Kongre’nin İran’a karşı savaş yetkisi kararlarını onaylamasının ardından ne olacak?

ABD Başkanı Donald Trump, yardımcısı J.D. Vance ve Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’ın da katıldığı bir törenle dün Kongre’de Birliğin Durumu konuşmasını yaptı. (Getty Images – AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, yardımcısı J.D. Vance ve Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’ın da katıldığı bir törenle dün Kongre’de Birliğin Durumu konuşmasını yaptı. (Getty Images – AFP)
TT

Kongre’nin İran’a karşı savaş yetkisi kararlarını onaylamasının ardından ne olacak?

ABD Başkanı Donald Trump, yardımcısı J.D. Vance ve Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’ın da katıldığı bir törenle dün Kongre’de Birliğin Durumu konuşmasını yaptı. (Getty Images – AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, yardımcısı J.D. Vance ve Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’ın da katıldığı bir törenle dün Kongre’de Birliğin Durumu konuşmasını yaptı. (Getty Images – AFP)

İran’a karşı savaşın 28 Şubat’ta başlamasından bu yana ilk kez, Cumhuriyetçilerin çoğunluğu elinde bulundurduğu ABD Kongresi, Cumhuriyetçi Başkan Donald Trump’ın askeri operasyonları sürdürmesini engellemeyi amaçlayan kararları destekledi. Bu gelişme, yaklaşık üç aydır devam eden çatışmaya ilişkin olarak Cumhuriyetçi Parti içinde artan kaygıları yansıttı.

Temsilciler Meclisi, 4 Haziran’da savaş yetkilerine ilişkin karar tasarısını kabul ederken, Senato da 19 Mayıs’ta benzer içerikte ancak ayrı bir karar için usul oylamasında ilerleme sağladı. Oylamalarda az sayıda Cumhuriyetçi senatör ve temsilci parti yönetiminin tutumuna karşı çıkarak, Demokratların neredeyse tamamıyla birlikte destek oyu kullandı.

Aşağıda, ABD’deki Savaş Yetkileri Yasası’nın içeriği ve bundan sonraki süreçte yaşanabilecek gelişmelere ilişkin bir değerlendirme yer alıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, yardımcısı J.D. Vance ve Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’ın da katıldığı bir törenle dün Kongre’ABD Başkanı Donald Trump, İran'a karşı savaşın başlamasından dört gün önce, 24 Şubat’ta Kongre’de yaptığı Birliğin Durumu konuşmasında (AFP)

Savaş yetkisi kararı nedir?

ABD Kongresi, başkanın yetkilerini denetlemeyi amaçlayan ve Savaş Yetkileri Yasası olarak da bilinen savaş yetkisi kararını, kamuoyunda geniş destek görmeyen Vietnam Savaşı’nın ardından 1973 yılında kabul etti.

Yasa, başkanın askeri operasyonların başlamasından itibaren 48 saat içinde Kongre’yi bilgilendirmesini zorunlu kılıyor. Ayrıca Kongre onayı olmaksızın başlatılan herhangi bir askerî harekâtın, olağanüstü bir durum söz konusu olmadığı sürece 60 gün içinde sona erdirilmesini öngörüyor.

İran bağlamında ise 60 günlük sürenin 1 Mayıs’ta dolduğu belirtiliyor. Trump, ateşkes ilan ederek çatışmaların ‘sona erdiğini’ savunmuştu. Ancak saldırıların sürmesi ve İran limanları üzerinde kontrol uygulanmaya devam edilmesi nedeniyle bu yorum tartışma konusu oldu.

Hukuk uzmanları, Trump’ın bu gerekçesinin yargısal inceleme karşısında ayakta kalamayabileceğini belirtiyor. Yasa ayrıca, Kongre’ye, yasama organı tarafından yetkilendirilmemiş askeri faaliyetlerin sona erdirilmesi amacıyla savaş yetkileri kararları üzerinde oylama yapma imkânı tanıyor.

Bu kararlar özel bir usul statüsüne sahip olduğundan, Temsilciler Meclisi veya Senato liderliğinin onayı olmasa dahi oylamaya sunulabiliyor.

ABD ve İsrail güçlerinin 100 günden fazla süre önce başlattığı bombardımanların ardından, Senato İran’la ilgili yedi ayrı karar tasarısını, Temsilciler Meclisi ise dört ilgili tasarıyı gündemine aldı.

Kararların önündeki engeller neler?

Her iki karar tasarısı da önemli engellerle karşı karşıya bulunuyor.

Senato’daki tasarı şu ana kadar yalnızca usule ilişkin bir oylamayı geçmiş durumda ve henüz Senato Genel Kurulu tarafından nihai olarak kabul edilmedi. Tasarının Senato’dan geçmesi halinde bile yürürlüğe girebilmesi için Temsilciler Meclisi tarafından da onaylanması gerekiyor. Ancak Cumhuriyetçi liderliğin, tasarının Temsilciler Meclisi’nde oylamaya sunulmasına izin vermesinin düşük bir ihtimal olduğu değerlendiriliyor.

Tasarı Temsilciler Meclisi’nden de geçse bile, Trump’ın veto yetkisini kullanmasının beklendiği belirtiliyor. Bu nedenle düzenlemenin yasalaşabilmesi için her iki mecliste de vetoyu aşmaya yetecek üçte iki çoğunluğun sağlanması gerekiyor.

Temsilciler Meclisi tarafından kabul edilen ayrı tasarının ise Senato’dan geçmesi gerekiyor. Senato üyelerinin yardımcıları, parlamenter danışmanın söz konusu tasarının özel usul statüsüne sahip olup olmadığı konusunda vereceği görüşü beklediklerini belirtti. Tasarının bu özel statüden yararlanamayacağı yönünde bir değerlendirme yapılması halinde, Trump’ın çizgisinden nadiren ayrılan Senato Cumhuriyetçi Çoğunluk Lideri John Thune’ın tasarıyı oylamaya sunmasına kesin gözüyle bakılmıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, yardımcısı J.D. Vance ve Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’ın da katıldığı bir törenle dün Kongre’de Birliğin Durumu konuşmasını yaptı. (Getty Images – AFP)ABD Başkanı Donald Trump, yardımcısı J.D. Vance ve Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’ın da katıldığı bir törenle dün Kongre’de Birliğin Durumu konuşmasını yaptı. (Getty Images – AFP)

Peki bunun anlamı ne?

ABD Anayasası, kısa süreli operasyonlar veya acil tehditlere karşı gerçekleştirilen müdahaleler dışında, askeri güç kullanımına izin verme yetkisinin başkana değil, yalnızca Kongre’ye ait olduğunu öngörüyor.

Karar tasarılarını destekleyenler, her iki partiden Kongre üyelerinin verdiği desteğin, yasama organının savaş ilan etme konusundaki anayasal yetkisini yeniden tesis etmeye ve Trump döneminde Beyaz Saray’ın yetkilerini sınırlandırmaya çalıştığını gösteren önemli bir mesaj niteliği taşıdığını savunuyor.

Tasarıların karşıtları ise bunları siyasi bir duruş olarak nitelendiriyor ve söz konusu girişimlerin ABD’nin rakiplerine cesaret verebileceğini öne sürüyor. Muhaliflere göre kararlar, başkanın Silahlı Kuvvetler Başkomutanı sıfatıyla sahip olduğu yetkilere müdahale ettiği için anayasal açıdan da tartışmalı bir nitelik taşıyor.

Uzmanlar ise oylamaların sembolik ve siyasi açıdan önem taşıdığı görüşünde.

Brennan Center’ın Özgürlük ve Ulusal Güvenlik Programı’nda danışman olan Katherine Yon Ebright yaptığı değerlendirmede, Temsilciler Meclisi’nde kabul edilen savaş yetkileri kararının, “Her iki partiden yasa koyucuların bu savaşın gereğinden fazla uzadığını ve hem Savaş Yetkileri Yasası’nı hem de Anayasa’yı ihlal ettiğini düşündüklerine dair başkana güçlü bir mesaj gönderdiğini” söyledi.

Ebright, Trump’ın da oylamayı ciddiye almış göründüğünü belirterek, ABD Başkanı’nın oylamayı ‘vatanseverliğe aykırı’ olarak nitelendirdiğini ve Demokratlarla birlikte oy kullanan Cumhuriyetçilerin ‘kendilerinden utanmaları gerektiğini’ söylediğini hatırlattı. Kamuoyunda geniş destek bulmadığı belirtilen savaşın, Cumhuriyetçilerin Kongre’deki çoğunluğunu koruyup koruyamayacağının belirleneceği kasım ayındaki seçimler üzerinde etkili olabileceği değerlendiriliyor. Yakın zamanda gerçekleştirilen bir Reuters anketine göre, Amerikalıların yüzde 36’sı ABD’nin İran’a yönelik saldırılarını desteklerken, yalnızca yüzde 25’i bu operasyonların maliyetine değecek sonuçlar ürettiği görüşünü dile getirdi.



Arnavutluk’ta Trump’ın damadına soğuk duş: Ülkemiz satılık değil

Tiran'daki protestoya binlerce kişi katıldı (Reuters)
Tiran'daki protestoya binlerce kişi katıldı (Reuters)
TT

Arnavutluk’ta Trump’ın damadına soğuk duş: Ülkemiz satılık değil

Tiran'daki protestoya binlerce kişi katıldı (Reuters)
Tiran'daki protestoya binlerce kişi katıldı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın Arnavutluk’taki 4 milyar euroluk turizm projesi ülkede siyasi kriz yarattı.

Arnavutluk'un başkenti Tiran'da projeye karşı yapılan gösteriler 11. gününde de devam ediyor. Başbakan Edi Rama’nın ofisi önünde toplanan kalabalık "Arnavutluk satılık değildir" sloganları attı.

Avlonya (Vlora) kentindeki Zvernec bölgesinde planlanan proje, flamingo, fok ve deniz kaplumbağalarının yuvalama alanlarının bulunduğu koruma altındaki bölgenin yakınında olduğundan tepki çekiyor.

"Yeni Arnavutluk" mottosuyla Rama yönetiminin istifasını isteyen hükümet karşıtı hareket "flamingo devrimi" diye de niteleniyor.

Bunun yanı sıra projenin şeffaf olmadığına dair eleştiriler de yapılıyor. Reuters’ın iletişime geçtiği protestoculardan Leand Lakrori şunları söylüyor:

Zvernec’teki proje şeffaflıktan yoksun. Bu, Arnavutluk'ta son 35 yılda yaşananların vardığı son noktadır. Bu yüzden bugün, ‘Artık yeter’ diyoruz.

Analize göre protestolar, 2013'ten beri iktidardaki Rama için son sınav niteliğinde. Arnavutluk lideri, ülkedeki yolsuzluk sorununu çözemediği ve sağlık gibi temel hizmetlerde vaat ettiği iyileştirmeleri yapmadığı için eleştiri alıyor.  

Rama, bu haftaki açıklamasında lüks otel projesinin ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacağını belirterek, inşaatın "sorumlu şekilde tamamlanacağını" savundu.  

Projeyi yöneten Kushner’ın ortaklarından Asher Abehsera, Wall Street Journal’a (WSJ) açıklamasında, protestolara "saygı duyduğunu" söylerken, süreci diyalogla yürüteceklerini öne sürdü.

Projenin detayları henüz belli değil. Ancak WSJ’nin aktardığına göre Zvernec’te otel, villa ve benzeri yapıların inşa edilmesi planlanıyor.

Buna ek olarak Zvernec’in karşısındaki Sazan adasında da ultra lüks bir tatil köyü kurulması öngörülüyor.

Diğer yandan Arnavutluk Özel Savcılık Ofisi’nin (SPAK) turizm projesiyle ilgili haziran başında açtığı soruşturma sürüyor.

Abehsera, arazinin aylar önce müteahhitler tarafından "net şekilde satın alındığını" söylüyor. Müteahhitler de SPAK’ın kendileriyle iletişime geçmediğini belirtiyor.

Ülkedeki kriz, Tiran yönetiminin Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik sürecini de olumsuz etkileyebilir. Avrupa Komisyonu’ndan bir yetkili, Politico’ya açıklamasında projeyle ilgili endişelerin Arnavutluk yönetimine iletildiğini bildirmişti.

Kushner’ın Sırbistan’daki projesi de protestolarla karşılanmıştı. Belgrad'ın merkezindeki otel ve apartman kompleksi projesinin, 1999'daki Kosova Savaşı sırasında NATO'nun bombaladığı bir bölgede yapılması öngörülüyordu.

Belgrad yönetimi, bölgenin kültürel koruma statüsünü kaldırmış ve Kushner’ın firmasıyla anlaşma imzalamıştı. Ancak hukuki işlemler ve protestoların ardından Trump’ın damadı projeyi iptal etmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters, Politico


Petro-Mamdani görüşmesine Trump engeli

Gustavo Petro, Pink Floyd'un kurucularından Roger Waters'la Eylül 2025'te ABD'deki Filistin'e destek eylemine katılmıştı (Reuters)
Gustavo Petro, Pink Floyd'un kurucularından Roger Waters'la Eylül 2025'te ABD'deki Filistin'e destek eylemine katılmıştı (Reuters)
TT

Petro-Mamdani görüşmesine Trump engeli

Gustavo Petro, Pink Floyd'un kurucularından Roger Waters'la Eylül 2025'te ABD'deki Filistin'e destek eylemine katılmıştı (Reuters)
Gustavo Petro, Pink Floyd'un kurucularından Roger Waters'la Eylül 2025'te ABD'deki Filistin'e destek eylemine katılmıştı (Reuters)

ABD, solcu Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro'nun New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani'yle görüşmesini son dakikada engellemiş.

New York Times'ın (NYT) aktardığına göre cuma günü Petro ve Mamdani arasında New York'ta gerçekleştirilmesi planlanan toplantı, ABD'li yetkililerin vize uyarıları üzerine iptal edildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Petro'nun vizesini geçen yıl iptal etmişti. Karar, Petro'nun Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na katılmak için Eylül 2025'te ABD'deyken Filistin yanlısı bir eyleme katılmasının ardından gelmişti.

NYT'ye konuşan ABD'li yetkililer, Petro'nun dün yapılan BM Güvenlik Konseyi toplantısına katılmak için sınırlı bir seyahat izni aldığını, bu toplantı dışındaki diğer faaliyetlere izin verilmediğini belirtti.

Kolombiyalı yetkililer de Bogota'daki ABD Büyükelçiliği yetkililerinin Kolombiya Dışişleri Bakanlığı'yla temasa geçmesinin ardından toplantının iptalini kabul ettiklerini söyledi.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Washington Post'a konuşan Kolombiyalı yetkililer, Beyaz Saray'ın iptal talebine rağmen Petro'nun Mamdani'yle görüşmek için ABD'ye gitmesi durumunda gözaltına alınmasından endişelenildiğini vurguluyor. Washington'ın görüşmeyi iptal etme talebinin tehdit olarak algılandığı aktarılıyor.

Kaynaklara göre Mamdani ve Petro, Amerika kıtasındaki demokrasinin geleceğini ele alacaktı. Ancak pek çok kişinin, bu görüşmeyi Mamdani'nin "küresel solun lideri olarak yükselişinin bir işareti gibi değerlendireceğini" ifade ediyor.

ABD'nin en büyük sosyalist örgütü Amerika Demokratik Sosyalistleri'ne (DSA) üye Mamdani, geçen yılki belediye başkanlığı seçimlerini kazanarak New York'u yöneten ilk Müslüman ve ilk Hint asıllı Amerikalı olmuştu.  

BMGK'de çarşamba günü düzenlenen oturumda Petro, "Filistin devletinin özgür ve egemen olması gerektiğini" tekrar vurgularken, ABD ordusunun Pasifik'te uyuşturucu taşıdığını ileri sürerek tekneleri vurmasını eleştirdi.

Amerikan ordusu, Venezuela'ya askeri yığınak kapsamında geçen yıl 2 Eylül'de Karayipler ve Pasifik'te başlattığı operasyonları sürdürüyor. O tarihten bu yana uyuşturucu taşıdığı iddia edilen teknelere yönelik düzenlenen 63 saldırıda en az 207 kişi öldürüldü.

Petro, geçen yıl kasımda yaptığı açıklamalarda Donald Trump'ın bu operasyonlarını "cinayet" diye nitelemişti. Bunun ardından ABD Hazine Bakanlığı, Kolombiya liderini yaptırım listesine almıştı.

2022'deki seçimi kazanarak Kolombiya'nın ilk solcu lideri olan eski M-19 gerillası Petro'nun, Trump'ın Gazze'deki soykırıma suç ortağı olduğunu söylemesi de ses getirmişti.  

Kolombiya Anayasası, cumhurbaşkanının görevini tek dönemle sınırladığından Petro, ağustosta koltuğu bırakacak.

Trump ise geçen haftaki açıklamasında, Petro'nun partisi Tarihsel Pakt'ın adayı Ivan Cepeda'yı "radikal solcu Marksist" diye niteleyip sağcı rakibi Abelardo De La Espriella'ya desteğini açıklamıştı.

Independent Türkçe, New York Times, Washington Post


ABD neden yeniden İran'ı vurmaya başladı?

Trump, çarşamba günü İran'a saldırı emri verdiğini belirttiği açıklamasında, Tahran'ın anlaşma yapmak yerine ABD'yi "enayi yerine koyduğunu" iddia etti (AFP)
Trump, çarşamba günü İran'a saldırı emri verdiğini belirttiği açıklamasında, Tahran'ın anlaşma yapmak yerine ABD'yi "enayi yerine koyduğunu" iddia etti (AFP)
TT

ABD neden yeniden İran'ı vurmaya başladı?

Trump, çarşamba günü İran'a saldırı emri verdiğini belirttiği açıklamasında, Tahran'ın anlaşma yapmak yerine ABD'yi "enayi yerine koyduğunu" iddia etti (AFP)
Trump, çarşamba günü İran'a saldırı emri verdiğini belirttiği açıklamasında, Tahran'ın anlaşma yapmak yerine ABD'yi "enayi yerine koyduğunu" iddia etti (AFP)

Son günlerde ABD ve İran arasındaki çatışmaların tekrar alevlenmesi, nisanda yapılan ateşkesin kalıcı hale getirilmesine yönelik çabaların sonuçsuz kalabileceği endişelerini artırıyor.

CNN'in analizinde, Donald Trump'ın daha önce sonuç vermeyen bir yönteme yeniden başvurarak bombardımanlarla Tahran'ı teslim olmaya zorladığı yazılıyor.

Ancak yeni saldırıların “Trump'ı çaresiz bırakan mevcut gidişatı uzatma riski taşıdığı” vurgulanıyor. Taarruzun İran yönetimini daha da inatçı hale getirdiği ve müzakerelerde ABD'ye güvenilemeyeceği görüşünü pekiştirdiği belirtiliyor.

Analize göre yeni ABD saldırılarında üç nokta öne çıkıyor.

Birincisi, İran'ın Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğini eski haline getirmemesinin ve nükleer programını sonlandırmaya yanaşmamasının Trump'ı iyice öfkelendirdiği görülüyor. İkincisi, yeni ABD saldırıları, Trump'ın rakibini anlaşmaya zorlamanın tek yolunun çatışma olduğuna inandığı izlenimini pekiştiriyor. Üçüncü olaraksa Cumhuriyetçi liderin, hassas bir dönemde güç kullanarak müzakereleri tehlikeye atma eğilimi bir kez daha açıkça görüldü.

Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi'nin en kıdemli Demokrat üyesi Jim Himes, İran'ın misillemeyle Birleşik Arap Emirlikleri veya Katar'daki enerji altyapısını tahrip etme kapasitesini elinde tuttuğunu hatırlatıyor. Ayrıca Tahran'ın, Yemen'deki Husilere, Kızıldeniz'deki petrol ihracat rotalarını kesme talimatı verebileceğini savunuyor.

Diğer yandan Hürmüz'deki hakimiyeti ve 28 Şubat'ta başlayan ABD-İsrail saldırılarından sağ çıkmasının İran'ı daha da güçlendirdiğine, dolayısıyla Tahran'ın Beyaz Saray'ın taleplerine kolayca boyun eğmeyeceğine dikkat çekiliyor.

Ayrıca ABD'nin saldırıları tırmandırmasının, Körfez'deki müttefiklerini de tehlikeye attığı hatırlatılıyor.

İranlı yetkililer, son saldırılarda iki su deposunun vurulduğunu ve 20 bine yakın kişinin içme suyu tedarikinin risk altına girdiğini açıkladı. İran'ın yarı resmi Batı Asya Haber Ajansı (WANA), Hürmüzgan eyaletine bağlı Sirik ilçesindeki Bamani bölgesinde yer alan iki beton su deposunun saldırıların hedefi olduğunu bildirdi.

New York Times'ın incelediği video ve uydu analiz verilerine göre depoların ABD tarafından vurulduğuna dair bulgular var. Bölgede GBU-39 tipi hassas güdümlü bombaların kalıntılarının bulunduğu aktarılıyor. Haberde, ABD ordusunun kasıtlı olarak sivil altyapıyı hedef almasının savaş suçu sayılabileceğine dikkat çekiliyor.

İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, ABD'nin "yasadışı ve canice saldırılar" düzenlediği, bölgede gerilimin tırmandırılmasından Trump yönetiminin sorumlu olduğu vurgulandı.

Independent Türkçe, New York Times, Tesnim, CNN, Wall Street Journal