Avrupa faiz indiriminde Amerika'nın önünde

Avrupa Merkez Bankası Forumunda Bailey, Lagarde, Powell ve Ueda (bankanın resmi web sitesi)
Avrupa Merkez Bankası Forumunda Bailey, Lagarde, Powell ve Ueda (bankanın resmi web sitesi)
TT

Avrupa faiz indiriminde Amerika'nın önünde

Avrupa Merkez Bankası Forumunda Bailey, Lagarde, Powell ve Ueda (bankanın resmi web sitesi)
Avrupa Merkez Bankası Forumunda Bailey, Lagarde, Powell ve Ueda (bankanın resmi web sitesi)

ABD Merkez Bankası'nın faiz indirimine ne zaman başlayacağı ve enflasyondaki yeniden yükseliş nedeniyle 2024'te indirim yapıp yapmayacağı konusundaki beklentiler büyük ölçüde değişiyor. Görünüşe göre Avrupa ABD para politikasından ayrışmanın eşiğinde, tetiği çekme ve indirimi başlatma konusunda ABD'den önce davranacak.

Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve muhtemelen diğer merkez bankalarının da Haziran ayında bu yönde bir adım atacağı beklentisi nedeniyle bu ihtimal oldukça yüksek görünüyor. İsveç Merkez Bankası birkaç gün önce cesur bir hamleyle faiz oranlarını düşürerek piyasaları şaşırttı ve küresel para politikasında yeni bir aşamaya işaret etti. Avrupa'da beklenen indirim önümüzdeki ay gerçekleşirse, tek para biriminin (Euro) yaratılmasından bu yana ilk kez Frankfurt faiz oranlarını düşürme konusunda Washington'un önüne geçmiş olacak.



Binance’i sarsan 20 dakika: Kripto para tarihine geçen milyar dolarlık soygun

Kripto para piyasasını temsil eden temsili görsel (Reuters)
Kripto para piyasasını temsil eden temsili görsel (Reuters)
TT

Binance’i sarsan 20 dakika: Kripto para tarihine geçen milyar dolarlık soygun

Kripto para piyasasını temsil eden temsili görsel (Reuters)
Kripto para piyasasını temsil eden temsili görsel (Reuters)

Yaklaşık 20 dakika içinde, dünyanın en büyük kripto para borsası Binance ile bağlantılı cüzdanlardan 6,3 milyar doların üzerinde dijital varlık ortadan kayboldu. Bu olay, sıradan bir siber saldırıdan ibaret değildi. Dijital varlıklar tarihindeki en büyük hırsızlık vakalarından biri olan saldırı, küresel finans sistemindeki varlığını güçlendirmeye çalışan sektördeki ciddi güvenlik açıklarını gözler önüne serdi.

Blok zinciri işlemlerinin analizinde uzmanlaşmış şirketlerin değerlendirmelerine göre saldırının arkasında Kuzey Kore bağlantılı bilgisayar korsanları bulunuyor. Saldırganların platformun sistemlerine nasıl sızdığı, dijital cüzdanlara nasıl eriştiği ve paraları nasıl transfer ettiği ise yürütülen soruşturmayla aydınlatılmaya çalışılıyor.

Saldırı bir mühendisin bilgisayarından başladı

Saldırının tüm ayrıntıları henüz netleşmiş değil. Ancak Binance'in yürüttüğü ilk soruşturma, şirket mühendislerinden birine ait dizüstü bilgisayarın ele geçirilmiş olabileceğine işaret etti. Daha sonraki incelemelerde ise başka sızma noktaları da tespit edildi.

 cxdfvbg
Binance platformunun logosu ve bilgisayar korsanlarını temsil eden yazılım kodları (Reuters).

Platformun eş başkanı Richard Teng, saldırının karmaşık olduğunu ve tek bir kişi tarafından gerçekleştirilmediğini belirterek saldırganların, sızmanın izlerini ve etkilerini belirlemeyi zorlaştıran kendini imha eden yazılım mekanizmaları da dahil olmak üzere gelişmiş yöntemler kullandığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın blok zinciri istihbaratı alanında faaliyet gösteren TRM Labs şirketinden aktardığı bilgilere göre Binance cüzdanlarından yaklaşık 6,36 milyar dolar değerinde varlık, 10 farklı blok zinciri ağı üzerinden transfer edildi. İşlemlerin büyük bölümü yaklaşık 20 dakika içinde gerçekleştirildi.

Bu hız, saldırganların yalnızca sistemlere erişmekle kalmadığını, saldırı kontrol altına alınmadan önce büyük çaplı transferleri de gerçekleştirebildiğini gösteriyor. Bu durum, dijital varlıkların hareketlerini denetleyen kontrol ve güvenlik onay sistemlerinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.

Suçlamaların odağında Kuzey Kore var

TRM Labs, Chainalysis ve Elliptic'in de aralarında bulunduğu kripto para analiz şirketleri, saldırının arkasında Kuzey Kore ile bağlantılı olan ve Lazarus Grubu olarak da bilinen TraderTraitor grubunun bulunduğunu öne sürdü.

TRM Labs, bu değerlendirmeye yüksek güven düzeyiyle ulaştığını belirterek Binance saldırısıyla aynı gruba atfedilen önceki operasyonlar arasında benzerlikler bulunduğunu bildirdi.

Kuzey Kore, ülkeye uygulanan uluslararası yaptırımların etkisi altında döviz kaynağı elde etmek amacıyla siber saldırılara ve kripto para hırsızlıklarına başvurmakla suçlanıyor.

TraderTraitor grubu, Şubat 2025'te Bybit platformuna düzenlenen ve yaklaşık 1,5 milyar dolar değerinde kripto paranın çalınmasıyla sonuçlanan saldırının arkasında olmakla da suçlanmıştı. Bu olay, kripto para sektöründeki önceki büyük çaplı soygunlardan biri olarak kayıtlara geçmişti.

sxdcfvgth
Chicago'daki Cboe Global Markets borsasında Bitcoin'in spot ve vadeli işlem fiyatlarını gösteren ekran (AFP – Arşiv).

Blok zinciri analiz şirketleri, Binance'den çalınan paranın bir bölümünün, yakın zamanda Bybit platformuna yönelik gerçekleştirilen ve Pyongyang'a atfedilen saldırıyla bağlantılı varlıklarla örtüştüğünü belirtiyor.

ABD Başkanı Donald Trump'a, Kuzey Koreli bilgisayar korsanlarının saldırıya karışmış olma ihtimali sorulduğunda Trump, Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı açıklamada, ABD makamlarının konuyu araştırdığını söyledi ancak saldırının sorumluluğunu doğrulamadı.

İşlem kayıtları değiştirilemiyorsa kripto paralar nasıl çalınıyor?

Buradaki çelişki, kripto paraların temelini oluşturan blok zinciri teknolojisinin, işlemleri kaydeden ve geçmişteki işlemlerin değiştirilmesini son derece zorlaştıran dağıtık bir dijital kayıt sistemi olması. Ancak bu özellik, paraların kendilerinin hırsızlığa karşı korunduğu anlamına gelmiyor.

Kripto paralar gerçekte dijital cüzdanların içinde saklanmıyor. Bunların mülkiyeti ve hareketleri blok zinciri ağı üzerinde kayıt altına alınıyor. Cüzdanlar ise sahibine varlıklar üzerinde işlem yapma ve bunları başka adreslere aktarma imkânı sağlayan uzun dijital kodlar olan özel anahtarları muhafaza ediyor.

Bu anahtarları ele geçiren kişiler, işlem kayıtlarına sızmaya veya bunları değiştirmeye ihtiyaç duymadan paraları transfer edebiliyor. Bu nedenle bilgisayar korsanları, özel anahtarlara ya da para transferlerini gerçekleştirme yetkisi veren sistemlere erişmeye odaklanıyor.

Saldırı yöntemleri arasında yazılım açıklarından yararlanılması, kötü amaçlı yazılımların kullanılması, çalışanların kimlik avı e-postalarıyla kandırılması ve giriş bilgilerini veya erişim yetkilerini ele geçirmek amacıyla insanları manipüle etmeye dayanan sosyal mühendislik yöntemleri bulunuyor.

İnternete bağlı olmayan fiziksel cüzdanlar bile risklerden tamamen korunmuş değil. Fransız Ledger şirketinin bazı kullanıcılarının varlıkları, daha önce bir distribütör aracılığıyla satılan cihazlara yerleştirilen kötü amaçlı yazılımlar nedeniyle çalınmıştı.

Binance olayında ise Richard Teng, platforma ait ve para çekme ve transfer işlemlerini kolaylaştırmak amacıyla internete bağlı tutulan sıcak cüzdanın saldırıdan etkilendiğini doğruladı.

Teng, kullanıcıların varlıklarının büyük bölümünün internete bağlı olmayan soğuk cüzdanlarda saklandığını, bu varlıkların yalnızca para çekme işlemlerinin gerçekleştirilmesi gerektiğinde sıcak cüzdanlara aktarıldığını açıkladı.

3 milyar dolarlık varlık donduruldu

Binance, çalınan varlıkları karşılamak amacıyla şirket kaynaklarından 6,34 milyar doların üzerinde bir tutar ayırdığını ve kullanıcıların zararlarını telafi etmek için varlıkların geri kazanılması çalışmalarına başladığını açıkladı.

Şirket, altyapı hizmeti sağlayan iş ortakları ve dijital para ihraççılarıyla iş birliği yaparak saldırıdan etkilenen yaklaşık 3 milyar dolar değerindeki varlığı dondurmayı başardığını bildirdi. Bu miktar, çalınan toplam varlığın yaklaşık yarısına karşılık geliyor.

USDT isimli sabit kripto paranın ihraççısı Tether, saldırıyla bağlantılı yaklaşık 1,57 milyar doları dondurduğunu açıklarken Circle şirketi de 800 milyon dolarlık varlığı dondurduğunu bildirdi.

Ancak paraların dondurulması, bunların fiilen geri alındığı anlamına gelmiyor. Analistlere göre dondurulamayan varlıkların bir bölümü, dijital işlemler ve transferler aracılığıyla hareket etmeye başladı.

Buradaki güçlüklerden biri, bilgisayar korsanlarının kripto para karıştırıcıları olarak bilinen araçlara başvurabilmesi. Bu araçlar, farklı kaynaklardan gelen dijital varlıkları bir araya getirerek yeniden dağıtıyor ve böylece transferlerin izini gizlemeyi, paranın kaynağını belirlemeyi zorlaştırıyor.

dcvfghyjuk
Vietnam'ın başkenti Hanoi'de bir kripto para yatırımcısı, akıllı telefonundan Bitcoin fiyatlarını takip ediyor (AFP)

Saldırganlar ayrıca çalınan varlıkları başka dijital varlıklara dönüştürebiliyor veya üçüncü taraflarla gerçekleştirdikleri işlemlerde kullanabiliyor. Bu da paraların izlenmesini ve geri alınmasını daha karmaşık hale getiriyor.

Bu konuda değerlendirmede bulunan Coinhouse şirketi analisti Stéphane Efray, bilgisayar korsanlarının çalınan kripto paraları Rusya veya Çin'deki iş ortaklarına aktarmayı tercih edebileceğini, bu ortakların da paraların yasa dışı kaynağını gizlemek için çeşitli yöntemlere başvurabileceğini belirtiyor.

Rakip platformlar savunmalarını güçlendirmek için harekete geçti

Siber saldırının etkileri Binance ile sınırlı kalmadı. Rakip platformlar da güvenlik sistemlerini gözden geçirmek ve önleyici tedbirler almak için harekete geçti.

Kripto para sektörünün, geleneksel finans sistemiyle bütünleşmesi genişlerken kullanıcı varlıklarını koruma kapasitesini kanıtlama yönündeki baskılar da artıyor.

Coinbase platformu, internete bağlı olmayan kripto para anahtarlarının saklanmasında kullanılan sistemlerde değişiklikler yaptığını ve bu adımın ihtiyati amaçla atıldığını açıkladı.

Kraken platformu ise sektördeki güvenlik olaylarını yakından takip ettiğini, bunlardan çıkarılan dersleri kendi savunma sistemlerine uyguladığını bildirdi.

Sektör yetkilileri, platformlar arasındaki bilgi paylaşımının güçlendirilmesi, saldırıların erken tespit edilmesi ve bunlara hızlı müdahale edilmesi için ortak mekanizmaların geliştirilmesi çağrısında bulundu.

OKX platformunun Üst Yöneticisi Star Xu, sektörün saldırı gerçekleştiği anda şirketlerin bilgi paylaşmasına, müdahalelerini koordine etmesine ve şüpheli varlıkların dondurulması için iş birliği yapmasına imkân sağlayacak anlık bir uyarı sistemine ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Franklin Templeton şirketinin kripto para birimi bölümünün başkanı Chris Perkins ise sektörün tüm potansiyelini gerçekleştirebilmesi için güvenliğin güçlendirilmesinin artık acil bir gereklilik haline geldiğini belirtti.

Bu gelişmeler, Trump yönetiminin dijital varlıkların ABD finans sistemi içindeki varlığını genişletmek için çalışmalar yürüttüğü bir dönemde yaşanıyor.

Kripto paraların geleneksel finans kuruluşlarıyla bağlantılarının artması, platformların ve bunlarla işlem yapan altyapıların korunmasını daha önemli hale getiriyor. Çünkü bu bağlantılar genişledikçe karşılaşılabilecek risklerin kapsamı da büyüyor.

Piyasalarda sarsıntı ve güvenliğin geleceğine ilişkin sorular

Siber saldırı haberleri kripto para piyasalarına hızla yansıdı. Bitcoin'in fiyatı yüzde 4'ten fazla gerilerken, piyasanın en büyük ikinci dijital para birimi Ethereum yüzde 5'in üzerinde değer kaybetti. Ancak her iki kripto para da cuma günkü işlemlerde kayıplarının bir bölümünü telafi etti.

Sektör yetkilileri, saldırının büyüklüğüne rağmen olayın diğer platformlarda geniş çaplı kayıplara yol açmasını beklemediklerini belirtti. Yetkililer ayrıca Binance'in etkilenen varlıkları karşılayabilecek kapasiteye sahip olduğuna güvendiklerini ifade etti.

Bununla birlikte olay, özellikle siber saldırı yöntemlerinin geliştiği ve saldırılarda yapay zekâ kullanımının yaygınlaştığı bir dönemde, kripto para sektörünün giderek büyüyen güvenlik risklerine ne ölçüde ayak uydurabileceği sorusunu yeniden gündeme taşıdı.

Absolute Security şirketinin kıdemli başkan yardımcısı Andy Ward, bu düzeydeki siber saldırıların artık uzak bir ihtimalden çok, ne zaman gerçekleşeceği meselesi haline geldiğini söyledi.

Ward, tehditlerin gelişmesi ve kapsamlarının genişlemesinin daha büyük çaplı siber saldırılara ve daha ağır mali kayıplara yol açabileceği uyarısında bulundu.

Kullanıcı sayısının 335 milyona ulaştığını belirten Binance açısından ise zorluk yalnızca mali kayıpları karşılamakla sınırlı değil. Şirketin aynı zamanda kullanıcıların güvenini yeniden kazanması ve dünyanın en büyük kripto para alım satım platformunun bu ölçekteki saldırılar karşısında varlıklarını koruyabildiğini kanıtlaması gerekiyor.


Teknoloji devlerinin hissedarlara nakit ödemeleri 15 yılın dibinde

Sektördeki firmaların hisselerinde görülen sert düşüş "yapay zeka balonu" tartışmalarını da tekrar gündeme taşıdı (Reuters)
Sektördeki firmaların hisselerinde görülen sert düşüş "yapay zeka balonu" tartışmalarını da tekrar gündeme taşıdı (Reuters)
TT

Teknoloji devlerinin hissedarlara nakit ödemeleri 15 yılın dibinde

Sektördeki firmaların hisselerinde görülen sert düşüş "yapay zeka balonu" tartışmalarını da tekrar gündeme taşıdı (Reuters)
Sektördeki firmaların hisselerinde görülen sert düşüş "yapay zeka balonu" tartışmalarını da tekrar gündeme taşıdı (Reuters)

Microsoft, Alphabet, Amazon, Meta ve Oracle'ın 2026'nın ilk 9 ayında elde ettiği nakit miktarı rekor kırarken, hissedarlara aktarılan pay son 15 yılın en düşük seviyesine geriledi.

ABD'nin en büyük beş teknoloji şirketinin sözkonusu dönemde elde ettiği nakit yüzde 29 artarak 542,9 milyar dolarla rekor kırdı. Ancak yapay zeka altyapısına yapılan dev yatırımlar nedeniyle sermaye harcamaları 556,9 milyar dolara çıkarak ilk kez üretilen nakdi aştı.

Böylece 5 teknoloji devinin sermaye harcamaları, 2011'den bu yana ilk kez faaliyetlerinden yarattıkları nakit miktarını geçti.

Reuters'ın LSEG verileri ve şirket bilançolarına dayandırdığı analize göre Microsoft, Alphabet, Amazon, Meta ve Oracle'ın temettü ve hisse geri alımları yoluyla hissedarlara aktardığı pay yüzde 9,3'e düştü. Geçen yılın aynı döneminde bu oran yüzde 27,4'tü.

En sert darbe hisse geri alımlarında görüldü. 5 şirketin geri alımları 81,8 milyar dolardan 13,6 milyar dolara gerileyerek yüzde 83 azaldı.

Alphabet ve Meta 2026'da hiç hisse geri alımı yapmazken, Amazon ise temettü ödemiyor ve 2022'den bu yana geri alım gerçekleştirmedi. Şirketlerin toplam temettü ödemeleri ise 33,9 milyar dolardan 37 milyar dolara yükseldi.

Microsoft, grubun kalan geri alımlarının neredeyse tamamını tek başına üstlendi ancak eylül çeyreğinde bunu 5,7 milyar dolardan 4,4 milyar dolara indirdi.

Şirketlerin toplam serbest nakit akışı 14 milyar dolar açık verdi. Geçen yılın aynı döneminde 143,5 milyar dolarlık fazlalık bulunuyordu.

Habere göre bu durum, 50,6 milyar dolarlık hissedar ödemesinin nakit rezervleri, borçlanma veya hisse satışlarıyla finanse edildiği anlamına geliyor.

JPMorgan analisti Mark Schilsky, yatırımcıların serbest nakit akışından çok hisse başına kâra odaklandığını vurguluyor.

Franklin Templeton'dan Ehren Stanhope, son 15 yılda şirketlerin fazla sermayeyi hisse geri alımları ve temettüler yoluyla hissedarlara aktardığını ifade ediyor. Ancak yeni dönemde şirketlerin yatırımcılardan daha fazla öz sermaye ve borç finansmanı talep edebileceğini söylüyor.

Axios'un analizine göre 5 şirket, 2026'da hisse ve tahvil ihraçlarıyla toplam 326 milyar dolar kaynak topladı. 2025'teki rekor seviyenin üç katından fazla olan bu tutar, yapay zeka yarışının giderek daha fazla borçlanma ve hisse ihracıyla finanse edildiğini gösteriyor.

Independent Türkçe, Reuters, Axios


Lübnan bankacılık sektörünün yeniden yapılandırılmasında görüş ayrılığı sürüyor: IMF’den yüzde 15 sermaye yeterliliği şartı

Lübnan Başbakanı başkanlığındaki heyet, eylül ayında Washington’da Uluslararası Para Fonu (IMF) Genel Direktörü Kristalina Georgieva ile bir araya geldi. (X)
Lübnan Başbakanı başkanlığındaki heyet, eylül ayında Washington’da Uluslararası Para Fonu (IMF) Genel Direktörü Kristalina Georgieva ile bir araya geldi. (X)
TT

Lübnan bankacılık sektörünün yeniden yapılandırılmasında görüş ayrılığı sürüyor: IMF’den yüzde 15 sermaye yeterliliği şartı

Lübnan Başbakanı başkanlığındaki heyet, eylül ayında Washington’da Uluslararası Para Fonu (IMF) Genel Direktörü Kristalina Georgieva ile bir araya geldi. (X)
Lübnan Başbakanı başkanlığındaki heyet, eylül ayında Washington’da Uluslararası Para Fonu (IMF) Genel Direktörü Kristalina Georgieva ile bir araya geldi. (X)

Paris’te dün Lübnan Merkez Bankası, Bankacılık Kontrol Komisyonu ve Lübnanlı bankaların temsilcileri arasında sona eren görüşme turu, bankacılık sektörünün yeniden yapılandırılması ve zararların dağıtılması konularında yaklaşımlar arasındaki farklılıkların devam ettiğini ortaya koydu. Uluslararası Para Fonu (IMF) ise faaliyetlerini sürdürmek isteyen bankalar için yüzde 15’e ulaşan sermaye yeterlilik oranı şartında ısrar ediyor. Söz konusu oranın beş ila yedi yıl içinde sağlanması öngörülüyor.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre toplantılar, Lübnan Merkez Bankasının uluslararası danışmanı Rothschild’in ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Görüşmelerin amacı, Mali Düzenleme ve Mevduatların Geri Ödenmesi Yasa Tasarısı’nın hükümleri konusunda farklılaşan yaklaşımları uzlaştırmaktı. Toplantılarda, hükümetin geçen yılın sonunda parlamentoya sunduğu yasa tasarısına ilişkin yeni fikirler ve bazı küçük biçimsel değişiklikler gündeme geldi. Ancak bu önerilerin, tasarının özüne daha kapsamlı bir yaklaşım getirmesi ve yasama sürecinin sonraki aşamalarına olumlu yansıması hedefleniyor.

Bununla birlikte, taraflar arasındaki görüş ayrılıklarını giderme girişimleri IMF’nin tutumunda benzer bir değişikliğe yol açmadı. Fon heyetinden aktarılan görüşlerde, kamu kaynaklarının kullanımını sınırlandırma ilkesinin korunması ve zararların karşılanmasında öncelik sıralamasının uygulanması konusundaki katı yaklaşım sürdürüldü. Bu ilke uyarınca zararların karşılanmasında ilk sorumluluk sermayeye, hissedarlara ve mülkiyet sahiplerine düşüyor.

Beyrut’un Hamra bölgesinde bulunan Lübnan Merkez Bankası binası (AP)
Beyrut’un Hamra bölgesinde bulunan Lübnan Merkez Bankası binası (AP)

IMF’den yüzde 15 sermaye yeterliliği şartı

Bu çerçevede IMF’nin Lübnan tarafına yönelttiği ilave bir şart da öne çıktı. Fon, bankacılık sektörü yöneticilerine, faaliyetlerini sürdüren bankaların mali yeterlilik yapılarının yeniden düzenlenmesi ve sermaye yeterlilik oranının yüzde 15’e çıkarılması gerektiğini bildirdi. Bu oran, bankaların faaliyetlerine devam edebilmesi için temel koşullardan biri olarak değerlendiriliyor.

Şarku’l Avsat’ın görüştüğü konuyla ilgili bir kaynağa göre IMF, yeniden yapılandırmanın başlangıcından itibaren beş ila yedi yıl içerisinde tamamlanmasını şart koştu.

Söz konusu oran, Basel III standartlarında belirlenen gerekliliklerin oldukça üzerinde bulunuyor. IMF ise bu talebini, bankacılık sektörünün ve düzenleyici otorite sıfatıyla Lübnan Merkez Bankasının, benzeri görülmemiş krizin sonuçlarını ele alma konusundaki kararlılığını kanıtlama ihtiyacı ile gerekçelendiriyor. Fon, uluslararası güvenin yeniden tesis edilebilmesi için krizden mümkün olan en güçlü mali yapıya sahip bir sektörle çıkılmasını hedefliyor.

Ancak Lübnan’daki bütün bankalar, mevcut hissedarlarını bu ölçekteki öz kaynakları nispeten kısa bir süre içerisinde sağlamaya ikna etmekte ciddi güçlüklerle karşı karşıya. Üstelik bankalar, IMF ile müzakerelerin nihai bir anlaşmayla sonuçlanıp sonuçlanmayacağı, hükümetin kamu sektöründe yapısal reform şartlarını yerine getirip getirmeyeceği, orta vadeli mali planın benimsenip benimsenmeyeceği ve uluslararası borçlanma tahvillerinin (Eurobond) yeniden yapılandırılması sürecinin nasıl sonuçlanacağı konusunda henüz netlik kazanmış değil.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Bankalar Birliği heyetini kabul ederken (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Bankalar Birliği heyetini kabul ederken (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Bankalardan ne talep ediliyor?

Şarku’l Avsat’ın yaptığı ilk değerlendirmeye göre, IMF’nin talebinin karşılanması için bankaların büyük miktarda nakit sermaye yatırımı yapması veya yeni sermaye kaynakları bulması gerekiyor. Ancak mevcut koşullarda bunun gerçekleştirilmesi oldukça güç görünüyor.

İlk tahminler, ihtiyaç duyulan kaynağın bankaların mevcut sermayelerinin iki katına ulaşabileceğine işaret ediyor. Lübnan lirasındaki kur çöküşü nedeniyle bankaların sermayesi, daha önce 20 milyar doların üzerindeki seviyelerden sert biçimde gerilemişti.

Bu gelişmeler, savaşların yol açtığı mali kayıplar ve büyük ölçekli yeniden imar yükünün yanı sıra yatırım akışlarında olağanüstü daralma yaşayan Lübnan ekonomisinin karşı karşıya bulunduğu koşullarda gündeme geliyor. Ülkenin mali açığının ise hükümetin tahminlerine göre yaklaşık 70 milyar dolar olduğu belirtiliyor.

Bu yaklaşımda ısrar edilmesi, bankacılık sektörünün yeniden ayağa kalkma ve ekonomik toparlanma sürecine etkin biçimde katılma ihtimalini zayıflatabilir. Zira faaliyetlerini sürdüren bankaların çoğunun bu büyüklükte sermaye yatırımı yapması veya dışarıdan kaynak sağlaması zor görünüyor.

Buna karşılık bankacılık sektörü temsilcileri, söz konusu yaklaşımın devletin ve Lübnan Merkez Bankasının bilançosundan kaynak sağlama konusundaki sorumluluğunu göz ardı ettiğini savunuyor. Özellikle hükümetin uluslararası borçlanma tahvillerine (Eurobond) ilişkin tüm yükümlülüklerin ödemesini askıya alma kararı, bankaları ve Merkez Bankasını önemli finansal varlıkları kullanma imkânından mahrum bıraktı.

Lübnan Cumhurbaşkanı, 2 Ekim’de Lübnan Merkez Bankası Başkanı ile görüşürken (Arşiv – Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı, 2 Ekim’de Lübnan Merkez Bankası Başkanı ile görüşürken (Arşiv – Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Öte yandan mali çevrelerden bir yetkili, finansal ve parasal çöküşün sonuçlarıyla mücadelede, özellikle bankacılık sisteminde yoğunlaşan sorunların ele alınması sürecinde Merkez Bankası yönetiminin gerçekçi ve dengeli bir yaklaşım benimsemesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Bu yaklaşımın birbiriyle bağlantılı iki temel ilkeyi gözetmesi gerekiyor: Kayıpların adil biçimde dağıtılması ve finans sektöründeki kurumların feda edilmemesi.

Bu kapsamda bankaların mali ve sermaye yapılarının yeniden düzenlenmesi, aynı zamanda yürürlükteki genelgelerde belirlenen dağıtım mekanizması çerçevesinde mevduat sahiplerinin alacaklarının kademeli olarak ödenmesine mümkün olan en yüksek katkının sağlanması öngörülüyor.

Bu noktada, krizler başlamadan önce Lübnan Merkez Bankasının faaliyet gösteren bankalara ortalama yüzde 15’in üzerinde katı sermaye yeterlilik oranları uyguladığını hatırlatmak gerekiyor.

Bankaların yönetimleri de uluslararası mesleki standartlara uygun sermaye yeterliliği değerlendirme kriterlerini kendi inisiyatifleriyle ve titizlikle uyguluyordu. Bu sayede bankalar, kredi, piyasa ve operasyonel risklerin karşılanması konusunda bölgesel ölçekte üst sıralarda yer almıştı.

Ayrıca bankalar; faiz oranı riski, kredi yoğunlaşması, likidite ve itibar riski dahil olmak üzere diğer risklerin ölçülmesi ve izlenmesi alanlarında da önemli ilerleme kaydetmişti.

Son olarak, Rothschild şirketinin Lübnan Merkez Bankasının finans sektörüne ilişkin müzakerelerinde uluslararası danışmanlık görevini yürüttüğü, Lazard şirketinin ise aynı görevi Maliye Bakanlığı adına üstlendiği belirtiliyor.