Kovid-19’dan Hürmüz Boğazı’na... Jeopolitik acil durumlar penceresinden ‘parasal gevşeme’ geri dönüyor

Fed, arz şoklarına karşı koymak için 8 milyar dolarlık bir ‘para basma makinesini’ devreye soktu

(Sağdan sola) İngiltere Merkez Bankası Başkanı Andrew Bailey, Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde, Japonya Merkez Bankası Başkanı Kazuo Ueda ve ABD Merkez Bankası Başkanı Jerome Powell, Jackson Hole Ekonomi Politikası Sempozyumu’nda (Arşiv – Reuters)
(Sağdan sola) İngiltere Merkez Bankası Başkanı Andrew Bailey, Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde, Japonya Merkez Bankası Başkanı Kazuo Ueda ve ABD Merkez Bankası Başkanı Jerome Powell, Jackson Hole Ekonomi Politikası Sempozyumu’nda (Arşiv – Reuters)
TT

Kovid-19’dan Hürmüz Boğazı’na... Jeopolitik acil durumlar penceresinden ‘parasal gevşeme’ geri dönüyor

(Sağdan sola) İngiltere Merkez Bankası Başkanı Andrew Bailey, Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde, Japonya Merkez Bankası Başkanı Kazuo Ueda ve ABD Merkez Bankası Başkanı Jerome Powell, Jackson Hole Ekonomi Politikası Sempozyumu’nda (Arşiv – Reuters)
(Sağdan sola) İngiltere Merkez Bankası Başkanı Andrew Bailey, Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde, Japonya Merkez Bankası Başkanı Kazuo Ueda ve ABD Merkez Bankası Başkanı Jerome Powell, Jackson Hole Ekonomi Politikası Sempozyumu’nda (Arşiv – Reuters)

Hala Sağbini

Dünya, koronavirüs salgınının ardından ‘kolay para’ sayfasını kapatmaya hazırlanırken, Ortadoğu’daki çatışma ve Hürmüz Boğazı’nın kapanması, küresel para piyasalarını yeniden karıştırdı. En dar noktasında genişliği 29 deniz milini aşmayan bu boğazdan her gün yaklaşık 20 milyon varil petrol ve gaz geçiyor; bu miktar, dünya tüketiminin yaklaşık yüzde 20’sine denk geliyor. Bugün, tehditler ve saldırılar nedeniyle bu kritik geçiş hattının tıkanmasıyla hükümetler, acil durum desteği adı altında tekrar milyarlarca dolar pompalamak zorunda kaldı.

Bu tablo, salgın sırasında uygulanan geniş çaplı hükümet müdahalesi senaryosunu tekrar ederken, merkez bankalarını hem enflasyon hem de derin bir durgunluk arasında ‘çifte kâbusla’ karşı karşıya bırakıyor.

Hürmüz Boğazı’nı gösteren harita (Reuters)Hürmüz Boğazı’nı gösteren harita (Reuters)

Bu gelişme, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) Aralık 2025’te, niceliksel sıkılaştırma programını sonlandırıp bütçesini 6,5 trilyon dolar seviyesinde sabitleyeceğini açıklamasından sadece birkaç ay sonra yaşandı. Bu adım, ‘parasal normale dönüş’ sürecinin son halkası olarak değerlendirilmişti.

Söz konusu bütçe hâlâ salgın öncesi seviyelerin yaklaşık yüzde 60 üzerinde; Aralık 2019’da 2,44 trilyon dolardı. Ancak, petrol altyapısına yönelik doğrudan saldırılar farklı bir tablo ortaya koydu. Salgın sırasında likidite bireylere destek için yönlendirilmişken, bugün hükümetler kaynaklarını enerji altyapısındaki hasarları onarmak ve özellikle Hürmüz Boğazı’nda takılı kalan dünya gübre ihracatının yüzde 30’u dikkate alınarak gıda tedarik zincirlerini güçlendirmek için kullanıyor.

Fed, piyasalar açılmadan önce 8,07 milyar dolar likidite sağladığını duyurdu. Bu adım, Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimlerin yarattığı güven kaybı endişeleri arasında, Wall Street’in açılışı öncesinde piyasalar için bir nakit yastığı sağlama amacı taşıyan yeni bir niceliksel gevşeme döneminin başladığına işaret ediyor.

 ABD Merkez Bankası (FED) binası (Reuters)ABD Merkez Bankası (Fed) binası (Reuters)

Likidite yarışı

Fed bu sürecin tek aktörü değildi. Hürmüz Boğazı’ndaki abluka sürerken, büyük ekonomik güçler, fiyat şoklarını hafifletmek ve tedarik zincirlerinin durmasını önlemek için doğrudan mali destek paketleri açıkladı. Örneğin Avrupa Komisyonu, sanayi şirketlerini aşırı gaz maliyetlerinden korumak ve toplu işten çıkarmaları önlemek amacıyla 45 milyar euro değerindeki Enerji İstikrar Fonu’nu devreye aldı.

Japonya, çatışma bölgesinden uzakta alternatif nakliye maliyetlerini desteklemek ve stratejik petrol stoklarını güvence altına almak için 3,2 trilyon yen (yaklaşık 21 milyar dolar) değerinde acil durum paketi uygulamaya koydu. Bu adım, yerel yakıt fiyatlarının istikrarını koruma hedefi taşıyor. İngiltere ise haneler ve küçük işletmeler için ‘enerji kredisi’ niteliğinde 12 milyar sterlin ayırdı; bu adım, sıvılaştırılmış gaz kesintisi nedeniyle ısınma ve elektrik faturalarındaki beklenen artışa karşı önlem olarak planlandı.

Filipinler ise ulaşım ve tarım sektörlerine doğrudan destek olarak 850 milyon dolarlık kaynak ayırdı. Bu önlem, merkez bankasının hedeflerinin üzerinde gerçekleşen enflasyon nedeniyle, yaşam maliyetlerindeki artışın yol açabileceği sosyal huzursuzlukları önlemeyi amaçlıyor.

Geri dönmek

Mevcut durumun ciddiyeti, 2020-2022 yılları arasında dünyada yaşanan tarihî likidite hacmi göz önüne alınmadan anlaşılamaz. Koronavirüs salgınının zirve yaptığı dönemde, Fed’in bütçesi rekor seviyeye çıkarak 9 trilyon dolara ulaştı; bu, ABD gayri safi yurtiçi hasılasının yaklaşık yüzde 35’ine denk geliyor.

Büyük merkez bankaları da bu sürecin dışında kalmadı. Avrupa Merkez Bankası, Acil Alım Programı (PEPP) kapsamında 1,8 trilyon eurodan fazla likidite sağlarken, İngiltere Merkez Bankası’nın tahvil alımları yaklaşık 895 milyar sterlini buldu.

Likidite hamlesi yalnızca Atlantik’in iki yakasında sınırlı kalmadı. Uzak Doğu’da Japonya Merkez Bankası bütçesi rekor kırarak 730 trilyon yen sınırını aştı; bu, ülke gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 135’ine denk geliyor. Çin Halk Bankası ise küresel ticaretin aksamasını önlemek için 1,2 trilyon yuan (yaklaşık 174 milyar dolar) sağladı.

Bugün bu rakamlar, finans çevrelerinde korkutucu bir referans noktası olarak görülüyor; analistler, petrol varil fiyatının 130 dolara dayanmasıyla birlikte bu merkez bankalarının yeniden büyük miktarlarda para pompalayarak piyasayı destekleme olasılığından endişe duyuyor.

Teksas’taki bir benzin istasyonunda aracının deposunu dolduran bir kişi (AFP)Teksas’taki bir benzin istasyonunda aracının deposunu dolduran bir kişi (AFP)

Enflasyon ve durgunluk arasında

‘Çifte kâbus’ olarak tanımlanan durum, para politikası yapıcılarının neredeyse tamamen hareket kabiliyetini kaybetmesine işaret ediyor. Bir yandan fiyatlardaki patlama, faizlerin sert şekilde artırılmasını gerektiren ‘ithal enflasyon’ baskısı yaratırken; diğer yandan maliyetlerdeki keskin artış, gelirinin yüzde 88’ini gıda, enerji ve barınmaya harcayan düşük gelirli kesimler üzerinde ağır bir yük oluşturuyor ve bu durum, tüketici borçlarında kriz riskini artırıyor. ABD’de, çatışmanın ilk 100 saatinde bütçe açığının 3,7 milyar dolar artması dikkat çekerken, 10 yıllık tahvil getirileri de 31 baz puan yükseldi.

Bu çelişkili tablo, faiz artışlarını etkisiz bir araç haline getiriyor. Zira faiz artırımı kapalı bir boğazı açamazken, faiz indirimi ise kontrol edilmesi zor bir enflasyon dalgasını tetikleyebilir. Bu nedenle analistler, dalgalı seyreden tahvil piyasalarını desteklemek amacıyla teknik nitelikli bir niceliksel gevşeme sürecine yeniden dönülebileceğini öngörüyor.

ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, Harvard Üniversitesi’nde konuşma yaparken (AFP)ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, Harvard Üniversitesi’nde konuşma yaparken (AFP)

‘Coğrafya’ para politikasını belirlediğinde

Para politikalarında zorunlu gevşemeye dönüş, merkez bankalarının bağımsızlığını tartışmaya açarken, küresel tahvil piyasalarında kalıcı bozulma riskini de beraberinde getiriyor. 2025 sonuna kadar bilançoları küçültmek ve fazla likiditeyi çekmek için yoğun çaba harcayan merkez bankaları, bugün jeopolitik zorunlulukların ‘rehinesi’ haline gelmiş durumda. Hürmüz Boğazı’nda uluslararası deniz yollarının açılıp kapanmasına ilişkin kararların, döviz kurları ve enflasyon üzerindeki etkisinin; ABD istihdam verileri ya da Jerome Powell ve Christine Lagarde’ın açıklamalarından daha belirleyici hale geldiği görülüyor.

Bu gelişmelerle birlikte dünya, ‘enflasyonla mücadele’ döneminden çıkarak daha geniş çaplı bir ‘kriz yönetimi’ sürecine giriyor. Ortaya çıkan tablo, 1970’lerin stagflasyon dönemini hatırlatırken, mevcut krizi daha karmaşık kılan önemli farklar bulunuyor. Bugün maliyet yalnızca petrol fiyatlarıyla sınırlı kalmıyor; küresel havacılık sektöründeki aksamalar ve bölgedeki büyük teknoloji veri merkezlerinin zarar görmesi gibi etkiler de krizi derinleştiriyor.

Yaşananlar, ekonomik belirsizliğin en üst seviyeye ulaştığı bir döneme işaret ediyor. Geleneksel ekonomi teorileri sahadaki gelişmeler karşısında yetersiz kalırken, merkez bankaları bir yandan fiyat artışlarını kontrol altına almaya çalışıyor, diğer yandan ise zaten pandemi döneminden kalma yüksek borç yükü altındaki ekonomilere yeni likidite sağlamak zorunda kalıyor. Sonuç olarak, küresel para politikasının yönünü artık ekonomik göstergelerden çok jeopolitik gelişmeler belirliyor; ekonomi ise giderek bu sürecin pasif izleyicisi konumuna itiliyor.



SpaceX’in rekor halka arzı, OpenAI ve Anthropic’i nasıl etkileyecek?

Nasdaq borsasında açılış zilinin çalındığı törene videoyla katılan Musk, "SpaceX'in başarılı olma ihtimalini yüzde 10'dan az görüyordum" dedi (Reuters)
Nasdaq borsasında açılış zilinin çalındığı törene videoyla katılan Musk, "SpaceX'in başarılı olma ihtimalini yüzde 10'dan az görüyordum" dedi (Reuters)
TT

SpaceX’in rekor halka arzı, OpenAI ve Anthropic’i nasıl etkileyecek?

Nasdaq borsasında açılış zilinin çalındığı törene videoyla katılan Musk, "SpaceX'in başarılı olma ihtimalini yüzde 10'dan az görüyordum" dedi (Reuters)
Nasdaq borsasında açılış zilinin çalındığı törene videoyla katılan Musk, "SpaceX'in başarılı olma ihtimalini yüzde 10'dan az görüyordum" dedi (Reuters)

Havacılık ve uzay şirketi SpaceX'in halka arzıyla Elon Musk dünyanın ilk trilyoneri olurken, bu yıl benzer bir adım atmayı planlayan OpenAI ve Anthropic de süreci yakından takip ediyor.

Dev firmanın hisseleri, cuma günü Nasdaq'da 150 dolardan işlem görmeye başladı. Bu da şirketin 135 dolarlık hedef fiyatına göre yüzde 11'lik artışa denk geliyor.

176,65 dolara kadar fırlayan hisse fiyatı, 160,95 dolarla günü kapattı. Bu tarihi halka arzla şirketin piyasa değeri 2,1 trilyona çıktı.

75 milyar dolar kaynak toplayarak piyasalara giren SpaceX, Suudi petrol devi Aramco'nun 29,4 milyar dolarlık halka arzını geride bırakarak rekor kırdı.

New York Times'ın analizine göre SpaceX'in halka arzı, Wall Street'e yönelen teknoloji şirketleri için "gişe rekorları kıran bir yılın başlangıç sinyali" olabilir.  

Pentagon'la yaşadığı gerilimle gündemden düşmeyen Anthropic ve ChatGPT'nin yaratıcısı OpenAI, piyasaların teknoloji şirketlerinin hisselerine daha fazla ilgi gösterip göstermediğini görmek için birkaç ay boyunca SpaceX'in gidişatını yakından takip edecek.

İki Amerikan şirketinin piyasa değerinin halka arzda 1'er trilyon dolara yaklaşacağı öngörülüyor.

Yapay zeka ve teknoloji devleri, genellikle kârlılık yerine büyümeyi öncelediğinden kayıpları göze alarak agresif yatırımlara yöneliyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir kaynak, OpenAI'in geçen yıl 13 milyar dolar kazandığını belirtiyor. Firma buna kıyasla 4 yıl içinde 100 milyar dolara yakın yatırım planlıyor.

Ancak SpaceX hisselerinin fiyatının ilk işlem gününde fırlaması "sektörde büyüme ve itibarın kârlılığa göre ön planda olduğunu" gösteriyor. Bu, Anthropic ve OpenAI'ın halka arz sürecine de olumlu yansıyabilir.

Öte yandan yatırımcılar, SpaceX'e erken aşamada yatırım yaptıktan sonra şirketin değerinin dibe vurduğunu görürse OpenAI veya Anthropic'e yatırımlarda risk iştahı azalabilir.

SpaceX'in halka arzı, 20 Ocak 2025'te ABD Başkanı Donald Trump'ın zaferinin kutlandığı mitingde Nazi selamına benzetilen hareketiyle tartışma yaratan Musk'ın servetine servet kattı.

Financial Times'ın aktardığına göre Musk'ın elinde en az 800 milyar dolarlık SpaceX hissesi var. Tesla'daki 280 milyar dolarlık hisseleriyle birleştiğinde iş insanının serveti 1 trilyon doları aştı. Bu rakam, Londra borsasındaki FTSE 100 endeksinin piyasa değerinin yaklaşık üçte birine denk geliyor.

Independent Türkçe, New York Times, Financial Times


Enerji sektöründen Trump’a uyarı: “Fiyatlar fırlayabilir”

Teksas'ın Freeport bölgesindeki stratejik petrol rezervi 254 milyon varil depolama kapasitesine sahip (Reuters)
Teksas'ın Freeport bölgesindeki stratejik petrol rezervi 254 milyon varil depolama kapasitesine sahip (Reuters)
TT

Enerji sektöründen Trump’a uyarı: “Fiyatlar fırlayabilir”

Teksas'ın Freeport bölgesindeki stratejik petrol rezervi 254 milyon varil depolama kapasitesine sahip (Reuters)
Teksas'ın Freeport bölgesindeki stratejik petrol rezervi 254 milyon varil depolama kapasitesine sahip (Reuters)

Petrol ve doğalgaz yöneticileri, Beyaz Saray'a fiyatların fırlayabileceği uyarısı yaptı.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Washington Post'a konuşan sektör yetkilileri, ticari şirketlere ve devlete ait akaryakıt stoklarının hızla tükenmesi nedeniyle fiyatların fırlayabileceğini söylüyor.

ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu'nun çarşamba günü açıkladığı verilere göre, enerji fiyatlarının yüksek seyrini sürdürmesi nedeniyle ABD tüketici fiyat endeksi (TÜFE), mayısta geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4,2 arttı.

ABD Başkanı Donald Trump, enflasyon oranının son üç yılın en yüksek seviyesine çıktığı bir dönemde "Enflasyonu seviyorum" dedi.

İran savaşı dördüncü ayına yaklaşırken Trump, çatışmaların sonlanmasının ardından fiyatların hızla düşeceğini de savundu.

Ancak bazı sektör yetkilileri bu görüşe katılmıyor. Dünyadaki petrol ve doğalgaz arzının yaklaşık beşte birini taşıyan Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinin durma noktasına gelmesiyle enerji piyasalarında oluşan sarsıntının etkilerinin süreceğini belirtiyorlar.

Amerikan Petrol Enstitüsü (API) CEO'su Mike Sommers, Trump'a yakın muhafazakar medya kuruluşu Fox'a şunları söyledi:

Stokların rekor düzeyde düşük seviyelere inmesi hakkında uyarı yapıyoruz. Önümüzdeki birkaç hafta içinde fiyatların nasıl seyredeceği konusunda endişelenmeliyiz. Hürmüz Boğazı'ndaki bu sorunu çözmemiz gerekiyor.

Ülkedeki stratejik ham petrol stokları da 7,9 milyon varil düşüşle 349,2 milyon varile geriledi. Bunun sürmesi halinde 1983'ten beri görülen en düşük seviyeyle karşılaşılabilir. Bu stoklar doğal afet veya savaş gibi krizlerde meydana gelebilecek olağanüstü durumlara karşı önlem amacıyla oluşturuluyor.

Beyaz Saray'dan gazeteye gönderilen açıklamada, sektör yetkililerinin bilgi paylaşımına olumlu yaklaşıldığı belirtilirken, konuyla ilgili adım atılıp atılmayacağına dair detay paylaşılmadı.

Diğer yandan enerji sektöründen bir kaynak, Washington'ın durumun aciliyetinin farkında olduğunu belirterek, "Herkes siyasi hesaplar değişmedikçe bu çıkmazın bir 30 ya da 45 gün daha sürdürülemeyeceğini biliyor" dedi ve ekledi:

Beyaz Saray muhtemel senaryoların farkında, durumun ciddiyetini biliyor ve bunu anlıyor. Ancak politik nedenlerden ötürü bunu kamuoyuna açıklayamıyorlar.

Independent Türkçe, Washington Post, Fortune


Avrupa Merkez Bankası, artan enflasyon baskılarıyla 2023'ten bu yana ilk faiz artışını yaptı

Frankfurt'taki Avrupa Merkez Bankası binasının üzerinde kara bulutlar görülüyor (Reuters)
Frankfurt'taki Avrupa Merkez Bankası binasının üzerinde kara bulutlar görülüyor (Reuters)
TT

Avrupa Merkez Bankası, artan enflasyon baskılarıyla 2023'ten bu yana ilk faiz artışını yaptı

Frankfurt'taki Avrupa Merkez Bankası binasının üzerinde kara bulutlar görülüyor (Reuters)
Frankfurt'taki Avrupa Merkez Bankası binasının üzerinde kara bulutlar görülüyor (Reuters)

European Central Bank, İran'a yönelik savaşın ve küresel enerji fiyatlarındaki yükselişin tetiklediği yeni enflasyon dalgasının göz ardı edilmesinin zorlaşması üzerine, 2023 yılından bu yana ilk kez faiz artırımı kararı aldı. Böylece banka, Orta Doğu'daki çatışmaların ekonomik etkilerine doğrudan yanıt olarak parasal sıkılaşma adımı atan dünyanın ilk büyük merkez bankası oldu.

Avrupa Merkez Bankası, bugün gerçekleştirdiği toplantıda mevduat faiz oranını 25 baz puan artırarak yüzde 2,25'e yükseltti.

Yatırımcılar, bu haftaki faiz artışının yıl içindeki son adım olmayacağını değerlendiriyor. Piyasalarda, ECB'nin 2026 yılı sona ermeden önce en az bir kez daha faiz artıracağı yönündeki beklentiler güç kazanıyor.

Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde daha önce yaptığı açıklamalarda, enflasyonun hedeflenen seviyelerin üzerinde beklenenden daha uzun süre kalması halinde bankanın "ölçülü ve dikkatle hesaplanmış ayarlamalara" başvurabileceği mesajını vermişti.