Bakan Bayraktar: Gabar'da 40 bin varil günlük üretimi geçmiş bulunuyoruz

Fotoğraf: Aziz Aslan/AA
Fotoğraf: Aziz Aslan/AA
TT

Bakan Bayraktar: Gabar'da 40 bin varil günlük üretimi geçmiş bulunuyoruz

Fotoğraf: Aziz Aslan/AA
Fotoğraf: Aziz Aslan/AA

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Gabar'da 33 kuyuda ulaşılan günlük petrol üretimine ilişkin, "Cumhuriyet tarihinin bir rekoru ile buradayız. Bugün itibarıyla 40 bin varil günlük üretimi burada geçmiş bulunuyoruz." dedi.

Şırnak'ta Gabar Dağı bölgesindeki Şehit Aybüke Yalçın Petrol Üretim İstasyonlarında incelemelerde bulunan Bayraktar, yetkililerden çalışmalara ilişkin bilgi aldı.

Çıkarılan petrolü de inceleyen Bayraktar, burada basın mensuplarına yaptığı açıklamada, herkesin Ramazan Bayramı'nı kutladığını belirtti.

Bayramın ikinci gününde Şırnak'ta Gabar'da olduklarını ifade eden Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye petrollerinin şehit Aybüke Yalçın ve Şehit Esma Çevik petrol sahalarındaki çalışmaları yerinde görmek, buradaki arkadaşlarımızla bayramlaşmak için geldik. Bugün bizim için müstesna bir gün. Hem Ramazan Bayramı'nı idrak ediyoruz. Ama aynı zamanda bugün Cumhuriyet tarihinin bir rekoruyla buradayız. Allah'a hamdolsun bugün itibarıyla 40 bin varil günlük üretimi burada geçmiş bulunuyoruz. Bu, Türkiye'de en kaliteli petrolü ürettiğimiz ve en çok petrolü ürettiğimiz gün olarak açıkçası tarihe geçen bir gün."

- "Bugün Türkiye tarihinde önemli bir gün"

Petrol üretim sahalarında çalışan herkesi tebrik eden, burada gece gündüz vazife yürüten güvenlik güçlerine, jandarma ekiplerine de teşekkür eden Bayraktar, bu üretimde onların büyük emekleri olduğunu vurguladı.

Bu yolda ilk günden bu yana kendilerini destekleyen ve çalışmaları gece gündüz takip eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a da şükranlarını sunduğunu dile getiren Bayraktar, kendilerine dualarıyla destek olan millete de teşekkürlerini iletti.

"Bugün Türkiye tarihinde önemli bir gün. Bugün itibarıyla Türkiye'de üretimimiz 100 bin varili toplamda geçmiş oldu. Şırnak açık ara Türkiye'nin artık net bir şekilde petrol şehridir, petrol başkentidir. İnşallah daha gidecek yolumuz var. Yılbaşında '2024 sonu hedefimiz günde 100 bin varile çıkabilmek.' demiştik. Şu anda 33 kuyuda bu üretimi gerçekleştirdik. Kuyu başı ortalama üretimimiz 1200 varili geçmiş durumda. Hedefimiz olan 95 kuyuya geldiğimizde yıl sonunda bu rakamlara ulaşmış olacağız." ifadelerini kullanan Bayraktar, bu gelişmenin Türkiye'nin özellikle enerjideki dışa bağımlılığını düşürmek için fevkalade önemli bir gelişme olduğunu vurguladı.

Bayraktar, çalışmaların aralıksız, kesintisiz devam edeceğini belirterek, yeni keşif kuyularının da olduğunu aktardı.

Hakkari'de, Van sınırında yeni kuyular olacağına işaret eden Bayraktar, bu yıl içerisinde o kuyularda da yapacakları keşiflerle bu üretim rakamlarının çok daha ileri seviyeye ulaşacağını söyledi.

- "Türkiye'nin en kaliteli petrolünü burada üretiyoruz"

Bayraktar şunları kaydetti:

"Burada yer yer 2 bin 500 yer yer 2 bin 800 metre ama özellikle Şehit Teğmen Akdeniz bölgesinde o sahada da 4 bin 500 metrelere varan derinliklerde bu üretimi gerçekleştiriyoruz. Yönlü sondajlar yapıyoruz. Bir kilometreye yakın yaklaşık 30 derece açıyla yönlü sondajlarla üretiliyor. Hakikaten teknik olarak da çok önemli bir faaliyet gerçekleştiriyoruz. Dolayısıyla bütün bu faaliyetlerle bugün 200'ün üzerinde tankerle bu ham petrolü taşıyoruz. Ama şu anda yapımı devam eden, yaklaşık yüzde 50'sini bitirdiğimiz, 35 kilometrelik ham petrol boru hattıyla da inşallah bu petrolü BOTAŞ'ın İdil istasyonuna götüreceğiz ve oradan da Ceyhan'a Dörtyol'a kadar ulaştıracağız. Dolayısıyla yoğun hummalı bir çalışma burada devam ediyor. Türkiye'nin en kaliteli petrolünü burada üretiyoruz. Burada 13 Eylül 2021'den itibaren çalışmalarımız yaklaşık 10 milyon varillik toplam petrol üretimini bizi getirdi. 3 bine yakın arkadaşımız burada çalışıyor. Dolayısıyla burada bu faaliyetler arttıkça inşallah Şırnak'a bu bölgeye çok ciddi bir iş, istihdam katkısı da olacak. Bu beraberinde diğer ekosistemi de buraya getirecek ve hakikaten bir dönem terörle anılan Gabar, Şırnak, bu bölge hakikaten artık zenginlikle ve istihdam artışıyla anılacak. Hem bu bölgeye hem de ülkemizin ekonomisine güç katmaya, can katmaya inşallah devam edecek."

- "Bayramı günlük 40 bin varil üretimi aşarak kutlamış oluyoruz"

Şırnak'ın Türkiye ve dünya için önemli bir petrol geçiş güzergahı olduğunu dile getiren Bayraktar, Irak- Türkiye petrol boru hattının buradan geçtiğini, o petrolün ülkenin ihtiyacı olarak kullanılacağını, dünya piyasalarına ulaşacağını, bölgenin gelişeceğini belirtti.

Bayraktar, "İnşallah yeni keşiflerle hem burada hem de Karadeniz'de doğal gaz keşiflerimizle de milletimize yeni müjdeleri paylaşırız. Bayramı günlük 40 bin varil üretimi aşarak kutlamış oluyoruz. Sayın Valimiz, vekilimiz, güvenlik güçlerimiz bütün bir ekip olarak burada büyük bir uyum içerisinde çalışmalarımızı yapıyoruz, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz." dedi.

- Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Günlük 100 bin varil hedefine inanıyorum ki en kısa zamanda ulaşacaksınız"

Bakan Bayraktar buradan telefonla Cumhurbaşkanı Erdoğan ile de görüştü.

Gabar'daki incelemelerine ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bilgi veren Bayraktar, "Bugün bizim için ayrı bir bayram. Hamdolsun bugün 33 kuyuda 40 bin varilin üzerine ilk kez çıktık. İnşallah zatıalinizin koyduğu 100 bin varil hedefine bu yıl sonuna kadar ulaşmak için gece gündüz burada yaklaşık 3 bin kişilik bir ekip, güvenlik güçlerimiz hep beraber çalışıyoruz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da bugün ulaşılan seviye için şahsı, ailesi ve milleti adına emeği geçen herkesi tebrik ettiğini söyledi.

Erdoğan şunları kaydetti:

"Günlük 100 bin varil hedefine inanıyorum ki en kısa zamanda ulaşacaksınız. Çünkü sizin idealleriniz var ve bu ideallerden şu ana kadar hiç taviz vermediniz ve her geçen gün de bu hedefe doğru yürüdünüz, yürüyorsunuz. İnanıyorum ki Gabar bu işin artık mühendisi olacak ve petrol üretiminde inşallah en kısa zamanda bu hedefe varmak suretiyle bizim gücümüze güç, milletimizin iradesine farklı bir irade koyacaksınız. Gabar'da inşallah istihdamı daha da artıracaksınız. Şu anda milletvekili arkadaşlarım ve tüm işçi kardeşlerim el ele vermek suretiyle buranın zenginliğine zenginlik katacaksınız. Sizleri gözlerinizden öpüyorum, bu mübarek bayram gününde en kalbi duygularla selamlıyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun. Sizleri Allah'a emanet ediyorum."

AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar da "Sayın Cumhurbaşkanım, bayramınız mübarek olsun, saygılarımızı arz ediyoruz. 100 bin varile ulaştığımızda sizi burada ağırlamaktan şeref duyarız." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "Şimdi 100 bin hedefinin takvimi nedir?" sorusu üzerine Bakan Bayraktar, yıl sonuna kadar hedeflerinin 95 kuyuya çıkmak olduğunu aktardı.

Bakan Bayraktar'a Gabar'daki temaslarında, Şırnak Valisi Cevdet Atay, İl Emniyet Müdürü Cemal Dalman, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Murat Bulut, TPAO Genel Müdürü Ahmet Türkoğlu, TPAO Şırnak Bölge Müdürü Oğuz Şahin, AK Parti il Başkanı İbrahim Halil Erkan da eşlik etti.



Çin yatırımı artırıyor: Endonezya alüminyum devi olma yolunda

Endonezya hükümeti, işlenmiş ürün ihracatını artırarak daha fazla katma değer elde etmek için alüminyum üretiminde kullanılan boksit cevherinin ihracatını 2023'te yasaklamıştı (Reuters)
Endonezya hükümeti, işlenmiş ürün ihracatını artırarak daha fazla katma değer elde etmek için alüminyum üretiminde kullanılan boksit cevherinin ihracatını 2023'te yasaklamıştı (Reuters)
TT

Çin yatırımı artırıyor: Endonezya alüminyum devi olma yolunda

Endonezya hükümeti, işlenmiş ürün ihracatını artırarak daha fazla katma değer elde etmek için alüminyum üretiminde kullanılan boksit cevherinin ihracatını 2023'te yasaklamıştı (Reuters)
Endonezya hükümeti, işlenmiş ürün ihracatını artırarak daha fazla katma değer elde etmek için alüminyum üretiminde kullanılan boksit cevherinin ihracatını 2023'te yasaklamıştı (Reuters)

Dünyanın en büyük nikel üreticisi Endonezya, Çinli firmaların yatırımlarıyla alüminyum sektöründe de ivme yakalamaya hazırlanıyor.

Güneydoğu Asya'nın popüler turistik noktalarından Bintan Adası, artık Çinli alüminyum şirketlerinin yatırımlarıyla gündemde.

Financial Times'ın analizine göre, Çin merkezli Shandong Nanshan Aluminium'un çoğunluk hissesine sahip olduğu Bintan'daki tesis, Güneydoğu Asya'nın en büyük alümina üretim merkezlerinden biri haline geldi. Alümina, genellikle ticari veya endüstriyel kullanım için işlenerek alüminyum oksit haline getiriliyor.

Çinli Tsingshan Holding Group da Endonezya'nın Kuzey Maluku bölgesinde 3 milyar dolarlık yeni bir alüminyum eritme tesisi kurulmasıyla ilgili görüşmeler yapıyor.

Goldman Sachs'ın tahminlerine göre Endonezya'nın küresel birincil alüminyum üretimindeki payı 2030'a kadar yüzde 1'den yüzde 5'e çıkacak. Ülke aynı zamanda küresel üretim artışının yüzde 40'ını tek başına karşılayabilir.

Ev eşyalarından savunma sanayine ve yapay zeka veri merkezlerine kadar geniş bir kullanım alanına sahip madenin tedarik zincirindeki kırılganlık, İran savaşıyla bir kez daha gündemde. Ortadoğu, küresel alüminyum arzının yaklaşık yüzde 10'unu sağlıyor.

Diğer yandan Endonezya'da alümina üretimi hızlı bir yükseliş gösterdi. 2022'de 3,3 milyon ton olan üretim, geçen yıl 5,9 milyon tona çıktı. Liman verileri de hem yerel hem ithal kaynaklardan yapılan sevkıyatların belirgin şekilde arttığını ortaya koyuyor.

Bu büyümenin arkasında önemli bir neden de Çin'deki üretim kısıtlamaları. Pekin yönetimi 2017'de alüminyum eritme kapasitesine üst sınır getirmişti. Bu nedenle Çinli şirketler yeni yatırımlar için yurtdışına yöneliyor.

Bazı uzmanlar, Endonezya'daki üretim artışının Ortadoğu kaynaklı kayıpları telafi edebileceğini savunuyor.

JPMorgan'dan Greg Shearer, son dönemdeki yüksek fiyatların Endonezya'daki kapasite artışını hızlandırabileceğini ancak yeni arzın etkisinin tesisler devreye girdikçe 2027'den itibaren hissedileceğini söylüyor.

Öte yandan aşırı arz riskine dikkat çeken Wittsend Commodity Advisors'ın başkanı Greg Wittbecker şu yorumu yapıyor:

Endonezya'daki bu metal üretiminin piyasayı bir anda aşırı arzla doldurarak yükseliş eğilimini sonlandırmasından endişeleniliyor. Yine de bu metale ihtiyacımız var.

Independent Türkçe, Financial Times, Fastmarkets 


‘İstikrara kaçış’, Suudi Arabistan gayrimenkul sektörünü canlandırıyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)
TT

‘İstikrara kaçış’, Suudi Arabistan gayrimenkul sektörünü canlandırıyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)

Jeopolitik dalgalanmaların bölgesel yatırım haritasını yeniden şekillendirdiği bir dönemde Suudi Arabistan, ‘istikrarın kalesi’ ve sermaye için güvenli liman olarak öne çıktı. Uzmanlar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları değerlendirmede, bu süreçte en büyük kazancı gayrimenkul sektörünün elde ettiğini ve sektörde yüzde 20 ila 30 arasında değişen olağanüstü bir büyüme kaydedildiğini belirtti. Uzmanlara göre bu canlanma tesadüfi değil; güçlü mali tamponlar ve Vizyon 2030 kapsamında yürütülen yapısal reform programlarının bir sonucu. Söz konusu politikaların, dış şokları absorbe etmede ve bölgesel krizleri sürdürülebilir büyüme fırsatlarına dönüştürmede yüksek etkinlik gösterdiği ifade ediliyor.

Ekonomik açıdan dikkat çeken bir diğer unsur ise mevcut bölgesel çatışmaların, Suudi Arabistan’ın esnek kamu politikalarıyla desteklenen cazip bir yatırım destinasyonu olduğunu daha görünür hale getirmesi oldu.

Bu gelişmelerin, özellikle krizlerden etkilenen ülkelerden gelen yatırımcı ve nüfus hareketliliği sayesinde gayrimenkul piyasasına doğrudan yansıdığı kaydedildi. Artan talep, konut ve otel doluluk oranlarında belirgin bir yükselişe yol açarken, ülkeye yönelik seyahat ve ekonomik faaliyetlerde de ivme kazandırdı.

Küresel ölçekte enerji, emtia ve tedarik zincirleri üzerindeki baskılara rağmen, Suudi gayrimenkul sektörünün pozitif yönde ayrıştığına dikkat çekiliyor. Nitekim, ülke genelinde kira getirilerinin ortalama yüzde 20 ila 30 arasında artış göstermesi, bu güçlü talebin somut göstergesi olarak değerlendiriliyor. Bu tablo, Suudi ekonomisinin zorlu küresel koşullara rağmen istikrarlı ve kazançlı bir yatırım ortamı sunma kapasitesini ortaya koyuyor.

Olumlu etki

Suudi yatırımcı ve Riyad Ticaret ve Sanayi Odası yönetim kurulu üyesi Muhammed el-Murşid, mevcut savaşın kısa vadede gayrimenkul talebi üzerinde ‘dikkate değer bir pozitif etki’ yarattığını belirtti. Murşid, özellikle Riyad, Cidde ve Doğu bölgesindeki büyük şehirlerde kira talebinin arttığını, ancak bunun tek başına belirleyici bir unsur olmadığını, daha önce başlayan bir eğilimi güçlendirdiğini ifade etti.

Murşid, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu artışı, savaştan doğrudan etkilenen ülkelerdeki nüfus hareketliliğine bağladı. Bölgedeki hava sahalarının kısmen kapanması ve uçuşların aksaması nedeniyle, Körfez ülkelerinde bulunan yolcu ve yerleşiklerin daha istikrarlı bir merkez olarak görülen Suudi Arabistan’a yöneldiğini kaydetti.

Bu hareketliliğin bazı durumlarda kara yoluyla Riyad’a geçiş şeklinde gerçekleştiğini belirten Murşid, bunun kısa süreli kiralık konutlar ve otellere yönelik ani talep artışına yol açtığını, eşyalı konutlarda geçici baskı oluşturduğunu ve şirketlerin talebini artırdığını dile getirdi.

Murşid, “Bölgesel istikrarsızlık dönemlerinde şirketler, çalışanlarını daha güvenli ülkelere kaydırma ve daha istikrarlı siyasi ve ekonomik ortamlarda ofislerini güçlendirme eğilimindedir” dedi. Bu durumun, ekonomik ağırlığı ve göreli güvenlik istikrarı sayesinde Suudi Arabistan lehine sonuç verdiğini vurguladı.

Öte yandan küresel enflasyon baskılarının da etkili olduğuna dikkat çeken Murşid, savaş nedeniyle artan enerji fiyatları ile nakliye ve sigorta maliyetlerinin inşaat maliyetlerini yükselttiğini ifade etti. Küresel tahminlere göre bu faktörlerin, gayrimenkul fiyatlarını yüzde 15 ila 20 oranında artırdığı belirtildi.

Murşid, savaşın Suudi gayrimenkul sektöründe yüzde 20 ila 30 arasında bir canlanmaya katkı sağladığını belirterek, bunu Vizyon 2030 kapsamındaki programların etkili şekilde dış şokları absorbe etmesine ve artan nüfusla birlikte yükselen iç talebe bağladı.

Suudi Arabistan gayrimenkul sektörü ‘en büyük kazanan’

Eş-Şuruk Ekonomik Araştırmalar Merkezi Başkanı Dr. Abdurrahman Başen, Murşid’in değerlendirmelerine katılarak, Suudi Arabistan’daki gayrimenkul sektörünün mevcut jeopolitik gelişmelerin en büyük kazananı olduğunu vurguladı.

Başen’e göre bu başarının temelinde, tamamen iç dinamiklerle beslenen ve güçlü kalmayı sürdüren yerel talep yatıyor. Bölgedeki diğer sektörlerin dalgalanmalardan olumsuz etkilenmesine rağmen, gayrimenkul talebinin artmaya devam ettiği ifade edildi.

Başen ayrıca, dikkat çekici bir ekonomik paradoksa işaret etti. Hürmüz Boğazı’nın neredeyse tamamen kapanması nedeniyle küresel petrol arzında düşüş yaşanmasına rağmen, ham petrol fiyatlarındaki keskin artışın ihracat hacmindeki gerilemeyi telafi ettiğini belirtti. Bu durumun, toplam devlet gelirlerini artırarak kamu harcamalarının devamlılığını sağladığını dile getirdi. Artan gelirlerin, özellikle büyük ölçekli gayrimenkul projeleri ve altyapı yatırımlarına yönlendirilmesinin, piyasa için kritik bir güvence oluşturduğu ve sektörün dayanıklılığını güçlendirdiği değerlendiriliyor.

Üç motor

Başen, mevcut krizin tetiklediği ve piyasaya ek bir ivme kazandıran 3 temel unsuru belirledi:

1- Talepte geçici artış: İstikrar arayışındaki nüfus ve şirketlerin hareketliliğinin bir sonucu.

2- Fiyatlarda doğal artış: Küresel olarak artan inşaat ve lojistik maliyetleri nedeniyle.

3- Stratejik konumun pekiştirilmesi: Suudi Arabistan’ın, alternatifi olmayan bir ‘bölgesel yatırım merkezi’ olarak imajının güçlendirilmesi.

Başen, gelinen noktada Suudi gayrimenkul sektörünün ‘akıllı bir denge’ içinde hareket ettiğini belirtti. Buna göre sektör, bir yandan güçlü iç talep tarafından desteklenirken, diğer yandan bölgesel krizlerin tetiklediği dış talep fırsatlarından besleniyor.

Bu çift yönlü dinamik yapının, sektöre kısa ve orta vadede yüksek uyum kabiliyeti kazandırdığı ve değişen koşullara karşı dayanıklılığını artırdığı ifade ediliyor. Bu çerçevede Başen, gayrimenkul sektörünün Suudi ekonomisi içinde istikrarlı ve stratejik bir rol oynamayı sürdürdüğü değerlendirmesinde bulundu.

Suudi Arabistan’ın bölgesel bir yatırım cenneti olarak konumunun güçlendirilmesi

Genel tabloya ilişkin ortak değerlendirmede Başen ve Murşid, mevcut krizin Suudi Arabistan’ın ‘bölgesel yatırım merkezi’ konumunu yeniden pekiştirdiği konusunda görüş birliğine vardı. Uzmanlara göre bu tabloyu şekillendiren üç temel unsur öne çıkıyor: güvenliğe yönelen göç hareketleriyle oluşan güçlü talep artışı, küresel maliyetlerdeki yükselişle paralel ilerleyen fiyat artışları ve uluslararası düzeyde ulusal ekonomiye duyulan güvenin güçlenmesi.

İki uzman, Suudi gayrimenkul sektörünün bugün yüksek esneklik ve uyum kapasitesine sahip olduğuna dikkat çekti. Sektörün, sürdürülebilir iç talebe dayanan sağlam bir temel üzerine kurulu olduğu, bunun yanında bölgesel gelişmelerin tetiklediği dış talep ile de desteklendiği ifade edildi. Bu dinamik yapı sayesinde sektörün, kısa ve orta vadede cazibesini koruyarak diğer alanlara kıyasla üstün performans sergilemeye devam etmesinin beklendiği vurgulandı.


BAE, OPEC ve OPEC+’tan çekildiğini açıkladı

OPEC logosunun önünde bir petrol platformu maketi (Reuters)
OPEC logosunun önünde bir petrol platformu maketi (Reuters)
TT

BAE, OPEC ve OPEC+’tan çekildiğini açıkladı

OPEC logosunun önünde bir petrol platformu maketi (Reuters)
OPEC logosunun önünde bir petrol platformu maketi (Reuters)

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), bugün (Salı) yaptığı açıklamada, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC+ ittifakından ayrılma kararı aldığını duyurdu. Kararın 1 Mayıs 2026 itibarıyla yürürlüğe gireceği belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın Birleşik Arap Emirlikleri Haber Ajansı WAM’dan aktardığı habere göre bu karar BAE’nin uzun vadeli stratejik ve ekonomik vizyonuyla uyumlu olup, enerji sektöründeki dönüşümün bir parçası olarak yerel enerji üretimine yönelik yatırımların hızlandırılmasını içeriyor. Aynı zamanda ülkenin küresel enerji piyasalarının geleceğini öngören, sorumlu ve güvenilir bir üretici rolüne olan bağlılığını pekiştiriyor.

WAM’a göre karar, BAE’nin üretim politikası ile mevcut ve gelecekteki kapasitesine ilişkin kapsamlı bir değerlendirme sonrasında alındı. Ulusal çıkarların gerektirdiği bu adım, ülkenin piyasanın acil ihtiyaçlarını karşılamaya etkin biçimde katkı sağlama hedefiyle örtüşüyor. Körfez bölgesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki jeopolitik dalgalanmaların arz dinamiklerini etkilemeye devam ettiği bir dönemde, temel göstergeler küresel enerji talebinin orta ve uzun vadede artmayı sürdüreceğine işaret ediyor.

Küresel enerji sisteminin istikrarının, esnek, güvenilir ve makul maliyetli arzın sağlanmasına bağlı olduğu vurgulanan açıklamada, BAE’nin talepteki değişimlere verimli ve sorumlu şekilde yanıt verebilmek için yatırımlarını artırdığı, bu kapsamda arz güvenliği, maliyet etkinliği ve sürdürülebilirliğin önceliklendirildiği ifade edildi.

WAM, kararın onlarca yıllık yapıcı iş birliğinin ardından geldiğini belirterek, BAE’nin OPEC’e 1967’de Abu Dabi üzerinden katıldığını ve 1971’de federasyonun kurulmasının ardından üyeliğini sürdürdüğünü hatırlattı. Bu süre zarfında ülkenin, küresel petrol piyasasının istikrarına katkı sağladığı ve üretici ülkeler arasındaki diyaloğu güçlendirdiği ifade edildi.

Açıklamada, bu adımın enerji politikalarının evrimini yansıttığı ve piyasa dinamiklerine daha esnek yanıt verilmesini amaçladığı kaydedildi. BAE’nin OPEC’ten ayrılmasının ardından da piyasaya “kademeli ve ölçülü” üretim artışlarıyla katkı sunmaya devam edeceği belirtildi.

BAE, geniş ve rekabetçi kaynak tabanı sayesinde, enerji kaynaklarının geliştirilmesi için ortaklarıyla iş birliğini sürdüreceğini, bunun da ekonomik büyüme ve çeşitlenmeyi destekleyeceğini vurguladı.

Ülke ayrıca, OPEC ve OPEC+ çerçevesindeki çabaları takdir ettiğini, örgütte bulunduğu süre boyunca önemli katkılar ve fedakârlıklar yaptığını ifade etti. Ancak artık odağın ulusal çıkarlar, yatırımcılar ve ithalatçı ortaklara yönelik taahhütler ile piyasa ihtiyaçlarına kaydırılacağı belirtildi.

BAE, üretim politikalarında sorumluluk ilkesine bağlı kalacağını ve küresel arz-talep dengelerini gözeterek piyasa istikrarını desteklemeyi sürdüreceğini yineledi.

Ayrıca ülkenin, petrol ve gazın yanı sıra yenilenebilir enerji ve düşük karbon çözümlerini de kapsayan enerji değer zincirine yatırım yapmayı sürdüreceği, bunun enerji sisteminin uzun vadeli dönüşümüne katkı sağlayacağı ifade edildi.

BAE, elli yılı aşkın iş birliği için ortaklarına teşekkür ederken, küresel enerji piyasalarının istikrarını destekleme konusundaki aktif rolünü sürdüreceğini vurguladı. Açıklamada, bu kararın BAE’nin piyasa istikrarına olan bağlılığını değiştirmediği, aksine değişen piyasa koşullarına daha hızlı ve etkili yanıt verme kapasitesini güçlendirdiği kaydedildi.