Veliaht Prens’in kararlarının üzerinden bir yıl geçtikten sonra... Riyad gayrimenkul piyasası, işlem değerlerinde yüzde 64’lük düşüşle spekülasyona veda ediyor

Uzmanlar Şarku’l Avsat’a konuştu: Denge adımları tekeli sona erdirdi ve sürdürülebilir bir modelin temellerini attı

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)
TT

Veliaht Prens’in kararlarının üzerinden bir yıl geçtikten sonra... Riyad gayrimenkul piyasası, işlem değerlerinde yüzde 64’lük düşüşle spekülasyona veda ediyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın 29 Mart 2025’te Riyad gayrimenkul piyasasında dengeyi yeniden sağlamak amacıyla açıkladığı tarihi karar paketinin üzerinden bir yıl geçerken, başkentin sokaklarında ve özellikle kuzey bölgelerindeki planlamalarda yeni bir yol haritasının belirginleştiği görülüyor. Gayrimenkul borsasından gelen veriler, yalnızca istatistik olmanın ötesine geçerek, yıllardır piyasayı tüketen spekülatif dalganın geri çekildiğini açık biçimde ortaya koydu. İşlem değerleri yüzde 64 oranında sert bir düşüş kaydederken, Riyad ‘büyük düzeltme’ olarak nitelendirilen süreçle, vatandaş ve gerçek geliştiriciyi merkeze alan sürdürülebilir bir modele yönelmeye başladı.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın yönlendirmeleri, piyasaya yeni bir istikamet kazandıran kapsamlı yürütme kararlarıyla somutlaştı. Bu kapsamda başkentin kuzeyinde milyonlarca metrekarelik alan üzerindeki kısıtlamalar kaldırıldı, konut arzını artırmak için boş arazilere yönelik vergiler devreye alındı. Aynı zamanda kira artışları dondurulurken, ev sahibi ile kiracı arasındaki sözleşmesel ilişkiler de yeniden düzenlendi. Söz konusu adımlar, konut maliyetlerinin istikrara kavuşmasına ve son yıllarda görülen gerekçesiz fiyat artışlarının sınırlanmasına doğrudan katkı sağladı.

Bu yapısal reformların etkisi, Adalet Bakanlığı’na bağlı gayrimenkul borsasının verilerine de net şekilde yansıdı. İşlem değerleri yüzde 64 oranında gerileyerek yaklaşık 53 bin işlemde 17,3 milyar dolar (65 milyar riyal) seviyesinde gerçekleşti. Bu rakam, kararların öncesindeki yıl kaydedilen yaklaşık 48,3 milyar dolar (181 milyar riyal) seviyesine kıyasla ciddi bir düşüşe işaret etti. Veriler ayrıca toplam işlem alanının da 228 bin metrekareden 153 bin metrekareye gerilediğini gösterdi. Uzmanlar, bu düşüşü likiditenin büyük ölçekli arsa spekülasyonundan çıkarak planlı konut geliştirme projelerine yönelmesiyle açıklıyor.

Gayrimenkul piyasasının yeniden şekillenmesi

Gayrimenkul alanındaki uzmanlar ve sektörle ilgilenen isimler, Şarku’l Avsat’a yaptıkları değerlendirmelerde, söz konusu tarihi adımların Riyad’daki gayrimenkul piyasasını daha sürdürülebilir bir modele doğru yeniden şekillendirdiğini belirtti. Uzmanlar, piyasanın artık gayrimenkul geliştirme ve gerçek konut talebine dayalı bir yapıya evrildiğini, bunun da denge, olgunlaşma ve fiyat istikrarı açısından yeni bir aşamaya geçiş sağladığını ifade etti. Ayrıca bu dönüşümün, Suudi Arabistan’ın yaşadığı ekonomik değişimlere uyum sağlayabilecek daha dayanıklı bir gayrimenkul piyasasının inşasında önemli bir adım olduğu vurgulandı.

Gayrimenkul uzmanı ve pazarlama danışmanı Sakr ez-Zehrani, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, alınan kararların piyasa yapısında belirgin bir dönüşüm yarattığını söyledi. Zehrani, işlem değerlerindeki düşüşün piyasa zayıflığına değil, fiyatları gerçek konut talebinden koparan spekülatif hareketlerin gerilemesine işaret ettiğini dile getirdi.

Zehrani ayrıca, dengeleyici emlak politikalarının özellikle metrekare başına yaklaşık bin 500 riyal seviyesinden sunulan destekli arsalar sayesinde yeni bir fiyat referansı oluşturduğunu belirtti. Bu durumun bazı mahallelerde fiyat beklentilerini yeniden şekillendirdiğini ve geçmiş yıllarda görülen gerekçesiz artışları sınırladığını ifade etti.

Öte yandan, Riyad’ın kuzeyindeki arazilerde fiyatların ‘serbest düşüşe’ benzer bir gerileme yaşadığına dikkat çekildi. Piyasa raporlarına göre bazı bölgelerde fiyatlar, yıllarca süren hızlı yükselişlerin ardından kayda değer oranlarda düştü. Bu yükselişlerin, büyük ölçüde spekülasyon ve hızlı büyüme beklentileriyle desteklendiği belirtilirken, mevcut gerilemenin ise daha gerçekçi kriterlere dayalı bir yeniden fiyatlama sürecinin parçası olarak değerlendirildiği aktarıldı.

Riyad’da tespit edilen arazi planlarının haritası (SPA)Riyad’da tespit edilen arazi planlarının haritası (SPA)

Spekülasyondan gayrimenkul geliştirmeye

Zehrani, dengeleyici gayrimenkul kararlarının üzerinden geçen bir yıl içinde piyasada bir dizi önemli eğilimin öne çıktığını belirtti. Bunların başında, likiditenin bir bölümünün spekülasyondan gayrimenkul geliştirme faaliyetlerine kayması gelirken, arazi alım satımı yerine planlı projelere yönelimin arttığını ifade etti. Ayrıca kısa vadeli yatırımcıların etkisinin azalmasıyla birlikte gerçek konut alıcısının piyasanın ana itici gücü haline geldiğini vurguladı.

Zehrani, konut birimleri ve geliştirilmiş arsalar için ‘harita üzerinden satış’ projelerinin ilk örneklerinin ortaya çıkmaya başladığını, bu modelin konut arzını artırma ve mülkiyet maliyetlerini düşürme açısından önümüzdeki dönemde daha da yaygınlaşmasının beklendiğini söyledi. Piyasanın aynı zamanda, başta boş gayrimenkullere yönelik vergiler olmak üzere, beklenen yeni düzenlemeleri yakından izlediğini; bu adımların şehirlerde atıl varlıkların ekonomiye kazandırılmasına ve mevcut emlak stokunun daha verimli kullanılmasına katkı sağlamasının öngörüldüğünü dile getirdi.

Önümüzdeki döneme ilişkin değerlendirmesinde Zehrani, Riyad’daki emlak piyasasının daha olgun ve sürdürülebilir bir aşamaya ilerleyeceğini, harita üzerinden satış projelerinde artış ve şehir içi arzın genişlemesiyle birlikte reformların etkisinin süreceğini belirtti. Zehrani, bu sürecin fiyat istikrarını destekleyeceğini ve arz-talep dengesinin daha sağlıklı bir zemine oturmasına katkı sağlayacağını ifade etti.

Zehrani ayrıca, bugün Riyad emlak piyasasında yaşananların bir durgunluktan ziyade, piyasayı daha sürdürülebilir bir modele taşıyan yeniden yapılanma süreci olduğunu vurguladı. Bu modelin, gayrimenkul geliştirme ve gerçek konut talebine dayanarak kentsel kalkınma hedeflerini destekleyeceğini ve başkentte yaşam kalitesini artıracağını sözlerine ekledi.

Piyasa davranışı

Gayrimenkul uzmanı ve pazarlama danışmanı Abdullah el-Musa, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Riyad gayrimenkul piyasasının ekonomik döngüsü içinde kritik bir aşamaya girdiğini belirtti. Musa, bu yıl yaşanan dönüşümlerin yalnızca işlem sayısı ya da değerleriyle açıklanamayacağını, daha geniş bir çerçevede piyasa davranışlarının yeniden şekillenmesi ve arz-talep ilişkisinin yeniden dengelenmesi bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Musa, söz konusu kararlar öncesindeki yıllarda Riyad’daki gayrimenkul piyasasında fiyatların hızlı bir şekilde yükseldiğini, bu artışların artan talep, hızlı kentsel büyüme ve farklı yatırımcı gruplarının piyasaya girişi gibi çeşitli faktörlerden kaynaklandığını söyledi. Ancak zamanla, piyasanın sürdürülebilirliğini sağlamak ve gerekçesiz fiyat artışlarını sınırlamak için yeniden denge kurulmasının kaçınılmaz hale geldiğini vurguladı.

Musa, son bir yılda işlem hacminde yaşanan gerilemenin, piyasanın yeniden dengelenme sürecinin doğal bir yansıması olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bu aşamada alıcıların daha temkinli davrandığını ve yatırım kararlarını yeniden gözden geçirdiğini ifade eden Musa, geliştiriciler ile mülk sahiplerinin de yeni koşullara uyum sağlamak amacıyla fiyatlandırma ve pazarlama stratejilerini revize ettiğini söyledi.

Musa, bu dönemin en dikkat çekici özelliklerinden birinin piyasa oyuncuları arasında artan bilinç düzeyi olduğunu vurguladı. Satın alma kararlarının artık kısa vadeli fiyat artışı beklentilerinden ziyade değer ve ekonomik fizibiliteye dayandığını belirten Musa, bazı gayrimenkul şirketlerinin de daha uzun vadeli ödeme planları sunarak ve ürünlerini piyasa ihtiyaçlarına göre yeniden tasarlayarak satış ve pazarlama modellerini gözden geçirmeye başladığını kaydetti.

Bu sürecin, bazı bölgelerde fiyat hareketlerini etkileyen spekülatif işlemlerin azalmasına katkı sağladığını dile getiren Musa, bunun karşılığında arsaların elde tutulmak yerine geliştirilerek projelere dönüştürülmesi yönünde daha güçlü bir eğilim oluştuğunu ifade etti.

Musa, Riyad gayrimenkul piyasasında yaşananların bir durgunluk değil, piyasa kurallarını yeniden tanımlayan bir geçiş süreci olduğunu belirterek, bu dönüşümün spekülasyona dayalı yapıdan, gerçek varlık değerine ve uzun vadeli geliştirme verimliliğine dayanan daha istikrarlı ve olgun bir modele geçişi temsil ettiğini söyledi. Bunun, ülkenin ekonomik dönüşümüne uyum sağlayabilecek daha sürdürülebilir bir gayrimenkul piyasasının inşası açısından önemli bir adım olduğunu vurguladı.

Önümüzdeki döneme ilişkin beklentilerini de paylaşan Musa, Riyad’daki gayrimenkul piyasasının daha dengeli ve olgun bir seyir izleyeceğini, projeler arasındaki rekabetin ise giderek daha fazla ürün kalitesi, geliştirme verimliliği ve piyasa ihtiyaçlarına uyum üzerinden şekilleneceğini ifade etti. Musa, şehirde devam eden büyük ölçekli projelerin etkisiyle gayrimenkul sektörünün ekonomik büyümeyi destekleyen başlıca alanlardan biri olmayı sürdüreceğini sözlerine ekledi.



Tether'in 120 milyon dolarlık Bitcoin madenciliği projesi nasıl çöktü?

Kripto para birimi Tether, Tether Limited tarafından Temmuz 2014'te kurulmuştu (Reuters)
Kripto para birimi Tether, Tether Limited tarafından Temmuz 2014'te kurulmuştu (Reuters)
TT

Tether'in 120 milyon dolarlık Bitcoin madenciliği projesi nasıl çöktü?

Kripto para birimi Tether, Tether Limited tarafından Temmuz 2014'te kurulmuştu (Reuters)
Kripto para birimi Tether, Tether Limited tarafından Temmuz 2014'te kurulmuştu (Reuters)

Dünyanın en büyük stablecoin'lerinden Tether'in Uruguay'da yaklaşık 120 milyon dolar harcadığı Bitcoin madenciliği projesi, elektrik tedariki konusunda devlet şirketiyle yaşanan anlaşmazlığın ardından çöktü.

Tether, 2023'te yenilenebilir enerji ve güçlü elektrik şebekesi nedeniyle Uruguay'ı Bitcoin madenciliği için "mükemmel bir platform" diye tanıtmıştı. Şirket, Latin Amerika ülkesindeki Florida bölgesinde her birine yaklaşık 60 milyon dolar harcadığı iki tesis kurdu.

Ancak Reuters'ın incelediği belgelere göre Tether'le Uruguay'ın kamu elektrik şirketi UTE arasında, tesislere sağlanacak elektriğin miktarı konusunda 2024'ün sonlarında anlaşmazlık çıktı.

Analize göre, geçen yılki devlet başkanlığı seçimini ikinci turda kazanan solcu Yamandu Orsi'nin Mart 2025'te göreve başlamasıyla UTE yönetimi de değişti. Hükümet, bu tarihten sonra Tether'le müzakerelerde daha sert bir yaklaşım takınmış.

Tether'in ülkedeki iştiraki Microfin, Mayıs 2025'te elektrik faturalarını ödemeyi bıraktı ve haziranda sözleşmeleri feshedeceğini bildirdi.

Taraflar yeni bir anlaşmaya varmaya çalışsa da metin imzalanmadı. UTE, ödenmemiş faturalar nedeniyle 25 Temmuz'da tesislerin elektriğini kesti.

Tether ise daha sonra ülkedeki faaliyetlerini durduracağını açıkladı. Microfin ise elektrik borçlarını geçen yıl aralık ayında ödedi.

Analizde, Tether'in başarısız Uruguay yatırımının, Bitcoin madenciliğinin değişen ekonomisine de ışık tuttuğu belirtiliyor. Analistlere göre 2024'teki "yarılanma" sonrasında Bitcoin ödüllerinin azalması ve kripto paranın fiyatının 2025'teki zirvesinden sert biçimde düşmesi, madenciliğin kârlılığını azalttı.

Bitcoin madencileri de bu nedenle daha verimli donanımlara, daha ucuz elektriğe ve yapay zekayla yüksek performanslı bilgi işlem hizmetlerine yöneliyor.

Buna ek olarak Tether'in Uruguay'dan hızla çekilmesi, Bitcoin madenciliği sektörünün kolayca yer değiştirebilen yapısını da ortaya koyuyor

Northumbria Üniversitesi'nden Pete Howson, tesislerin kolayca kapatılıp başka ülkelere taşınabildiğini, bu nedenle ev sahibi ülkelere uzun vadeli istihdam ve ekonomik fayda sağlamakta sınırlı kalabileceğini söylüyor.

Independent Türkçe, Reuters, Crypto News


Çin ekonomisi, İran savaşı şokuna nasıl dayandı?

Uzmanlara göre Çin'in acil durumlarda en az üç ay yetecek petrol rezervi var (Reuters)
Uzmanlara göre Çin'in acil durumlarda en az üç ay yetecek petrol rezervi var (Reuters)
TT

Çin ekonomisi, İran savaşı şokuna nasıl dayandı?

Uzmanlara göre Çin'in acil durumlarda en az üç ay yetecek petrol rezervi var (Reuters)
Uzmanlara göre Çin'in acil durumlarda en az üç ay yetecek petrol rezervi var (Reuters)

Çin yönetiminin, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan İran savaşının küresel petrol piyasalarında yarattığı sarsıntıyı nasıl göğüslediği merak ediliyor.

Dünyanın en büyük petrol ithalatçısı Çin, enerji analiz şirketi Vortexa'ya göre 2025'te günde yaklaşık 11 milyon varil petrol satın alıyordu. Bunun yarısı İran da dahil Ortadoğulu tedarikçilerden geliyordu.

Savaşın başlamasının ardından Çin'in ham petrol ithalatı, şubattan hazirana kadar yüzde 48,9 azalarak günde 5,8 milyon varile geriledi. Temmuzdaki toparlanmaya rağmen ithalat, yaklaşık 10 yılın en düşük seviyelerinde kalmayı sürdürdü.

Bu düşüşe rağmen Çin'in ekonomisi, Pekin'in devreye soktuğu çeşitli önlemlerle ayakta kalmayı başardı.

Wall Street Journal'ın analizinde, Pekin'in yakıt ihracatını sınırlamasıyla rafinerilerin ham petrol işleme faaliyetlerini azalttığına dikkat çekiliyor. S&P Global Energy Platts'a göre devlete ait 49 rafinerinin ortalama kapasite kullanım oranı mayısta yüzde 71,6'ya gerileyerek pandemiden bu yana görülen en düşük seviyeye indi.

Savaşın küresel yakıt maliyetlerini artırması uçak biletlerine de yansıdı. Buna karşılık ağırlıklı olarak kömür ve yenilenebilir kaynaklardan beslenen elektrik şebekesine bağlı demiryolu taşımacılığı, petrol piyasasındaki dalgalanmalardan daha az etkilendi.

Çin, savaş öncesinde de devasa kömür rezervlerini petrol, akaryakıt ve diğer ürünlerin üretiminde giderek daha fazla kullanmaya başlamıştı. Ülkede 2024'te kömürden üretilen rafine ürünlerin miktarı, yaklaşık 300 milyon varil ham petrolün işlenmesine eşdeğerdi.

Bu yatırımların Çin'in savaşın yol açtığı petrol kesintilerine karşı hazırlıklı olmasını sağladığı belirtiliyor. Savaş sonrasında kömürden kimyasal üreten şirketler ham petrol fiyatlarındaki yükselişe karşı bir tampon oluşturdu.  

Asya devinin ekonomisini şoklardan koruyan en önemli unsurlardan biri de büyük ham petrol stokları oldu.

Pekin rezervlerinin tam büyüklüğünü açıklamıyor ve petrolün bir bölümünü yer altında depoluyor. Ancak analistlere göre stratejik rezervler, rafinerilerdeki petrol ve ticari stoklar dahil toplam miktar 1 milyar ile 1,4 milyar varil arasında.

Çin, yaptırımların da etkisiyle ucuzlayan Rus ve İran petrolünü 2025'te stoklamaya başlamıştı. ABD Enerji Enformasyon İdaresi'ne göre ülke geçen yıl rezervlerine günde ortalama 1,1 milyon varil petrol ekledi.

Diğer yandan Pekin uzun vadede yerli petrol ve doğalgaz üretimini artırmayı hedefliyor. 2030'a kadar yerli petrol ve doğalgaz arzının 440 milyon ton petrol eşdeğerine çıkarılması öngörülüyor. Uzun mesafeli petrol ve doğalgaz boru hattı ağına 20 bin kilometrelik yeni hat eklenerek toplam uzunluğun 220 bin kilometreye çıkarılması planlanıyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Global Times


ABD Hazine Bakanlığı'nın tahvil müdahalesi ne anlama geliyor?

ABD Hazine Bakanlığı'nın tahvil hamlesinin ardından dolar son üç ayın en düşük seviyesini gördü (Reuters)
ABD Hazine Bakanlığı'nın tahvil hamlesinin ardından dolar son üç ayın en düşük seviyesini gördü (Reuters)
TT

ABD Hazine Bakanlığı'nın tahvil müdahalesi ne anlama geliyor?

ABD Hazine Bakanlığı'nın tahvil hamlesinin ardından dolar son üç ayın en düşük seviyesini gördü (Reuters)
ABD Hazine Bakanlığı'nın tahvil hamlesinin ardından dolar son üç ayın en düşük seviyesini gördü (Reuters)

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'ın borçlanma maliyetlerinde ekonomiye zarar verebilecek bir yükselişi durdurmak amacıyla açıkladığı tahvil geri alımlarının yankıları sürüyor.

ABD Hazine Bakanlığı'ndan çarşamba günü yapılan açıklamada, 10'dan 30 yıla kadar vadeli tahvillere yönelik planlanan alımların "en az iki katına çıkarılacağı" bildirildi.

Wall Street Journal'ın analizine göre Bessent'ın bu müdahalesi, Hazine Bakanlığı'nın borç yönetiminde uzun süredir benimsediği "düzenli ve öngörülebilir" yaklaşımdan uzaklaşıldığı anlamına geliyor.

ABD'de uzun vadeli tahvil faizleri yükselirken, analizde Bessent'ın tahvil piyasasına müdahalelerinin sorunu ancak geçici olarak hafifletebileceği savunuluyor.

Problemin asıl kaynağının dünyada giderek büyüyen yeni sermaye ihtiyaçları olduğuna dikkat çekiliyor.

ABD ve diğer büyük ekonomilerin çok yüksek bütçe açıkları verdiğine işaret ediliyor. Ayrıca pandemi sonrası dönemde devlet harcamalarının yeniden yükselişe geçmesi, Avrupa ve Asya'daki hükümetlerin hem savunma harcamalarını artırmak hem de sosyal harcamaları korumak için daha fazla borçlanmasına yol açıyor.

Buna ek olarak yapay zeka sektörü de son gelişmelerde belirleyici rol oynuyor. Yapay zeka firmaları devasa veri merkezleri kurmak için büyük miktarda para harcıyor ve giderek daha fazla borçlanıyor.

Bir diğer unsur da jeopolitik gelişmeler. İran savaşı nedeniyle Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğinin durma noktasına gelmesiyle küresel enerji piyasalarındaki sarsıntı sürüyor.

ABD başta olmak üzere büyük ekonomiler, Çin'e ve küresel tedarik zincirlerine bağımlılığı azaltmak için üretimi kendi ülkelerine veya daha güvenli bölgelere taşımaya çalışıyor. Ancak bu süreç, daha verimsiz ve aynı yatırımların farklı ülkelerde tekrarlandığı bir sermaye harcaması dönemini beraberinde getiriyor.

Bessent'ın tahvil geri alım programını genişletmesi, bu baskıyı hafifletmeye yönelik daha geniş stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Ancak bu politika, devletin faiz artışlarına karşı daha kırılgan hale gelmesine yol açabilir.

Reuters'ın analizinde de ABD hükümetinin yüksek bütçe açıklarını finanse etmek için büyük miktarda borçlandığına, yapay zeka şirketlerinin de veri merkezleri kurmak için tahvil piyasalarından milyarlarca dolar toplamaya çalıştığına işaret ediliyor.

Bunun da mortgage ve kredi maliyetleri yoluyla tüketici üzerindeki ekonomik yükü artırabileceğine dikkat çekiliyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters