Dünya Bankası, petrol dışı sektörün desteklenmesiyle, KİK ülkeleri için 2024 yılında yüzde 3,6 büyüme bekliyor

Suudi ekonomisinin esnek bir mali politika altında gelecek yıl yüzde 4,1 oranında toparlanması tahmin ediliyor

Körfez ülkelerindeki son ekonomik gelişmelere ilişkin Dünya Bankası raporunun lansmanı (Şarku’l Avsat)
Körfez ülkelerindeki son ekonomik gelişmelere ilişkin Dünya Bankası raporunun lansmanı (Şarku’l Avsat)
TT

Dünya Bankası, petrol dışı sektörün desteklenmesiyle, KİK ülkeleri için 2024 yılında yüzde 3,6 büyüme bekliyor

Körfez ülkelerindeki son ekonomik gelişmelere ilişkin Dünya Bankası raporunun lansmanı (Şarku’l Avsat)
Körfez ülkelerindeki son ekonomik gelişmelere ilişkin Dünya Bankası raporunun lansmanı (Şarku’l Avsat)

Dünya Bankası (WB), Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerindeki ekonomik büyümeye, petrol dışı sektörlerin öncülük edeceğini açıkladı.

Bununla birlikte, ekonomiyi çeşitlendirme çabaları daha fazla reform gerektiriyor.

KİK ekonomilerinin 2023’te yüzde 1 büyümesi, ardından 2024’te yüzde 3,6 ve 2025’te de yüzde 3,7’ye yükselmesi bekleniyor.

Dünya Bankası, Körfez ülkelerindeki son ekonomik gelişmelere ilişkin son raporunda, bu yıl kaydedilen zayıflığı esas olarak petrol sektöründeki düşüşe bağladı.

Söz konusu raporda, küresel ekonomik yavaşlamanın yanı sıra OPEC+’nın devam eden üretim kesintileri nedeniyle 2023 yılında yüzde 3,9 daralmasının beklendiği de ifade edildi.

Bununla birlikte, KİK ülkelerindeki petrol dışı sektörlerin 2023’te yüzde 3,9, orta vadede ise yüzde 3,4 büyümesi bekleniyor.

Bu, petrol sektörü faaliyetlerindeki düşüşün telafi edilmesine yardımcı olacak.

Bunun nedenleri arasında, sürdürülebilir özel tüketim, istikrarlı stratejik yatırımlar ve destekleyici maliye politikası gibi çeşitli faktörler yer alıyor.

Raporda ayrıca, KİK ülkelerindeki ekonomik çeşitlendirme çabalarının meyve vermeye başladığı, ancak daha fazla reform ihtiyacının devam ettiği belirtildi.

Petrol dışı sektörler büyümenin lokomotifi

Rapor hakkında yorum yapan Dünya Bankası KİK Ülkeleri Direktörü Safaa El Tayeb El-Kogali, “Olumlu bir ekonomik büyüme yolunu sürdürmek için bu ülkelerin makroekonomilerini akıllıca yönetmeye devam etmeleri, yapısal reformları taahhüt etmeleri ve petrol dışı ihracatlarını artırmaları gerekiyor” dedi.

Ancak, Ortadoğu’daki mevcut çatışma gibi, bölge ve özellikle KİK ülkelerinin beklentileri açısından büyük riskler oluşturan, olumsuz etki yaratabilecek riskler var.

Bu riskler, küresel petrol piyasalarında oynaklığın artmasına neden oldu.

Dünya Bankası’nın kıdemli ekonomisti Halid Hamud ise şu değerlendirmeyi yaptı:

“Körfez ülkelerindeki petrol dışı sektörlerin performansı, 2023 yılının büyük bölümünde petrol üretiminde yaşanan düşüşe rağmen, 2023 yılında gözle görülür bir iyileşme kaydetti. Ekonomik çeşitlendirme çabaları ve petrol dışı sektörlerin geliştirilmesi, KİK ülkelerinde çeşitli sektörlerde ve coğrafi bölgelerde iş fırsatları yaratılmasına büyük katkı sağlamıştır.”

Suudi kadınların katılımında niteliksel sıçrama

Dünya Bankası, raporun özel bölümünde Suudi kadınların işgücüne katılımındaki dikkate değer artışa odaklandı.

Raporda, tüm yaş grupları ve eğitim seviyelerindeki Suudi kadınların ekonominin çeşitli sektörlerinde iş fırsatı bulduğu, istihdama katılım oranlarının 2017 yılından bu yana ciddi oranda arttığı ve en önemlisi bu artışın işsizliğin azalmasına yol açtığı vurgulandı.

Bu olumlu gelişmenin, daha fazla kadının işgücüne katılmasını kolaylaştıran, Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu hedefleri doğrultusunda başlatılan etkili bir reform kampanyası da dahil olmak üzere, çeşitli faktörlerden kaynaklandığı ifade edildi.

Rapora göre, Suudi Arabistan’da özel sektördeki işgücü istikrarlı bir oranda büyüyerek 2023’ün başlarında 2,6 milyon işçiye ulaştı.

Suudi kadınların işgücüne katılımı altı yılda iki kattan fazla arttı. Bu oran, 2017’nin başında yüzde 17,4 iken, 2023’ün ilk çeyreğinde yüzde 36’ya çıktı.

Dünya Bankası kıdemli ekonomisti Johannes Koettl ise KİK ülkelerinde kadınların işgücüne katılımındaki gözle görülür artışa övgüde bulundu.

Koettl, Suudi Arabistan’ın birkaç yıl içinde kadınların ekonomik olarak güçlenmesini teşvik etme konusundaki başarılarının etkileyici olduğunu, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve dünya için dersler sağladığını söyledi.

KİK ülkeleri için ekonomik beklentiler

Suudi Arabistan’da ise petrol sektörünün 2023 yılında yüzde 8,4 daralması bekleniyor.

Bu, OPEC Plus ittifakı kapsamında üzerinde anlaşmaya varılan petrol üretimine uygulanan kısıtlamaları yansıtıyor.

Ancak petrol dışı sektörler, daha esnek maliye politikası, güçlü özel tüketim ve artan kamu yatırımlarıyla desteklenen yüzde 4,3’lük büyüme sayesinde daralmanın şiddetini hafifletecek.

Suudi Arabistan’daki büyümenin, petrol ve petrol dışı sektörlerdeki genişlemeyi yansıtacak şekilde 2024’te yüzde 4,1 oranında toparlanması bekleniyor.

Katar’da ise reel GSYİH büyümesinin 2023’te yüzde 2,8 olarak kaydedilmesi ve orta vadede bu hızla devam etmesi bekleniyor.

İnşaat sektöründeki zayıflığa ve sıkı para politikasına rağmen, artan turist sayısı ve düzenlenen büyük organizasyonlar sayesinde hidrokarbon dışı sektörlerde yüzde 3,6 ile güçlü bir büyüme kaydedileceği tahmin ediliyor.

2023 yılı boyunca 14 büyük spor etkinliğinin daha düzenlenmesi, Katar’ın küresel bir spor merkezi olarak konumunun güçlendirilmesine katkıda bulunacak.

Buna petrol ve gaz sektörünün 2023 yılında yüzde 1,3 oranında büyümesi eşlik edecek.

Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) gelince, Dünya Bankası, zayıf küresel aktivite, durgun petrol üretimi ve zor finansal koşullar nedeniyle ekonomik aktivitenin 2023’te yüzde 3,4 olarak kaydedilmesini bekliyor.

OPEC Plus’ın petrol üretim kotalarında ek kesintiye gitmesinin ardından, BAE’deki petrol GSYİH büyümesinin 2023’te yüzde 0,7 olması ve kota kısıtlamalarının hafifletilmesiyle 2024’te önemli ölçüde toparlanması bekleniyor.

Petrol dışı üretimin, turizm, emlak, inşaat, ulaştırma ve imalat sektörlerindeki güçlü performans ve artan sermaye harcamaları sayesinde yüzde 4,5 oranında artarak, 2023 yılında ekonomik aktiviteyi desteklemesi bekleniyor.

Bahreyn’de de ekonomik büyümenin, petrol sektörünün zayıf performansı nedeniyle 2023’te yüzde 2,8 ile istikrar kazanacağı tahmin ediliyor.

Ülkede petrol ve gaz sektörünün 2023-2024 döneminde yüzde 0,1 oranında hafif bir büyüme kaydetmesi beklendiğinden, petrol dışı sektör büyümenin ana lokomotifi olmayı sürdürecek.

Hidrokarbon dışı sektörler ise turizm ve hizmet sektörlerindeki toparlanma ve altyapı projelerinin devam etmesiyle desteklenerek yaklaşık yüzde 4 oranında büyümeye devam edecek.

Kuveyt’te ise petrol üretimindeki düşüş, sıkılaşan para politikası ve küresel ekonomik aktivitedeki yavaşlama nedeniyle, ekonomik büyümenin 2023’te keskin bir şekilde yavaşlayarak yüzde 0,8 olması bekleniyor.

OPEC Plus üretim kotalarının ve küresel talebin azalması nedeniyle Petrol GSYİH’sının 2023 yılında yüzde 3,8 oranında azalacağı tahmin ediliyor.

Al-Zour rafinerisindeki artan faaliyetlerin desteğiyle, üretim kotalarındaki kısıtlamaların hafifletilmesiyle 2024 yılında toparlanma yaşanacak.

Petrol dışı sektörün ise özel tüketim ve gevşek maliye politikasının desteğiyle 2023 yılında yüzde 5,2 oranında büyümesi bekleniyor.

Dünya Bankası, OPEC Plus’ın üretim kesintileri ve küresel ekonomik aktivitedeki yavaşlama nedeniyle Umman ekonomisinin 2023’te yavaşlamasını bekliyor.

Ancak artan enerji üretimi ve geniş yapısal reformlar sayesinde ekonominin orta vadede iyileşeceğini tahmin ediyor.

Petrol üretiminin azalmasıyla birlikte, genel büyümenin 2023’te yüzde 1,4 olarak yavaşlaması bekleniyor.

Rapora göre, petrol dışı sektörler ise inşaat sektöründeki toparlanma ile yenilenebilir enerji ve turizm yatırımlarının etkisiyle yüzde 2’yi aşan büyümeyi destekleyecek.



FED savaşa rağmen sıkı para politikasında kararlı

Washington’daki FED binasının ön cephesinden görünüm (Reuters)
Washington’daki FED binasının ön cephesinden görünüm (Reuters)
TT

FED savaşa rağmen sıkı para politikasında kararlı

Washington’daki FED binasının ön cephesinden görünüm (Reuters)
Washington’daki FED binasının ön cephesinden görünüm (Reuters)

Federal Rezerv (Fed) Yönetim Kurulu, faiz oranlarını yüzde 3,50 – yüzde 3,75 aralığında sabit tutma kararı aldı. Bu karar, Ortadoğu’da artan askeri gerilimlerin yarattığı jeopolitik şokları dengelemeye yönelik bir hamle olarak değerlendiriliyor. Ancak asıl dikkat çeken, kararın kendisinden çok, geleceğe dair artan belirsizlik oldu; merkez bankası, yüksek enflasyonu kontrol etme isteği ile enerji fiyatlarındaki sıçramalar ve uluslararası deniz taşımacılığındaki aksaklıkların beslediği stagflasyon endişeleri arasında sıkışmış durumda.

Bu sabitleme kararı, yıl içinde ikinci kez alındı ve geçici bir istikrar izlenimi verse de, aslında Fed’in maksimum hedge yaklaşımına doğru bir kayışı yansıtıyor. Yani kararlar artık ekonomik verilere olduğu kadar, sahadaki askeri gelişmelere de bağlı hale gelmiş durumda. Bu durum, önümüzdeki toplantılarda faizlerin tekrar artırılmasını da içeren tüm senaryoların masada olduğunu gösteriyor.

Karar, geniş ölçüde beklendiği şekilde geldi; Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) 12 üyeden 11’inin oyuyla faizleri sabit tutma yönünde karar aldı. Toplantı sonrası yayımlanan açıklamada, ekonomiye ilişkin öngörülerde önemli bir değişiklik yapılmadığı, 2026 yılı için biraz daha hızlı büyüme ve daha yüksek enflasyon beklentisinin korunduğu ifade edildi.

Belirsizlik artarken, yetkililer gelecekte bazı faiz indirimlerinin olacağını öngörmeye devam ettiklerini yineledi. Üyelerin faiz beklentilerini yansıtan ve yakından takip edilen “dot plot” gösterimi, bu yıl bir, 2027’de ise bir faiz indirimi olacağını öngörüyor; ancak zamanlaması hâlâ net değil.

19 FOMC üyesinin öngörülerinde bu yıl için 7 kişi faizlerin değişmeyeceğini tahmin ediyor; bu, Aralık ayına göre bir artış anlamına geliyor. Önümüzdeki yıllara ilişkin beklentiler farklılık gösterse de, uzun vadede federal fon oranının yaklaşık yüzde 3,1 civarında sabitlenmesi öngörülüyor.

Açıklamada, yaklaşık üç hafta önce başlayan İran ile savaşın yol açtığı belirsizliklere de dikkat çekildi. Savaş ve Hürmüz Boğazı’ndaki etkileri, petrol piyasalarında dalgalanmalara yol açarak enflasyonun Fed’in yüzde 2 hedefinin üzerinde kalma riskini artırıyor. Açıklamada, “Ortadoğu’daki gelişmelerin ABD ekonomisi üzerindeki etkileri belirsiz” denildi.

Yönetim kurulu üyesi Steven Miran, artan işgücü piyasası kaygıları nedeniyle tekrar 0,25 puanlık faiz indirimi çağrısında bulundu. Daha önce Ocak ayında Miran’a katılan Christopher Waller ise bu toplantıda faizlerin sabit tutulmasını destekledi.

Savaş öncesinde piyasalar, bu yıl iki faiz indirimi beklerken, üçüncü indirimin olasılığı düşüktü. Ancak petrol fiyatlarındaki artış ve güçlü enflasyon göstergeleri, 2026 için beklenen indirimin sadece bir kez olacağı yönünde revize edildi.

Ekonomik beklentilerdeki güncellemelerde, Fed yetkilileri bu yıl ABD GSYH’sının yüzde 2,4 büyümesini öngörüyor; bu, Aralık ayı tahminlerinin biraz üzerinde. 2027’de ise yüzde 2,3 büyüme bekleniyor; bu, önceki tahmine göre 0,3 puanlık bir artış anlamına geliyor.

Yetkililer, bu yıl kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi (PCE) bazında enflasyonun yüzde 2,7 olmasını bekliyor; hem genel hem de temel enflasyon için. Ancak, gümrük tarifleri ve savaşın etkisinin azalmasıyla birlikte, enflasyonun önümüzdeki yıllarda tekrar yüzde 2 hedefine yaklaşacağı öngörülüyor. İşsizlik oranının ise yıl sonunda yüzde 4,4 civarında kalması bekleniyor.

Fed’in faizleri sabit tutma kararı, karmaşık bir siyasi ortamda alındı. Başkan Donald Trump, Fed Başkanı Jerome Powell ve ekibine faizleri düşürme yönünde baskı yapmayı sürdürüyor. Bu hafta başında Trump, enflasyon yükselmesine ve savaşın belirsiz etkilerine rağmen Powell’ın acil bir toplantı çağrısı yapmamasını eleştirdi.


Petrol fiyatlarının seyrini bekleyen Asya piyasalarında dalgalanma

Seul’de döviz kurlarını takip eden bir yatırımcı (AFP)
Seul’de döviz kurlarını takip eden bir yatırımcı (AFP)
TT

Petrol fiyatlarının seyrini bekleyen Asya piyasalarında dalgalanma

Seul’de döviz kurlarını takip eden bir yatırımcı (AFP)
Seul’de döviz kurlarını takip eden bir yatırımcı (AFP)

Asya piyasaları bugün işlemlerinde karışık bir görünüm sergiledi. Bu sırada, geçici olarak düşen petrol fiyatlarının etkisiyle Amerikan vadeli hisse senetleri geriledi.

Ancak ham petrol fiyatlarındaki düşüş uzun sürmedi. Brent petrol, erken işlemlerde yaklaşık yüzde 4 artışla varil başına 104,21 dolara yükselirken, Batı Teksas tipi ham petrol 97,61 dolara çıktı. AP’nin verilerine göre dün fiyatlar yaklaşık 93 dolara kadar düşmüştü.

ABD vadeli piyasalarında ise Standard & Poor’s 500 ve Dow Jones Endüstri Endeksi’nin her biri yüzde 0,5 değer kaybetti.

Asya tarafında, Tokyo’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,2 düşüşle 53.630,16 puana gerileyerek sabah kazançlarını koruyamadı. Güney Kore’de KOSPI endeksi ise dikkat çekici şekilde yüzde 1,6 artışla 5.639,77 puana ulaştı.

Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,2 artışla 25.892,88 puana çıkarken, Şanghay Kompozit Endeksi yüzde 0,6 düşüşle 4.058,31 puan seviyesinde işlem gördü.

Avustralya’da S&P/ASX 200 endeksi yüzde 0,4 yükselerek 8.614,30 puana çıktı. Endeksin yükselişi, ülke merkez bankasının temel faiz oranını yüzde 4,1’e çıkarma kararıyla desteklendi. Bu adım, özellikle artan yakıt maliyetleriyle birlikte yükselen enflasyon baskılarını sınırlamayı hedefliyor. Banka, Kasım 2023’ten bu yana ilk kez faizi artırmış, 3 Şubat toplantısında sabit tuttuğu yüzde 3,85 seviyesini yükseltmişti.

Diğer piyasalarda ise Tayvan’da TAIEX endeksi yüzde 1,5 artarken, Hindistan’da BSE SENSEX endeksi yüzde 0,1 değer kaybetti.

Wall Street, pazartesi seansını güçlü kazançlarla kapatmıştı. Standard & Poor’s 500 endeksi yüzde 1 yükselerek 6.698,38 puana ulaşarak beş haftanın en büyük kazancını kaydetti. Dow Jones Endüstri Endeksi yüzde 0,8 artışla 46.946,41 puan seviyesine gelirken, Nasdaq Bileşik Endeksi yüzde 1,2 yükselerek 22.374,18 puana çıktı.

Piyasaları yönlendirmede petrol fiyatları halen en belirleyici faktör olarak öne çıkıyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları öncesinde varil fiyatı yaklaşık 70 dolarken hızla yükseldi. İran, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini neredeyse tamamen kısıtladı ve bu durum petrol akışında ciddi aksamalara yol açtı.

Bu gelişmeler, bazı üreticilerde üretim kesintilerine neden olurken, boğazın uzun süre kapalı kalması halinde büyük miktarda arzın engellenebileceği ve küresel enflasyonun ekonomiyi zorlayacak seviyelere yükselebileceği endişelerini artırdı.

SPI Asset Management’tan Stephen Innes, “Piyasalar hâlâ tedirginlik içinde, ancak petrol fiyatlarındaki düşüşle birlikte kaygı bir miktar azaldı. Brent petrolün 100 dolar seviyelerine gerilemesi, yatırımcı davranışını, korumaya yönelik birikimden riskli varlıklarda fırsat arayışına kaydırdı” değerlendirmesinde bulundu.

Öte yandan Donald Trump hafta sonu yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasından etkilenen ülkeleri krizi çözmek için adım atmaya çağırdı ve ABD’nin bu kapsamda ‘büyük destek sağlayacağını’ duyurdu.

Savaşın süresi ve kapsamına ilişkin belirsizlik, iki haftadan uzun süredir devam eden çatışmaların ardından küresel piyasalarda sert dalgalanmalara yol açtı. Yine de piyasalar, genellikle askerî krizlerden hızla toparlanma eğilimi gösteriyor ve birçok yatırımcı, petrol fiyatlarında ani ve kalıcı artışlar yaşanmadığı sürece bunun tekrarlanmasını bekliyor.

Yüksek enerji fiyatları, Fed’in büyümeyi destekleme ile enflasyonu kontrol altında tutma dengesini sağlamasını zorlaştırıyor. Buna karşın piyasa katılımcıları, Fed’in bu hafta yapılacak toplantısında faiz indirimi yapmasını beklemiyor.

Teknoloji sektöründe ise Nvidia hisseleri güçlü performansını sürdürdü. Dün hisseler yüzde 1,6 artarken, CEO Jensen Huang, yapay zekâ çiplerine olan talebin 2027 yılına kadar trilyon dolara ulaşabileceğini açıkladı; bu durum, Amerikan piyasalarındaki kazançları önemli ölçüde destekledi.

Döviz piyasalarında ise ABD doları 159,43 Japon yeni seviyesine yükseldi; önceki seansta 159,05 yen seviyesindeydi. Euro ise 1,1478 dolara gerileyerek, bir önceki değer olan 1,1507 doların altına indi.


Petrol endüstrisi Trump yönetimine uyarıda bulundu: Yakıt krizi daha da kötüleşebilir

Soldan sağa: Global Infrastructure Partners’ın (GIP) Başkanı ve Operasyon Direktörü Raj Rao, Chevron CEO’su Mike Wirth ve ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum (AFP)
Soldan sağa: Global Infrastructure Partners’ın (GIP) Başkanı ve Operasyon Direktörü Raj Rao, Chevron CEO’su Mike Wirth ve ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum (AFP)
TT

Petrol endüstrisi Trump yönetimine uyarıda bulundu: Yakıt krizi daha da kötüleşebilir

Soldan sağa: Global Infrastructure Partners’ın (GIP) Başkanı ve Operasyon Direktörü Raj Rao, Chevron CEO’su Mike Wirth ve ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum (AFP)
Soldan sağa: Global Infrastructure Partners’ın (GIP) Başkanı ve Operasyon Direktörü Raj Rao, Chevron CEO’su Mike Wirth ve ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum (AFP)

ABD’nin en büyük petrol şirketlerinin yöneticileri, Beyaz Saray’da düzenlenen bir dizi toplantıda Başkan Donald Trump yönetimi yetkililerine karamsar bir tablo sundu. Kaynakların The Wall Street Journal gazetesine verdiği bilgilere göre, Exxon Mobil, Chevron ve ConocoPhillips şirketlerinin üst yöneticileri, İran’la savaşın tetiklediği enerji krizinin daha da derinleşebileceğini belirtti. Yöneticiler, enerji akışının büyük ölçüde geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki aksamaların küresel enerji piyasalarında sert dalgalanmalara yol açmayı sürdüreceği uyarısında bulundu.

Yetkililerin sorularını yanıtlayan Exxon Mobil CEO’su Darren Woods, spekülatörlerin fiyatları beklenmedik biçimde yükseltmesi durumunda petrol fiyatlarının mevcut yüksek seviyelerin de üzerine çıkabileceğini söyledi. Woods ayrıca, piyasaların rafine petrol ürünlerinde arz sıkıntısıyla karşılaşabileceğini ifade etti.

efrghy
Washington’daki bir Exxon benzin istasyonunun dışındaki tabelada gösterilen akaryakıt fiyatları (AFP)

Chevron CEO’su Mike Wirth ile ConocoPhillips CEO’su Ryan Lance ise yaşanan dalgalanmanın boyutuna ilişkin endişelerini dile getirdi.

ABD Başkanı Donald Trump çarşamba günü yapılan toplantılara katılmazken, ABD petrol fiyatları aynı gün varil başına 87 dolardan cuma günü 99 dolara yükseldi.

Beyaz Saray’ın seçenekleri

Beyaz Saray, petrol fiyatlarını düşürmeye katkı sağlayabileceğini umduğu bir dizi önlemi hayata geçirdi ya da değerlendirmeye aldı. Bu adımlar arasında Rus petrolüne uygulanan yaptırımların hafifletilmesi, acil enerji rezervlerinden büyük miktarlarda petrol piyasaya sürülmesi ve ABD limanları arasında ham petrol akışını kısıtlayan bir yasanın kaldırılması ihtimali yer alıyor. Bir Beyaz Saray yetkilisine göre, yönetim ayrıca petrol şirketlerinin yöneticilerine Venezuela ile ABD arasındaki petrol akışının artırılmasını umduklarını da iletti.

ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum, yönetimin küresel enerji piyasalarını istikrara kavuşturmak için enerji şirketleriyle günün her saati çalıştığını söyledi. ABD Enerji Bakanlığı Sözcüsü Ben Dietderich ise Enerji Bakanı Chris Wright ve Trump yönetiminin enerji arzındaki aksaklıkları azaltmak için gerekli adımları atmayı sürdüreceğini belirtti.

Verimli toplantılar

Toplantıların verimli geçtiği ifade edilirken, şirket yöneticilerinin hiçbiri Başkan Donald Trump yönetimini krizin sorumlusu olarak göstermedi. Ancak petrol sektöründe birçok kişi, mevcut seçeneklerin krizi sınırlamada fazla etkili olmayacağından endişe ediyor. Uzmanlara göre tek gerçek çözüm, dünya günlük petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması. Aksi takdirde uzun süreli yüksek fiyat baskısının küresel ekonomi üzerinde ağır bir yük oluşturabileceği ve yakıt talebini azaltabileceği belirtiliyor.

Üst düzey bir yönetim yetkilisi, hükümetin fiyatların yükselmeye devam edeceğinin farkında olduğunu, ancak şu aşamada yapılabileceklerin sınırlı olduğunu söyledi. Kaynağa göre Pentagon, Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmaya yönelik seçeneklerin bulunduğunu yönetime iletti ve yönetim bunun aylar değil haftalar içinde gerçekleşmesini istiyor.

Petrol sektöründeki bazı üst düzey yöneticiler ise petrol fiyatlarının uzun süre yüksek kalacağı bir döneme hazırlık yaptıklarını belirtiyor. Bu durum kısa vadede şirket kârlarını artırabilecek olsa da, uzun vadede sektör ve küresel ekonomi için olumsuz sonuçlar doğuracak.

ergre
Washington eyaletinin Bellevue kentindeki Chevron benzin istasyonunda aracına yakıt dolduran bir müşteri (AP)

Başkan Donald Trump geçtiğimiz perşembe günü Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, yükselen enerji fiyatlarına ilişkin endişeleri küçümsedi. Trump, ABD’nin dünyanın en büyük petrol üreticisi olduğunu belirterek “Petrol fiyatları yükseldiğinde çok para kazanıyoruz” ifadesini kullandı.

Son on yılda ABD petrol sektörü, tarihinin büyük bölümünde yaşadığı ‘patlama ve durgunluk’ döngüsünü kırmaya çalıştı. Varil fiyatının 100 doların üzerine çıkması kısa vadede üreticilere fayda sağlasa da, uzun vadede tüketicilere zarar vererek yakıt tüketiminin azalmasına yol açabiliyor. Bu durum ise petrol fiyatlarında keskin düşüşleri tetikleyebiliyor. Böyle dönemlerde üreticiler üretimi kısmak, maliyetleri azaltmak ve çalışan sayısını düşürmek zorunda kalıyor. Yatırımcılar da şirketlere harcamaları kontrol altında tutmaları ve sadece yüksek fiyatların peşinden gitmemeleri yönünde baskı yapıyor.

ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum, CNBC kanalına verdiği son röportajda kısa süre önce Amerikan enerji şirketleriyle görüştüğünü ve artan fiyatlara yanıt olarak üretim artışı açıklamalarını beklediğini söyledi. Ancak sektör yetkilileri, yerel üretimde gerçekleşecek olası artışların büyük ihtimalle sınırlı olacağını ve mevcut üretimin yerini alacak ölçekte olmayacağını belirtiyor.