Roosevelt'ten Avrupa'ya, otomobil fabrikaları askeri sanayiye geri dönüyor

Avrupa ekonomisinin yeniden silahlanması: Milyarlarca dolarlık yeni bir fırsat

Paris'in batısındaki Passy semtindeki bir otomobil fabrikasının üretim hattında çalışan bir işçi, 15 Nisan 2026 (AFP)
Paris'in batısındaki Passy semtindeki bir otomobil fabrikasının üretim hattında çalışan bir işçi, 15 Nisan 2026 (AFP)
TT

Roosevelt'ten Avrupa'ya, otomobil fabrikaları askeri sanayiye geri dönüyor

Paris'in batısındaki Passy semtindeki bir otomobil fabrikasının üretim hattında çalışan bir işçi, 15 Nisan 2026 (AFP)
Paris'in batısındaki Passy semtindeki bir otomobil fabrikasının üretim hattında çalışan bir işçi, 15 Nisan 2026 (AFP)

Nazareth Seferian

ABD, 1940'lı yılların başında İkinci Dünya Savaşı sırasında müttefiklere destek sağlamak amacıyla askeri üretimini yoğunlaştırırken Başkan Franklin Roosevelt Amerikalılara “Böylece ülkemiz, halkımızın olması gerektiğini ilan ettiği gibi, demokrasinin cephaneliği olacaktır” diye seslenmişti. Bu çaba, diğer sanayi sektörlerinin yanı sıra sivil otomobil üreticilerinin askeri üretime dönüştürülmesini de kapsıyordu. General Motors, M1 Carbine tüfekleri ve M18 Hellcat tank avcılarının, Ford, B-24 Liberator bombardıman uçaklarının ve Cadillac, M5 ile M24 Chaffee hafif tanklarının üretimine katkıda bulundu.

Şimdi 80 yılı aşkın bir sürenin ardından tarih bazı sayfalarını yeniden açıyor gibi görünmektedir. ABD gazetesi Wall Street Journal (WSJ) kısa bir süre önce ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) yetkililerinin General Motors ve Ford'un üst düzey yöneticileriyle görüşerek onlardan askeri üretimdeki rollerini genişletmelerini talep ettiğini haberleştirdi.

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin geçtiğimiz nisan ayında yaptığı tahmine göre ABD, İran'la yaşanan savaşın ateşkesin öncesindeki otuz dokuz gününde çeşitli temel mühimmat stoklarının yüzde elliden fazlasını tüketti. Bu mühimmatların büyük bölümü kırk ay veya daha uzun teslimat süresi gerektirdiğinden yeni siparişler tüketilen stokları ancak yıllar içinde karşılayabilir. Bu yüzden ABD Başkanı Trump, Pentagon’un tedarik ekibi için mevcut üretim kapasitesini genişletmeye çalışıyor.

Avrupa'nın yeniden silahlanma planı (Readiness 2030) çerçevesinde, 2030 yılına kadar 800 milyar euroluk ek savunma harcaması hedefi belirliyor.

Bu yolda ABD yalnız değildir. Avrupalılar da askeri kapasitelerini artırmak amacıyla otomotiv şirketleriyle iş birliği arayışındadır. Peki bu somut olarak nasıl bir görünüm sergiliyor?

Harcamalardaki artışlar

Dünya Bankası verileri, AB ülkelerinin askeri harcamalarını 1960'lardaki gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 4'ü iken 2018 yılında yüzde 1,3'e indirdiğini gösteriyor. O tarihten bu yana bu harcamalar istikrarlı bir şekilde artmaya başladı. Ardından Donald Trump'ın yeniden Beyaz Saray’a dönmesi, Avrupa Birliği’ni (AB) bu konuda daha hızlı hareket etmeye itti. Askeri harcamalar 2024 yılında yüzde 1,7'ye ulaşırken Avrupa'nın yeniden silahlanma planı ya da diğer adıyla ‘Readiness 2030’ (Hazırlık 2030) çerçevesinde 2030 yılına kadar 800 milyar euroluk ek savunma harcaması hedeflendi. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Brüksel'deki ‘Savunma Zirvesi’nde AB üyesi 27 ülkenin liderine hitaben, “Avrupa, hiçbirimizin hayatında böyle bir büyüklükte görmediği açık ve yakın bir tehlikeyle karşı karşıya” ifadelerini kullandı.

Von der Leyen, sözlerini şöyle sürdürdü:

 “Özgür ve egemen bir Ukrayna'nın ve güvenli ve müreffeh bir Avrupa'nın geleceği tehlikede."

fvdfd
Fransa'nın Bourges kentinde, Alman ve Fransız ortak yapımı bir Caesar topçu sistemi, 21 Mart 2025 (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Avrupa’nın planı, AB ülkelerinin savunmanın kamu finansmanını desteklemek amacıyla İstikrar ve Büyüme Paktı'ndaki (İGPa) ulusal istisna maddesini kullanmasını öneriyor. Bu da GSYİH'nin yüzde 1,5'ine eşdeğer ek finansmanın serbest bırakılmasına imkanı tanır.

Bununla birlikte üretim kapasitesinin genişletilmesi yalnızca kararlarla gerçekleşmez; bunun için savunma sektörüne geçişi fiilen yapabilecek fabrikalara ihtiyaç vardır. Bu nedenle bu esnekliğe sahip sektörlerin dahil edilmesi mantıklı bir seçenek olarak öne çıkıyor. Bu durum, Çinli elektrikli araç üreticileriyle rekabet etmekte zorlanan Avrupa otomotiv sektörü için müjdeli bir haber niteliği taşıyabilir. Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA), AB'de üretilen araçların ihracatının 2025 yılında yüzde 43 gerilediğini, buna karşın Çin'in ithalatının artmayı sürdürdüğünü bildirdi.

Geçtiğimiz yıl ilk kez Avrupa, Çin'de üretilen bir milyondan fazla araç ithal etti. Öte yandan Beyaz Saray'ın 2025 yılında açıkladığı gümrük tarifeleri, Avrupa'dan ABD'ye araç ihracatını yüzde 21,4 oranında düşürdü. Bu ortamda çeşitli Avrupalı üretim şirketleri savunma üretimine geçiş yönünde dikkat çekici adımlar açıkladı. Renault, ocak ayında askeri insansız hava araçları (İHA) geliştirmek amacıyla Turgis Gaillard şirketiyle iş birliği yaptığını duyurdu. Fransız gazetesi La Tribune'a göre bu ortaklık ilk yılında 600 adet taktik insansız hava aracı üretebilir. Fransa Savunma Bakanlığı'nın sonuçları olumlu değerlendirmesi halinde aylık 600 insansız hava aracı üretimiyle on yıllık ve bir milyar euroluk bir sözleşmeye zemin hazırlayabileceği bildirildi. Renault ise mart ayında bu kez Belçika merkezli John Cockerill grubuyla ortaklık kurarak muharebe alanlarında keşif amacıyla tasarlanmış bir insansız kara aracı ya da robotu için prototip geliştirme projesini duyurdu.

NATO üyesi olan Avrupa ülkelerinin savunmaya yatırdığı her euro, Avrupa içindeki değer zincirinin farklı sektörlerinde 1,59 ile 1,94 euro arasında üretim hareketliliği yaratıyor.

İtalya İşletmeler ve Made in Italy Bakanı Adolfo Urso, geçtiğimiz yıl mart ayında ülkesinin otomotiv ve savunma sektörleri arasındaki bağları güçlendirmeye yönelik bir sanayi planı başlatmaya hazır olduğunu açıkladı. Urso, bu sektörler arasındaki iş birliğinin, ülkedeki araç üretiminin düşmesinin beklendiği bir dönemde bileşenler ve üretim alanlarında büyüme fırsatları sunacağına dikkati çekti.

Bundan bir yıl sonra İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, özellikle Ortadoğu'daki hızlı gelişmeler ve uluslararası ortamın bozulması karşısında ulusal güvenliği güçlendirmek amacıyla ülkesinin savunma sanayisinde üretimi hızlandırmaya çağırdı. Aynı süreçte İtalyan savunma şirketi Leonardo, Avrupa'nın önde gelen zırhlı araç üreticilerinden birinin tam sahibi haline gelerek Iveco Group'un savunma birimini yaklaşık 1,6 milyar euroya satın aldı.

vd
İkinci Dünya Savaşı sırasında, Fransa'da bilinmeyen bir yerde askeri teçhizat üretim fabrikasında çalışan kadınlar, Aralık 1939 (AFP)

Bu anlaşma, KNDS ile birlikte topçu sistemi geliştirme ve AB desteğiyle geleceğin Avrupa tankını tasarlayan MARTE projesine katılım gibi Avrupa ortaklıkları eşliğinde kara sistemleri sektöründeki konumunu güçlendirmeye yönelik daha geniş bir stratejinin parçasını oluşturuyor.

Almanya, savunma harcamalarını yüzde 24 artırarak 114 milyar dolara çıkarmasıyla kıtanın öncüsü konumunda ve onlarca yıldır ilk kez GSYİH'nin yüzde 2,3'üne ulaşıyor. Son dönemdeki görece kısıtlı harcamaların ardından Almanya bu giderleri borçlanmayla finanse edebiliyor. Fransa gibi diğer Avrupa güçleri içinse bu seçenek oldukça uzak görünüyor.

Alman şirketi Rheinmetall, 2025 yılında otomotiv fabrikalarından ikisini askeri amaçlı üretime yönlendireceğini açıklamıştı. Bu dönüşümün sağladığı mali kazanımlar, şirketi savunma sektörünü daha kapsamlı biçimde keşfetmeye yöneltti. Raporlar, Rheinmetall'ın silah ve mühimmat iş kolunun faaliyet kârının 2024 yılının ilk dokuz ayında neredeyse iki katına çıkarak 339 milyon euroya ulaştığına, buna karşın otomotiv bölümünün kârının yüzde 3,8 gerileyerek 74 milyon euroya düştüğüne işaret ediyor. Şirket, geçtiğimiz nisan ayında 300 milyon euroluk İHA üretimi ve küçük muharebe birimi sistemlerinin modernizasyonunu da kapsayan yaklaşık 1,3 milyar euroluk çok daha büyük bir anlaşmayı Alman hükümetiyle imzaladığını duyurdu. Rheinmetall hissesi, Rusya'nın 2022'deki Ukrayna işgali sırasında 148 Euro civarında seyrederken mayıs ayı başlarında bin 380 euronun üzerine fırladı.

Sanayiye etkisi

Bu dönüşümün temel kaygılarından biri, işsizlik üzerinde olumsuz bir etkisi olması. Bir otomobil fabrikasında çalışan işçinin sahip olduğu bilgi ve beceriler, askeri teçhizat üreten bir fabrikadaki benzer bir role otomatik olarak aktarılamaz. Örneğin Osnabrück'teki Volkswagen fabrikası 2 bin 300 kişiye iş olanağı sağlıyor ve şirketin son üretim düşüşlerinin ardından askeri üretime geçmeyi değerlendirdiği bir dönemde bu çalışanların geleceği belirsiz bir hal alıyor. DW Español tarafından kısa bir süre önce yapılan bir haberde fabrikanın İşçi Konseyi Başkanı Jürgen Placke, bu dönüşümün her çalışan için iyi haberler getireceğine fazla güvenmediğini belirtti.

Placke, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hangi yönde ilerleyebileceğimizi, nereye yatırım yapabileceğimizi yakında bilmemiz gerekiyor. İnsanlara işin bitmediğini ve değişimlerin yaşanacağını bildirmeliyiz. Evet, korkmaya gerek olmayacağını umuyorum. Bunu başarabilirsek havanın görece hızlı düzeleceğini düşünüyorum; ama şu an büyük bir endişe söz konusu.”

Analistler, çoğu Avrupa ülkesinde otomotiv sektörünün savunma sanayisinden çok daha büyük olduğuna dikkati çekiyor. Almanya'da iki sektör arasındaki fark on kat olabiliyor. Bu durum, artan harcamalara karşın savunma üretiminin otomotiv şirketlerinin bugün karşılaştığı krizler için kapsamlı bir çözüm olmayacağına işaret ediyor.

Bununla birlikte Ernst & Young (EY) ve DekaBank'ın 2025 yılında yürüttüğü ortak bir araştırma çok daha iyimser bir tablo ortaya koydu. Araştırmanın tahminine göre Avrupa'daki silahlanma ve savunma teçhizatına yönelik yatırımların değer zinciri boyunca bu yatırımların toplam değerini aşan üretim ve hizmet çıktısı yaratacak. Daha somut bir ifadeyle Avrupalı NATO üyesi ülkelerin savunmaya yatırdığı her euro, Avrupa içindeki değer zincirinin farklı sektörlerinde 1,59 ile 1,94 euro arasında üretim hareketliliği yaratıyor. Ayrıca 665 bin ek iş imkanı yaratılması da bekleniyor. Bu gelişme, Avrupalı otomotiv tedarikçilerinin Çin rekabeti nedeniyle kıtada yaklaşık 350 bin otomotiv sektörü işinin kaybedilebileceği konusunda yakın zamanda uyarıda bulunduğu bir dönemde gerçekleşiyor.

Amerikan danışmanlık şirketi Kearney'nin Almanya ofisi, savunma harcamaları GSYİH'nin yüzde 2'sinde kalmaya devam ederse 2030 yılına kadar 163 bin, NATO'nun 2035 hedefi olan yüzde 3'e yükselmesi halinde ise 760 bin nitelikli işçiye ihtiyaç duyulacağına işaret ederek Avrupa'da bir istihdam patlamasının ufukta göründüğüne dikkati çekiyor.

effe
Almanya'nın Unterlüß semtindeki bir mühimmat üretim fabrikasında askeri bir araç içinde çalışan bir işçi, 24 Temmuz 2025 (Reuters)

Bazı durumlarda şirketler çalışanlarını aynı kurum içinde bir alandan diğerine aktarıyor. Rheinmetall'ın 2025 yılında sivil birimlerinden yaklaşık 100 çalışanı savunma sanayine transfer etmesi buna örnek gösterilebilir. Başka durumlarda ise şirketler, başka üreticilere ait fabrikaları ve işçileri devralmaktadır. Kara savunma sistemleri alanında faaliyet gösteren ve Alman KMW ile Fransız Nexter şirketlerinin birleşmesiyle kurulan KNDS, 2026 yılında faaliyetlerini durdurması beklenen Doğu Almanya'daki bir fabrikayı satın almayı planlanıyor.

Fabrika, tren üreticisi Alstom'a ait. Anlaşmanın, burada çalışan 700 işçinin KNDS bünyesinde çalışmaya devam etmesine imkân tanıması bekleniyor.

Stratejik vizyon

Bu dönüşümde stratejik niteliğini ortaya koyan bazı başarı öyküleri de bulunuyor. Almanya'nın Lebach şehrinde yirmi yıldır araç gövdesi üreten FWM şirketi, yıllar önce küçük savunma sektörü sözleşmeleri kabul etmeye başladı ve yakın zamanda çok daha güçlü bir güvenle savunma sanayisine girdi. Bugün savunma teknolojisi şirketin satışlarının yüzde 80'ini oluşturuyor. Şirket hatta diğer otomotiv şirketlerinden gelen yeni çalışanları dahi işe almak zorunda kaldı.

Genel Müdür Thomas Fox, DW News'e verdiği yakın tarihli bir röportajda savunma sektörüne hizmet etmenin büyük avantajlar taşıdığını belirtti. Yerel tedarikçilere her zaman öncelik tanındığını vurgulayan Fox, “Temelde yalnızca Alman şirketlerle rekabet ediyorsunuz. Otomotiv sanayisinde ise rekabet; Çin, Hindistan ve Doğu Avrupa'yı da kapsayan küresel bir nitelik taşıyor” ifadelerini kullandı.

Daha uzun planlama ufkundan ve bunun sağladığı öngörü kapasitesinden söz eden Fox, şunları da ekledi:

“Savunma sektöründe her zaman on yıllık perspektiften konuşulur. Bugün 2030'a uzanan siparişlerimiz var. Şu an 2040 yılına kadar uzanan sözleşmeler konuşuyoruz.”

Bununla birlikte analistler, çoğu Avrupa ülkesinde otomotiv sektörünün savunma sanayisinden çok daha büyük olduğuna dikkati çekiyor. Almanya'da bu fark on kata kadar çıkabiliyor. Bu durum, artan harcamalara karşın savunma sanayinin otomotiv şirketlerinin bugün karşılaştığı krizler için kapsamlı bir çözüm olmayacağını düşündürüyor. Daha geniş çaplı stratejik çerçevede değerlendirildiğinde bir gün Trump yönetimi de Rusya-Ukrayna savaşı da sona erecek. Bu durumda Avrupa, Beyaz Saray'da gerçek bir müttefik gördüğünde ya da doğudan gelen tehdit düzeyi azaldığında savunma harcamalarına yönelik taahhüdünü değiştirir mi? Bu sorunun cevabı önümüzdeki on yılda otomotiv şirketleri için son derece önem kazanabilir. Ancak şimdilik şirketler, mevcut krizlerinin tünelinin sonunda bir ışık olduğunu görebiliyor.



SpaceX’in rekor halka arzı, OpenAI ve Anthropic’i nasıl etkileyecek?

Nasdaq borsasında açılış zilinin çalındığı törene videoyla katılan Musk, "SpaceX'in başarılı olma ihtimalini yüzde 10'dan az görüyordum" dedi (Reuters)
Nasdaq borsasında açılış zilinin çalındığı törene videoyla katılan Musk, "SpaceX'in başarılı olma ihtimalini yüzde 10'dan az görüyordum" dedi (Reuters)
TT

SpaceX’in rekor halka arzı, OpenAI ve Anthropic’i nasıl etkileyecek?

Nasdaq borsasında açılış zilinin çalındığı törene videoyla katılan Musk, "SpaceX'in başarılı olma ihtimalini yüzde 10'dan az görüyordum" dedi (Reuters)
Nasdaq borsasında açılış zilinin çalındığı törene videoyla katılan Musk, "SpaceX'in başarılı olma ihtimalini yüzde 10'dan az görüyordum" dedi (Reuters)

Havacılık ve uzay şirketi SpaceX'in halka arzıyla Elon Musk dünyanın ilk trilyoneri olurken, bu yıl benzer bir adım atmayı planlayan OpenAI ve Anthropic de süreci yakından takip ediyor.

Dev firmanın hisseleri, cuma günü Nasdaq'da 150 dolardan işlem görmeye başladı. Bu da şirketin 135 dolarlık hedef fiyatına göre yüzde 11'lik artışa denk geliyor.

176,65 dolara kadar fırlayan hisse fiyatı, 160,95 dolarla günü kapattı. Bu tarihi halka arzla şirketin piyasa değeri 2,1 trilyona çıktı.

75 milyar dolar kaynak toplayarak piyasalara giren SpaceX, Suudi petrol devi Aramco'nun 29,4 milyar dolarlık halka arzını geride bırakarak rekor kırdı.

New York Times'ın analizine göre SpaceX'in halka arzı, Wall Street'e yönelen teknoloji şirketleri için "gişe rekorları kıran bir yılın başlangıç sinyali" olabilir.  

Pentagon'la yaşadığı gerilimle gündemden düşmeyen Anthropic ve ChatGPT'nin yaratıcısı OpenAI, piyasaların teknoloji şirketlerinin hisselerine daha fazla ilgi gösterip göstermediğini görmek için birkaç ay boyunca SpaceX'in gidişatını yakından takip edecek.

İki Amerikan şirketinin piyasa değerinin halka arzda 1'er trilyon dolara yaklaşacağı öngörülüyor.

Yapay zeka ve teknoloji devleri, genellikle kârlılık yerine büyümeyi öncelediğinden kayıpları göze alarak agresif yatırımlara yöneliyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir kaynak, OpenAI'in geçen yıl 13 milyar dolar kazandığını belirtiyor. Firma buna kıyasla 4 yıl içinde 100 milyar dolara yakın yatırım planlıyor.

Ancak SpaceX hisselerinin fiyatının ilk işlem gününde fırlaması "sektörde büyüme ve itibarın kârlılığa göre ön planda olduğunu" gösteriyor. Bu, Anthropic ve OpenAI'ın halka arz sürecine de olumlu yansıyabilir.

Öte yandan yatırımcılar, SpaceX'e erken aşamada yatırım yaptıktan sonra şirketin değerinin dibe vurduğunu görürse OpenAI veya Anthropic'e yatırımlarda risk iştahı azalabilir.

SpaceX'in halka arzı, 20 Ocak 2025'te ABD Başkanı Donald Trump'ın zaferinin kutlandığı mitingde Nazi selamına benzetilen hareketiyle tartışma yaratan Musk'ın servetine servet kattı.

Financial Times'ın aktardığına göre Musk'ın elinde en az 800 milyar dolarlık SpaceX hissesi var. Tesla'daki 280 milyar dolarlık hisseleriyle birleştiğinde iş insanının serveti 1 trilyon doları aştı. Bu rakam, Londra borsasındaki FTSE 100 endeksinin piyasa değerinin yaklaşık üçte birine denk geliyor.

Independent Türkçe, New York Times, Financial Times


Enerji sektöründen Trump’a uyarı: “Fiyatlar fırlayabilir”

Teksas'ın Freeport bölgesindeki stratejik petrol rezervi 254 milyon varil depolama kapasitesine sahip (Reuters)
Teksas'ın Freeport bölgesindeki stratejik petrol rezervi 254 milyon varil depolama kapasitesine sahip (Reuters)
TT

Enerji sektöründen Trump’a uyarı: “Fiyatlar fırlayabilir”

Teksas'ın Freeport bölgesindeki stratejik petrol rezervi 254 milyon varil depolama kapasitesine sahip (Reuters)
Teksas'ın Freeport bölgesindeki stratejik petrol rezervi 254 milyon varil depolama kapasitesine sahip (Reuters)

Petrol ve doğalgaz yöneticileri, Beyaz Saray'a fiyatların fırlayabileceği uyarısı yaptı.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Washington Post'a konuşan sektör yetkilileri, ticari şirketlere ve devlete ait akaryakıt stoklarının hızla tükenmesi nedeniyle fiyatların fırlayabileceğini söylüyor.

ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu'nun çarşamba günü açıkladığı verilere göre, enerji fiyatlarının yüksek seyrini sürdürmesi nedeniyle ABD tüketici fiyat endeksi (TÜFE), mayısta geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4,2 arttı.

ABD Başkanı Donald Trump, enflasyon oranının son üç yılın en yüksek seviyesine çıktığı bir dönemde "Enflasyonu seviyorum" dedi.

İran savaşı dördüncü ayına yaklaşırken Trump, çatışmaların sonlanmasının ardından fiyatların hızla düşeceğini de savundu.

Ancak bazı sektör yetkilileri bu görüşe katılmıyor. Dünyadaki petrol ve doğalgaz arzının yaklaşık beşte birini taşıyan Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinin durma noktasına gelmesiyle enerji piyasalarında oluşan sarsıntının etkilerinin süreceğini belirtiyorlar.

Amerikan Petrol Enstitüsü (API) CEO'su Mike Sommers, Trump'a yakın muhafazakar medya kuruluşu Fox'a şunları söyledi:

Stokların rekor düzeyde düşük seviyelere inmesi hakkında uyarı yapıyoruz. Önümüzdeki birkaç hafta içinde fiyatların nasıl seyredeceği konusunda endişelenmeliyiz. Hürmüz Boğazı'ndaki bu sorunu çözmemiz gerekiyor.

Ülkedeki stratejik ham petrol stokları da 7,9 milyon varil düşüşle 349,2 milyon varile geriledi. Bunun sürmesi halinde 1983'ten beri görülen en düşük seviyeyle karşılaşılabilir. Bu stoklar doğal afet veya savaş gibi krizlerde meydana gelebilecek olağanüstü durumlara karşı önlem amacıyla oluşturuluyor.

Beyaz Saray'dan gazeteye gönderilen açıklamada, sektör yetkililerinin bilgi paylaşımına olumlu yaklaşıldığı belirtilirken, konuyla ilgili adım atılıp atılmayacağına dair detay paylaşılmadı.

Diğer yandan enerji sektöründen bir kaynak, Washington'ın durumun aciliyetinin farkında olduğunu belirterek, "Herkes siyasi hesaplar değişmedikçe bu çıkmazın bir 30 ya da 45 gün daha sürdürülemeyeceğini biliyor" dedi ve ekledi:

Beyaz Saray muhtemel senaryoların farkında, durumun ciddiyetini biliyor ve bunu anlıyor. Ancak politik nedenlerden ötürü bunu kamuoyuna açıklayamıyorlar.

Independent Türkçe, Washington Post, Fortune


Avrupa Merkez Bankası, artan enflasyon baskılarıyla 2023'ten bu yana ilk faiz artışını yaptı

Frankfurt'taki Avrupa Merkez Bankası binasının üzerinde kara bulutlar görülüyor (Reuters)
Frankfurt'taki Avrupa Merkez Bankası binasının üzerinde kara bulutlar görülüyor (Reuters)
TT

Avrupa Merkez Bankası, artan enflasyon baskılarıyla 2023'ten bu yana ilk faiz artışını yaptı

Frankfurt'taki Avrupa Merkez Bankası binasının üzerinde kara bulutlar görülüyor (Reuters)
Frankfurt'taki Avrupa Merkez Bankası binasının üzerinde kara bulutlar görülüyor (Reuters)

European Central Bank, İran'a yönelik savaşın ve küresel enerji fiyatlarındaki yükselişin tetiklediği yeni enflasyon dalgasının göz ardı edilmesinin zorlaşması üzerine, 2023 yılından bu yana ilk kez faiz artırımı kararı aldı. Böylece banka, Orta Doğu'daki çatışmaların ekonomik etkilerine doğrudan yanıt olarak parasal sıkılaşma adımı atan dünyanın ilk büyük merkez bankası oldu.

Avrupa Merkez Bankası, bugün gerçekleştirdiği toplantıda mevduat faiz oranını 25 baz puan artırarak yüzde 2,25'e yükseltti.

Yatırımcılar, bu haftaki faiz artışının yıl içindeki son adım olmayacağını değerlendiriyor. Piyasalarda, ECB'nin 2026 yılı sona ermeden önce en az bir kez daha faiz artıracağı yönündeki beklentiler güç kazanıyor.

Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde daha önce yaptığı açıklamalarda, enflasyonun hedeflenen seviyelerin üzerinde beklenenden daha uzun süre kalması halinde bankanın "ölçülü ve dikkatle hesaplanmış ayarlamalara" başvurabileceği mesajını vermişti.