Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşu yine TÜPRAŞ oldu

İSO'nun hazırladığı Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2022 Araştırması'na göre, TÜPRAŞ, üretimden satışlarda 418,4 milyar lirayla en büyük sanayi kuruluşu olma unvanını korudu

(AA)
(AA)
TT

Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşu yine TÜPRAŞ oldu

(AA)
(AA)

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, düzenlediği basın toplantısında, İSO'nun Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırmasının sonuçlarını açıkladı.

Araştırmaya göre, Türkiye Petrol Rafinerileri AŞ (TÜPRAŞ) üretimden satışlarda 418,4 milyar lirayla listede ilk sırayı alırken, 2021'de üçüncü sırada olan Star Rafineri 189,2 milyar lirayla ikinciliğe yükseldi. Geçen yıl ikinci sırada bulunan Ford Otomotiv ise 140,1 milyar liralık üretimden satışla 3'üncü oldu.

İstanbul Altın Rafinerisi (İAR) 87,8 milyar liralık üretimden satışla 4'üncü sırada yer alırken, İAR'ı, 69,5 milyar lirayla Ereğli Demir ve Çelik, 66,9 milyar lirayla İskenderun Demir ve Çelik izledi. İAR ile Ereğli Demir ve Çelik'in ikişer basamak yükselmesi dikkat çekti.

Toyota Otomotiv 65,9 milyar lirayla 7'nci, Arçelik 64,1 milyar lirayla 8'inci, Oyak-Renault 62,7 milyar lirayla 9'uncu, Tofaş 59,8 milyar lirayla 10'uncu sırada yer aldı. Toyota 3 basamak birden gerilerken, Arçelik, Oyak-Renault ve Tofaş'ın sıralamadaki yeri değişmedi.

İSO 500'ün üretimden satışları 4,5 trilyon liraya yükseldi

Toplantıda araştırmaya ilişkin açıklamalarda bulunan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, İSO 500 çalışmasının açıklanma tarihini son yıllarda mayıs ayına çekmeyi başardıklarını, bu yıl Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle çalışmanın sonuçlarını gecikmeli olarak açıkladıklarını söyledi.

Türkiye'nin 500 büyük sanayi kuruluşunun üretimden satışlarının geçen yıl, 2021'e göre yüzde 119 artarak 4 trilyon 485 milyar liraya yükseldiğini dile getiren Bahçıvan, "Bu yüksek oranlı artışta, ihracattaki güçlü performansın yanı sıra canlı yurt içi talep, yükselen kur ve fiyatlar ile ihracat gelirlerinin TL karşılıklarındaki artışın belirleyici rol oynadığını söyleyebiliriz. 2022 yılının verileri yıl sonu tüketici enflasyonu ile arındırıldığında üretimden satışların reel olarak 2021 yılına göre yüzde 33,3 ile oldukça yüksek bir artış sergilediği görülüyor" dedi.

Bahçıvan, reel değişimleri hesaplarken yıl sonu TÜFE enflasyonunu kullandıklarını kaydederek, "Fakat diğer taraftan biliyoruz ki 2022 sonunda TÜFE enflasyonu yüzde 64,27 iken ÜFE enflasyonu yüzde 97,72'ye ulaşmıştı. Bu noktada sanayicinin ekonomik gerçeklerini yansıtan asıl enflasyonun ÜFE olduğunu hatırlatarak, ÜFE’nin çok daha hızlı arttığını ve üretici ile tüketici enflasyonu arasındaki makasın oldukça geniş olduğunu vurgulamak istiyorum. Nitekim yıl sonu ÜFE enflasyonu kullanıldığında, üretimden satışlardaki reel artış yüzde 10,8'e iniyor" açıklamasında bulundu.

500 büyük sanayi kuruluşundan 98 milyar dolarlık ihracat

Erdal Bahçıvan, üretimden satışların 50'lik gruplara göre dağılımına bakıldığında; ilk 50 kuruluşun uzun yıllardır yüzde 50 bandında seyreden ağırlığının bu yıl biraz daha arttığını ve yüzde 52'ye çıktığını, ilk 100 firmanın ise payının ise yüzde 65'lere ulaştığını bildirdi.

Türkiye'nin ihracatının 2022'de yüzde 12,9 artarak 254 milyar doları aştığını anımsatan Bahçıvan, "İSO 500'ün ihracatı ise yüzde 14,1'lik artışla 98 milyar dolara yaklaştı. İSO 500'ün ihracat artışı, Türkiye genelinin 1,2 puan üzerinde gerçekleşti. Böylece hem Türkiye hem de İSO 500 tarihindeki en yüksek ihracat rakamına ulaşılmış oldu. İSO 500'ün Türkiye sanayi ihracatı içindeki payına baktığımızda bu oranın yüzde 40'lar civarında olduğunu görüyoruz" şeklinde konuştu.

Bahçıvan, 500 büyük sanayi kuruluşunun 2022'de faaliyet karının yüzde 96 artarak 671 milyar liraya çıktığını belirterek, buna karşılık faaliyet karlılığı oranının yüzde 14,8'den yüzde 12,8'e gerilediğini bildirdi.

Erdal Bahçıvan, "Faiz, amortisman ve vergi öncesi karın yüzde 100'e yakın bir artışla 808 milyar liraya yükseldiğini görüyoruz. Aynı yılda FAVÖK karlılığı oranı, aynen faaliyet karlılığında olduğu gibi 2,1 puan düşüşle yüzde 17,5'ten yüzde 15,4'e geriledi. Yine vergi öncesi kar ve zarar toplamı yüzde 121 artarak 485 milyar liraya yükseldi. Ancak satış karlılığı oranı 0,2 puan düşüşle yüzde 9,3'e indi. Bu da bize tüm karlılık rasyolarında geçen yıla göre daha düşük bir kar yılı geçirildiğini gösteriyor" açıklamasında bulundu.

Sanayi şirketlerinin son 10 yıldaki üretim faaliyeti dışı gelirlerinin toplam içerisindeki payında yaşanan düşüşe işaret eden Bahçıvan, "Görüldüğü üzere söz konusu bu oran, son 5 yılda yüzde 88 düzeyinden yüzde 23'lere kadar gerilemiş durumda. Bu da bize sanayicinin son yıllarda giderek daha fazla esas faaliyetlerine odaklandığını ve karını gerçek işinden elde ettiğini gösteriyor" diye konuştu.

Finansman giderlerindeki azalış dikkati çekti

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Bahçıvan, finansman giderlerinin uzun yıllardan beri İSO 500'ün en dikkat edilen unsurlarından olduğunu belirterek, şu bilgileri verdi:

İSO 500'ün finansman giderlerinin 2022'de yüzde 32,6 artarak 277 milyar liraya yükseldiğini görüyoruz. Böylece finansman giderlerinin faaliyet karına oranı belirgin bir düşüş göstererek yüzde 61,1'den yüzde 41,3'e inmiş durumda. Yıllardan beri hep işaret ettiğimiz ve 2018'de yüzde 89'lara kadar çıkan bu oranın yüzde 40'lara gerilemiş olması dikkat çekiyor. Görüldüğü üzere 2022'de finansman giderleri işletmelere çok daha az yük olmuş. Ancak burada 2022'nin düşük faiz ortamı ve kredi kullanımını sıkı şartlara bağlayan düzenlemelerin de etkili olduğunu unutmamak gerekiyor. O günkü finansal koşullar, bugünkü faiz ve krediye erişim koşullarıyla karşılaştırıldığında aradaki makasın ne kadar yüksek olduğu biliniyor. Dolayısıyla finansman giderlerinin faaliyet karına oranındaki görece iyileşmenin, ne kadar sürdürülebilir olduğunu gelecek yıl açıklayacağımız 2023 yılı İSO 500 verilerinde daha net bir şekilde göreceğiz.

İSO 500'ün aktif toplamı 3,9 trilyon liraya, toplam borcu 2,5 trilyon liraya yükseldi

Erdal Bahçıvan, 2022'de İSO 500'ün aktif toplamının yüzde 83 artarak 3,9 trilyon liraya yükseldiğini belirterek, "Aktifler içerisinde ana kalemler incelendiğinde, dönen varlıklar yüzde 78 artışla 1,4 trilyon liradan 2,5 trilyon liraya; duran varlıklar ise yüzde 95 artışla 706 milyar liradan 1,4 trilyon liraya yükselmiş durumda. 2022’de özkaynaklar 624 milyar liradan 1,4 trilyon liraya yükselerek yüzde 124 artarken; toplam borçlar 1,5 trilyon liradan 2,5 trilyon liraya çıkarak yüzde 67 büyüdü" diye konuştu.

İSO 500 kuruluşlarında borçların payının yüzde 70,7'den yüzde 64,3'e gerilediğini, öz kaynakların payının yüzde 29,3'ten yüzde 35,7'ye çıktığını vurgulayan Bahçıvan, mali borçların yüzde 64 artışla 1,3 trilyon liraya, diğer borçların da yüzde 70'e yakın yükselişle 1,2 trilyon liraya yükseldiği anlattı.

Bahçıvan, "Ticari borç kullanımının artmasından, firmaların kaynak ihtiyacını finans kuruluşları dışında, kendi içlerinde borçlanarak çözmeye çalıştıklarını anlıyoruz" şeklinde konuştu.

En büyük 500 kuruluşun kısa vadeli mali borçlarındaki artışın yüzde 99, uzun vadeli borçlarındaki yükselişin ise yüzde 37 olduğunu aktaran Bahçıvan, kısa vadeli mali borçların toplam mali borçlar içindeki payının ilk kez yüzde 50 bandını aşarak yüzde 52,1'e ulaştığını söyledi.

 



Çin borsasında yapay zeka depremi: Devlet destekli fonlar devreye girdi

Bireysel yatırımcıların gözdesi olan robot üreticisi Unitree'nin hisseleri de sert düştü (Reuters)
Bireysel yatırımcıların gözdesi olan robot üreticisi Unitree'nin hisseleri de sert düştü (Reuters)
TT

Çin borsasında yapay zeka depremi: Devlet destekli fonlar devreye girdi

Bireysel yatırımcıların gözdesi olan robot üreticisi Unitree'nin hisseleri de sert düştü (Reuters)
Bireysel yatırımcıların gözdesi olan robot üreticisi Unitree'nin hisseleri de sert düştü (Reuters)

Çin'deki yapay zeka ve çip şirketlerinin hisselerinde yaşanan düşüş endişe yaratıyor.

Yapay zeka ve yarı iletken şirketlerinin ağırlıkta olduğu STAR50 endeksi, 4 aydan kısa sürede yüzde 40 gerileyerek yaklaşık 480 milyar dolar kaybettirdi.

Ülkedeki önde gelen şirketlerin yer aldığı CSI300 endeksi de Şi Cinping yönetiminin ekonomik teşvik vaatleriyle iki yıl önce başlayan yükselişin ardından bu yıl haziranda gördüğü zirveden yaklaşık yüzde 20 geriledi.

Bireysel yatırımcıların gözde şirketlerinden robot üreticisi Unitree'nin hisseleri, ağustostaki halka arzından bu yana yarı yarıya düştü. Çip üreticisi CXMT'nin hisseleri de son bir ayda dörtte birden fazla değer kaybetti.

Goldman Sachs verilerine göre yapay zeka hisseleri, Çin ana karası ve Hong Kong borsalarında işlem gören hisselerin toplam piyasa değerinin yüzde 42'sini, işlem hacminin ise yüzde 57'sini oluşturuyor. Küçük yatırımcıların ağırlıkta olduğu piyasadaki düşüş, çok sayıda kişiyi etkiledi.

Reuters’ın analizine göre düşüşte Çin'in ihracatına yönelik kısıtlamalar da önemli rol oynadı. ABD'nin Çinli şirketlerin veri merkezlerine parça tedarik etmesini yasaklamaya yönelik adımlarının ardından optik bileşen üreticileri Zhongji Innolight ve Eoptolink Technology'nin hisseleri haziran ve temmuzdaki zirvelerine göre yaklaşık yüzde 60 değer kaybetti

Pekin merkezli fon yöneticisi Dong Baozhen, mevcut durumla ilgili şu yorumları paylaşıyor:

Borsa zamanla spekülatif olarak gelişen çılgınca bir boğa dönemine girdi. Artık balonun patladığını görüyoruz.

Çinli yatırım firması Shanghai Zhuopu Investment Management’tan Wang Zhuo, çip üreticileriyle yapay zeka tedarikçilerinin de diğer Çinli firmalar gibi sonunda fiyat rekabetine girdiğini belirterek, "Bunun istisnası yok. Tüm balonlar kaçınılmaz olarak patlar" diyor.

Bazı analistlerse satış dalgasını olumlu karşılayıp, bunun uzun vadede piyasa reformlarına zarar vermeyeceğini savunuyor. HSBC araştırmasına göre Asya fonları son üç ayda satış yapsa da genel olarak Çin hisselerinde hâlâ yüksek ağırlığa sahip. BNP Paribas Securities’ten analist William Bratton da piyasanın temkinli yatırımcılar için alım fırsatları sunduğunu öne sürüyor.

Diğer yandan Pekin yönetimi borsadaki düşüşü durdurmak için devreye girdi. Bloomberg verilerine göre, devlet destekli yatırımcıların aktif olarak işlem yaptığı 9 borsa yatırım fonuna (ETF) geçen hafta 128,7 milyar yuan (yaklaşık 963 milyar TL) giriş gerçekleşti. ABD Başkanı Donald Trump'ın gümrük tarifeleriyle piyasaları sarstığı Nisan 2025'te ise bu fonlara yaklaşık 140 milyar yuan (yaklaşık 1 trilyon TL) aktarılmıştı.

Independent Türkçe, Reuters, Geo News, Bloomberg


Altının düşüşüne ne sebep oldu? Eski parlaklığını geri kazanacak mı yoksa düşüş trendi devam mı edecek?

Dubai’de bulunan bir kuyumcu dükkanında sergilenen altın külçeleri (EPA)
Dubai’de bulunan bir kuyumcu dükkanında sergilenen altın külçeleri (EPA)
TT

Altının düşüşüne ne sebep oldu? Eski parlaklığını geri kazanacak mı yoksa düşüş trendi devam mı edecek?

Dubai’de bulunan bir kuyumcu dükkanında sergilenen altın külçeleri (EPA)
Dubai’de bulunan bir kuyumcu dükkanında sergilenen altın külçeleri (EPA)

Şiddetli bir satış dalgasıyla karşı karşıya kalan altın, 23 Ekim ile sona eren haftada ons başına 4 bin doların altına gerileyerek temmuz ortasından bu yana en düşük seviyesini gördü. Bu düşüşte, enflasyonun kalıcılığına dair artan endişeler ve yıl sonuna kadar ABD faiz oranlarının yeniden artırılabileceği yönündeki beklentilerin güçlenmesi etkili oldu.

Jeopolitik gerilimlerin normal şartlarda güvenli liman niteliğindeki kıymetli madene talebi desteklemesi beklenirken, yükselen petrol fiyatları ve borsalardaki satış dalgası yatırımcıların pozisyonlarını azaltarak nakde yönelmesine yol açtı.

Spot piyasada altın haftalık bazda yüzde 4’e yakın değer kaybederek haziran ayından bu yana en kötü haftalık performansını kaydetti. Cuma günü ons başına 3 bin 975 dolar seviyesini test eden altın, ilerleyen saatlerde 4 bin dolar sınırına yakın işlem gördü. Reuters verilerine göre, ABD’nin aralık vadeli altın kontratları cuma günkü seansı yüzde 1,3’lük düşüşle 4.007,90 dolardan tamamladı.

dcfvgt
Viyana’daki bir altın ve gümüş rafinerisinde eritilmeyi bekleyen altın takılar (AFP)

Söz konusu gerileme tek bir faktörden kaynaklanmadı; enerji fiyatlarındaki artış, para politikası beklentilerindeki değişim, yatırımcıların risk iştahındaki azalma ve yatırım pozisyonlarının tasfiye edilmesi gibi baskı unsurlarının bir arada etkili olmasıyla gerçekleşti. Altının son dönemdeki bu hareketi, piyasaların likidite sağlamak amacıyla varlık satışına yöneldiği baskı dönemlerinde, güvenli liman cazibesini koruma kapasitesini yeniden tartışmaya açtı.

Petrol, enflasyon endişelerini yeniden gündeme getiriyor

Yükselen petrol fiyatları, hafta boyunca altın üzerinde baskı oluşturan en önemli etkenlerden biri oldu. Brent petrol, Suudi Arabistan’daki petrol tesislerine yönelik Husi saldırıların ardından arzda aksama yaşanabileceği endişeleriyle son beş ayın en yüksek seviyesine tırmandı.

Bu gelişmeler, yatırımcıların ABD enflasyonunun seyrini ve merkez bankalarının parasal gevşemeyi sürdürme kapasitesini takip ettiği bir dönemde, yüksek enerji maliyetlerinin yarattığı riskleri yeniden piyasaların gündemine taşıdı.

Petrol fiyatlarındaki artışın altın açısından önemi; taşıma ve üretim maliyetlerini artırarak enflasyonist baskıları yükseltme ve böylece hızlı faiz indirimi ihtimalini zayıflatma potansiyelinden kaynaklanıyor. Enflasyonun hedef seviyelerin üzerinde kalmaya devam etmesi durumunda ise sıkı para politikası adımlarının atılması olasılığı güçleniyor.

Faiz getirisi sunmayan altın, genellikle düşük faiz oranlarından veya düşen reel getirilerden destek buluyor. Buna karşın faiz beklentilerinin ve rakip varlıkların getirilerinin yükseldiği dönemlerde, tahvil ve benzeri getirili araçlara kıyasla altını elde tutmanın fırsat maliyeti artış gösteriyor.

ABD’de beklenenden güçlü gelen enflasyon verileri ile yükselen enerji fiyatları, ABD Merkez Bankası’nın (FED) aralık ayında faiz artırımına gidebileceği yönündeki piyasa öngörülerini pekiştirdi. Piyasaların ekim ayındaki toplantıda faizlerin sabit tutulacağını geniş ölçüde fiyatlamasına karşın, dikkatler merkez bankasının takındığı tona ve önümüzdeki aylara ilişkin vereceği sinyallere çevrildi.

Hisse senetlerinde yaşanan satış dalgası baskıyı artırıyor

Petrol fiyatları ve faiz oranlarının yanı sıra teknoloji hisselerindeki keskin gerileme de altındaki kayıpların hızlanmasında etkili oldu. Hisse senedi piyasalarında yaşanan satış dalgası, bazı yatırımcıların teminat tamamlama çağrılarını karşılamak veya portföylerindeki riskleri azaltmak amacıyla nakit arayışına girmesine ve aralarında altının da bulunduğu diğer varlıklarda satışa gitmesine yol açtı.

cdvfgth
Viyana’daki bir altın ve gümüş rafinerisinde sergilenen her biri 1 kg ağırlığındaki altın külçeleri (AFP)

Bu durum, güvenli limanlara yönelik talebin her zaman anında fiyat artışına dönüşmediğini gösteriyor. Piyasalarda çalkantının yaşandığı dönemlerde riskler tırmansa dahi yatırımcılar, nakit ihtiyaçlarının savunma amaçlı varlık tutma isteklerinin önüne geçmesi nedeniyle altın satmak zorunda kalabiliyor.

Satış dalgasının bir bölümünde altındaki gerilemenin bazı tahvil getirilerindeki düşüş ve doların zayıflamasıyla eş zamanlı gerçekleşmesi, kıymetli madendeki hareketlerin tek bir faktöre bağlı olmadığını ortaya koydu. Bu süreçte faiz beklentileri, yatırım pozisyonlarının tasfiyesi ve teknik etkenler bir arada rol oynadı.

Merkez bankalarının satışları fiyatları aşağı mı çekti?

Altındaki düşüşün nedenlerine ilişkin soru işaretleri yalnızca petrol fiyatları ve faiz oranlarıyla sınırlı kalmadı; merkez bankalarının alım ve satım yönündeki hamleleri de öne çıktı. Mevcut veriler bazı resmî kurumların altın varlıklarını azalttığını gösterse da tablo genel olarak tek bir yöne işaret etmiyor. Ayrıca bu satışların hafta boyunca yaşanan düşüşün ana sürücüsü olduğunu kesin olarak söylemek için yeterli kanıt bulunmuyor.

Rusya, altın rezervlerinin bir kısmını satmaya devam etti. Rusya Merkez Bankası tarafından açıklanan veriler, bankanın altın varlıklarının eylül ayında yaklaşık 6,2 ton azalarak 2019 sonundan bu yana en düşük seviye olan 2 bin 264 tona gerilediğini ortaya koydu. Böylece Rusya, bütçe açığının finansmanına bağlı mali baskılar nedeniyle Aralık 2025’ten bu yana varlıklarını yaklaşık 62 ton azaltmış oldu.

Resmi altın satışları piyasadaki arzı artırabilir ve yatırım talebinin zayıf olduğu dönemlerle çakışırsa fiyatlar üzerinde baskı oluşturabilir. Ancak bu satışların etkisi, satılan miktara, piyasaya sürülme zamanlamasına ve diğer merkez bankaları ile yatırımcılardan gelen talebin ek arzı karşılama kapasitesine bağlı olarak değişiklik gösteriyor.

Öte yandan Çin, satış yapan merkez bankaları arasında yer almayıp rezervlerini artırmayı sürdürdü. Dünya Altın Konseyi’nin ekim ayında yayımladığı verilere göre Çin Halk Bankası, eylül ayında varlıklarına 23 ton altın ekleyerek Ekim 2023’ten bu yana en büyük aylık artışı kaydetti. Bu alımlar, Çin’in yılbaşından bu yana yaptığı toplam ilaveyi 103 tona çıkarırken resmi altın varlıklarını da 2 bin 410 tona ulaştırdı.

Bu veriler, merkez bankalarının farklılaşan stratejilerini göz önüne seriyor. Rusya finansman ihtiyacı kapsamındaki işlemler doğrultusunda altın satışına başvururken, Çin rezervlerini güçlendirmeye devam etti. Bu nedenle son dönemde yaşanan gerilemeyi merkez bankalarının ortak bir satış dalgasının sonucu olarak yorumlamak doğru olmayacaktır; aksine bu satışların resmi ve yatırımcı talebi ile küresel ekonomik gelişmeleri içeren daha geniş bir çerçevede değerlendirilmesi gerekiyor.

Piyasa tahminleri ne diyor?

Altının 4 bin dolar seviyesini kırmasının ardından kısa vadeli beklentiler daha temkinli bir seyre işaret ediyor. Petrol fiyatlarındaki artışın sürmesi, güçlü enflasyon verilerinin açıklanması veya FED’in daha şahin bir tutum benimsemesi, özellikle faiz indirimi beklentilerinin zayıflaması ya da faiz artırımı olasılığının yükselmesi durumunda fiyatlar üzerindeki baskıyı devam ettirebilir ve yeni satışları tetikleyebilir.

Ayrıca 4 bin dolarlık psikolojik seviyenin altında işlemlerin sürmesi teknik baskıyı artırabilir. Kıymetli madenin bu seviyeyi hızlı bir şekilde geri kazanamaması halinde bazı yatırımcıların pozisyonlarını azaltma yoluna gitmesi ihtimal dahlinde bulunuyor. Ancak bu senaryo piyasadaki gelişmelere bağlı kalmayı sürdürürken, düşüşün mutlaka devam edeceği anlamına gelmiyor.

Buna karşın enerji fiyatlarının gevşemesi, enflasyon endişelerinin gerilemesi veya ekonomik verilerin yavaşlamaya işaret ederek faiz indirimi beklentilerini yeniden gündeme taşıması durumunda altın destek bulabilir. Yatırımcı talebinde ya da merkez bankası alımlarında yaşanacak olası bir artış da kayıpları sınırlamaya yardımcı olabilir; ancak bu faktörler tek başına anlık bir toparlanmayı garanti etmiyor.

dfgt
Kapalıçarşı’daki bir kuyumcuda satışa sunulan bilezikler (AFP)

Önümüzdeki hafta açıklanacak ekonomik veriler ile merkez bankalarının gerçekleştireceği toplantılar piyasanın yönünü belirlemede kritik rol oynayacak. Öne çıkan başlıklar arasında FED’in faiz kararı, Avrupa Merkez Bankası (ECB) toplantısı, ABD enflasyon verileri ve büyüme göstergeleri yer alıyor.

Yatırımcılar, alınacak kararlar ve yapılacak açıklamalarda, enerjiden kaynaklanan fiyat baskılarının parasal gevşemeyi geciktirip geciktirmeyeceğine ya da ilave sıkılaşma adımlarını tetikleyip tetiklemeyeceğine dair sinyalleri arayacak.

Altın, güvenli liman olarak cazibesini yitirdi mi?

Son dönemde yaşanan gerileme, altının koruma aracı olma vasfını tümüyle kaybettiği anlamına gelmiyor; ancak bu işlevin likidite koşulları ve para politikasından bağımsız işlemediğini gösteriyor. Enerji fiyatları yükselip faiz beklentileri güçlendiğinde, altını elde tutmanın fırsat maliyeti jeopolitik risklerden kaynaklanan talebin önüne geçebiliyor. Bu faktörlerin hisse senedi piyasalarındaki sert düşüşle çakışması halinde ise kıymetli madenin kendisi bazı yatırımcılar için nakit kaynağına dönüşebiliyor.

Daha uzun vadede merkez bankası alımları, bütçe açığı ile borç yüküne ilişkin endişeler ve jeopolitik gerilimler altın talebini destekleyebilecek unsurlar arasında yer almaya devam ediyor. Bununla birlikte söz konusu faktörler, faiz beklentilerinin değiştiği veya piyasalarda geniş çaplı tasfiyelerin yaşandığı dönemlerde sert düzeltmelerin önüne geçemiyor.

Bu doğrultuda altın, önümüzdeki döneme çift yönlü bir sınavla giriyor: Bir yanda 4 bin dolar seviyesini yeniden kazanma yeteneği, diğer yanda ise yatırımcı ve resmi kurum talebinin petrol, enflasyon ile para politikası beklentilerinden kaynaklanan baskıları dengeleme kapasitesi. Merkez bankalarından gelecek sinyaller ve ekonomik veriler, son düşüşün geçici bir düzeltme mi yoksa altın üzerindeki baskıların daha uzun süreceği bir dönemin başlangıcı mı olduğunu netleştirecek.


Altında düşüş: Haziran sonrasının en yüksek haftalık kaybına doğru gidiyor

Uganda'nın Entebbe şehrinde bulunan Afrika Altın Rafinerisi 'AGR'de sergilenen altın külçeleri (Reuters)
Uganda'nın Entebbe şehrinde bulunan Afrika Altın Rafinerisi 'AGR'de sergilenen altın külçeleri (Reuters)
TT

Altında düşüş: Haziran sonrasının en yüksek haftalık kaybına doğru gidiyor

Uganda'nın Entebbe şehrinde bulunan Afrika Altın Rafinerisi 'AGR'de sergilenen altın külçeleri (Reuters)
Uganda'nın Entebbe şehrinde bulunan Afrika Altın Rafinerisi 'AGR'de sergilenen altın külçeleri (Reuters)

Altın fiyatları, bugün gerileyerek dört ayı aşkın sürenin en büyük haftalık kaybını kaydetmeye yöneldi. Petrol fiyatlarındaki yükselişin, ABD’de faizlerin daha uzun süre yüksek seviyelerde tutulacağı beklentisini güçlendirmesi ve yatırımcıların gelecek hafta yapılacak ABD Merkez Bankası (FED) toplantısını beklemesi, altın üzerindeki baskıyı artırdı.

Piyasalarda spot altın % 0,2 düşüşle ons başına 4 bin 016,27 dolara geriledi. Günün erken saatlerinde 20 Temmuz’dan bu yana en düşük seviyesini gören altın, kayıplarının bir bölümünü telafi etti. Buna rağmen değerli metal, hafta başından bu yana yüzde 3,5 değer kaybederek haziran ayından bu yana en kötü haftalık performansını kaydetmeye yöneldi.

Aralık teslimatlı ABD altın vadeli işlemleri de % 0,7 düşüşle ons başına 4 bin 030,40 dolara indi.

Capital.com’un piyasa araştırmaları başkanı Monty Saffieddine, spekülatörlerin altın için kritik eşik olarak görülen 4 bin dolar seviyesini korumaya çalıştığını söyledi. Saffieddine, bu seviyenin belirgin biçimde altına inilmesinin, piyasaların faiz indirimi beklentilerinin zayıfladığına ve kalıcı enflasyon baskısı, yükselen tahvil getirileri ve güçlü dolar senaryosunu fiyatlamaya yöneldiğine işaret edebileceği uyarısında bulundu.

Petrol fiyatları ise dün yaklaşık yüzde 4 yükselerek son beş ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Bu artış, enerji arzında yeni kesintiler yaşanabileceğine ilişkin endişeleri artırdı.

Enerji fiyatlarındaki yükseliş enflasyon baskısını artırırken, FED’in faizleri daha uzun süre yüksek tutmasına yol açabilir. Bu durum, faiz getirisi sağlamayan altının cazibesini azaltıyor. Çünkü faiz getirisi sunan varlıkların daha yüksek getiri sağlaması, altın tutmanın fırsat maliyetini yükseltiyor.

Saffieddine, jeopolitik gerilimin daha da artmasının petrol fiyatlarını yukarı çekebileceğini belirtti. Ham petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon endişelerini yeniden canlandırdığını, tahvil getirilerini yukarı ittiğini ve ABD’de para politikasının gevşetilmesini geciktirdiğini ifade eden Saffieddine, bu gelişmelerin altın açısından olumsuz bir tablo oluşturduğunu kaydetti.

Yatırımcıların odağında, 27-28 Ekim tarihlerinde yapılması planlanan FED para politikası toplantısı ile gelecek hafta açıklanacak ABD kişisel tüketim harcamaları (PCE) verileri bulunuyor. PCE endeksi, FED’in yüzde 2’lik enflasyon hedefine ulaşma çabalarında temel aldığı başlıca enflasyon göstergesi olarak öne çıkıyor.

Piyasalar, FED’in gelecek haftaki toplantısında faizleri büyük ölçüde sabit tutmasını bekliyor. Bununla birlikte, aralık ayında faiz artırımı ihtimali de gündemdeki yerini koruyor. Bu senaryoya ilişkin piyasa beklentisinin yüzde 80 seviyesinde olduğu belirtiliyor.

Öte yandan HSBC analistleri dün yayımladıkları araştırma notunda, piyasa dinamiklerindeki değişim ve yatırım pozisyonlarının nakde çevrilmesini gerekçe göstererek, 2026 yılı için platin ve paladyumun ortalama fiyat tahminlerini düşürdü.

Diğer değerli metallerde de düşüş görüldü. Spot gümüş %1 gerileyerek ons başına 53,98 dolara, platin %0,1 düşüşle bin 568,58 dolara indi. Paladyum ise ons başına bin 054,50 dolarda yatay seyretti.

Gümüş, platin ve paladyum fiyatları da haftayı kayıpla tamamlamaya yöneldi.