Uluslararası Enerji Ajansı’nın planı... ‘Rezerv’ variller petrol fiyatlarının yükselişini durdurmada başarılı olacak mı?

Doğu Çin’in Shandong eyaletindeki Qingdao limanında bir petrol tankeri ham petrol yükünü boşaltıyor. (AFP)
Doğu Çin’in Shandong eyaletindeki Qingdao limanında bir petrol tankeri ham petrol yükünü boşaltıyor. (AFP)
TT

Uluslararası Enerji Ajansı’nın planı... ‘Rezerv’ variller petrol fiyatlarının yükselişini durdurmada başarılı olacak mı?

Doğu Çin’in Shandong eyaletindeki Qingdao limanında bir petrol tankeri ham petrol yükünü boşaltıyor. (AFP)
Doğu Çin’in Shandong eyaletindeki Qingdao limanında bir petrol tankeri ham petrol yükünü boşaltıyor. (AFP)

Wall Street Journal, konuya vakıf yetkililere dayandırdığı haberinde, Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) tarihindeki en büyük petrol rezervi açılımını değerlendirdiğini duyurdu. Söz konusu adım, mevcut çatışmanın yol açtığı piyasa dalgalanmalarını yatıştırmayı amaçlayan önleyici bir girişim olarak öne çıkıyor. Önerilen miktarın 182 milyon varili aştığı, bu rakamın 2022’deki Ukrayna krizinde gündeme gelen rezerv açılımıyla eşdeğer olduğu belirtiliyor; bu da uluslararası endişenin boyutunu yansıtıyor. G7 enerji bakanlarının ise planı hemen uygulama konusunda anlaşamadığı, IEA’nın durumu daha derinlemesine değerlendirmesini talep ettiği kaydedildi. Ancak planın sızması, Brent ve WTI ham petrol vadeli işlemlerinde geçici bir düşüşe yol açtı. Beyaz Saray’ın, savaşın sanki ‘son bulmuş’ gibi gösterilmesiyle piyasa aktörlerinin paniğini hafifletmeye çalıştığı ifade edildi.

Planın sızmasının ardından fiyatlarda yaşanan geçici düşüş, stratejik olarak bu rezerv açılımının sahadaki jeopolitik gerçeklerle ne kadar etkili olacağı sorusunu gündeme getirdi. Bu noktada, ‘Depolardaki variller, Hürmüz Boğazı’ndaki küresel petrol akışını telafi edebilir mi? Batılı ülkeler, deniz yollarının haftalarca veya aylarca tıkanması durumunda gerekli dayanıklılığı gösterebilir mi?’ soruları önem kazanıyor.

Acil durum rezervleri: Tarihle yüzleşmek için yeterli mi?

IEA’nın 32 üye ülkesi, ajansın koordine ettiği acil durum rezervlerinde toplam 1,2 milyar varil petrol bulunduruyor. Paris merkezli IEA, bugüne kadar beş kez bu tür rezerv açılımı müdahaleleri gerçekleştirdi: 1991 Birinci Körfez Savaşı öncesi, 2005’te Rita ve Katrina kasırgalarının ardından, 2011’de Libya iç savaşı sırasında ve 2022’de Ukrayna savaşının yol açtığı piyasa dalgalanmalarına karşı iki kez.

sdfhy
Kaliforniya’nın McKittrick kentindeki Belridge petrol sahasında bazı petrol pompaları çalışırken bazıları atıl durumda (AFP)

IEA üyeleri arasında en büyük rezerv ABD’de bulunuyor. Ülke, Meksika Körfezi kıyısı boyunca dört yüksek güvenlikli tesiste 700 milyon varilden fazla petrol depolayabiliyor. ABD Enerji Bakanlığı verilerine göre, bu depolar şu anda yaklaşık 415 milyon varil ile dolu; yani kapasitenin sadece yüzde 60’ı kullanılıyor. Bu durum, eski Başkan Joe Biden döneminde Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının ardından yapılan rekor çekimlerle oluşmuştu.

Dünyanın en büyük petrol ithalatçısı olan Çin ise son yıllarda stratejik rezerv kapasitesini artırmış görünüyor. Columbia Üniversitesi’ne bağlı Küresel Enerji Politikası Merkezi tahminlerine göre, Çin’in stratejik stoklarında yaklaşık 1,4 milyar varil ham petrol bulunuyor.

Uluslararası bölünme: Geri çekilme bir zorunluluk mu yoksa bir kumar mı?

Diplomatik açıdan planın hayata geçirilmesi kolay ilerlemedi. G7 enerji bakanları dün yaptıkları toplantıda rezervlerin serbest bırakılması konusunda hemen anlaşamadı ve IEA’dan önce durumu kapsamlı şekilde değerlendirmesini talep etti. Fransa, grup içinde aceleci adımlara karşı çıkan başlıca ülkelerden biri olarak öne çıktı; Fransa Maliye Bakanı, grubun henüz rezervlerin çekilmesini gerektiren noktaya ulaşmadığını belirterek, diğer bazı ülkelerin koordineli serbest bırakma önerilerini desteklemesine rağmen temkinli olmayı tercih etti.

Pazartesi günü yapılan G7 maliye bakanları toplantısında da, stratejik petrol rezervlerinden çekim kararı için henüz uygun bir aşamaya gelinmediği vurgulandı; ancak bakanlar bu konuda hazır olduklarını ifade etti.

78o
Kaliforniya’daki Belridge petrol sahasında bulunan bir petrol pompası (AFP)

ABD cephesinde ise Başkan Donald Trump, Amerikan rezervlerinden petrol serbest bırakma konusunda tereddüt gösterdi. Trump ve Enerji Bakanı Chris Wright, yüksek enerji fiyatlarını geçici olarak değerlendirdi.

Diğer yandan Japonya petrol stoklarını çekime hazırlamak için depolama talimatları verdi; Nikkei gazetesi bu adımı, ülkenin bağımsız hareket edebileceğine işaret olarak yorumladı, ancak Japon hükümeti henüz resmi bir karar alınmadığını belirtti. Hindistan ise 9 Mart’ta yaptığı açıklamada, stratejik rezervlerinden çekim yapmayı planlamadığını duyurdu.

Rezervler krizi çözebilir mi?

EuroIntelligence sitesi, ABD yönetiminin bu savaşta asıl ‘rakiplerinin’ Brent ve WTI ham petrol fiyatları olduğunu belirtiyor. Şarku’l Avsat’ın EuroIntelligence’ten aktardığı analize göre esas sorun Hürmüz Boğazı’nda yatıyor; buradan günde yaklaşık 20 milyon varil, yani deniz yoluyla taşınan küresel ham petrol tüketiminin beşte biri geçiyor. Analiz, stratejik rezervlerden müdahale girişimlerinin büyük bir krizle karşılaşacağını vurguluyor. IEA üyesi ülkelerin toplam rezervleri, esasen deprem, büyük savaş veya benzeri acil durumlar için ayrılmış olup, petrol fiyatlarının 100 doları geçmesi durumunda sınırlı bir fiyat baskısı oluşturmak için kullanılmak üzere tasarlanmamış durumda. Hürmüz Boğazı’ndan tam bir arz kesintisi yaşanması halinde, mevcut rezervler dünya için yalnızca 120 gün yeterli olacak; bu süre sonunda Batının enerji ‘silahı’ tamamen tükenmiş olacak.

Durum, rezervlerin yapısal özellikleri göz önüne alındığında daha da karmaşıklaşıyor. EuroIntelligence, ülkeler arasında rezerv yönetiminde büyük farklılıklar bulunduğunu belirtiyor. Örneğin Fransa hükümetinin stoklar üzerinde tam kontrolü bulunurken, İngiltere’de hükümet doğrudan rezerv sahibi değil ve özel sektörün stoklarına bağımlı. Ayrıca rezervlerin önemli bir kısmı, operasyonların istikrarını korumak için boru hatları içinde bulunuyor; bu da rezervlerin hemen çekilmesini pratikte imkânsız kılıyor.

Buna ek olarak ‘yeniden doldurma’ sorunu da gündemde. Bugün çekilen her miktar için Batılı ülkeler daha sonra piyasadan petrol satın almak zorunda kalacak; bu da Körfez ülkeleri üretimlerini tekrar devreye sokarken piyasada ciddi bir satın alma baskısı yaratacak ve piyasayı teknik olarak ‘mat pozisyonuna’ sokarak kolay bir çıkış yolu bırakmayacak.

Lojistik ikilemi

Stratejik rezervlerin serbest bırakılmasının etkinliği tartışılırken, zaman faktörü ‘gizli fiziksel bir kısıt’ olarak öne çıkıyor. Rezervlerin açılması, yalnızca siyasi bir karar alınıp düğmeye basılmasıyla gerçekleşen bir işlem değil; lojistik açıdan karmaşık bir süreç ve petrolün piyasalara ulaşması en az iki-üç hafta sürüyor. Karar alındıktan sonra, tesislerin pompalama için hazırlanması gerekiyor, ardından boru hatlarıyla limanlara taşınması ve oradan rafinerilere sevk edilmesi aşamaları geliyor.

ABD Stratejik Petrol Rezervi’nden günlük maksimum çekim kapasitesi yaklaşık 4,4 milyon varil. ABD Enerji Bakanlığı verilerine göre, başkanlık kararının ardından petrolün depolardan açık piyasaya ulaşması 13 gün sürüyor. Ayrıca lojistik engeller de bulunuyor. Trump yönetimi, rezervleri tekrar doldurma çabası içindeydi ve başkan stokları ‘tam kapasite’ ile dolduracağını taahhüt etmişti; ancak rezervler, aynı anda hem petrol alıp hem çıkarmak üzere tasarlanmamış durumda. Eski Başkan Biden döneminde başlatılan çekimlerin tesislere zarar verdiği ve onarım çalışmalarının halen sürdüğü de bildirildi.

fgthyjuı
ABD’nin Shoreline kentindeki bir benzin istasyonunda benzin ve dizel fiyatlarını gösteren bir tabela (DPA)

Bu zaman farkı, piyasaların birkaç hafta boyunca ani dalgalanmalara karşı savunmasız kalacağı anlamına geliyor. Tüketiciler arz artışının somut etkisini hissetmeden önce geçen süre, stratejik rezervlerin daha çok ‘psikolojik bir caydırıcı’ işlevi görmesini sağlıyor; ani fiyat yangınlarını teknik olarak söndürmekten ziyade piyasaya güven verme aracına dönüşüyor.

Fiyatı belirleyen üç kısıtlama

Oil Price sitesi, fiyatları yalnızca masa başı kararlarla kontrol etmenin önünde üç temel engel bulunduğunu vurguluyor. Birincisi, Hürmüz Boğazı’ndan kaybedilen akışın yalnızca küçük bir kısmını telafi edebilen ‘fazla kapasitenin’ aşınması. İkincisi, talep esnekliği; ham petrol fiyatları varil başına yaklaşık 120 dolara yaklaşmış durumda ve tarihsel olarak bu seviye ‘resesyon tetikleyici’ olarak kabul ediliyor, şirketler ve tüketiciler faaliyetlerini zorunlu olarak kısıyor. Üçüncü engel ise ABD Stratejik Petrol Rezervi’nin 415 milyon varile düşmesi; bu, yirmi yıl önceki gücünü kaybettiği anlamına geliyor ve Washington’un uzun vadeli manevra kapasitesini sınırlıyor.

Analistler, diplomatik çözümler başarısız olursa ve yapısal tıkanıklık devam ederse karamsar senaryoların gündeme geleceğini belirtiyor. Bölgedeki petrol işleme altyapısı zarar görürse fiyatların varil başına 140 doları aşabileceği öngörülüyor. Bu durumda sorun yalnızca fiyat artışı değil; aynı zamanda ulaşım ve tarım sektörlerinin tamamen dizel gibi rafine ürünlere bağımlı olması nedeniyle küresel ölçekte varil sıkıntısı da yaşanacak. Bu bağlamda IEA’nın planı, analistlere göre piyasaya zaman kazandırmaya yönelik bir girişim gibi görünüyor. Zira kriz, deniz yolları sürekli güvence altına alınmadığı sürece ülkelerin kontrol kapasitesini aşıyor.



Altın, ABD enflasyon verileri öncesinde 4 bin 160 dolar seviyelerinde yatay seyrediyor

Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
TT

Altın, ABD enflasyon verileri öncesinde 4 bin 160 dolar seviyelerinde yatay seyrediyor

Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)

Altın fiyatları, yatırımcıların ABD Merkez Bankasının (FED) para politikasının seyrine ilişkin ipuçları aradığı ABD enflasyon verilerinin günün ilerleyen saatlerinde açıklanması beklentisiyle bugün yatay seyretti. FED yetkililerinin faizlerin daha da artırılmasının gerekip gerekmediğine ilişkin farklı açıklamaları da piyasaların odağında yer aldı.

Spot altın, ons başına 4 bin 159 dolar civarıda sabit kalırken, aralık vadeli ABD altın vadeli işlemleri yüzde 0,1 artışla 4 bin 182,60 dolara yükseldi.

Taste Life Küresel Makroekonomi Başkanı Ilya Spivak, altın fiyatlarının belirli bir bantta sınırlı hareket etmeyi sürdürdüğünü belirtti. Spivak, petrol fiyatlarındaki yükselişe rağmen altının değerini koruyabilmesinin, yükselişini sürdürmek için yeni bir katalizör arayışında olduğuna işaret edebileceğini belirtti.

Jeopolitik gelişmeler cephesinde Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, Dahran kentinde Saudi Aramco’ya ait bir idari binanın saldırıya uğradığını açıkladı. İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan arasında artan gerilimle eş zamanlı gerçekleşen gelişmeler, bugün petrol fiyatlarının yükselmesine yol açtı.

Para politikası konusunda ise New York FED Başkanı John Williams, enflasyonu düşürmek amacıyla merkez bankasının bu yıl faizleri bir kez daha artırmasının gerekebileceğini yineledi. Buna karşılık FED Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller, ABD tahvil getirilerindeki son yükselişin enflasyon beklentilerindeki artıştan değil, ekonomik büyümenin gücünden kaynaklandığını belirtti. Waller, enflasyon beklentilerinin istikrarlı seyrini koruduğunu ifade etti.

Piyasalar, ABD Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verisinin bugün 12.30’da açıklanmasını bekliyor. Üretici fiyatları ve perakende satış verileri ise yarın yayımlanacak. Spivak’a göre ekonomik ivmenin zayıfladığına işaret eden veriler, yatırımcıların yeni faiz artışlarına ilişkin beklentilerini azaltabilir ve bu durum altın fiyatlarını destekleyebilir.

CME Group bünyesindeki FedWatch aracına göre piyasalar, ABD faizlerinin bu ay artırılması ihtimalini yaklaşık yüzde 23, aralık ayında artırılması ihtimalini ise yüzde 88 olarak fiyatlıyor.

Getiri sağlamayan altın, faiz oranlarının düşmesinden genellikle olumlu etkileniyor. Buna karşılık yüksek faiz oranları, getiri sağlayan varlıkları daha cazip hâle getirerek altının yatırımcılar açısından çekiciliğini azaltıyor.

Diğer değerli metallerde ise spot gümüş yüzde 0,6 düşüşle ons başına 59,11 dolara geriledi. Platin bin 664,19 dolarda yatay seyrederken paladyum yüzde 0,4 artışla bin 130,81 dolara yükseldi.


Uluslararası Enerji Ajansı: Dizel kıtlığı 2027 yılına kadar sürebilir

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
TT

Uluslararası Enerji Ajansı: Dizel kıtlığı 2027 yılına kadar sürebilir

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) bugün yayımladığı aylık petrol piyasası raporunda, stokların önemli ölçüde azalması ve kış aylarındaki talep zirvesi öncesinde üretime getirilen kısıtlamalar nedeniyle dizel yakıt arzındaki sıkıntının gelecek yıla kadar devam edebileceğini bildirdi.

Dizel yakıt rafinaj kâr marjları, eylül ayında varil başına yaklaşık 95 dolarla rekor seviyeye ulaştı. ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşla bağlantılı saldırıların yol açtığı rafinaj kapasitesi düşüşü nedeniyle üretim de keskin biçimde geriledi.

IEA, “Dizel piyasaları ciddi baskı altında kalmaya devam ediyor. Uzun süreli arz kesintileri, rafinerilerin sonbahardaki bakım çalışmaları ve kış aylarındaki talep zirvesi öncesinde, normalde stokların artırılması gereken bir dönemde stoklardan çekilmesine yol açtı” açıklamasında bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump, cuma günü Rusya’nın küresel piyasalara dizel yakıt tedarik etmeyi kabul ettiğini açıklayarak bir ilke imza attı. Trump, yönetiminin Moskova’yı Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşta kullanabileceği gelirlerden mahrum bırakmak amacıyla uygulamaya konulan Rus yakıtına yönelik ABD yaptırımlarını geçici olarak kaldırdığını söyledi.

Trump, Cumhuriyetçi ve Demokrat partilerden bazı Kongre üyelerinin anlaşmanın, Moskova Ukrayna’ya yönelik saldırılarını sona erdirene kadar Rus enerji ürünlerinin ithalatını yasaklayan ABD yasasına aykırı göründüğünü dile getirmelerine rağmen Rusya ile yapılan ‘dizel anlaşmasını’ savundu.

Rus petrolü ihracatına yönelik yaptırımların kaldırılmasının yüksek yakıt fiyatlarının düşürülmesine yardımcı olacağını belirten Trump’ın açıklamalarına bazı analistler şüpheyle yaklaştı. Analistler, Rusya’nın önümüzdeki üç ay boyunca sağlayacağını belirttiği dizel miktarının fiyatlar üzerinde kayda değer bir etki yaratmaya yetmeyeceğini savundu. Söz konusu miktarın, küresel yakıt tüketiminin yalnızca yaklaşık 12 saatlik bölümüne karşılık geldiği belirtildi.

Dizel fiyatları dünya genelinde rekor seviyelere yükselerek ABD’de galon başına 6,5 doları aştı. Fiyatlar, ABD ile Rusya arasında ‘dizel anlaşmasının’ duyurulmasının ardından ise bir miktar geriledi.


IMF: Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların etkileri tüm dünyaya yayılabilir

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
TT

IMF: Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların etkileri tüm dünyaya yayılabilir

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, Suudi Arabistan’a yönelik son saldırıların, ülke ekonomisinin bölge ve küresel piyasalar açısından taşıdığı önem ve Ortadoğu’da enerji arz güvenliğine ilişkin risklerin artması nedeniyle dünya genelinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası’nın Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen basın toplantısında, “Suudi Arabistan ekonomisi bölge ve dünya için önemli” diyerek,  son gelişmelerin “herkesi, dünyanın her yerinde etkileyebilecek olası olumsuz sonuçlar” doğurabileceğini ifade etti.

Uyarı, bölgedeki enerji akışları ve deniz taşımacılığının baskı altında olduğu bir dönemde yapıldı. Tedarik zincirlerinde yaşanabilecek aksaklıkların, özellikle petrol ve doğal gaz ithalatına bağımlı ekonomilerde enerji maliyetleri, ticaret ve ekonomik faaliyetler üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği belirtiliyor.

IMF’nin dün yayımladığı tahminler de bölgedeki aksaklıkların ekonomiler üzerindeki olası etkilerinin boyutuna işaret ediyor. Fon, Ortadoğu ve Orta Asya ekonomilerinin 2026’da yüzde 0,3 daralmasını, 2027’de ise yüzde 6,3 büyümesini bekliyor. Bu görünüm, mevcut krizin yarattığı baskıların yanı sıra krizin hafiflemesi ve enerji ile ticaret akışlarının yeniden toparlanmasıyla öngörülen ekonomik iyileşmeyi yansıtıyor.

Bölge ekonomileri üzerindeki olası etkilerin, deniz taşımacılığındaki aksaklıklara maruz kalma düzeyine ve ihracatın sürdürülebilirliğine bağlı olarak farklılık göstermesi bekleniyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Suudi Arabistan’a ilişkin büyüme tahminini 2027 yılı için yükselten IMF, temmuz ayında yüzde 2,4 ve nisanda yüzde 3,4 olarak açıkladığı tahminini yüzde 7,9’a çıkardı. Fon, Suudi Arabistan ekonomisinin 2026’daki daralmasına ilişkin tahminini ise temmuz ayındaki yüzde 5 ve nisan ayındaki yüzde 6,4 seviyelerinden yüzde 3,3’e indirdi.

Bu görünüm, deniz taşımacılığındaki aksaklıkların hafiflemesiyle üretim ve ihracatın yeniden ivme kazanacağı beklentisini yansıtıyor. Bununla birlikte toparlanmanın hızı ve boyutu, güvenlik koşullarındaki gelişmelere ve enerji ile ticaret akışlarının normale dönmesine bağlı olacak. Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı ise bütçeye ilişkin ön açıklama metninde, 2027 yılı için yüzde 12,8’lik daha yüksek bir büyüme öngörüsüne yer verdi.