Suudi Arabistan 2024 bütçesinde aldığı proaktif önlemlerle ekonomisini dış şoklardan korumayı hedefliyor

Sektörel stratejik planların daha hızlı hayata geçirilmesi için 333 milyar doların üzerinde harcama yapılması hedefleniyor

Suudi Arabistan'ın 2024 bütçe beklentileri küresel ekonomideki gelişmeler ve zorluklar karşısında olumlu (SPA)
Suudi Arabistan'ın 2024 bütçe beklentileri küresel ekonomideki gelişmeler ve zorluklar karşısında olumlu (SPA)
TT

Suudi Arabistan 2024 bütçesinde aldığı proaktif önlemlerle ekonomisini dış şoklardan korumayı hedefliyor

Suudi Arabistan'ın 2024 bütçe beklentileri küresel ekonomideki gelişmeler ve zorluklar karşısında olumlu (SPA)
Suudi Arabistan'ın 2024 bütçe beklentileri küresel ekonomideki gelişmeler ve zorluklar karşısında olumlu (SPA)

Riyad, Suudi Arabistan ekonomisinin karşılaşabileceği zorluklarla başa çıkma ve gelişmelere ayak uydurma becerisini geliştirmek ve finansal sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla birtakım proaktif önlemler aldı. Bu proaktif önlemlerin alınmasında olumlu hava, Suudi Arabistan’ın yaklaşık 1,2 trilyon riyallik (333 milyar dolar) harcama ve gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 1,9'una denk gelen 79 milyar riyallik (21 milyar dolar) bütçe açığına karşın 1,1 trilyon riyal (312 milyar dolar) değerinde gelir elde etmeyi hedeflediği 2024 bütçesinin ön açıklamasında yer alan rakamlara da yansıdı.

Petrol dışı sektörün ekonomik büyümede temel bir itici güç haline gelmesi, Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu çerçevesindeki en önemli hedeflerinden biri olan petrolden uzaklaşarak ekonomiyi çeşitlendirme hedefini başarıyla gerçekleştirdiğini gösterdi.

Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre petrol dışı sektördeki faaliyetlerin bu yıl içinde yüzde 5,9 oranında büyümesi bekleniyor. Bu oran, bu yılın ikinci çeyreğinde yüzde 6,1'e ulaşmıştı.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, birkaç gün önce ABD merkezli Fox News televizyon kanalına verdiği röportajda, petrol dışı sektörün Suudi Arabistan’ın GSYİH’na katkısının arttığına ve bunun da Suudi Arabistan ekonomisinin 2022 yılında G20 ülkeleri arasında en yüksek büyüme oranına ulaşmasına yardımcı olduğuna dikkati çekti. Petrol dışı sektörün aynı zamanda 2023 yılında G20 içinde ikinci en yüksek büyüme oranını kaydeden sektör olduğunu belirten Veliaht Prens, bu sektörde Hindistan ile Suudi Arabistan arasında iyi bir rekabet olduğunu da sözlerine ekledi.

Uluslararası Para Fonu (IMF) geçtiğimiz hafta Suudi Arabistan ekonomisinin, petrole bağımlılığı azaltmak, gelir kaynaklarını çeşitlendirmek ve rekabet gücünü artırmak için çeşitli reformların uygulanmasının ardından bir dönüşüme tanık olduğunu açıkladı.

Reformlar

Uzmanlara göre Suudi Arabistan hükümeti tarafından gerçekleştirilen reformlar, petrol dışı sektör faaliyetlerinin GSYİH’daki büyümeye katkıda bulunmasını sağlarken ülkenin genel bütçe performansına da olumlu yansıdı.

Ekonomist Ahmed eş-Şehri, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede reformların, gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve petrol gelirlerine bağımlılığın azaltılması sayesinde petrol dışı sektör faaliyetlerinin bütçe performansı üzerindeki rolünü güçlendiğini belirtti.

Suudi Arabistan ekonomisinin mali bolluk ve yüksek döviz rezervleriyle desteklenen etkili reform ve kriz önleme politikaları uyguladığını söyleyen Şehri, Suudi Arabistan ekonomisinin sağlam ve güçlü temeller üzerine inşa edildiğini ve bunun da devletin 2024 yılı genel bütçesine yansıdığını ifade etti.

Şarku’l Avsat’a konuşan ekonomi uzmanı Ahmed el-Cubeyr, Suudi Arabistan hükümetinin, ülke ekonomisine yön verebilmek için özel sektörün desteğiyle ülke ekonomisini küresel krizlerden korumaya yönelik reformları hayata geçirdiğini söyledi.

GSYİH’daki büyümenin sürmesi için ekonomiyi çeşitlendirme ve petrol dışı sektörü destekleme politikasının genel bütçe performansı üzerindeki etkisine değinen Cubeyr, Suudi Arabistan hükümetinin, 2030 Vizyonu kapsamındaki büyük projelere, programlara ve girişimlere harcama yapmaya devam ettiğini vurguladı.

Küresel ekonomideki gelişmeler ve zorluklara rağmen 2024 bütçe beklentilerinin olumlu olduğunun altını çizen ekonomi uzmanı, Suudi Arabistan hükümetinin, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) üye ülkeleri ve OPEC dışı bazı üretici ülkelerden oluşan OPEC+ ülkelerinin petrol piyasalarının istikrarı ve dengesini desteklemek adına aldığı tedbir amaçlı önemleri güçlendirmek amacıyla gönüllü olarak petrol üretiminde kesintiye gitmeyi sürdürdüğünü kaydetti.

Ekonomi alanından kaynaklar, 2024 bütçesindeki açığın savunma, eğitim ve sağlık gibi önemli sektörlere yapılan harcamaların artmasından kaynaklandığını ve petrol dışı sektördeki önemli büyüme sayesinde gelirlerin beklenenden daha yüksek olmasının beklendiğini söylediler.

Al Rajhi Capital Şirketi, hükümetin 2023 bütçesi için gelir tahmininin brent ham petrol varil fiyatını 82 dolardan hesapladığını, petrol dışı gelirlerin büyümenin önemli bir itici gücü olmasının beklendiğini ve böylece ilerleyen dönemde artan harcamaların destekleneceğini açıkladı.

Maliye Bakanlığı, ekonomik büyüme tahminini yüzde 3,1’den yüzde 0,03’e düşürdü. Bakanlıktan yapılan açıklamada, bunun Suudi Arabistan’ın petrol üretiminde gönüllü olarak yaptığı petrol kesintisinden kaynaklandığı belirtildi. Bunun yanında GSYİH büyümesinin gelecek yıl yüzde 4,4, 2025 yılında yüzde 5,7 ve 2026 yılında yüzde 5,1 olması bekleniyor.

Suudi Arabistan hükümeti, ülke ekonomisini geliştirmek, çeşitlendirmek ve bir yandan finansal sürdürülebilirliği korurken diğer yandan kesintisiz büyümeyi devam ettirmek amacıyla mali ve ekonomik yönlerde reformları sürdürmeyi planladığını açıkladı.

Suudi Arabistan, 2024 bütçesine ilişkin ön açıklamada, harcamaların ve mali kontrolün verimliliğini ve etkinliğini artırmaya, kamu maliyesinin sürdürülebilirliğine, ekonomik ve mali reformların uygulanmasına ve 2030 Vizyonu hedeflerine ulaşmaya yönelik çalışmaların devam ettiğini açıkladı.

Yurtiçi yatırım

Bütçe ön açıklamasına göre hükümet, özel sektörü güçlendirerek yurtiçi yerel yatırımların artmasını teşvik etmenin yanı sıra vatandaşlara ve bölge sakinlerine sağlanan hizmetlerin kalitesini yükseltmeye çalışmaya devam ederken ülkenin tüm bölgelerini kapsayacak şekilde iyileştirecek.

Açıklama Suudi Arabistan ekonomisinin kapasitesini artırmak için gerçekleştirdiği proaktif yapısal ve mali reformları yansıtırken bu reformalar, GSYİH’da büyüme oranlarına ulaşılmaya devam edilmesine, petrol dışı sektörün performansının iyileştirilmesine, istihdam sayısının artmasına, sosyal koruma sistemine verilen desteğin sürmesine, mali sürdürülebilirlik programı hedeflerine ulaşmaya ve büyük programlar ve projelerle sektörel ve bölgesel stratejilerin uygulanmasını hızlandırmayı amaçlayan geliştirmelere yönelik harcamaların doğru yerlere yapılmasına katkıda bulundu.

Hükümet, tüm bu reformların yerli üretimin artmasına, yatırımcıları çekmeye, ekonominin canlanmasına ve bunun yanında finansal alanı büyüterek ve hükümet rezervleri oluşturarak kamudaki mali performansın geliştirilmesine katkıda bulunduğunu, böylece ekonominin küresel krizlerle başa çıkma becerisinin arttığını vurguladı.

Reformlar aynı zamanda ulusal varlık fonlarının güçlendirilmesine yönelik çalışmaların yanı sıra kamu borcunun sürdürülebilir seviyelerde kalmasını ve kamu mali yapısında ilerleyen dönemde ortaya çıkabilecek ya da ekonomideki büyümeyi etkileyebilecek zorlukların üstesinden gelinmesini sağlayacak.

Ekonominin çeşitlendirilmesi

Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, hükümetin 2030 Vizyonu kapsamındaki programları ve projeleri hayata geçirmeye devam ederek ülke ekonomisini geliştirmek, çeşitlendirmek ve finansal sürdürülebilirliği korurken büyümeyi devam ettirmek amacıyla reformları sürdüreceğini vurguladı. Bakan Cedan, aynı zamanda gelecek vaat eden sektörleri geliştirilmesine, yatırımcılar için cazibenin artırılmasına, sektörlerin teşvik edilmesine ve yerel üretimin ve petrol dışı ihracatın artırılmasına katkıda bulunan girişimler ve stratejiler başlatıldığını da sözlerine ekledi.

Petrol dışı sektör GSYİH’sinin orta vadede yüksek ve sürdürülebilir oranlarda büyümesini sağlayan yapısal reformlara devam edilmesinin yanı sıra Kamu Yatırım Fonu (PIF) ve kalkınma fonlarının oynadığı etkin role dikkati çeken Bakan Cedan, ülkenin karşı karşıya olduğu mali ve ekonomik risklerin analiz edilmesi sürecinin, bu tür risklerle başa çıkacak etkili politikaların ve stratejilerin hayata geçirilmesine katkıda bulunduğundan mevcut durumu anlamada hayati öneme sahip olduğunun altını çizdi. Tüm dünyayı etkileyen krizlere, bunlara eşlik eden zorluklara ve bunların Kovid-19 salgınının yansımaları ve küresel tedarik zincirlerini olumsuz etkileyen jeopolitik gerilimler nedeniyle küresel ekonomideki yavaşlama üzerindeki etkisine rağmen Suudi Arabistan ekonomisinin, hükümetin attığı sağlam adımlar sayesinde elde edilen finansal alan ve gelecekte ortaya çıkabilecek krizleri kontrol altına almaya olanak tanıyan sürdürülebilir kamu borç seviyeleriyle güçlü bir mali konuma sahip olduğunu söyledi.

Bakan Cedan’a göre Suudi Arabistan ekonomisinin ek harcamalardaki esnek yapısı da projelerin ve stratejilerin uygulama süresinin uzatılabilmesi sayesinde orta vadede harcama seviyesinin kontrol edilmesine katkıda bulunuyor. Bunun 2030 Vizyonu kapsamındaki pek çok reformun ve sektörel ve bölgesel stratejilerin bir sonucu olduğunu belirten Maliye Bakanı, hükümetin vatandaşları yerel ve küresel olumsuz ekonomik etkilerden korumayı amaçlayan sosyal destek ve koruma sisteminin güçlendirilmesine büyük önem verdiğini de belirtti

GSYİH büyümesi

Bakan Cedan, gelecek yılla ilgili ön tahminlere göre GSYİH’nın özel sektörün ekonomik büyümeye öncülük etmeye devam edeceği ve iş fırsatlarının artmasına ve işgücü piyasasında istihdam olanaklarının oluşturulmasına katkıda bulunacağı beklentisiyle petrol dışı sektörle desteklenerek yüzde 4,4 oranında büyümesinin beklendiğini söyledi. Cedan, ticaret dengesinin iyileştirilmesinin ve 2030 Vizyonu kapsamındaki programların ve projelerin hayata geçirilmeye devam edilmesinin yanı sıra sektörel ve bölgesel stratejiler, büyük kalkınma projeleri ve ekonomik faaliyetlerin orta vadede pozitif büyüme oranlarına ulaşmasının öngörüldüğünü kaydetti. Ülke ekonomisindeki toparlanmanın orta vadede gelir tarafında olumlu gelişmelere yol açmasının beklendiğini ifade eden Maliye Bakanı, bu toparlanmanın, kamu mali durumunun sürdürülmesi ve istikrara kavuşturulması amacıyla orta vadeli planlama sürecinin geliştirilmesine yönelik mali sürdürülebilirlik programı çerçevesinde hükümetin aldığı ekonomik reformların işe yaradığını gösterdiğini vurguladı. Bir yandan da gelir kaynaklarını çeşitlendirerek, harcama verimliliğini artırarak ve özel sektörün büyümesini teşvik ederek ekonomik büyüme oranlarının korunmasının hedeflendiğini vurgulayan Bakan Cedan, hükümetin, beklenen bütçe açığını finanse etmek ve 2024 yılında vadesi gelen anaparayı geri ödemek için onaylanmış yıllık plan doğrultusunda borçlanmaya devam ettiğini ve bir y andan önümüzdeki yıllara ait anapara borcunun ödenmesi için piyasa koşullarına göre uygun fırsatları araştırırken diğer yandan ek finansman operasyonları gerçekleştirdiğini belirtti.

Bakan Cedan’ın aktardığına göre Suudi Arabistan hükümeti, piyasaların verimliliğini korumak ve derinliğini artırmak amacıyla finansman kanallarını çeşitlendirmek, sermaye projelerini ve altyapıyı finanse etmek gibi ekonomik büyümeye katkıda bulunacak alternatif devlet borçlanma programlarını uygulamak için piyasa fırsatlarından yararlanmak amacıyla bazı stratejik projeleri de finanse etmeyi sürdürüyor.

Maliye Bakanı Cedan, 2023 Vizyonu hedeflerine ulaşmayı sağlayabilecek ekonomik ve sosyal getirisi olan bazı programların ve projelerin daha hızlı uygulanması için yapılan harcamaların artırılması sonucunda kamu borç portföyünün daha da büyümesinin beklendiğini de kaydetti.



FED, Trump’ın baskılarına rağmen faiz oranlarını sabit tutarak bağımsızlığını korumaya çalışıyor

FED Başkanı Jerome Powell (AFP)
FED Başkanı Jerome Powell (AFP)
TT

FED, Trump’ın baskılarına rağmen faiz oranlarını sabit tutarak bağımsızlığını korumaya çalışıyor

FED Başkanı Jerome Powell (AFP)
FED Başkanı Jerome Powell (AFP)

Küresel piyasaların merakla izlediği bir dönemde, ABD Merkez Bankası Federal Rezerv (FED), faiz oranlarını 3,5–3,75% aralığında sabit tuttu. Bu karar, işgücü piyasasının durumu ve enflasyonun seyri hakkında daha net bir tablo elde etme amacı taşıyor.

FED’in faiz kararı, normal şartlarda sakin karşılanabilirdi; fakat Çarşamba günü toplantısı, Başkan Jerome Powell ve bankayı Washington’daki soruşturmaların gölgesinde bıraktı. Powell, soruşturmaların Beyaz Saray tarafından kendi faiz politikalarını etkilemek amacıyla bir araç olarak kullanıldığını ifade etti.

Tüm bu siyasi baskılara rağmen FED, mevcut para politikası yolundan sapmayacağını açıkladı ve “politikaların şu anda iyi bir noktada olduğu” mesajını verdi. Bu karar, piyasaların ekonomik ve hukuki gelişmeleri daha net görmesini bekleyeceği uzun bir bekleyiş sürecinin kapısını araladı.

Faiz oranlarının sabit tutulmasıyla birlikte, FED’in Açık Piyasa Komitesi ekonomik büyüme tahminini yükseltti ve işgücü piyasasına dair endişeleri enflasyona kıyasla azalttı. Toplantı sonrası yapılan açıklamada, “Mevcut göstergeler ekonomik faaliyetlerin iyi bir hızda genişlediğini gösteriyor. İş yaratma kazanımları hâlâ sınırlı, işsizlik oranı bazı istikrar sinyalleri veriyor ve enflasyon hâlâ yüksek” denildi.

Bağımsızlık tartışması

Merkez bankasının bağımsızlığı, politika yapımında temel bir unsur olarak ön plana çıkarken, ABD Yüksek Mahkemesi’nde de gündemde. Mahkeme, Başkan Trump’ın geçen yaz FED yöneticisi Lisa Cook’u görevden alma girişiminin anayasal yetkileri aşıp aşmadığını değerlendiriyor. Powell, Beyaz Saray’ın çok yönlü baskılarına karşı dururken, Trump da Powell’ın görev süresinin sona ereceği Mayıs ayına kadar FED’in başkanlığı için aday listesini daralttı. Bu yüzden, sadece faiz kararı değil, aynı zamanda yaşanan siyasi ve hukuki gerilimler de toplantıyı FED tarihinin en kritik anlarından biri hâline getirdi.

Powell acele etmiyor

Powell, merkez bankasının yeni bir hareket için acele etmediğini vurguladı ve ekonomik verileri dikkatle değerlendirme yolunu tercih etti. Analistler, bu duruşun Powell’ın kurumun bağımsızlığını koruma çabası olarak yorumlandığını ve mevcut faiz oranlarının “nötr” aralıkta olduğunu belirtiyor.

Enflasyon ve işgücü piyasası çelişkisi

ABD’de politika yapıcılar karmaşık bir ekonomik tabloyla karşı karşıya. Temel enflasyon hâlâ yüzde 2,6–2,8 seviyelerinde ve FED’in yüzde 2 hedefine göre yüksek. Öte yandan son iş verileri, maaş artışlarının yavaşladığını ve işsizlik oranının yüzde 4,4 seviyesinde olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, FED’in hem işgücü piyasası hem de enflasyon açısından risklere karşı esnek bir tutum sergileyebileceğini belirtiyor. İşgücü piyasası ciddi şekilde zayıflarsa adım atılacak, enflasyon yüksek kalırsa faiz politikası aynı şekilde devam edecek.

İç çekişmeler ve siyasi zorluklar

Kararın oybirliğiyle alınmasına rağmen FED içinde farklı görüşler mevcut. Açık Piyasa Komitesi’nin yeni üyeleri enflasyonu kontrol altına almak için sıkı politikalar önermekte, diğer üyeler ise işgücü piyasasını korumak için daha hızlı hareket edilmesi gerektiğini savunuyor. Buna ek olarak, mahkeme ve soruşturmalar, Powell’ın tüm odağını para politikası ve kurumsal tarafsızlık üzerinde tutmasına neden oluyor.

Gelecek beklentileri

Piyasa analistleri, FED’in Powell’ın görev süresi sona erene kadar Mayıs ayına kadar, yeni bir adım atmadan bekleyebileceğini öngörüyor. Merkez bankası, önümüzdeki dönemde esnek bir yaklaşım benimseyecek ve gümrük vergileri ile yeni ticaret uygulamalarının fiyatlar üzerindeki etkilerini dikkatle izleyecek.


Euro 1,20 doları aştı... ‘Ortak para birimi’, doların hegemonyasını alt üst edecek mi?

Euro banknotları (Reuters)
Euro banknotları (Reuters)
TT

Euro 1,20 doları aştı... ‘Ortak para birimi’, doların hegemonyasını alt üst edecek mi?

Euro banknotları (Reuters)
Euro banknotları (Reuters)

ABD’deki siyasi baskılar ve değişken kararlar dolayısıyla dolarda moral kaybı yaşanırken, euro son yılların en yüksek seviyelerine çıkarak dikkatleri üzerine çekti. Artık Avrupa para biriminin yükselişi, döviz piyasasında yalnızca teknik bir hareket olarak görülmüyor; küresel yatırım güvenindeki değişimi ve ekonomilerin ABD politikalarına bağımlılığı azaltma yönündeki artan isteğini yansıtıyor. Yatırımcılar euronun 1,20 dolar seviyesini aşmasını kutlarken, euronun rezerv para olarak dolar karşısında rekabet edecek kapasiteye sahip olup olmadığı yönünde önemli sorular gündeme geliyor.

Psikolojik eşiği aşmak

Euro, dolar karşısında yeni bir seviyeye ulaşarak ortak para biriminin değer kazanımını yeniden ön plana çıkardı. Ancak euronun 2021’den bu yana en yüksek seviyelerine yükselmesinin ve 1,20 dolar eşiğini hafifçe aşmasının nedenleri merak konusu.

frgty
Frankfurt'taki Avrupa Merkez Bankası (ECB) binası (Reuters)

Yatırımcılar büyük rakamlara odaklanmayı tercih ediyor. 1,20 dolar seviyesi, euro için geçen yılki en son başarının göstergesi olarak öne çıkıyor; geçen yıl yaklaşık yüzde 13 değer kazanan euro, ABD doları karşısında 2017’den bu yana en iyi performansını sergiledi. Ayrıca Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkan Yardımcısı Luis de Guindos’un, geçen yılki düşüşün eşik noktası olarak nitelendirdiği bu seviyeye dikkat çekmesi, euroya olan ilgiyi daha da artırdı.

Zorluklarla dolu bir yol

Euro’nun 1,20 dolar seviyesine ulaşması kolay olmadı; eylül ayında bu seviyeye yaklaşmış, ancak doların toparlanmasıyla geri çekilmişti. Yine de geçen yıl yalnızca yaklaşık 1 dolara kadar gerileyen euro, Almanya öncülüğündeki Avrupa mali teşvikleriyle desteklenerek güç kazandı.

Tarihsel açıdan bakıldığında, 1,20 dolar seviyesi, euronun 1999’da piyasaya çıkmasından bu yana ortalama döviz kurunun biraz üzerinde yer alıyor. Ancak bu seviye, 2008’de ulaşılan 1,60 dolarlık zirvenin oldukça altında bulunuyor.

Neden bu kadar güçlü?

Eurodaki yükselişin başlıca nedenleri belli: Başkan Donald Trump’ın müttefiklerle ticaret ve Grönland konusundaki çatışmaları ile Fed’e yönelik tekrarlayan eleştirileri, doların değer kaybetmesine yol açtı. Euronun son kazançları, doların genel olarak düşmesine neden olan ABD-Japonya ortak müdahalesi spekülasyonlarıyla da desteklendi; Trump’ın doları ‘mükemmel’ olarak nitelendirmesine rağmen bu eğilim devam etti. Ayrıca euro bölgesinin güvenliğini artırma çabaları ve ekonomiyi dolara bağımlılıktan uzaklaştırma isteği de yükselişi güçlendirdi.

frgty6u7
Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, 18 Aralık 2025 tarihinde Frankfurt'ta düzenlenen ECB Yönetim Kurulu toplantısının ardından basın mensuplarına açıklama yapmak üzere kürsüye çıkarken. (Reuters)

Peki şirketler bundan etkileniyor mu? Cevap: Kesinlikle. Güçlü euro, ihracatı daha pahalı hale getirerek önümüzdeki dönem kârlarını olumsuz etkileyebilir. STOXX 600 endeksinde yer alan şirketlerin yaklaşık yüzde 60’ı gelirlerini yurtdışından elde ediyor ve bunların yarısını ABD pazarından sağlıyor. Barclays’in tahminlerine göre, geçen yıl eurodaki artış, Avrupa’daki şirketlerde hisse başına kâr tahminlerinin düşürülmesini açıklıyor.

Merkez bankalarının endişeleri ve rezerv para birimi sorunu

ECB yetkilileri, euronun seviyesinden ziyade hareketlerin hızı ve büyüklüğüne odaklanıyor; özellikle geçen hafta euro yaklaşık yüzde 2 yükselerek, Trump’ın ‘özgürlük günü’ vergilerini uyguladığı dönemden bu yana en büyük haftalık kazancını kaydetti.

Eurodaki bu güçlü artış, piyasalarda artan iyimserliği yansıtsa da, euronun kısa vadede doları ikame etmesi beklenmiyor. Dolar, dünya rezerv para birimlerinin yaklaşık yüzde 60’ını oluştururken, euronun payı yaklaşık yüzde 20 civarında bulunuyor. ABD’nin küresel ticaret ve gelişmiş sermaye piyasalarındaki hâkimiyeti, bu dengelerin yakın gelecekte değişmesini olası kılmıyor.

ECB Başkanı Christine Lagarde, ABD’deki değişken ekonomik politikanın euroya daha geniş bir küresel rol sağlayabileceğini, ancak bunun Avrupa Birliği’nin (AB) uzun süredir duraklamış mali yapısını tamamlamasıyla mümkün olacağını belirtti.


Altın ve gümüş, güvenli liman olarak talep artışı nedeniyle yükselmeye devam ediyor

Bangalore'deki bir kuyumcuda altın takı deneyen Hintli bir kadın (EPA)
Bangalore'deki bir kuyumcuda altın takı deneyen Hintli bir kadın (EPA)
TT

Altın ve gümüş, güvenli liman olarak talep artışı nedeniyle yükselmeye devam ediyor

Bangalore'deki bir kuyumcuda altın takı deneyen Hintli bir kadın (EPA)
Bangalore'deki bir kuyumcuda altın takı deneyen Hintli bir kadın (EPA)

Altın fiyatları bugün, önceki seansta ilk kez 5 bin 100 dolar seviyesini aşmasının ardından yükselişini sürdürdü. Jeopolitik belirsizliklerin devam etmesiyle güvenli liman talebi güçlü kalırken, gümüş fiyatları da tarihi zirvelerine yakın seyretti.

Spot altının ons fiyatı, saat 03.29 itibarıyla yüzde 1 artışla 5 bin 65,07 dolara yükseldi. Altın, bir önceki gün 5 bin 110,50 dolar ile rekor seviyeyi görmüştü.

ABD’de şubat vadeli altın kontratları ise yüzde 0,4 düşüşle ons başına 5 bin 59,90 dolardan işlem gördü.

KCM Trade’in baş piyasa analisti Tim Waterer, “Trump’ın bu yıl izlediği istikrarsız siyasi yaklaşım, değerli metalleri güvenli liman olarak destekliyor. Kanada ve Güney Kore’ye yönelik daha yüksek gümrük tarifeleri tehdidi, altını güvenli liman olarak ayakta tutmaya yetiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Jeopolitik görünüm, ABD Başkanı Donald Trump’ın dün Güney Kore’den ithal edilen otomobil, kereste ve ilaçlara uygulanan gümrük vergilerini yüzde 25’e yükseltme niyetini açıklamasıyla daha da karmaşık bir hâl aldı. Trump, Seul’ü Washington ile bir ticaret anlaşması imzalamamakla eleştirdi.

Söz konusu açıklama, Trump’ın, iki ülke arasındaki ilişkilerin bu ayın başında Kanada Başbakanı Mark Carney’nin Çin’e yaptığı ziyaretin ardından gerilmesi üzerine Kanada’ya da gümrük tarifesi uygulama tehdidinde bulunmasının ardından geldi.

Diğer yandan Çinli Zijin Gold şirketinin, rekor seviyelere ulaşan altın fiyatları ortamında Kanadalı Allied Gold şirketini yaklaşık 5,5 milyar Kanada doları (4,02 milyar ABD doları) nakit karşılığında satın alacağı bildirildi. Altındaki benzeri görülmemiş yükseliş, madencilik şirketlerinin kâr marjlarını ve nakit akışlarını güçlendirirken, birleşme ve satın alma faaliyetlerini de hızlandırdı.

Waterer, “ABD ve Japon yetkililerin yeni (Japonya para birimi) sakinleştirmeye yönelik müdahaleleri doları olumsuz etkiledi ve bu durum altın fiyatları için güçlü bir destek oluşturdu” ifadesini kullandı.

Öte yandan, ABD hükümetinin kapanma riski ve Trump’ın dalgalı politikaları nedeniyle dolar üzerindeki baskı artarken, bu durum dolar bazında altını yurt dışındaki tüketiciler için daha ucuz hale getirdi.

Piyasa beklentileri, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) bu hafta başlayacak toplantısında faiz oranlarını sabit tutacağı yönünde. Bu süreçte Trump yönetiminin Fed Başkanı Jerome Powell hakkında yürüttüğü cezai soruşturma, Fed Yönetim Kurulu üyesi Lisa Cook’un görevden alınmasına yönelik süren girişimler ve Powell’ın yerine geçecek ismin mayıs ayında açıklanmasının beklenmesi dikkat çekiyor.

Spot gümüşün ons fiyatı yüzde 5,2 artışla 109,22 dolara yükselirken, pazartesi günü 117,69 dolar ile rekor seviyeye ulaşmıştı. Gümüş fiyatları yıl başından bu yana yüzde 53 artış kaydetti.

Spot platin fiyatı ise önceki seansta 2 bin 918,80 dolar ile rekor kırmasının ardından yüzde 2,5 düşüşle ons başına 2 bin 658,19 dolara geriledi. Paladyumun ons fiyatı da yüzde 1,3 azalışla bin 956,31 dolar seviyesine indi.