Avrupa ile Çin arasında gerginlik tırmanırken ufukta bir ticaret savaşı görünüyor

Macron, ABD'nin uyguladığı politikalara benzer şekilde stratejik sanayileri korumaya yönelik önlemlerin alınmasını istedi

Ucuz Çin mallarının akını, Avrupa sanayisinin geleceği konusunda endişeleri artırıyor (AFP)
Ucuz Çin mallarının akını, Avrupa sanayisinin geleceği konusunda endişeleri artırıyor (AFP)
TT

Avrupa ile Çin arasında gerginlik tırmanırken ufukta bir ticaret savaşı görünüyor

Ucuz Çin mallarının akını, Avrupa sanayisinin geleceği konusunda endişeleri artırıyor (AFP)
Ucuz Çin mallarının akını, Avrupa sanayisinin geleceği konusunda endişeleri artırıyor (AFP)

Kifaye Euler

Avrupa, Çin’den gelen ucuz malların artan akışına ve bunun özellikle otomotiv, kimya ve yeşil teknoloji sektörlerinde Avrupa sanayisi için oluşturduğu doğrudan tehdide yönelik Avrupa Birliği içindeki endişelerin tırmanmasıyla birlikte, Çin ile giderek daha şiddetli bir ticaret çatışmasına doğru ilerliyor.

Gerginliğin tırmanışına işaret eden bir gelişme olarak, Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Avrupa'nın Çin'e bağımlılığını ‘kemoterapi’ gerektiren bir hastalığa benzeterek, bu bağımlılıktan kurtulmanın acı verici, ancak gerekli olacağını söyledi.

Kallas’ın sözleri, AB'nin ABD'den sonra en büyük ikinci ticaret ortağı olan Pekin'e karşı Brüksel'in tutumunda belirgin bir değişimi yansıttı. Avrupalı liderler ve şirketler, Çin'in daha saldırgan ticaret politikaları benimsemesi ve Avrupa'ya yapılan Çin ithalatının keskin bir şekilde artmasıyla, Çin'in endüstriyel hakimiyetinin hızla genişlediği bir dönemde Çin ürünlerine bağımlı olmaktan giderek daha fazla endişe duyuyor.

Brüksel'deki Bruegel Ekonomi Araştırma Merkezi Direktörü Jeromin Zettelmeyer, bazı Avrupa endüstrilerinin yakın zamanda çökeceğine dair endişelerin artmasıyla Avrupa'nın bir ‘panik havasına’ doğru sürüklendiğini söyledi.

Zettelmeyer, özellikle yerel şirketlerin düşük maliyetli Çin ürünleriyle rekabet edememesi nedeniyle, Avrupa'nın sanayi tabanının geleceğine yönelik tehlike hissinin giderek arttığını da sözlerine ekledi. Buna karşın Avrupa'nın endişeleri Çin'den öfkeli tepkilerle karşılanıyor. Çinli yetkililer, Pekin'in Avrupa Birliği'nin uygulayabileceği herhangi bir korumacı önlemi yanıtlayacağı konusunda uyardı.

Avrupa'da Çin'in endüstriyel etkisini sınırlamak için alınan katı önlemler

Dünya liderleri, önümüzdeki ay Fransa'nın Evian kentinde düzenlenecek G7 Zirvesi’nde küresel ekonomik dengesizlikleri ele almaya hazırlanırken, bu gerginliğin önümüzdeki haftalarda daha da tırmanması bekleniyor. Ayrıca, kısa bir süre sonra yapılacak AB liderleri toplantısında da Çin, ana gündem maddelerinden biri olacak.

AB'nin yürütme organının, Çin'in Avrupa'daki endüstriyel etkisini sınırlamak için daha sert adımlar atmanın önünü açabilecek yeni Çin politikalarını tartışması planlanıyor.

Avrupalı yetkililer, ticari dengesizlikleri gidermek için Çin ile iş birliğine dayalı çözümler bulma isteklerini dile getirmeye devam etseler de Brüksel, Çin'in hassas sektörlerdeki genişlemesini sınırlamak için daha güçlü endüstriyel ve ticari önlemler almayı da değerlendiriyor.

Ancak, politikacıların ve şirketlerin Çin'in misilleme önlemlerinden duydukları endişelerin yanı sıra, Avrupa tüketicilerinin özellikle elektrikli otomobiller olmak üzere daha ucuz Çin mallarına olan bağımlılığının artması nedeniyle, Çin'e olan bağımlılığı azaltmak Avrupa için son derece karmaşık bir görev olarak görünüyor.

Avrupa, AB'nin daha önce uygulamaya koymaya çalıştığı gümrük vergileri ve önlemlere rağmen, Çin menşeli elektrikli otomobillerin akışını sınırlamakta hâlâ zorlanıyor.

Brüksel'deki Mercator Çin Araştırmaları Enstitüsü’nde (MERICS) araştırmacı olan Rebecca Arcesati, New York Times (NYT) gazetesine verdiği demeçte, Avrupalı liderlerin, özellikle Pekin'in karşı önlemlerle yanıt vermesi durumunda, Çin'in ticari akışına karşı koymalarını zorlaştıran siyasi ve seçim baskısıyla karşı karşıya olduklarını söyledi.

Arcesati,, Avrupa'nın siyasi ve ekonomik sistemlerinin, Çin'in mevcut endüstriyel yükselişi gibi büyük bir zorlukla başa çıkmak için tasarlanmadığını da sözlerine ekledi.

Çin'in ticaret fazlası rekor seviyelere ulaştı

Son yıllarda Çin, özellikle emlak sektöründeki krizin Pekin'i ekonomik büyüme için yeni itici güçler aramaya itmesinin ardından, fabrikalarının ve şirketlerinin kapasitesini artıran kapsamlı devlet desteği ve sanayi programlarına güvendi.

ABD'nin Çin mallarına uyguladığı gümrük vergileri, Çinli şirketleri Avrupa gibi alternatif pazarlara ihracatını yoğunlaştırmaya itti.

Bu yılın ilk çeyreğinde Çin'in Avrupa'ya yaptığı ithalat önemli ölçüde artarken, gümrük verileri, Çin'in elektrikli otomobillerinin Avrupa pazarlarına akınıyla birlikte Çin'in AB ile olan ticaret fazlasının yeni rekor seviyelere ulaştığını gösterdi.

Bu artış, Çinli otomobil şirketlerinin Çin'deki iç talepteki yavaşlamayla karşı karşıya kaldığı bir dönemde gerçekleşti. Bu durum, şirketleri Avrupa'da güçlü bir şekilde genişlemeye itti. Bu gelişme, Ortadoğu'daki savaşın yol açtığı yakıt fiyatlarındaki artış nedeniyle Avrupalı tüketicilerin elektrikli araçlara yönelmesiyle aynı zamana denk geldi.

AB, 2025 yılında Çin ile yaklaşık 418 milyar dolarlık ticaret açığı kaydetmişti.

Bu durum, özellikle geleneksel olarak otomotiv ve kimya endüstrilerine dayanan, ancak şu anda Çinli rakiplerle rekabet edemediğini gören Almanya’da, Avrupa endüstrileri ve bu sektörlerde çalışanlar için giderek artan bir tehdit oluşturmaya başladı.

Bu endişelerin artmasıyla birlikte Avrupa, Çin'in endüstriyel hakimiyetinin kontrol edilemez hale gelmeden önce Çin ile ekonomik ilişkilerin yeniden şekillendirilmesi gerektiği yönündeki tartışmaların artmasıyla, endüstrilerini korumak için giderek daha sert bir söylem ve daha cesur fikirler benimsedi.

Çin'in Avrupa'ya Mesajı: “Bizi Sınamayın!”

Bir süredir Çin'e yönelik eleştirileriyle tanınan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise, AB’yi, ABD'nin hayati sektörlerini desteklemek için uyguladığı politikalara benzer şekilde stratejik sanayileri korumaya yönelik önlemler almaya çağırdı.

Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Avrupalı liderler arasında Çin'e karşı en açık tutumu sergileyenlerden biri olarak görülen İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ise, Çin'e yaptığı son ziyaret sırasında, ‘Avrupa'nın kendini kapatmak zorunda kalmaması için Çin'in daha fazla açılması’ gerektiğini söyledi.

İspanya, en azından ilk aşamada Fransa, İtalya, Litvanya ve Hollanda'ya katılarak, Avrupa Birliği'ni yeni ticari araçlarla güçlü bir şekilde yanıt vermeye çağıran bir belge hazırladı. Belge, Çin'i isim olarak anmasa da ‘sistematik ve yapısal bir sanayi fazlasından’ şikayet eden ticaret ortaklarını eleştirdi.

Dış İlişkiler Konseyi'nden (CFR) ekonomist Brad Setser, birçok Avrupalı liderin misillemeye yönelik tedbirler almasından korktuğu için Çin'e karşı temkinli davrandığını, ancak iş ve sanayi kapasitesi kaybına dair endişelerin, Almanya da dahil olmak üzere, bu kaygının önüne geçebileceğini belirtti.

Pekin, geçtiğimiz nisan ayında yetkililere şirket kayıtlarını inceleme, çalışanları sorgulama ve hatta tedarik zincirlerinin ülke dışına taşınmasına yardımcı oldukları düşünülen üst düzey yöneticilerin Çin'den ayrılmasını engelleme gibi geniş yetkiler veren kuralları açıkladı.

Çin'deki Avrupa Birliği Ticaret Odası’nın (EUCCC) yaptığı son değerlendirmeye göre bu adım Avrupa ekonomisine benzeri görülmemiş bir zarar verebilir.

Araştırma şirketi Rhodium Group Avrupa-Çin ilişkileri Noah Barkin, Pekin'in, Washington ile Brüksel arasındaki anlaşmazlıkların tırmanmasıyla birlikte, ticaret politikalarına karşı Batı cephesinin daha az sağlam hale geldiğini hissettiğini düşünüyor.

Barkin, Çin'in Avrupa'ya verdiği mesajın ‘en yakın müttefikiniz artık eskisi gibi değil, Amerikalılar bile bizimle istikrar arıyor, bu yüzden bizi sınamayın’ olduğunu söyledi.



Altın, ABD enflasyon verileri öncesinde 4 bin 160 dolar seviyelerinde yatay seyrediyor

Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
TT

Altın, ABD enflasyon verileri öncesinde 4 bin 160 dolar seviyelerinde yatay seyrediyor

Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)

Altın fiyatları, yatırımcıların ABD Merkez Bankasının (FED) para politikasının seyrine ilişkin ipuçları aradığı ABD enflasyon verilerinin günün ilerleyen saatlerinde açıklanması beklentisiyle bugün yatay seyretti. FED yetkililerinin faizlerin daha da artırılmasının gerekip gerekmediğine ilişkin farklı açıklamaları da piyasaların odağında yer aldı.

Spot altın, ons başına 4 bin 159 dolar civarıda sabit kalırken, aralık vadeli ABD altın vadeli işlemleri yüzde 0,1 artışla 4 bin 182,60 dolara yükseldi.

Taste Life Küresel Makroekonomi Başkanı Ilya Spivak, altın fiyatlarının belirli bir bantta sınırlı hareket etmeyi sürdürdüğünü belirtti. Spivak, petrol fiyatlarındaki yükselişe rağmen altının değerini koruyabilmesinin, yükselişini sürdürmek için yeni bir katalizör arayışında olduğuna işaret edebileceğini belirtti.

Jeopolitik gelişmeler cephesinde Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, Dahran kentinde Saudi Aramco’ya ait bir idari binanın saldırıya uğradığını açıkladı. İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan arasında artan gerilimle eş zamanlı gerçekleşen gelişmeler, bugün petrol fiyatlarının yükselmesine yol açtı.

Para politikası konusunda ise New York FED Başkanı John Williams, enflasyonu düşürmek amacıyla merkez bankasının bu yıl faizleri bir kez daha artırmasının gerekebileceğini yineledi. Buna karşılık FED Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller, ABD tahvil getirilerindeki son yükselişin enflasyon beklentilerindeki artıştan değil, ekonomik büyümenin gücünden kaynaklandığını belirtti. Waller, enflasyon beklentilerinin istikrarlı seyrini koruduğunu ifade etti.

Piyasalar, ABD Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verisinin bugün 12.30’da açıklanmasını bekliyor. Üretici fiyatları ve perakende satış verileri ise yarın yayımlanacak. Spivak’a göre ekonomik ivmenin zayıfladığına işaret eden veriler, yatırımcıların yeni faiz artışlarına ilişkin beklentilerini azaltabilir ve bu durum altın fiyatlarını destekleyebilir.

CME Group bünyesindeki FedWatch aracına göre piyasalar, ABD faizlerinin bu ay artırılması ihtimalini yaklaşık yüzde 23, aralık ayında artırılması ihtimalini ise yüzde 88 olarak fiyatlıyor.

Getiri sağlamayan altın, faiz oranlarının düşmesinden genellikle olumlu etkileniyor. Buna karşılık yüksek faiz oranları, getiri sağlayan varlıkları daha cazip hâle getirerek altının yatırımcılar açısından çekiciliğini azaltıyor.

Diğer değerli metallerde ise spot gümüş yüzde 0,6 düşüşle ons başına 59,11 dolara geriledi. Platin bin 664,19 dolarda yatay seyrederken paladyum yüzde 0,4 artışla bin 130,81 dolara yükseldi.


Uluslararası Enerji Ajansı: Dizel kıtlığı 2027 yılına kadar sürebilir

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
TT

Uluslararası Enerji Ajansı: Dizel kıtlığı 2027 yılına kadar sürebilir

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) bugün yayımladığı aylık petrol piyasası raporunda, stokların önemli ölçüde azalması ve kış aylarındaki talep zirvesi öncesinde üretime getirilen kısıtlamalar nedeniyle dizel yakıt arzındaki sıkıntının gelecek yıla kadar devam edebileceğini bildirdi.

Dizel yakıt rafinaj kâr marjları, eylül ayında varil başına yaklaşık 95 dolarla rekor seviyeye ulaştı. ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşla bağlantılı saldırıların yol açtığı rafinaj kapasitesi düşüşü nedeniyle üretim de keskin biçimde geriledi.

IEA, “Dizel piyasaları ciddi baskı altında kalmaya devam ediyor. Uzun süreli arz kesintileri, rafinerilerin sonbahardaki bakım çalışmaları ve kış aylarındaki talep zirvesi öncesinde, normalde stokların artırılması gereken bir dönemde stoklardan çekilmesine yol açtı” açıklamasında bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump, cuma günü Rusya’nın küresel piyasalara dizel yakıt tedarik etmeyi kabul ettiğini açıklayarak bir ilke imza attı. Trump, yönetiminin Moskova’yı Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşta kullanabileceği gelirlerden mahrum bırakmak amacıyla uygulamaya konulan Rus yakıtına yönelik ABD yaptırımlarını geçici olarak kaldırdığını söyledi.

Trump, Cumhuriyetçi ve Demokrat partilerden bazı Kongre üyelerinin anlaşmanın, Moskova Ukrayna’ya yönelik saldırılarını sona erdirene kadar Rus enerji ürünlerinin ithalatını yasaklayan ABD yasasına aykırı göründüğünü dile getirmelerine rağmen Rusya ile yapılan ‘dizel anlaşmasını’ savundu.

Rus petrolü ihracatına yönelik yaptırımların kaldırılmasının yüksek yakıt fiyatlarının düşürülmesine yardımcı olacağını belirten Trump’ın açıklamalarına bazı analistler şüpheyle yaklaştı. Analistler, Rusya’nın önümüzdeki üç ay boyunca sağlayacağını belirttiği dizel miktarının fiyatlar üzerinde kayda değer bir etki yaratmaya yetmeyeceğini savundu. Söz konusu miktarın, küresel yakıt tüketiminin yalnızca yaklaşık 12 saatlik bölümüne karşılık geldiği belirtildi.

Dizel fiyatları dünya genelinde rekor seviyelere yükselerek ABD’de galon başına 6,5 doları aştı. Fiyatlar, ABD ile Rusya arasında ‘dizel anlaşmasının’ duyurulmasının ardından ise bir miktar geriledi.


IMF: Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların etkileri tüm dünyaya yayılabilir

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
TT

IMF: Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların etkileri tüm dünyaya yayılabilir

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, Suudi Arabistan’a yönelik son saldırıların, ülke ekonomisinin bölge ve küresel piyasalar açısından taşıdığı önem ve Ortadoğu’da enerji arz güvenliğine ilişkin risklerin artması nedeniyle dünya genelinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası’nın Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen basın toplantısında, “Suudi Arabistan ekonomisi bölge ve dünya için önemli” diyerek,  son gelişmelerin “herkesi, dünyanın her yerinde etkileyebilecek olası olumsuz sonuçlar” doğurabileceğini ifade etti.

Uyarı, bölgedeki enerji akışları ve deniz taşımacılığının baskı altında olduğu bir dönemde yapıldı. Tedarik zincirlerinde yaşanabilecek aksaklıkların, özellikle petrol ve doğal gaz ithalatına bağımlı ekonomilerde enerji maliyetleri, ticaret ve ekonomik faaliyetler üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği belirtiliyor.

IMF’nin dün yayımladığı tahminler de bölgedeki aksaklıkların ekonomiler üzerindeki olası etkilerinin boyutuna işaret ediyor. Fon, Ortadoğu ve Orta Asya ekonomilerinin 2026’da yüzde 0,3 daralmasını, 2027’de ise yüzde 6,3 büyümesini bekliyor. Bu görünüm, mevcut krizin yarattığı baskıların yanı sıra krizin hafiflemesi ve enerji ile ticaret akışlarının yeniden toparlanmasıyla öngörülen ekonomik iyileşmeyi yansıtıyor.

Bölge ekonomileri üzerindeki olası etkilerin, deniz taşımacılığındaki aksaklıklara maruz kalma düzeyine ve ihracatın sürdürülebilirliğine bağlı olarak farklılık göstermesi bekleniyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Suudi Arabistan’a ilişkin büyüme tahminini 2027 yılı için yükselten IMF, temmuz ayında yüzde 2,4 ve nisanda yüzde 3,4 olarak açıkladığı tahminini yüzde 7,9’a çıkardı. Fon, Suudi Arabistan ekonomisinin 2026’daki daralmasına ilişkin tahminini ise temmuz ayındaki yüzde 5 ve nisan ayındaki yüzde 6,4 seviyelerinden yüzde 3,3’e indirdi.

Bu görünüm, deniz taşımacılığındaki aksaklıkların hafiflemesiyle üretim ve ihracatın yeniden ivme kazanacağı beklentisini yansıtıyor. Bununla birlikte toparlanmanın hızı ve boyutu, güvenlik koşullarındaki gelişmelere ve enerji ile ticaret akışlarının normale dönmesine bağlı olacak. Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı ise bütçeye ilişkin ön açıklama metninde, 2027 yılı için yüzde 12,8’lik daha yüksek bir büyüme öngörüsüne yer verdi.