Körfez’den gelen son LNG sevkiyatlarının varışına az bir süre kala dünya ciddi bir krizle karşı karşıya

İran’da gerginliğin artmasından önce yola çıkan tankerler, önümüzdeki 10 gün içinde nihai varış noktalarına ulaşacak

Tayvan’daki Guantang sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) alım istasyonunun girişinde bekleyen bir güvenlik görevlisi (Reuters)
Tayvan’daki Guantang sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) alım istasyonunun girişinde bekleyen bir güvenlik görevlisi (Reuters)
TT

Körfez’den gelen son LNG sevkiyatlarının varışına az bir süre kala dünya ciddi bir krizle karşı karşıya

Tayvan’daki Guantang sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) alım istasyonunun girişinde bekleyen bir güvenlik görevlisi (Reuters)
Tayvan’daki Guantang sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) alım istasyonunun girişinde bekleyen bir güvenlik görevlisi (Reuters)

Küresel enerji piyasası kritik bir dönemeçten geçiyor. Raporlara göre, sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ithal eden ülkeler önümüzdeki 10 gün içinde ciddi bir arz açığı ile karşı karşıya kalabilir. Şarku’l Avsat’ın Financial Times’tan aktardığına göre bu tarih, askeri operasyonların başlaması ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasından önce Körfez limanlarını terk eden son tankerlerin varış tarihi olarak öne çıkıyor. Bu son sevkiyatlar hedeflerine ulaştığında, dünyaya gaz arzının yaklaşık beşte birini sağlayan Katar ile bağlantı tamamen kesilmiş olacak ve ithalata bağımlı ekonomiler, temel ihtiyaçlarını güvence altına almak için zor ve maliyetli seçeneklerle karşı karşıya kalacak.

Katar, dünya LNG üretiminin beşte birini sağlarken, çatışmanın ilk günlerinde İran’ın Körfez girişindeki Hürmüz Boğazı’na uyguladığı ambargo nedeniyle ihracatını durdurmak zorunda kaldı. Bu hafta İran tarafından yapılan füze saldırısı sonucu Katar’ın Ras Laffan LNG tesisinde ciddi hasar oluştu ve bu durum Asya ve Avrupa’da gaz fiyatlarının hızla yükselmesine yol açtı.

Bağımsız deniz aracılık şirketi Affinity’nin analizine göre, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) yüklenen birçok LNG tankeri savaş başlamadan önce yola çıkmıştı; bu da bazı alıcıların kısa süre içinde arz kesintisinin etkilerini hissetmeye başlayacağı anlamına geliyor.

İthalata bağımlı ülkeler, ekonomilerini çalıştırabilmek için ABD ve diğer ülkelerden LNG tedariki için yüksek fiyatlar ödemek, alternatif yakıtlara yönelmek veya hane halkı ve şirketleri tüketimi kısmaya zorlamak zorunda kalacak.

Financial Times’ın haberine göre, petrol ve gaz açısından fakir olan bazı Asya ülkeleri şimdiden arz sıkıntısını önlemek için haftada dört günlük çalışma gibi önlemler aldı.

Gemi takip verilerine göre, Körfez’den Asya’ya ulaşması planlanan tek bir LNG sevkiyatı kaldı. Avrupa’ya ulaşması planlanan LNG sevkiyatlarının sayısı ise altı olarak kaydedildi.

Pakistan en çok etkilenen ülkeler arasında

Pakistan, LNG krizinden en çok etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. Geçen yıl, ülke gaz ihtiyacının yüzde 99’unu yalnızca Katar’dan gelen LNG ithalatına bağlı olarak karşılıyordu. Çatışmanın başlamasıyla, Ras Laffan LNG tesisinden gelen son sevkiyatlar savaşın ikinci ve üçüncü günlerinde ulaştı ve ardından sert bir geri sayım başladı. Financial Times’ın saha kaynaklarına göre, ülkenin ithalat tesisleri normal kapasitesinin altıda birine düşürülmek zorunda kaldı ve ay sonuna kadar gaz akışının tamamen durması bekleniyor.

tgbh
ABD’nin Georgia eyaletinin Atlanta kentinde bulunan bir benzin istasyonunda listelenen yakıt fiyatları (Reuters)

Durumu daha da ağırlaştıran, Pakistan GasPort Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı İkbal Ahmed’in açıklamaları oldu. Ahmed, iki ana tesisin önümüzdeki günlerde işleme için ayrılan gazın tamamını tüketeceğini belirterek, yeni sevkiyatların ne zaman ulaşacağı konusunda herhangi bir öngörü olmadan arzda tam bir ‘kuraklık’ uyarısı yaptı.

İlginç bir şekilde, çatışma öncesinde Pakistan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları öncesinde arz fazlası yaşıyordu. Ülke, bu yıl ulaşması planlanan onlarca sevkiyatın yönünü değiştirmesi için Qatar Energy ve İtalyan Eni şirketlerinden talepte bulunmuştu.

Savaşın başlamasıyla arz fazlası hızla açığa dönünce, Pakistan devlet gaz şirketi, söz konusu sevkiyatları geri kazanmayı veya Umman, Azerbaycan, Afrika, Avrupa ve ABD’deki tedarikçilerle temas kurmayı denedi. Ancak tedarikçilerin talep ettiği astronomik fiyatlar, Pakistan ekonomisinin kaldırabileceğinin çok üzerinde olduğu için tüm girişimler başarısız oldu. Asya’da Platts JKM endeksine göre gaz fiyatları milyon BTU başına 23 dolara yükseldi; buna ek olarak nakliye ve alternatif uzun rotaların sigorta maliyetlerindeki ciddi artış, mevcut koşullarda Pakistan için spot piyasadan alımı neredeyse imkânsız hale getirdi.

Bangladeş’te de benzer bir durum yaşıyor

Bangladeş de benzer bir kırılganlıkla karşı karşıya, ancak durumu Pakistan kadar ağır değil; bunun nedeni, Körfez dışından bazı tedarik kaynaklarına sahip olması. Yine de hükümet, kayıp Körfez gazının yerine alternatif temin etmek için gereken astronomik fiyatları ödeyemeyecek kadar finansal baskı altında. Alternatif yakıt eksikliği de durumu zorlaştırıyor. Bu kriz, yetkilileri tüketimi kısıtlayıcı ve gaz dağıtımını düzenleyici sert önlemler almaya zorladı; eğitim sektörüne de yansıyan bu önlemler arasında üniversitelerin geçici olarak kapatılması da bulunuyor.

tynyt
San Salvador’da yakıt fiyatlarının yazılı olduğu bir tabelanın önünden geçen bir kişi (EPA)

Doğu Asya’da ise Tayvan, Körfez gazının büyük alıcılarından biri olarak en çok etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. Ülke, önceki yıllarda kömürden temiz gaz kullanımına geçiş stratejisi ve nükleer enerjiden kademeli olarak uzaklaşması nedeniyle bugün enerji arzında ciddi bir çıkmaz yaşıyor. Savaşın patlak vermesiyle birlikte Tayvan, tedarik istikrarını nisan sonuna kadar güvence altına almak için 22 alternatif sevkiyat sağlamaya hızlıca girişti. Ancak asıl endişe yaz aylarında; elektrik talebinin keskin biçimde arttığı bu dönemde, Hürmüz Boğazı’nın uzun süreli kapanması enerji arzında ciddi bir açık riski doğuruyor.

Çin ve enerji egemenliği

Çin, Körfez’den gaz tedarikindeki kesintiye karşı komşularına kıyasla daha güçlü bir konumda bulunuyor. Ülke, ihtiyaç duyduğu LNG’nin yaklaşık yüzde 30’unu Hürmüz Boğazı üzerinden ithal etse de, yerli üretim kapasitesine dayanarak açığı önemli ölçüde telafi edebiliyor. Çin, iç sahalardaki gaz sahalarından üretimi artırarak toplam tüketiminin yarısından fazlasını karşılamayı başardı. Bu kısmi öz yeterlilik, hükümete geniş bir manevra alanı sağlıyor ve yüksek fiyatlı spot sevkiyatlar için acil bir rekabete girmek zorunda kalmasını önlüyor.

trgtr5g
San Salvador’daki bir benzin istasyonunda motosikletinin deposunu dolduran bir kişi (EPA)

Buna ek olarak Çin, Rusya ve Orta Asya ülkelerini birbirine bağlayan dev bir kara boru ağına sahip; bu tedarik yolları, Körfez’deki deniz gerilimlerinden tamamen bağımsız çalışıyor. Açığın artması durumunda Çin’in elinde stratejik bir seçenek olarak kömürle çalışan elektrik santrallerine hızlı ve kapsamlı şekilde dönme imkânı bulunuyor. Bu sayede, geçici çevresel yükümlülüklerden ödün vererek elektrik ve sanayi üretiminde istikrarı koruyabiliyor.

Japonya’nın girişimleri

Japonya, dünyanın ikinci büyük LNG ithalatçısı olarak, kriz karşısında son derece dikkatli ve maliyet odaklı bir yaklaşım sergiliyor. Ülkenin gaz arzının sadece yaklaşık yüzde 6’sı Hürmüz Boğazı üzerinden gelse de Japon ekonomisinin enerji fiyatlarına duyarlılığı hükümeti stratejik alternatifleri hızla devreye almaya zorladı. Bu kapsamda nükleer enerji, kritik bir kurtarma aracı olarak öne çıktı; krizle aynı dönemde dünyanın en büyük nükleer santrali Niigata’da yeniden işletmeye alındı. Bu adım, Japonya’nın aksi takdirde yüksek fiyatlarla satın almak zorunda kalacağı milyonlarca ton LNG’yi kurtardı.

Bu sırada, Japonya’daki enerji şirketleri ve tüccarlar ‘bekle ve gör’ stratejisini benimsiyor; önceden güvence altına alınmış stratejik stoklara dayanıyorlar. Hızlı ve pahalı spot piyasaya yönelmek yerine, ülke kömür santrallerine daha fazla güvenmeye başladı. Bu temkinli yaklaşım, elektrik faturalarındaki artışı sınırlamayı ve Japon yeninin istikrarını korumayı hedefliyor, aynı zamanda uluslararası deniz yollarındaki gelişmeleri bekliyor.

Kısa vadeli seyir kadar, küresel enerji piyasasının uzun vadeli görünümü de karamsar. İstikrarın yeniden sağlanması, Hürmüz Boğazı’nın açılmasına ve üretim tesislerinin toparlanma kapasitesine bağlı olacak. Gemilerin geçişine izin verilse dahi, Katar altyapısına verilen ciddi yapısal zararlar nedeniyle küresel LNG arzı sınırlı ve sıkışık kalmaya devam edecek; bu da dünya çapındaki tedariklerin önemli bir kısmının hizmet dışı kalması anlamına geliyor.

fr
Katar Enerji Bakanı Saad el-Kaabi (Arşiv – Reuters)

Katar Enerji Bakanı Saad al-Kaabi’nin açıklamaları, enerji piyasalarındaki endişeleri daha da derinleştirdi. Bakan, Ras Laffan LNG tesislerine yönelik saldırılar nedeniyle Katar’ın LNG üretim kapasitesinin yaklaşık yüzde 17’sinin önümüzdeki 3 ila 5 yıl arasında duracağını açıkladı. Bu uzun süreli kesinti, askeri çatışmanın sona ermesiyle piyasaların hemen dengelenmeyeceğini ve Katar’dan güvenilir tedarik sağlayan ülkelerin kalıcı bir arz açığı ile karşı karşıya kalacağını gösteriyor.

Kaabi, bu zorluklar nedeniyle Doha’nın bazı uzun vadeli LNG tedarik sözleşmelerinde 5 yıla kadar ‘mücbir sebep’ ilan etmek zorunda kalacağını belirtti. Bu yasal adım, tedarikçiyi sözleşmesel yükümlülüklerinden muaf tutarken, alıcıları yüksek fiyatlı ve dalgalı spot piyasalarla doğrudan yüzleşmek durumunda bırakıyor. Bu durum, küresel enerji güvenliğini yeniden şekillendiriyor ve ekonomik istikrarı sağlamak için kalıcı alternatif arayışını kaçınılmaz kılıyor.



Altın, ABD enflasyon verileri öncesinde 4 bin 160 dolar seviyelerinde yatay seyrediyor

Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
TT

Altın, ABD enflasyon verileri öncesinde 4 bin 160 dolar seviyelerinde yatay seyrediyor

Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)

Altın fiyatları, yatırımcıların ABD Merkez Bankasının (FED) para politikasının seyrine ilişkin ipuçları aradığı ABD enflasyon verilerinin günün ilerleyen saatlerinde açıklanması beklentisiyle bugün yatay seyretti. FED yetkililerinin faizlerin daha da artırılmasının gerekip gerekmediğine ilişkin farklı açıklamaları da piyasaların odağında yer aldı.

Spot altın, ons başına 4 bin 159 dolar civarıda sabit kalırken, aralık vadeli ABD altın vadeli işlemleri yüzde 0,1 artışla 4 bin 182,60 dolara yükseldi.

Taste Life Küresel Makroekonomi Başkanı Ilya Spivak, altın fiyatlarının belirli bir bantta sınırlı hareket etmeyi sürdürdüğünü belirtti. Spivak, petrol fiyatlarındaki yükselişe rağmen altının değerini koruyabilmesinin, yükselişini sürdürmek için yeni bir katalizör arayışında olduğuna işaret edebileceğini belirtti.

Jeopolitik gelişmeler cephesinde Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, Dahran kentinde Saudi Aramco’ya ait bir idari binanın saldırıya uğradığını açıkladı. İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan arasında artan gerilimle eş zamanlı gerçekleşen gelişmeler, bugün petrol fiyatlarının yükselmesine yol açtı.

Para politikası konusunda ise New York FED Başkanı John Williams, enflasyonu düşürmek amacıyla merkez bankasının bu yıl faizleri bir kez daha artırmasının gerekebileceğini yineledi. Buna karşılık FED Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller, ABD tahvil getirilerindeki son yükselişin enflasyon beklentilerindeki artıştan değil, ekonomik büyümenin gücünden kaynaklandığını belirtti. Waller, enflasyon beklentilerinin istikrarlı seyrini koruduğunu ifade etti.

Piyasalar, ABD Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verisinin bugün 12.30’da açıklanmasını bekliyor. Üretici fiyatları ve perakende satış verileri ise yarın yayımlanacak. Spivak’a göre ekonomik ivmenin zayıfladığına işaret eden veriler, yatırımcıların yeni faiz artışlarına ilişkin beklentilerini azaltabilir ve bu durum altın fiyatlarını destekleyebilir.

CME Group bünyesindeki FedWatch aracına göre piyasalar, ABD faizlerinin bu ay artırılması ihtimalini yaklaşık yüzde 23, aralık ayında artırılması ihtimalini ise yüzde 88 olarak fiyatlıyor.

Getiri sağlamayan altın, faiz oranlarının düşmesinden genellikle olumlu etkileniyor. Buna karşılık yüksek faiz oranları, getiri sağlayan varlıkları daha cazip hâle getirerek altının yatırımcılar açısından çekiciliğini azaltıyor.

Diğer değerli metallerde ise spot gümüş yüzde 0,6 düşüşle ons başına 59,11 dolara geriledi. Platin bin 664,19 dolarda yatay seyrederken paladyum yüzde 0,4 artışla bin 130,81 dolara yükseldi.


Uluslararası Enerji Ajansı: Dizel kıtlığı 2027 yılına kadar sürebilir

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
TT

Uluslararası Enerji Ajansı: Dizel kıtlığı 2027 yılına kadar sürebilir

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) bugün yayımladığı aylık petrol piyasası raporunda, stokların önemli ölçüde azalması ve kış aylarındaki talep zirvesi öncesinde üretime getirilen kısıtlamalar nedeniyle dizel yakıt arzındaki sıkıntının gelecek yıla kadar devam edebileceğini bildirdi.

Dizel yakıt rafinaj kâr marjları, eylül ayında varil başına yaklaşık 95 dolarla rekor seviyeye ulaştı. ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşla bağlantılı saldırıların yol açtığı rafinaj kapasitesi düşüşü nedeniyle üretim de keskin biçimde geriledi.

IEA, “Dizel piyasaları ciddi baskı altında kalmaya devam ediyor. Uzun süreli arz kesintileri, rafinerilerin sonbahardaki bakım çalışmaları ve kış aylarındaki talep zirvesi öncesinde, normalde stokların artırılması gereken bir dönemde stoklardan çekilmesine yol açtı” açıklamasında bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump, cuma günü Rusya’nın küresel piyasalara dizel yakıt tedarik etmeyi kabul ettiğini açıklayarak bir ilke imza attı. Trump, yönetiminin Moskova’yı Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşta kullanabileceği gelirlerden mahrum bırakmak amacıyla uygulamaya konulan Rus yakıtına yönelik ABD yaptırımlarını geçici olarak kaldırdığını söyledi.

Trump, Cumhuriyetçi ve Demokrat partilerden bazı Kongre üyelerinin anlaşmanın, Moskova Ukrayna’ya yönelik saldırılarını sona erdirene kadar Rus enerji ürünlerinin ithalatını yasaklayan ABD yasasına aykırı göründüğünü dile getirmelerine rağmen Rusya ile yapılan ‘dizel anlaşmasını’ savundu.

Rus petrolü ihracatına yönelik yaptırımların kaldırılmasının yüksek yakıt fiyatlarının düşürülmesine yardımcı olacağını belirten Trump’ın açıklamalarına bazı analistler şüpheyle yaklaştı. Analistler, Rusya’nın önümüzdeki üç ay boyunca sağlayacağını belirttiği dizel miktarının fiyatlar üzerinde kayda değer bir etki yaratmaya yetmeyeceğini savundu. Söz konusu miktarın, küresel yakıt tüketiminin yalnızca yaklaşık 12 saatlik bölümüne karşılık geldiği belirtildi.

Dizel fiyatları dünya genelinde rekor seviyelere yükselerek ABD’de galon başına 6,5 doları aştı. Fiyatlar, ABD ile Rusya arasında ‘dizel anlaşmasının’ duyurulmasının ardından ise bir miktar geriledi.


IMF: Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların etkileri tüm dünyaya yayılabilir

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
TT

IMF: Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların etkileri tüm dünyaya yayılabilir

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, Suudi Arabistan’a yönelik son saldırıların, ülke ekonomisinin bölge ve küresel piyasalar açısından taşıdığı önem ve Ortadoğu’da enerji arz güvenliğine ilişkin risklerin artması nedeniyle dünya genelinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası’nın Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen basın toplantısında, “Suudi Arabistan ekonomisi bölge ve dünya için önemli” diyerek,  son gelişmelerin “herkesi, dünyanın her yerinde etkileyebilecek olası olumsuz sonuçlar” doğurabileceğini ifade etti.

Uyarı, bölgedeki enerji akışları ve deniz taşımacılığının baskı altında olduğu bir dönemde yapıldı. Tedarik zincirlerinde yaşanabilecek aksaklıkların, özellikle petrol ve doğal gaz ithalatına bağımlı ekonomilerde enerji maliyetleri, ticaret ve ekonomik faaliyetler üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği belirtiliyor.

IMF’nin dün yayımladığı tahminler de bölgedeki aksaklıkların ekonomiler üzerindeki olası etkilerinin boyutuna işaret ediyor. Fon, Ortadoğu ve Orta Asya ekonomilerinin 2026’da yüzde 0,3 daralmasını, 2027’de ise yüzde 6,3 büyümesini bekliyor. Bu görünüm, mevcut krizin yarattığı baskıların yanı sıra krizin hafiflemesi ve enerji ile ticaret akışlarının yeniden toparlanmasıyla öngörülen ekonomik iyileşmeyi yansıtıyor.

Bölge ekonomileri üzerindeki olası etkilerin, deniz taşımacılığındaki aksaklıklara maruz kalma düzeyine ve ihracatın sürdürülebilirliğine bağlı olarak farklılık göstermesi bekleniyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Suudi Arabistan’a ilişkin büyüme tahminini 2027 yılı için yükselten IMF, temmuz ayında yüzde 2,4 ve nisanda yüzde 3,4 olarak açıkladığı tahminini yüzde 7,9’a çıkardı. Fon, Suudi Arabistan ekonomisinin 2026’daki daralmasına ilişkin tahminini ise temmuz ayındaki yüzde 5 ve nisan ayındaki yüzde 6,4 seviyelerinden yüzde 3,3’e indirdi.

Bu görünüm, deniz taşımacılığındaki aksaklıkların hafiflemesiyle üretim ve ihracatın yeniden ivme kazanacağı beklentisini yansıtıyor. Bununla birlikte toparlanmanın hızı ve boyutu, güvenlik koşullarındaki gelişmelere ve enerji ile ticaret akışlarının normale dönmesine bağlı olacak. Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı ise bütçeye ilişkin ön açıklama metninde, 2027 yılı için yüzde 12,8’lik daha yüksek bir büyüme öngörüsüne yer verdi.