Güvenli liman arayışında dolar, altının cazibesini nasıl boğdu?

Dolar, İran ile savaşın başlamasından bu yana yüzde 2,5 değer kazandı

Güney Kore wonu, Çin yuanı, Japon yeni ve ABD doları banknotları (Reuters)
Güney Kore wonu, Çin yuanı, Japon yeni ve ABD doları banknotları (Reuters)
TT

Güvenli liman arayışında dolar, altının cazibesini nasıl boğdu?

Güney Kore wonu, Çin yuanı, Japon yeni ve ABD doları banknotları (Reuters)
Güney Kore wonu, Çin yuanı, Japon yeni ve ABD doları banknotları (Reuters)

Ortadoğu’daki gerilimler küresel ölçekte ekonomik durgunluk endişelerini artırırken, ABD doları tartışmalı bir istisna olarak öne çıkıyor. Enerji arzındaki mevcut şok, dolar endeksine göre Amerikan para biriminin değerini yaklaşık yüzde 2,5 artırdı ve doları savaşların yarattığı kriz ortamından en fazla fayda sağlayan para birimi konumuna getirdi. İlk bakışta kriz dönemlerinde mantığa aykırı gibi görünen bu yükseliş, karmaşık bir ekonomik denkleme dayanıyor. Bu denklem, ‘yeşil para’ olarak bilinen ABD dolarını küresel dalgalanmalar karşısında zorunlu bir güvenli liman haline getiriyor.

Dolar, güvenli liman para birimi ve piyasaların itici gücü

Bu yükselişin temelinde, doların küresel finans piyasalarında rakipsiz bir ‘güvenli liman’ para birimi olma özelliği yatıyor. Belirsizlik dönemlerinde, özellikle de hayati öneme sahip geçiş yollarının kapanma riski ortaya çıktığında, dünya genelindeki yatırımcılar yüksek riskli varlıklardan hızla çıkarak dolar likiditesine yöneliyor. Bu nedenle nakdi koruma eğilimi, piyasa dalgalanmalarından ürken sermayeyi zorunlu olarak dolara yönlendiriyor. Doların gücü de ABD finans sisteminin derinliğinden ve diğer ekonomilere kıyasla şokları absorbe etme kapasitesinin yüksek olmasından kaynaklanıyor.

fvgthy
Hürmüz Boğazı’nda petrol tankerleri ve kargo gemileri sıralanırken bir adam sahilde yürüyor. (AP)

Ancak mesele yalnızca psikolojik bir güvenli liman etkisiyle sınırlı değil; aynı zamanda uluslararası ticaretin yapısıyla da doğrudan bağlantılı. Dolar, petrol ve doğalgazın küresel ölçekte fiyatlandırılmasında başlıca referans para birimi olmayı sürdürüyor. Bu nedenle çatışmaların yol açtığı her enerji fiyatı artışıyla birlikte Amerikan para birimine yönelik küresel talep de otomatik olarak yükseliyor. Enerji ithalatçısı ülkeler, özellikle Asya ve Avrupa ekonomileri, artan ithalat faturalarını ödeyebilmek için daha fazla dolar satın almak zorunda kalıyor. Bu durum ise zaten rezervlerinin erimesiyle karşı karşıya olan bu ülkelerin para birimleri karşısında doların değerini yukarı yönlü baskılayan sürekli bir talep yaratıyor.

Altının gizemi

Doların yükselişine karşılık altın piyasalarında ise dikkat çekici bir ‘paradoks’ yaşandı. ‘Sarı metal’, jeopolitik gerilimi kazançlarını artırmak için kullanmakta başarısız oldu. Askerî operasyonların başlamasının hemen ardından ons fiyatı 5 bin 296 dolardan 5 bin 423 dolara yükselen altın, daha sonra yoğun satış dalgasıyla karşılaştı ve fiyatı 5 bin 85 dolara geriledi.

f8p0
Seul’deki Kore Altın Borsası mağazasında bir çalışan altın külçelerini sergiliyor. (AFP)

Metals Daily CEO’su Ross Norman CNBC’ye yaptığı açıklamada, doların güçlenmesi ve ABD hazine tahvili getirilerinin artmasının altının cazibesini azalttığını belirtti. Norman’a göre yatırımcılar, yüksek faiz ortamında gelir getirmeyen altın yerine getirisi olan Amerikan varlıklarını daha çekici buluyor.

Norman ayrıca petrol fiyatlarındaki yükselişin uzun süreli enflasyona ve muhtemelen faiz artışlarına yol açabileceğini ifade etti. Bunun da merkez bankalarının, petrol ve doğal gaz için hayati öneme sahip bir deniz geçidi olan Hürmüz Boğazı’nın kapanması ihtimalinin etkilerini sınırlamaya çalıştığı bir dönemde gerçekleştiğini söyledi.

Yüksek faiz oranları, devlet tahvilleri gibi getiri sağlayan varlıkların cazibesini artırırken, altın gibi getiri sağlamayan değerli metallerin görece çekiciliğini azaltıyor.

Norman, “Altın ve gümüş fiyatlarındaki hareketler şu anda zayıf görünüyor, ancak son birkaç ayda gördüğümüz büyük dalgalanmaların ardından bunun normal bir durum olması muhtemel” değerlendirmesinde bulundu.

Bir başka açıklamaya göre ise çatışmalar, yatırımcılar arasında panik satışlarını tetikliyor. Bu durum, fiyatlar düşerken yatırımcıların pozisyonlarını kapatmaya zorlayan ani bir likidite akışı yaratıyor. Bu değerlendirme, Al Ramz şirketinin araştırma bölüm başkanı Amer Halawi’ye ait.

Halawi CNBC’ye yaptığı açıklamada, “Bir likidite krizi yaşanması durumunda insanlar durumu anlayana kadar her şey satılır ve yatırımlar daha uygun varlıklara yeniden yönlendirilir” dedi.

Doların yükselişinin nedenlerinden biri de faiz oranları

Öte yandan AFP, mevcut koşullar altında ABD dolarının rakip para birimleri karşısında yükselmesinin arkasındaki nedenleri ele aldı. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre bu yükseliş üç temel unsura dayanıyor:

- Likidite ve güvenli liman özelliği: Dolar, yüksek likiditeye sahip güvenli liman arayan yatırımcıların ilk tercihi olmayı sürdürüyor. Uluslararası ticarette ve merkez bankalarının rezervlerinde en çok tercih edilen para birimi olma özelliğini koruyor.

vfgthy
İspanya'nın kuzeyinde terk edilmiş bir petrol sahasındaki petrol pompası (AFP)

- ABD’nin enerji bağımsızlığı: ABD, dünyanın en büyük ham petrol üreticisi olduğu için tedarik krizinden görece daha az etkileniyor. Ülke, enerji ihtiyacının yalnızca yüzde 8’ini Körfez bölgesinden ithal ederken, ihtiyacının yaklaşık üçte ikisini Kanada’dan karşılıyor. Bu durum ABD ekonomisini petrol ve gaz ürünlerinde net ihracatçı konumuna getiriyor, ticaret dengesini güçlendiriyor ve Körfez petrolüne yüksek ölçüde bağımlı olan Avrupa ve Asya para birimlerine kıyasla dolara daha fazla dayanıklılık sağlıyor.

- Faiz beklentileri: Enerji maliyetlerindeki artışın enflasyon endişelerini artırması bekleniyor. Bu da ABD Merkez Bankası’nın faiz indirimlerinin hızını yavaşlatmasına yol açabilir. Böyle bir senaryo ise diğer varlıklara kıyasla doların cazibesini artırıyor.

Trump’ın politikası ile savaşın gerçekliği arasında

Söz konusu gelişmeler, gaz fiyatlarını düşürmeyi ve ‘zayıf dolar’ yoluyla ihracatı desteklemeyi vaat eden Trump yönetiminin hedefleriyle çelişiyor. Bu bağlamda ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Ocak 2026’nın sonunda yaptığı açıklamada yönetimin ‘güçlü dolar politikasına’ bağlı olduğunu vurguladı. Bessent, bu politikanın özünün vergi, ticaret ve düzenleyici politikalar yoluyla büyümeyi destekleyen bir ekonomik ortam oluşturmak olduğunu, böylece ABD’yi küresel sermaye için en cazip yatırım merkezi haline getirmeyi hedeflediklerini ifade etti. Bu yaklaşımın, son dönemde doların değerinde yaşanan dalgalanmalara rağmen sürdürüleceğini belirtti.

cdfgrth
Irak’ın Basra kentindeki Zubeyr petrol sahasının yakınındaki tarım arazilerinin yanından geçen insanlar (Reuters)

Diğer yandan bazı uzmanlar, Trump’ın zayıf dolar söylemi ile Bessent’in politikaları arasındaki çelişki nedeniyle yönetimin yaklaşımını ‘tutarsız’ olarak nitelendiriyor. Finans analisti Kathleen Brooks ise önümüzdeki aylarda artması beklenen askeri harcamalar nedeniyle ABD bütçe açığının büyümesi halinde doların cazibesinin azalabileceği uyarısında bulundu. Brooks’a göre bu durum, yönetimi ekonomik güç ile jeopolitik gerçeklik arasında denge kurma konusunda ciddi bir ikilemle karşı karşıya bırakabilir.



Suudi “Kamu Yatırım Fonu”nun (PIF) kârı 17 milyar doları aşarken, varlıkları 2025’te 907 milyar dolara yaklaştı

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, (Reuters)
TT

Suudi “Kamu Yatırım Fonu”nun (PIF) kârı 17 milyar doları aşarken, varlıkları 2025’te 907 milyar dolara yaklaştı

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, (Reuters)

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), 2025 yılında güçlü bir mali performans sergiledi. Fonun gelirleri yüzde 9 artışla 450 milyar riyale (120 milyar dolar) yükselirken, net kârı iki katına çıkarak 65 milyar riyali (17,3 milyar dolar) aştı. Yönetilen varlıklarının toplamı değeri ise yaklaşık 3,4 trilyon riyale (906,7 milyar dolar) ulaştı.

Fon, yerel yatırımlarını da genişletmeye devam etti. Bu yatırımların 2021-2025 dönemindeki kümülatif toplamı 750 milyar riyale (200 milyar dolar) yaklaşırken, uluslararası yatırımları yüzde 12 oranında büyüdü. Fon ayrıca yapay zekâ, teknoloji, enerji ve ileri imalat gibi stratejik sektörlerdeki varlığını da güçlendirdi.


Küresel petrol stokları İran savaşına daha ne kadar dayanabilir?

ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)
ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)
TT

Küresel petrol stokları İran savaşına daha ne kadar dayanabilir?

ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)
ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)

ABD, İran'a yönelik ablukayı sıkılaştırırken küresel petrol piyasalarının savaşa ne kadar dayanabileceği merak ediliyor.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, dünkü açıklamasında İran'a uygulanan deniz ablukasının süresiz devam edebileceğini duyurdu.

Reuters'ın analizine göre 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in saldırılarıyla başlayan savaşta şimdiye dek küresel piyasada 2,6 milyar varil petrol kaybedildi.  

Saudi Aramco'ya göre günlük kayıp Körfez'de 11 milyon varile ulaşırken, çoğu analist küresel arz açığının günde yaklaşık 5 milyon varile ulaştığını söylüyor.

Ukrayna, Kazakistan'dan Rusya'nın Karadeniz kıyısındaki Novorossiysk Limanı'na günde 1,8 milyon varil petrol taşıyan Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu'na (CPC) temmuz sonunda drone saldırısı düzenlemişti. Bunun açığı daha da artırmış olabileceği belirtiliyor. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, küresel petrol piyasasında istikrar için Kiev'den saldırıları durdurmasını istemişti.

Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) hesaplamasına göre, ülkelerin elindeki ticari ve kamu petrol stoklarının toplamı yaklaşık 1,5 milyar varil. Ancak bunun tamamı acil durumda piyasaya sürülebilecek rezervlerden oluşmuyor.

Devletlerin doğrudan kontrolünde olan ve acil durumda kullanılabilecek petrol rezervleri yaklaşık 900 milyon varil. Analize göre günlük 5 milyon varillik arz açığının tamamen bu kaynaktan kapatılması halinde kritik eşik olarak belirlenen süre 180 güne denk geliyor. Yani mevcut arz açığı sözkonusu rezervlerden 180 gün daha kapatılabilir. Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinin normale dönmesi, arzın toparlanması ve üretimin başka bölgelerde artmasıysa bu süreyi değiştirebilir.

Diğer yandan ABD'nin Stratejik Petrol Rezervi de 1983'ten bu yana en düşük seviyesine geriledi. Stratejik rezerv altyapısında yaşlanma, bakım eksiklikleri ve bazı depolama sahalarındaki sorunlar petrolün piyasaya ulaştırılması sürecinde sorun yaratabilir.

Uzmanlar özellikle dizel ve jet yakıtı stoklarının 5 yılın en düşük seviyesinde olduğuna işaret ediyor. İran ve Rusya-Ukrayna savaşlarının rafinerilere zarar vermesi bu ürünlerdeki sıkışıklığı daha da artırdı.

Öte yandan analize göre Çin, savaş öncesinde Hürmüz Boğazı üzerinden yaptığı günlük yaklaşık 5,5 milyon varillik ithalatı neredeyse bir yıl sürdürebilir. Pekin elindeki miktarı açıklamasa Asya devinin 1 ila 1,7 milyar varillik stoku olduğu tahmin ediliyor.

Independent Türkçe, Reuters, Financial Times


OPEC, 2027'de petrol talebinin artacağı konusunda iyimser

Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)
Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)
TT

OPEC, 2027'de petrol talebinin artacağı konusunda iyimser

Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)
Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) dün yaptığı açıklamada, 2027 yılında küresel petrol talebindeki büyüme beklentisini günlük yaklaşık 2,2 milyon varile yükseltti. OPEC, bir önceki tahmininde büyümenin günlük 1,9 milyon varil olacağını öngörmüştü.

OPEC, 2026'nın son çeyreğinde küresel petrol talebine ilişkin tahminini biraz aşağı çekerek günlük 107,66 milyon varile indirdi. Geçen ayki tahmin günlük 107,72 milyon varil düzeyindeydi. Buna karşın örgüt, 2026 yılı toplam küresel petrol talebi tahminini günlük 105,16 milyon varilden 105,74 milyon varile yükseltti.

2027 yılı için OPEC, küresel petrol talebinin günlük 107,90 milyon varile ulaşmasını bekliyor. Bu rakam, temmuz ayında açıklanan günlük 107,88 milyon varillik tahminle büyük ölçüde aynı seviyede bulunuyor.

Öte yandan OPEC, OPEC+ ittifakı dışındaki üreticilerin petrol arzındaki büyüme tahminini 2026 için günlük 640 bin varilde sabit tuttu. Bu rakam, temmuz ayındaki tahminle aynı. Örgüt, 2027 yılında OPEC+ dışı üreticilerin arzının günlük 620 bin varil artacağı yönündeki öngörüsünü de değiştirmedi.