarını da zora sokabilir. Ancak bu durumun önüne geçmek için Vannacci ile olası bir seçim ittifakına gidilmesi de Meloni açısından ciddi riskler taşıyor.

Böyle bir iş birliği, Vannacci’nin Avrupa Birliği karşıtı ve Rusya’ya yakın tutumu ile Almanya’daki Alternative for Germany (AfD) gibi Avrupa’daki aşırı sağ partilerle kurduğu yakın ilişkiler nedeniyle, Meloni’nin daha ılımlı seçmenlerini uzaklaştırabilir.

Kendisini İtalya’da göç konusunda en sert tutumu benimseyen siyasetçi olarak tanımlayan Vannacci, ülkedeki yabancı nüfus oranını yüzde 12 seviyesinden yüzde 4’e düşürmek istediğini söyledi.

Destekçilerinin tezahüratları eşliğinde konuşan Vannacci, “Bizim bir göç programımız yok; bizim sınır dışı etme programımız var” ifadelerini kullandı.

İtalya, dünyanın en düşük cinayet ve şiddet suçları oranlarından birine sahip olmasına rağmen, Vannacci önceliğinin güvenlik ve savunma olacağını belirtti. Suçlulara karşı hiçbir taviz vermeyeceğini söyleyen aşırı sağcı lider, daha fazla cezaevi inşa etme sözü verdi.

Vannacci ayrıca, Başbakan Giorgia Meloni’yi seçim vaatlerinin önemli bir bölümünden geri adım atmakla suçladı. Buna karşılık kendi programının tutarlı ve kalıcı olduğunu vurgulayarak, “Bizim çizgimiz değişmeyecek” mesajını verdi.