Hürmüz Boğazı ablukası petrol akışını nasıl etkiler?

Khorfakkan Konteyner Terminali’ndeki petrol tankerleri (AFP)
Khorfakkan Konteyner Terminali’ndeki petrol tankerleri (AFP)
TT

Hürmüz Boğazı ablukası petrol akışını nasıl etkiler?

Khorfakkan Konteyner Terminali’ndeki petrol tankerleri (AFP)
Khorfakkan Konteyner Terminali’ndeki petrol tankerleri (AFP)

ABD ordusu bugün saat 14.00’ten itibaren İran limanlarına yönelik ve bu limanlardan çıkan deniz trafiğini yasaklayacağını açıkladı. Bu adımın, günlük yaklaşık 2 milyon varil İran petrolünün küresel piyasalara girişini engelleyerek arz sıkıntısını artırması bekleniyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre, planlanan abluka ve olası etkilerine ilişkin ayrıntılar şöyle:

Hafta sonu İslamabad’da ABD ile İran arasında yapılan barış görüşmelerinin sonuçsuz kalmasının ardından ABD Başkanı Donald Trump, donanmanın ‘Hürmüz Boğazı’na girmeye veya buradan çıkmaya çalışan tüm gemilere yönelik abluka uygulamasına başlayacağını’ duyurdu.

Daha sonra ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ablukanın yalnızca İran’a giden ve İran’dan çıkan gemilerle sınırlı olacağını açıkladı. Buna İran’ın Arap Körfezi ve Umman Denizi’ndeki tüm limanları da dahil. CENTCOM, İran dışındaki limanlara gidip gelen gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişinin engellenmeyeceğini ve seyrüsefer serbestisinin korunacağını vurguladı.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ise Trump’ın açıklamalarına karşılık, askeri gemilerin boğaza yaklaşmasının ateşkes ihlali sayılacağını ve buna ‘kararlı ve sert’ şekilde karşılık verileceğini bildirdi. Öte yandan emekli amiral Gary Roughead, İran’ın Körfez’deki gemilere ateş açabileceği veya ABD güçlerine ev sahipliği yapan Körfez ülkelerinin altyapısını hedef alabileceği uyarısında bulundu.

Bunun petrol akışı üzerindeki etkileri neler?

İran sevkiyatlarının engellenmesi, küresel piyasalar açısından önemli bir petrol kaynağının devre dışı kalmasına yol açacak. İran, mart ayında günlük 1,84 milyon varil ham petrol ihraç ederken, nisan ayı itibarıyla bu rakamın günlük 1,71 milyon varil seviyesinde olduğu, 2025 yılı genel ortalamasının ise 1,68 milyon varil olduğu bildirildi.

Buna karşın, 28 Şubat’ta savaşın başlamasından önce İran üretimindeki keskin artış, denizdeki petrol stoklarının neredeyse rekor seviyelere ulaşmasına yol açtı. Kpler verilerine göre, bu ayın başlarında tankerlerde taşınan toplam İran petrolü miktarı 180 milyon varili aşmış durumda.

Peki ya Körfez’deki diğer üreticilerden gelen petrol akışları ne durumda?

Hürmüz Boğazı üzerinden deniz trafiği, savaşın başlangıcından bu yana uygulanan İran ablukasının etkisiyle, geçen hafta ABD ile İran arasında varılan iki haftalık ateşkese rağmen neredeyse durma noktasında kalmaya devam ediyor.

Petrol tankerlerinin büyük bölümünün bugün boğazdan geçişten kaçındığı gözlendi.

Pakistan bandıralı iki tanker dün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Kuveyt’ten yük almak üzere Körfez’e giriş yaptı. Aynı gün Liberya bandıralı çok büyük bir ham petrol tankeri de daha erken saatlerde boğazı geçti.

Buna karşılık Malta bandıralı bir diğer dev tanker, Irak ham petrolü yüklemek ve Vietnam’a taşımak üzere dün boğazdan geçmeye çalıştı, ancak geri dönerek Umman Körfezi açıklarında demirledi.

Cumartesi günü ise tam yüklü üç tanker Hürmüz Boğazı’nı geçerek, ABD ile İran arasında sağlanan ateşkes sonrası Körfez’den ayrılan ilk gemiler oldu.

Kpler verilerine göre, geçen salı itibarıyla Körfez içinde yaklaşık 172 milyon varil ham petrol ve rafine ürün taşıyan 187 tanker bulunuyordu.

En çok etkilenen ithalatçı ülkeler hangileri?

Savaş öncesinde İran petrol ihracatının büyük bölümü, dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı olan Çin’e yöneliyordu. Geçen ay ABD, yaptırımlarda sağladığı bir muafiyetle Hindistan dahil bazı alıcıların İran petrolü ithal etmesine imkân tanıdı.

Gemi takip verilerine göre Hindistan’ın, yaklaşık yedi yıl aradan sonra İran’dan ilk ham petrol sevkiyatını bu hafta teslim alması bekleniyor. Söz konusu veriler London Stock Exchange Group ve Kpler tarafından paylaşıldı.

Savaş öncesinde küresel petrol ve doğal gaz ihracatının yaklaşık yüzde 20’si Hürmüz Boğazı üzerinden taşınıyordu. Bu sevkiyatların büyük kısmının, dünyanın en büyük ithalat bölgesi olan Asya’ya yöneldiği belirtiliyor.



Altın, ABD enflasyon verileri öncesinde 4 bin 160 dolar seviyelerinde yatay seyrediyor

Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
TT

Altın, ABD enflasyon verileri öncesinde 4 bin 160 dolar seviyelerinde yatay seyrediyor

Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)

Altın fiyatları, yatırımcıların ABD Merkez Bankasının (FED) para politikasının seyrine ilişkin ipuçları aradığı ABD enflasyon verilerinin günün ilerleyen saatlerinde açıklanması beklentisiyle bugün yatay seyretti. FED yetkililerinin faizlerin daha da artırılmasının gerekip gerekmediğine ilişkin farklı açıklamaları da piyasaların odağında yer aldı.

Spot altın, ons başına 4 bin 159 dolar civarıda sabit kalırken, aralık vadeli ABD altın vadeli işlemleri yüzde 0,1 artışla 4 bin 182,60 dolara yükseldi.

Taste Life Küresel Makroekonomi Başkanı Ilya Spivak, altın fiyatlarının belirli bir bantta sınırlı hareket etmeyi sürdürdüğünü belirtti. Spivak, petrol fiyatlarındaki yükselişe rağmen altının değerini koruyabilmesinin, yükselişini sürdürmek için yeni bir katalizör arayışında olduğuna işaret edebileceğini belirtti.

Jeopolitik gelişmeler cephesinde Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, Dahran kentinde Saudi Aramco’ya ait bir idari binanın saldırıya uğradığını açıkladı. İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan arasında artan gerilimle eş zamanlı gerçekleşen gelişmeler, bugün petrol fiyatlarının yükselmesine yol açtı.

Para politikası konusunda ise New York FED Başkanı John Williams, enflasyonu düşürmek amacıyla merkez bankasının bu yıl faizleri bir kez daha artırmasının gerekebileceğini yineledi. Buna karşılık FED Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller, ABD tahvil getirilerindeki son yükselişin enflasyon beklentilerindeki artıştan değil, ekonomik büyümenin gücünden kaynaklandığını belirtti. Waller, enflasyon beklentilerinin istikrarlı seyrini koruduğunu ifade etti.

Piyasalar, ABD Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verisinin bugün 12.30’da açıklanmasını bekliyor. Üretici fiyatları ve perakende satış verileri ise yarın yayımlanacak. Spivak’a göre ekonomik ivmenin zayıfladığına işaret eden veriler, yatırımcıların yeni faiz artışlarına ilişkin beklentilerini azaltabilir ve bu durum altın fiyatlarını destekleyebilir.

CME Group bünyesindeki FedWatch aracına göre piyasalar, ABD faizlerinin bu ay artırılması ihtimalini yaklaşık yüzde 23, aralık ayında artırılması ihtimalini ise yüzde 88 olarak fiyatlıyor.

Getiri sağlamayan altın, faiz oranlarının düşmesinden genellikle olumlu etkileniyor. Buna karşılık yüksek faiz oranları, getiri sağlayan varlıkları daha cazip hâle getirerek altının yatırımcılar açısından çekiciliğini azaltıyor.

Diğer değerli metallerde ise spot gümüş yüzde 0,6 düşüşle ons başına 59,11 dolara geriledi. Platin bin 664,19 dolarda yatay seyrederken paladyum yüzde 0,4 artışla bin 130,81 dolara yükseldi.


Uluslararası Enerji Ajansı: Dizel kıtlığı 2027 yılına kadar sürebilir

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
TT

Uluslararası Enerji Ajansı: Dizel kıtlığı 2027 yılına kadar sürebilir

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) bugün yayımladığı aylık petrol piyasası raporunda, stokların önemli ölçüde azalması ve kış aylarındaki talep zirvesi öncesinde üretime getirilen kısıtlamalar nedeniyle dizel yakıt arzındaki sıkıntının gelecek yıla kadar devam edebileceğini bildirdi.

Dizel yakıt rafinaj kâr marjları, eylül ayında varil başına yaklaşık 95 dolarla rekor seviyeye ulaştı. ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşla bağlantılı saldırıların yol açtığı rafinaj kapasitesi düşüşü nedeniyle üretim de keskin biçimde geriledi.

IEA, “Dizel piyasaları ciddi baskı altında kalmaya devam ediyor. Uzun süreli arz kesintileri, rafinerilerin sonbahardaki bakım çalışmaları ve kış aylarındaki talep zirvesi öncesinde, normalde stokların artırılması gereken bir dönemde stoklardan çekilmesine yol açtı” açıklamasında bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump, cuma günü Rusya’nın küresel piyasalara dizel yakıt tedarik etmeyi kabul ettiğini açıklayarak bir ilke imza attı. Trump, yönetiminin Moskova’yı Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşta kullanabileceği gelirlerden mahrum bırakmak amacıyla uygulamaya konulan Rus yakıtına yönelik ABD yaptırımlarını geçici olarak kaldırdığını söyledi.

Trump, Cumhuriyetçi ve Demokrat partilerden bazı Kongre üyelerinin anlaşmanın, Moskova Ukrayna’ya yönelik saldırılarını sona erdirene kadar Rus enerji ürünlerinin ithalatını yasaklayan ABD yasasına aykırı göründüğünü dile getirmelerine rağmen Rusya ile yapılan ‘dizel anlaşmasını’ savundu.

Rus petrolü ihracatına yönelik yaptırımların kaldırılmasının yüksek yakıt fiyatlarının düşürülmesine yardımcı olacağını belirten Trump’ın açıklamalarına bazı analistler şüpheyle yaklaştı. Analistler, Rusya’nın önümüzdeki üç ay boyunca sağlayacağını belirttiği dizel miktarının fiyatlar üzerinde kayda değer bir etki yaratmaya yetmeyeceğini savundu. Söz konusu miktarın, küresel yakıt tüketiminin yalnızca yaklaşık 12 saatlik bölümüne karşılık geldiği belirtildi.

Dizel fiyatları dünya genelinde rekor seviyelere yükselerek ABD’de galon başına 6,5 doları aştı. Fiyatlar, ABD ile Rusya arasında ‘dizel anlaşmasının’ duyurulmasının ardından ise bir miktar geriledi.


IMF: Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların etkileri tüm dünyaya yayılabilir

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
TT

IMF: Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların etkileri tüm dünyaya yayılabilir

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, Suudi Arabistan’a yönelik son saldırıların, ülke ekonomisinin bölge ve küresel piyasalar açısından taşıdığı önem ve Ortadoğu’da enerji arz güvenliğine ilişkin risklerin artması nedeniyle dünya genelinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası’nın Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen basın toplantısında, “Suudi Arabistan ekonomisi bölge ve dünya için önemli” diyerek,  son gelişmelerin “herkesi, dünyanın her yerinde etkileyebilecek olası olumsuz sonuçlar” doğurabileceğini ifade etti.

Uyarı, bölgedeki enerji akışları ve deniz taşımacılığının baskı altında olduğu bir dönemde yapıldı. Tedarik zincirlerinde yaşanabilecek aksaklıkların, özellikle petrol ve doğal gaz ithalatına bağımlı ekonomilerde enerji maliyetleri, ticaret ve ekonomik faaliyetler üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği belirtiliyor.

IMF’nin dün yayımladığı tahminler de bölgedeki aksaklıkların ekonomiler üzerindeki olası etkilerinin boyutuna işaret ediyor. Fon, Ortadoğu ve Orta Asya ekonomilerinin 2026’da yüzde 0,3 daralmasını, 2027’de ise yüzde 6,3 büyümesini bekliyor. Bu görünüm, mevcut krizin yarattığı baskıların yanı sıra krizin hafiflemesi ve enerji ile ticaret akışlarının yeniden toparlanmasıyla öngörülen ekonomik iyileşmeyi yansıtıyor.

Bölge ekonomileri üzerindeki olası etkilerin, deniz taşımacılığındaki aksaklıklara maruz kalma düzeyine ve ihracatın sürdürülebilirliğine bağlı olarak farklılık göstermesi bekleniyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Suudi Arabistan’a ilişkin büyüme tahminini 2027 yılı için yükselten IMF, temmuz ayında yüzde 2,4 ve nisanda yüzde 3,4 olarak açıkladığı tahminini yüzde 7,9’a çıkardı. Fon, Suudi Arabistan ekonomisinin 2026’daki daralmasına ilişkin tahminini ise temmuz ayındaki yüzde 5 ve nisan ayındaki yüzde 6,4 seviyelerinden yüzde 3,3’e indirdi.

Bu görünüm, deniz taşımacılığındaki aksaklıkların hafiflemesiyle üretim ve ihracatın yeniden ivme kazanacağı beklentisini yansıtıyor. Bununla birlikte toparlanmanın hızı ve boyutu, güvenlik koşullarındaki gelişmelere ve enerji ile ticaret akışlarının normale dönmesine bağlı olacak. Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı ise bütçeye ilişkin ön açıklama metninde, 2027 yılı için yüzde 12,8’lik daha yüksek bir büyüme öngörüsüne yer verdi.