Bakan Bayraktar: Gabar'da 40 bin varil günlük üretimi geçmiş bulunuyoruz

Fotoğraf: Aziz Aslan/AA
Fotoğraf: Aziz Aslan/AA
TT

Bakan Bayraktar: Gabar'da 40 bin varil günlük üretimi geçmiş bulunuyoruz

Fotoğraf: Aziz Aslan/AA
Fotoğraf: Aziz Aslan/AA

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Gabar'da 33 kuyuda ulaşılan günlük petrol üretimine ilişkin, "Cumhuriyet tarihinin bir rekoru ile buradayız. Bugün itibarıyla 40 bin varil günlük üretimi burada geçmiş bulunuyoruz." dedi.

Şırnak'ta Gabar Dağı bölgesindeki Şehit Aybüke Yalçın Petrol Üretim İstasyonlarında incelemelerde bulunan Bayraktar, yetkililerden çalışmalara ilişkin bilgi aldı.

Çıkarılan petrolü de inceleyen Bayraktar, burada basın mensuplarına yaptığı açıklamada, herkesin Ramazan Bayramı'nı kutladığını belirtti.

Bayramın ikinci gününde Şırnak'ta Gabar'da olduklarını ifade eden Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye petrollerinin şehit Aybüke Yalçın ve Şehit Esma Çevik petrol sahalarındaki çalışmaları yerinde görmek, buradaki arkadaşlarımızla bayramlaşmak için geldik. Bugün bizim için müstesna bir gün. Hem Ramazan Bayramı'nı idrak ediyoruz. Ama aynı zamanda bugün Cumhuriyet tarihinin bir rekoruyla buradayız. Allah'a hamdolsun bugün itibarıyla 40 bin varil günlük üretimi burada geçmiş bulunuyoruz. Bu, Türkiye'de en kaliteli petrolü ürettiğimiz ve en çok petrolü ürettiğimiz gün olarak açıkçası tarihe geçen bir gün."

- "Bugün Türkiye tarihinde önemli bir gün"

Petrol üretim sahalarında çalışan herkesi tebrik eden, burada gece gündüz vazife yürüten güvenlik güçlerine, jandarma ekiplerine de teşekkür eden Bayraktar, bu üretimde onların büyük emekleri olduğunu vurguladı.

Bu yolda ilk günden bu yana kendilerini destekleyen ve çalışmaları gece gündüz takip eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a da şükranlarını sunduğunu dile getiren Bayraktar, kendilerine dualarıyla destek olan millete de teşekkürlerini iletti.

"Bugün Türkiye tarihinde önemli bir gün. Bugün itibarıyla Türkiye'de üretimimiz 100 bin varili toplamda geçmiş oldu. Şırnak açık ara Türkiye'nin artık net bir şekilde petrol şehridir, petrol başkentidir. İnşallah daha gidecek yolumuz var. Yılbaşında '2024 sonu hedefimiz günde 100 bin varile çıkabilmek.' demiştik. Şu anda 33 kuyuda bu üretimi gerçekleştirdik. Kuyu başı ortalama üretimimiz 1200 varili geçmiş durumda. Hedefimiz olan 95 kuyuya geldiğimizde yıl sonunda bu rakamlara ulaşmış olacağız." ifadelerini kullanan Bayraktar, bu gelişmenin Türkiye'nin özellikle enerjideki dışa bağımlılığını düşürmek için fevkalade önemli bir gelişme olduğunu vurguladı.

Bayraktar, çalışmaların aralıksız, kesintisiz devam edeceğini belirterek, yeni keşif kuyularının da olduğunu aktardı.

Hakkari'de, Van sınırında yeni kuyular olacağına işaret eden Bayraktar, bu yıl içerisinde o kuyularda da yapacakları keşiflerle bu üretim rakamlarının çok daha ileri seviyeye ulaşacağını söyledi.

- "Türkiye'nin en kaliteli petrolünü burada üretiyoruz"

Bayraktar şunları kaydetti:

"Burada yer yer 2 bin 500 yer yer 2 bin 800 metre ama özellikle Şehit Teğmen Akdeniz bölgesinde o sahada da 4 bin 500 metrelere varan derinliklerde bu üretimi gerçekleştiriyoruz. Yönlü sondajlar yapıyoruz. Bir kilometreye yakın yaklaşık 30 derece açıyla yönlü sondajlarla üretiliyor. Hakikaten teknik olarak da çok önemli bir faaliyet gerçekleştiriyoruz. Dolayısıyla bütün bu faaliyetlerle bugün 200'ün üzerinde tankerle bu ham petrolü taşıyoruz. Ama şu anda yapımı devam eden, yaklaşık yüzde 50'sini bitirdiğimiz, 35 kilometrelik ham petrol boru hattıyla da inşallah bu petrolü BOTAŞ'ın İdil istasyonuna götüreceğiz ve oradan da Ceyhan'a Dörtyol'a kadar ulaştıracağız. Dolayısıyla yoğun hummalı bir çalışma burada devam ediyor. Türkiye'nin en kaliteli petrolünü burada üretiyoruz. Burada 13 Eylül 2021'den itibaren çalışmalarımız yaklaşık 10 milyon varillik toplam petrol üretimini bizi getirdi. 3 bine yakın arkadaşımız burada çalışıyor. Dolayısıyla burada bu faaliyetler arttıkça inşallah Şırnak'a bu bölgeye çok ciddi bir iş, istihdam katkısı da olacak. Bu beraberinde diğer ekosistemi de buraya getirecek ve hakikaten bir dönem terörle anılan Gabar, Şırnak, bu bölge hakikaten artık zenginlikle ve istihdam artışıyla anılacak. Hem bu bölgeye hem de ülkemizin ekonomisine güç katmaya, can katmaya inşallah devam edecek."

- "Bayramı günlük 40 bin varil üretimi aşarak kutlamış oluyoruz"

Şırnak'ın Türkiye ve dünya için önemli bir petrol geçiş güzergahı olduğunu dile getiren Bayraktar, Irak- Türkiye petrol boru hattının buradan geçtiğini, o petrolün ülkenin ihtiyacı olarak kullanılacağını, dünya piyasalarına ulaşacağını, bölgenin gelişeceğini belirtti.

Bayraktar, "İnşallah yeni keşiflerle hem burada hem de Karadeniz'de doğal gaz keşiflerimizle de milletimize yeni müjdeleri paylaşırız. Bayramı günlük 40 bin varil üretimi aşarak kutlamış oluyoruz. Sayın Valimiz, vekilimiz, güvenlik güçlerimiz bütün bir ekip olarak burada büyük bir uyum içerisinde çalışmalarımızı yapıyoruz, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz." dedi.

- Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Günlük 100 bin varil hedefine inanıyorum ki en kısa zamanda ulaşacaksınız"

Bakan Bayraktar buradan telefonla Cumhurbaşkanı Erdoğan ile de görüştü.

Gabar'daki incelemelerine ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bilgi veren Bayraktar, "Bugün bizim için ayrı bir bayram. Hamdolsun bugün 33 kuyuda 40 bin varilin üzerine ilk kez çıktık. İnşallah zatıalinizin koyduğu 100 bin varil hedefine bu yıl sonuna kadar ulaşmak için gece gündüz burada yaklaşık 3 bin kişilik bir ekip, güvenlik güçlerimiz hep beraber çalışıyoruz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da bugün ulaşılan seviye için şahsı, ailesi ve milleti adına emeği geçen herkesi tebrik ettiğini söyledi.

Erdoğan şunları kaydetti:

"Günlük 100 bin varil hedefine inanıyorum ki en kısa zamanda ulaşacaksınız. Çünkü sizin idealleriniz var ve bu ideallerden şu ana kadar hiç taviz vermediniz ve her geçen gün de bu hedefe doğru yürüdünüz, yürüyorsunuz. İnanıyorum ki Gabar bu işin artık mühendisi olacak ve petrol üretiminde inşallah en kısa zamanda bu hedefe varmak suretiyle bizim gücümüze güç, milletimizin iradesine farklı bir irade koyacaksınız. Gabar'da inşallah istihdamı daha da artıracaksınız. Şu anda milletvekili arkadaşlarım ve tüm işçi kardeşlerim el ele vermek suretiyle buranın zenginliğine zenginlik katacaksınız. Sizleri gözlerinizden öpüyorum, bu mübarek bayram gününde en kalbi duygularla selamlıyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun. Sizleri Allah'a emanet ediyorum."

AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar da "Sayın Cumhurbaşkanım, bayramınız mübarek olsun, saygılarımızı arz ediyoruz. 100 bin varile ulaştığımızda sizi burada ağırlamaktan şeref duyarız." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "Şimdi 100 bin hedefinin takvimi nedir?" sorusu üzerine Bakan Bayraktar, yıl sonuna kadar hedeflerinin 95 kuyuya çıkmak olduğunu aktardı.

Bakan Bayraktar'a Gabar'daki temaslarında, Şırnak Valisi Cevdet Atay, İl Emniyet Müdürü Cemal Dalman, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Murat Bulut, TPAO Genel Müdürü Ahmet Türkoğlu, TPAO Şırnak Bölge Müdürü Oğuz Şahin, AK Parti il Başkanı İbrahim Halil Erkan da eşlik etti.



ABD’nin 40 trilyon dolarlık borcu... Bu rakam dünya için neden önemli?

Washington’da ulusal borcu gösteren bir elektronik ekran, 19 Ağustos 2026 (AFP)
Washington’da ulusal borcu gösteren bir elektronik ekran, 19 Ağustos 2026 (AFP)
TT

ABD’nin 40 trilyon dolarlık borcu... Bu rakam dünya için neden önemli?

Washington’da ulusal borcu gösteren bir elektronik ekran, 19 Ağustos 2026 (AFP)
Washington’da ulusal borcu gösteren bir elektronik ekran, 19 Ağustos 2026 (AFP)

ABD federal borcu, sadece dünyanın en büyük ekonomisinin artan borçlanma miktarını değil, aynı zamanda borç birikim hızını ve katlanan borç servis maliyetlerini de gözler önüne seren bir dönüm noktasına ulaşarak ilk kez 40 trilyon dolar sınırını aştı. Yalnızca beş aylık süre zarfında toplam borca yaklaşık 1 trilyon dolar daha eklenirken, bütçe açığının ise içinde bulunulan mali yılın ilk 10 ayında yaklaşık 1,8 trilyon dolara ulaştığı bildirildi.

Bu ölçekteki bir büyüklüğün ne anlama geldiği, ABD borcunun anlık bir risk oluşturup oluşturmadığı veya asıl sorunun borcun gelecekte izleyeceği seyirden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ise tartışılmaya devam ediyor.

ABD’nin borcu neden artıyor?

Hükümetin vergi gelirlerinden daha fazla harcama yapması durumunda oluşan bütçe açığı, borçlanma yoluyla finanse ediliyor. Son dönemde kaydedilen borç stoku; onlarca yıl boyunca uygulanan vergi indirimleri, artan kamu harcamaları ve Kovid-19 salgını sürecinde başvurulan olağanüstü borçlanmaların birikimi olarak öne çıkıyor.

Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığına göre, nüfusun yaşlanması ve Baby Boomer kuşağının kitlesel olarak emekliye ayrılmasıyla birlikte Sosyal Güvenlik ile Medicare sağlık sigortası sistemine yapılan harcamaların artması da mali baskıyı derinleştiriyor.

Öte yandan, sekiz yıldan kısa bir süre önce 20 trilyon dolar seviyesinde olan ABD federal borcunun nispeten kısa bir süre içinde iki katına ulaşması dikkat çekiyor.

Sorun sadece rakamda değil

Borcun 40 trilyon dolar seviyesine ulaşması, ABD ekonomisinin ani bir finansal krizle karşı karşıya olduğu anlamına gelmiyor. Küresel rezerv para birimini ihraç eden ABD’nin son derece geniş ve derin bir tahvil piyasasına sahip olması, ülkeye olağanüstü bir borçlanma kapasitesi sağlıyor.

Ancak borç stoğundaki artış hızının, gelirler ve ekonomik büyüme oranlarıyla kıyaslandığında yüksek seyretmesi ana endişe kaynağını oluşturuyor. Borç miktarı arttıkça hükümet, bütçe açığını finanse etmek ve mevcut borçları çevirebilmek için daha fazla Hazine tahvili ihraç etmek zorunda kalıyor. Yatırımcıların bu tahvilleri satın almak için daha yüksek getiri talep etmesi halinde ise hükümetin borçlanma maliyetleri yükseliyor ve buna bağlı olarak faiz yükü ağırlaşıyor.

Faiz... En endişe verici konu

Mali yıl içinde borç faiz ödemelerinin 1 trilyon doları aşması beklenirken, söz konusu kalem beş yıl içinde üç kattan fazla artış gösterdi.

Bu durum mali tablodaki temel sorunu gözler önüne seriyor: Söz konusu bütçe kaynakları yeni projelere veya altyapı yatırımlarına değil, geçmişte biriken borçların maliyetini karşılamaya ayrılıyor.

Faiz oranlarının yüksek seyretmesiyle birlikte, yeni borçlanmalar ve vadesi gelen borçların yeniden finansmanı daha maliyetli hale geliyor. Bu tablonun ise artan borç stokunun daha yüksek faiz yüküne, bunun genişleyen bütçe açığına ve nihayetinde daha fazla borçlanmaya yol açtığı kısır bir döngüyü tetiklemesinden endişe ediliyor.

Yatırımcılar neden Hazine tahvillerine ilgi duyuyor?

ABD Hazine tahvilleri yalnızca hükümetin borçlanma maliyetini belirlemekle kalmıyor, aynı zamanda küresel ekonominin büyük bir bölümünü doğrudan etkiliyor.

xstryn6
New York’ta Ulusal Borç Saati’nin önünden geçen bir adam, 19 Ağustos 2026 (Reuters)

Özellikle 10 ve 30 yıl vadeli Hazine tahvil getirileri, finansal piyasalardaki borçlanma maliyetleri için temel bir referans noktası olarak kabul ediliyor. Tahvil getirilerinde yaşanan artış; konut kredisi (mortgage), taşıt kredisi ve şirket finansmanı maliyetlerinin de yükselmesine yol açıyor.

Bu durum, tırmanan borç stokunun ve yükselen tahvil getirilerinin yalnızca kamu bütçesiyle sınırlı kalmadığını, tüketicilerden şirketlere ve finansal piyasalara kadar geniş bir alana yayıldığını gösteriyor.

Tahvil getirileri neden şimdi yükseldi?

Borç miktarının 40 trilyon dolara ulaşması, küresel piyasalarda uzun vadeli tahvillerde yaşanan satış dalgasıyla aynı döneme denk geldi

Yatırımcıların artan kamu borç stoku, piyasadaki tahvil arzının yükselmesi, süregelen enflasyon, tırmanan petrol fiyatları ve ABD Merkez Bankası’nın (FED) para politikasına ilişkin belirsizlikler gibi birden fazla risk faktörünü eş zamanlı olarak değerlendirdiği belirtiliyor.

Bu gelişmelerle birlikte ABD 30 yıllık Hazine tahvili getirisi bu hafta yüzde 5,3 seviyesini aşarak 2007 yılından bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.

Yükselen tahvil getirileri; enflasyon endişeleri, genişleyen kamu borçlanması ve artan risk primi nedeniyle yatırımcıların ABD hükümetine borç vermek için daha yüksek bir getiri talep ettiğine işaret ediyor.

ABD Hazine Bakanlığı’nın müdahalesi tabloyu değiştirir mi?

ABD Hazine Bakanlığı, piyasa likiditesini desteklemek ve tahvil getirilerindeki sert yükselişi dizginlemek amacıyla uzun vadeli tahvil geri alım operasyonlarının tutarını işlem başına en az 4 milyar dolara çıkardığını duyurdu.

Söz konusu hamle tahvil getirilerinde geçici bir düşüş sağlasa da yükselişin temelinde yatan artan borçlanma ihtiyacı, mali bütçe açığı ve enflasyon endişeleri gibi kök nedenleri ortadan kaldırmıyor. Analistler, temel mali eğilimlerde değişime gidilmediği sürece geri alım operasyonlarının etkisinin kısa vadeli kalabileceğini değerlendiriyor.

ABD’nin borcu kritik noktaya ulaştı mı?

ABD’nin borçlanma kapasitesini koruduğu ve Hazine tahvillerinin küresel finans sisteminde en yaygın kullanılan varlıklar arasında yer almaya devam ettiği belirtiliyor. Ancak borç stokunun; ekonomik büyüme ve kamu gelirlerinden daha hızlı bir tempoda artmayı sürdürmesi halinde risklerin derinleşebileceği ifade ediliyor.

Bu doğrultuda temel riskin tek başına 40 trilyon dolarlık eşik değil, faiz oranlarının yüksek seyrettiği bir konjonktürde ABD ekonomisinin bu borç yükünü gelecekte ne ölçüde taşıyabileceği olduğu vurgulanıyor.

efrgty
ABD Hazine Bakanlığı binası (Reuters)

Özetle, 40 trilyon dolarlık borç seviyesi yalnızca bir rekoru değil, ABD’nin borçlanma maliyetlerinin; ekonomi, finansal piyasalar ve kamu bütçesi üzerinde bir baskı unsuruna dönüşmeksizin bütçe açığını finanse edebilme kapasitesinin testini temsil ediyor.

Faiz yükü arttıkça, kamu kaynaklarının daha büyük bir kısmı yatırımlar, savunma ve sosyal programlar yerine borç servisine ayrılmak zorunda kalıyor. Dolayısıyla 40 trilyon dolar eşiğinin aşılmasının ardından, borç miktarının ulaştığı seviyeden ziyade, bunun yarattığı ekonomik ve siyasi maliyetler daha zorlu bir hal almadan önce bu tırmanışın ne kadar sürdürülebileceği sorusu gündemdeki yerini koruyor.


ABD'nin borcu ilk kez 40 trilyon doları aştı

40 trilyon doları ilk kez aşan ABD ulusal borcunu gösteren ekran (Reuters)
40 trilyon doları ilk kez aşan ABD ulusal borcunu gösteren ekran (Reuters)
TT

ABD'nin borcu ilk kez 40 trilyon doları aştı

40 trilyon doları ilk kez aşan ABD ulusal borcunu gösteren ekran (Reuters)
40 trilyon doları ilk kez aşan ABD ulusal borcunu gösteren ekran (Reuters)

ABD'nin ulusal borcu ilk kez 40 trilyon doları aşarak yeni bir rekora ulaştı. Bu gelişme, kamu borçlanmasının hızla birikmesini ve savunma harcamaları, sosyal programlar ile borç servisinin mali yükünün artmasını gösterirken, ABD ekonomisi ve gelecek nesiller üzerindeki olası etkiler konusunda da uyarıları beraberinde getirdi.

Borç dün bu seviyeye ulaştı. ABD'nin ulusal borcunun mart ayında 39 trilyon doları aşmasının üzerinden yalnızca beş ay, ekim ayında 38 trilyon dolara ulaşmasının üzerinden ise beş ay daha geçmiş olması, kamu yükümlülüklerinin son dönemde ne kadar hızlı arttığını ortaya koyuyor.

40 trilyon dolarlık eşik, ABD yönetiminin birbirleriyle yarışan harcama öncelikleriyle karşı karşıya olduğu bir dönemde aşıldı. Bunlar arasında savunma harcamalarının artırılması ve İran'daki savaşın finanse edilmesi de bulunuyor. Öte yandan yönetim, akaryakıt ve temel tüketim ürünlerinin maliyetlerini düşürme taahhüdünde bulunuyor.

Beyaz Saray Sözcüsü Kush Desai, Başkan Donald Trump yönetiminin federal kaynaklardaki israf, yolsuzluk ve kötüye kullanımı azaltmaya odaklandığını, bunun yanı sıra ekonomik büyümeyi hızlandırarak, borcun gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) oranını düşürmeyi hedeflediğini söyledi.

Borcun yükü Amerikalıların cebine yansıyor

Ancak maliye uzmanları, borçtaki artışın artık yalnızca kamu maliyesini ilgilendiren bir mesele olmaktan çıktığına, yaşam ve finansman maliyetlerini de etkilemeye başladığına dikkat çekiyor.

Kamu borçlanmasının ve borç servis maliyetlerinin yükselmesi, piyasa faizleri üzerindeki baskıyı artırarak mortgage ve taşıt kredilerinin maliyetini yükseltebilir. Şirketlerin yatırımlara ayırabileceği kaynakların azalması ise ücret artışlarını sınırlayabilir ve bazı mal ve hizmetlerin maliyetlerini artırabilir.

Peterson Foundation Başkanı Michael Peterson, milletvekillerinin ABD maliyesini hem bugün hem de gelecek nesiller için yaşam standartlarını iyileştirecek, daha sürdürülebilir ve yükümlülüklerin karşılanabileceği bir yola sokmasının zamanının geldiğini ifade etti.

Washington'da ulusal borcu gösteren elektronik ekran (AFP)
Washington'da ulusal borcu gösteren elektronik ekran (AFP)

Borç, art arda gelen yönetimler döneminde birikti

ABD'nin borcu, hükümet harcamalarının vergi gelirlerini aşmayı sürdürmesiyle art arda gelen başkanlık dönemlerinde birikti.

Kovid-19 salgını, borcun yükselmesinde en önemli etkenlerden biri oldu. Hükümet, Trump'ın ilk başkanlık döneminde ve eski Başkan Joe Biden yönetiminde kriz sırasında ekonomiyi desteklemek ve toparlanmayı finanse etmek amacıyla yoğun şekilde borçlandı.

Kongre de Trump'ın geçen yıl vergi indirimlerini ve harcamaları artıran bir yasayı imzalamasının ardından ilave harcamaları onayladı. Bu durum kamu maliyesi üzerindeki baskıyı daha da artırdı.

Bütçe disiplinini savunan çevreler, borçlanmanın ve faiz ödemelerinin artmaya devam etmesinin hükümeti gelecekte farklı harcama programları arasında daha zorlu tercihler yapmaya zorlayacağı uyarısında bulunuyor.

Bipartisan Policy Center Üst Yöneticisi Margaret Spellings, mevcut borç seyrinin “sürdürülemez” olduğunu belirterek, yapay zekâ kaynaklı çalkantılar, ekonomik durgunluk veya küresel savaşlar gibi ilave şokların borç sorununu kapsamlı bir krize dönüştürebileceği uyarısında bulundu.

Borç tavanı yeniden yaklaşıyor

Riskler yalnızca borcun büyüklüğüyle sınırlı değil. Kongre tarafından belirlenen ve hükümetin yasal olarak borçlanabileceği miktarı sınırlayan borç tavanı da yeniden gündeme geliyor.

Bipartisan Policy Center'ın tahminine göre ABD'nin 41,1 trilyon dolarlık borç tavanına 2027'nin kış sonu ile yaz ortası arasındaki dönemde ulaşması muhtemel. Bu durumda Kongre'nin borç tavanını yeniden yükseltmek veya askıya almak için oylama yapması gerekecek.

Bu tablo, borç servis maliyetinin bütçe üzerindeki başlıca baskı unsurlarından biri haline geldiği, uzun vadeli tahvil getirilerinin yüksek seviyelere yöneldiği ve piyasaların hükümetin ihraç ettiği borçların miktarına karşı daha hassas hale geldiği bir dönemde ABD maliyesini yeni bir sınavla karşı karşıya bırakıyor.

Dolayısıyla 40 trilyon dolarlık eşiğin aşılması yalnızca yeni bir rekor anlamına gelmiyor; borcun finansman maliyetinin yükseldiği ve maliye politikasının hareket alanının daraldığı bir dönemde ABD'nin mali sorunlarının büyüdüğüne işaret ediyor.


Ruslar bankalara hücum etti: Likidite sorunları artabilir

Fotoğraf: TASS
Fotoğraf: TASS
TT

Ruslar bankalara hücum etti: Likidite sorunları artabilir

Fotoğraf: TASS
Fotoğraf: TASS

Ruslar, Kremlin'in savaşın finansmanı için hesaplara el koyabileceği endişesiyle bankadaki paralarını çekiyor.

Washington Post'un haberine göre Ukrayna'nın, Rus enerji altyapısını hedef alan drone saldırılarını yoğunlaştırması nedeniyle Moskova yönetiminin mevduatlara el koyabileceğine yönelik endişeler artıyor.

Rusya Merkez Bankası verilerine göre banka hesaplarından ağustosun ilk iki haftasında yaklaşık 286,4 milyar ruble (yaklaşık 161 milyar TL) çekildi. Bu miktar temmuzda 621,7 milyar ruble (yaklaşık 350 milyar TL), haziranda ise 383,2 milyar rubleydi (yaklaşık 215 milyar TL).

Yıl başından bu yana çekilen toplam para ise Rusya'nın Ukrayna'yı işgal ettiği ilk yılda sistemden çıkan 2,10 trilyon rubleyi (yaklaşık 1,2 trilyon TL) şimdiden aştı.

Rusya'nın en büyük bankası Sberbank'ın üst düzey yöneticisi Taras Skvortsov, bu yılki toplam para çekme tutarının, işgalin ilk yılındaki miktarın neredeyse iki katına ulaşabileceğini öngörüyor. Çıkışların sürmesi halinde bankacılık sektöründeki likidite sorunlarının ağırlaşacağı uyarısında bulunuyor.  

Eski Rusya Merkez Bankası danışmanı Alexandra Prokopenko, sözkonusu durumun bankacılık sistemine duyulan güvenin zayıfladığını gösterdiğini söylüyor. Prokopenko, hükümetin hesaplara el koymasının düşük ihtimal olduğunu ancak para çekme işlemlerine sınırlama getirilebileceğini savunuyor.

Şirketler de paralarını Rusya dışına çıkarmaya çalışıyor. Rusya Merkez Bankası verilerine göre 2026'nın ikinci çeyreğinde ülkeden 800,5 milyar rubleden (yaklaşık 450 milyar TL) fazla para transfer edildi.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan Moskovalı bir iş insanı "Yapabilen herkes parayı ülke dışına çıkarmaya çalışıyor. Fakat bu gittikçe zorlaşıyor" diyor. Firmaların ve yöneticilerin, Kazakistan, Kırgızistan ve Ermenistan'da aracı kurum hesapları açarak sermayeyi Rusya dışına taşıdığını ifade ediyor.  

Ukrayna'nın, enerji altyapısının yanı sıra "Rusya'nın Amazon'u" diye anılan e-ticaret devi Wildberries'in depolarına düzenlediği saldırılar da büyük yankı uyandırıyor.

Kiev güçleri 18 Temmuz'dan bu yana firmaya ait 20'den fazla depoyu vurdu. Bazı ekonomistler 6 milyar dolardan fazla malın yok edildiğini ve Wildberries altyapısında 3 milyar dolardan fazla hasar oluştuğunu söylüyor.

Rus devletine ait kalkınma bankası VEB'in başekonomisti Andrey Klepaç'ın, Ukrayna savaşını eleştiren konuşmasının gündeme gelmesinin ardından görevden alınması da dikkat çekmişti. Klepaç, mayısta bir ekonomi forumunda yaptığı ancak kamuoyuna geçen hafta yansıyan açıklamasında, Ukrayna'ya karşı yürüttüğü yıpratma savaşı nedeniyle Rus ekonomisinin geri kalacağını söylemişti.  

Independent Türkçe, Washington Post, Telegraph, TASS