Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşu yine TÜPRAŞ oldu

İSO'nun hazırladığı Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2022 Araştırması'na göre, TÜPRAŞ, üretimden satışlarda 418,4 milyar lirayla en büyük sanayi kuruluşu olma unvanını korudu

(AA)
(AA)
TT

Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşu yine TÜPRAŞ oldu

(AA)
(AA)

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, düzenlediği basın toplantısında, İSO'nun Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırmasının sonuçlarını açıkladı.

Araştırmaya göre, Türkiye Petrol Rafinerileri AŞ (TÜPRAŞ) üretimden satışlarda 418,4 milyar lirayla listede ilk sırayı alırken, 2021'de üçüncü sırada olan Star Rafineri 189,2 milyar lirayla ikinciliğe yükseldi. Geçen yıl ikinci sırada bulunan Ford Otomotiv ise 140,1 milyar liralık üretimden satışla 3'üncü oldu.

İstanbul Altın Rafinerisi (İAR) 87,8 milyar liralık üretimden satışla 4'üncü sırada yer alırken, İAR'ı, 69,5 milyar lirayla Ereğli Demir ve Çelik, 66,9 milyar lirayla İskenderun Demir ve Çelik izledi. İAR ile Ereğli Demir ve Çelik'in ikişer basamak yükselmesi dikkat çekti.

Toyota Otomotiv 65,9 milyar lirayla 7'nci, Arçelik 64,1 milyar lirayla 8'inci, Oyak-Renault 62,7 milyar lirayla 9'uncu, Tofaş 59,8 milyar lirayla 10'uncu sırada yer aldı. Toyota 3 basamak birden gerilerken, Arçelik, Oyak-Renault ve Tofaş'ın sıralamadaki yeri değişmedi.

İSO 500'ün üretimden satışları 4,5 trilyon liraya yükseldi

Toplantıda araştırmaya ilişkin açıklamalarda bulunan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, İSO 500 çalışmasının açıklanma tarihini son yıllarda mayıs ayına çekmeyi başardıklarını, bu yıl Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle çalışmanın sonuçlarını gecikmeli olarak açıkladıklarını söyledi.

Türkiye'nin 500 büyük sanayi kuruluşunun üretimden satışlarının geçen yıl, 2021'e göre yüzde 119 artarak 4 trilyon 485 milyar liraya yükseldiğini dile getiren Bahçıvan, "Bu yüksek oranlı artışta, ihracattaki güçlü performansın yanı sıra canlı yurt içi talep, yükselen kur ve fiyatlar ile ihracat gelirlerinin TL karşılıklarındaki artışın belirleyici rol oynadığını söyleyebiliriz. 2022 yılının verileri yıl sonu tüketici enflasyonu ile arındırıldığında üretimden satışların reel olarak 2021 yılına göre yüzde 33,3 ile oldukça yüksek bir artış sergilediği görülüyor" dedi.

Bahçıvan, reel değişimleri hesaplarken yıl sonu TÜFE enflasyonunu kullandıklarını kaydederek, "Fakat diğer taraftan biliyoruz ki 2022 sonunda TÜFE enflasyonu yüzde 64,27 iken ÜFE enflasyonu yüzde 97,72'ye ulaşmıştı. Bu noktada sanayicinin ekonomik gerçeklerini yansıtan asıl enflasyonun ÜFE olduğunu hatırlatarak, ÜFE’nin çok daha hızlı arttığını ve üretici ile tüketici enflasyonu arasındaki makasın oldukça geniş olduğunu vurgulamak istiyorum. Nitekim yıl sonu ÜFE enflasyonu kullanıldığında, üretimden satışlardaki reel artış yüzde 10,8'e iniyor" açıklamasında bulundu.

500 büyük sanayi kuruluşundan 98 milyar dolarlık ihracat

Erdal Bahçıvan, üretimden satışların 50'lik gruplara göre dağılımına bakıldığında; ilk 50 kuruluşun uzun yıllardır yüzde 50 bandında seyreden ağırlığının bu yıl biraz daha arttığını ve yüzde 52'ye çıktığını, ilk 100 firmanın ise payının ise yüzde 65'lere ulaştığını bildirdi.

Türkiye'nin ihracatının 2022'de yüzde 12,9 artarak 254 milyar doları aştığını anımsatan Bahçıvan, "İSO 500'ün ihracatı ise yüzde 14,1'lik artışla 98 milyar dolara yaklaştı. İSO 500'ün ihracat artışı, Türkiye genelinin 1,2 puan üzerinde gerçekleşti. Böylece hem Türkiye hem de İSO 500 tarihindeki en yüksek ihracat rakamına ulaşılmış oldu. İSO 500'ün Türkiye sanayi ihracatı içindeki payına baktığımızda bu oranın yüzde 40'lar civarında olduğunu görüyoruz" şeklinde konuştu.

Bahçıvan, 500 büyük sanayi kuruluşunun 2022'de faaliyet karının yüzde 96 artarak 671 milyar liraya çıktığını belirterek, buna karşılık faaliyet karlılığı oranının yüzde 14,8'den yüzde 12,8'e gerilediğini bildirdi.

Erdal Bahçıvan, "Faiz, amortisman ve vergi öncesi karın yüzde 100'e yakın bir artışla 808 milyar liraya yükseldiğini görüyoruz. Aynı yılda FAVÖK karlılığı oranı, aynen faaliyet karlılığında olduğu gibi 2,1 puan düşüşle yüzde 17,5'ten yüzde 15,4'e geriledi. Yine vergi öncesi kar ve zarar toplamı yüzde 121 artarak 485 milyar liraya yükseldi. Ancak satış karlılığı oranı 0,2 puan düşüşle yüzde 9,3'e indi. Bu da bize tüm karlılık rasyolarında geçen yıla göre daha düşük bir kar yılı geçirildiğini gösteriyor" açıklamasında bulundu.

Sanayi şirketlerinin son 10 yıldaki üretim faaliyeti dışı gelirlerinin toplam içerisindeki payında yaşanan düşüşe işaret eden Bahçıvan, "Görüldüğü üzere söz konusu bu oran, son 5 yılda yüzde 88 düzeyinden yüzde 23'lere kadar gerilemiş durumda. Bu da bize sanayicinin son yıllarda giderek daha fazla esas faaliyetlerine odaklandığını ve karını gerçek işinden elde ettiğini gösteriyor" diye konuştu.

Finansman giderlerindeki azalış dikkati çekti

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Bahçıvan, finansman giderlerinin uzun yıllardan beri İSO 500'ün en dikkat edilen unsurlarından olduğunu belirterek, şu bilgileri verdi:

İSO 500'ün finansman giderlerinin 2022'de yüzde 32,6 artarak 277 milyar liraya yükseldiğini görüyoruz. Böylece finansman giderlerinin faaliyet karına oranı belirgin bir düşüş göstererek yüzde 61,1'den yüzde 41,3'e inmiş durumda. Yıllardan beri hep işaret ettiğimiz ve 2018'de yüzde 89'lara kadar çıkan bu oranın yüzde 40'lara gerilemiş olması dikkat çekiyor. Görüldüğü üzere 2022'de finansman giderleri işletmelere çok daha az yük olmuş. Ancak burada 2022'nin düşük faiz ortamı ve kredi kullanımını sıkı şartlara bağlayan düzenlemelerin de etkili olduğunu unutmamak gerekiyor. O günkü finansal koşullar, bugünkü faiz ve krediye erişim koşullarıyla karşılaştırıldığında aradaki makasın ne kadar yüksek olduğu biliniyor. Dolayısıyla finansman giderlerinin faaliyet karına oranındaki görece iyileşmenin, ne kadar sürdürülebilir olduğunu gelecek yıl açıklayacağımız 2023 yılı İSO 500 verilerinde daha net bir şekilde göreceğiz.

İSO 500'ün aktif toplamı 3,9 trilyon liraya, toplam borcu 2,5 trilyon liraya yükseldi

Erdal Bahçıvan, 2022'de İSO 500'ün aktif toplamının yüzde 83 artarak 3,9 trilyon liraya yükseldiğini belirterek, "Aktifler içerisinde ana kalemler incelendiğinde, dönen varlıklar yüzde 78 artışla 1,4 trilyon liradan 2,5 trilyon liraya; duran varlıklar ise yüzde 95 artışla 706 milyar liradan 1,4 trilyon liraya yükselmiş durumda. 2022’de özkaynaklar 624 milyar liradan 1,4 trilyon liraya yükselerek yüzde 124 artarken; toplam borçlar 1,5 trilyon liradan 2,5 trilyon liraya çıkarak yüzde 67 büyüdü" diye konuştu.

İSO 500 kuruluşlarında borçların payının yüzde 70,7'den yüzde 64,3'e gerilediğini, öz kaynakların payının yüzde 29,3'ten yüzde 35,7'ye çıktığını vurgulayan Bahçıvan, mali borçların yüzde 64 artışla 1,3 trilyon liraya, diğer borçların da yüzde 70'e yakın yükselişle 1,2 trilyon liraya yükseldiği anlattı.

Bahçıvan, "Ticari borç kullanımının artmasından, firmaların kaynak ihtiyacını finans kuruluşları dışında, kendi içlerinde borçlanarak çözmeye çalıştıklarını anlıyoruz" şeklinde konuştu.

En büyük 500 kuruluşun kısa vadeli mali borçlarındaki artışın yüzde 99, uzun vadeli borçlarındaki yükselişin ise yüzde 37 olduğunu aktaran Bahçıvan, kısa vadeli mali borçların toplam mali borçlar içindeki payının ilk kez yüzde 50 bandını aşarak yüzde 52,1'e ulaştığını söyledi.

 



ABD’den Rus petrolüne muafiyeti uzatma sinyali

Trump'ın Ukrayna savaşı devam ediyorken Rus petrolüne yaptırımları hafifletmesi hem ABD'den hem de Avrupa'dan tepki çekmişti (Reuters)
Trump'ın Ukrayna savaşı devam ediyorken Rus petrolüne yaptırımları hafifletmesi hem ABD'den hem de Avrupa'dan tepki çekmişti (Reuters)
TT

ABD’den Rus petrolüne muafiyeti uzatma sinyali

Trump'ın Ukrayna savaşı devam ediyorken Rus petrolüne yaptırımları hafifletmesi hem ABD'den hem de Avrupa'dan tepki çekmişti (Reuters)
Trump'ın Ukrayna savaşı devam ediyorken Rus petrolüne yaptırımları hafifletmesi hem ABD'den hem de Avrupa'dan tepki çekmişti (Reuters)

ABD, İran savaşının yarattığı enerji krizini önlemek için Rus petrolüne getirdiği muafiyeti uzatabilir.

ABD Hazine Bakanlığı, mart ortasında yayımladığı açıklamada, halihazırda denizde taşınma aşamasındaki Rus petrolüne uyguladığı yaptırımı 11 Nisan'a kadar kaldırmıştı.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan kaynaklar, bugün sona eren muafiyetin büyük ihtimalle uzatılacağını söylüyor.

Yetkililere göre ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, muafiyet süresinin uzatılmasını görüşmek için perşembe günü Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump'la bir araya geldi. Kaynaklardan biri, Bessent ve Trump'ın "bunun iyi bir fikir olduğunda mutabık kaldığını" belirtiyor.

Ancak henüz Washington'dan bu yönde bir resmi karar açıklanmadı.  

Beyaz Saray ve Hazine Bakanlığı yetkilileri de Reuters'ın yorum talebini reddetti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in özel temsilcisi Kiril Dmitriyev, yaptırımların geçici olarak askıya alınmasıyla 100 milyon varil Rus ham petrolünün piyasaya sürüleceğini bildirmişti.

Semafor'un aktardığına göre, Rusya bazı işlemlerde petrol satışlarından günde 150 milyon dolar gelir elde etmiş.

Trump yönetimi, İran Devrim Muhafızları'nın Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğini durma noktasına getirmesi nedeniyle fırlayan petrol fiyatlarını kontrol altında tutmak için İran petrolüne yaptırımları da geçici olarak askıya almıştı.

Bessent, 20 Mart'taki açıklamasında denizde bekleyen İran petrolünün satışına izin veren, dar kapsamlı bir lisans yayımladıklarını, bu hamleyle yaklaşık 140 milyon varil petrolü hızla küresel piyasaya sunarak arz üzerindeki baskıyı hafifletmek istediklerini belirtmişti. Beyaz Saray'ın muafiyet kararı 30 günlüğüne geçerli.

Öte yandan Trump yönetiminin Rusya ve İran petrolüne yaptırımları askıya alma kararı hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçilerin tepkisini çekmişti.

Avrupa Birliği de Beyaz Saray'ın hamlesini eleştirmişti.

Semafor'un görüş aldığı analistlere göre Washington, Rus petrolüne uygulanan muafiyetin uzatılması halinde benzer bir adımın İran petrolü için de atılabileceğini savunuyor.  

Barack Obama döneminde Dışişleri Bakanlığı ve Hazine Bakanlığı'nda yaptırımlarla ilgili çalışmış Edward Fishman, "En azından ara seçimlere kadar, Trump yönetiminin Rus petrolüne yeniden sert önlemler alacağı bir senaryo hayal etmekte zorlanıyorum" diyor.

Analist, Rusya ve İran'ın, "Amerika'nın politika taleplerine boyun eğmek ya da yaptırım baskısıyla karşı karşıya kalmak seçenekleriyle sınırlı olmadıklarını gösterdiğini" vurguluyor.

Independent Türkçe, Reuters, Semafor


Suudi Arabistan: Saldırılar nedeniyle enerji tesislerindeki faaliyetler durduruldu

Suudi Arabistan yetkili, enerji tesislerinin hedef alınmasının petrol piyasalarındaki dalgalanmaların şiddetini artırdığını vurguladı (Suudi Aramco)
Suudi Arabistan yetkili, enerji tesislerinin hedef alınmasının petrol piyasalarındaki dalgalanmaların şiddetini artırdığını vurguladı (Suudi Aramco)
TT

Suudi Arabistan: Saldırılar nedeniyle enerji tesislerindeki faaliyetler durduruldu

Suudi Arabistan yetkili, enerji tesislerinin hedef alınmasının petrol piyasalarındaki dalgalanmaların şiddetini artırdığını vurguladı (Suudi Aramco)
Suudi Arabistan yetkili, enerji tesislerinin hedef alınmasının petrol piyasalarındaki dalgalanmaların şiddetini artırdığını vurguladı (Suudi Aramco)

Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı'ndan yetkili bir kaynak dün yaptığı açıklamada, ülkedeki hayati öneme sahip enerji tesislerinin son zamanlarda çok sayıda saldırıya maruz kaldığını duyurdu. Saldırılar arasında petrol ve doğalgaz üretim tesisleri, ulaşım, rafineri, petrokimya tesisleri ve Riyad, Doğu Bölgesi ve Yanbu Sanayi Şehri'ndeki elektrik sektörü yer alıyor. Kaynak, bu saldırılar sonucunda Suudi Arabistan Enerji Şirketi'nin endüstriyel güvenlik personelinden bir vatandaşın şehit olduğunu, 7 çalışanın yaralandığını ve enerji sistemindeki önemli tesislerde bir dizi operasyonel sürecin aksadığını ifade etti.

Suudi Arabistan Basın Ajansı SPA’da yar alan açıklamada kaynak, bu saldırıların hayati önem taşıyan Doğu-Batı boru hattındaki pompa istasyonlarından birini de kapsadığını ve bu durumun boru hattından günlük yaklaşık 700 bin varil petrol pompalanmasının durmasına yol açtığını, bu hattın bu dönemde küresel pazarlara tedarik sağlayan ana güzergah olduğunu belirtti. Kaynak ayrıca, Manifa üretim tesisinin hedef alındığını, bunun da üretim kapasitesinde günlük yaklaşık 300 bin varillik bir düşüşe neden olduğunu, daha önce de Hureys tesisinin hedef alındığını ve bunun da üretim kapasitesinde günlük 300 bin varillik bir düşüşe yol açarak Krallığın üretim kapasitesinde günlük 600 bin varillik bir azalmaya neden olduğunu kaydetti.

Yetkili, saldırıların Cubeyl'deki SATORP tesisleri, Ras Tanura rafinerisi, Yanbu'daki SAMREF rafinerisi ve Riyad rafinerisi de dahil olmak üzere büyük rafineri tesislerini kapsadığını ve rafine ürünlerin küresel pazarlara ihracatını doğrudan etkilediğini belirtti. Ayrıca, Cuayme'deki işleme tesislerinin de yangınlara maruz kaldığını ve bunun sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) ve doğal gaz sıvıları ihracatını etkilediğini ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın SPA’dan aktardığına göre kaynak, bu saldırıların devam etmesinin arz kıtlığına yol açtığını ve toparlanma hızını yavaşlattığını, bunun da yararlanıcı ülkeler için arz güvenliğini etkilediğini ve petrol piyasalarındaki dalgalanmaların boyutunu artırdığını belirtti. Bunun, özellikle küresel operasyonel ve rezerv (acil durum) stoklarının büyük bir kısmının tükenmesiyle birlikte, küresel ekonomiyi ve rezervlerin kullanılabilirliğini olumsuz etkilediğini, bunun da arz kıtlığına yanıt verme yeteneğini sınırladığını vurguladı.


Dünya Bankası, Suudi Arabistan’ın bütçe açığının yarı yarıya azalacağını ve 2026 yılında yüzde 3,3’lük bir ‘cari fazla’ elde edeceğini öngörüyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)
TT

Dünya Bankası, Suudi Arabistan’ın bütçe açığının yarı yarıya azalacağını ve 2026 yılında yüzde 3,3’lük bir ‘cari fazla’ elde edeceğini öngörüyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)

Bölgede jeopolitik belirsizlik ve karmaşa nedeniyle ekonomiler sarsılırken, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin aksaması ve artan gerilimlerin yarattığı baskılar arasında, Dünya Bankası’nın en son raporu Suudi Arabistan için dikkat çekici ekonomik göstergeler ortaya koydu. Veriler, ülkenin krizlere karşı yapısal olarak uyum sağlama kapasitesini yansıtıyor. Dünya Bankası verilerine göre Suudi Arabistan ekonomisi, devletin mali konumunu güçlendirmeyi amaçlayan düzeltici bir seyir izliyor. Rapor, kamu maliyesi açığının yarıya inmesini öngörürken, cari işlemler dengesinin negatiften belirgin bir fazlaya geçtiğine işaret ediyor.

Nisan ayı rakamları, Suudi Arabistan’ın yalnızca sağlam ‘ekonomik bariyerler’ inşa etmekle kalmadığını, mevcut jeopolitik zorlukları yapısal düzeltme sürecini hızlandırmak için bir fırsata çevirdiğini gösteriyor. Bölgede çoğu ülke ağır mali baskılar ve negatif büyüme oranlarıyla mücadele ederken, Suudi Arabistan istikrarlı adımlarla ilerleyerek bölgesindeki en yüksek büyüme seviyelerini kaydediyor ve ekonomik istikrarın vazgeçilmez bir merkezi olduğunu dünyaya kanıtlıyor.

Dünya Bankası verileri, Suudi Arabistan’ın bölgesel olarak en iyi performans gösteren ekonomi olduğunu ortaya koyuyor. Bölgedeki birçok ülke, mali baskılar ve sert revizyonlar nedeniyle büyüme beklentilerini yüzde 1,8’e düşürürken, Suudi Arabistan yüzde 3,1’lik büyüme ile bölgesel lider konumunu koruyor.

Cari fazla yüzde 3,3

Dünya Bankası verileri, Suudi Arabistan’ın cari işlemler dengesinde stratejik bir yeniden konumlanmayı ortaya koydu. Daha önce 2025 yılı için gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYİH) yüzde 2,7’si oranında bir açık öngörülürken, 2026 yılına yönelik resmi tahminler bu dengenin yüzde 3,3’lük bir fazlaya yükselmesini işaret ediyor.

Peki cari fazla ne anlama geliyor?

Ekonomik açıdan cari fazla, ülkenin mal ve hizmet ihracatının ithalatını aşması anlamına geliyor ve bu durum ödemeler dengesi üzerinde olumlu etki yaratıyor. Bu fazla, Suudi Arabistan’ın net yabancı varlıklarının artışına ve finansman kapasitesinin güçlenmesine işaret ediyor; ihracattaki güçlü performans ile iç talebin etkin yönetiminin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Stratejik açıdan ise bu dönüşüm derin anlamlar taşıyor. Cari işlemler dengesi, Suudi Arabistan’ın dünya ülkeleriyle ticari ve finansal alışverişteki etkinliğinin gerçek bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Açık durumundan fazla durumuna geçiş, Suudi Arabistan’ın resmi olarak küresel ekonomi için net bir kredi verici konumuna ulaştığını gösteriyor. Petrol ihracat gelirleri, hızla büyüyen petrol dışı sektörler ve dış yatırımlardan elde edilen büyük kazançlar, toplam ithalat ve hizmet harcamalarını geride bırakıyor.

Bu fazlaya sadece bir muhasebe rakamı olarak bakılamaz. Zira bu fazla aynı zamanda ulusal para biriminin güç ve istikrarını artıran stratejik bir nakit kalkanı işlevi görüyor. Fazla, finans kurumlarına ve devletin varlık fonlarına büyük likidite akışı sağlayarak, kalkınma projelerine yatırımların sürdürülmesine esneklik kazandırıyor. Böylece Suudi Arabistan, küresel tedarik zincirlerinde veya uluslararası deniz yollarında meydana gelebilecek herhangi bir aksaklığa rağmen nakit akışını koruma ve ekonomik ivmesini sürdürme kapasitesine sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Mali düzenlemeler, bütçe açığını yarı yarıya azalttı

Kamu maliyesi cephesinde, rakamlar devletin harcamaları kontrol etme ve gelirleri artırma kapasitesinde önemli bir iyileşme gösteriyor. Dünya Bankası’na göre, 2025’te yüzde 6,4 açık olarak öngörülen mali açık, 2026’da yüzde 3,0’e gerileyerek yarı yarıya düşecek. Bu oran, Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı’nın bu yıl için açıkladığı yüzde 3,3’lük tahminin biraz altında kalıyor.

dbgfr
Riyad’daki et-Tahliye Ticaret Caddesi’nde bir kafenin önünde duran gençler (AFP)

Bu gelişme, Suudi hükümetinin ‘mali pusulayı doğru yönlendirme’ başarısını yansıtıyor. Bölgesel krizlere rağmen, ülke bir yıl içinde gelir ve gider arasındaki farkı yüzde 50 oranında azaltmayı başardı. Gelir-gider açığını bu ölçüde kısa bir sürede daraltabilmesi, birkaç ekonomik gerçeği ortaya koyuyor:

- Mali politikaların başarısı: Vergi toplama etkinliği ve finansal sistemlerin geliştirilmesi.

- Petrol dışı gelirin artışı: Artan petrol dışı gelir, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara olan bağımlılığı azaltan temel bir dayanak haline geldi.

- Devlet harcamalarının etkinliği: Kaynaklar, yüksek kalkınma getirisi sağlayan projelere yönlendirilerek dış borçlanma ihtiyacı azaltılıyor ve mali denge gelecek nesiller için korunuyor.

Suudi Arabistan, kişi başına düşen büyüme artışında bölgede lider konumda

Nisan 2026 raporunda öne çıkan bir diğer bilgi, kişi başına düşen büyüme açısından Suudi Arabistan ile kriz bölgelerindeki komşuları arasındaki keskin fark oldu. Dünya Bankası verilerine göre, Kuveyt’te kişi başına büyüme yüzde 7,7 oranında, Katar’da ise yüzde 7,4 oranında sert daralma öngörülürken, Suudi Arabistan olumlu bir istisna olarak öne çıkıyor ve kişi başına düşen büyümenin yüzde 1,4 olması bekleniyor.

Veriler ayrıca, Suudi Arabistan’ın enflasyonu kontrol altında tutma ve yüzde 2,8 seviyesinde istikrarlı bir düzeyde tutma kabiliyetini gösteriyor. Bu durum, enerji fiyatlarındaki ve nakliye maliyetlerindeki küresel artışa rağmen vatandaşların alım gücünü koruyor ve ekonomiyi ithal enflasyonun olumsuz etkilerinden koruyor.