Suudi Arabistan’ın kara taşımacılığı sektörü, tedarik kesintilerini önleyerek açığın yüzde 60’ını karşılıyor

Uzmanlar Şarku’l Avsat’a konuştu: Kapasite ve özel filo serbestleştirilmesi, operasyonel varlıkların kullanımını yüzde 30 artırdı

Dammam’daki Kral Abdulaziz Limanı’nda bekleyen bir tren (Suudi Arabistan Yol ve Ulaştırma Genel Otoritesi)
Dammam’daki Kral Abdulaziz Limanı’nda bekleyen bir tren (Suudi Arabistan Yol ve Ulaştırma Genel Otoritesi)
TT

Suudi Arabistan’ın kara taşımacılığı sektörü, tedarik kesintilerini önleyerek açığın yüzde 60’ını karşılıyor

Dammam’daki Kral Abdulaziz Limanı’nda bekleyen bir tren (Suudi Arabistan Yol ve Ulaştırma Genel Otoritesi)
Dammam’daki Kral Abdulaziz Limanı’nda bekleyen bir tren (Suudi Arabistan Yol ve Ulaştırma Genel Otoritesi)

Küresel ekonomi, deniz ticaret yollarındaki aksaklıklar nedeniyle artan baskılarla karşı karşıya kalırken, Suudi Arabistan’da kara ve demir yolu taşımacılığı sektörü bölgesel ticaret rotalarını yeniden şekillendirmeyi başardı. Sektör, yalnızca bir transit geçiş hattı olmaktan çıkarak, krizleri yüksek verimlilikle yönetebilen ‘egemen bir dağıtım merkezine’ dönüştü. Lojistik uzmanları, Şarku’l Avsat’a yaptıkları değerlendirmede, Suudi Arabistan Yol ve Ulaştırma Genel Otoritesi tarafından sağlanan son düzenleyici kolaylıkların, temel mal tedarikindeki açığın yüzde 40 ila 60’ını karşılayacak anlık kapasite oluşturduğunu belirtti. Bu gelişmenin, ülkenin bölge için lojistik bir güven unsuru olarak konumunu güçlendirdiği ifade edildi.

Bu rol, bir dizi düzenleyici kararla pekiştirildi. Söz konusu adımlar arasında üçüncü taraflara yük taşımacılığı sözleşmesi yapılmasına izin verilmesi, kamyonların kullanım süresinin 22 yıla kadar uzatılması ve Körfez ülkelerinden boş soğutmalı kamyonların girişine izin verilmesi yer aldı. Ayrıca Kral Abdulaziz Limanı’nda ‘Körfez depolama bölgeleri’ girişimi başlatılırken, günlük 2 bin 500’den fazla konteyner taşıyan tren seferlerinin kapasitesi de artırıldı.

Uzmanlar, bu adımların geçici çözümler olmanın ötesinde, Hürmüz Boğazı krizi kaynaklı baskılar karşısında stratejik bir yanıt niteliği taşıdığını vurguladı. Bu sayede Suudi Arabistan’ın, küresel krizlerin en zorlu dönemlerinde lojistik hizmetleri etkin şekilde yönetebildiği ve limanları ile kara taşımacılığı ağlarını, çevre ülkelerin ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmesi için kritik bir merkez haline getirdiği ifade edildi.

Anlık koşulları altında verimlilik

Lojistik uzmanı Hasan Âl Helil, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, kamyonların kullanım süresinin uzatılmasının piyasa baskılarına karşı esnek bir düzenleyici yanıt olduğunu belirtti. Âl Helil’e göre bu adım, yeni yatırımlara ihtiyaç duyulmadan ek operasyonel kapasite sağlarken, kısa vadede filonun kapasitesini yüzde 10 ila 18 arasında artırabilir. Ayrıca taşıma maliyetlerini yüzde 15’e kadar düşürerek arz-talep dengesizliğinin azaltılmasına ve fiyat istikrarının desteklenmesine katkı sağlayabilir.

Ancak aynı zamanda bu yaklaşımın, daha eski araçlarda artan yakıt tüketimi ve bakım maliyetleri ile arıza risklerinin yükselmesi gibi zorluklar doğurduğuna dikkat çekti. Bu durumun kontrol altına alınmaması halinde orta vadede toplam taşıma maliyetlerini artırabileceğini vurgulayan Âl Helil, dengenin sağlanabilmesi için sıkı teknik denetim gerektiğini ifade etti. Buna göre kamyonların verimliliğinin yüzde 80 ila 90 seviyelerinde korunması ve daha düşük emisyonlu, modern filolara geçişin hızlandırılması önem taşıyor.

Öte yandan lojistik uzmanı Neşmi el-Harbi, söz konusu kararı kriz yönetimi açısından etkili bir taktik olarak değerlendirdi. El-Harbi, mevcut büyük filodan yararlanılarak piyasaya hızlı kapasite sağlanmasının hedeflendiğini belirtirken, dengenin araçların kullanım süresini sınırlamakla değil, sıkı teknik denetimlerle sağlanabileceğini vurguladı. Bu sayede operasyonların güvenlik ve sürdürülebilirlik standartlarından ödün verilmeden sürdürülebileceğini ifade etti.

Kapasite tekelinin kırılması

Suudi Arabistan Yol ve Ulaştırma Genel Otoritesi, yeni bir düzenleyici kararla, lisanslı işletmelere üçüncü taraflar adına yük taşımacılığı için geçici olarak sözleşme yapma imkânı tanındığını ve uygulamanın önümüzdeki eylül ayına kadar süreceğini açıkladı. Söz konusu adımın, operasyonel varlıkların kullanım verimliliğini artırmayı ve piyasa esnekliğini güçlendirmeyi hedeflediği belirtildi.

Bu çerçevede Âl Helil, kararın özel şirket filolarının genel taşımacılık sistemine dahil edilmesiyle varlık kullanımını artırdığını ifade etti. Âl Helil’e göre bu durum, toplam taşımacılık arzını yüzde 25’e kadar yükseltirken, operasyonel varlıkların kullanım oranını yaklaşık yüzde 30 artırabilir. Bunun da taşıma maliyetlerinde yüzde 8 ila 15 arasında düşüş sağlaması bekleniyor.

dfvdfsv
(foto altı) Suudi Arabistan Demiryolları’na (SAR) ait bir yük treni (SPA)

Âl Helil ayrıca, bu iyileşmenin özellikle gıda ve tüketim malları gibi taşımaya bağlı sektörlerde fiyat dalgalanmalarını azaltabileceğini, fiyat oynaklığını yüzde 12’ye kadar düşürebileceğini belirtti. Bunun yanı sıra, artan nakliye maliyetlerinden kaynaklanan enflasyonist baskıların da sınırlanmasına katkı sağlayabileceğini vurguladı.

Öte yandan el-Harbi, söz konusu kararın daha ileri bir etki yarattığını belirterek, piyasadaki ‘kapasite tekelleşmesini kırdığını’ ifade etti. El-Harbi, filoya sahip her işletmenin potansiyel bir taşımacılık hizmet sağlayıcısına dönüşmesi sayesinde boş seferlerin azaldığını, operasyonel verimliliğin arttığını ve ‘ithal enflasyon’ olarak tanımlanan baskıların absorbe edilmesine katkı sağlandığını söyledi. Ayrıca, Hürmüz Boğazı krizinin etkilerinin nihai tüketiciye yansımasının önüne geçildiğini dile getirdi.

Demiryolu taşımacılığı ve eksik halka

Söz konusu adımlar yalnızca kara yollarıyla sınırlı kalmadı, demir yolu bağlantılarının güçlendirilmesini de kapsadı. Bu çerçevede Suudi Arabistan Yol ve Ulaştırma Genel Otoritesi, Suudi Arabistan Demiryolları’na (SAR) ek istasyonlarda konteyner trenleri işletme lisansı verdi. Halihazırda bu trenler günlük 2 bin 500’den fazla standart konteyner taşırken, Doğu bölgesindeki limanları Ürdün sınırındaki el-Hadise geçiş noktasına bağlayan uluslararası bir lojistik koridor da devreye alındı.

Bununla birlikte, elde edilen ilerlemeye rağmen Âl Helil, rakamların daha da artırılmasını engelleyen bir ‘eksik halka’ bulunduğuna dikkat çekti. Âl Helil’e göre bu sorun; terminal altyapılarındaki entegrasyon eksikliği, istasyonların sınırlı kapasitesi, limanlar ile trenler arasındaki zamanlama zorlukları ve operasyonel varlık yetersizliği gibi unsurlardan kaynaklanıyor.

El-Harbi de bu değerlendirmeye katılarak, temel sorunun iki ana noktada toplandığını ifade etti: Tren istasyonları ile depolar arasındaki son bağlantı ve gemilerin boşaltılması ile trenlere yükleme süreçleri arasındaki zaman uyumu. El-Harbi, doğu ile batıyı bağlayacak ‘kara köprüsü’ projesinin tamamlanmasının, kamyonlara bağımlılığı azaltarak deniz taşımacılığı üzerindeki baskıyı hafifletecek kalıcı çözüm olacağını belirtti.

Gıda güvenliği öncelikli bir konu

Gıda güvenliğine verilen önceliği yansıtan bir adım olarak, Suudi Arabistan Yol ve Ulaştırma Genel Otoritesi, Körfez ülkelerinden boş soğutmalı kamyonların ülkeye girişine izin verdi. Bu araçların, hızlı bozulan ürünlerin taşınmasında kullanılacağı belirtildi. Âl Helil, söz konusu kararın soğuk zincir taşımacılığının verimliliğini artıracağını ve operasyonel kayıpları azaltacağını ifade etti. Âl Helil, bu adımın tedarik açığının yüzde 15 ila 35’ini karşılayabileceğini, kritik durumlarda ise bu oranın yüzde 40’a kadar çıkabileceğini öngördü.

svsd
Suudi Arabistan merkezli Red Sea International şirketine ait bir kara filosu (SPA)

El-Harbi, söz konusu kararı ‘can suyu’ olarak nitelendirdi. El-Harbi, özellikle Körfez ülkelerinin gıda ve ilaçta yüzde 80’in üzerinde ithalata bağımlı olduğu bir ortamda, bu adımın arz açığının yüzde 40 ila 60’ını karşılayabileceğini ifade etti. Ayrıca, Kızıldeniz limanlarının fiilen Körfez pazarlarının beslenmesinde ana çıkış noktalarından biri haline geldiğini belirtti.

Depolamadan transit geçişe

Kral Abdulaziz Limanı’nda başlatılan ‘Körfez depolama bölgeleri’ girişimi, akışların düzenlenmesinde en önemli araçlardan biri olarak öne çıktı. Proje kapsamında her Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkesi için özel operasyon alanları tahsis edilirken, depolama ücretlerinden 60 güne kadar muafiyet sağlanıyor.

Âl Helil, girişimin başarısının önceden planlama, akıllı saha yönetim sistemleri, gümrük işlemlerinin hızlandırılması ve limanın taşıma ağlarıyla entegrasyonu gibi ileri düzey operasyonel yönetim uygulamalarına bağlı olduğunu belirtti. Bu sayede hareketin akıcı olacağı ve tıkanıklığın önleneceği vurgulandı.

Öte yandan el-Harbi, muafiyetin etkin şekilde yönetilmediği takdirde bir zorluk haline gelebileceğini ifade etti. El-Harbi, yapay zekâ destekli ‘dinamik saha yönetimi’ ve gemiler limana gelmeden önce yapılan ‘ön gümrükleme’ uygulamalarının önemine dikkat çekti. Ayrıca, her ülkeye tahsis edilen alanların ‘egemen kuru limanlar’ gibi işlev görerek limanı yalnızca bir depolama noktası olmaktan çıkarıp bölgesel hızlı geçiş platformuna dönüştürdüğünü söyledi.

Hedefin üzerinde bir ekonomik getiri

Ekonomik açıdan, bu adımların etkisi yalnızca tedarik sürekliliğiyle sınırlı kalmıyor. Âl Helil, uygulamaların lojistik sektörünün gayri safi yurtiçi hasıladaki katkısını artırdığını, yatırımları çektiğini, yeniden ihracat hareketliliğini canlandırdığını ve operasyonel maliyetleri düşürdüğünü belirtti. Ayrıca bu adımların kaliteli istihdam olanakları yarattığını vurguladı.

Öte yandan el-Harbi, en büyük kazancın doğrudan göstergelerin ötesinde olduğunu ifade etti. El-Harbi’ye göre, 2025’te konteyner elleçlemede yüzde 10,6’lık bir artışla 8,3 milyon konteynere ulaşılmış olsa da, asıl etki Suudi Arabistan’ın bölge için bir ‘lojistik güvenlik vanası’ olarak konumunu pekiştirmesinde yatıyor. Bu durum, uluslararası yatırımcı güvenini artırırken, Vizyon 2030 hedeflerini de destekliyor.

edrfe
Dammam’daki Kral Abdulaziz Limanı (Suudi Arabistan Yol ve Ulaştırma Genel Otoritesi)

Sonuç olarak, bu kolaylıklar Suudi Arabistan’ın yalnızca acil bir krizi yönetmekle kalmadığını, aynı zamanda entegre bir ulaştırma sistemi aracılığıyla bölgesel ticaret haritasındaki rolünü yeniden şekillendirdiğini ortaya koyuyor. Ülke, şokları absorbe edebilen ve zorlukları fırsata dönüştürebilen bir lojistik merkez haline gelerek kıtalararası bağlantıyı güçlendiriyor ve en zor koşullarda bile mal akışını güvence altına alıyor.



Altın, ABD enflasyon verileri öncesinde 4 bin 160 dolar seviyelerinde yatay seyrediyor

Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
TT

Altın, ABD enflasyon verileri öncesinde 4 bin 160 dolar seviyelerinde yatay seyrediyor

Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)

Altın fiyatları, yatırımcıların ABD Merkez Bankasının (FED) para politikasının seyrine ilişkin ipuçları aradığı ABD enflasyon verilerinin günün ilerleyen saatlerinde açıklanması beklentisiyle bugün yatay seyretti. FED yetkililerinin faizlerin daha da artırılmasının gerekip gerekmediğine ilişkin farklı açıklamaları da piyasaların odağında yer aldı.

Spot altın, ons başına 4 bin 159 dolar civarıda sabit kalırken, aralık vadeli ABD altın vadeli işlemleri yüzde 0,1 artışla 4 bin 182,60 dolara yükseldi.

Taste Life Küresel Makroekonomi Başkanı Ilya Spivak, altın fiyatlarının belirli bir bantta sınırlı hareket etmeyi sürdürdüğünü belirtti. Spivak, petrol fiyatlarındaki yükselişe rağmen altının değerini koruyabilmesinin, yükselişini sürdürmek için yeni bir katalizör arayışında olduğuna işaret edebileceğini belirtti.

Jeopolitik gelişmeler cephesinde Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, Dahran kentinde Saudi Aramco’ya ait bir idari binanın saldırıya uğradığını açıkladı. İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan arasında artan gerilimle eş zamanlı gerçekleşen gelişmeler, bugün petrol fiyatlarının yükselmesine yol açtı.

Para politikası konusunda ise New York FED Başkanı John Williams, enflasyonu düşürmek amacıyla merkez bankasının bu yıl faizleri bir kez daha artırmasının gerekebileceğini yineledi. Buna karşılık FED Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller, ABD tahvil getirilerindeki son yükselişin enflasyon beklentilerindeki artıştan değil, ekonomik büyümenin gücünden kaynaklandığını belirtti. Waller, enflasyon beklentilerinin istikrarlı seyrini koruduğunu ifade etti.

Piyasalar, ABD Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verisinin bugün 12.30’da açıklanmasını bekliyor. Üretici fiyatları ve perakende satış verileri ise yarın yayımlanacak. Spivak’a göre ekonomik ivmenin zayıfladığına işaret eden veriler, yatırımcıların yeni faiz artışlarına ilişkin beklentilerini azaltabilir ve bu durum altın fiyatlarını destekleyebilir.

CME Group bünyesindeki FedWatch aracına göre piyasalar, ABD faizlerinin bu ay artırılması ihtimalini yaklaşık yüzde 23, aralık ayında artırılması ihtimalini ise yüzde 88 olarak fiyatlıyor.

Getiri sağlamayan altın, faiz oranlarının düşmesinden genellikle olumlu etkileniyor. Buna karşılık yüksek faiz oranları, getiri sağlayan varlıkları daha cazip hâle getirerek altının yatırımcılar açısından çekiciliğini azaltıyor.

Diğer değerli metallerde ise spot gümüş yüzde 0,6 düşüşle ons başına 59,11 dolara geriledi. Platin bin 664,19 dolarda yatay seyrederken paladyum yüzde 0,4 artışla bin 130,81 dolara yükseldi.


Uluslararası Enerji Ajansı: Dizel kıtlığı 2027 yılına kadar sürebilir

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
TT

Uluslararası Enerji Ajansı: Dizel kıtlığı 2027 yılına kadar sürebilir

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) bugün yayımladığı aylık petrol piyasası raporunda, stokların önemli ölçüde azalması ve kış aylarındaki talep zirvesi öncesinde üretime getirilen kısıtlamalar nedeniyle dizel yakıt arzındaki sıkıntının gelecek yıla kadar devam edebileceğini bildirdi.

Dizel yakıt rafinaj kâr marjları, eylül ayında varil başına yaklaşık 95 dolarla rekor seviyeye ulaştı. ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşla bağlantılı saldırıların yol açtığı rafinaj kapasitesi düşüşü nedeniyle üretim de keskin biçimde geriledi.

IEA, “Dizel piyasaları ciddi baskı altında kalmaya devam ediyor. Uzun süreli arz kesintileri, rafinerilerin sonbahardaki bakım çalışmaları ve kış aylarındaki talep zirvesi öncesinde, normalde stokların artırılması gereken bir dönemde stoklardan çekilmesine yol açtı” açıklamasında bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump, cuma günü Rusya’nın küresel piyasalara dizel yakıt tedarik etmeyi kabul ettiğini açıklayarak bir ilke imza attı. Trump, yönetiminin Moskova’yı Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşta kullanabileceği gelirlerden mahrum bırakmak amacıyla uygulamaya konulan Rus yakıtına yönelik ABD yaptırımlarını geçici olarak kaldırdığını söyledi.

Trump, Cumhuriyetçi ve Demokrat partilerden bazı Kongre üyelerinin anlaşmanın, Moskova Ukrayna’ya yönelik saldırılarını sona erdirene kadar Rus enerji ürünlerinin ithalatını yasaklayan ABD yasasına aykırı göründüğünü dile getirmelerine rağmen Rusya ile yapılan ‘dizel anlaşmasını’ savundu.

Rus petrolü ihracatına yönelik yaptırımların kaldırılmasının yüksek yakıt fiyatlarının düşürülmesine yardımcı olacağını belirten Trump’ın açıklamalarına bazı analistler şüpheyle yaklaştı. Analistler, Rusya’nın önümüzdeki üç ay boyunca sağlayacağını belirttiği dizel miktarının fiyatlar üzerinde kayda değer bir etki yaratmaya yetmeyeceğini savundu. Söz konusu miktarın, küresel yakıt tüketiminin yalnızca yaklaşık 12 saatlik bölümüne karşılık geldiği belirtildi.

Dizel fiyatları dünya genelinde rekor seviyelere yükselerek ABD’de galon başına 6,5 doları aştı. Fiyatlar, ABD ile Rusya arasında ‘dizel anlaşmasının’ duyurulmasının ardından ise bir miktar geriledi.


IMF: Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların etkileri tüm dünyaya yayılabilir

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
TT

IMF: Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların etkileri tüm dünyaya yayılabilir

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, Suudi Arabistan’a yönelik son saldırıların, ülke ekonomisinin bölge ve küresel piyasalar açısından taşıdığı önem ve Ortadoğu’da enerji arz güvenliğine ilişkin risklerin artması nedeniyle dünya genelinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası’nın Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen basın toplantısında, “Suudi Arabistan ekonomisi bölge ve dünya için önemli” diyerek,  son gelişmelerin “herkesi, dünyanın her yerinde etkileyebilecek olası olumsuz sonuçlar” doğurabileceğini ifade etti.

Uyarı, bölgedeki enerji akışları ve deniz taşımacılığının baskı altında olduğu bir dönemde yapıldı. Tedarik zincirlerinde yaşanabilecek aksaklıkların, özellikle petrol ve doğal gaz ithalatına bağımlı ekonomilerde enerji maliyetleri, ticaret ve ekonomik faaliyetler üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği belirtiliyor.

IMF’nin dün yayımladığı tahminler de bölgedeki aksaklıkların ekonomiler üzerindeki olası etkilerinin boyutuna işaret ediyor. Fon, Ortadoğu ve Orta Asya ekonomilerinin 2026’da yüzde 0,3 daralmasını, 2027’de ise yüzde 6,3 büyümesini bekliyor. Bu görünüm, mevcut krizin yarattığı baskıların yanı sıra krizin hafiflemesi ve enerji ile ticaret akışlarının yeniden toparlanmasıyla öngörülen ekonomik iyileşmeyi yansıtıyor.

Bölge ekonomileri üzerindeki olası etkilerin, deniz taşımacılığındaki aksaklıklara maruz kalma düzeyine ve ihracatın sürdürülebilirliğine bağlı olarak farklılık göstermesi bekleniyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Suudi Arabistan’a ilişkin büyüme tahminini 2027 yılı için yükselten IMF, temmuz ayında yüzde 2,4 ve nisanda yüzde 3,4 olarak açıkladığı tahminini yüzde 7,9’a çıkardı. Fon, Suudi Arabistan ekonomisinin 2026’daki daralmasına ilişkin tahminini ise temmuz ayındaki yüzde 5 ve nisan ayındaki yüzde 6,4 seviyelerinden yüzde 3,3’e indirdi.

Bu görünüm, deniz taşımacılığındaki aksaklıkların hafiflemesiyle üretim ve ihracatın yeniden ivme kazanacağı beklentisini yansıtıyor. Bununla birlikte toparlanmanın hızı ve boyutu, güvenlik koşullarındaki gelişmelere ve enerji ile ticaret akışlarının normale dönmesine bağlı olacak. Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı ise bütçeye ilişkin ön açıklama metninde, 2027 yılı için yüzde 12,8’lik daha yüksek bir büyüme öngörüsüne yer verdi.