Küresel ekonomi, ‘savaş primleri’ gölgesinde verilerin merceği altında

ABD’deki istihdamdan Avrupa’daki enflasyona... İran kıvılcımı faiz dengelerini yeniden şekillendiriyor

Seul’deki bir benzin istasyonunda gösterilen yakıt fiyatları (EPA)
Seul’deki bir benzin istasyonunda gösterilen yakıt fiyatları (EPA)
TT

Küresel ekonomi, ‘savaş primleri’ gölgesinde verilerin merceği altında

Seul’deki bir benzin istasyonunda gösterilen yakıt fiyatları (EPA)
Seul’deki bir benzin istasyonunda gösterilen yakıt fiyatları (EPA)

Küresel ekonomi kritik bir haftaya girerken, piyasalar istihdam, sanayi üretimi ve küresel fiyat seviyelerine İran’daki savaşın verdiği gerçek zararı ilk kez ortaya koyacak temel ekonomik verilerin açıklanmasını bekliyor. Yatırımcılar açısından makroekonomik veriler artık tek belirleyici olmaktan çıkarken, sahadaki gelişmelerin gerisinde kalan bir unsur haline geldi.

ABD’de gözler, önümüzdeki cuma günü açıklanacak mart ayı tarım dışı istihdam verisine çevrildi. Söz konusu veri, yakıt fiyatlarındaki sert yükseliş ortamında Amerikan ekonomisinin gücüne yönelik önemli bir sınav olarak görülüyor. HSBC ekonomistleri sınırlı da olsa pozitif bir büyüme öngörürken, piyasalar Ortadoğu’daki savaşın yol açtığı üretim maliyetlerindeki artış ve satın alma gücündeki aşınma endişeleriyle, 2026 yılında faiz indirimi yerine yüzde 42 olasılıkla faiz artışı ihtimalini fiyatlamaya başladı.

Avrupa’da enflasyon

Paskalya tatillerinin kısalttığı işlem haftasında Avrupa piyasaları, mart ayına ilişkin öncü enflasyon verilerine odaklandı. Açıklamaların pazartesi günü Almanya ile başlaması, salı günü ise Fransa, İtalya ve euro bölgesi geneline yayılması bekleniyor. Wall Street Journal’a göre bu veriler, Ortadoğu’daki çatışmanın Avrupalı tüketicilerin harcamalarına etkisini ölçen ‘ilk test’ niteliği taşıyor.

drfer
Manhattan’da bulunan New York Borsası’nın içindeki ‘Wall Street’ tabelası (Reuters)

Investec ve HSBC analistleri, özellikle yüzde 60 artan doğal gaz fiyatları başta olmak üzere küresel enerji maliyetlerindeki sıçramanın, gübre ve ham maddeler üzerinden tarım ve sanayi üretim maliyetlerine yansımaya başladığını belirtiyor.

Euro’nun dolar karşısında değer kaybetmesi ithalat faturasını keskin biçimde artırırken, bu durum Avrupa Merkez Bankası (ECB) için ‘varoluşsal bir ikilem’ yaratıyor. Bir yandan ithal enflasyon faiz artışı baskısını artırırken, diğer yandan zayıflayan tüketim Avrupa’yı uzun süreli bir stagflasyon riskine yaklaştırıyor.

Wall Street Journal’ın değerlendirmesine göre piyasalar artık yaz aylarında faiz indirimi beklentisini büyük ölçüde terk etti; bunun yerine enflasyonun yüzde 2 hedefinin üzerinde daha uzun süre kalacağı senaryosuna karşı pozisyon almaya başladı.

İngiliz tahvillerinde yaşanan deprem

İngiltere devlet tahvili piyasası (Gilts), mini bütçe krizinden bu yana en sert dalgalanmalardan birini yaşıyor. ‘Savaşın gerçekleri’ olarak nitelendirilen gelişmeler, piyasa beklentilerini köklü biçimde değiştirdi. Henüz bir ay önce 2026 yılı içinde iki faiz indirimi beklenirken, bu beklenti tamamen tersine döndü ve swap piyasaları, Hürmüz Boğazı’ndaki tedarik zinciri aksaklıklarının yarattığı enflasyon baskısıyla art arda üç faiz artışını fiyatlamaya başladı.

fervfe
Londra’da benzin istasyonuna giren bir araba (EPA)

Bu çerçevede finans çevreleri, salı günü açıklanacak revize gayrisafi yurt içi hasıla verilerine odaklandı. Söz konusu veriler yalnızca geçmiş performansı değil, aynı zamanda İngiliz ekonomisinin mevcut şoka hangi mali güçle yaklaştığını anlamak açısından da önem taşıyor. Yatırımcıları daha fazla endişelendiren ise Londra Borsası Grubu (LSEG) verileri oldu. Bu verilere göre Bank of England’ın bir sonraki toplantısında ‘agresif’ bir faiz artırımına gitme olasılığı yüzde 73’e ulaştı. Bu beklenti, tahvil getirilerinin yükselmesine yol açarken, piyasaların ekonominin uzun süreli bir belirsizlik dönemine girebileceğine yönelik kaygılarını da yansıtıyor.

Çin maliyetlerle karşı karşıya

Küresel piyasalar, Çin’de salı ve çarşamba günleri açıklanacak resmi ve özel imalat satın alma yöneticileri endekslerini (PMI) temkinli bir şekilde bekliyor. Söz konusu veriler, Ortadoğu’daki savaşın yol açtığı maliyet şokunu Asya devinin ne ölçüde absorbe edebileceğini gösterecek ‘kritik eşik’ olarak değerlendiriliyor. ING Group ekonomistleri mart ayında imalat faaliyetinin yeniden genişleme bölgesine dönebileceğini öngörse de artan ham madde fiyatları ve alternatif deniz taşımacılığı maliyetleri nedeniyle kâr marjlarının hızla erimesi en büyük endişe kaynağı olmaya devam ediyor.

S&P Global verilerine göre, Çin’deki küçük ve orta ölçekli işletmeler çift yönlü baskı altında bulunuyor. Bir yandan üretim için gerekli enerji maliyetleri artarken, diğer yandan Batı piyasalarını etkisi altına alan enflasyon dalgası nedeniyle küresel talepte düşüş yaşanabileceği endişesi öne çıkıyor. Bu hafta Çin’de inşaat veya imalat faaliyetlerinde beklenmedik bir daralma yaşanması, küresel büyümenin yavaşladığına dair erken bir uyarı sinyali olarak değerlendirilebilir. Özellikle Pekin yönetiminin, yerel ekonomiyi destekleme ihtiyacı ile Hürmüz Boğazı’ndan uzak, daha uzun ve maliyetli deniz rotalarından yapılan artan enerji ithalatı arasında denge kurmak zorunda kalması dikkat çekiyor.

Japonya: Yen rüzgârın etkisinde

Japonya’da finansal piyasalar, pazartesi günü açıklanacak Bank of Japan görüş özetine odaklandı. Petrol kaynaklı doların güçlenmesi karşısında dalgalanan yen üzerindeki baskı dikkat çekiyor. Banka son toplantısında faizi yüzde 0,75 seviyesinde sabit tutsa da İran’daki savaşın tırmanması Tokyo’daki politika yapıcıları zor bir tabloyla karşı karşıya bıraktı. Enerji ihtiyacının büyük bölümünü Hürmüz Boğazı üzerinden karşılayan Japonya, taşıma ve yakıt maliyetlerinin etkisiyle hızlanan çekirdek enflasyonu yakından izlemek zorunda kalıyor.

Çarşamba günü açıklanması beklenen Tankan Survey sonuçlarına göre, büyük Japon üreticiler arasında krizin sürmesi halinde özellikle yarı iletken ve elektronik sektörlerinde kâr marjlarının eriyebileceği yönünde endişeler artıyor. Bu durumun, merkez bankasını geleneksel temkinli duruşunu terk ederek para birimini desteklemek için doğrudan müdahaleye ya da ithal enflasyonu sınırlamak amacıyla sürpriz faiz artışına zorlayabileceği değerlendiriliyor.

Güney Kore’de ise çip sektörünün desteğiyle ihracatın yüzde 42,9 oranında artması beklenmesine rağmen, ithalat kaynaklı enflasyonun ticaret dengesi üzerindeki en büyük risk olmaya devam ettiği belirtiliyor.

Hindistan: Rupi ve dayanıklılık testi

Dünyanın en büyük üçüncü petrol tüketicisi olan Hindistan, çatışmanın etkilerinden uzak kalmış görünmüyor. Artan enerji faturasıyla birlikte cari açığın genişlemesi, Hindistan rupisi üzerinde baskıyı artırıyor. İmalat ve hizmet sektörlerine ilişkin satın alma yöneticileri endeksi verilerinin açıklanması yaklaşırken, Yeni Delhi yönetimi küçük ve orta ölçekli işletmelerin artan nakliye ve girdi maliyetlerini ne ölçüde karşılayabildiğine dair net sinyaller bekliyor.

evefv
Tokyo Borsası’ndaki hisse senedi endeks panosunun önünden geçen insanlar (EPA)

Analistler, Hindistan Merkez Bankası’nın, para biriminde sert değer kaybını önlemek amacıyla döviz piyasasına müdahale etmek zorunda kalabileceğini belirtiyor. Özellikle alternatif deniz yolları üzerinden gelen sevkiyatlara eklenen ‘savaş primi’ maliyetleri, baskıyı daha da artırıyor. Hindistan’ın mevcut stratejisinin, güçlü iç talebin küresel talepte olası yavaşlamayı telafi edip edemeyeceğine dayandığı ifade ediliyor. Ancak mevcut enerji şokunun, 2026 yılına yönelik iddialı büyüme hedefleri üzerinde sınırlayıcı bir etki yaratabileceği yönünde endişeler de artıyor.



Suudi “Kamu Yatırım Fonu”nun (PIF) kârı 17 milyar doları aşarken, varlıkları 2025’te 907 milyar dolara yaklaştı

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, (Reuters)
TT

Suudi “Kamu Yatırım Fonu”nun (PIF) kârı 17 milyar doları aşarken, varlıkları 2025’te 907 milyar dolara yaklaştı

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, (Reuters)

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), 2025 yılında güçlü bir mali performans sergiledi. Fonun gelirleri yüzde 9 artışla 450 milyar riyale (120 milyar dolar) yükselirken, net kârı iki katına çıkarak 65 milyar riyali (17,3 milyar dolar) aştı. Yönetilen varlıklarının toplamı değeri ise yaklaşık 3,4 trilyon riyale (906,7 milyar dolar) ulaştı.

Fon, yerel yatırımlarını da genişletmeye devam etti. Bu yatırımların 2021-2025 dönemindeki kümülatif toplamı 750 milyar riyale (200 milyar dolar) yaklaşırken, uluslararası yatırımları yüzde 12 oranında büyüdü. Fon ayrıca yapay zekâ, teknoloji, enerji ve ileri imalat gibi stratejik sektörlerdeki varlığını da güçlendirdi.


Küresel petrol stokları İran savaşına daha ne kadar dayanabilir?

ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)
ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)
TT

Küresel petrol stokları İran savaşına daha ne kadar dayanabilir?

ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)
ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)

ABD, İran'a yönelik ablukayı sıkılaştırırken küresel petrol piyasalarının savaşa ne kadar dayanabileceği merak ediliyor.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, dünkü açıklamasında İran'a uygulanan deniz ablukasının süresiz devam edebileceğini duyurdu.

Reuters'ın analizine göre 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in saldırılarıyla başlayan savaşta şimdiye dek küresel piyasada 2,6 milyar varil petrol kaybedildi.  

Saudi Aramco'ya göre günlük kayıp Körfez'de 11 milyon varile ulaşırken, çoğu analist küresel arz açığının günde yaklaşık 5 milyon varile ulaştığını söylüyor.

Ukrayna, Kazakistan'dan Rusya'nın Karadeniz kıyısındaki Novorossiysk Limanı'na günde 1,8 milyon varil petrol taşıyan Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu'na (CPC) temmuz sonunda drone saldırısı düzenlemişti. Bunun açığı daha da artırmış olabileceği belirtiliyor. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, küresel petrol piyasasında istikrar için Kiev'den saldırıları durdurmasını istemişti.

Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) hesaplamasına göre, ülkelerin elindeki ticari ve kamu petrol stoklarının toplamı yaklaşık 1,5 milyar varil. Ancak bunun tamamı acil durumda piyasaya sürülebilecek rezervlerden oluşmuyor.

Devletlerin doğrudan kontrolünde olan ve acil durumda kullanılabilecek petrol rezervleri yaklaşık 900 milyon varil. Analize göre günlük 5 milyon varillik arz açığının tamamen bu kaynaktan kapatılması halinde kritik eşik olarak belirlenen süre 180 güne denk geliyor. Yani mevcut arz açığı sözkonusu rezervlerden 180 gün daha kapatılabilir. Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinin normale dönmesi, arzın toparlanması ve üretimin başka bölgelerde artmasıysa bu süreyi değiştirebilir.

Diğer yandan ABD'nin Stratejik Petrol Rezervi de 1983'ten bu yana en düşük seviyesine geriledi. Stratejik rezerv altyapısında yaşlanma, bakım eksiklikleri ve bazı depolama sahalarındaki sorunlar petrolün piyasaya ulaştırılması sürecinde sorun yaratabilir.

Uzmanlar özellikle dizel ve jet yakıtı stoklarının 5 yılın en düşük seviyesinde olduğuna işaret ediyor. İran ve Rusya-Ukrayna savaşlarının rafinerilere zarar vermesi bu ürünlerdeki sıkışıklığı daha da artırdı.

Öte yandan analize göre Çin, savaş öncesinde Hürmüz Boğazı üzerinden yaptığı günlük yaklaşık 5,5 milyon varillik ithalatı neredeyse bir yıl sürdürebilir. Pekin elindeki miktarı açıklamasa Asya devinin 1 ila 1,7 milyar varillik stoku olduğu tahmin ediliyor.

Independent Türkçe, Reuters, Financial Times


OPEC, 2027'de petrol talebinin artacağı konusunda iyimser

Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)
Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)
TT

OPEC, 2027'de petrol talebinin artacağı konusunda iyimser

Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)
Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) dün yaptığı açıklamada, 2027 yılında küresel petrol talebindeki büyüme beklentisini günlük yaklaşık 2,2 milyon varile yükseltti. OPEC, bir önceki tahmininde büyümenin günlük 1,9 milyon varil olacağını öngörmüştü.

OPEC, 2026'nın son çeyreğinde küresel petrol talebine ilişkin tahminini biraz aşağı çekerek günlük 107,66 milyon varile indirdi. Geçen ayki tahmin günlük 107,72 milyon varil düzeyindeydi. Buna karşın örgüt, 2026 yılı toplam küresel petrol talebi tahminini günlük 105,16 milyon varilden 105,74 milyon varile yükseltti.

2027 yılı için OPEC, küresel petrol talebinin günlük 107,90 milyon varile ulaşmasını bekliyor. Bu rakam, temmuz ayında açıklanan günlük 107,88 milyon varillik tahminle büyük ölçüde aynı seviyede bulunuyor.

Öte yandan OPEC, OPEC+ ittifakı dışındaki üreticilerin petrol arzındaki büyüme tahminini 2026 için günlük 640 bin varilde sabit tuttu. Bu rakam, temmuz ayındaki tahminle aynı. Örgüt, 2027 yılında OPEC+ dışı üreticilerin arzının günlük 620 bin varil artacağı yönündeki öngörüsünü de değiştirmedi.