Bakan Şimşek: Suudi Arabistan, Türkiye'nin üreticileriyle iş yapmaya yöneldihttps://turkish.aawsat.com/ekonomi%CC%87/4858071-bakan-%C5%9Fim%C5%9Fek-suudi-arabistan-t%C3%BCrkiyenin-%C3%BCreticileriyle-i%C5%9F-yapmaya-y%C3%B6neldi
Bakan Şimşek: Suudi Arabistan, Türkiye'nin üreticileriyle iş yapmaya yöneldi
Hazine ve Maliye Bakanlığı ev sahipliğinde, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) organizasyonuyla düzenlenen Türkiye-Suudi Arabistan Yatırım ve İş Forumu İstanbul'da bir otelde gerçekleştirildi. Forum kapsamında düzenlenen "Bakanlar Paneli Oturumu"na Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek (solda), Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy (sağ 2), Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Khalid A. Al Falih (sağda) ve Suudi Arabistan Turizm Bakanı Ahmed Al Khateeb (sol 2) katıldı. (AA)
Bakan Şimşek: Suudi Arabistan, Türkiye'nin üreticileriyle iş yapmaya yöneldi
Hazine ve Maliye Bakanlığı ev sahipliğinde, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) organizasyonuyla düzenlenen Türkiye-Suudi Arabistan Yatırım ve İş Forumu İstanbul'da bir otelde gerçekleştirildi. Forum kapsamında düzenlenen "Bakanlar Paneli Oturumu"na Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek (solda), Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy (sağ 2), Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Khalid A. Al Falih (sağda) ve Suudi Arabistan Turizm Bakanı Ahmed Al Khateeb (sol 2) katıldı. (AA)
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Suudi Arabistan’ın Türkiye'nin üreticileriyle iş yapmaya yöneldiğini belirterek "Türkiye'nin müteahhitlerine, Türkiye'nin iş insanlarına doğru dönüyorlar. Onlar da Türk şirketlerle çalışmak istiyorlar." dedi.
Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) organizasyonuyla düzenlenen "Türkiye-Suudi Arabistan Yatırım ve İş Forumu" İstanbul'da bir otelde gerçekleştirildi.
AA
Bakan Şimşek, forum kapsamında düzenlenen "Bakanlar Paneli Oturumu"nda yaptığı konuşmada, Türkiye ve Suudi Arabistan’ın birçok başarı hikayesine sahip olduğunu ve iki ülkenin de bu başarı öykülerinden ilham aldığını dile getirdi.
"Türk şirketlerle çalışmak istiyorlar"
Uzun vadede bakıldığında verimlilik ve inovasyonun, sürdürülebilir bir refahın en önemli kaynakları olduğuna dikkati çeken Şimşek, bunun için mutlaka kaliteli kurumlar ve yanında rekabetin gerektiğini ifade etti.
Bakan Şimşek, Suudi Arabistan’ın Türkiye'nin üreticileriyle iş yapmaya yöneldiğini belirterek "Türkiye'nin müteahhitlerine, Türkiye'nin iş insanlarına doğru dönüyorlar. Türkiye'nin bu yolculuktan başarıyla geçtiğini biliyorlar ve onlar da aynı şekilde Türk şirketlerle çalışmak istiyorlar." dedi.
Suudi Arabistan'ın iddialı planlarını gerçekleştirmek için çok büyük kaynakları bulunduğuna dikkati çeken Şimşek, bu doğrultuda kamu yatırım fonlarının son derece önemli olduğunu kaydetti.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy (solda) ve Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Khalid A. Al Falih (sağda), İstanbul'da bir otelde gerçekleştirilen Türkiye-Suudi Arabistan Yatırım ve İş Forumu kapsamında düzenlenen "Bakanlar Paneli Oturumu"na katıldı. (AA)
Suudi Arabistan’ın vizyonunda ciddi bir değişim ve dönüşüm programı olduğuna değinen Bakan Şimşek, kamu-özel sektör işbirliği (KÖİ) bakımından Türkiye'nin güzel bir örnek teşkil ettiğini vurguladı.
İstanbul Havalimanı'nın KÖİ projeleri açısından bir başarı öyküsü olduğunu anlatan Şimşek, şunları kaydetti:
"Havalimanı inşaatı özel sektör tarafından yapıldı ve bu sayede bölgedeki ekonomik faaliyetlerin önü açıldı. Bu noktada kritik olan husus ülkelerin bir iş modeli kurması, bunu yapmayı öğrenmesidir. Suudi Arabistan'a baktığımızda, kamu kaynaklarının büyüklüğü dikkat çekiyor. Kendilerinin belki de özel sektör parasına ihtiyacı yok. Ancak, özel sektörün becerilerine, bilgisine ve etkinliğine ihtiyaçları var. Bu yönde atılacak adımlar, kurulacak ortak girişimler gelecekte öyle durumlar yaratacaktır ki, Afrika havalimanları belki bizlerin müteahhitleri tarafından inşa edilecek ve işletilecektir. Yani bizim vizyonumuz bu olmalıdır. Sizde finansman ve kaynak var. Bizde kapasiteler var, beceriler var, yetkinlikler var. Özetle Türkiye'de önemli bir know-how kapasitesi var. Tabii ki bahsettiğim bu modeli Suudi Arabistan kendisi de yapabilir. Ancak, biz bunu birlikte yaptığımızda çok daha güzel sonuçlar sağlayabiliriz. Her iki taraf da bundan fazlasıyla yararlanabilir. Bu benim önerim olacak."
İslam dünyasının geçmişte bilimsel araştırmalarda, refahı artırmada ve bu sayede büyük medeniyetler oluşturmada kendini kanıtladığını dile getiren Şimşek, "İşte DNA'larımızda olan bu özelliklerden ötürü ben bu değişimin zor olacağını düşünmüyorum. Liderlik lazım, vizyon lazım, iyi bir program lazım ve kaynakları verimli alanlara yönlendirmek lazım. Suudi Arabistan'ın aslında şu anda yaptığı da tam olarak bu. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye'de biz zaten bunu başarıyla gerçekleştirdik. Karşılaştığımız zorlulara rağmen, bölgesel şoklara rağmen, çok büyük başarı öykülerine imza attık ve bu yolculuğumuz da devam edecektir." diyerek sözlerini tamamladı.
ABD’nin enerji stratejisi: “İran savaşı, Amerikan şirketlerine talebi artırdı”https://turkish.aawsat.com/ekonomi%CC%87/5266395-abd%E2%80%99nin-enerji-stratejisi-%E2%80%9Ci%CC%87ran-sava%C5%9F%C4%B1-amerikan-%C5%9Firketlerine-talebi-art%C4%B1rd%C4%B1%E2%80%9D
ABD’nin enerji stratejisi: “İran savaşı, Amerikan şirketlerine talebi artırdı”
ABD ve İran heyetleri, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını sağlamak için diplomatik temasları sürdürüyor (AFP)
ABD, İran savaşının yarattığı krizde yeni bir enerji üstünlüğü elde etmeye çalışıyor.
ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta düzenlediği saldırılarla başlayan savaşta Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizlik enerji piyasalarını alt üst etti.
Ortadoğu'dan doğalgaz ve petrol tedarikinde yaşanan aksaklıklar, Avrupa ve Asya ülkelerini hızla alternatif arayışına itti. Financial Times'ın analizine göre, özellikle sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tarafında Amerikan şirketlerine yoğun talep var.
ABD ham petrol ihracatı günlük 5,2 milyon varile çıkarak rekor kırarken, Avrupa'nın jet yakıtı ihtiyacının üçte birinden fazlasının nisanda ABD'den karşılanması bekleniyor.
Kısa vadede petrol fiyatlarındaki artış ABD'li şirketlere büyük nakit akışı sağlarken, asıl stratejik kazanç LNG tarafında ortaya çıkacak. Tıpkı Avrupa'nın 2022'de patlak veren Ukrayna savaşında Rus gazından uzaklaşması gibi, Asya'nın da Körfez ülkelerine bağımlılığını azaltarak ABD'ye yönelmesi bekleniyor.
Vadesi 20 yıla varan uzun dönemli sözleşmelerde ABD'nin "güvenilir tedarikçi" olarak öne çıkması, küresel enerji ticaretinde kalıcı bir yön değişimine işaret edebilir. Bu durum, ABD'nin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi nüfuzunu da artırıyor.
ABD Başkanı Donald Trump da geçen ayki açıklamasında "ABD dünyanın en büyük petrol üreticisi dolayısıyla petrol fiyatları yükseldiğinde daha fazla kazanıyoruz" demişti.
Diğer yandan analistlere göre riskler de artıyor. Hürmüz Boğazı'ndaki kriz, uzun vadede fosil yakıt talebini azaltarak, yenilenebilir enerji ve elektrikli araçlara geçişi hızlandırabilir.
Nitekim Avrupa'da güneş ve rüzgar enerjisi yatırımları son yıllarda hızlanırken, Çin temiz enerji teknolojilerinde küresel üstünlüğünü pekiştiriyor.
Petrol devi BP'nin eski baş ekonomisti Spencer Dale şu yorumları paylaşıyor:
Tarihten çıkarılan ders şudur: Enerji güvenliğiyle ilgili sarsıntılar geride iz bırakır. Petrolün küresel enerji içindeki payının, petrol krizinin ardından 1973'te zirveye ulaştıktan sonra bir daha asla eski seviyesine dönmemesi beni her zaman şaşırtmıştır.
Ekonomist ayrıca Avrupa'nın ABD'den gelen LNG'ye fazla bağımlı kalmamak için Kuzey Afrika veya Orta Asya'dan tedariki artırmak amacıyla çeşitli adımlar atabileceğini de belirtiyor.
Independent Türkçe, Financial Times, Guardian
Fed soruşturması kapatıldı: Trump’ın adayının yolu açılıyor mu?https://turkish.aawsat.com/ekonomi%CC%87/5266389-fed-soru%C5%9Fturmas%C4%B1-kapat%C4%B1ld%C4%B1-trump%E2%80%99%C4%B1n-aday%C4%B1n%C4%B1n-yolu-a%C3%A7%C4%B1l%C4%B1yor-mu
Fed soruşturması kapatıldı: Trump’ın adayının yolu açılıyor mu?
Powell, hakkında soruşturma açılmasından çekinmediğini bildirmişti (Reuters)
ABD Adalet Bakanlığı'nın, Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell'a yönelik soruşturmayı kapatması büyük yankı uyandırdı.
ABD Başkanı Donald Trump'la Powell arasında son dönemde tekrar alevlenen tartışma, Fed ofis binalarının yenilenmesini kapsayan çok yıllı projeyle ilgiliydi.
Beyaz Saray'ın proje için öngördüğü bütçe 1,9 milyar dolardı. Ancak işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artış, tasarım değişiklikleri ve asbestle kurşun kirliliği gibi öngörülemeyen sorunlar nedeniyle maliyet 2,5 milyar dolara çıkmıştı.
ABD Başkanı, Powell'ın dolandırıcılık yaptığını ima ederek süreci kötü yönettiğini öne sürmüştü. Fed başkanı ise hakkındaki iddiaları reddederek, binaların renovasyon masraflarının uzun vadede kendini amorti edeceğini belirtmişti.
Fed'le ilgili soruşturmayı yürüten ABD Adalet Bakanlığı Başsavcısı Jeanine Pirro, sosyal medya hesabından dün yaptığı paylaşımda, maliyet aşımlarının incelemesinin Merkez Bankası'na bağlı Genel Müfettişlik tarafından yürütüleceğini duyurdu.
Müfettişliğin, Fed'i Amerikan vergi mükelleflerine karşı sorumlu tutma yetkisine sahip olduğunu vurguladı.
Pirro, kısa süre içinde kapsamlı bir rapor beklediğini ve sonucun celp kararı çıkarılmasına yol açan soruları çözüme kavuşturacağından emin olduğunu söyledi:
Bu doğrultuda Genel Müfettiş bu incelemeyi yürütürken ofisime soruşturmayı kapatması talimatını verdim. Ancak şunun altını çizmek gerekir ki durum gerektirdiği takdirde cezai bir soruşturmayı yeniden başlatmaktan çekinmeyeceğim.
Powell, Adalet Bakanlığı'nın kendine büyük jüri celbi tebliğ ettiğini ocak ayında duyurmuştu. Celbin geçen yıl haziranda Senato'nun Bankacılık Komitesi'nde, Fed binalarının yenilenmesine ilişkin verdiği ifadeyle bağlantılı bir "cezai iddianame tehdidi" içerdiğini aktarmıştı.
Bu hamlenin asıl nedeninin, Trump'ın sıkça eleştirdiği Fed'in para politikası kararları olduğunu söylemişti.
Faizleri indirmediği gerekçesiyle Powell'ı sıkça eleştiren ABD Başkanı ise soruşturmadan önceden haberi olmadığını öne sürmüştü. Diğer yandan Trump, Aralık 2025'teki açıklamasında Powell hakkında hukuki işlem başlatılmasını değerlendirdiğini bildirmişti.
Trump'ın, 2018'de Fed'in başına getirdiği Powell'ın görev süresi 15 Mayıs'ta dolacak. ABD Başkanı, onun yerine Kevin Warsh'u aday göstermişti.
New York Times'ın analizinde, ABD Bakanlığı'nın soruşturmayı kapatmasının, Warsh'un Fed'in başına geçme sürecini hızlandırabileceğine dikkat çekiliyor.
Warsh'un başkanlık görevine gelebilmesi için Senato'nun onayını alması gerekiyor. Ancak bazı senatörler, Fed'le ilgili soruşturma kapatılana dek Warsh'un atanma sürecinin askıya alınmasını talep etmişti. Özellikle Cumhuriyetçi Senatör Thom Thillis, Powell'a yönelik soruşturmayı "asılsız" diye niteleyerek Trump yönetimini eleştirmişti.
Beyaz Saray Sözcü Yardımcısı Kush Desai, kararın ardından yaptığı açıklamada "Senato'nun Kevin Warsh'u Fed'in bir sonraki başkanı olarak hızla onaylayacağına" güvendiklerini söylemişti.
Diğer yandan analizde, Trump-Powell çekişmesinin Fed'in bağımsızlığına gölge düşürdüğüne, Merkez Bankası'nın Beyaz Saray'ın talimatları altında hareket etmeyeceğine dair yeniden güven kazanmasının çok zor olacağına dikkat çekiliyor.
Warsh ise Senato'nun Bankacılık, Konut ve Kentsel İşler Komitesi'nde bu hafta düzenlenen oturumda, seçilmiş yetkililerin faizlere ilişkin görüş bildirmesinin para politikası bağımsızlığını tehdit etmediğini, Fed'in bağımsızlığının kurumun kendisine bağlı olduğunu ifade etmişti.
Cumhuriyetçi Senatör John Kennedy'nin "Başkan'ın kuklası olacak mısınız?" sorusunaysa "Kesinlikle hayır" yanıtını vermişti.
Financial Times'ın görüş aldığı Cornell Üniversitesi'nden Eswar Prasad ise şunları söylüyor:
Buradaki temel soru, bu kararın, Warsh'un Trump'ın isteklerine boyun eğeceği varsayımıyla, onun atamasının önünü açmak için yönetimin yaptığı bir aldatmaca olup olmadığıdır.
Independent Türkçe, New York Times, Financial Times, Reuters
NEOM Limanı, Suudi Arabistan’ın kuzeyinden dünya ticaret haritasını yeniden çiziyorhttps://turkish.aawsat.com/k%C3%B6rfez/5264947-neom-liman%C4%B1-suudi-arabistan%E2%80%99%C4%B1n-kuzeyinden-d%C3%BCnya-ticaret-haritas%C4%B1n%C4%B1-yeniden-%C3%A7iziyor
NEOM Limanı, Suudi Arabistan’ın kuzeyinden dünya ticaret haritasını yeniden çiziyor
Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)
Suudi Arabistan’ın NEOM şirketine ait resmi X hesabı, 15 Nisan’da dikkat çeken bir paylaşım yaptı. Kısa ancak güçlü mesajlar içeren paylaşımda “Avrupa – Mısır – NEOM – Körfez: En hızlı rotanız” ifadesi yer aldı. Paylaşıma eşlik eden haritada, Avrupa’dan başlayarak Mısır’daki Dimyat ve Safaga limanları üzerinden NEOM Limanı’na uzanan, buradan da kara yoluyla Kuveyt, Irak, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Umman’a dağılan bir ulaşım ağı gösterildi. Söz konusu paylaşım, sıradan bir tanıtımın ötesinde, uzun süredir gündemde olan ticaret koridorunun fiilen hayata geçtiğine işaret eden önemli bir gelişme olarak değerlendirildi.
Aynı gün, Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), 2026-2030 dönemine ilişkin yeni stratejisini onayladığını duyurdu. NEOM’un resmi hesabı da bu duyuruya hızlı şekilde yanıt vererek, projenin Suudi Arabistan’ın ekonomik dönüşüm sürecindeki merkezi rolünü koruduğunu vurguladı. Açıklamada, NEOM’un yeni strateji kapsamında bağımsız bir yapı olarak konumlandırılmasının, projeye verilen desteğin derinliğini yansıttığı ifade edildi. İki açıklamanın aynı zamana denk gelmesi, liman projesi ile daha geniş kapsamlı ulusal strateji arasındaki güçlü bağlantıya işaret etti.
Sahadaki gelişmeler de hız kazanmış durumda. Dünyanın en büyük yük gemilerini kabul edecek şekilde tasarlanan gelişmiş Konteyner Terminali 1’in, 550 metre uzunluğunda giriş kanalı, 18,5 metre derinliği ve 900 metreyi bulan rıhtım duvarıyla bu yıl içinde açılması planlanıyor. Terminalin yıllık kapasitesinin 1,5 milyon TEU’ya ulaşması öngörülüyor.
Geçtiğimiz yıl haziran ayında ise liman, ülkede bir ilk olma özelliği taşıyan, tamamen otomatik ve uzaktan kumanda edilen köprülü vinçlerin ilk sevkiyatını teslim aldı. Yetkililer bu gelişmeyi, Suudi limanları açısından ‘dönüm noktası’ olarak nitelendirdi.
(foto altı) Tamamen otomatik köprülü vinçlerin ilk sevkiyatı (NEOM)
Birkaç gün önce NEOM hesabından yapılan bir başka paylaşımda, limanın Kızıldeniz üzerinde stratejik bir merkez olarak tam kapasiteyle faaliyet gösterdiği vurgulandı. Açıklamada, farklı yük türlerinin yüksek verimlilikle yönetildiği, gelişmiş altyapı ve yüksek operasyon standartlarıyla desteklenen limanın; Kuzey ve Güney Amerika, Avrupa ve Mısır’dan bölgeye uzanan ticaret akışını Körfez ülkeleri ve Irak pazarlarına bağladığı ifade edildi.
Oyunun kurallarını değiştiren yeni bir coğrafi merkez
Bu çerçevede, Kral Fahd Petrol ve Maden Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Abdullah el-Mir, NEOM Limanı’nın diğer Suudi limanlarından ayrışmasını sağlayan özgün bir coğrafi avantaja sahip olduğunu belirtti. El-Mir’e göre, Cidde İslam Limanı ve Kral Abdullah Limanı gibi büyük limanlar batı kıyısında, Kral Abdulaziz Limanı ile petrol limanları ise Arap Körfezi’nde yoğunlaşırken, NEOM Limanı ülkenin kuzeybatısında konumlanarak üç ana bölgenin doğal kesişim noktası haline geliyor: ‘Akdeniz ve Mısır üzerinden Avrupa, Suudi kara koridorları aracılığıyla Körfez ve kuzey hattı üzerinden Irak ile Ürdün’.
El-Mir, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, bu konumun limana deniz ve kara taşımacılığını tek bir sistemde birleştiren ‘köprü liman’ rolü kazandırdığını ifade etti. Süveyş Kanalı’na yakınlığın yanı sıra, ülkenin kuzeyi ile Ürdün, Irak ve Kuveyt’ten Umman’a kadar uzanan modern kara yolu ağlarına bağlantının, limanın gelecekteki lojistik merkez konumunu güçlendirdiğini vurguladı. El-Mir, “NEOM Limanı yalnızca Cidde ya da Dammam ile rekabet etmiyor; özellikle Hürmüz Boğazı gibi geleneksel geçiş noktalarındaki gerilimler dikkate alındığında, bölgedeki lojistik haritayı değiştirecek yeni bir coğrafi eksen açıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Bu görüş, lojistik uzmanı Neşmi el-Harbi’nin değerlendirmeleriyle de örtüşüyor. El-Harbi, NEOM Limanı’nı mevcut limanlara rakip değil, Suudi Arabistan’ın lojistik sistemini tamamlayan ‘hayati bir unsur’ olarak tanımlarken, tamamen yenilenebilir enerjiye dayalı yapısının operasyonel verimliliği artırdığını ve projeyi sürdürülebilirlik alanında küresel ölçekte öncü konuma taşıdığını ifade etti.
Nakliye süresinde yüzde 50 tasarruf
Zaman tasarrufu açısından ise el-Mir, yeni koridorun geleneksel rotalara kıyasla taşıma sürelerini yüzde 50’den fazla azaltabileceğini belirtti. El-Mir, daha önce Körfez’deki varış noktalarına ulaşması 10 ila 12 gün süren sevkiyatların, bu hat üzerinden yalnızca 4 ila 6 gün içinde teslim edilebildiğini ifade etti. Bu hızlanmanın, Avrupa ile Mısır arasında ve ardından Mısır ile NEOM arasında kısa mesafeli deniz taşımacılığının, Suudi Arabistan içindeki hızlı kara taşımacılığıyla entegre edilmesinden kaynaklandığını vurguladı.
El-Mir’e göre bu dönüşüm yalnızca mesafenin kısalmasından ibaret değil; aynı zamanda limanlardaki bekleme sürelerinin azalması, prosedürlerin sadeleşmesi ve daha istikrarlı, daha az yoğun bir güzergâhın sağlanmasıyla da destekleniyor.
Koridor ağını gösteren harita (NEOM)
El-Harbi de Şarku’l Avsat’a bu verilerle örtüşen değerlendirmelerde bulunarak, söz konusu koridorun, çok modlu taşımacılığa dayanması sayesinde ‘tedarik zinciri verimliliğinde devrim’ niteliği taşıdığını belirtti. Mevcut jeopolitik zorluklar karşısında daha güvenilir ve esnek bir alternatif sunduğunu ifade etti.
Hangi yük türlerinin daha fazla fayda sağlayacağına ilişkin olarak ise iki uzman da zaman hassasiyeti yüksek ürünlerin öne çıktığı konusunda hemfikir. Buna göre hızlı tüketim malları, taze ve soğuk zincir gerektiren gıda ürünleri, tıbbi ve farmasötik ürünler, yedek parçalar, ileri teknoloji ekipmanları, yüksek değerli elektronik ürünler ve gelişmiş inşaat malzemeleri bu koridordan en çok yararlanacak kalemler arasında yer alıyor.
Deneyimden fiili uygulamaya
Altyapı hazırlığı açısından el-Mir, NEOM Limanı’nın ilk deneme aşamasını geride bıraktığını ve artık gerçek ticari hareketliliği destekleyebilecek kapasiteye ulaştığını belirtti. Bununla birlikte limanın operasyonel kapasite bakımından halen ‘kademeli büyüme’ sürecinde olduğunu vurgulayan el-Mir, planlanan genişleme projelerinin tamamlanmasıyla birlikte tesisin büyük bir bölgesel lojistik merkeze dönüşmesini bekliyor. El-Harbi de bu değerlendirmeye katılarak, limanın 2026 itibarıyla ileri bir operasyonel olgunluk seviyesine ulaştığını ve mevcut altyapısının bölgesel ticaret trafiğini karşılamak için yeterli olduğunu ifade etti. El-Harbi, özellikle beşinci ve altıncı nesil iletişim ağları, otomatik vinç sistemleri ve Suudi Arabistan iç bölgeleri ile komşu ülkelere bağlanan modern kara yolu ağı gibi unsurların limanın gücünü artırdığını dile getirdi.
Küresel taşımacılık şirketlerinin tutumuna ilişkin olarak el-Mir, Pan Marine ve DFDS gibi büyük uluslararası firmaların koridorun işletilmesine ana ortaklar olarak katılmasının, NEOM Limanı’na yönelik küresel ilginin izleme aşamasından fiili operasyon aşamasına geçtiğinin açık bir göstergesi olduğunu söyledi. Ancak limanın halen daha geniş ölçekte fizibilitesini kanıtlama sürecinde olduğuna da dikkat çekti.
El-Harbi ise bu ilgiyi, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan dalgalanmalar karşısında daha güvenli ve güvenilir alternatifler arayışıyla ilişkilendirdi. Taşıma sürelerini kısaltma vaadi ve limanın yenilikçi teknolojik altyapısının, projeyi uluslararası ölçekte dikkat çeken yeni bir lojistik gerçeklik haline getirdiğini ifade etti.
Vizyon 2030’un stratejik bir ayağı ve Tebük için bir refah dalgası
Ulusal strateji ile proje arasındaki ilişki bağlamında el-Mir, PIF’ın 2026-2030 stratejisinin lojistik ve tedarik zincirlerini ekonomik çeşitlendirme çabalarının merkezine yerleştirdiğini belirtti. El-Mir’e göre NEOM Limanı ve yeni ticaret koridoru, Avrupa, Afrika ve Doğu Asya’yı Körfez ülkelerine kara ve deniz yoluyla bağlayan bir hat oluşturarak bu stratejinin doğrudan uygulama araçlarından biri niteliğini taşıyor. Bu yapı; Körfez ithalat ve ihracatına 60 güne kadar depolama ücreti muafiyeti sağlanması, Körfez ülkelerine ait tırların boş veya yüklü girişine izin verilmesi ve depolama ile yeniden dağıtım bölgeleri girişimi gibi politikalarla da destekleniyor.
Yerel düzeyde ise el-Mir, Tebük bölgesi ekonomisi üzerindeki etkinin büyük ve kademeli olmasını bekliyor. Limanın; operasyon, yük elleçleme ve deniz hizmetlerinde doğrudan istihdam yaratmasının yanı sıra kara taşımacılığı, depolama ve destekleyici lojistik hizmetlerde dolaylı iş imkânları sağlayacağı ifade ediliyor. Ayrıca liman çevresinde lojistik ve sanayi bölgelerinin kurulması için de yeni fırsatlar doğması öngörülüyor.
El-Mir, NEOM’un Irak, Ürdün ve Kuveyt’e yakın konumunun, bölgesel bir geçiş kapısı olarak rolünü güçlendirdiğini belirterek, bunun Tebük’ün yatırım çekiciliğini artıracağını ve bölgesel ticaretin merkezine yerleştireceğini ifade etti.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة