Forbes açıkladı: İşte dünyanın ve Türkiye'nin en zenginleri

Amerikan iş dünyası dergisi Forbes'un Milyarderler Listesi'nde yer alanların sayısı bu yıl 2 bin 781'e yükselirken milyarderlerin toplam serveti 14,2 trilyon dolara ulaştı

Fotoğraf: Forbes
Fotoğraf: Forbes
TT

Forbes açıkladı: İşte dünyanın ve Türkiye'nin en zenginleri

Fotoğraf: Forbes
Fotoğraf: Forbes

Forbes'un bu yıl 38'nci kez yayımladığı Milyarderler Listesi, dünya çapındaki milyarderlerin sayısının da servetlerinin de arttığını gösterdi.

Buna göre, milyarder sayısı geçen yıla kıyasla 141 kişi artışla 2 bin 781'e çıkarak rekor tazeledi. Milyarderlerin toplam servetleri de 2 trilyon dolar artışla 14,2 trilyon dolara yükseldi.

En zengin Arnault

Lüks eşya devi LVMH'nin Üst Yöneticisi Bernard Arnault, 233 milyar dolarlık servetiyle ikinci kez dünyanın en zengin kişisi olarak listenin başında yer aldı.

Louis Vuitton, Tiffany & Co, Christian Dior ve ve Sephora gibi markaların sahibi olan şirketin yöneticisi Arnault'un serveti geçen yıla kıyasla 22 milyar dolar arttı.

Tesla ve SpaceX'in Üst Yöneticisi Elon Musk 195 milyar dolarlık servetiyle listesinin ikinci sırasında yer alırken, ABD'li e-ticaret devi Amazon'un kurucusu Jeff Bezos 194 milyar dolarlık servetiyle üçüncü oldu.

En yaşlı milyarder 102, en genç milyarder 19 yaşında

Kadınlar, geçen yıl olduğu gibi milyarderlerin yaklaşık yüzde 13'ünü oluşturdu. Dünyanın en zengin kadını 99,5 milyar dolarlık servetiyle L'Oréal'in kurucusunun torunu Françoise Bettencourt Meyers oldu.

Milyarderlerin ortalama yaşı 66 olurken, en yaşlı milyarder 102 yaşındaki Amerikalı sigorta kralı George Joseph olarak kayıtlara geçti.

Büyükbabası elektrikli ekipman üreticisi WEG'in kurucu ortağı olan 19 yaşındaki Brezilyalı Livia Voigt ise en genç milyarder olarak listede yer aldı.

En zenginler arasındaki 25 milyarderin yaşının 33 veya altında olduğu belirtildi. Bu kişilerin toplam servetleri 110 milyar dolar olarak hesaplandı.

En çok milyarderin bulunduğu ülke 813 kişiyle ABD oldu. Bu ülkeyi 473 milyarderle Çin ve 200 milyarderle Hindistan takip etti.

Yapay zeka teknoloji milyarderlerinin servetini artırdı

Yapay zekaya olan yoğun talep genel olarak teknoloji hisselerindeki yükselişi desteklerken teknoloji milyarderlerinin toplam servetini de sadece bir yıl içinde yaklaşık 750 milyar dolar artırarak 2,6 trilyon dolara çıkardı.

Yapay zekaya yönelik talep, Super Micro Computer yöneticisi Charles Liang, Advanced Micro Device yöneticisi Lisa Su ve Nvidia Yönetim Kurulu Üyesi Harvey Jones gibi bu alanda çalışan çok sayıda kişinin de listeye eklenmesine yardımcı oldu.

Yapay zeka sohbet robotu ChatGPT'nin geliştiricisi OpenAI Üst Yöneticisi Sam Altman da milyarderlerin arasına katıldı.

Türkiye'den 27 isim listede

Forbes'un Milyarderler Listesi'nde bu yıl Türkiye'den 27 isim yer aldı.

Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker, 5,1 milyar dolarlık servetiyle Türkiye'nin en zengini ve listede 597'inci sırada gösterildi.

Ülker'i 3,5 milyar dolarlık servetiyle Kazancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cemil Kazancı, 3,1 milyar dolarlık servetiyle Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi İpek Kıraç, 3 milyar dolarlık servetiyle Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi Semahat Arsel ve 2,8 milyar dolarlık servetiyle Erdemoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erdemoğlu izledi.

2021 ve 2022'de gelir vergisi rekortmeni olan Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar ile vergi listesinin ikinci sırasında bulunan Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar ise Forbes'un listesine bu yıl katılan yeni isimler oldu. 34 ülkeye ihracat yaparak dünyanın en büyük SİHA ihracatçısı haline gelen Baykar, gelirlerinin yüzde 90'ından fazlasını ihracattan elde ediyor.

Türk milyarderlerin toplam serveti yaklaşık 56,1 milyar dolar olarak hesaplandı.

 



Tether'in 120 milyon dolarlık Bitcoin madenciliği projesi nasıl çöktü?

Kripto para birimi Tether, Tether Limited tarafından Temmuz 2014'te kurulmuştu (Reuters)
Kripto para birimi Tether, Tether Limited tarafından Temmuz 2014'te kurulmuştu (Reuters)
TT

Tether'in 120 milyon dolarlık Bitcoin madenciliği projesi nasıl çöktü?

Kripto para birimi Tether, Tether Limited tarafından Temmuz 2014'te kurulmuştu (Reuters)
Kripto para birimi Tether, Tether Limited tarafından Temmuz 2014'te kurulmuştu (Reuters)

Dünyanın en büyük stablecoin'lerinden Tether'in Uruguay'da yaklaşık 120 milyon dolar harcadığı Bitcoin madenciliği projesi, elektrik tedariki konusunda devlet şirketiyle yaşanan anlaşmazlığın ardından çöktü.

Tether, 2023'te yenilenebilir enerji ve güçlü elektrik şebekesi nedeniyle Uruguay'ı Bitcoin madenciliği için "mükemmel bir platform" diye tanıtmıştı. Şirket, Latin Amerika ülkesindeki Florida bölgesinde her birine yaklaşık 60 milyon dolar harcadığı iki tesis kurdu.

Ancak Reuters'ın incelediği belgelere göre Tether'le Uruguay'ın kamu elektrik şirketi UTE arasında, tesislere sağlanacak elektriğin miktarı konusunda 2024'ün sonlarında anlaşmazlık çıktı.

Analize göre, geçen yılki devlet başkanlığı seçimini ikinci turda kazanan solcu Yamandu Orsi'nin Mart 2025'te göreve başlamasıyla UTE yönetimi de değişti. Hükümet, bu tarihten sonra Tether'le müzakerelerde daha sert bir yaklaşım takınmış.

Tether'in ülkedeki iştiraki Microfin, Mayıs 2025'te elektrik faturalarını ödemeyi bıraktı ve haziranda sözleşmeleri feshedeceğini bildirdi.

Taraflar yeni bir anlaşmaya varmaya çalışsa da metin imzalanmadı. UTE, ödenmemiş faturalar nedeniyle 25 Temmuz'da tesislerin elektriğini kesti.

Tether ise daha sonra ülkedeki faaliyetlerini durduracağını açıkladı. Microfin ise elektrik borçlarını geçen yıl aralık ayında ödedi.

Analizde, Tether'in başarısız Uruguay yatırımının, Bitcoin madenciliğinin değişen ekonomisine de ışık tuttuğu belirtiliyor. Analistlere göre 2024'teki "yarılanma" sonrasında Bitcoin ödüllerinin azalması ve kripto paranın fiyatının 2025'teki zirvesinden sert biçimde düşmesi, madenciliğin kârlılığını azalttı.

Bitcoin madencileri de bu nedenle daha verimli donanımlara, daha ucuz elektriğe ve yapay zekayla yüksek performanslı bilgi işlem hizmetlerine yöneliyor.

Buna ek olarak Tether'in Uruguay'dan hızla çekilmesi, Bitcoin madenciliği sektörünün kolayca yer değiştirebilen yapısını da ortaya koyuyor

Northumbria Üniversitesi'nden Pete Howson, tesislerin kolayca kapatılıp başka ülkelere taşınabildiğini, bu nedenle ev sahibi ülkelere uzun vadeli istihdam ve ekonomik fayda sağlamakta sınırlı kalabileceğini söylüyor.

Independent Türkçe, Reuters, Crypto News


Çin ekonomisi, İran savaşı şokuna nasıl dayandı?

Uzmanlara göre Çin'in acil durumlarda en az üç ay yetecek petrol rezervi var (Reuters)
Uzmanlara göre Çin'in acil durumlarda en az üç ay yetecek petrol rezervi var (Reuters)
TT

Çin ekonomisi, İran savaşı şokuna nasıl dayandı?

Uzmanlara göre Çin'in acil durumlarda en az üç ay yetecek petrol rezervi var (Reuters)
Uzmanlara göre Çin'in acil durumlarda en az üç ay yetecek petrol rezervi var (Reuters)

Çin yönetiminin, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan İran savaşının küresel petrol piyasalarında yarattığı sarsıntıyı nasıl göğüslediği merak ediliyor.

Dünyanın en büyük petrol ithalatçısı Çin, enerji analiz şirketi Vortexa'ya göre 2025'te günde yaklaşık 11 milyon varil petrol satın alıyordu. Bunun yarısı İran da dahil Ortadoğulu tedarikçilerden geliyordu.

Savaşın başlamasının ardından Çin'in ham petrol ithalatı, şubattan hazirana kadar yüzde 48,9 azalarak günde 5,8 milyon varile geriledi. Temmuzdaki toparlanmaya rağmen ithalat, yaklaşık 10 yılın en düşük seviyelerinde kalmayı sürdürdü.

Bu düşüşe rağmen Çin'in ekonomisi, Pekin'in devreye soktuğu çeşitli önlemlerle ayakta kalmayı başardı.

Wall Street Journal'ın analizinde, Pekin'in yakıt ihracatını sınırlamasıyla rafinerilerin ham petrol işleme faaliyetlerini azalttığına dikkat çekiliyor. S&P Global Energy Platts'a göre devlete ait 49 rafinerinin ortalama kapasite kullanım oranı mayısta yüzde 71,6'ya gerileyerek pandemiden bu yana görülen en düşük seviyeye indi.

Savaşın küresel yakıt maliyetlerini artırması uçak biletlerine de yansıdı. Buna karşılık ağırlıklı olarak kömür ve yenilenebilir kaynaklardan beslenen elektrik şebekesine bağlı demiryolu taşımacılığı, petrol piyasasındaki dalgalanmalardan daha az etkilendi.

Çin, savaş öncesinde de devasa kömür rezervlerini petrol, akaryakıt ve diğer ürünlerin üretiminde giderek daha fazla kullanmaya başlamıştı. Ülkede 2024'te kömürden üretilen rafine ürünlerin miktarı, yaklaşık 300 milyon varil ham petrolün işlenmesine eşdeğerdi.

Bu yatırımların Çin'in savaşın yol açtığı petrol kesintilerine karşı hazırlıklı olmasını sağladığı belirtiliyor. Savaş sonrasında kömürden kimyasal üreten şirketler ham petrol fiyatlarındaki yükselişe karşı bir tampon oluşturdu.  

Asya devinin ekonomisini şoklardan koruyan en önemli unsurlardan biri de büyük ham petrol stokları oldu.

Pekin rezervlerinin tam büyüklüğünü açıklamıyor ve petrolün bir bölümünü yer altında depoluyor. Ancak analistlere göre stratejik rezervler, rafinerilerdeki petrol ve ticari stoklar dahil toplam miktar 1 milyar ile 1,4 milyar varil arasında.

Çin, yaptırımların da etkisiyle ucuzlayan Rus ve İran petrolünü 2025'te stoklamaya başlamıştı. ABD Enerji Enformasyon İdaresi'ne göre ülke geçen yıl rezervlerine günde ortalama 1,1 milyon varil petrol ekledi.

Diğer yandan Pekin uzun vadede yerli petrol ve doğalgaz üretimini artırmayı hedefliyor. 2030'a kadar yerli petrol ve doğalgaz arzının 440 milyon ton petrol eşdeğerine çıkarılması öngörülüyor. Uzun mesafeli petrol ve doğalgaz boru hattı ağına 20 bin kilometrelik yeni hat eklenerek toplam uzunluğun 220 bin kilometreye çıkarılması planlanıyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Global Times


ABD Hazine Bakanlığı'nın tahvil müdahalesi ne anlama geliyor?

ABD Hazine Bakanlığı'nın tahvil hamlesinin ardından dolar son üç ayın en düşük seviyesini gördü (Reuters)
ABD Hazine Bakanlığı'nın tahvil hamlesinin ardından dolar son üç ayın en düşük seviyesini gördü (Reuters)
TT

ABD Hazine Bakanlığı'nın tahvil müdahalesi ne anlama geliyor?

ABD Hazine Bakanlığı'nın tahvil hamlesinin ardından dolar son üç ayın en düşük seviyesini gördü (Reuters)
ABD Hazine Bakanlığı'nın tahvil hamlesinin ardından dolar son üç ayın en düşük seviyesini gördü (Reuters)

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'ın borçlanma maliyetlerinde ekonomiye zarar verebilecek bir yükselişi durdurmak amacıyla açıkladığı tahvil geri alımlarının yankıları sürüyor.

ABD Hazine Bakanlığı'ndan çarşamba günü yapılan açıklamada, 10'dan 30 yıla kadar vadeli tahvillere yönelik planlanan alımların "en az iki katına çıkarılacağı" bildirildi.

Wall Street Journal'ın analizine göre Bessent'ın bu müdahalesi, Hazine Bakanlığı'nın borç yönetiminde uzun süredir benimsediği "düzenli ve öngörülebilir" yaklaşımdan uzaklaşıldığı anlamına geliyor.

ABD'de uzun vadeli tahvil faizleri yükselirken, analizde Bessent'ın tahvil piyasasına müdahalelerinin sorunu ancak geçici olarak hafifletebileceği savunuluyor.

Problemin asıl kaynağının dünyada giderek büyüyen yeni sermaye ihtiyaçları olduğuna dikkat çekiliyor.

ABD ve diğer büyük ekonomilerin çok yüksek bütçe açıkları verdiğine işaret ediliyor. Ayrıca pandemi sonrası dönemde devlet harcamalarının yeniden yükselişe geçmesi, Avrupa ve Asya'daki hükümetlerin hem savunma harcamalarını artırmak hem de sosyal harcamaları korumak için daha fazla borçlanmasına yol açıyor.

Buna ek olarak yapay zeka sektörü de son gelişmelerde belirleyici rol oynuyor. Yapay zeka firmaları devasa veri merkezleri kurmak için büyük miktarda para harcıyor ve giderek daha fazla borçlanıyor.

Bir diğer unsur da jeopolitik gelişmeler. İran savaşı nedeniyle Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğinin durma noktasına gelmesiyle küresel enerji piyasalarındaki sarsıntı sürüyor.

ABD başta olmak üzere büyük ekonomiler, Çin'e ve küresel tedarik zincirlerine bağımlılığı azaltmak için üretimi kendi ülkelerine veya daha güvenli bölgelere taşımaya çalışıyor. Ancak bu süreç, daha verimsiz ve aynı yatırımların farklı ülkelerde tekrarlandığı bir sermaye harcaması dönemini beraberinde getiriyor.

Bessent'ın tahvil geri alım programını genişletmesi, bu baskıyı hafifletmeye yönelik daha geniş stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Ancak bu politika, devletin faiz artışlarına karşı daha kırılgan hale gelmesine yol açabilir.

Reuters'ın analizinde de ABD hükümetinin yüksek bütçe açıklarını finanse etmek için büyük miktarda borçlandığına, yapay zeka şirketlerinin de veri merkezleri kurmak için tahvil piyasalarından milyarlarca dolar toplamaya çalıştığına işaret ediliyor.

Bunun da mortgage ve kredi maliyetleri yoluyla tüketici üzerindeki ekonomik yükü artırabileceğine dikkat çekiliyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters