Küresel ekonominin nabzını tutmak istiyorsanız tahvil getirilerini takip edin

Tokyo’da Japon devlet tahvillerinin 10 yıllık getirisini gösteren gösterge panolarını kayda alan bir kameraman (EPA)
Tokyo’da Japon devlet tahvillerinin 10 yıllık getirisini gösteren gösterge panolarını kayda alan bir kameraman (EPA)
TT

Küresel ekonominin nabzını tutmak istiyorsanız tahvil getirilerini takip edin

Tokyo’da Japon devlet tahvillerinin 10 yıllık getirisini gösteren gösterge panolarını kayda alan bir kameraman (EPA)
Tokyo’da Japon devlet tahvillerinin 10 yıllık getirisini gösteren gösterge panolarını kayda alan bir kameraman (EPA)

Dünya başkentleri Ortadoğu’daki savaş ve barış kararlarıyla meşgulken, küresel tahvil piyasası yaşam ekonomisinin kalbine ulaşan yüksek sesli ‘alarm sinyalleri’ yayıyor. Washington’dan Londra’ya, oradan Tokyo’ya uzanan devlet borçlanma piyasalarında şiddetli bir ‘yeniden fiyatlandırma’ süreci yaşanıyor. Bu durum, küresel borçlanma maliyetlerinin hızla yükselmeye başladığını ve yakın zamanda durmasının beklenmediğini ortaya koyarken, siyasi aktörlerin mevcut finansal riskleri göz ardı ettiği görülüyor.

Washington... Savaşın maliyeti piyasaları altüst ediyor

ABD’de 20 yıllık tahvil faizi pazartesi günü aylardır ilk kez yüzde 5 seviyesini aştı. Bu gelişme, Wall Street’in faiz indirimine dair beklentilerinde güven kaybetmeye başladığının güçlü bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Endişe verici olan ise bu yükselişin sadece geleneksel enflasyon verilerinden kaynaklanmaması; Amerikan hazinesi, savaşın finansmanı için yüz milyarlarca dolarlık borçlanmaya zorlanıyor ve bu durum piyasaya büyük miktarda tahvil arzı sürerek fiyatları düşürüp getirileri yükseltiyor.

Yaşanan bu karmaşa, faiz indirimine dair umutları da ortadan kaldırdı. Piyasada savaş artık petrol fiyatlarının 100 dolara çıkması nedeniyle ‘enflasyon’ anlamına geliyor. Bu gerçeklik, hedge fonlarını kayıplarını karşılamak için pozisyonlarını satmaya itti. Sonuç olarak 10 yıllık tahvil faizi geçen yazdan bu yana en yüksek seviye olan yüzde 4,39’a yükselirken, 30 yıllık tahvil faizi ise dün yüzde 4,98 ile yüzde 5 sınırına güçlü şekilde yaklaştı.

Müzayedelerdeki kargaşa ve güven krizi

Durumu daha da karmaşık hale getiren gelişme, haftanın başında Amerikan Hazinesi’nin düzenlediği tahvil ihraçlarının ‘başarısız’ olması oldu. Yeni devlet borçlanmalarına yatırımcı talebinin beklenmedik şekilde zayıf kalması, hedeflenen fiyatlarla ihalelerin kapatılamamasına yol açtı. Bu başarısızlık, tahvil getirilerinin alıcı çekmek için hızla yükselmesine neden olarak acı bir gerçeği ortaya koydu: Piyasalar, Washington’un biriken borçlarını yüksek bir ‘risk primi’ olmadan absorbe etmeye artık hazır değil.

fvefevr
New York Borsası’nda piyasanın açılışını bekleyen bir borsacı (AFP)

İhale başarısızlığı, ABD’nin borç yoluyla savaşlarını finanse etme kapasitesinin finansal gerçeklerle çarpışmaya başladığını gösteren bir uyarı niteliği taşıyor.

ABD Hazinesi verilerine göre, 19 Mart itibarıyla toplam ulusal borç 39 trilyon doları aşarak rekor seviyeye ulaştı. Bu rakam, mevcut federal borcun hızlı bir şekilde büyüdüğünü ve son beş ayda yaklaşık bir trilyon dolar eklenmiş olduğunu ortaya koyuyor. Borcun, devam eden bütçe açığı ve faiz maliyetleri nedeniyle daha da artması bekleniyor.

Ekranlardan evlere

Bu teknik artış, Amerikan vatandaşları için acı bir gerçeğe dönüşüyor. 30 yıllık sabit faizli ipotek oranı yüzde 6,53’e yükseldi. Refinansman başvurularının yüzde 19 azalmasıyla birlikte, yılın en kritik konut alım dönemi olan ‘bahar sezonu’ anlık olarak çökerken, ekonominin savaşın bedelini doğrudan borçluların cebinden ödediği ortaya çıkıyor.

Birleşik Krallık ve Japonya fırtınanın tam ortasında

Atlantik’in diğer yakasında, İngiliz tahvilleri (Gilts) G7 ülkeleri arasında en çok etkilenenler listesinde başı çekti. Tahvil getirileri, 2008 krizini aşarak Londra’nın enerji şoklarına karşı aşırı hassasiyetini ortaya koydu. Yatırımcılar, İngiltere’nin ithal gaz bağımlılığı nedeniyle ek bir ‘risk primi’ ödediğini belirtiyor; bu durum Bank of England’dan beklenen faiz indirimlerini boşa çıkarırken, İngiliz tahvillerinin tarihlerindeki en kötü performansı göstermesine yol açtı.

sd
New York Borsası’nda bir ekranda hisse senedi piyasası istatistikleri gösteriliyor. (AFP)

Japonya ise uzun yıllar istisna olmasına rağmen etkilenmekten kurtulamadı. Japon tahvil getirileri onlarca yılın en yüksek seviyelerine yaklaştı. Savaşın yol açtığı küresel enflasyon baskısı karşısında Japonya Merkez Bankası, tarihsel olarak uyguladığı gevşek para politikalarını terk etmek zorunda kalıyor; bu da küresel likidite üzerinde ek baskı yaratıyor ve dünyanın en büyük Amerikan tahvili sahiplerinden biri olan Japonya’da borçlanma maliyetlerini yükseltiyor.

Gizli mekanizma... Tahvil getirileri nasıl işliyor?

Dünyanın tahvil getirilerindeki yükselişe neden bu kadar kaygıyla baktığını anlamak için, tahvil fiyatı ile getirisi arasındaki ters ilişkiyi bilmek gerekiyor. Tahviller adeta bir ‘denge terazisi’ gibi çalışıyor; yatırımcılar tahvillerini yoğun şekilde sattığında (pazartesi günü olduğu gibi savaş ve enflasyon endişeleri nedeniyle) tahvil fiyatları düşüyor ve buna bağlı olarak getiriler otomatik olarak yükseliyor. Bu artış, riskleri telafi etmek ve yeni alıcıları çekmek için gerçekleşiyor.

Getiri artışı aşağıdaki alanlar için olumsuz haber anlamına geliyor:

- Borçların yeniden fiyatlandırılması: Devlet tahvili getirileri, diğer tüm kredilerin ölçüldüğü ‘cetvel’ niteliğinde. Getirilerin yükselmesi, ipotek, otomobil kredisi ve şirket finansmanı maliyetlerini artırarak tüketim ve büyümeyi kısıyor.

- Hisse piyasalarına darbe: Tahvil piyasası yüzde 5’e yaklaşan ‘güvenli’ bir getiri sunduğunda, hisse senetleri cazibesini kaybediyor ve yatırımcılar paralarını borsalardan çekerek garanti kazancı tercih ediyor. Bu durum, Wall Street’teki sert düşüşleri açıklıyor.

- Arz-talep döngüsü: Washington, savaş finansmanı için büyük miktarda tahvil ihraç etmek zorunda kalırken (artan arz), yatırımcılar satın almaktan kaçınıyor (zayıf talep). Bu da ihale başarısızlıklarına ve getirilerin likidite çekmek için rekor seviyelere yükselmesine yol açıyor.

Sonuç olarak, bugün gördüğümüz getiri artışı yalnızca ekranlarda yanıp sönen kırmızı bir rakam değil; piyasalardan net bir mesaj: “Ucuz likidite dönemi sona erdi.” Savaş acil durumları ve biriken borç baskısı, kolay paranın zamanını bitirdi. Şimdi her şey yeniden fiyatlanıyor; ekmekten konut kredisine kadar her kalem. Piyasalar artık siyasi vaatleri satın almıyor, Washington ve Londra’ya verilen her dolar için yüksek bedel talep ediyor ve savaşın faturasının küresel finansal istikrarın merkezinden ödendiğini gösteriyor.

Piyasa aksak değil, aksine net çalışıyor ve başkentlere mesaj veriyor: “Jeopolitik enflasyon riskleri, büyüme risklerinden ağır basıyor.” Tahviller, zayıf büyüme verilerine rağmen güvenli liman işlevini yerine getiremiyorsa, tablo özetlenmiş demektir: Dünya borçları ‘yeni savaş gerçekliğine’ göre yeniden fiyatlıyor. Washington, Londra ve Tokyo, aynı dalgalı enflasyon sularında birlikte yol alıyor.



Altın, ABD enflasyon verileri öncesinde 4 bin 160 dolar seviyelerinde yatay seyrediyor

Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
TT

Altın, ABD enflasyon verileri öncesinde 4 bin 160 dolar seviyelerinde yatay seyrediyor

Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)

Altın fiyatları, yatırımcıların ABD Merkez Bankasının (FED) para politikasının seyrine ilişkin ipuçları aradığı ABD enflasyon verilerinin günün ilerleyen saatlerinde açıklanması beklentisiyle bugün yatay seyretti. FED yetkililerinin faizlerin daha da artırılmasının gerekip gerekmediğine ilişkin farklı açıklamaları da piyasaların odağında yer aldı.

Spot altın, ons başına 4 bin 159 dolar civarıda sabit kalırken, aralık vadeli ABD altın vadeli işlemleri yüzde 0,1 artışla 4 bin 182,60 dolara yükseldi.

Taste Life Küresel Makroekonomi Başkanı Ilya Spivak, altın fiyatlarının belirli bir bantta sınırlı hareket etmeyi sürdürdüğünü belirtti. Spivak, petrol fiyatlarındaki yükselişe rağmen altının değerini koruyabilmesinin, yükselişini sürdürmek için yeni bir katalizör arayışında olduğuna işaret edebileceğini belirtti.

Jeopolitik gelişmeler cephesinde Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, Dahran kentinde Saudi Aramco’ya ait bir idari binanın saldırıya uğradığını açıkladı. İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan arasında artan gerilimle eş zamanlı gerçekleşen gelişmeler, bugün petrol fiyatlarının yükselmesine yol açtı.

Para politikası konusunda ise New York FED Başkanı John Williams, enflasyonu düşürmek amacıyla merkez bankasının bu yıl faizleri bir kez daha artırmasının gerekebileceğini yineledi. Buna karşılık FED Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller, ABD tahvil getirilerindeki son yükselişin enflasyon beklentilerindeki artıştan değil, ekonomik büyümenin gücünden kaynaklandığını belirtti. Waller, enflasyon beklentilerinin istikrarlı seyrini koruduğunu ifade etti.

Piyasalar, ABD Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verisinin bugün 12.30’da açıklanmasını bekliyor. Üretici fiyatları ve perakende satış verileri ise yarın yayımlanacak. Spivak’a göre ekonomik ivmenin zayıfladığına işaret eden veriler, yatırımcıların yeni faiz artışlarına ilişkin beklentilerini azaltabilir ve bu durum altın fiyatlarını destekleyebilir.

CME Group bünyesindeki FedWatch aracına göre piyasalar, ABD faizlerinin bu ay artırılması ihtimalini yaklaşık yüzde 23, aralık ayında artırılması ihtimalini ise yüzde 88 olarak fiyatlıyor.

Getiri sağlamayan altın, faiz oranlarının düşmesinden genellikle olumlu etkileniyor. Buna karşılık yüksek faiz oranları, getiri sağlayan varlıkları daha cazip hâle getirerek altının yatırımcılar açısından çekiciliğini azaltıyor.

Diğer değerli metallerde ise spot gümüş yüzde 0,6 düşüşle ons başına 59,11 dolara geriledi. Platin bin 664,19 dolarda yatay seyrederken paladyum yüzde 0,4 artışla bin 130,81 dolara yükseldi.


Uluslararası Enerji Ajansı: Dizel kıtlığı 2027 yılına kadar sürebilir

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
TT

Uluslararası Enerji Ajansı: Dizel kıtlığı 2027 yılına kadar sürebilir

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) bugün yayımladığı aylık petrol piyasası raporunda, stokların önemli ölçüde azalması ve kış aylarındaki talep zirvesi öncesinde üretime getirilen kısıtlamalar nedeniyle dizel yakıt arzındaki sıkıntının gelecek yıla kadar devam edebileceğini bildirdi.

Dizel yakıt rafinaj kâr marjları, eylül ayında varil başına yaklaşık 95 dolarla rekor seviyeye ulaştı. ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşla bağlantılı saldırıların yol açtığı rafinaj kapasitesi düşüşü nedeniyle üretim de keskin biçimde geriledi.

IEA, “Dizel piyasaları ciddi baskı altında kalmaya devam ediyor. Uzun süreli arz kesintileri, rafinerilerin sonbahardaki bakım çalışmaları ve kış aylarındaki talep zirvesi öncesinde, normalde stokların artırılması gereken bir dönemde stoklardan çekilmesine yol açtı” açıklamasında bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump, cuma günü Rusya’nın küresel piyasalara dizel yakıt tedarik etmeyi kabul ettiğini açıklayarak bir ilke imza attı. Trump, yönetiminin Moskova’yı Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşta kullanabileceği gelirlerden mahrum bırakmak amacıyla uygulamaya konulan Rus yakıtına yönelik ABD yaptırımlarını geçici olarak kaldırdığını söyledi.

Trump, Cumhuriyetçi ve Demokrat partilerden bazı Kongre üyelerinin anlaşmanın, Moskova Ukrayna’ya yönelik saldırılarını sona erdirene kadar Rus enerji ürünlerinin ithalatını yasaklayan ABD yasasına aykırı göründüğünü dile getirmelerine rağmen Rusya ile yapılan ‘dizel anlaşmasını’ savundu.

Rus petrolü ihracatına yönelik yaptırımların kaldırılmasının yüksek yakıt fiyatlarının düşürülmesine yardımcı olacağını belirten Trump’ın açıklamalarına bazı analistler şüpheyle yaklaştı. Analistler, Rusya’nın önümüzdeki üç ay boyunca sağlayacağını belirttiği dizel miktarının fiyatlar üzerinde kayda değer bir etki yaratmaya yetmeyeceğini savundu. Söz konusu miktarın, küresel yakıt tüketiminin yalnızca yaklaşık 12 saatlik bölümüne karşılık geldiği belirtildi.

Dizel fiyatları dünya genelinde rekor seviyelere yükselerek ABD’de galon başına 6,5 doları aştı. Fiyatlar, ABD ile Rusya arasında ‘dizel anlaşmasının’ duyurulmasının ardından ise bir miktar geriledi.


IMF: Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların etkileri tüm dünyaya yayılabilir

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
TT

IMF: Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların etkileri tüm dünyaya yayılabilir

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, Suudi Arabistan’a yönelik son saldırıların, ülke ekonomisinin bölge ve küresel piyasalar açısından taşıdığı önem ve Ortadoğu’da enerji arz güvenliğine ilişkin risklerin artması nedeniyle dünya genelinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası’nın Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen basın toplantısında, “Suudi Arabistan ekonomisi bölge ve dünya için önemli” diyerek,  son gelişmelerin “herkesi, dünyanın her yerinde etkileyebilecek olası olumsuz sonuçlar” doğurabileceğini ifade etti.

Uyarı, bölgedeki enerji akışları ve deniz taşımacılığının baskı altında olduğu bir dönemde yapıldı. Tedarik zincirlerinde yaşanabilecek aksaklıkların, özellikle petrol ve doğal gaz ithalatına bağımlı ekonomilerde enerji maliyetleri, ticaret ve ekonomik faaliyetler üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği belirtiliyor.

IMF’nin dün yayımladığı tahminler de bölgedeki aksaklıkların ekonomiler üzerindeki olası etkilerinin boyutuna işaret ediyor. Fon, Ortadoğu ve Orta Asya ekonomilerinin 2026’da yüzde 0,3 daralmasını, 2027’de ise yüzde 6,3 büyümesini bekliyor. Bu görünüm, mevcut krizin yarattığı baskıların yanı sıra krizin hafiflemesi ve enerji ile ticaret akışlarının yeniden toparlanmasıyla öngörülen ekonomik iyileşmeyi yansıtıyor.

Bölge ekonomileri üzerindeki olası etkilerin, deniz taşımacılığındaki aksaklıklara maruz kalma düzeyine ve ihracatın sürdürülebilirliğine bağlı olarak farklılık göstermesi bekleniyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Suudi Arabistan’a ilişkin büyüme tahminini 2027 yılı için yükselten IMF, temmuz ayında yüzde 2,4 ve nisanda yüzde 3,4 olarak açıkladığı tahminini yüzde 7,9’a çıkardı. Fon, Suudi Arabistan ekonomisinin 2026’daki daralmasına ilişkin tahminini ise temmuz ayındaki yüzde 5 ve nisan ayındaki yüzde 6,4 seviyelerinden yüzde 3,3’e indirdi.

Bu görünüm, deniz taşımacılığındaki aksaklıkların hafiflemesiyle üretim ve ihracatın yeniden ivme kazanacağı beklentisini yansıtıyor. Bununla birlikte toparlanmanın hızı ve boyutu, güvenlik koşullarındaki gelişmelere ve enerji ile ticaret akışlarının normale dönmesine bağlı olacak. Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı ise bütçeye ilişkin ön açıklama metninde, 2027 yılı için yüzde 12,8’lik daha yüksek bir büyüme öngörüsüne yer verdi.