ABD'nin yasakladığı TikTok satılacak mı?

TikTok'u ABD'de yaklaşık 170 milyon kişi kullanıyor (Reuters)
TikTok'u ABD'de yaklaşık 170 milyon kişi kullanıyor (Reuters)
TT

ABD'nin yasakladığı TikTok satılacak mı?

TikTok'u ABD'de yaklaşık 170 milyon kişi kullanıyor (Reuters)
TikTok'u ABD'de yaklaşık 170 milyon kişi kullanıyor (Reuters)

ABD Kongresi'nden çıkan yasak kararının ardından Çinli ByteDance firması, TikTok'u satmayı planlamadığını bildirdi.

Pekin merkezli şirket, sahibi olduğu çevrimiçi haber paylaşım platformu Toutiao üzerinden dün yaptığı açıklamada, "ByteDance'in TikTok'un satışı için çalışma yürüttüğüne dair yabancı basında çıkan haberler gerçeği yansıtmıyor. ByteDance'in TikTok'u satmak gibi bir planı yok" ifadelerine yer verildi. 

ABD Kongresi'nin üst kanadı Senato, 23 Nisan'daki oturumda TikTok'un satılmaması halinde ülkede yasaklanmasını öngören tasarıyı onaylamıştı. 

Ukrayna, İsrail ve Tayvan'a 95 milyar dolarlık askeri yardım paketiyle oylamaya sunulan tasarı, 18'e karşı 78 oyla kabul edilmişti. 

ABD Başkanı Joe Biden'ın imzasıyla yasalaşan karar kapsamında ByteDance'e TikTok'u satması için 9 ay süre tanınmıştı. 

TikTok CEO'su Shou Zi Chew, çarşamba günkü açıklamasında kararı mahkemeye taşıyarak itiraz edeceklerini söylemişti. 

ABD merkezli The Information sitesinin dünkü haberinde, ByteDance'in TikTok'u teknoloji sektörü dışında faaliyet gösteren Amerikan firmalarına satmayı planladığı öne sürülmüştü. 

Haberde, TikTok'un içerik önerilerini düzenleyen algoritması olmadan satılmasının hedeflendiği iddia edilmişti.

Fransız haber ajansı AFP, TikTok'un kullandığı bu özel algoritmanın Pekin yönetimi tarafından 2020'de koruma altına alındığını hatırlatarak, Çin'in onayı olmadan platformun satılamayacağını yazdı. 

ByteDance'e yakın olduklarını söyleyen ve kimliklerinin paylaşılmamasını isteyen yetkililer, Birleşik Krallık merkezli haber ajansı Reuters'a TikTok'un ABD'den tamamen çekilebileceğini söyledi.

Kaynaklar, ByteDance'in uygulamanın "gizli kaynağını" oluşturan algoritmanın Amerikalı firmaların eline geçmesindense platformun tamamen kapatılmasını tercih edeceğini savundu. 

Washington, ByteDance'in uygulama üzerinden veri topladığını ve Pekin'in TikTok'u propaganda amaçlı kullandığını öne sürmüştü. ByteDance ve Çin ise iddiaları defalarca yalanlamıştı. 

Twitter CEO'su Elon Musk 19 Nisan'daki paylaşımında ABD yönetiminin TikTok'u yasaklamaması gerektiğini söylemişti.

Independent Türkçe, AFP, Reuters, Wall Street Journal



Hürmüz Boğazı ablukası petrol akışını nasıl etkiler?

Khorfakkan Konteyner Terminali’ndeki petrol tankerleri (AFP)
Khorfakkan Konteyner Terminali’ndeki petrol tankerleri (AFP)
TT

Hürmüz Boğazı ablukası petrol akışını nasıl etkiler?

Khorfakkan Konteyner Terminali’ndeki petrol tankerleri (AFP)
Khorfakkan Konteyner Terminali’ndeki petrol tankerleri (AFP)

ABD ordusu bugün saat 14.00’ten itibaren İran limanlarına yönelik ve bu limanlardan çıkan deniz trafiğini yasaklayacağını açıkladı. Bu adımın, günlük yaklaşık 2 milyon varil İran petrolünün küresel piyasalara girişini engelleyerek arz sıkıntısını artırması bekleniyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre, planlanan abluka ve olası etkilerine ilişkin ayrıntılar şöyle:

Hafta sonu İslamabad’da ABD ile İran arasında yapılan barış görüşmelerinin sonuçsuz kalmasının ardından ABD Başkanı Donald Trump, donanmanın ‘Hürmüz Boğazı’na girmeye veya buradan çıkmaya çalışan tüm gemilere yönelik abluka uygulamasına başlayacağını’ duyurdu.

Daha sonra ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ablukanın yalnızca İran’a giden ve İran’dan çıkan gemilerle sınırlı olacağını açıkladı. Buna İran’ın Arap Körfezi ve Umman Denizi’ndeki tüm limanları da dahil. CENTCOM, İran dışındaki limanlara gidip gelen gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişinin engellenmeyeceğini ve seyrüsefer serbestisinin korunacağını vurguladı.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ise Trump’ın açıklamalarına karşılık, askeri gemilerin boğaza yaklaşmasının ateşkes ihlali sayılacağını ve buna ‘kararlı ve sert’ şekilde karşılık verileceğini bildirdi. Öte yandan emekli amiral Gary Roughead, İran’ın Körfez’deki gemilere ateş açabileceği veya ABD güçlerine ev sahipliği yapan Körfez ülkelerinin altyapısını hedef alabileceği uyarısında bulundu.

Bunun petrol akışı üzerindeki etkileri neler?

İran sevkiyatlarının engellenmesi, küresel piyasalar açısından önemli bir petrol kaynağının devre dışı kalmasına yol açacak. İran, mart ayında günlük 1,84 milyon varil ham petrol ihraç ederken, nisan ayı itibarıyla bu rakamın günlük 1,71 milyon varil seviyesinde olduğu, 2025 yılı genel ortalamasının ise 1,68 milyon varil olduğu bildirildi.

Buna karşın, 28 Şubat’ta savaşın başlamasından önce İran üretimindeki keskin artış, denizdeki petrol stoklarının neredeyse rekor seviyelere ulaşmasına yol açtı. Kpler verilerine göre, bu ayın başlarında tankerlerde taşınan toplam İran petrolü miktarı 180 milyon varili aşmış durumda.

Peki ya Körfez’deki diğer üreticilerden gelen petrol akışları ne durumda?

Hürmüz Boğazı üzerinden deniz trafiği, savaşın başlangıcından bu yana uygulanan İran ablukasının etkisiyle, geçen hafta ABD ile İran arasında varılan iki haftalık ateşkese rağmen neredeyse durma noktasında kalmaya devam ediyor.

Petrol tankerlerinin büyük bölümünün bugün boğazdan geçişten kaçındığı gözlendi.

Pakistan bandıralı iki tanker dün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Kuveyt’ten yük almak üzere Körfez’e giriş yaptı. Aynı gün Liberya bandıralı çok büyük bir ham petrol tankeri de daha erken saatlerde boğazı geçti.

Buna karşılık Malta bandıralı bir diğer dev tanker, Irak ham petrolü yüklemek ve Vietnam’a taşımak üzere dün boğazdan geçmeye çalıştı, ancak geri dönerek Umman Körfezi açıklarında demirledi.

Cumartesi günü ise tam yüklü üç tanker Hürmüz Boğazı’nı geçerek, ABD ile İran arasında sağlanan ateşkes sonrası Körfez’den ayrılan ilk gemiler oldu.

Kpler verilerine göre, geçen salı itibarıyla Körfez içinde yaklaşık 172 milyon varil ham petrol ve rafine ürün taşıyan 187 tanker bulunuyordu.

En çok etkilenen ithalatçı ülkeler hangileri?

Savaş öncesinde İran petrol ihracatının büyük bölümü, dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı olan Çin’e yöneliyordu. Geçen ay ABD, yaptırımlarda sağladığı bir muafiyetle Hindistan dahil bazı alıcıların İran petrolü ithal etmesine imkân tanıdı.

Gemi takip verilerine göre Hindistan’ın, yaklaşık yedi yıl aradan sonra İran’dan ilk ham petrol sevkiyatını bu hafta teslim alması bekleniyor. Söz konusu veriler London Stock Exchange Group ve Kpler tarafından paylaşıldı.

Savaş öncesinde küresel petrol ve doğal gaz ihracatının yaklaşık yüzde 20’si Hürmüz Boğazı üzerinden taşınıyordu. Bu sevkiyatların büyük kısmının, dünyanın en büyük ithalat bölgesi olan Asya’ya yöneldiği belirtiliyor.


Küresel piyasalar, yarınki açılışta ‘İslamabad çıkmazının’ yaratacağı etkiyi bekliyor

New York Borsası’ndaki yatırımcılar, 8 Nisan’da piyasa kapanmadan önce çalışıyor. (AFP)
New York Borsası’ndaki yatırımcılar, 8 Nisan’da piyasa kapanmadan önce çalışıyor. (AFP)
TT

Küresel piyasalar, yarınki açılışta ‘İslamabad çıkmazının’ yaratacağı etkiyi bekliyor

New York Borsası’ndaki yatırımcılar, 8 Nisan’da piyasa kapanmadan önce çalışıyor. (AFP)
New York Borsası’ndaki yatırımcılar, 8 Nisan’da piyasa kapanmadan önce çalışıyor. (AFP)

Küresel piyasalar, işlemlerin açılışını temkinli bir beklentiyle karşılamaya hazırlanıyor. Yatırımcılar, beklenmedik bir jeopolitik şok ile kritik bir bilanço sezonunun kesiştiği hassas bir döneme girerken, risk algısında belirgin bir artış gözleniyor. Geçtiğimiz çarşamba günü yaşanan yükselişin ateşkes beklentilerine dayanmasına karşın, İslamabad görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanması risk iştahından ziyade korunma stratejilerinin yeniden öne çıkmasına neden oldu.

İslamabad’daki müzakerelerin anlaşma sağlanamadan sona ermesi, jeopolitik risk priminin işlemlerin ilk dakikalarından itibaren vadeli piyasalara yeniden yansımasına yol açacak. Geçtiğimiz hafta ‘takip günü’ olarak nitelenen yükselişi kutlayan ve S&P 500 endeksinde yüzde 2,5’lik artış gören piyasaların, hızlı kâr realizasyonları veya düzeltme hareketleriyle karşılaşabileceği değerlendiriliyor. Yatırımcılar, süregelen gerilimin son dönemde oluşan büyüme iyimserliğini zayıflatmasından endişe ediyor.

Petrol ve alüminyum mercek altında

Siyasi müzakerelerde yaşanan başarısızlık, emtia piyasalarını fiyat seviyeleri açısından gerçek bir sınavla karşı karşıya bırakırken, enerji ve endüstriyel metaller diplomatik çözümlerin yokluğuna en duyarlı sektörler olarak öne çıkıyor.

vffd
 Hürmüz Boğazı ve 3 boyutlu yazıcıyla üretilmiş petrol boru hattını gösteren harita (Reuters)

Petrol piyasasında analistler, jeopolitik risk priminin işlemlerin açılışıyla birlikte yeniden belirleyici olmasını bekliyor. Siyasi tıkanıklığın sürmesi, özellikle Hürmüz Boğazı başta olmak üzere uluslararası deniz ticaret yollarına yönelik tehditlerin devam ettiği anlamına geliyor. Bu durum, Brent petrol kontratlarının fiyat hareketlerinin talep dinamiklerinden ziyade arz kesintisi endişeleriyle şekillenmesine yol açabilir. Söz konusu tablo, küresel enflasyon üzerinde ilave baskı oluştururken, ham petrol akışının istikrarını yalnızca piyasa meselesi olmaktan çıkarıp uluslararası ekonomik güvenlik konusu haline getiriyor.

Metaller tarafında ise özellikle alüminyum, mevcut gerilim ortamında öne çıkan başlıca emtialardan biri olarak dikkat çekiyor. Ortadoğu’da küresel üretimin yaklaşık yüzde 9’unu sağlayan büyük eritme tesislerinin hedef alınması, arz tarafında belirsizlikleri artırıyor. Küresel üreticilerin olası arz daralmasına nasıl tepki vereceği yakından izlenirken, eritme süreçlerinde kullanılan enerjinin maliyetindeki artış da fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor. Bu durum, ağır sanayi ve otomotiv gibi sektörlere yayılabilecek maliyet artışlarıyla birlikte zincirleme bir etki yaratma potansiyeli taşıyor. Böylece söz konusu emtiaların performansı, küresel ekonominin jeopolitik gerilimlere karşı dayanıklılığına ilişkin önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor.

Likidite baskısı ve jeopolitik riskler arasında ‘altın’

İslamabad müzakerelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasına ve askeri gerilimin artmasına rağmen, altın piyasasında temkinli bir bekleyiş hâkim. Analistler, işlemlerin dalgalı bir seyirle açılmasını beklerken, piyasayı yönlendiren unsurlar arasındaki çelişkiye dikkat çekiyor. Bir yandan diplomatik sürecin çökmesi, savaş dönemlerinde geleneksel ‘güvenli liman’ olarak görülen altına talebi artırıyor. Öte yandan bu yükseliş, bazı büyük yatırımcıların diğer varlık sınıflarındaki olası zararlarını karşılamak amacıyla altın pozisyonlarını satarak nakde dönmesiyle sınırlanabilir.

vfdb f
Seul’deki Hana Bank Genel Merkezi’nde bulunan döviz işlem odasında Asya piyasalarının endekslerini gösteren ekran (AP)

Buna ek olarak yatırımcılar, artan gerilimin enflasyon beklentileri üzerindeki etkisini yakından izliyor. Enerji fiyatlarının siyasi tıkanıklık nedeniyle yüksek seviyelerde kalması, büyük merkez bankalarının sıkı para politikalarını daha uzun süre sürdürmesine yol açabilir. Bu durum, yüksek tahvil getirileri karşısında elde tutma maliyetinin artması nedeniyle altın üzerinde teknik baskı oluşturuyor. Bununla birlikte, Goldman Sachs gibi uluslararası finans kuruluşlarındaki analistler, merkez bankalarının alımları ve yatırımcıların itibari para birimlerindeki dalgalanmalardan korunma arayışı sayesinde altının uzun vadeli yükseliş trendinin sürdüğü görüşünde birleşiyor. Bu çerçevede, haftanın ilk işlem günü, değerli metalin mevcut jeopolitik şoku ne ölçüde absorbe edebileceği açısından kritik bir test olarak görülüyor.

Bankacılık sektörü testi

Goldman Sachs ve JPMorgan Chase gibi büyük bankalar, birinci çeyrek finansal sonuçlarını pazartesi ve salı günleri açıklamaya başlıyor. Analistler, asıl odak noktasının geçmiş çeyrek kârlarından ziyade bankaların ileriye dönük beklentileri olduğunu vurguluyor. Bu çerçevede temel soru, banka yöneticilerinin savaşın kredi verme iştahı ve yılın ikinci yarısındaki sermaye yatırımları üzerindeki olası etkilerinden ne ölçüde endişe duyduğu olarak öne çıkıyor.

Çarşamba günkü ‘ralli’ sona mı erdi?

Teknik açıdan analistler, NASDAQ Composite endeksinin geçtiğimiz haftaki kazanımlarını koruyup koruyamayacağını yakından izliyor. Müzakerelerdeki başarısızlık, teknik destek seviyelerinin test edilmesine yol açabilir. Eğer piyasalar sert bir düşüşle açılır ve işlem hacimleri cuma günkü seviyeleri aşarsa, rallinin henüz ilk haftasında başarısızlığa uğraması ihtimali gündeme gelebilir.

fevfedv
 Tokyo’daki borsa ekranının önünden geçen bir yaya (EPA)

Genel olarak değerlendirildiğinde, yarınki açılış yalnızca diplomatik bir başarısızlığa tepki değil, aynı zamanda küresel ekonominin Ortadoğu’da uzun sürebilecek bir savaş senaryosuna ne ölçüde dayanabileceğine dair kapsamlı bir yeniden fiyatlama süreci olarak görülüyor. Yatırımcılar artık büyüme verilerinden çok, Washington’da Muhammed el-Cudan başkanlığında yapılacak toplantılardan gelebilecek ‘güven verici mesajlara’ odaklanmış durumda. Bu mesajların, dalgalı seyreden piyasalarda dengeyi yeniden kurmada belirleyici olabileceği değerlendiriliyor.


2025 yılında Suudi enerji şirketleri: Piyasadaki dalgalanmalara meydan okuyan milyarlarca dolarlık kâr

10. Küresel Rekabet Forumu sırasında dev petrol şirketi Saudi Aramco’nun logosu önünde sohbet eden Suudi ve yabancı yatırımcılar (AFP)
10. Küresel Rekabet Forumu sırasında dev petrol şirketi Saudi Aramco’nun logosu önünde sohbet eden Suudi ve yabancı yatırımcılar (AFP)
TT

2025 yılında Suudi enerji şirketleri: Piyasadaki dalgalanmalara meydan okuyan milyarlarca dolarlık kâr

10. Küresel Rekabet Forumu sırasında dev petrol şirketi Saudi Aramco’nun logosu önünde sohbet eden Suudi ve yabancı yatırımcılar (AFP)
10. Küresel Rekabet Forumu sırasında dev petrol şirketi Saudi Aramco’nun logosu önünde sohbet eden Suudi ve yabancı yatırımcılar (AFP)

Suudi Arabistan enerji sektörünün, 2025 yılı boyunca finansal kazanımlarını koruma ve küresel piyasalardaki dalgalanmaları aşma konusunda güçlü bir performans sergilediği; 92,5 milyar doları (347,2 milyar riyal) aşan net kâr elde ettiği bildirildi. Küresel arz-talep dengesi ve tedarik zincirlerindeki aksamalardan kaynaklanan baskılara rağmen, borsada işlem gören şirketlerin finansal sonuçları sektörde stratejik bir dönüşüme işaret etti. Buna göre, petrol fiyatlarındaki hareketlilik artık tek belirleyici unsur olmaktan çıkarken, operasyonel verimlilik ve riskten korunma yöntemleri, 430 milyar doları aşan nakit akışlarının sürekliliğini sağlayan temel unsurlar haline geldi.

Kârlar, olağanüstü geçen 2024 yılına kıyasla yaklaşık yüzde 11,5 oranında gerileyerek 104,62 milyar dolardan 92,5 milyar dolara düşse de, Bahri ve ADES gibi lojistik ve sondaj hizmetleri şirketlerinde olumlu bir performans farklılaşması görüldü. Bu durum, sektörde operasyonel olgunluğun arttığı ve gelir kaynaklarının çeşitlenmeye başladığı yeni bir döneme işaret ediyor.

dfvefeb
Suudi Arabistan Borsası’nın (Tadawul) logosu önünden geçen bir adam (Reuters)

Söz konusu düşüşün, Suudi Arabistan Borsası’nın (Tadawul) en büyük ağırlığa sahip şirketi olan Saudi Aramco’nun kârlarındaki gerilemeden kaynaklandığı ifade edildi. Ayrıca sektördeki diğer şirketler de gelirlerdeki azalma, satışların düşmesi ve yatırım portföylerinden elde edilen temettü gelirlerindeki gerileme gibi çeşitli zorluklardan etkilendi.

Şirket kârlarında farklılık

Enerji sektörü şirketlerinin finansal sonuçlarının performans açısından farklılık gösterdiği, buna göre iki şirketin kârlarını artırdığı, bir şirketin kârında düşüş yaşandığı, bir şirketin zararını azalttığı, bir başka şirketin zarar etmeye devam ettiği ve bir şirketin ise 2024’te kâr açıklamasına rağmen bu yıl zarara geçtiği bildirildi.

Detaylara göre Saudi Aramco 2025 yılında sektörde en yüksek kârı elde eden şirket oldu. Şirketin kârı 92,75 milyar dolar (348,04 milyar riyal) olarak gerçekleşirken, bu rakam bir önceki yıla göre yüzde 11,64’lük bir düşüşe işaret etti. Şirket, bu gerilemenin gelir ve satışlardan elde edilen gelirin azalmasından kaynaklandığını, buna karşın operasyonel maliyetlerdeki düşüş ile gelir vergisi ve zekât giderlerindeki azalışın bu etkiyi kısmen dengelediğini açıkladı.

Sektörde ikinci sırada ise Bahri yer aldı. Şirket, 2025 yılında 647,58 milyon dolar (2,43 milyar riyal) kâr elde ederek geçen yıla göre yüzde 0,12’lik bir artış kaydetti. Şirket, 2024 yılında 578,29 milyon dolar (2,17 milyar riyal) kâr açıklamıştı. Kâr artışı, özellikle petrol taşımacılığı segmentindeki brüt kârın yükselmesi, operasyonel performanstaki iyileşme ve küresel nakliye fiyatlarındaki artışa bağlandı.

erfreg
Suudi Arabistan Ulusal Deniz Taşımacılığı Şirketi’ne (Bahri) ait bir gemi (Suudi Arabistan Ulusal Deniz Taşımacılığı Şirketi)

Üçüncü sırada ise ADES yer aldı. Şirket, 218,13 milyon dolar (818,5 milyon riyal) kâr elde ederek bir önceki yıla göre yüzde 2’lik bir artış kaydetti. Şirket, net kârındaki artışın; gelirlerle karşılaştırıldığında amortisman ve faiz giderlerindeki yükselişi yansıttığını bildirdi. Ayrıca üçüncü çeyrekte, kâr-zarar tablosu üzerinden gerçeğe uygun değerle ölçülen özkaynak araçlarından elde edilen kârlar kaleminde kaydedilen kazançların da etkili olduğu ifade edildi. Bununla birlikte, söz konusu olumlu etkinin büyük ölçüde satın alma işlemine ilişkin maliyetler nedeniyle ortadan kalktığı belirtildi.

Sektör gelirleri

2025 yılında enerji sektörü gelirlerinin yaklaşık yüzde 4,74 oranında gerileyerek 430,12 milyar dolara (1,61 trilyon riyal) düştüğü bildirildi. Sektör, 2024 yılında 450,4 milyar dolar (1,69 trilyon riyal) gelir elde etmişti. Böylece gelirlerde 21,44 milyar dolarlık (80,45 milyar riyal) bir azalma yaşandı.

Bu sonuçlara ilişkin değerlendirmede bulunan piyasa analisti ve Suudi Arabistan Ekonomi Derneği üyesi Dr. Süleyman Al Hamid el-Halidi, enerji sektörünün Suudi ekonomisi açısından stratejik ve hayati bir öneme sahip olduğunu belirterek, elde edilen sonuçların sektör şirketlerinde yüksek kârlılığın sürdüğünü, buna rağmen sınırlı bir gerileme yaşandığını ortaya koyduğunu söyledi.

El-Halidi, bu düşüşü 2024’teki olağanüstü yüksek seviyelerin ardından ‘doğal’ bir düzeltme olarak nitelendirdi. Petrol fiyatlarının geçen yıla kıyasla dengelenmesinin yanı sıra, arz-talep dengesini korumaya yönelik OPEC+ üretim kısıtlamalarının etkisine dikkat çekti. Gelirlerdeki azalmanın hem fiyat hem de üretim miktarındaki düşüşten kaynaklandığını, ancak seviyelerin hâlâ güçlü kaldığını ifade etti. Ayrıca bazı şirketlerde, özellikle genişleme projeleri ve yenilenebilir enerji yatırımları nedeniyle operasyonel ve yatırım maliyetlerinin arttığını belirtti. Buna karşılık Bahri ve ADES gibi şirketlerin, deniz taşımacılığı ve sondaj hizmetlerine olan talep artışı sayesinde olumlu performans sergilediğini ve bunun sektörde gelir kaynaklarının çeşitlendiğini gösterdiğini söyledi.

ffev
 ADES logosunu taşıyan bir vinç (ADES)

El-Halidi, kısa vadede sektörün istikrarlı ancak sınırlı bir büyüme eğilimiyle yoluna devam edeceğini öngördü. Bu görünümün, küresel petrol arzının yönetilmesinin fiyatları dengede tutması, Aramco’nun gaz, temiz enerji ve petrokimya alanlarına yönelerek ham petrole bağımlılığı azaltması ve sondaj ile taşımacılık gibi hizmet şirketlerinin bölgesel projelerle güçlenmesi gibi faktörlerle destekleneceğini ifade etti.

Orta ve uzun vadede ise sektörün hidrojen, yenilenebilir enerji ve düşük karbonlu çözümler gibi alanlara yönelerek stratejik bir dönüşüm yaşayacağı tahmin edildi Ayrıca Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 kapsamında altyapı ve yatırım desteklerinin sektörü güçlendireceği belirtildi. El-Halidi’ye göre enerji sektörü halen güçlü ve kârlı bir yapıya sahip; mevcut gerileme ise tarihi zirvelerin ardından sağlıklı bir düzeltme niteliği taşıyor. Gelecekteki büyümenin ana sürücüsü ise çeşitlenme ve sürdürülebilirlik olacak.

İşletme faktörleri

G World CEO’su Muhammed Hamdi Ömer, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu verilerin ekonomik okumasının Suudi enerji sektörünün gücünü kaybetmediğini, ancak artık yalnızca yüksek kâr elde etmeye dayalı basit bir aşamadan daha karmaşık bir sürece geçtiğini gösterdiğini söyledi. Ömer, “347 milyar riyali aşan devasa kârlılık seviyelerine hâlâ ulaşılıyor, ancak asıl tablo, büyümenin artık yalnızca fiyat hareketlerine dayalı olmadığıdır. Artık operasyonel koşullara, küresel talebe, rafineri marjlarına ve sektör içindeki şirket performans farklılıklarına daha duyarlı bir yapı söz konusu” ifadelerini kullandı.

Kâr düşüşünün temel nedeninin, sektör içinde ‘olağanüstü ağırlığa’ sahip olan Saudi Aramco’dan kaynaklandığını belirten Ömer, şirketin sektörde yalnızca bir oyuncu değil, finansal görünümü belirleyen ana motor olduğunu vurguladı. Aramco’nun gelir veya kârındaki herhangi bir gerilemenin doğrudan sektör endeksine yansıdığını ifade etti. Ayrıca sektörün tek bir bütün olarak hareket etmediğini, Bahri ve ADES gibi bazı şirketlerin operasyonel güç veya iş modeli avantajları sayesinde olumlu performans sergilerken, diğer bazı şirketlerin ise piyasa ve operasyon kaynaklı baskılarla karşılaştığını söyledi. Buna göre temel meselenin artık sektörün geneli değil, sektördeki konumlanma kalitesi olduğunu dile getirdi.

Ömer, sektör gelirlerindeki gerilemenin küresel enerji piyasasının daha dalgalı bir döneme girdiğine işaret ettiğini belirterek, yüksek petrol fiyatlarının artık tek başına dengeli sonuçlar için yeterli olmadığını ifade etti. Günümüzde operasyonel yönetim, riskten korunma kabiliyeti, gelir çeşitliliği ve tedarik zinciri verimliliğinin fiyat kadar önemli hale geldiğini söyledi. Bu nedenle sonuçların sadece yıllık kâr düşüşü olarak okunmasının eksik olacağını, aslında sektörün ‘kolay kazanç döneminden daha rekabetçi ve karmaşık bir operasyonel döneme geçişini’ yansıttığını belirtti.

Geleceğe ilişkin değerlendirmesinde ise enerji sektörünün Suudi ekonomisi ve finans piyasası için temel bir dayanak olmaya devam edeceğini ifade eden Ömer, asıl farkın küresel dalgalanmalara uyum sağlayabilen şirketler ile fiyat döngüsüne bağımlı kalanlar arasında ortaya çıkacağını söyledi. Ona göre geleceği belirleyecek unsur büyüklük değil, esneklik, finansal disiplin ve dalgalanmayı fırsata çevirebilme kapasitesi olacak.

Ömer, sektör görünümünün genel olarak ‘pozitif’ olduğunu, ancak şirket bazında daha seçici bir tablo oluşacağını belirterek, kazançların eşit dağılmayacağını; daha verimli, daha entegre ve risk yönetiminde daha güçlü şirketlerin öne çıkacağını ifade etti.