Batı, Faslı yeteneklerin peşinde

Ülkede 1,5 milyon genç iş arıyor, diploma sahipleri ve kadınlar ön planda

Aliaa Abou Khaddour
Aliaa Abou Khaddour
TT

Batı, Faslı yeteneklerin peşinde

Aliaa Abou Khaddour
Aliaa Abou Khaddour

Muhammed eş-Şarki

Ekonomik büyümenin yeniden canlanması, bu yılın ilk yarısında 86 bin kişinin işini kaybetmesine tanık olan Fas’ta işgücü piyasasına olumlu yansımadı. Bu durum da işsizlik oranını, aktif kategorideki toplam işçi sayısının yüzde 12,4’üne çıkardı. Bu oran, 2019’da sadece yüzde 8 olan Kovid-19 salgını öncesinde kaydedilen oranlardan çok daha yüksek.

Pandemi, Fas ekonomisinin büyümesinde yüzde 7’lik bir düşüşe ve 2020’de yaklaşık yarım milyon iş kaybına neden oldu. Büyüme, 2021 yılında yüzde 8 oranında toparlandı ve banka finansmanı yoluyla 12 milyar dolarlık ek yatırım yapıldı. Ancak buna rağmen Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı, artan fiyatlar, enflasyon, benzeri görülmemiş faiz oranları ve iklim değişikliği gibi nedenlerin birleşmesi, 2022’de Fas ekonomisine zarar verdi. Ayrıca kuraklık, su kıtlığı ve aktif kategorinin yüzde 29’unun çalıştığı zayıf tarımsal üretim nedeniyle de büyüme yüzde 1,3’e geriledi.

Hükümet, 2024 yılı bütçe taslağına ilişkin çerçeve belgesinde koşullu etkilerle yüzleşmek, sosyal devletin temellerini oluşturmaya ve yapısal reformlara devam etmek ve kamu maliyesinin sürdürülebilirliğini artırmak için dört öncelik belirledi. Mevcut on yılın ortasında makroekonomik dengelerin korunması ve borç oranlarının GSYİH’nın yüzde 60’ına düşürülmesi amacıyla bütçe açığının yüzde 4,5’ten yüzde 4’e düşürülmesi ile 2023 sonunda büyümenin yüzde 3,4'ten yüzde 3,7'ye yükselmesi bekleniyor.

Enstitü ve üniversite mezunları arasında işsizlik oranı yüzde 19,2 olarak tahmin edilirken, eğitimsizlerde bu oran yüzde 4,5’i geçmiyor. Bu durum, eğitimin her zaman kariyer gelişimine olanak sağlamadığı anlamına geliyor.

Hükümetten bağımsız ekonomik ve sosyal çalışmalar kurumu olan Planlama Yüksek Komisyonu’nun hazırladığı raporda, 2022’nin ikinci çeyreği ile 2023’ün ikinci çeyreği arasında işsiz sayısının 156 bin kişi arttığı belirtildi. Böylece iş arayanların sayısı 1,54 milyon kişiye yükseldi. Daha önce bu sayının 1,38 milyon kişi olduğu tahmin ediliyordu, bu da bir yılda yüzde 11’lik bir artışı temsil ediyor. Ortalama ulusal işsizlik oranı, aktif kategoride yüzde 11,2’den yüzde 12,4’e yükseldi. Bu oran, kentlerde yüzde 16’ya, kırsal kesimde ise yüzde 5,7’ye karşılık geliyor. Ayrıca 24 yaş altı gençlerde bu oran yüzde 33,6 ile daha yüksek, kızlarda ise yüzde 32 düzeyinde. Aynı şekilde bu oran, yaşla birlikte azalarak 35- 44 yaş arası kişilerde ise yüzde 7,2 olarak görülüyor.

Enstitü ve üniversite mezunları arasında işsizlik oranı yüzde 19,2 olarak tahmin edilirken, eğitimsizlerde bu oran yüzde 4,5’i geçmiyor. Bu da eğitimin her zaman kariyer ilerlemesine yol açmadığı, aksine kariyer engeli oluşturabileceği anlamına geliyor. Bu da eğitimin her zaman kariyer ilerlemesine yol açmadığı, aksine kariyer engeli oluşturabileceği anlamına geliyor. Yanlış eğitim tercihi, dildeki zayıflık dijital araçların kullanımında kariyer engeli bile oluşturabilir.

cvdfbg
Fas’ın Kuneytire şehrinde çilek toplayan işçiler (AFP)

Bu durum, eğitimli gençlerin önemli bir yüzdesinin işgücü piyasasında daha fazla fırsat sağlayan ülkelere göç etme arzusunu açıklıyor. Ayrıca bu, internet ve sosyal paylaşım sitelerinin kolaylaştırdığı bir tür açık seçim pazarında yetenek avlayan gelişmiş ülkelere fayda sağlayan bir kriz. Resmi istatistikler, Avrupa ve Kanada’ya çoğu doktor, mühendis, mucit ve bilgisayar programcısı olmak üzere yılda yaklaşık 6 bin kişinin beyin göçünden söz ediyor.

Hükümet, mezunların işgücü piyasasındaki fırsatlarını iyileştirmek amacıyla Fas üniversitelerindeki öğretim müfredatına köklü değişiklikler ve reformlar getirmeyi, başta İngilizce olmak üzere yabancı dil yeterliliklerini geliştirmeyi ve bilimsel araştırmalarda dijital teknolojinin kullanımını yaygınlaştırmayı planlıyor. Zira ülkede müşteri siyaseti (Klientalizm) ve akrabalık çıkarlarındaki artış karşısında istihdam yönetiminin azaldığı kamu sektöründe ve devlet dairelerinde istihdam fırsatları neredeyse yok oldu.

Özel sektörün ihtiyaç duymayabileceği veya edebi, hukuki, felsefi uzmanlıklar ve diğer eski uzmanlıklar gibi güncelliğini yitirmiş alanlara dayanması nedeniyle eğitim müfredatı, işgücü piyasasının gelişmesinin önündeki engellerden biri olarak kabul ediliyor. İşgücü piyasasında birçok mesleği tehdit edebilecek yapay zekaya olan bağımlılığın yaygınlaşmasına ilişkin endişeler artıyor.

İşgücü piyasasında düşüş

Çoğu analistin görüşüne göre ekonomik büyüme; teknoloji ve makine kullanımını da içerecek şekilde değişen işgücü ve üretim standartları nedeniyle özel sektördeki iş tekliflerinde artık benzer bir gelişme sağlayamıyor. Gerçek şu ki, yeni nesillerin iş fırsatlarına ilişkin korkuları, çok fazla seçeneğe sahip olan ve toplumun işe bakış açısı, takdiri ve her mesleğe saygısı ile korunan önceki neslin korkularından daha ağır basıyor.

Fas’ta çeşitli iş ve faaliyetlerde çalışan toplam işçi sayısının 11 milyon olduğu tahmin ediliyor. Bu kişilerin çalışmaları, sektörlere göre tarım ve balıkçılık (yüzde 28,6), sanayi (yüzde 12,2) ve idari ve ticaret dahil hizmetler (yüzde 48) şeklinde dağılıyor.

2023’ün ikinci yarısındaki son nüfus sayımına göre aktif nüfusun 12,5 milyon kişi olduğu tahmin ediliyor. Bu da çalışma çağındaki bireylerin ulusal faaliyetlerinin yüzde 45’ini temsil ediyor. Bu oran yıllar önce yüzde 54’ün üzerindeyken, şu anda erkeklerde yüzde 70, kadınlarda ise yüzde 21 seviyesinde. Aynı nüfus sayımına göre Fas’ta çeşitli iş ve faaliyetlerde çalışan toplam işçi sayısının 11 milyon olduğu tahmin ediliyor. Bu kişilerin çalışmaları, sektörlere göre tarım ve balıkçılık (yüzde 28,6), sanayi (yüzde 12,2) ve idari ve ticaret de dahil hizmetler (yüzde 48) şeklinde dağılıyor.

Hükümetin ‘Uraş’ projeleri

Hükümet, 2022 ve 2023 bütçelerinde proje sahiplerine ve startup şirketlerine yönelik, kademeli olarak iş dünyasına girme hedefiyle ‘fırsat’ adı altında fon önerdi. Bununla gerekli kalitede işlerin bulunmadığı durumlarda, gençlerin küçük şirketler kurmasını teşvik etmek amaçlanıyor. Bu projelere 230 milyon dolar tahsis eden hükümet, 10 yıl boyunca faizsiz olarak her proje için yaklaşık 11 bin dolar tutarında tahmin edilen kredilerle 10 bine yakın projeyi, 10 bin dirhem (yaklaşık 1,1 bin dolar) bedelsiz katkıyla finanse ettiğini açıkladı.

Aynı şekilde zanaatkarları ve belgesi olmayanları, özellikle de kadınları ve banliyölerde, kırsal bölgelerde yaşayanları hedef alan Ulaş 2 programını da başlattı. Programla, devlet garantili ticari bankalardan finansman sağlanarak gelir getirici projeler oluşturmak amaçlanıyor. Aynı şekilde bu projelerin amacı, Faslı kadınların üretken dokuya katılımını artırmak ve gelirlerini ve işlerini iyileştirmektir ki, bu kadınların bir kısmı hassas koşullardaki ailelerden sorumludur.

İstatistikler, kadınların çalışmasının son on yılda aktif kategorinin yüzde 20’sinin altına düştüğünü ortaya koydu. Öyle ki, sanki sözde ‘Arap Baharı’, Kuzey Afrika bölgesindeki bilişsel gelişime rağmen kadınların çalışma ve sosyal ilerleme konusundaki tutkularını yansıtıyor. Zira bu on yılda, muhafazakâr düşünce genişledi ve yerel ekonomi, hala bu düşüncenin ideolojik sonuçlarından mustarip. Aynı şekilde bu düşünce, iş arayan kadınların statüsünün geliştirilmesinin karşısında duruyor.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al-Majalla dergisinden çevrilmiştir.



FED, Trump’ın baskılarına rağmen faiz oranlarını sabit tutarak bağımsızlığını korumaya çalışıyor

FED Başkanı Jerome Powell (AFP)
FED Başkanı Jerome Powell (AFP)
TT

FED, Trump’ın baskılarına rağmen faiz oranlarını sabit tutarak bağımsızlığını korumaya çalışıyor

FED Başkanı Jerome Powell (AFP)
FED Başkanı Jerome Powell (AFP)

Küresel piyasaların merakla izlediği bir dönemde, ABD Merkez Bankası Federal Rezerv (FED), faiz oranlarını 3,5–3,75% aralığında sabit tuttu. Bu karar, işgücü piyasasının durumu ve enflasyonun seyri hakkında daha net bir tablo elde etme amacı taşıyor.

FED’in faiz kararı, normal şartlarda sakin karşılanabilirdi; fakat Çarşamba günü toplantısı, Başkan Jerome Powell ve bankayı Washington’daki soruşturmaların gölgesinde bıraktı. Powell, soruşturmaların Beyaz Saray tarafından kendi faiz politikalarını etkilemek amacıyla bir araç olarak kullanıldığını ifade etti.

Tüm bu siyasi baskılara rağmen FED, mevcut para politikası yolundan sapmayacağını açıkladı ve “politikaların şu anda iyi bir noktada olduğu” mesajını verdi. Bu karar, piyasaların ekonomik ve hukuki gelişmeleri daha net görmesini bekleyeceği uzun bir bekleyiş sürecinin kapısını araladı.

Faiz oranlarının sabit tutulmasıyla birlikte, FED’in Açık Piyasa Komitesi ekonomik büyüme tahminini yükseltti ve işgücü piyasasına dair endişeleri enflasyona kıyasla azalttı. Toplantı sonrası yapılan açıklamada, “Mevcut göstergeler ekonomik faaliyetlerin iyi bir hızda genişlediğini gösteriyor. İş yaratma kazanımları hâlâ sınırlı, işsizlik oranı bazı istikrar sinyalleri veriyor ve enflasyon hâlâ yüksek” denildi.

Bağımsızlık tartışması

Merkez bankasının bağımsızlığı, politika yapımında temel bir unsur olarak ön plana çıkarken, ABD Yüksek Mahkemesi’nde de gündemde. Mahkeme, Başkan Trump’ın geçen yaz FED yöneticisi Lisa Cook’u görevden alma girişiminin anayasal yetkileri aşıp aşmadığını değerlendiriyor. Powell, Beyaz Saray’ın çok yönlü baskılarına karşı dururken, Trump da Powell’ın görev süresinin sona ereceği Mayıs ayına kadar FED’in başkanlığı için aday listesini daralttı. Bu yüzden, sadece faiz kararı değil, aynı zamanda yaşanan siyasi ve hukuki gerilimler de toplantıyı FED tarihinin en kritik anlarından biri hâline getirdi.

Powell acele etmiyor

Powell, merkez bankasının yeni bir hareket için acele etmediğini vurguladı ve ekonomik verileri dikkatle değerlendirme yolunu tercih etti. Analistler, bu duruşun Powell’ın kurumun bağımsızlığını koruma çabası olarak yorumlandığını ve mevcut faiz oranlarının “nötr” aralıkta olduğunu belirtiyor.

Enflasyon ve işgücü piyasası çelişkisi

ABD’de politika yapıcılar karmaşık bir ekonomik tabloyla karşı karşıya. Temel enflasyon hâlâ yüzde 2,6–2,8 seviyelerinde ve FED’in yüzde 2 hedefine göre yüksek. Öte yandan son iş verileri, maaş artışlarının yavaşladığını ve işsizlik oranının yüzde 4,4 seviyesinde olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, FED’in hem işgücü piyasası hem de enflasyon açısından risklere karşı esnek bir tutum sergileyebileceğini belirtiyor. İşgücü piyasası ciddi şekilde zayıflarsa adım atılacak, enflasyon yüksek kalırsa faiz politikası aynı şekilde devam edecek.

İç çekişmeler ve siyasi zorluklar

Kararın oybirliğiyle alınmasına rağmen FED içinde farklı görüşler mevcut. Açık Piyasa Komitesi’nin yeni üyeleri enflasyonu kontrol altına almak için sıkı politikalar önermekte, diğer üyeler ise işgücü piyasasını korumak için daha hızlı hareket edilmesi gerektiğini savunuyor. Buna ek olarak, mahkeme ve soruşturmalar, Powell’ın tüm odağını para politikası ve kurumsal tarafsızlık üzerinde tutmasına neden oluyor.

Gelecek beklentileri

Piyasa analistleri, FED’in Powell’ın görev süresi sona erene kadar Mayıs ayına kadar, yeni bir adım atmadan bekleyebileceğini öngörüyor. Merkez bankası, önümüzdeki dönemde esnek bir yaklaşım benimseyecek ve gümrük vergileri ile yeni ticaret uygulamalarının fiyatlar üzerindeki etkilerini dikkatle izleyecek.


Euro 1,20 doları aştı... ‘Ortak para birimi’, doların hegemonyasını alt üst edecek mi?

Euro banknotları (Reuters)
Euro banknotları (Reuters)
TT

Euro 1,20 doları aştı... ‘Ortak para birimi’, doların hegemonyasını alt üst edecek mi?

Euro banknotları (Reuters)
Euro banknotları (Reuters)

ABD’deki siyasi baskılar ve değişken kararlar dolayısıyla dolarda moral kaybı yaşanırken, euro son yılların en yüksek seviyelerine çıkarak dikkatleri üzerine çekti. Artık Avrupa para biriminin yükselişi, döviz piyasasında yalnızca teknik bir hareket olarak görülmüyor; küresel yatırım güvenindeki değişimi ve ekonomilerin ABD politikalarına bağımlılığı azaltma yönündeki artan isteğini yansıtıyor. Yatırımcılar euronun 1,20 dolar seviyesini aşmasını kutlarken, euronun rezerv para olarak dolar karşısında rekabet edecek kapasiteye sahip olup olmadığı yönünde önemli sorular gündeme geliyor.

Psikolojik eşiği aşmak

Euro, dolar karşısında yeni bir seviyeye ulaşarak ortak para biriminin değer kazanımını yeniden ön plana çıkardı. Ancak euronun 2021’den bu yana en yüksek seviyelerine yükselmesinin ve 1,20 dolar eşiğini hafifçe aşmasının nedenleri merak konusu.

frgty
Frankfurt'taki Avrupa Merkez Bankası (ECB) binası (Reuters)

Yatırımcılar büyük rakamlara odaklanmayı tercih ediyor. 1,20 dolar seviyesi, euro için geçen yılki en son başarının göstergesi olarak öne çıkıyor; geçen yıl yaklaşık yüzde 13 değer kazanan euro, ABD doları karşısında 2017’den bu yana en iyi performansını sergiledi. Ayrıca Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkan Yardımcısı Luis de Guindos’un, geçen yılki düşüşün eşik noktası olarak nitelendirdiği bu seviyeye dikkat çekmesi, euroya olan ilgiyi daha da artırdı.

Zorluklarla dolu bir yol

Euro’nun 1,20 dolar seviyesine ulaşması kolay olmadı; eylül ayında bu seviyeye yaklaşmış, ancak doların toparlanmasıyla geri çekilmişti. Yine de geçen yıl yalnızca yaklaşık 1 dolara kadar gerileyen euro, Almanya öncülüğündeki Avrupa mali teşvikleriyle desteklenerek güç kazandı.

Tarihsel açıdan bakıldığında, 1,20 dolar seviyesi, euronun 1999’da piyasaya çıkmasından bu yana ortalama döviz kurunun biraz üzerinde yer alıyor. Ancak bu seviye, 2008’de ulaşılan 1,60 dolarlık zirvenin oldukça altında bulunuyor.

Neden bu kadar güçlü?

Eurodaki yükselişin başlıca nedenleri belli: Başkan Donald Trump’ın müttefiklerle ticaret ve Grönland konusundaki çatışmaları ile Fed’e yönelik tekrarlayan eleştirileri, doların değer kaybetmesine yol açtı. Euronun son kazançları, doların genel olarak düşmesine neden olan ABD-Japonya ortak müdahalesi spekülasyonlarıyla da desteklendi; Trump’ın doları ‘mükemmel’ olarak nitelendirmesine rağmen bu eğilim devam etti. Ayrıca euro bölgesinin güvenliğini artırma çabaları ve ekonomiyi dolara bağımlılıktan uzaklaştırma isteği de yükselişi güçlendirdi.

frgty6u7
Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, 18 Aralık 2025 tarihinde Frankfurt'ta düzenlenen ECB Yönetim Kurulu toplantısının ardından basın mensuplarına açıklama yapmak üzere kürsüye çıkarken. (Reuters)

Peki şirketler bundan etkileniyor mu? Cevap: Kesinlikle. Güçlü euro, ihracatı daha pahalı hale getirerek önümüzdeki dönem kârlarını olumsuz etkileyebilir. STOXX 600 endeksinde yer alan şirketlerin yaklaşık yüzde 60’ı gelirlerini yurtdışından elde ediyor ve bunların yarısını ABD pazarından sağlıyor. Barclays’in tahminlerine göre, geçen yıl eurodaki artış, Avrupa’daki şirketlerde hisse başına kâr tahminlerinin düşürülmesini açıklıyor.

Merkez bankalarının endişeleri ve rezerv para birimi sorunu

ECB yetkilileri, euronun seviyesinden ziyade hareketlerin hızı ve büyüklüğüne odaklanıyor; özellikle geçen hafta euro yaklaşık yüzde 2 yükselerek, Trump’ın ‘özgürlük günü’ vergilerini uyguladığı dönemden bu yana en büyük haftalık kazancını kaydetti.

Eurodaki bu güçlü artış, piyasalarda artan iyimserliği yansıtsa da, euronun kısa vadede doları ikame etmesi beklenmiyor. Dolar, dünya rezerv para birimlerinin yaklaşık yüzde 60’ını oluştururken, euronun payı yaklaşık yüzde 20 civarında bulunuyor. ABD’nin küresel ticaret ve gelişmiş sermaye piyasalarındaki hâkimiyeti, bu dengelerin yakın gelecekte değişmesini olası kılmıyor.

ECB Başkanı Christine Lagarde, ABD’deki değişken ekonomik politikanın euroya daha geniş bir küresel rol sağlayabileceğini, ancak bunun Avrupa Birliği’nin (AB) uzun süredir duraklamış mali yapısını tamamlamasıyla mümkün olacağını belirtti.


Altın ve gümüş, güvenli liman olarak talep artışı nedeniyle yükselmeye devam ediyor

Bangalore'deki bir kuyumcuda altın takı deneyen Hintli bir kadın (EPA)
Bangalore'deki bir kuyumcuda altın takı deneyen Hintli bir kadın (EPA)
TT

Altın ve gümüş, güvenli liman olarak talep artışı nedeniyle yükselmeye devam ediyor

Bangalore'deki bir kuyumcuda altın takı deneyen Hintli bir kadın (EPA)
Bangalore'deki bir kuyumcuda altın takı deneyen Hintli bir kadın (EPA)

Altın fiyatları bugün, önceki seansta ilk kez 5 bin 100 dolar seviyesini aşmasının ardından yükselişini sürdürdü. Jeopolitik belirsizliklerin devam etmesiyle güvenli liman talebi güçlü kalırken, gümüş fiyatları da tarihi zirvelerine yakın seyretti.

Spot altının ons fiyatı, saat 03.29 itibarıyla yüzde 1 artışla 5 bin 65,07 dolara yükseldi. Altın, bir önceki gün 5 bin 110,50 dolar ile rekor seviyeyi görmüştü.

ABD’de şubat vadeli altın kontratları ise yüzde 0,4 düşüşle ons başına 5 bin 59,90 dolardan işlem gördü.

KCM Trade’in baş piyasa analisti Tim Waterer, “Trump’ın bu yıl izlediği istikrarsız siyasi yaklaşım, değerli metalleri güvenli liman olarak destekliyor. Kanada ve Güney Kore’ye yönelik daha yüksek gümrük tarifeleri tehdidi, altını güvenli liman olarak ayakta tutmaya yetiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Jeopolitik görünüm, ABD Başkanı Donald Trump’ın dün Güney Kore’den ithal edilen otomobil, kereste ve ilaçlara uygulanan gümrük vergilerini yüzde 25’e yükseltme niyetini açıklamasıyla daha da karmaşık bir hâl aldı. Trump, Seul’ü Washington ile bir ticaret anlaşması imzalamamakla eleştirdi.

Söz konusu açıklama, Trump’ın, iki ülke arasındaki ilişkilerin bu ayın başında Kanada Başbakanı Mark Carney’nin Çin’e yaptığı ziyaretin ardından gerilmesi üzerine Kanada’ya da gümrük tarifesi uygulama tehdidinde bulunmasının ardından geldi.

Diğer yandan Çinli Zijin Gold şirketinin, rekor seviyelere ulaşan altın fiyatları ortamında Kanadalı Allied Gold şirketini yaklaşık 5,5 milyar Kanada doları (4,02 milyar ABD doları) nakit karşılığında satın alacağı bildirildi. Altındaki benzeri görülmemiş yükseliş, madencilik şirketlerinin kâr marjlarını ve nakit akışlarını güçlendirirken, birleşme ve satın alma faaliyetlerini de hızlandırdı.

Waterer, “ABD ve Japon yetkililerin yeni (Japonya para birimi) sakinleştirmeye yönelik müdahaleleri doları olumsuz etkiledi ve bu durum altın fiyatları için güçlü bir destek oluşturdu” ifadesini kullandı.

Öte yandan, ABD hükümetinin kapanma riski ve Trump’ın dalgalı politikaları nedeniyle dolar üzerindeki baskı artarken, bu durum dolar bazında altını yurt dışındaki tüketiciler için daha ucuz hale getirdi.

Piyasa beklentileri, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) bu hafta başlayacak toplantısında faiz oranlarını sabit tutacağı yönünde. Bu süreçte Trump yönetiminin Fed Başkanı Jerome Powell hakkında yürüttüğü cezai soruşturma, Fed Yönetim Kurulu üyesi Lisa Cook’un görevden alınmasına yönelik süren girişimler ve Powell’ın yerine geçecek ismin mayıs ayında açıklanmasının beklenmesi dikkat çekiyor.

Spot gümüşün ons fiyatı yüzde 5,2 artışla 109,22 dolara yükselirken, pazartesi günü 117,69 dolar ile rekor seviyeye ulaşmıştı. Gümüş fiyatları yıl başından bu yana yüzde 53 artış kaydetti.

Spot platin fiyatı ise önceki seansta 2 bin 918,80 dolar ile rekor kırmasının ardından yüzde 2,5 düşüşle ons başına 2 bin 658,19 dolara geriledi. Paladyumun ons fiyatı da yüzde 1,3 azalışla bin 956,31 dolar seviyesine indi.