Küresel tedarik haritası yeniden şekilleniyor... Rota Suudi Arabistan’ı gösteriyor

Uzmanlar Şarku’l Avsat’a konuştu: Operasyonel esneklik ve güçlü altyapı, Suudi Arabistan’ı uluslararası sermayenin odak noktası haline getiriyor

Suudi Arabistan limanlarında demirlemiş bir konteyner gemisi (SPA)
Suudi Arabistan limanlarında demirlemiş bir konteyner gemisi (SPA)
TT

Küresel tedarik haritası yeniden şekilleniyor... Rota Suudi Arabistan’ı gösteriyor

Suudi Arabistan limanlarında demirlemiş bir konteyner gemisi (SPA)
Suudi Arabistan limanlarında demirlemiş bir konteyner gemisi (SPA)

Küresel tedarik zincirlerinin, artan jeopolitik gerilimler ve hayati geçiş hatlarındaki aksaklıkların etkisiyle benzeri görülmemiş bir yeniden yapılanma sürecinden geçtiği bir dönemde, özellikle Hürmüz Boğazı krizi bu dönüşümün başlıca unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Bu gelişmeler ışığında Suudi Arabistan, Doğu ile Batı arasında köprü kuran stratejik coğrafi konumu ve Vizyon 2030 hedefleri kapsamında güçlendirdiği gelişmiş lojistik altyapısı sayesinde ticari akışların yeniden konumlandırılmasında önemli aktörlerden biri olarak dikkat çekiyor. Bu durum, ülkeyi küresel şirketlerin lojistik yatırımları için başlıca merkezlerden biri haline getiriyor.

Söz konusu yeni tablo, yalnızca krizlere verilen geçici bir yanıt olmanın ötesine geçerek, daha güvenli ve istikrarlı merkezler arayan büyük uluslararası lojistik şirketleri için stratejik bir fırsata dönüşmüş durumda.

Uzmanlara göre, Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz limanlarına olan bağımlılığın artması ve alternatif taşımacılık güzergâhlarının devreye alınmasıyla birlikte ülke, uluslararası tedarik zinciri haritasında kilit bir merkez ve sınır ötesi lojistik yatırımların yeni dönemine açılan bir üs konumunu pekiştiriyor.

Küresel lojistik merkezi

Lojistik hizmetleri uzmanı Neşmi el-Harbi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, büyük krizlerin yatırım haritalarını yeniden şekillendirdiğini, Hürmüz Boğazı’nın da bu durumun istisnası olmadığını belirtti. El-Harbi, “Ticari gemiler giderek artan şekilde Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz limanlarına güvenli bir alternatif olarak yöneliyor. Bu da ülkenin altyapısının esnekliğini yansıtan bir lojistik dönüşüme işaret ediyor” dedi.

El-Harbi’ye göre bu somut dönüşüm, küresel lojistik şirketlerine açık bir mesaj veriyor: Suudi Arabistan yalnızca bir tüketim pazarı değil, aynı zamanda Vizyon 2030’un da hedeflediği üzere küresel bir lojistik merkez. Harbi, ülkenin Körfez lojistik entegrasyonu stratejisini devreye alarak komşu ülkeler için adeta bir can damarı haline geldiğini, ayrıca Körfez pazarlarına kendi toprakları üzerinden yönelen mallar için gümrük kolaylıkları ve vergi muafiyetleri içeren istisnai düzenlemeler yaptığını ifade etti.

Küresel şirketlerin her zaman öngörülebilir ve güvenilir bir ortam aradığını vurgulayan el-Harbi, “Krizin bu aşamasında Suudi Arabistan’ın sundukları, bu dengeyi sağladığını kanıtladı” değerlendirmesinde bulundu.

El-Harbi ayrıca Riyad’ın benzersiz bir stratejik coğrafi avantaja sahip olduğunu belirterek, “İki deniz cephesine (Basra Körfezi ve Kızıldeniz) sahip olması, bu kriz sürecinde birçok komşu ülkeye kıyasla öne çıkmasını sağladı” dedi.

Boru hattı

El-Harbi, Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu Limanı’nın ihracatının, Doğu-Batı Boru Hattı’ndan sağlanan destekle günlük 3,8 milyon varile yükseldiğini açıkladı. Günlük yaklaşık 7 milyon varil kapasiteye sahip olan ve 1980’li yıllarda bu amaçla inşa edilen hat, bugün uzmanlar tarafından ‘dahiyane bir hamle’ olarak değerlendiriliyor.

Bölgesel entegrasyon kapsamında ise Şarika Limanı ile Umman ve Kuveyt limanlarıyla anında lojistik bağlantı anlaşmaları imzalandığını belirten el-Harbi, yük akışlarının Umman Denizi’nden Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz limanlarına yönlendirilerek buradan kara yoluyla taşındığını ifade etti. El-Harbi, “Bu operasyonel esneklik, ülkeyi diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerden biri” dedi.

El-Harbi, önümüzdeki dönemde tedarik zincirlerinin yeniden yapılandırılacağını öngörerek, mevcut krizin Körfez lojistik entegrasyonu açısından gerçek bir dönüm noktası oluşturduğunu belirtti. El-Harbi ayrıca, daha esnek ve uyum kabiliyeti yüksek yeni güzergâhların ortaya çıktığını dile getirdi.

Krizlerin inovasyonu zorunlu kıldığını vurgulayan el-Harbi, Suudi Arabistan’da akıllı takip sistemleri ve risk yönetimi uygulamalarının kullanımında önemli bir artış beklediğini söyledi.

Körfez ülkelerinin artık krizin boyutunun yeni bir düşünce tarzı gerektirdiğinin farkında olduğunu belirten el-Harbi, “Hiç kimse koşulların çatışma öncesi döneme döneceğini öngörmüyor” dedi. El-Harbi, Suudi Arabistan’ın mevcut krizden önce de lojistik altyapısını Vizyon 2030 doğrultusunda geliştirdiğini, son gelişmelerin bu yaklaşımın doğruluğunu teyit ederek süreci hızlandırdığını ifade etti. Ülkedeki lojistik sektörünün, küresel ölçekte benzeri görülmemiş bir büyüme ve merkezleşme sürecine girdiğini sözlerine ekledi.

Operasyonel kapasite

Dijital dönüşüm ve lojistik hizmetler uzmanı Zeyd el-Cerba ise Suudi Arabistan’ın yalnızca ‘istisnai coğrafi konuma sahip bir ülke’ olarak değil, aynı zamanda ‘coğrafyayı operasyonel kapasiteye dayalı bir stratejiye ve giderek artan bir lojistik nüfuza dönüştürmeyi başaran bir aktör’ olarak öne çıktığını belirtti. El-Cerba, birçok kesimin Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklara risk penceresinden baktığı bir dönemde, Riyad’ın ‘sakin ama kararlı bir şekilde farklı bir gerçeklik inşa ettiğini; alternatif güzergâhlar, daha hazırlıklı limanlar, daha yüksek kapasiteli havalimanları ve bölgeye daha geniş hareket alanı sağlayan, tıkanma riskini azaltan bir lojistik bağlantı ağı kurduğunu’ ifade etti.

El-Cerba, Suudi Arabistan’ın avantajının yalnızca aynı anda hem Basra Körfezi’ne hem de Kızıldeniz’e kıyısı olmasından ibaret olmadığını vurgulayarak, ‘asıl farkın bu iki hattı pratikte birbirine bağlayabilme kapasitesinde yattığını, bunun da sadece coğrafi değil, nadir bulunan bir stratejik üstünlük olduğunu’ söyledi.

El-Cerba’ya göre Kızıldeniz limanları üzerinden gelen mallar, ülke içindeki ulaşım ağı aracılığıyla Körfez pazarlarına taşınabiliyor ve aynı şekilde ters yönde de akış sağlanabiliyor. El-Cerba bu durumun Suudi Arabistan’ı lojistik denklemde yalnızca bir taraf olmaktan çıkarıp, sistemi yeniden birbirine bağlayan bir köprü konumuna taşıdığını dile getirdi.

Lojistik krizlerde çözümün yalnızca deniz taşımacılığıyla sınırlı olmadığını belirten el-Cerba, “Deniz yollarındaki risk arttıkça hava kargo ve çok modlu taşımacılığın değeri de yükselir” dedi. Bu çerçevede Suudi Arabistan’ın da geri planda kalmadığını ifade eden el-Cerba, artan kargo kapasitesi ve genişletilen altyapısıyla ülke havalimanlarının, bölgenin ihtiyaç duyduğu operasyonel esnekliğin önemli bir parçası haline geldiğini sözlerine ekledi.

Havacılık pazarı

El-Cerba ayrıca, bazı Körfez hava yolu şirketlerinin Suudi Arabistan’daki havalimanlarından yararlanmaya yöneldiğine dikkat çekerek, bunun önemli bir gerçeği ortaya koyduğunu belirtti: “Riyad artık yalnızca havacılık ve hizmetler için büyük bir pazar değil, aynı zamanda alternatiflere olan ihtiyacın arttığı dönemlerde bölgesel hareketliliği destekleyebilen bir operasyon merkezi haline gelmiştir.”

El-Cerba’ya göre tüm bu unsurlar, Suudi Arabistan’ı küresel lojistik şirketlerinin odağına yerleştiriyor. El-Cerba, mevcut kriz sırasında ortaya koyduğu performans ve rekabet avantajlarıyla öne çıkan ülkenin; kıtalar arasında bağlantı sağlayan stratejik coğrafi konumu, Basra Körfezi ve Kızıldeniz’e açılan iki deniz cephesi, modern limanlar, entegre ulaşım ağları ve stratejik boru hatlarını kapsayan gelişmiş altyapısı sayesinde yatırımcılar için cazip bir merkez haline geldiğini ifade etti.

El-Cerba, esnek kamu politikalarının da bu çekiciliği artırdığını vurgulayarak, “Gümrük kolaylıkları ve süreçlerin hızlandırılması gibi uygulamalar, Suudi Arabistan’ın sunduğu açık ve net stratejik çerçeveyle birleştiğinde, ülkeyi tedarik zinciri yönetiminde istikrar ve verimlilik arayan şirketler için güvenilir ve ölçeklenebilir bir ortam haline getiriyor” dedi.



Suudi “Kamu Yatırım Fonu”nun (PIF) kârı 17 milyar doları aşarken, varlıkları 2025’te 907 milyar dolara yaklaştı

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, (Reuters)
TT

Suudi “Kamu Yatırım Fonu”nun (PIF) kârı 17 milyar doları aşarken, varlıkları 2025’te 907 milyar dolara yaklaştı

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, (Reuters)

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), 2025 yılında güçlü bir mali performans sergiledi. Fonun gelirleri yüzde 9 artışla 450 milyar riyale (120 milyar dolar) yükselirken, net kârı iki katına çıkarak 65 milyar riyali (17,3 milyar dolar) aştı. Yönetilen varlıklarının toplamı değeri ise yaklaşık 3,4 trilyon riyale (906,7 milyar dolar) ulaştı.

Fon, yerel yatırımlarını da genişletmeye devam etti. Bu yatırımların 2021-2025 dönemindeki kümülatif toplamı 750 milyar riyale (200 milyar dolar) yaklaşırken, uluslararası yatırımları yüzde 12 oranında büyüdü. Fon ayrıca yapay zekâ, teknoloji, enerji ve ileri imalat gibi stratejik sektörlerdeki varlığını da güçlendirdi.


Küresel petrol stokları İran savaşına daha ne kadar dayanabilir?

ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)
ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)
TT

Küresel petrol stokları İran savaşına daha ne kadar dayanabilir?

ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)
ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)

ABD, İran'a yönelik ablukayı sıkılaştırırken küresel petrol piyasalarının savaşa ne kadar dayanabileceği merak ediliyor.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, dünkü açıklamasında İran'a uygulanan deniz ablukasının süresiz devam edebileceğini duyurdu.

Reuters'ın analizine göre 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in saldırılarıyla başlayan savaşta şimdiye dek küresel piyasada 2,6 milyar varil petrol kaybedildi.  

Saudi Aramco'ya göre günlük kayıp Körfez'de 11 milyon varile ulaşırken, çoğu analist küresel arz açığının günde yaklaşık 5 milyon varile ulaştığını söylüyor.

Ukrayna, Kazakistan'dan Rusya'nın Karadeniz kıyısındaki Novorossiysk Limanı'na günde 1,8 milyon varil petrol taşıyan Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu'na (CPC) temmuz sonunda drone saldırısı düzenlemişti. Bunun açığı daha da artırmış olabileceği belirtiliyor. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, küresel petrol piyasasında istikrar için Kiev'den saldırıları durdurmasını istemişti.

Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) hesaplamasına göre, ülkelerin elindeki ticari ve kamu petrol stoklarının toplamı yaklaşık 1,5 milyar varil. Ancak bunun tamamı acil durumda piyasaya sürülebilecek rezervlerden oluşmuyor.

Devletlerin doğrudan kontrolünde olan ve acil durumda kullanılabilecek petrol rezervleri yaklaşık 900 milyon varil. Analize göre günlük 5 milyon varillik arz açığının tamamen bu kaynaktan kapatılması halinde kritik eşik olarak belirlenen süre 180 güne denk geliyor. Yani mevcut arz açığı sözkonusu rezervlerden 180 gün daha kapatılabilir. Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinin normale dönmesi, arzın toparlanması ve üretimin başka bölgelerde artmasıysa bu süreyi değiştirebilir.

Diğer yandan ABD'nin Stratejik Petrol Rezervi de 1983'ten bu yana en düşük seviyesine geriledi. Stratejik rezerv altyapısında yaşlanma, bakım eksiklikleri ve bazı depolama sahalarındaki sorunlar petrolün piyasaya ulaştırılması sürecinde sorun yaratabilir.

Uzmanlar özellikle dizel ve jet yakıtı stoklarının 5 yılın en düşük seviyesinde olduğuna işaret ediyor. İran ve Rusya-Ukrayna savaşlarının rafinerilere zarar vermesi bu ürünlerdeki sıkışıklığı daha da artırdı.

Öte yandan analize göre Çin, savaş öncesinde Hürmüz Boğazı üzerinden yaptığı günlük yaklaşık 5,5 milyon varillik ithalatı neredeyse bir yıl sürdürebilir. Pekin elindeki miktarı açıklamasa Asya devinin 1 ila 1,7 milyar varillik stoku olduğu tahmin ediliyor.

Independent Türkçe, Reuters, Financial Times


OPEC, 2027'de petrol talebinin artacağı konusunda iyimser

Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)
Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)
TT

OPEC, 2027'de petrol talebinin artacağı konusunda iyimser

Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)
Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) dün yaptığı açıklamada, 2027 yılında küresel petrol talebindeki büyüme beklentisini günlük yaklaşık 2,2 milyon varile yükseltti. OPEC, bir önceki tahmininde büyümenin günlük 1,9 milyon varil olacağını öngörmüştü.

OPEC, 2026'nın son çeyreğinde küresel petrol talebine ilişkin tahminini biraz aşağı çekerek günlük 107,66 milyon varile indirdi. Geçen ayki tahmin günlük 107,72 milyon varil düzeyindeydi. Buna karşın örgüt, 2026 yılı toplam küresel petrol talebi tahminini günlük 105,16 milyon varilden 105,74 milyon varile yükseltti.

2027 yılı için OPEC, küresel petrol talebinin günlük 107,90 milyon varile ulaşmasını bekliyor. Bu rakam, temmuz ayında açıklanan günlük 107,88 milyon varillik tahminle büyük ölçüde aynı seviyede bulunuyor.

Öte yandan OPEC, OPEC+ ittifakı dışındaki üreticilerin petrol arzındaki büyüme tahminini 2026 için günlük 640 bin varilde sabit tuttu. Bu rakam, temmuz ayındaki tahminle aynı. Örgüt, 2027 yılında OPEC+ dışı üreticilerin arzının günlük 620 bin varil artacağı yönündeki öngörüsünü de değiştirmedi.