Moody’s, jeopolitik gerginliklere rağmen Suudi Arabistan’ın ‘durağan’ görünümünü korudu

Kuruluş, ‘boru hatlarına’ alternatif kaynaklar ve GSYİH’nın yüzde 18’ini oluşturan mali tamponların, 2027’de yüzde 8’lik bir büyüme toparlanmasının önünü açtığını vurguladı

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)
TT

Moody’s, jeopolitik gerginliklere rağmen Suudi Arabistan’ın ‘durağan’ görünümünü korudu

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in Suudi Arabistan’ın kredi notunu ‘Aa3’ seviyesinde teyit ederek görünümünü ‘durağan’ olarak korumasına ilişkin son açıklaması, notun ötesine geçen derin mesajlar içerdi. Bu karar, Suudi ekonomisinin dayanıklılığına ve bölgede yaşanan sert jeopolitik şokları absorbe etme kapasitesine yönelik uluslararası bir teyit olarak değerlendirildi. Söz konusu şoklar arasında, mart ayı başından bu yana Hürmüz Boğazı’nda fiilen yaşanan kapanmanın da bulunduğu belirtildi.

Moody’s, yalnızca ülkenin finansal sağlamlığını değerlendirmekle kalmayıp, aynı zamanda düzenleyici yönetişim başarısına ve alternatif lojistik hatlara da dikkat çekti. Özellikle Doğu-Batı petrol boru hattının, petrol akışının kesintisiz sürdürülmesinde kritik rol oynadığı ve bölgesel risklerin operasyonel avantaja dönüştürüldüğü vurgulandı. Bu değerlendirme, Suudi ekonomisinin piyasa momentumu bağımlı bir yapıdan çıkarak yapısal olgunluğa geçtiğini ve bu dönüşümün Vizyon 2030 hedefleriyle uyumlu olduğunu ortaya koydu.

Esnek lojistik alternatifleri

Moody’s, raporunda kredi notunun teyidinin Suudi Arabistan ekonomisinin büyüklüğünü, dev hidrokarbon rezervleriyle desteklenmesini, dünyanın en düşük üretim maliyetlerinden bazılarına sahip olmasını ve ülkenin küresel enerji piyasalarındaki güçlü rekabet konumunu yansıttığını belirtti. Kuruluş ayrıca, Vizyon 2030 çerçevesinde kaydedilen ilerlemenin, sürdürülebilir kamu yatırımları ve yapısal reformlarla desteklenen güçlü petrol dışı büyümeyi de güçlendirdiğine dikkat çekti.

Bölgesel çatışma ortamına ilişkin analitik değerlendirmesinde Moody’s, Hürmüz Boğazı’ndaki ticari aksaklıkların sürmesini temel senaryo olarak ele aldı. Buna karşın, Suudi Arabistan’ın kredi notunun ‘olağanüstü dayanıklılık’ gösterdiğini vurguladı. Bu dayanıklılığın, petrol ihracatının büyük bölümünün Kızıldeniz üzerinden yönlendirilebilmesi sayesinde sağlandığı ifade edildi. Doğu-Batı petrol boru hattı üzerinden şu anda günde yaklaşık 7 milyon varil petrol taşınabildiği, Kızıldeniz kıyısındaki ihracat limanlarının ise günde 5 milyon varile kadar sevkiyat kapasitesine sahip olduğu aktarıldı. Bu kapasitenin, kriz öncesi ihracat seviyelerinin yaklaşık üçte ikisine denk geldiği kaydedildi.

Petrol gelirleri

Finansal cephede Moody’s, petrol üretimi ve ihracatının çatışma öncesi seviyelerin altında kalmasına rağmen bu düşüşün, fiyatlardaki artıştan kaynaklanan ‘rahat bir fazlalık’ ile telafi edileceğini belirtti. Kuruluş, 2026 yılında ortalama petrol fiyatının varil başına 90 ila 110 dolar arasında seyretmesi öngörüsünde bulundu.

Rapora göre bu fiyat artışı, hükümet gelirlerinin önceki tahminlerin üzerine çıkmasına yol açacak ve Suudi Arabistan’a ekonomik destek tedbirleri, kamu harcamaları ve savunma giderlerini artırma konusunda yüksek mali esneklik sağlayacak. Moody’s ayrıca, kamu borcunun gayri safi yurt içi hasılaya (GSYİH) oranının 2026’da yaklaşık yüzde 32 seviyesinde kalmasının beklendiğini ve bu oranın benzer kredi notuna sahip ülkelerle uyumlu olduğunu ifade etti.

Eleme ve ayıklama

Moody’s, büyüme rakamlarına ilişkin daha temkinli bir değerlendirmede bulunarak, 2026 yılında Suudi Arabistan’ın reel GSYİH’nın yüzde 1,7 oranında daralmasını beklediğini açıkladı. Bu daralmanın, hidrokarbon üretimindeki yüzde 10’luk düşüş ve piyasalardaki temkinli seyir ile artan maliyetler nedeniyle bazı petrol dışı faaliyetlerdeki yavaşlamadan kaynaklanacağı belirtildi.

Ancak bu temkinli öngörü, sahadaki olumlu resmi verilerle kısmen farklılık gösteriyor. Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu’nun (GASTAT) tahminlerine göre, 2026’nın ilk çeyreğinde reel GSYİH yıllık bazda yüzde 2,8 oranında büyüdü. Petrol dışı faaliyetler de aynı oranda büyüme kaydederek iç ekonomik hareketliliğin dış şoklara karşı dirençli yapısını ortaya koydu.

Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) değerlendirmeleri ise daha iyimser bir tablo çizdi. Kurum, Suudi ekonomisinin 2026 yılında yüzde 3,1 büyümesini, 2027’de ise bu oranın yüzde 4,5’e yükselmesini öngördü. Bu durum, Suudi Arabistan’ı 2027 yılı için G20 ülkeleri arasında en hızlı büyüyen üçüncü ekonomi konumuna yerleştiriyor. IMF’ye göre bu görünüm, bölgesel çatışmaların sona ermesi, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve petrol dışı sektörlerdeki yapısal sürdürülebilirlikle destekleniyor.

Moody’s ise 2027 yılına ilişkin daha iyimser bir senaryo ortaya koyarak, Hürmüz Boğazı üzerinden ticaret akışının normale dönmesi ve petrol üretimindeki kademeli artışla birlikte büyümenin yaklaşık yüzde 8 seviyesine kadar hızlanabileceğini öngördü.

Orta vadeye ilişkin değerlendirmede ise kamu borcunun kademeli olarak artarak GSYİH’nin yaklaşık yüzde 40’ına yaklaşacağı, ancak bunun Suudi Arabistan’ın GSYİH’sinin yaklaşık yüzde 18’ine denk gelen güçlü kamu varlıklarıyla desteklenen güvenli bir seviyede kalacağı ifade edildi.

Petrol dışı ekonomi... Vizyon 2030’un en büyük umudu

Moody’s, ekonomik çeşitlendirme alanında kaydedilen sürekli ilerlemeyi takdir ederek, bölgesel çatışmanın hafiflemesiyle birlikte petrol dışı özel sektör büyümesinin yüzde 4 ila 5 aralığına yeniden yükselebileceğini öngördü. Bu durumda Suudi Arabistan’ın Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri arasında en güçlü büyüme performanslarından birine sahip olacağı ifade edildi.

Kuruluş, bu sürdürülebilir ivmenin Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) tarafından yürütülen büyük ölçekli projelerden kaynaklandığını belirtti. Söz konusu projelerin ileri aşamalara ulaştığı ve hizmetler, konaklama, turizm, eğlence ve perakende sektörlerinin kapasitesini önemli ölçüde genişlettiği vurgulandı. Raporda ayrıca, PIF’in 2026-2030 dönemini kapsayan yeni stratejik planının, 2021-2025 yılları arasında gerçekleştirilen 200 milyar dolarlık yerel yatırım hacmiyle uyumlu olduğu ifade edildi. Bu yatırım büyüklüğünün, 2025 yılı nominal GSYİH’nin yaklaşık yüzde 16’sına karşılık geldiği kaydedildi.

Mali esneklik

Moody’s, önceki yapısal mali reformların Suudi Arabistan’ın kamu maliyesinin petrol piyasalarındaki dalgalanmalara karşı dayanıklılığını önemli ölçüde artırdığını belirtti. Rapora göre, devlet bütçesi artık geçmiş on yıllarda olduğu gibi petrol döngülerindeki sert yükseliş ve düşüşlere doğrudan bağımlı bir yapıdan uzaklaştı. Kuruluş, gelir yönetiminde sağlanan ilerlemeye dikkat çekerek, petrol dışı gelirlerin kamu gelirleri içindeki payının 2025 yılında yüzde 45’e yükseldiğini, bu oranın 2016’da yalnızca yüzde 36 seviyesinde olduğunu kaydetti.

Bu yapısal dönüşümün, Suudi mali planlamasına daha önce görülmemiş ‘güvenlik tamponları’ kazandırdığı ifade edildi. Buna göre ekonomi, dış şokları daha kolay absorbe edebilir hale geldi. Moody’s değerlendirmesinde, geçmişte petrol üretimindeki düşüşler ya da fiyat gerilemeleri kamu yatırım harcamalarında ciddi dalgalanmalara yol açarken, mevcut mali çerçevenin Vizyon 2030 kapsamındaki stratejik projelere yönelik sermaye harcamalarının daha istikrarlı şekilde sürdürülmesine imkân tanıdığı vurgulandı. Ayrıca kamu maliyesinin harcama verimliliği, yerel ve uluslararası borç piyasalarına esnek erişim kapasitesi sayesinde güçlendiği, bunun da devletin net finansal varlıklarını koruduğu ve ülkenin yüksek kredi itibarını desteklediği ifade edildi.



Avrupa Merkez Bankası, artan enflasyon baskılarıyla 2023'ten bu yana ilk faiz artışını yaptı

Frankfurt'taki Avrupa Merkez Bankası binasının üzerinde kara bulutlar görülüyor (Reuters)
Frankfurt'taki Avrupa Merkez Bankası binasının üzerinde kara bulutlar görülüyor (Reuters)
TT

Avrupa Merkez Bankası, artan enflasyon baskılarıyla 2023'ten bu yana ilk faiz artışını yaptı

Frankfurt'taki Avrupa Merkez Bankası binasının üzerinde kara bulutlar görülüyor (Reuters)
Frankfurt'taki Avrupa Merkez Bankası binasının üzerinde kara bulutlar görülüyor (Reuters)

European Central Bank, İran'a yönelik savaşın ve küresel enerji fiyatlarındaki yükselişin tetiklediği yeni enflasyon dalgasının göz ardı edilmesinin zorlaşması üzerine, 2023 yılından bu yana ilk kez faiz artırımı kararı aldı. Böylece banka, Orta Doğu'daki çatışmaların ekonomik etkilerine doğrudan yanıt olarak parasal sıkılaşma adımı atan dünyanın ilk büyük merkez bankası oldu.

Avrupa Merkez Bankası, bugün gerçekleştirdiği toplantıda mevduat faiz oranını 25 baz puan artırarak yüzde 2,25'e yükseltti.

Yatırımcılar, bu haftaki faiz artışının yıl içindeki son adım olmayacağını değerlendiriyor. Piyasalarda, ECB'nin 2026 yılı sona ermeden önce en az bir kez daha faiz artıracağı yönündeki beklentiler güç kazanıyor.

Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde daha önce yaptığı açıklamalarda, enflasyonun hedeflenen seviyelerin üzerinde beklenenden daha uzun süre kalması halinde bankanın "ölçülü ve dikkatle hesaplanmış ayarlamalara" başvurabileceği mesajını vermişti.


Suudi Arabistan ile Türkiye arasında Körfez’i Avrupa’ya bağlayan lojistik koridor

İki mutabakat zaptı imzalanmasının ardından El-Casir ve Uraloğlu el sıkıştı (X)
İki mutabakat zaptı imzalanmasının ardından El-Casir ve Uraloğlu el sıkıştı (X)
TT

Suudi Arabistan ile Türkiye arasında Körfez’i Avrupa’ya bağlayan lojistik koridor

İki mutabakat zaptı imzalanmasının ardından El-Casir ve Uraloğlu el sıkıştı (X)
İki mutabakat zaptı imzalanmasının ardından El-Casir ve Uraloğlu el sıkıştı (X)

Bölgesel lojistik entegrasyon planlarında stratejik öneme sahip tarihi bir adım atıldı. Suudi Arabistan Ulaştırma ve Lojistik Hizmetleri Bakanı Mühendis Salih bin Nasır el-Casir ile Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, demiryolu ve lojistik sektörlerinde iş birliğini öngören iki büyük mutabakat zaptı imzaladı.

Bu anlaşmalar, Körfez bölgesini doğrudan Avrupa kıtasına bağlayacak kesintisiz bir kara taşımacılığı koridoru oluşturarak, uluslararası ticaret yollarında köklü bir dönüşümün kapısını aralıyor.

İş birliğinde yeni dönem

Bakan Uraloğlu, Bakan el-Casir ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından resmi “X” hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, imzalanan mutabakat zaptlarının lojistik merkezlerden modern uygulamalara kadar geniş bir yelpazede deneyim paylaşımı ve teknik iş birliğini başlatacağını duyurdu. Demiryolu sektöründe teknoloji, altyapı, eğitim ve insan kaynaklarının geliştirilmesi gibi alanlarda iş birliğini daha güçlü ve sürdürülebilir temellere oturtma kararlılığını vurgulayan Uraloğlu, bu adımların bölgesel bağları güçlendirmesini, ticaret ve kalkınmayı desteklemesini ümit ettiğini belirtti.

Suudi Bakan el-Casir ise daha önce yaptığı bir açıklamada, Suudi Arabistan ile Türkiye arasında Ürdün ve Suriye üzerinden kurulacak bölgesel demiryolu bağlantısı projesine ilişkin ortak çalışmaların bu yıl sonundan önce tamamlanmasının beklendiğini ifade etmişti. Mevcut lojistik ağlara dayanan projede, Suudi Arabistan ulusal demiryolu ağı halihazırda "El-Haditha" sınır kapısı üzerinden Ürdün sınırına kadar ulaşıyor. Bu durum, Körfez limanlarını ve koridorlarını, küresel pazarlar arasında kara yoluyla mal akışını güvence altına alacak kıtalararası entegre bir ulaşım sistemine bağlamak için temel yapı taşı oluşturuyor.

Al-Casir ve Uraloglu arasında iki mutabakat zaptı imzalandı, (X)Al-Jasser ve Uraloglu arasında iki mutabakat zaptı imzalandı, (X)

Bağlantı haritası: Sevkiyat süresi 15 günden 6 güne düşecek

Söz konusu lojistik hamle, Türkiye, Suriye ve Ürdün ulaştırma bakanlıkları arasında daha önce varılan ve hasar gören altyapının rehabilitasyonu için 4 ila 5 yıllık teknik bir yol haritasını içeren üçlü anlaşmaya dayanıyor.

Bu dev yol, Türkiye'nin Güney Avrupa'ya bağlı ağlarından başlayarak Suriye topraklarına giriyor; Halep ve Şam gibi ana hatlar üzerinden 350 kilometre boyunca uzanarak Amman ve Akabe Limanı'na ulaşıyor. Buradan da Suudi Arabistan’ın geniş demiryolu ağına bağlanarak Körfez ülkeleri ve Hint Okyanusu kıyısındaki Umman’a kadar uzanıyor.

Planlar iki aşamalı olarak yürütülüyor:

Kısa vadede: İkili ticareti canlandırmak amacıyla Ankara ile Şam arasındaki demiryolu sınır kapılarının hızla işletmeye açılması.

Uzun vadede: Konteynerleri Körfez limanlarından doğrudan Avrupa'nın kalbine taşıyacak yüksek hızlı yük trenlerine dayalı stratejik bir hat kurulması.

Bu güzergâh, ticari sevkiyat süresini 15 günden sadece 6 güne düşürerek zaman tasarrufu sağlayacak ve maliyetleri %20 ila %30 oranında azaltacak. Ayrıca tedarik zincirlerine, Hürmüz ve Babülmendeb gibi gerilimli boğazları baypas eden güvenli bir kara koridoru sunacak.

Ankara - Şam hattında ekonomik açılım

Stratejik planlar, projenin kuzey koridorlarını güvence altına almak, altyapı ve bankacılık hazırlıklarını tamamlamak amacıyla Ankara-Şam hattındaki yoğun diplomatik ve ekonomik hareketlilikle paralellik gösteriyor.

Gaziantep’te düzenlenen "Anadolu Şehir Ekonomileri Zirvesi"nde konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Suriye ile İslahiye demiryolu sınır kapısının açılması için hazırlıkların tamamlandığını, Nusaybin sınır kapısının açılması için de çalışmaların sürdüğünü açıkladı. Suriye şehirlerinde Türk banka ve iş müesseselerinin şubelerinin açılması için mevzuat çalışmalarına başlandığını belirten Bolat, iki ülke arasındaki ticaret hacmini mevcut 3 milyar dolardan kısa vadede 5 milyar dolara, 2030 yılına kadar ise 10 milyar dolara çıkarma yönündeki iddialı hedefi paylaştı. Bolat, Türkiye'nin en büyük önceliğinin Suriye'nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunması olduğunu yineleyerek, komşu ülkenin istikrarı için her türlü diplomatik ve ekonomik katkıyı sağladıklarını vurguladı.

Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Polat, Gaziantep'te düzenlenen "Şehir Ekonomileri Zirvesi"ndeki bir oturumda konuşuyor (X)Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Polat, Gaziantep'te düzenlenen "Şehir Ekonomileri Zirvesi"ndeki bir oturumda konuşuyor (X)

"Kazan-Kazan" ilkesi ve Stratejik Ortaklık

Suriye Ekonomi ve Ticaret Bakanı Muhammed Nidal el-Şaar ise zirvede yaptığı konuşmada, "Yeni Suriye"nin ekonomik vizyonunu ortaya koyarak Türk yatırımcı ve iş insanlarına doğrudan bir mesaj verdi. El-Şaar, Türk yatırımcıları "gelgeç hamleler ve hızlı kâr" anlayışından sıyrılarak, "sadece kâr odaklı değil, inşa etme hedefli uzun vadeli stratejik ortaklıklar" kurmaya davet etti.

Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanı Muhammed Nidal el-Şaar, Gaziantep'te düzenlenen "Anadolu Şehir Ekonomileri Zirvesi"ndeki bir oturumda konuşuyor (Türk medyası)Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanı Muhammed Nidal el-Şaar, Gaziantep'te düzenlenen "Anadolu Şehir Ekonomileri Zirvesi"ndeki bir oturumda konuşuyor (Türk medyası)

Suriye'nin gelişmekte olan bir ülke olarak genç nüfusu ve dinamizmiyle büyük bir endüstriyel potansiyel barındırdığını ifade eden Suriyeli Bakan, başta sanayi merkezi Halep olmak üzere birçok Türk şirketinin sahada fiilen çalışmaya başladığını, diğerlerinin ise ruhsat işlemlerini tamamlamak üzere olduğunu belirtti.

Ortaklığın diplomatik boyutuna değinen Türkiye'nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz ise yeni dönemin tamamen "kazan-kazan" ilkesine dayandığını vurguladı. Suriye'de kalıcı siyasi istikrarın ancak ekonomik kalkınma ve refah yoluyla sağlanabileceğini belirten Yılmaz, coğrafi bütünleşmeyi şu sözlerle özetledi:

"Türkiye, Suriye ürünlerinin dünya pazarlarına ve Avrupa'ya açılan ana ve güvenli kapısıdır. Buna karşılık Suriye toprakları da Türkiye için Ortadoğu pazarlarına ve Körfez'in derinliklerine uzanan hayati ve stratejik bir lojistik koridordur."

Bu stratejik ortaklık vizyonu kapsamında Gaziantep ve Halep arasında ortak organize üretim ve ticaret bölgelerinin kurulması planlanıyor. Gaziantep Valisi Kemal Çeber de Halep'in refahının sınır illerine olan doğrudan etkisine dikkat çekerek, iki şehir arasındaki tarihi bağları "kardeşlik hukuku" olarak nitelendirdi.


Washington ve Tahran arasındaki gerilimlerin artması ve doların güçlenmesiyle altın 4 bin 187 dolara geriledi

Bir işçi Sidney'deki rafineride bir kilogramlık altın külçesini gösteriyor (AFP)
Bir işçi Sidney'deki rafineride bir kilogramlık altın külçesini gösteriyor (AFP)
TT

Washington ve Tahran arasındaki gerilimlerin artması ve doların güçlenmesiyle altın 4 bin 187 dolara geriledi

Bir işçi Sidney'deki rafineride bir kilogramlık altın külçesini gösteriyor (AFP)
Bir işçi Sidney'deki rafineride bir kilogramlık altın külçesini gösteriyor (AFP)

Bugünkü işlemlerde altın fiyatları %1’in üzerinde gerileyerek, yaklaşık son 11 haftanın en düşük seviyesine indi. Bu düşüş, ABD ile İran arasında yeniden artan askeri gerilimlerin ardından doların ve petrol fiyatlarının eş zamanlı yükselmesinin baskısıyla gerçekleşti. Söz konusu gelişmeler, yatırımcıların enflasyonun yükselebileceği ve ABD Merkez Bankası’nın (FED) yüksek faiz politikasını daha uzun süre sürdürebileceği beklentisini güçlendirdi.

Spot altın %1,8 düşüşle ons başına 4 bin187,59 dolara gerileyerek 23 Mart’tan bu yana en düşük seviyesini gördü. Ağustos vadeli ABD altın kontratları ise %1,7 düşüşle 4 bin 213,40 dolar seviyesine indi. Böylece altın, güçlü doların etkisiyle üst üste dördüncü işlem gününde de değer kaybetmiş oldu. Doların güçlenmesi, dolar bazlı fiyatlanan altını diğer para birimleriyle işlem yapan yatırımcılar için daha pahalı hale getirdi.

Uzmanlara göre düşüşte, FED’in para politikasına yönelik beklentilerdeki değişim, yükselen tahvil getirileri ve doların güçlenmesi belirleyici oldu. Bu faktörlerin birlikte, altının güvenli liman cazibesini zayıflattığı değerlendirildi.

ABD’nin İran’a yönelik yeni hava saldırılarının ve İran’ın da karşılık verdiği iddia edilen gelişmelerin, küresel piyasalarda jeopolitik riskleri artırdığı ancak aynı zamanda enerji fiyatlarını yukarı çekerek enflasyon endişelerini güçlendirdiği belirtildi. Bu durum da faizlerin uzun süre yüksek kalacağı beklentisini destekledi.

Piyasalar ayrıca ABD’den gelecek enflasyon verilerine odaklandı. Özellikle Tüketici Fiyat Endeksi (CPI) ve Üretici Fiyat Endeksi (PPI) verilerinin, FED’in sonraki adımlarına dair önemli sinyaller vermesi bekleniyor.

Analistler, altının ons fiyatında 4 bin 100 dolar seviyesinin kritik bir destek noktası olduğunu, bu seviyenin kırılması halinde fiyatların 3500 dolara kadar gerileyebileceğini öngörüyor.

Değerli metallerdeki düşüş yalnızca altınla sınırlı kalmadı; gümüş %1,5, platin %2,8, paladyum ise %0,8 oranında değer kaybetti.