Yasal düzenlemeler, 1,75 milyar dolarlık satış rakamlarıyla Suudi gayrimenkul sektörünü olgunluğa taşıyor

Uzmanlar Şarku’l Avsat’a konuştu: Dengelenmenin ardında boş araziler için alınan vergiler ve alıcıların seçiciliği var

Riyad’ın genel görünümü (Reuters)
Riyad’ın genel görünümü (Reuters)
TT

Yasal düzenlemeler, 1,75 milyar dolarlık satış rakamlarıyla Suudi gayrimenkul sektörünü olgunluğa taşıyor

Riyad’ın genel görünümü (Reuters)
Riyad’ın genel görünümü (Reuters)

Suudi Arabistan Menkul Kıymetler Borsası’nda (Tadawul) işlem gören gayrimenkul şirketlerinin 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin mali sonuçları, kârlılık döngüsünde belirgin bir yeniden konumlanma yaşanmasına rağmen sektörün operasyonel temellerinin güçlü kalmaya devam ettiğini ortaya koydu. Şirketler, ilk çeyrekte 1,75 milyar doları aşan satış gelirine ve 378,42 milyon dolar (1,42 milyar riyal) net kâra ulaştı. Ancak toplam kârlar, spekülatif işlemlerdeki yavaşlama ve gelirlerin muhasebeleştirilme döngüsündeki değişim nedeniyle yüzde 30,56 geriledi.

Uzmanlar, bu düzeltme hareketinin temelinde piyasa verimliliğini artırmayı ve denge sağlamayı hedefleyen düzenleyici adımların bulunduğunu belirtiyor. Kira piyasasının düzenlenmesi, boş arazilere yönelik vergilerin uygulanması ve arzın artırılması gibi önlemlerin yanı sıra tüketici davranışlarında yaşanan bilinçli değişimin de etkili olduğu ifade ediliyor. Buna göre tüketiciler artık daha temkinli ve seçici hareket ederken, ürün kalitesi ile gerçek değere daha fazla önem veriyor.

Kârlardaki düşüşe rağmen şirket performansları arasındaki belirgin farklılıklar, sektörün operasyonel modeller açısından bir ‘ayıklanma’ sürecine girdiğine işaret etti. Nitelikli projelerin piyasaya liderlik etme kapasitesini koruduğu görülürken, özellikle önde gelen şirketlerin güçlü büyüme performansı dikkat çekti. Bu kapsamda Al Akaria şirketinin kârı yüzde 251,8 artarken, Dar Al Arkan’ın büyümesi yüzde 24,3’e ulaştı. Uzmanlar, bu verilerin sektörün fiyat odaklı hızlı büyüme döneminden çıkarak, Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 hedefleri ve altyapı yatırımlarına yönelik kamu harcamalarının desteğiyle daha sürdürülebilir ve olgun bir operasyonel yapıya geçtiğini gösterdiğini belirtiyor.

dyu6ku67
Riyad’ın caddelerinden birinde seyreden araçlar (Reuters)

Tadawul’de yayımlanan mali sonuçlara göre, gayrimenkul sektöründe faaliyet gösteren 17 şirketten 15’i ilk çeyrekte net kâr açıkladı. Buna karşılık Madinat Al Maarefa ve Emaar şirketleri çeyreklik bazda zarar etmeye devam etti.

Sektörün en kârlı şirketi, ilk çeyrekte 475,7 milyon riyal (126,7 milyon dolar) kâr açıklayan Al Akaria oldu. Şirket, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 251,8’lik bir büyüme kaydetti.

İkinci sırada Dar Al Arkan yer aldı. Şirket, ilk çeyrekte yaklaşık 260,2 milyon riyal (69,3 milyon dolar) kâr elde ederken, yıllık bazda yüzde 24,3’lük bir artış gösterdi. Üçüncü sırada Cenomi Centers bulunurken, şirketin kârı yüzde 8’lik düşüşe rağmen 202,5 milyon riyal (53,9 milyon dolar) seviyesinde gerçekleşti.

Öte yandan Suudi Arabistan’da borsada işlem gören gayrimenkul geliştirme ve yönetim sektörü şirketlerinin satışları, 2026’nın ilk çeyreğinde yüzde 4,45 oranında geriledi. Sektörün toplam satış hacmi 1,57 milyar dolara (5,89 milyar riyal) düşerken, bu rakam geçen yılın aynı döneminde 1,64 milyar dolar (6,16 milyar riyal) seviyesindeydi.

sdgth
Dar Al Arkan projelerinden biri (Şirketin internet sitesi)

Dar Al Arkan şirketi, 1,16 milyar riyal (309 milyon dolar) gelirle sektörde en yüksek satışa ulaşan şirket oldu. Şirket, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 24,8’lik bir büyüme kaydetti. İkinci sırada Jabal Omar yer aldı. Şirket, ilk çeyrekte 739,17 milyon riyal (197 milyon dolar) satış geliri elde etti. Ancak bu rakam, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1,1’lik sınırlı bir düşüşe işaret etti. Üçüncü sırada ise Red Sea International şirketi bulundu. Şirket, 631 milyon riyali aşan (168 milyon dolar) gelir elde ederken, geçen yılın aynı dönemine göre satışlarında yüzde 9,9’luk bir gerileme kaydedildi.

Muhasebe kayıtlarındaki değişim

Gayrimenkul sektörü şirketlerinin finansal sonuçlarına ilişkin değerlendirmede bulunan gayrimenkul uzmanı Abdullah el-Musa, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan borsasında işlem gören gayrimenkul şirketlerinin kârlarındaki düşüşün olumsuz bir gelişme olarak görülmemesi gerektiğini, bunun daha çok sektör içinde kârlılık döngüsünde bir yeniden konumlanmaya işaret ettiğini söyledi. El-Musa, bu gerilemenin arkasında beş temel neden bulunduğunu belirtti. İlk olarak gelir döngüsündeki ve muhasebe kayıtlarındaki değişime dikkat çekerek, gayrimenkul geliştirme sektöründe finansal sonuçların sabit operasyonel sektörler gibi okunamayacağını ifade etti. Projelerin teslim zamanlaması ve gelirlerin muhasebeleştirilmesinin çeyrekler arasında ciddi farklılıklar yaratabildiğini, bu nedenle bazı düşüşlerin operasyonel zayıflıktan ziyade teknik nedenlerden kaynaklanabileceğini söyledi.

İkinci neden olarak gayrimenkul piyasasında spekülatif hareketlerin yavaşlamasını ve bunun daha gerçekçi bir yapıya evrilmesini gösterdi. Özellikle Riyad’da piyasanın, spekülasyonla belirlenen fiyatlamadan gerçek değer ve talebe dayalı fiyatlamaya geçiş sürecinde olduğunu, bunun da daha önce spekülatif ortamdan faydalanan şirketlerin kâr marjlarını baskıladığını belirtti.

Üçüncü nedenin artan finansman ve işletme maliyetleri olduğunu ifade eden el-Musa, önceki yüksek finansman maliyetlerinin hâlâ projeler üzerinde etkili olduğunu, buna ek olarak inşaat ve operasyon giderlerindeki artışın da kârlılığı doğrudan baskıladığını söyledi.

Dördüncü olarak sektör içinde farklı iş modellerinin bulunduğuna dikkat çekerek, geliştirme şirketleri, alışveriş merkezi işletmecileri ve gayrimenkul ağırlıklı turizm şirketlerinin farklı dinamiklerle çalıştığını, bu nedenle bazı şirketlerin güçlü büyüme gösterirken bazılarının daha zayıf performans sergileyebildiğini ifade etti.

Beşinci neden olarak ise 2025’teki yüksek karşılaştırma bazını gösterdi. Bazı şirketlerin önceki dönemlerde varlık satışları veya olağanüstü işlemler sayesinde çok güçlü sonuçlar elde ettiğini, bu nedenle yıllık karşılaştırmaların daha sert göründüğünü belirtti.

fgtht
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)

El-Musa, sektörün önümüzdeki dönemde üç belirgin şirket grubuna ayrışacağı öngörüsünde bulundu. Buna göre ilk grup, piyasadaki yeniden yapılanma sürecinden fayda sağlayacak; güçlü finansal yapıya sahip, iyi stok yönetimi bulunan, düzenli nakit akışı üreten ve net bir satış modeline sahip esnek şirketlerden oluşacak. İkinci grupta ise ağırlıklı olarak fiyat hareketlerinden beslenen, gerçek operasyonel performanstan ziyade piyasa momentumuna dayalı şirketler yer alacak ve bu şirketler daha fazla baskı altında kalabilecek. Üçüncü grup, tekrarlayan operasyonel gelir elde eden, gelir getirici varlıklar ve alışveriş merkezleri gibi düzenli nakit akışı sağlayan yapılardan oluşacak ve bu şirketler görece daha istikrarlı bir performans sergileyecek. El-Musa, genel olarak sektörün bir eleme ve olgunlaşma sürecinden geçtiğini, hızın ödüllendirildiği bir piyasadan verimlilik ve operasyonel disiplinin ödüllendirildiği bir yapıya geçiş yaşandığını vurguladı. Bu dönüşümün orta ve uzun vadede sektör açısından sağlıklı bir gelişme olduğunu da sözlerine ekledi.

Uzun vadeli sürdürülebilirlik

Gayrimenkul ve pazarlama uzmanı Sakr ez-Zehrani, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, gayrimenkul sektörü şirketlerinin ilk çeyrek sonuçlarının, piyasada endişe verici bir gerilemeden ziyade, uzun yıllar süren hızlı büyüme ve fiyat artışlarının ardından doğal bir dengeye yeniden oturma sürecine işaret ettiğini söyledi.

Ez-Zehrani, sektörde kârların yaklaşık yüzde 30 oranında düşmesinin arkasında birden fazla etken bulunduğunu belirtti. Bunlar arasında artan konut arzı, spekülatif hareketlerdeki yavaşlama, yükselen finansman maliyetleri ve piyasa verimliliğini artırmayı hedefleyen düzenleyici adımlar yer alıyor. Ez-Zehrani, bu adımların kira düzenlemeleri, boş arazi vergilerinin uygulanması ve bazı bölgelerde arzın artırılması gibi uygulamaları içerdiğini ifade etti. Ayrıca tüketici davranışlarında da belirgin bir değişim yaşandığını vurgulayan ez-Zehrani, alıcıların artık daha temkinli ve seçici davrandığını, ürün kalitesi, konum, hizmetler ve gerçek değer gibi unsurlara daha fazla önem verdiğini söyledi. Bunun da özellikle yüksek fiyatlama veya hızlı satışa dayalı iş modellerine sahip şirketler üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti.

Ez-Zehrani, Al Akaria ve Dar Al Arkan gibi büyük şirketlerin finansal sonuçlarının, nitelikli projeler, çeşitlendirilmiş gelir yapısı ve güçlü kurumsal yönetim sayesinde mevcut piyasa koşullarında dahi büyüme ve kârlılığın sürdürülebileceğini gösterdiğini ifade etti.

Gelecek döneme ilişkin değerlendirmesinde ise gayrimenkul sektöründeki kârlılığın kısa vadede dengeli ve görece sakin bir seyir izlemeye devam edeceğini, bazı kâr marjları üzerinde baskıların süreceğini söyledi. Buna karşın orta ve uzun vadede görünümün oldukça olumlu olduğunu belirten ez-Zehrani; büyük ölçekli projeler, Vizyon 2030 programı, nüfus artışı, yabancı yatırım girişleri ve kamu altyapı harcamalarının bu tabloyu desteklediğini ifade etti. Ez-Zehrani, Suudi gayrimenkul piyasasının hızlı büyüme döneminden kademeli olarak olgunluk ve sürdürülebilirlik aşamasına geçtiğini, bunun da uzun vadede proje kalitesini artırarak piyasa verimliliğini güçlendireceğini sözlerine ekledi.



Şarku’l Avsat'a konuşan Dünya Bankası Grubu Genel Müdürü ve Bilgi Direktörü Donohoe: Suudi Arabistan büyüme modelini geliştirmenin ötesine geçerek kalkınma bilgisini ihraç ediyor

Şarku’l Avsat'a konuşan Dünya Bankası Grubu Genel Müdürü ve Bilgi Direktörü Donohoe: Suudi Arabistan büyüme modelini geliştirmenin ötesine geçerek kalkınma bilgisini ihraç ediyor
TT

Şarku’l Avsat'a konuşan Dünya Bankası Grubu Genel Müdürü ve Bilgi Direktörü Donohoe: Suudi Arabistan büyüme modelini geliştirmenin ötesine geçerek kalkınma bilgisini ihraç ediyor

Şarku’l Avsat'a konuşan Dünya Bankası Grubu Genel Müdürü ve Bilgi Direktörü Donohoe: Suudi Arabistan büyüme modelini geliştirmenin ötesine geçerek kalkınma bilgisini ihraç ediyor

Suudi Arabistan'da iş gücü piyasasında yaşanan dönüşüm artık yalnızca işsizlik oranının tarihi düşük seviye olan yüzde 2,8'e gerilemesi ya da çalışan Suudi vatandaşlarının yarısının özel sektörde istihdam edilmesiyle ölçülmüyor. Ülkenin beşeri sermaye ve teknoloji yatırımlarını uluslararası kurumların dikkatini çeken kalkınma modellerine dönüştürebilme kapasitesi de bu dönüşümün önemli göstergeleri arasında yer alıyor.

Dünyanın en büyük sanal sağlık hizmeti sağlayıcısı olarak kabul edilen Seha Sanal Hastanesi, dijital teknolojiler ve yapay zekâyı kullanarak sağlık hizmetlerinin kapsamını genişletmesi ve verimliliğini artırmasıyla bu dönüşümün en dikkat çekici örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Dünya Bankası, bu deneyimi bilgi ve inovasyona dayalı geleceğin ekonomisini yansıtan başarılı bir model olarak değerlendiriyor.

Bu değerlendirme, Dünya Bankası ile Suudi Arabistan İnsan Kaynakları ve Sosyal Kalkınma Bakanlığı'nın ortaklaşa hazırladığı "On Yıllık İlerleme: Suudi İş Gücü Piyasasındaki Dönüşüme Derinlemesine Bakış" başlıklı raporla da destekleniyor. Raporda ekonominin insan sermayesi, özel sektör ve dijital ekonomi ekseninde yeni bir aşamaya geçtiği belirtilirken, iş gücüne katılım oranının yüzde 67,1'e yükseldiği, çalışan Suudilerin yarısının özel sektörde görev yaptığı ve dijital ekonominin gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payının yaklaşık yüzde 15'e ulaştığı kaydediliyor.

Şarku’l Avsat'a konuşan Dünya Bankası Grubu Genel Müdürü ve Bilgi Direktörü (Chief Knowledge Officer))  Paschal  Donohoe, Suudi Arabistan'ın elde ettiği başarının ekonomik göstergelerin iyileştirilmesinin ötesine geçtiğini belirterek, ülkenin istihdam, beceri, inovasyon ve bilginin kamu hizmetlerinde kullanımını bir araya getiren, daha sürdürülebilir ve kapsayıcı bir kalkınma modeli oluşturduğunu söyledi.

Dünyanın ilgisini çeken sağlık modeli

Donohoe'nun övgü dolu değerlendirmesi, pazar günü Riyad'daki Seha Sanal Hastanesi'ne gerçekleştirdiği ziyaretin ardından geldi.

Hastanenin dijital sağlık hizmetlerini yerinde inceleyen Donohoe, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada tesisi, "teknolojinin insanın hizmetine sunulmasında gördüğüm en etkileyici modellerden biri" olarak nitelendirdi. Yapay zekânın sağlık hizmetlerine kapsamlı bir kalkınma vizyonu çerçevesinde entegre edilmesinin başarılı bir örneği olduğunu ifade etti.

Donohoe'ya göre Suudi sağlık sistemini küresel ölçekte öne çıkaran üç temel unsur bulunuyor. Bunların ilki, yapay zekânın hastalar ile en uzman doktorlar arasında anlık ve etkin iletişim kuracak şekilde başarıyla kullanılması. İkincisi, dijital bağlantının hastane içi ve dışındaki sağlık hizmetlerini kapsayacak biçimde genişletilebilmesi. Üçüncüsü ise ilgili kurumların hizmetlerin etkisini bilimsel doğrulukla ölçebilmesini sağlayan gelişmiş anlık takip ve denetim sistemleri.

Finansmandan bilgi paylaşımına

Donohoe, Suudi Arabistan ile Dünya Bankası arasındaki ilişkinin artık finansman ve teknik danışmanlık boyutunu aşarak bilgi üretimi ve deneyim paylaşımına dayandığını söyledi.

Riyad'da açılan ve bölgede türünün ilk örneği olan Bilgi Merkezi'nin, bu ortaklıkta yeni bir dönemin başlangıcını temsil ettiğini belirten Donohoe, merkezin başarılı Suudi uygulamalarını belgeleyerek geliştireceğini ve diğer ülkelerde uygulanabilecek kalkınma modellerine dönüştüreceğini ifade etti.

Suudi Arabistan'ın artık uluslararası deneyimlerden yararlanan bir ülke olmanın ötesine geçtiğini vurgulayan Donohoe, kalkınma bilgisinin üretilmesi ve paylaşılmasında aktif bir ortak haline geldiğini söyledi.

sdfvtrht
Dünya Bankası Grubu Genel Müdürü ve Bilgi Direktörü Paschal Donohoe, Şarku’l Avsat'a konuştu. (Turki El Akili)

Dünya Bankası'nın özellikle sağlık alanında Suudi kurumlarıyla iş birliğini geliştirmeyi hedeflediğini kaydeden Donohoe, Seha Sanal Hastanesi modelinin gelişmekte olan ülkelerin ve sağlık personeli yetersizliği yaşayan bölgelerin ihtiyaçlarına uyarlanmasının bölgesel ve küresel kalkınmaya katkı sağlayacağını dile getirdi.

Yeni bir yapısal ekonomik gerçeklik

Dünya Bankası'nın Suudi deneyimini başka ülkelere taşımaya ilgi göstermesinin temelinde, bunun tek bir proje ya da sektörün başarısından ziyade kapsamlı bir yapısal ekonomik dönüşümü yansıtması bulunuyor.

2030 Vizyonu kapsamında hayata geçirilen reformlar yalnızca yeni istihdam alanları oluşturmakla kalmadı; eğitim ile iş gücü piyasası arasındaki ilişkiyi yeniden şekillendirdi, özel sektörün rolünü güçlendirdi ve bilgi ile inovasyona dayalı ekonomik faaliyetlerin payını artırarak büyümeyi daha sürdürülebilir ve teknolojik dönüşümlere daha uyumlu hale getirdi.

Donohoe, bu dönüşümün öneminin insan yatırımı, verimlilik ve inovasyonu bir araya getirmesinden kaynaklandığını belirterek, dijital sağlık hizmetlerinin eğitim, beceri geliştirme ve dijital dönüşüm reformlarının somut sonucu olduğunu, yalnızca teknolojik bir proje olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Yapay zekâ sınavı

Yapay zekânın hızla gelişmesi dünya genelinde istihdamın geleceğine ilişkin kaygıları artırırken, Dünya Bankası önümüzdeki dönemde yaklaşık 1,2 milyar gencin iş gücü piyasasına katılacağını, buna karşılık yalnızca yaklaşık 400 milyon yeni iş oluşturulabileceğini öngörüyor.

Donohoe'ya göre Suudi Arabistan bu konuda farklı bir yaklaşım sergiliyor. Ülke, yapay zekâyı insanın yerine geçen bir unsur değil, verimliliği artıran ve yeni istihdam alanları oluşturan bir araç olarak kullanıyor.

Dijital becerilere erken dönemde yapılan yatırımların ve modern teknolojilerin eğitim ile mesleki gelişim programlarına entegre edilmesinin nitelikli insan kaynağının oluşmasına katkı sağladığını belirten Donohoe, dijital ekonominin GSYH içindeki payının da bu süreçte önemli ölçüde arttığını ifade etti.

Suudi Arabistan'ın özellikle dijital sağlık alanındaki yapay zekâ uygulamalarının, teknolojinin hem hizmet kalitesini yükseltebildiğini hem de geleceğin uzmanlık alanlarında yeni iş fırsatları oluşturabildiğini gösterdiğini söyledi.

Önemli olan sadece istihdam değil, nitelikli istihdam

Donohoe, iş gücü piyasalarının başarısının yalnızca oluşturulan iş sayısıyla değil, bu işlerin niteliği, sürdürülebilir gelir sağlaması, kariyer gelişimine imkân vermesi ve verimliliği artırmasıyla ölçülmesi gerektiğini vurguladı.

Son yıllarda küresel ekonomik yavaşlama ve artan yaşam maliyetlerinin, "nitelikli istihdam" konusunu dünya genelinde politika yapıcıların en önemli gündem maddelerinden biri haline getirdiğini belirtti.

Dünya Bankası'nın sağlık, turizm ve tarım gibi yüksek katma değerli sektörlerde kaliteli istihdamın artırılması için hükümetlerle birlikte çalıştığını ifade eden Donohoe, özel sektör yatırımlarını teşvik edecek düzenleyici çerçevenin güçlendirilmesine de destek verdiklerini söyledi.

Suudi Arabistan'ın bu alanda ileri düzey bir örnek oluşturduğunu belirten Donohoe, Riyad'daki Bilgi Merkezi'nin yalnızca deneyim paylaşımı için değil, iş kalitesini ve verimliliğini artıracak politika geliştirme açısından da önemli bir platform olacağını ifade etti.

Yeni dönemin lokomotifi özel sektör

Donohoe'ya göre kaliteli istihdamın artırılması, özel sektörün yatırım ve büyümenin ana motoru haline gelmesine bağlı.

İstihdam artışının gelecekte kamu harcamalarından ziyade özel sektör yatırımları sayesinde sürdürülebileceğini belirten Donohoe, Dünya Bankası analizlerinin Suudi özel sektörünün halihazırda birçok stratejik alanda önemli rol üstlendiğini ortaya koyduğunu söyledi.

Bununla birlikte, önümüzdeki dönemde özel sektörün yatırımlarını büyütmesi ve yeni istihdam oluşturabilmesi için daha fazla teşvik mekanizmasına ihtiyaç bulunduğunu ifade etti.

"Hiçbir ülke, ne kadar zengin olursa olsun, her şeyi yalnızca kamu sermayesiyle gerçekleştiremez." diyen Donohoe, Dünya Bankası'nın hükümetlerle birlikte yatırımcı güvenini artıracak ve uzun vadeli özel sermaye yatırımlarını teşvik edecek düzenlemeler üzerinde çalıştığını belirtti.

Donohoe, bunun 2030 Vizyonu'nun en güçlü yönlerinden biri olduğunu, çünkü Suudi Arabistan'ın özel sektörün ekonomik büyümede daha büyük rol üstlenmesine olanak sağlayan yatırım ortamını ve altyapıyı başarıyla oluşturduğunu ifade etti.

Küresel belirsizliklere rağmen dirençli büyüme

Suudi Arabistan'daki yapısal reformlar, jeopolitik ve ticari gerilimlerin küresel ekonomiyi zorladığı bir dönemde hayata geçiriliyor.

Dünya Bankası'nın tahminlerine göre bölge ekonomisinin büyüme beklentisi, çatışmaların ekonomik etkileri nedeniyle yaklaşık yüzde 4 seviyesinden yüzde 1,5-2,5 aralığına gerilemiş durumda.

Buna rağmen Donohoe, Suudi ekonomisinin tedarik zinciri sorunları, enflasyon baskısı ve küresel gıda fiyatlarındaki artış gibi olumsuzluklara karşı güçlü bir dayanıklılık sergilediğini söyledi.

Sağlık, eğitim ve istihdam alanlarında dayanıklılığın güçlendirilmesinin ekonomilerin zaman içinde şokları absorbe edebilmesini sağlayacağını belirten Donohoe, Suudi Arabistan'ın bilgi, inovasyon ve özel sektör ortaklığına dayalı yaklaşımı sayesinde küresel dönüşümlere uyum sağlayabilen esnek bir ekonomik model geliştirdiğini ifade etti.

Donohoe, bu nedenle Suudi Arabistan'ın artık yalnızca iş gücü piyasası ve ekonomi alanındaki başarılarıyla değil, diğer ülkelerin de yararlanabileceği bir kalkınma modeli sunmasıyla öne çıktığını sözlerine ekledi.


Asya Altyapı Yatırım Bankası yetkilisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Yapay zekâ, altyapı finansmanının haritasını yeniden çiziyor

Pekin’deki Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) binasının önünden geçen bir adam (AFP)
Pekin’deki Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) binasının önünden geçen bir adam (AFP)
TT

Asya Altyapı Yatırım Bankası yetkilisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Yapay zekâ, altyapı finansmanının haritasını yeniden çiziyor

Pekin’deki Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) binasının önünden geçen bir adam (AFP)
Pekin’deki Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) binasının önünden geçen bir adam (AFP)

Dünya genelindeki kalkınma finansmanı kuruluşları; dijital altyapı, enerji ve yapay zekâ alanlarındaki yatırım ihtiyaçlarının genişlemesiyle yeni bir dönemeçle karşı karşıya bulunuyor. Uluslararası tahminler, önümüzdeki yıllarda trilyonlarca dolarlık bir finansman açığı yaşanacağına işaret ediyor. Hükümetlerin bu yatırımların maliyetini tek başına karşılayamaz hale gelmesiyle birlikte, özellikle yükselen ekonomilerde stratejik projelerin uygulanmasını hızlandırmak adına çok taraflı finans kuruluşları, varlık fonları ve özel sermaye arasındaki ortaklıklara olan bağımlılık giderek artıyor.

Bu kapsamda, 100’den fazla üyesi bulunan Asya Altyapı Yatırım Bankası’nın (AIIB) Baş Yatırım Sorumlusu Konstantin Limitovskiy, kalkınma finansmanının önümüzdeki on yılına yapay zekâ, varlık fonları ve modern altyapıdan oluşan üç temel itici gücün kesişim noktasının yön vereceğini belirtti. Limitovskiy, çok taraflı finans kuruluşlarının sermaye seferber etme, yatırıma uygun projeler hazırlama ve daha sürdürülebilir bir altyapıya dönüşümü destekleme konularında daha büyük bir rol oynaması gerekeceğini vurguladı.

Altyapı, geleneksel kavramın ötesine geçiyor

Şarku’l Avsat’a konuşan Limitovskiy, altyapı kavramının artık yalnızca yol, liman, havalimanı, su ve enerji şebekeleriyle sınırlı kalmadığını; fiber optik ağlar, denizaltı kabloları, veri merkezleri ve akıllı lojistik hizmetlerinin yanı sıra esnek enerji şebekeleri ile dijital sistemleri de kapsayacak şekilde genişlediğini belirtti.

Limitovskiy, bu alanların ekonomik büyümeyi hızlandırmada, kaynak kullanım verimliliğini artırmada ve toplumlara sunulan hizmetlerin kalitesini yükseltmede kritik bir rol oynamaya başladığını ifade etti. Teknolojik yeniliklerin, modern ekonomilerin büyüme rotalarını yeniden şekillendirdiğini; altyapı projelerinin planlama, inşa ve işletme yöntemlerini değiştirdiğini dile getirdi.

Yeni nesil altyapının sadece toplumları birbirine bağlamakla kalmayacağını, aynı zamanda performans, verimlilik, esneklik ve sürdürülebilirliği artırmaya odaklanacağını açıklayan Limitovskiy, bu durumun dijital uçurumun kapatılmasına ve daha fazla bireyin modern ekonomi fırsatlarından yararlanmasına katkı sağlayacağını vurguladı.

Yapay zekânın bu dönüşümün en önemli itici güçlerinden biri olduğunu belirten Limitovskiy, yapay zekâ kullanımının yaygınlaşmasının; bilgi işlem kapasitesine, veri depolamaya, güvenilir elektrik kaynaklarına, güvenlik ve koruma sistemlerine olan talebi artırdığına dikkat çekti. Dijital ekonominin temel altyapısının yüksek miktarda elektrik ve su tüketen varlıklara dayandığını ekleyen Limitovskiy, bu durumun projelerin daha ilk aşamalarından itibaren sürdürülebilirliği gözeten finansman metodolojilerinin benimsenmesini zorunlu kıldığını ifade etti.

Dijital uçurumun genişlemesinin getirdiği riskler

Limitovskiy, bağlantı ve dijital altyapı sorunları çözülmediği takdirde yapay zekâ devriminin ülkeler arasındaki mevcut uçurumları daha da derinleştirebileceği konusunda uyarıda bulunarak, birçok gelişmekte olan ekonominin dijital hizmetlere erişim ve bu hizmetlerin maliyetini karşılama hususunda hâlâ zorluklar yaşadığına dikkat çekti.

sderrtbht
Asya Altyapı Yatırım Bankası’nın (AIIB) Baş Yatırım Sorumlusu Konstantin Limitovskiy

Limitovskiy, AIIB’nin rolünün, uygun standartları uygulayarak, riskleri yapılandırarak ve daha fazla sermaye çekerek bu projelere yönelik artan talebi finanse edilebilir yatırım fırsatlarına dönüştürmek olduğunu belirtti. Ayrıca, veri merkezlerinde enerji ve su tüketim verimliliğine odaklanılması gerektiğini vurguladı.

Hükümet bütçelerinin tek başına gelecekteki altyapı ihtiyaçlarını finanse etmeye yetmeyeceğini ekleyen Limitovskiy, bu durumun karmaşık riskleri üstlenme ve yapılandırma yeteneğine sahip, uzun vadeli bir sermaye kaynağı olarak varlık fonlarının önemini artırdığını ifade etti.

Körfez bölgesinin bu bağlamda özel bir öneme sahip olduğuna işaret eden Limitovskiy, bölgenin uzun vadeli kurumsal sermaye bolluğu ile teknoloji destekli, sürdürülebilir ve sınırlar arası bağlantıya uygun altyapı ihtiyacını bir arada barındırdığını açıkladı. Limitovskiy, AIIB’nin üye ülkelerin ihtiyaçları ile Körfez’in stratejik nitelikteki sermayesi arasında bir köprü görevi görebileceğini sözlerine ekledi.

Sonraki aşama

Limitovskiy, AIIB’nin önümüzdeki dönemdeki rolünün üç temel eksene dayandığını açıkladı. Bu eksenler; altyapı talebini uygulanabilir projelere dönüştürmeyi, özel sermayeyi çekmek için anlaşmaları yapılandırıp riskleri dağıtmayı ve teknolojik gelişmelerin hızla yaşandığı sektörlerde uzun vadeli standartlar belirlemeyi kapsıyor.

Limitovskiy, çok taraflı finansmanın önümüzdeki on yılına yapay zekâ, varlık fonları veya altyapının tek başına yön vermeyeceğini, aksine bunların birbiriyle ne kadar etkili bir şekilde ilişkilendirilebileceğinin belirleyici olacağını ifade ederek sözlerini tamamladı. Limitovskiy, asıl zorluğun teknoloji destekli ve iklim değişikliklerine karşı dirençli kurumsal çerçeveler inşa etmek, aynı zamanda uzun vadeli sermayeyi reel ekonominin ihtiyaçlarına hizmet edecek şekilde geniş ölçekte yönlendirmek olduğunu vurguladı.


ABD Hazine Bakanlığı'ndan İran bağlantılı yeni yaptırımlar

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (AP)
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (AP)
TT

ABD Hazine Bakanlığı'ndan İran bağlantılı yeni yaptırımlar

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (AP)
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (AP)

ABD Hazine Bakanlığı, cuma günü yaptığı açıklamada, İran'a yönelik yeni yaptırımlar uygulandığını duyurdu.

Bakanlığın internet sitesinde yayımlanan açıklamaya göre yaptırımlar, İranlı iş insanı Ali Ansari'nin yanı sıra, Dini Lider Mücteba Hamaney'e, rejimin üst düzey yetkililerine ve Devrim Muhafızları'na hizmet ettiği öne sürülen küresel bir finans ağını hedef aldı.

Açıklamada, Ali Ansari'nin kamu kaynaklarını zimmetine geçirerek bunları yurt dışındaki yatırım ve gayrimenkullere aktarmak amacıyla geniş çaplı bir yapı kurduğu, paravan şirketler ve karmaşık banka hesapları aracılığıyla birçok ülkede mali bir imparatorluk oluşturduğu iddia edildi.

Washington, 2025 yılında faaliyetlerine son verilen Ayandeh Bank'ın eski sahibi ve yöneticisi olan Ansari'yi, kendi şirketleri lehine milyarlarca dolarlık kredi sağlamakla suçladı. ABD Hazine Bakanlığı, bu uygulamaların İran ekonomisine ciddi zarar verdiğini, söz konusu fonların ise Mücteba Hamaney ile rejimin üst düzey yetkililerinden oluşan dar bir çevrenin çıkarına hizmet eden yurt dışı yatırımlarının genişletilmesinde kullanıldığını ileri sürdü.

Yaptırımlar kapsamında ayrıca, Saint Kitts ve Nevis'te kayıtlı Smart Global şirketi de yer aldı. ABD Hazine Bakanlığı, söz konusu şirketin bu varlık ve yatırımların bir bölümünü yönetmek amacıyla kullanıldığını belirtti.

Washington ayrıca, yaptırım listesine üç İran döviz bürosunu da ekledi. ABD'ye göre bu kuruluşlar, yaptırım altındaki İran bankaları adına her yıl milyarlarca dolarlık para transferi gerçekleştiriyor ve işlemlerin gerçek faydalanıcılarını gizlemek amacıyla paravan şirketlerden yararlanıyor.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, ülkesinin "İran'ın dini liderini ve rejimin üst düzey yetkililerini küresel finans sisteminden izole etmek için elindeki tüm araçları kullanmayı sürdüreceğini" söyledi. Bessent, yaptırım kapsamındaki varlıkların "İran halkının yararına korunacağını" ifade etti.

Yaptırımlar uyarınca, listede yer alan kişi ve kuruluşlara ait ABD'deki veya ABD'nin kontrolü altındaki tüm varlıklar dondurulacak. Ayrıca ABD vatandaşı kişi ve kurumların bu kişi ve kuruluşlarla herhangi bir mali işlem gerçekleştirmesi yasaklanırken, onlarla iş yapmayı sürdüren yabancı kuruluşlara da ikincil yaptırımlar uygulanmasının önü açık bırakıldı.