Roosevelt'ten Avrupa'ya, otomobil fabrikaları askeri sanayiye geri dönüyor

Avrupa ekonomisinin yeniden silahlanması: Milyarlarca dolarlık yeni bir fırsat

Paris'in batısındaki Passy semtindeki bir otomobil fabrikasının üretim hattında çalışan bir işçi, 15 Nisan 2026 (AFP)
Paris'in batısındaki Passy semtindeki bir otomobil fabrikasının üretim hattında çalışan bir işçi, 15 Nisan 2026 (AFP)
TT

Roosevelt'ten Avrupa'ya, otomobil fabrikaları askeri sanayiye geri dönüyor

Paris'in batısındaki Passy semtindeki bir otomobil fabrikasının üretim hattında çalışan bir işçi, 15 Nisan 2026 (AFP)
Paris'in batısındaki Passy semtindeki bir otomobil fabrikasının üretim hattında çalışan bir işçi, 15 Nisan 2026 (AFP)

Nazareth Seferian

ABD, 1940'lı yılların başında İkinci Dünya Savaşı sırasında müttefiklere destek sağlamak amacıyla askeri üretimini yoğunlaştırırken Başkan Franklin Roosevelt Amerikalılara “Böylece ülkemiz, halkımızın olması gerektiğini ilan ettiği gibi, demokrasinin cephaneliği olacaktır” diye seslenmişti. Bu çaba, diğer sanayi sektörlerinin yanı sıra sivil otomobil üreticilerinin askeri üretime dönüştürülmesini de kapsıyordu. General Motors, M1 Carbine tüfekleri ve M18 Hellcat tank avcılarının, Ford, B-24 Liberator bombardıman uçaklarının ve Cadillac, M5 ile M24 Chaffee hafif tanklarının üretimine katkıda bulundu.

Şimdi 80 yılı aşkın bir sürenin ardından tarih bazı sayfalarını yeniden açıyor gibi görünmektedir. ABD gazetesi Wall Street Journal (WSJ) kısa bir süre önce ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) yetkililerinin General Motors ve Ford'un üst düzey yöneticileriyle görüşerek onlardan askeri üretimdeki rollerini genişletmelerini talep ettiğini haberleştirdi.

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin geçtiğimiz nisan ayında yaptığı tahmine göre ABD, İran'la yaşanan savaşın ateşkesin öncesindeki otuz dokuz gününde çeşitli temel mühimmat stoklarının yüzde elliden fazlasını tüketti. Bu mühimmatların büyük bölümü kırk ay veya daha uzun teslimat süresi gerektirdiğinden yeni siparişler tüketilen stokları ancak yıllar içinde karşılayabilir. Bu yüzden ABD Başkanı Trump, Pentagon’un tedarik ekibi için mevcut üretim kapasitesini genişletmeye çalışıyor.

Avrupa'nın yeniden silahlanma planı (Readiness 2030) çerçevesinde, 2030 yılına kadar 800 milyar euroluk ek savunma harcaması hedefi belirliyor.

Bu yolda ABD yalnız değildir. Avrupalılar da askeri kapasitelerini artırmak amacıyla otomotiv şirketleriyle iş birliği arayışındadır. Peki bu somut olarak nasıl bir görünüm sergiliyor?

Harcamalardaki artışlar

Dünya Bankası verileri, AB ülkelerinin askeri harcamalarını 1960'lardaki gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 4'ü iken 2018 yılında yüzde 1,3'e indirdiğini gösteriyor. O tarihten bu yana bu harcamalar istikrarlı bir şekilde artmaya başladı. Ardından Donald Trump'ın yeniden Beyaz Saray’a dönmesi, Avrupa Birliği’ni (AB) bu konuda daha hızlı hareket etmeye itti. Askeri harcamalar 2024 yılında yüzde 1,7'ye ulaşırken Avrupa'nın yeniden silahlanma planı ya da diğer adıyla ‘Readiness 2030’ (Hazırlık 2030) çerçevesinde 2030 yılına kadar 800 milyar euroluk ek savunma harcaması hedeflendi. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Brüksel'deki ‘Savunma Zirvesi’nde AB üyesi 27 ülkenin liderine hitaben, “Avrupa, hiçbirimizin hayatında böyle bir büyüklükte görmediği açık ve yakın bir tehlikeyle karşı karşıya” ifadelerini kullandı.

Von der Leyen, sözlerini şöyle sürdürdü:

 “Özgür ve egemen bir Ukrayna'nın ve güvenli ve müreffeh bir Avrupa'nın geleceği tehlikede."

fvdfd
Fransa'nın Bourges kentinde, Alman ve Fransız ortak yapımı bir Caesar topçu sistemi, 21 Mart 2025 (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Avrupa’nın planı, AB ülkelerinin savunmanın kamu finansmanını desteklemek amacıyla İstikrar ve Büyüme Paktı'ndaki (İGPa) ulusal istisna maddesini kullanmasını öneriyor. Bu da GSYİH'nin yüzde 1,5'ine eşdeğer ek finansmanın serbest bırakılmasına imkanı tanır.

Bununla birlikte üretim kapasitesinin genişletilmesi yalnızca kararlarla gerçekleşmez; bunun için savunma sektörüne geçişi fiilen yapabilecek fabrikalara ihtiyaç vardır. Bu nedenle bu esnekliğe sahip sektörlerin dahil edilmesi mantıklı bir seçenek olarak öne çıkıyor. Bu durum, Çinli elektrikli araç üreticileriyle rekabet etmekte zorlanan Avrupa otomotiv sektörü için müjdeli bir haber niteliği taşıyabilir. Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA), AB'de üretilen araçların ihracatının 2025 yılında yüzde 43 gerilediğini, buna karşın Çin'in ithalatının artmayı sürdürdüğünü bildirdi.

Geçtiğimiz yıl ilk kez Avrupa, Çin'de üretilen bir milyondan fazla araç ithal etti. Öte yandan Beyaz Saray'ın 2025 yılında açıkladığı gümrük tarifeleri, Avrupa'dan ABD'ye araç ihracatını yüzde 21,4 oranında düşürdü. Bu ortamda çeşitli Avrupalı üretim şirketleri savunma üretimine geçiş yönünde dikkat çekici adımlar açıkladı. Renault, ocak ayında askeri insansız hava araçları (İHA) geliştirmek amacıyla Turgis Gaillard şirketiyle iş birliği yaptığını duyurdu. Fransız gazetesi La Tribune'a göre bu ortaklık ilk yılında 600 adet taktik insansız hava aracı üretebilir. Fransa Savunma Bakanlığı'nın sonuçları olumlu değerlendirmesi halinde aylık 600 insansız hava aracı üretimiyle on yıllık ve bir milyar euroluk bir sözleşmeye zemin hazırlayabileceği bildirildi. Renault ise mart ayında bu kez Belçika merkezli John Cockerill grubuyla ortaklık kurarak muharebe alanlarında keşif amacıyla tasarlanmış bir insansız kara aracı ya da robotu için prototip geliştirme projesini duyurdu.

NATO üyesi olan Avrupa ülkelerinin savunmaya yatırdığı her euro, Avrupa içindeki değer zincirinin farklı sektörlerinde 1,59 ile 1,94 euro arasında üretim hareketliliği yaratıyor.

İtalya İşletmeler ve Made in Italy Bakanı Adolfo Urso, geçtiğimiz yıl mart ayında ülkesinin otomotiv ve savunma sektörleri arasındaki bağları güçlendirmeye yönelik bir sanayi planı başlatmaya hazır olduğunu açıkladı. Urso, bu sektörler arasındaki iş birliğinin, ülkedeki araç üretiminin düşmesinin beklendiği bir dönemde bileşenler ve üretim alanlarında büyüme fırsatları sunacağına dikkati çekti.

Bundan bir yıl sonra İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, özellikle Ortadoğu'daki hızlı gelişmeler ve uluslararası ortamın bozulması karşısında ulusal güvenliği güçlendirmek amacıyla ülkesinin savunma sanayisinde üretimi hızlandırmaya çağırdı. Aynı süreçte İtalyan savunma şirketi Leonardo, Avrupa'nın önde gelen zırhlı araç üreticilerinden birinin tam sahibi haline gelerek Iveco Group'un savunma birimini yaklaşık 1,6 milyar euroya satın aldı.

vd
İkinci Dünya Savaşı sırasında, Fransa'da bilinmeyen bir yerde askeri teçhizat üretim fabrikasında çalışan kadınlar, Aralık 1939 (AFP)

Bu anlaşma, KNDS ile birlikte topçu sistemi geliştirme ve AB desteğiyle geleceğin Avrupa tankını tasarlayan MARTE projesine katılım gibi Avrupa ortaklıkları eşliğinde kara sistemleri sektöründeki konumunu güçlendirmeye yönelik daha geniş bir stratejinin parçasını oluşturuyor.

Almanya, savunma harcamalarını yüzde 24 artırarak 114 milyar dolara çıkarmasıyla kıtanın öncüsü konumunda ve onlarca yıldır ilk kez GSYİH'nin yüzde 2,3'üne ulaşıyor. Son dönemdeki görece kısıtlı harcamaların ardından Almanya bu giderleri borçlanmayla finanse edebiliyor. Fransa gibi diğer Avrupa güçleri içinse bu seçenek oldukça uzak görünüyor.

Alman şirketi Rheinmetall, 2025 yılında otomotiv fabrikalarından ikisini askeri amaçlı üretime yönlendireceğini açıklamıştı. Bu dönüşümün sağladığı mali kazanımlar, şirketi savunma sektörünü daha kapsamlı biçimde keşfetmeye yöneltti. Raporlar, Rheinmetall'ın silah ve mühimmat iş kolunun faaliyet kârının 2024 yılının ilk dokuz ayında neredeyse iki katına çıkarak 339 milyon euroya ulaştığına, buna karşın otomotiv bölümünün kârının yüzde 3,8 gerileyerek 74 milyon euroya düştüğüne işaret ediyor. Şirket, geçtiğimiz nisan ayında 300 milyon euroluk İHA üretimi ve küçük muharebe birimi sistemlerinin modernizasyonunu da kapsayan yaklaşık 1,3 milyar euroluk çok daha büyük bir anlaşmayı Alman hükümetiyle imzaladığını duyurdu. Rheinmetall hissesi, Rusya'nın 2022'deki Ukrayna işgali sırasında 148 Euro civarında seyrederken mayıs ayı başlarında bin 380 euronun üzerine fırladı.

Sanayiye etkisi

Bu dönüşümün temel kaygılarından biri, işsizlik üzerinde olumsuz bir etkisi olması. Bir otomobil fabrikasında çalışan işçinin sahip olduğu bilgi ve beceriler, askeri teçhizat üreten bir fabrikadaki benzer bir role otomatik olarak aktarılamaz. Örneğin Osnabrück'teki Volkswagen fabrikası 2 bin 300 kişiye iş olanağı sağlıyor ve şirketin son üretim düşüşlerinin ardından askeri üretime geçmeyi değerlendirdiği bir dönemde bu çalışanların geleceği belirsiz bir hal alıyor. DW Español tarafından kısa bir süre önce yapılan bir haberde fabrikanın İşçi Konseyi Başkanı Jürgen Placke, bu dönüşümün her çalışan için iyi haberler getireceğine fazla güvenmediğini belirtti.

Placke, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hangi yönde ilerleyebileceğimizi, nereye yatırım yapabileceğimizi yakında bilmemiz gerekiyor. İnsanlara işin bitmediğini ve değişimlerin yaşanacağını bildirmeliyiz. Evet, korkmaya gerek olmayacağını umuyorum. Bunu başarabilirsek havanın görece hızlı düzeleceğini düşünüyorum; ama şu an büyük bir endişe söz konusu.”

Analistler, çoğu Avrupa ülkesinde otomotiv sektörünün savunma sanayisinden çok daha büyük olduğuna dikkati çekiyor. Almanya'da iki sektör arasındaki fark on kat olabiliyor. Bu durum, artan harcamalara karşın savunma üretiminin otomotiv şirketlerinin bugün karşılaştığı krizler için kapsamlı bir çözüm olmayacağına işaret ediyor.

Bununla birlikte Ernst & Young (EY) ve DekaBank'ın 2025 yılında yürüttüğü ortak bir araştırma çok daha iyimser bir tablo ortaya koydu. Araştırmanın tahminine göre Avrupa'daki silahlanma ve savunma teçhizatına yönelik yatırımların değer zinciri boyunca bu yatırımların toplam değerini aşan üretim ve hizmet çıktısı yaratacak. Daha somut bir ifadeyle Avrupalı NATO üyesi ülkelerin savunmaya yatırdığı her euro, Avrupa içindeki değer zincirinin farklı sektörlerinde 1,59 ile 1,94 euro arasında üretim hareketliliği yaratıyor. Ayrıca 665 bin ek iş imkanı yaratılması da bekleniyor. Bu gelişme, Avrupalı otomotiv tedarikçilerinin Çin rekabeti nedeniyle kıtada yaklaşık 350 bin otomotiv sektörü işinin kaybedilebileceği konusunda yakın zamanda uyarıda bulunduğu bir dönemde gerçekleşiyor.

Amerikan danışmanlık şirketi Kearney'nin Almanya ofisi, savunma harcamaları GSYİH'nin yüzde 2'sinde kalmaya devam ederse 2030 yılına kadar 163 bin, NATO'nun 2035 hedefi olan yüzde 3'e yükselmesi halinde ise 760 bin nitelikli işçiye ihtiyaç duyulacağına işaret ederek Avrupa'da bir istihdam patlamasının ufukta göründüğüne dikkati çekiyor.

effe
Almanya'nın Unterlüß semtindeki bir mühimmat üretim fabrikasında askeri bir araç içinde çalışan bir işçi, 24 Temmuz 2025 (Reuters)

Bazı durumlarda şirketler çalışanlarını aynı kurum içinde bir alandan diğerine aktarıyor. Rheinmetall'ın 2025 yılında sivil birimlerinden yaklaşık 100 çalışanı savunma sanayine transfer etmesi buna örnek gösterilebilir. Başka durumlarda ise şirketler, başka üreticilere ait fabrikaları ve işçileri devralmaktadır. Kara savunma sistemleri alanında faaliyet gösteren ve Alman KMW ile Fransız Nexter şirketlerinin birleşmesiyle kurulan KNDS, 2026 yılında faaliyetlerini durdurması beklenen Doğu Almanya'daki bir fabrikayı satın almayı planlanıyor.

Fabrika, tren üreticisi Alstom'a ait. Anlaşmanın, burada çalışan 700 işçinin KNDS bünyesinde çalışmaya devam etmesine imkân tanıması bekleniyor.

Stratejik vizyon

Bu dönüşümde stratejik niteliğini ortaya koyan bazı başarı öyküleri de bulunuyor. Almanya'nın Lebach şehrinde yirmi yıldır araç gövdesi üreten FWM şirketi, yıllar önce küçük savunma sektörü sözleşmeleri kabul etmeye başladı ve yakın zamanda çok daha güçlü bir güvenle savunma sanayisine girdi. Bugün savunma teknolojisi şirketin satışlarının yüzde 80'ini oluşturuyor. Şirket hatta diğer otomotiv şirketlerinden gelen yeni çalışanları dahi işe almak zorunda kaldı.

Genel Müdür Thomas Fox, DW News'e verdiği yakın tarihli bir röportajda savunma sektörüne hizmet etmenin büyük avantajlar taşıdığını belirtti. Yerel tedarikçilere her zaman öncelik tanındığını vurgulayan Fox, “Temelde yalnızca Alman şirketlerle rekabet ediyorsunuz. Otomotiv sanayisinde ise rekabet; Çin, Hindistan ve Doğu Avrupa'yı da kapsayan küresel bir nitelik taşıyor” ifadelerini kullandı.

Daha uzun planlama ufkundan ve bunun sağladığı öngörü kapasitesinden söz eden Fox, şunları da ekledi:

“Savunma sektöründe her zaman on yıllık perspektiften konuşulur. Bugün 2030'a uzanan siparişlerimiz var. Şu an 2040 yılına kadar uzanan sözleşmeler konuşuyoruz.”

Bununla birlikte analistler, çoğu Avrupa ülkesinde otomotiv sektörünün savunma sanayisinden çok daha büyük olduğuna dikkati çekiyor. Almanya'da bu fark on kata kadar çıkabiliyor. Bu durum, artan harcamalara karşın savunma sanayinin otomotiv şirketlerinin bugün karşılaştığı krizler için kapsamlı bir çözüm olmayacağını düşündürüyor. Daha geniş çaplı stratejik çerçevede değerlendirildiğinde bir gün Trump yönetimi de Rusya-Ukrayna savaşı da sona erecek. Bu durumda Avrupa, Beyaz Saray'da gerçek bir müttefik gördüğünde ya da doğudan gelen tehdit düzeyi azaldığında savunma harcamalarına yönelik taahhüdünü değiştirir mi? Bu sorunun cevabı önümüzdeki on yılda otomotiv şirketleri için son derece önem kazanabilir. Ancak şimdilik şirketler, mevcut krizlerinin tünelinin sonunda bir ışık olduğunu görebiliyor.



Altın, ABD enflasyon verileri öncesinde 4 bin 160 dolar seviyelerinde yatay seyrediyor

Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
TT

Altın, ABD enflasyon verileri öncesinde 4 bin 160 dolar seviyelerinde yatay seyrediyor

Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)

Altın fiyatları, yatırımcıların ABD Merkez Bankasının (FED) para politikasının seyrine ilişkin ipuçları aradığı ABD enflasyon verilerinin günün ilerleyen saatlerinde açıklanması beklentisiyle bugün yatay seyretti. FED yetkililerinin faizlerin daha da artırılmasının gerekip gerekmediğine ilişkin farklı açıklamaları da piyasaların odağında yer aldı.

Spot altın, ons başına 4 bin 159 dolar civarıda sabit kalırken, aralık vadeli ABD altın vadeli işlemleri yüzde 0,1 artışla 4 bin 182,60 dolara yükseldi.

Taste Life Küresel Makroekonomi Başkanı Ilya Spivak, altın fiyatlarının belirli bir bantta sınırlı hareket etmeyi sürdürdüğünü belirtti. Spivak, petrol fiyatlarındaki yükselişe rağmen altının değerini koruyabilmesinin, yükselişini sürdürmek için yeni bir katalizör arayışında olduğuna işaret edebileceğini belirtti.

Jeopolitik gelişmeler cephesinde Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, Dahran kentinde Saudi Aramco’ya ait bir idari binanın saldırıya uğradığını açıkladı. İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan arasında artan gerilimle eş zamanlı gerçekleşen gelişmeler, bugün petrol fiyatlarının yükselmesine yol açtı.

Para politikası konusunda ise New York FED Başkanı John Williams, enflasyonu düşürmek amacıyla merkez bankasının bu yıl faizleri bir kez daha artırmasının gerekebileceğini yineledi. Buna karşılık FED Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller, ABD tahvil getirilerindeki son yükselişin enflasyon beklentilerindeki artıştan değil, ekonomik büyümenin gücünden kaynaklandığını belirtti. Waller, enflasyon beklentilerinin istikrarlı seyrini koruduğunu ifade etti.

Piyasalar, ABD Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verisinin bugün 12.30’da açıklanmasını bekliyor. Üretici fiyatları ve perakende satış verileri ise yarın yayımlanacak. Spivak’a göre ekonomik ivmenin zayıfladığına işaret eden veriler, yatırımcıların yeni faiz artışlarına ilişkin beklentilerini azaltabilir ve bu durum altın fiyatlarını destekleyebilir.

CME Group bünyesindeki FedWatch aracına göre piyasalar, ABD faizlerinin bu ay artırılması ihtimalini yaklaşık yüzde 23, aralık ayında artırılması ihtimalini ise yüzde 88 olarak fiyatlıyor.

Getiri sağlamayan altın, faiz oranlarının düşmesinden genellikle olumlu etkileniyor. Buna karşılık yüksek faiz oranları, getiri sağlayan varlıkları daha cazip hâle getirerek altının yatırımcılar açısından çekiciliğini azaltıyor.

Diğer değerli metallerde ise spot gümüş yüzde 0,6 düşüşle ons başına 59,11 dolara geriledi. Platin bin 664,19 dolarda yatay seyrederken paladyum yüzde 0,4 artışla bin 130,81 dolara yükseldi.


Uluslararası Enerji Ajansı: Dizel kıtlığı 2027 yılına kadar sürebilir

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
TT

Uluslararası Enerji Ajansı: Dizel kıtlığı 2027 yılına kadar sürebilir

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) bugün yayımladığı aylık petrol piyasası raporunda, stokların önemli ölçüde azalması ve kış aylarındaki talep zirvesi öncesinde üretime getirilen kısıtlamalar nedeniyle dizel yakıt arzındaki sıkıntının gelecek yıla kadar devam edebileceğini bildirdi.

Dizel yakıt rafinaj kâr marjları, eylül ayında varil başına yaklaşık 95 dolarla rekor seviyeye ulaştı. ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşla bağlantılı saldırıların yol açtığı rafinaj kapasitesi düşüşü nedeniyle üretim de keskin biçimde geriledi.

IEA, “Dizel piyasaları ciddi baskı altında kalmaya devam ediyor. Uzun süreli arz kesintileri, rafinerilerin sonbahardaki bakım çalışmaları ve kış aylarındaki talep zirvesi öncesinde, normalde stokların artırılması gereken bir dönemde stoklardan çekilmesine yol açtı” açıklamasında bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump, cuma günü Rusya’nın küresel piyasalara dizel yakıt tedarik etmeyi kabul ettiğini açıklayarak bir ilke imza attı. Trump, yönetiminin Moskova’yı Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşta kullanabileceği gelirlerden mahrum bırakmak amacıyla uygulamaya konulan Rus yakıtına yönelik ABD yaptırımlarını geçici olarak kaldırdığını söyledi.

Trump, Cumhuriyetçi ve Demokrat partilerden bazı Kongre üyelerinin anlaşmanın, Moskova Ukrayna’ya yönelik saldırılarını sona erdirene kadar Rus enerji ürünlerinin ithalatını yasaklayan ABD yasasına aykırı göründüğünü dile getirmelerine rağmen Rusya ile yapılan ‘dizel anlaşmasını’ savundu.

Rus petrolü ihracatına yönelik yaptırımların kaldırılmasının yüksek yakıt fiyatlarının düşürülmesine yardımcı olacağını belirten Trump’ın açıklamalarına bazı analistler şüpheyle yaklaştı. Analistler, Rusya’nın önümüzdeki üç ay boyunca sağlayacağını belirttiği dizel miktarının fiyatlar üzerinde kayda değer bir etki yaratmaya yetmeyeceğini savundu. Söz konusu miktarın, küresel yakıt tüketiminin yalnızca yaklaşık 12 saatlik bölümüne karşılık geldiği belirtildi.

Dizel fiyatları dünya genelinde rekor seviyelere yükselerek ABD’de galon başına 6,5 doları aştı. Fiyatlar, ABD ile Rusya arasında ‘dizel anlaşmasının’ duyurulmasının ardından ise bir miktar geriledi.


IMF: Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların etkileri tüm dünyaya yayılabilir

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
TT

IMF: Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların etkileri tüm dünyaya yayılabilir

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, Suudi Arabistan’a yönelik son saldırıların, ülke ekonomisinin bölge ve küresel piyasalar açısından taşıdığı önem ve Ortadoğu’da enerji arz güvenliğine ilişkin risklerin artması nedeniyle dünya genelinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası’nın Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen basın toplantısında, “Suudi Arabistan ekonomisi bölge ve dünya için önemli” diyerek,  son gelişmelerin “herkesi, dünyanın her yerinde etkileyebilecek olası olumsuz sonuçlar” doğurabileceğini ifade etti.

Uyarı, bölgedeki enerji akışları ve deniz taşımacılığının baskı altında olduğu bir dönemde yapıldı. Tedarik zincirlerinde yaşanabilecek aksaklıkların, özellikle petrol ve doğal gaz ithalatına bağımlı ekonomilerde enerji maliyetleri, ticaret ve ekonomik faaliyetler üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği belirtiliyor.

IMF’nin dün yayımladığı tahminler de bölgedeki aksaklıkların ekonomiler üzerindeki olası etkilerinin boyutuna işaret ediyor. Fon, Ortadoğu ve Orta Asya ekonomilerinin 2026’da yüzde 0,3 daralmasını, 2027’de ise yüzde 6,3 büyümesini bekliyor. Bu görünüm, mevcut krizin yarattığı baskıların yanı sıra krizin hafiflemesi ve enerji ile ticaret akışlarının yeniden toparlanmasıyla öngörülen ekonomik iyileşmeyi yansıtıyor.

Bölge ekonomileri üzerindeki olası etkilerin, deniz taşımacılığındaki aksaklıklara maruz kalma düzeyine ve ihracatın sürdürülebilirliğine bağlı olarak farklılık göstermesi bekleniyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Suudi Arabistan’a ilişkin büyüme tahminini 2027 yılı için yükselten IMF, temmuz ayında yüzde 2,4 ve nisanda yüzde 3,4 olarak açıkladığı tahminini yüzde 7,9’a çıkardı. Fon, Suudi Arabistan ekonomisinin 2026’daki daralmasına ilişkin tahminini ise temmuz ayındaki yüzde 5 ve nisan ayındaki yüzde 6,4 seviyelerinden yüzde 3,3’e indirdi.

Bu görünüm, deniz taşımacılığındaki aksaklıkların hafiflemesiyle üretim ve ihracatın yeniden ivme kazanacağı beklentisini yansıtıyor. Bununla birlikte toparlanmanın hızı ve boyutu, güvenlik koşullarındaki gelişmelere ve enerji ile ticaret akışlarının normale dönmesine bağlı olacak. Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı ise bütçeye ilişkin ön açıklama metninde, 2027 yılı için yüzde 12,8’lik daha yüksek bir büyüme öngörüsüne yer verdi.