Yasal düzenlemeler, 1,75 milyar dolarlık satış rakamlarıyla Suudi gayrimenkul sektörünü olgunluğa taşıyor

Uzmanlar Şarku’l Avsat’a konuştu: Dengelenmenin ardında boş araziler için alınan vergiler ve alıcıların seçiciliği var

Riyad’ın genel görünümü (Reuters)
Riyad’ın genel görünümü (Reuters)
TT

Yasal düzenlemeler, 1,75 milyar dolarlık satış rakamlarıyla Suudi gayrimenkul sektörünü olgunluğa taşıyor

Riyad’ın genel görünümü (Reuters)
Riyad’ın genel görünümü (Reuters)

Suudi Arabistan Menkul Kıymetler Borsası’nda (Tadawul) işlem gören gayrimenkul şirketlerinin 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin mali sonuçları, kârlılık döngüsünde belirgin bir yeniden konumlanma yaşanmasına rağmen sektörün operasyonel temellerinin güçlü kalmaya devam ettiğini ortaya koydu. Şirketler, ilk çeyrekte 1,75 milyar doları aşan satış gelirine ve 378,42 milyon dolar (1,42 milyar riyal) net kâra ulaştı. Ancak toplam kârlar, spekülatif işlemlerdeki yavaşlama ve gelirlerin muhasebeleştirilme döngüsündeki değişim nedeniyle yüzde 30,56 geriledi.

Uzmanlar, bu düzeltme hareketinin temelinde piyasa verimliliğini artırmayı ve denge sağlamayı hedefleyen düzenleyici adımların bulunduğunu belirtiyor. Kira piyasasının düzenlenmesi, boş arazilere yönelik vergilerin uygulanması ve arzın artırılması gibi önlemlerin yanı sıra tüketici davranışlarında yaşanan bilinçli değişimin de etkili olduğu ifade ediliyor. Buna göre tüketiciler artık daha temkinli ve seçici hareket ederken, ürün kalitesi ile gerçek değere daha fazla önem veriyor.

Kârlardaki düşüşe rağmen şirket performansları arasındaki belirgin farklılıklar, sektörün operasyonel modeller açısından bir ‘ayıklanma’ sürecine girdiğine işaret etti. Nitelikli projelerin piyasaya liderlik etme kapasitesini koruduğu görülürken, özellikle önde gelen şirketlerin güçlü büyüme performansı dikkat çekti. Bu kapsamda Al Akaria şirketinin kârı yüzde 251,8 artarken, Dar Al Arkan’ın büyümesi yüzde 24,3’e ulaştı. Uzmanlar, bu verilerin sektörün fiyat odaklı hızlı büyüme döneminden çıkarak, Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 hedefleri ve altyapı yatırımlarına yönelik kamu harcamalarının desteğiyle daha sürdürülebilir ve olgun bir operasyonel yapıya geçtiğini gösterdiğini belirtiyor.

dyu6ku67
Riyad’ın caddelerinden birinde seyreden araçlar (Reuters)

Tadawul’de yayımlanan mali sonuçlara göre, gayrimenkul sektöründe faaliyet gösteren 17 şirketten 15’i ilk çeyrekte net kâr açıkladı. Buna karşılık Madinat Al Maarefa ve Emaar şirketleri çeyreklik bazda zarar etmeye devam etti.

Sektörün en kârlı şirketi, ilk çeyrekte 475,7 milyon riyal (126,7 milyon dolar) kâr açıklayan Al Akaria oldu. Şirket, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 251,8’lik bir büyüme kaydetti.

İkinci sırada Dar Al Arkan yer aldı. Şirket, ilk çeyrekte yaklaşık 260,2 milyon riyal (69,3 milyon dolar) kâr elde ederken, yıllık bazda yüzde 24,3’lük bir artış gösterdi. Üçüncü sırada Cenomi Centers bulunurken, şirketin kârı yüzde 8’lik düşüşe rağmen 202,5 milyon riyal (53,9 milyon dolar) seviyesinde gerçekleşti.

Öte yandan Suudi Arabistan’da borsada işlem gören gayrimenkul geliştirme ve yönetim sektörü şirketlerinin satışları, 2026’nın ilk çeyreğinde yüzde 4,45 oranında geriledi. Sektörün toplam satış hacmi 1,57 milyar dolara (5,89 milyar riyal) düşerken, bu rakam geçen yılın aynı döneminde 1,64 milyar dolar (6,16 milyar riyal) seviyesindeydi.

sdgth
Dar Al Arkan projelerinden biri (Şirketin internet sitesi)

Dar Al Arkan şirketi, 1,16 milyar riyal (309 milyon dolar) gelirle sektörde en yüksek satışa ulaşan şirket oldu. Şirket, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 24,8’lik bir büyüme kaydetti. İkinci sırada Jabal Omar yer aldı. Şirket, ilk çeyrekte 739,17 milyon riyal (197 milyon dolar) satış geliri elde etti. Ancak bu rakam, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1,1’lik sınırlı bir düşüşe işaret etti. Üçüncü sırada ise Red Sea International şirketi bulundu. Şirket, 631 milyon riyali aşan (168 milyon dolar) gelir elde ederken, geçen yılın aynı dönemine göre satışlarında yüzde 9,9’luk bir gerileme kaydedildi.

Muhasebe kayıtlarındaki değişim

Gayrimenkul sektörü şirketlerinin finansal sonuçlarına ilişkin değerlendirmede bulunan gayrimenkul uzmanı Abdullah el-Musa, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan borsasında işlem gören gayrimenkul şirketlerinin kârlarındaki düşüşün olumsuz bir gelişme olarak görülmemesi gerektiğini, bunun daha çok sektör içinde kârlılık döngüsünde bir yeniden konumlanmaya işaret ettiğini söyledi. El-Musa, bu gerilemenin arkasında beş temel neden bulunduğunu belirtti. İlk olarak gelir döngüsündeki ve muhasebe kayıtlarındaki değişime dikkat çekerek, gayrimenkul geliştirme sektöründe finansal sonuçların sabit operasyonel sektörler gibi okunamayacağını ifade etti. Projelerin teslim zamanlaması ve gelirlerin muhasebeleştirilmesinin çeyrekler arasında ciddi farklılıklar yaratabildiğini, bu nedenle bazı düşüşlerin operasyonel zayıflıktan ziyade teknik nedenlerden kaynaklanabileceğini söyledi.

İkinci neden olarak gayrimenkul piyasasında spekülatif hareketlerin yavaşlamasını ve bunun daha gerçekçi bir yapıya evrilmesini gösterdi. Özellikle Riyad’da piyasanın, spekülasyonla belirlenen fiyatlamadan gerçek değer ve talebe dayalı fiyatlamaya geçiş sürecinde olduğunu, bunun da daha önce spekülatif ortamdan faydalanan şirketlerin kâr marjlarını baskıladığını belirtti.

Üçüncü nedenin artan finansman ve işletme maliyetleri olduğunu ifade eden el-Musa, önceki yüksek finansman maliyetlerinin hâlâ projeler üzerinde etkili olduğunu, buna ek olarak inşaat ve operasyon giderlerindeki artışın da kârlılığı doğrudan baskıladığını söyledi.

Dördüncü olarak sektör içinde farklı iş modellerinin bulunduğuna dikkat çekerek, geliştirme şirketleri, alışveriş merkezi işletmecileri ve gayrimenkul ağırlıklı turizm şirketlerinin farklı dinamiklerle çalıştığını, bu nedenle bazı şirketlerin güçlü büyüme gösterirken bazılarının daha zayıf performans sergileyebildiğini ifade etti.

Beşinci neden olarak ise 2025’teki yüksek karşılaştırma bazını gösterdi. Bazı şirketlerin önceki dönemlerde varlık satışları veya olağanüstü işlemler sayesinde çok güçlü sonuçlar elde ettiğini, bu nedenle yıllık karşılaştırmaların daha sert göründüğünü belirtti.

fgtht
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)

El-Musa, sektörün önümüzdeki dönemde üç belirgin şirket grubuna ayrışacağı öngörüsünde bulundu. Buna göre ilk grup, piyasadaki yeniden yapılanma sürecinden fayda sağlayacak; güçlü finansal yapıya sahip, iyi stok yönetimi bulunan, düzenli nakit akışı üreten ve net bir satış modeline sahip esnek şirketlerden oluşacak. İkinci grupta ise ağırlıklı olarak fiyat hareketlerinden beslenen, gerçek operasyonel performanstan ziyade piyasa momentumuna dayalı şirketler yer alacak ve bu şirketler daha fazla baskı altında kalabilecek. Üçüncü grup, tekrarlayan operasyonel gelir elde eden, gelir getirici varlıklar ve alışveriş merkezleri gibi düzenli nakit akışı sağlayan yapılardan oluşacak ve bu şirketler görece daha istikrarlı bir performans sergileyecek. El-Musa, genel olarak sektörün bir eleme ve olgunlaşma sürecinden geçtiğini, hızın ödüllendirildiği bir piyasadan verimlilik ve operasyonel disiplinin ödüllendirildiği bir yapıya geçiş yaşandığını vurguladı. Bu dönüşümün orta ve uzun vadede sektör açısından sağlıklı bir gelişme olduğunu da sözlerine ekledi.

Uzun vadeli sürdürülebilirlik

Gayrimenkul ve pazarlama uzmanı Sakr ez-Zehrani, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, gayrimenkul sektörü şirketlerinin ilk çeyrek sonuçlarının, piyasada endişe verici bir gerilemeden ziyade, uzun yıllar süren hızlı büyüme ve fiyat artışlarının ardından doğal bir dengeye yeniden oturma sürecine işaret ettiğini söyledi.

Ez-Zehrani, sektörde kârların yaklaşık yüzde 30 oranında düşmesinin arkasında birden fazla etken bulunduğunu belirtti. Bunlar arasında artan konut arzı, spekülatif hareketlerdeki yavaşlama, yükselen finansman maliyetleri ve piyasa verimliliğini artırmayı hedefleyen düzenleyici adımlar yer alıyor. Ez-Zehrani, bu adımların kira düzenlemeleri, boş arazi vergilerinin uygulanması ve bazı bölgelerde arzın artırılması gibi uygulamaları içerdiğini ifade etti. Ayrıca tüketici davranışlarında da belirgin bir değişim yaşandığını vurgulayan ez-Zehrani, alıcıların artık daha temkinli ve seçici davrandığını, ürün kalitesi, konum, hizmetler ve gerçek değer gibi unsurlara daha fazla önem verdiğini söyledi. Bunun da özellikle yüksek fiyatlama veya hızlı satışa dayalı iş modellerine sahip şirketler üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti.

Ez-Zehrani, Al Akaria ve Dar Al Arkan gibi büyük şirketlerin finansal sonuçlarının, nitelikli projeler, çeşitlendirilmiş gelir yapısı ve güçlü kurumsal yönetim sayesinde mevcut piyasa koşullarında dahi büyüme ve kârlılığın sürdürülebileceğini gösterdiğini ifade etti.

Gelecek döneme ilişkin değerlendirmesinde ise gayrimenkul sektöründeki kârlılığın kısa vadede dengeli ve görece sakin bir seyir izlemeye devam edeceğini, bazı kâr marjları üzerinde baskıların süreceğini söyledi. Buna karşın orta ve uzun vadede görünümün oldukça olumlu olduğunu belirten ez-Zehrani; büyük ölçekli projeler, Vizyon 2030 programı, nüfus artışı, yabancı yatırım girişleri ve kamu altyapı harcamalarının bu tabloyu desteklediğini ifade etti. Ez-Zehrani, Suudi gayrimenkul piyasasının hızlı büyüme döneminden kademeli olarak olgunluk ve sürdürülebilirlik aşamasına geçtiğini, bunun da uzun vadede proje kalitesini artırarak piyasa verimliliğini güçlendireceğini sözlerine ekledi.



Avrupa Merkez Bankası, artan enflasyon baskılarıyla 2023'ten bu yana ilk faiz artışını yaptı

Frankfurt'taki Avrupa Merkez Bankası binasının üzerinde kara bulutlar görülüyor (Reuters)
Frankfurt'taki Avrupa Merkez Bankası binasının üzerinde kara bulutlar görülüyor (Reuters)
TT

Avrupa Merkez Bankası, artan enflasyon baskılarıyla 2023'ten bu yana ilk faiz artışını yaptı

Frankfurt'taki Avrupa Merkez Bankası binasının üzerinde kara bulutlar görülüyor (Reuters)
Frankfurt'taki Avrupa Merkez Bankası binasının üzerinde kara bulutlar görülüyor (Reuters)

European Central Bank, İran'a yönelik savaşın ve küresel enerji fiyatlarındaki yükselişin tetiklediği yeni enflasyon dalgasının göz ardı edilmesinin zorlaşması üzerine, 2023 yılından bu yana ilk kez faiz artırımı kararı aldı. Böylece banka, Orta Doğu'daki çatışmaların ekonomik etkilerine doğrudan yanıt olarak parasal sıkılaşma adımı atan dünyanın ilk büyük merkez bankası oldu.

Avrupa Merkez Bankası, bugün gerçekleştirdiği toplantıda mevduat faiz oranını 25 baz puan artırarak yüzde 2,25'e yükseltti.

Yatırımcılar, bu haftaki faiz artışının yıl içindeki son adım olmayacağını değerlendiriyor. Piyasalarda, ECB'nin 2026 yılı sona ermeden önce en az bir kez daha faiz artıracağı yönündeki beklentiler güç kazanıyor.

Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde daha önce yaptığı açıklamalarda, enflasyonun hedeflenen seviyelerin üzerinde beklenenden daha uzun süre kalması halinde bankanın "ölçülü ve dikkatle hesaplanmış ayarlamalara" başvurabileceği mesajını vermişti.


Suudi Arabistan ile Türkiye arasında Körfez’i Avrupa’ya bağlayan lojistik koridor

İki mutabakat zaptı imzalanmasının ardından El-Casir ve Uraloğlu el sıkıştı (X)
İki mutabakat zaptı imzalanmasının ardından El-Casir ve Uraloğlu el sıkıştı (X)
TT

Suudi Arabistan ile Türkiye arasında Körfez’i Avrupa’ya bağlayan lojistik koridor

İki mutabakat zaptı imzalanmasının ardından El-Casir ve Uraloğlu el sıkıştı (X)
İki mutabakat zaptı imzalanmasının ardından El-Casir ve Uraloğlu el sıkıştı (X)

Bölgesel lojistik entegrasyon planlarında stratejik öneme sahip tarihi bir adım atıldı. Suudi Arabistan Ulaştırma ve Lojistik Hizmetleri Bakanı Mühendis Salih bin Nasır el-Casir ile Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, demiryolu ve lojistik sektörlerinde iş birliğini öngören iki büyük mutabakat zaptı imzaladı.

Bu anlaşmalar, Körfez bölgesini doğrudan Avrupa kıtasına bağlayacak kesintisiz bir kara taşımacılığı koridoru oluşturarak, uluslararası ticaret yollarında köklü bir dönüşümün kapısını aralıyor.

İş birliğinde yeni dönem

Bakan Uraloğlu, Bakan el-Casir ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından resmi “X” hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, imzalanan mutabakat zaptlarının lojistik merkezlerden modern uygulamalara kadar geniş bir yelpazede deneyim paylaşımı ve teknik iş birliğini başlatacağını duyurdu. Demiryolu sektöründe teknoloji, altyapı, eğitim ve insan kaynaklarının geliştirilmesi gibi alanlarda iş birliğini daha güçlü ve sürdürülebilir temellere oturtma kararlılığını vurgulayan Uraloğlu, bu adımların bölgesel bağları güçlendirmesini, ticaret ve kalkınmayı desteklemesini ümit ettiğini belirtti.

Suudi Bakan el-Casir ise daha önce yaptığı bir açıklamada, Suudi Arabistan ile Türkiye arasında Ürdün ve Suriye üzerinden kurulacak bölgesel demiryolu bağlantısı projesine ilişkin ortak çalışmaların bu yıl sonundan önce tamamlanmasının beklendiğini ifade etmişti. Mevcut lojistik ağlara dayanan projede, Suudi Arabistan ulusal demiryolu ağı halihazırda "El-Haditha" sınır kapısı üzerinden Ürdün sınırına kadar ulaşıyor. Bu durum, Körfez limanlarını ve koridorlarını, küresel pazarlar arasında kara yoluyla mal akışını güvence altına alacak kıtalararası entegre bir ulaşım sistemine bağlamak için temel yapı taşı oluşturuyor.

Al-Casir ve Uraloglu arasında iki mutabakat zaptı imzalandı, (X)Al-Jasser ve Uraloglu arasında iki mutabakat zaptı imzalandı, (X)

Bağlantı haritası: Sevkiyat süresi 15 günden 6 güne düşecek

Söz konusu lojistik hamle, Türkiye, Suriye ve Ürdün ulaştırma bakanlıkları arasında daha önce varılan ve hasar gören altyapının rehabilitasyonu için 4 ila 5 yıllık teknik bir yol haritasını içeren üçlü anlaşmaya dayanıyor.

Bu dev yol, Türkiye'nin Güney Avrupa'ya bağlı ağlarından başlayarak Suriye topraklarına giriyor; Halep ve Şam gibi ana hatlar üzerinden 350 kilometre boyunca uzanarak Amman ve Akabe Limanı'na ulaşıyor. Buradan da Suudi Arabistan’ın geniş demiryolu ağına bağlanarak Körfez ülkeleri ve Hint Okyanusu kıyısındaki Umman’a kadar uzanıyor.

Planlar iki aşamalı olarak yürütülüyor:

Kısa vadede: İkili ticareti canlandırmak amacıyla Ankara ile Şam arasındaki demiryolu sınır kapılarının hızla işletmeye açılması.

Uzun vadede: Konteynerleri Körfez limanlarından doğrudan Avrupa'nın kalbine taşıyacak yüksek hızlı yük trenlerine dayalı stratejik bir hat kurulması.

Bu güzergâh, ticari sevkiyat süresini 15 günden sadece 6 güne düşürerek zaman tasarrufu sağlayacak ve maliyetleri %20 ila %30 oranında azaltacak. Ayrıca tedarik zincirlerine, Hürmüz ve Babülmendeb gibi gerilimli boğazları baypas eden güvenli bir kara koridoru sunacak.

Ankara - Şam hattında ekonomik açılım

Stratejik planlar, projenin kuzey koridorlarını güvence altına almak, altyapı ve bankacılık hazırlıklarını tamamlamak amacıyla Ankara-Şam hattındaki yoğun diplomatik ve ekonomik hareketlilikle paralellik gösteriyor.

Gaziantep’te düzenlenen "Anadolu Şehir Ekonomileri Zirvesi"nde konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Suriye ile İslahiye demiryolu sınır kapısının açılması için hazırlıkların tamamlandığını, Nusaybin sınır kapısının açılması için de çalışmaların sürdüğünü açıkladı. Suriye şehirlerinde Türk banka ve iş müesseselerinin şubelerinin açılması için mevzuat çalışmalarına başlandığını belirten Bolat, iki ülke arasındaki ticaret hacmini mevcut 3 milyar dolardan kısa vadede 5 milyar dolara, 2030 yılına kadar ise 10 milyar dolara çıkarma yönündeki iddialı hedefi paylaştı. Bolat, Türkiye'nin en büyük önceliğinin Suriye'nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunması olduğunu yineleyerek, komşu ülkenin istikrarı için her türlü diplomatik ve ekonomik katkıyı sağladıklarını vurguladı.

Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Polat, Gaziantep'te düzenlenen "Şehir Ekonomileri Zirvesi"ndeki bir oturumda konuşuyor (X)Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Polat, Gaziantep'te düzenlenen "Şehir Ekonomileri Zirvesi"ndeki bir oturumda konuşuyor (X)

"Kazan-Kazan" ilkesi ve Stratejik Ortaklık

Suriye Ekonomi ve Ticaret Bakanı Muhammed Nidal el-Şaar ise zirvede yaptığı konuşmada, "Yeni Suriye"nin ekonomik vizyonunu ortaya koyarak Türk yatırımcı ve iş insanlarına doğrudan bir mesaj verdi. El-Şaar, Türk yatırımcıları "gelgeç hamleler ve hızlı kâr" anlayışından sıyrılarak, "sadece kâr odaklı değil, inşa etme hedefli uzun vadeli stratejik ortaklıklar" kurmaya davet etti.

Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanı Muhammed Nidal el-Şaar, Gaziantep'te düzenlenen "Anadolu Şehir Ekonomileri Zirvesi"ndeki bir oturumda konuşuyor (Türk medyası)Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanı Muhammed Nidal el-Şaar, Gaziantep'te düzenlenen "Anadolu Şehir Ekonomileri Zirvesi"ndeki bir oturumda konuşuyor (Türk medyası)

Suriye'nin gelişmekte olan bir ülke olarak genç nüfusu ve dinamizmiyle büyük bir endüstriyel potansiyel barındırdığını ifade eden Suriyeli Bakan, başta sanayi merkezi Halep olmak üzere birçok Türk şirketinin sahada fiilen çalışmaya başladığını, diğerlerinin ise ruhsat işlemlerini tamamlamak üzere olduğunu belirtti.

Ortaklığın diplomatik boyutuna değinen Türkiye'nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz ise yeni dönemin tamamen "kazan-kazan" ilkesine dayandığını vurguladı. Suriye'de kalıcı siyasi istikrarın ancak ekonomik kalkınma ve refah yoluyla sağlanabileceğini belirten Yılmaz, coğrafi bütünleşmeyi şu sözlerle özetledi:

"Türkiye, Suriye ürünlerinin dünya pazarlarına ve Avrupa'ya açılan ana ve güvenli kapısıdır. Buna karşılık Suriye toprakları da Türkiye için Ortadoğu pazarlarına ve Körfez'in derinliklerine uzanan hayati ve stratejik bir lojistik koridordur."

Bu stratejik ortaklık vizyonu kapsamında Gaziantep ve Halep arasında ortak organize üretim ve ticaret bölgelerinin kurulması planlanıyor. Gaziantep Valisi Kemal Çeber de Halep'in refahının sınır illerine olan doğrudan etkisine dikkat çekerek, iki şehir arasındaki tarihi bağları "kardeşlik hukuku" olarak nitelendirdi.


Washington ve Tahran arasındaki gerilimlerin artması ve doların güçlenmesiyle altın 4 bin 187 dolara geriledi

Bir işçi Sidney'deki rafineride bir kilogramlık altın külçesini gösteriyor (AFP)
Bir işçi Sidney'deki rafineride bir kilogramlık altın külçesini gösteriyor (AFP)
TT

Washington ve Tahran arasındaki gerilimlerin artması ve doların güçlenmesiyle altın 4 bin 187 dolara geriledi

Bir işçi Sidney'deki rafineride bir kilogramlık altın külçesini gösteriyor (AFP)
Bir işçi Sidney'deki rafineride bir kilogramlık altın külçesini gösteriyor (AFP)

Bugünkü işlemlerde altın fiyatları %1’in üzerinde gerileyerek, yaklaşık son 11 haftanın en düşük seviyesine indi. Bu düşüş, ABD ile İran arasında yeniden artan askeri gerilimlerin ardından doların ve petrol fiyatlarının eş zamanlı yükselmesinin baskısıyla gerçekleşti. Söz konusu gelişmeler, yatırımcıların enflasyonun yükselebileceği ve ABD Merkez Bankası’nın (FED) yüksek faiz politikasını daha uzun süre sürdürebileceği beklentisini güçlendirdi.

Spot altın %1,8 düşüşle ons başına 4 bin187,59 dolara gerileyerek 23 Mart’tan bu yana en düşük seviyesini gördü. Ağustos vadeli ABD altın kontratları ise %1,7 düşüşle 4 bin 213,40 dolar seviyesine indi. Böylece altın, güçlü doların etkisiyle üst üste dördüncü işlem gününde de değer kaybetmiş oldu. Doların güçlenmesi, dolar bazlı fiyatlanan altını diğer para birimleriyle işlem yapan yatırımcılar için daha pahalı hale getirdi.

Uzmanlara göre düşüşte, FED’in para politikasına yönelik beklentilerdeki değişim, yükselen tahvil getirileri ve doların güçlenmesi belirleyici oldu. Bu faktörlerin birlikte, altının güvenli liman cazibesini zayıflattığı değerlendirildi.

ABD’nin İran’a yönelik yeni hava saldırılarının ve İran’ın da karşılık verdiği iddia edilen gelişmelerin, küresel piyasalarda jeopolitik riskleri artırdığı ancak aynı zamanda enerji fiyatlarını yukarı çekerek enflasyon endişelerini güçlendirdiği belirtildi. Bu durum da faizlerin uzun süre yüksek kalacağı beklentisini destekledi.

Piyasalar ayrıca ABD’den gelecek enflasyon verilerine odaklandı. Özellikle Tüketici Fiyat Endeksi (CPI) ve Üretici Fiyat Endeksi (PPI) verilerinin, FED’in sonraki adımlarına dair önemli sinyaller vermesi bekleniyor.

Analistler, altının ons fiyatında 4 bin 100 dolar seviyesinin kritik bir destek noktası olduğunu, bu seviyenin kırılması halinde fiyatların 3500 dolara kadar gerileyebileceğini öngörüyor.

Değerli metallerdeki düşüş yalnızca altınla sınırlı kalmadı; gümüş %1,5, platin %2,8, paladyum ise %0,8 oranında değer kaybetti.