Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşu yine TÜPRAŞ oldu

İSO'nun hazırladığı Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2022 Araştırması'na göre, TÜPRAŞ, üretimden satışlarda 418,4 milyar lirayla en büyük sanayi kuruluşu olma unvanını korudu

(AA)
(AA)
TT

Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşu yine TÜPRAŞ oldu

(AA)
(AA)

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, düzenlediği basın toplantısında, İSO'nun Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırmasının sonuçlarını açıkladı.

Araştırmaya göre, Türkiye Petrol Rafinerileri AŞ (TÜPRAŞ) üretimden satışlarda 418,4 milyar lirayla listede ilk sırayı alırken, 2021'de üçüncü sırada olan Star Rafineri 189,2 milyar lirayla ikinciliğe yükseldi. Geçen yıl ikinci sırada bulunan Ford Otomotiv ise 140,1 milyar liralık üretimden satışla 3'üncü oldu.

İstanbul Altın Rafinerisi (İAR) 87,8 milyar liralık üretimden satışla 4'üncü sırada yer alırken, İAR'ı, 69,5 milyar lirayla Ereğli Demir ve Çelik, 66,9 milyar lirayla İskenderun Demir ve Çelik izledi. İAR ile Ereğli Demir ve Çelik'in ikişer basamak yükselmesi dikkat çekti.

Toyota Otomotiv 65,9 milyar lirayla 7'nci, Arçelik 64,1 milyar lirayla 8'inci, Oyak-Renault 62,7 milyar lirayla 9'uncu, Tofaş 59,8 milyar lirayla 10'uncu sırada yer aldı. Toyota 3 basamak birden gerilerken, Arçelik, Oyak-Renault ve Tofaş'ın sıralamadaki yeri değişmedi.

İSO 500'ün üretimden satışları 4,5 trilyon liraya yükseldi

Toplantıda araştırmaya ilişkin açıklamalarda bulunan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, İSO 500 çalışmasının açıklanma tarihini son yıllarda mayıs ayına çekmeyi başardıklarını, bu yıl Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle çalışmanın sonuçlarını gecikmeli olarak açıkladıklarını söyledi.

Türkiye'nin 500 büyük sanayi kuruluşunun üretimden satışlarının geçen yıl, 2021'e göre yüzde 119 artarak 4 trilyon 485 milyar liraya yükseldiğini dile getiren Bahçıvan, "Bu yüksek oranlı artışta, ihracattaki güçlü performansın yanı sıra canlı yurt içi talep, yükselen kur ve fiyatlar ile ihracat gelirlerinin TL karşılıklarındaki artışın belirleyici rol oynadığını söyleyebiliriz. 2022 yılının verileri yıl sonu tüketici enflasyonu ile arındırıldığında üretimden satışların reel olarak 2021 yılına göre yüzde 33,3 ile oldukça yüksek bir artış sergilediği görülüyor" dedi.

Bahçıvan, reel değişimleri hesaplarken yıl sonu TÜFE enflasyonunu kullandıklarını kaydederek, "Fakat diğer taraftan biliyoruz ki 2022 sonunda TÜFE enflasyonu yüzde 64,27 iken ÜFE enflasyonu yüzde 97,72'ye ulaşmıştı. Bu noktada sanayicinin ekonomik gerçeklerini yansıtan asıl enflasyonun ÜFE olduğunu hatırlatarak, ÜFE’nin çok daha hızlı arttığını ve üretici ile tüketici enflasyonu arasındaki makasın oldukça geniş olduğunu vurgulamak istiyorum. Nitekim yıl sonu ÜFE enflasyonu kullanıldığında, üretimden satışlardaki reel artış yüzde 10,8'e iniyor" açıklamasında bulundu.

500 büyük sanayi kuruluşundan 98 milyar dolarlık ihracat

Erdal Bahçıvan, üretimden satışların 50'lik gruplara göre dağılımına bakıldığında; ilk 50 kuruluşun uzun yıllardır yüzde 50 bandında seyreden ağırlığının bu yıl biraz daha arttığını ve yüzde 52'ye çıktığını, ilk 100 firmanın ise payının ise yüzde 65'lere ulaştığını bildirdi.

Türkiye'nin ihracatının 2022'de yüzde 12,9 artarak 254 milyar doları aştığını anımsatan Bahçıvan, "İSO 500'ün ihracatı ise yüzde 14,1'lik artışla 98 milyar dolara yaklaştı. İSO 500'ün ihracat artışı, Türkiye genelinin 1,2 puan üzerinde gerçekleşti. Böylece hem Türkiye hem de İSO 500 tarihindeki en yüksek ihracat rakamına ulaşılmış oldu. İSO 500'ün Türkiye sanayi ihracatı içindeki payına baktığımızda bu oranın yüzde 40'lar civarında olduğunu görüyoruz" şeklinde konuştu.

Bahçıvan, 500 büyük sanayi kuruluşunun 2022'de faaliyet karının yüzde 96 artarak 671 milyar liraya çıktığını belirterek, buna karşılık faaliyet karlılığı oranının yüzde 14,8'den yüzde 12,8'e gerilediğini bildirdi.

Erdal Bahçıvan, "Faiz, amortisman ve vergi öncesi karın yüzde 100'e yakın bir artışla 808 milyar liraya yükseldiğini görüyoruz. Aynı yılda FAVÖK karlılığı oranı, aynen faaliyet karlılığında olduğu gibi 2,1 puan düşüşle yüzde 17,5'ten yüzde 15,4'e geriledi. Yine vergi öncesi kar ve zarar toplamı yüzde 121 artarak 485 milyar liraya yükseldi. Ancak satış karlılığı oranı 0,2 puan düşüşle yüzde 9,3'e indi. Bu da bize tüm karlılık rasyolarında geçen yıla göre daha düşük bir kar yılı geçirildiğini gösteriyor" açıklamasında bulundu.

Sanayi şirketlerinin son 10 yıldaki üretim faaliyeti dışı gelirlerinin toplam içerisindeki payında yaşanan düşüşe işaret eden Bahçıvan, "Görüldüğü üzere söz konusu bu oran, son 5 yılda yüzde 88 düzeyinden yüzde 23'lere kadar gerilemiş durumda. Bu da bize sanayicinin son yıllarda giderek daha fazla esas faaliyetlerine odaklandığını ve karını gerçek işinden elde ettiğini gösteriyor" diye konuştu.

Finansman giderlerindeki azalış dikkati çekti

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Bahçıvan, finansman giderlerinin uzun yıllardan beri İSO 500'ün en dikkat edilen unsurlarından olduğunu belirterek, şu bilgileri verdi:

İSO 500'ün finansman giderlerinin 2022'de yüzde 32,6 artarak 277 milyar liraya yükseldiğini görüyoruz. Böylece finansman giderlerinin faaliyet karına oranı belirgin bir düşüş göstererek yüzde 61,1'den yüzde 41,3'e inmiş durumda. Yıllardan beri hep işaret ettiğimiz ve 2018'de yüzde 89'lara kadar çıkan bu oranın yüzde 40'lara gerilemiş olması dikkat çekiyor. Görüldüğü üzere 2022'de finansman giderleri işletmelere çok daha az yük olmuş. Ancak burada 2022'nin düşük faiz ortamı ve kredi kullanımını sıkı şartlara bağlayan düzenlemelerin de etkili olduğunu unutmamak gerekiyor. O günkü finansal koşullar, bugünkü faiz ve krediye erişim koşullarıyla karşılaştırıldığında aradaki makasın ne kadar yüksek olduğu biliniyor. Dolayısıyla finansman giderlerinin faaliyet karına oranındaki görece iyileşmenin, ne kadar sürdürülebilir olduğunu gelecek yıl açıklayacağımız 2023 yılı İSO 500 verilerinde daha net bir şekilde göreceğiz.

İSO 500'ün aktif toplamı 3,9 trilyon liraya, toplam borcu 2,5 trilyon liraya yükseldi

Erdal Bahçıvan, 2022'de İSO 500'ün aktif toplamının yüzde 83 artarak 3,9 trilyon liraya yükseldiğini belirterek, "Aktifler içerisinde ana kalemler incelendiğinde, dönen varlıklar yüzde 78 artışla 1,4 trilyon liradan 2,5 trilyon liraya; duran varlıklar ise yüzde 95 artışla 706 milyar liradan 1,4 trilyon liraya yükselmiş durumda. 2022’de özkaynaklar 624 milyar liradan 1,4 trilyon liraya yükselerek yüzde 124 artarken; toplam borçlar 1,5 trilyon liradan 2,5 trilyon liraya çıkarak yüzde 67 büyüdü" diye konuştu.

İSO 500 kuruluşlarında borçların payının yüzde 70,7'den yüzde 64,3'e gerilediğini, öz kaynakların payının yüzde 29,3'ten yüzde 35,7'ye çıktığını vurgulayan Bahçıvan, mali borçların yüzde 64 artışla 1,3 trilyon liraya, diğer borçların da yüzde 70'e yakın yükselişle 1,2 trilyon liraya yükseldiği anlattı.

Bahçıvan, "Ticari borç kullanımının artmasından, firmaların kaynak ihtiyacını finans kuruluşları dışında, kendi içlerinde borçlanarak çözmeye çalıştıklarını anlıyoruz" şeklinde konuştu.

En büyük 500 kuruluşun kısa vadeli mali borçlarındaki artışın yüzde 99, uzun vadeli borçlarındaki yükselişin ise yüzde 37 olduğunu aktaran Bahçıvan, kısa vadeli mali borçların toplam mali borçlar içindeki payının ilk kez yüzde 50 bandını aşarak yüzde 52,1'e ulaştığını söyledi.

 



Meta'nın aldığı şirketin yöneticilerinin Çin'den ayrılması yasaklandı

11 Şubat 2026'da Fransa'nın doğusundaki Mulhouse'da bir akıllı telefonun ekranında Meta logosu görülüyor (AFP)
11 Şubat 2026'da Fransa'nın doğusundaki Mulhouse'da bir akıllı telefonun ekranında Meta logosu görülüyor (AFP)
TT

Meta'nın aldığı şirketin yöneticilerinin Çin'den ayrılması yasaklandı

11 Şubat 2026'da Fransa'nın doğusundaki Mulhouse'da bir akıllı telefonun ekranında Meta logosu görülüyor (AFP)
11 Şubat 2026'da Fransa'nın doğusundaki Mulhouse'da bir akıllı telefonun ekranında Meta logosu görülüyor (AFP)

Çin'in, Meta'nın 2 milyar dolarlık bir anlaşmayla satın aldığı yapay zeka girişiminin patronunun ülkeden ayrılmasını engellediği bildirildi.

Financial Times'ın haberine göre Manus CEO'su Xiao Hong'a, düzenleyici kurumlar satış anlaşmasını incelerken Çin'den ayrılamayacağı bildirildi ve baş bilim insanı Ji Yichao'nun da ülkeden çıkması yasaklandı.

Facebook, Instagram ve WhatsApp'ın sahibi Meta, yapay zeka hizmetlerini güçlendirmek amacıyla Manus'u satın alacağını aralık ayında duyurmuştu.

Geçen yıl "dünyanın tamamen otonom ilk yapay zekası" diye tanımladığı teknolojisini tanıttıktan sonra dikkatleri üzerine çeken Çin girişimi, temmuzda genel merkezini Singapur'a taşımıştı.  

Teknolojiyi yapay zeka için "yeni paradigma" diye tanımlayan yaratıcılarına göre Manus'un yapay zeka ajanı, tatil rezervasyonu yapmak veya podcast oluşturmak gibi karmaşık görevleri herhangi bir insan rehberliğine ihtiyaç duymadan yerine getirebiliyor.

Geçen martta ilk kez piyasaya sürülen Manus, önde gelen ABD şirketlerine ait bazı yapay zeka ajanlarının performansını geride bıraktıktan sonra 2 milyondan fazla kullanıcının bekleme listesine girmişti.

Meta, bağımsız Manus hizmetini işletmeye sürdürürken, bu hizmetin özelliklerini diğer ürünlerine de entegre edeceğini belirtmişti.

Satın alma işleminin duyurulmasından kısa süre sonra Çin Ticaret Bakanlığı, anlaşmanın yerel yasa ve yönetmeliklere uygun olup olmadığını araştıracağını açıklamıştı.

Meta yaptığı açıklamada satış anlaşmasının "yürürlükteki yasalara tamamen uygun" olduğunu belirterek "soruşturmanın düzgün bir şekilde sonuçlanmasını" beklediklerini eklemişti.

Bu satın alma, yapay zeka girişimlerini hedefleyerek bu alanda Google, Microsoft ve OpenAI'la rekabet etmeyi amaçlayan Meta CEO'su Mark Zuckerberg'ün, son aylardaki ses getiren birkaç devir işleminden biri.

Aralık ayında The Independent'la paylaşılan bir açıklamada Manus CEO'su Xiao Hong, "Meta'ya katılmak, birinci sınıf yapay zeka ürünlerini yaygınlaştırma yolculuğumuzda bir sonraki mantıklı adım" demişti.

Meta'nın mevcut ekipleriyle ortaklık kurarak Manus'un teknolojisini küresel bir yapay zeka portföyüne entegre edebilir ve otonom ajan yeteneklerimizi milyonlarca işletme ve yaratıcıya sunabiliriz.

Independent Türkçe


Savaşın uzamasıyla küresel piyasalar alarmda: Yatırımcılar nereye kaçacak?

New York'taki Wall Street Borsası'ndaki yatırımcılar (Reuters)
New York'taki Wall Street Borsası'ndaki yatırımcılar (Reuters)
TT

Savaşın uzamasıyla küresel piyasalar alarmda: Yatırımcılar nereye kaçacak?

New York'taki Wall Street Borsası'ndaki yatırımcılar (Reuters)
New York'taki Wall Street Borsası'ndaki yatırımcılar (Reuters)

İran’a yönelik savaş, Doğu’dan Batı’ya küresel piyasalarda işlem yapanlar açısından son derece olumsuz bir tablo ortaya koyuyor. Şanghay merkezli fon yöneticisi Wang Yabi için ise mesele, geceleri rahat uyuyabilmekle ilgili. Ortadoğu’daki savaşın sürmesiyle küresel piyasalarda yaşanan sert satış dalgası karşısında Wang, portföyündeki pozisyonlarını keskin şekilde azalttı.

Özel Zigji fonunun yöneticisi Wang, pazartesi günü Çin hisselerinde yaşanan sert düşüşle ilgili şu ifadeleri kullandı:  “Keskin dalgalanmaları sevmem... Açılış kötüydü, bu yüzden portföy pozisyonlarımı yaklaşık yüzde 30’a indirdim. Sonrasında kendimi çok daha rahat hissettim.”

Hafta içinde sınırlı bir toparlanma görülse de Wang, hisse senetlerinden petrole, tahvillerden altına kadar tüm varlık sınıflarında gözlenen keskin ve öngörülemez dalgalanmalar nedeniyle yeni pozisyon eklemeyi planlamıyor.

Wang, “Bugün dipten alım fırsatı yakalamaya çalışıyorsunuz, ertesi gün yeni bir satış dalgasıyla karşılaşıyorsunuz. Belirsizlik hâkim olduğunda, iç huzuru için pozisyonlarınızı azaltırsınız” ifadelerini kullandı. Wang yalnız değil; Şanghay’dan New York’a kadar traderlar, yatırımcılar, varlık yöneticileri ve bankacılar uykusuz geceler, hafta sonu çalışmaları, müşterilerle uzun toplantılar ve son dakika işlemlerinde artan stresle karşı karşıya.

Bu zorlukların temelinde, ABD ve İsrail’in İran’la yürüttüğü savaşın ne kadar süreceğine dair belirsizlik ve bunun petrol fiyatları (şimdiden varil başına 100 doların üzerine çıktı), enflasyon, faiz oranları ve merkez bankası politikaları üzerindeki etkileri yer alıyor. Beşinci haftasına girmek üzere olan savaş, geleneksel güvenli liman olan altının 2008’den bu yana en büyük aylık düşüşünü yaşamasına yol açtı; fiyatlar yaklaşık yüzde 16 geriledi. ABD Hazine tahvillerinin getirileri ise bu ay 46 baz puan artarak Ekim 2024’ten bu yana en güçlü yükselişi kaydetti.

Piyasa oyuncularından bazıları 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna savaşı ve Kovid-19 pandemisi gibi geçmiş krizlerden ders çıkarmaya çalışsa da çoğu yatırımcı eski stratejilerin artık işe yaramadığını düşünüyor.

Güvenli varlıklar tartışması

Gama Varlık Yönetimi’nin Baş Yatırım Sorumlusu Rajeev De Mello, hafta sonları da çalıştıklarını ve ekip toplantılarının uzadığını belirterek, “Gerçek anlamda güvenli varlık sayısı çok az... ABD tahvilleri işe yaramıyor, yen ve İsviçre frangı gibi geleneksel güvenli para birimleri de öyle. Altın ve gümüş de durumu iyileştirmiyor” dedi.

Şubat ayı sonunda ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak saldırılarıyla başlayan ve yaklaşık bir aydır süren savaş, Tahran’ın dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz akışının beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasına yol açtı. Bu durum, yüksek enflasyonla düşük büyümenin bir arada görüldüğü stagflasyon endişelerini artırırken, yatırımcıları ABD doları dışında neredeyse tüm varlıkları satmaya itti. Singapur merkezli De Mello, “Savaşın başlamasından bu yana hisse yatırımlarımızı azalttık; saklanacak yer yok” dedi.

Asya borsaları sert darbe aldı

Güney Kore hisseleri bu ay yaklaşık yüzde 13, Japonya Nikkei endeksi ise yüzde 9 geriledi. ABD hisseleri ise görece daha iyi performans göstererek yalnızca yüzde 6 düştü ve bu durum bazı yatırımcıların ilgisini çekti.

Hong Kong’da UBS’de işlem satışları başkanı Kenyon Tsieh, mart ayı başından bu yana işlem masalarında her gün net satış görüldüğünü, özellikle küresel yatırımcıların Tayvan’a en büyük maruziyetini temsil eden ve Asya’nın en değerli şirketi olan TSMC hisselerinde yoğun satış yaşandığını söyledi.

Londra merkezli Allspring Global Investments’tan Matthias Scheiber ise gelişmekte olan piyasalardaki pozisyonlarını azalttığını ve taktiksel olarak ABD varlıklarına yöneldiğini, ancak küresel merkez bankalarının Avustralya’yı izleyerek faiz artırması halinde baskının artabileceğini ifade etti.

Piyasa çalkantılarında kayıp yaşayanlar için tablo daha da zor. Bir enerji şirketinde çalışan bir trader, şirketinin petrol fiyatlarının düşeceğine yönelik pozisyonlar taşıdığını ve savaşın başlamasıyla birlikte uykusuz geceler yaşadığını söyledi. İsmini vermek istemeyen trader, “Savaşın başladığı hafta sonu kelimenin tam anlamıyla uyuyamadım” dedi.

Eşi görülmemiş şok

UOB Kay Hian’da özel varlık yönetimi direktörü Kenneth Goh için de durum farklı değil. Goh, kayıplardan ziyade müşterilerin portföylerini yönetme baskısı nedeniyle neredeyse hiç uyuyamadığını belirterek, “Hiç durmadan devam ediyor. Şanslıysam gece yarısı uyurum, değilse sabaha karşı 2, 3 ya da 4’te... Ama bu, seçtiğim hayat” dedi.

Ortadoğu’daki çatışmaya ilişkin süregelen belirsizlik, şirket tahvili piyasasındaki yeni işlemleri de etkiledi. New York’ta bankalar, video oyun geliştiricisi Electronic Arts’ın 55 milyar dolarlık satın alımı için yaklaşık 18 milyar dolarlık borcu üstlendi.

Piyasalar, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın elektrik altyapısına yönelik saldırılar için verdiği süreyi yakından takip etti. Bu takvim, İran elektrik şirketinin tahvil ihracının son aşamalarıyla çakıştı ve borçlanma koşullarını etkileyebilecek bir unsur olarak öne çıktı.

Konuya yakın iki bankacıya göre, hafta sonu boyunca işlemde yer alan bankacılar, İran altyapısına olası saldırı ve bunun tahvil fiyatlarına etkisine karşı hazırlık yaptı. Trump’ın pazartesi günü saldırıları beş gün ertelemesinin ardından bankalar, farklı para birimlerinden oluşan yaklaşık 6,6 milyar dolarlık yüksek getirili tahvil diliminde borçlanma maliyetlerini düşürebildi. Perşembe günü ise Trump, saldırı tehdidini 6 Nisan’a kadar 10 gün süreyle askıya aldı.

Bu sürekli dalgalanma, yatırımcıları piyasaları anbean izlemeye zorluyor. Aravali Varlık Yönetimi Baş Yatırım Sorumlusu Mukesh Dev, “Piyasayı sürekli takip etmek ve anında tepki vermek zorundasınız; bu da zihinsel kapasitenizi ciddi şekilde etkiliyor” dedi.

Dev, 2008 küresel finans krizi ve 1990’ların sonundaki Asya krizinde benzer dalgalanmalar gördüğünü, ancak mevcut durumun o dönemlerle kıyaslanıp kıyaslanamayacağı konusunda henüz net konuşamayacağını belirterek, “Bu durum bir hafta daha sürerse göreceğiz. Hata yapma lüksü yok; hatalar kesinlikle kabul edilemez” ifadelerini kullandı.


Savaşın uzamasıyla küresel piyasalar alarmda: Yatırımcılar nereye kaçacak?

New York'taki Wall Street Borsası'ndaki yatırımcılar (Reuters)
New York'taki Wall Street Borsası'ndaki yatırımcılar (Reuters)
TT

Savaşın uzamasıyla küresel piyasalar alarmda: Yatırımcılar nereye kaçacak?

New York'taki Wall Street Borsası'ndaki yatırımcılar (Reuters)
New York'taki Wall Street Borsası'ndaki yatırımcılar (Reuters)

İran’a yönelik savaş, Doğu’dan Batı’ya küresel piyasalarda işlem yapanlar açısından son derece olumsuz bir tablo ortaya koyuyor. Şanghay merkezli fon yöneticisi Wang Yabi için ise mesele, geceleri rahat uyuyabilmekle ilgili. Ortadoğu’daki savaşın sürmesiyle küresel piyasalarda yaşanan sert satış dalgası karşısında Wang, portföyündeki pozisyonlarını keskin şekilde azalttı.

Özel Zigji fonunun yöneticisi Wang, pazartesi günü Çin hisselerinde yaşanan sert düşüşle ilgili şu ifadeleri kullandı:  “Keskin dalgalanmaları sevmem... Açılış kötüydü, bu yüzden portföy pozisyonlarımı yaklaşık yüzde 30’a indirdim. Sonrasında kendimi çok daha rahat hissettim.”

Hafta içinde sınırlı bir toparlanma görülse de Wang, hisse senetlerinden petrole, tahvillerden altına kadar tüm varlık sınıflarında gözlenen keskin ve öngörülemez dalgalanmalar nedeniyle yeni pozisyon eklemeyi planlamıyor.

Wang, “Bugün dipten alım fırsatı yakalamaya çalışıyorsunuz, ertesi gün yeni bir satış dalgasıyla karşılaşıyorsunuz. Belirsizlik hâkim olduğunda, iç huzuru için pozisyonlarınızı azaltırsınız” ifadelerini kullandı. Wang yalnız değil; Şanghay’dan New York’a kadar traderlar, yatırımcılar, varlık yöneticileri ve bankacılar uykusuz geceler, hafta sonu çalışmaları, müşterilerle uzun toplantılar ve son dakika işlemlerinde artan stresle karşı karşıya.

Bu zorlukların temelinde, ABD ve İsrail’in İran’la yürüttüğü savaşın ne kadar süreceğine dair belirsizlik ve bunun petrol fiyatları (şimdiden varil başına 100 doların üzerine çıktı), enflasyon, faiz oranları ve merkez bankası politikaları üzerindeki etkileri yer alıyor. Beşinci haftasına girmek üzere olan savaş, geleneksel güvenli liman olan altının 2008’den bu yana en büyük aylık düşüşünü yaşamasına yol açtı; fiyatlar yaklaşık yüzde 16 geriledi. ABD Hazine tahvillerinin getirileri ise bu ay 46 baz puan artarak Ekim 2024’ten bu yana en güçlü yükselişi kaydetti.

Piyasa oyuncularından bazıları 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna savaşı ve Kovid-19 pandemisi gibi geçmiş krizlerden ders çıkarmaya çalışsa da çoğu yatırımcı eski stratejilerin artık işe yaramadığını düşünüyor.

Güvenli varlıklar tartışması

Gama Varlık Yönetimi’nin Baş Yatırım Sorumlusu Rajeev De Mello, hafta sonları da çalıştıklarını ve ekip toplantılarının uzadığını belirterek, “Gerçek anlamda güvenli varlık sayısı çok az... ABD tahvilleri işe yaramıyor, yen ve İsviçre frangı gibi geleneksel güvenli para birimleri de öyle. Altın ve gümüş de durumu iyileştirmiyor” dedi.

Şubat ayı sonunda ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak saldırılarıyla başlayan ve yaklaşık bir aydır süren savaş, Tahran’ın dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz akışının beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasına yol açtı. Bu durum, yüksek enflasyonla düşük büyümenin bir arada görüldüğü stagflasyon endişelerini artırırken, yatırımcıları ABD doları dışında neredeyse tüm varlıkları satmaya itti. Singapur merkezli De Mello, “Savaşın başlamasından bu yana hisse yatırımlarımızı azalttık; saklanacak yer yok” dedi.

Asya borsaları sert darbe aldı

Güney Kore hisseleri bu ay yaklaşık yüzde 13, Japonya Nikkei endeksi ise yüzde 9 geriledi. ABD hisseleri ise görece daha iyi performans göstererek yalnızca yüzde 6 düştü ve bu durum bazı yatırımcıların ilgisini çekti.

Hong Kong’da UBS’de işlem satışları başkanı Kenyon Tsieh, mart ayı başından bu yana işlem masalarında her gün net satış görüldüğünü, özellikle küresel yatırımcıların Tayvan’a en büyük maruziyetini temsil eden ve Asya’nın en değerli şirketi olan TSMC hisselerinde yoğun satış yaşandığını söyledi.

Londra merkezli Allspring Global Investments’tan Matthias Scheiber ise gelişmekte olan piyasalardaki pozisyonlarını azalttığını ve taktiksel olarak ABD varlıklarına yöneldiğini, ancak küresel merkez bankalarının Avustralya’yı izleyerek faiz artırması halinde baskının artabileceğini ifade etti.

Piyasa çalkantılarında kayıp yaşayanlar için tablo daha da zor. Bir enerji şirketinde çalışan bir trader, şirketinin petrol fiyatlarının düşeceğine yönelik pozisyonlar taşıdığını ve savaşın başlamasıyla birlikte uykusuz geceler yaşadığını söyledi. İsmini vermek istemeyen trader, “Savaşın başladığı hafta sonu kelimenin tam anlamıyla uyuyamadım” dedi.

Eşi görülmemiş şok

UOB Kay Hian’da özel varlık yönetimi direktörü Kenneth Goh için de durum farklı değil. Goh, kayıplardan ziyade müşterilerin portföylerini yönetme baskısı nedeniyle neredeyse hiç uyuyamadığını belirterek, “Hiç durmadan devam ediyor. Şanslıysam gece yarısı uyurum, değilse sabaha karşı 2, 3 ya da 4’te... Ama bu, seçtiğim hayat” dedi.

Ortadoğu’daki çatışmaya ilişkin süregelen belirsizlik, şirket tahvili piyasasındaki yeni işlemleri de etkiledi. New York’ta bankalar, video oyun geliştiricisi Electronic Arts’ın 55 milyar dolarlık satın alımı için yaklaşık 18 milyar dolarlık borcu üstlendi.

Piyasalar, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın elektrik altyapısına yönelik saldırılar için verdiği süreyi yakından takip etti. Bu takvim, İran elektrik şirketinin tahvil ihracının son aşamalarıyla çakıştı ve borçlanma koşullarını etkileyebilecek bir unsur olarak öne çıktı.

Konuya yakın iki bankacıya göre, hafta sonu boyunca işlemde yer alan bankacılar, İran altyapısına olası saldırı ve bunun tahvil fiyatlarına etkisine karşı hazırlık yaptı. Trump’ın pazartesi günü saldırıları beş gün ertelemesinin ardından bankalar, farklı para birimlerinden oluşan yaklaşık 6,6 milyar dolarlık yüksek getirili tahvil diliminde borçlanma maliyetlerini düşürebildi. Perşembe günü ise Trump, saldırı tehdidini 6 Nisan’a kadar 10 gün süreyle askıya aldı.

Bu sürekli dalgalanma, yatırımcıları piyasaları anbean izlemeye zorluyor. Aravali Varlık Yönetimi Baş Yatırım Sorumlusu Mukesh Dev, “Piyasayı sürekli takip etmek ve anında tepki vermek zorundasınız; bu da zihinsel kapasitenizi ciddi şekilde etkiliyor” dedi.

Dev, 2008 küresel finans krizi ve 1990’ların sonundaki Asya krizinde benzer dalgalanmalar gördüğünü, ancak mevcut durumun o dönemlerle kıyaslanıp kıyaslanamayacağı konusunda henüz net konuşamayacağını belirterek, “Bu durum bir hafta daha sürerse göreceğiz. Hata yapma lüksü yok; hatalar kesinlikle kabul edilemez” ifadelerini kullandı.