Suudi Arabistan ile Rusya arasındaki ekonomik ilişkiler, enerji piyasalarındaki geleneksel iş birliği çerçevesini aşarak yatırım, teknoloji, sanayi ve uzay alanlarını da kapsayan çok boyutlu bir ortaklığa doğru ilerleyen stratejik bir dönüşüm sürecine girdi. Bu gelişme, iki ülke arasında artan koordinasyonun küresel ekonomi dengeleri içindeki etkisini güçlendirirken, son derece dalgalı bir jeopolitik ortamda enerji piyasalarına daha fazla istikrar kazandırıyor.
İkili ilişkilerdeki bu ivme, Suudi Arabistan’ın St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu’nda ana onur konuğu olarak öne çıktığı bir döneme denk geldi. Bu durum, Riyad’ın büyük uluslararası ekonomik etkinliklerdeki güçlü varlığını ortaya koyarken, aynı zamanda Riyad ile Moskova arasındaki karşılıklı güven düzeyini de teyit etti. Forum, yatırım, teknoloji ve sanayi alanlarında iş birliğini daha da genişletecek çok sayıda anlaşma ve mutabakat zaptının imzalanmasına zemin hazırlayarak, ortaklığın daha stratejik bir seviyeye taşınmasına katkı sağladı.
Ekonomi uzmanlarına göre Suudi-Rus ortaklığı artık yalnızca iki ülke arasındaki sınırlı bir ilişki olmaktan çıkmış durumda. Bu ortaklık, özellikle enerji piyasalarında sağladığı istikrar ve ekonomik çeşitlendirme çabalarına verdiği destekle, uluslararası ekonomik sistemde dengeleyici bir unsur haline geldi. Bu durum, Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 hedefleriyle uyumlu şekilde petrol dışı sektörlerin payını artırma ve bilgi transferini yerelleştirme hedeflerine de katkı sunuyor.
Bu bağlamda, Suudi Arabistan Şura Meclisi üyesi Fadl bin Saad el-Buaynin, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan’ın son yıllarda ekonomik ilişkilerini denge ve farklı küresel ekonomik güçlere açıklık ilkeleri temelinde yeniden şekillendirdiğini belirtti. El-Buaynin, Rusya’nın enerji piyasalarındaki ağırlığı nedeniyle önemli bir ortak olduğunu, bu nedenle Moskova ile iş birliğinin güçlendirilmesinin iki ülkenin çıkarlarına hizmet eden ve küresel piyasa istikrarını artıran stratejik bir tercih olduğunu ifade etti.
El-Buaynin, Riyad ile Moskova arasındaki koordinasyonun gerek ikili düzeyde gerekse OPEC+ ittifakı çerçevesinde petrol piyasalarında belirgin bir denge sağladığını ve jeopolitik gerilimlerin yol açtığı sert dalgalanmaları azalttığını vurguladı. Bu iş birliği modelinin yalnızca enerji sektöründe değil, daha geniş ekonomik ve kalkınma alanlarında da etkinliğini kanıtladığını söyledi.
Son dönemde St. Petersburg Ekonomi Forumu kapsamında üzerinde uzlaşılan başlıca iş birliği alanlarının ekonomi, enerji, gıda güvenliği, savunma sanayii ve teknoloji olduğunu belirten el-Buaynin, ayrıca iki ülke arasında seyahat ve hareketliliğin kolaylaştırılmasına yönelik önemli anlaşmaların da hayata geçirildiğini kaydetti.
Madencilik, teknoloji ve uzay alanlarının ikili iş birliğinde temel sütunlar olduğuna dikkat çeken el-Buaynin, bu alanların her iki taraf için de stratejik önem taşıdığını ifade etti. Madencilik sektörünün Suudi Arabistan’da en gelecek vaat eden alanlardan biri olduğunu ve ekonomik çeşitlendirme hedefleri kapsamında öncelik taşıdığını belirterek, bu alanın Rusya ile ortak çalışma için önemli bir kesişim noktası oluşturduğunu söyledi. Ayrıca yapay zekâ, dijital dönüşüm ve uzay teknolojileri gibi teknik iş birliği alanlarının da Vizyon 2030 çerçevesinde yüksek değerli geleceğin sektörleri arasında yer aldığını vurguladı.
El-Buaynin, anlaşmalar aşamasından uygulama sürecine geçişin önemine dikkat çekerek, bu mutabakatların hayata geçirilmesindeki kararlılığın somut ekonomik etkiler yaratacağını ve önümüzdeki dönemde iş birliğine daha fazla ivme kazandıracağını, bunun da iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı güçlendireceğini ifade etti.
Nitelikli ikili iş birliği
Suudi Arabistan’ın güneyindeki Cizan’da bulunan eş-Şuruk Ekonomik Araştırmalar Merkezi Başkanı Dr. Abdurrahman Başen, Suudi Arabistan ile Rusya arasında ikili iş birliğinin mümkün olan en üst seviyeye çıkarılmasına yönelik giderek artan bir eğilim bulunduğunu belirterek, bunun nitelikli bir ekonomi ve sanayi entegrasyonu için sağlam bir zemin oluşturduğunu ifade etti. Başen, bu sürecin aynı zamanda bölgede ve Avrupa’da yaşanan jeopolitik zorluklara karşı ortak bir yol haritası oluşturduğunu, bunun da bölgesel ve küresel düzeyde daha fazla ekonomik istikrarın korunmasına katkı sağladığını söyledi.
Şarku’l Avsat’a konuşan Başen, Riyad ile Moskova arasındaki ilişkilerin son dönemde çeşitli alanlarda hızlanan bir ivme kazandığını, bunun da geçmiş yıllarda imzalanan bir dizi anlaşmanın devamı niteliğinde olduğunu ifade etti. Ayrıca iki ülke arasındaki OPEC+ ittifakı çerçevesindeki düzenli koordinasyonun, küresel enerji piyasalarının istikrarına katkı sunduğunu, özellikle ABD-İran savaşı gibi jeopolitik gerilimlerin etkilerinin hissedildiği bir dönemde bu iş birliğinin öneminin arttığını belirtti. Başen, teknoloji, sanayi, uzay ve uydu teknolojileri alanlarında da iş birliğine yönelik eğilimin güçlendiğini vurguladı.

Başen’e göre, Vizyon 2030 kapsamında yer alan birçok program, Rusya ile kurulan ortaklıklarla geniş bir uyum ve entegrasyon imkânı buldu. İkili iş birliğinin artık uzun vadeli stratejik bir çizgiye oturduğunu belirten Başen, bunun hem siyasi hem ekonomik boyut taşıdığını ve hızla değişen jeopolitik koşullar içinde yeni bir gerçeklik oluşturduğunu söyledi. Bu sürecin ekonomik çeşitlendirme ve siyasi istikrar açısından daha geniş bir alan açtığını da ifade etti.
Ayrıca Başen, Suudi-Rus Ortak Hükümet Komitesi’nin bugüne kadar toplam değeri 70 milyar doları aşan 70’ten fazla ortak projenin hayata geçirilmesine katkı sağladığını belirtti. St. Petersburg Ekonomi Forumu kapsamında iki ülke arasında imzalanan 13 anlaşma ve mutabakat zaptının, ekonomik çeşitliliği artırma, ortak yatırımları genişletme ve ileri teknoloji transferini yerelleştirme yönünde net bir iradeyi ortaya koyduğunu ifade etti. Başen, bu gelişmelerin iki ülkenin küresel ve bölgesel düzeyde daha güçlü bir konum elde etmesine yardımcı olacağını ve siyasi istikrarı destekleyen daha dengeli uluslararası ilişkilerin inşasına katkı sağlayacağını söyledi.
Riyad ve Moskova ekonomik istikrarı sağlıyor
Suudi Arabistan Ticaret Odaları Federasyonu eski başkanı Mühendis Abdullah el-Mebti, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan ile Rusya arasında piyasadaki arz-talep dengesini düzenlemek amacıyla üretimin artırılması veya azaltılmasına ilişkin ortak kararlar üzerinden tam ve sürekli bir koordinasyon bulunduğunu, bunun hem üreticilerin hem de tüketicilerin çıkarına uygun adil fiyatların oluşmasını sağladığını ifade etti. El-Mebti, bu iş birliğinin öneminin, iki ülkenin dünyanın en büyük petrol üreticileri ve ihracatçıları arasında yer almasından kaynaklandığını belirtti. Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 kapsamında ekonomik çeşitlendirme, yatırım çekme ve teknoloji transferini yerelleştirme hedeflerinin, Rusya’yı Krallık için uluslararası ilişkilerde dengeli bir yapı kurma çabasında hayati bir ortak haline getirdiğini söyledi.
El-Mebti ayrıca, Suudi-Rus uyumunun petrol fiyatlarında çöküşü ya da ‘kontrolsüz yükselişleri’ önleyen bir güvenlik şemsiyesi oluşturduğunu, iki ülkenin birlikte hareket etmesinin küresel ekonomik durgunluğu engelleyerek enerji arzının güvenli biçimde sürmesini sağladığını ifade etti. Bu koordinasyonun yalnızca enerjiyle sınırlı kalmadığını, küresel ekonomik istikrarı hedefleyen çeşitli ekonomik anlaşmalar yoluyla daha geniş bir çerçeveye yayıldığını da sözlerine ekledi.
Madencilik, teknoloji ve uzay
El-Mebti, madencilik, teknoloji ve uzay alanlarının bugün Suudi-Rus iş birliğinin geleceğini şekillendiren temel sütunlar haline geldiğini belirterek, iki ülkenin ekonomik çeşitlendirmeyi güçlendirmeyi amaçlayan ortak yatırım anlaşmalarını hayata geçirmek için yoğun bir şekilde çalıştığını ifade etti. Bu süreçte bilgi transferine yönelik mutabakatların uygulanması ve iki taraf arasında tedarik zincirlerinin esnekliğinin artırılması da eş zamanlı olarak ilerliyor.
Madencilik sektörüne ilişkin olarak el-Mebti, Rusya’nın özellikle jeolojik etüt ve maden arama faaliyetlerindeki tarihi birikimi ve ileri düzey tecrübesi sayesinde Suudi Arabistan için geniş fırsatlar sunduğunu söyledi. Moskova ile kurulacak ortaklığın, Krallık’taki maden kaynaklarının değerlendirilmesine önemli katkı sağlayacağını ve nadir metaller alanında ortak yatırım imkânlarını genişleteceğini vurguladı. Suudi Arabistan’ın sunduğu büyük ölçekli yatırım fırsatlarının, büyük Rus madencilik şirketleri için de önemli bir çekim merkezi haline geldiğini ifade etti.
Teknoloji alanında ise son gelişmelerin iki ülke arasında özellikle yapay zekâ ve dijital dönüşüm teknolojilerinin entegrasyonuna odaklanan umut verici iş birliği fırsatları oluşturduğunu belirtti. Bu iş birliğinin, Suudi Arabistan’da sanayi ve madencilik sektörlerinin operasyonel verimliliğini ve rekabet gücünü artırmayı hedeflediğini söyledi. Bu bağlamda el-Mebti, Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile Rusya Doğrudan Yatırım Fonu arasındaki stratejik ortaklığın önemine dikkat çekerek, bu yapının ileri teknoloji alanlarına yatırım yapmak ve bu teknolojileri yerelleştirmek amacıyla oluşturulmuş özel yatırım fonları aracılığıyla somutlaştığını ifade etti.
Uzay sektörüne ilişkin olarak da el-Mebti, iki ülke arasındaki tarihi iş birliğinin yeni bir aşamaya geçtiğini belirterek, uzay araştırmalarına yönelik imzalanan anlaşmaların ortak çalışmanın yeni bir çerçevesini oluşturduğunu söyledi. Bu kapsamda Rusya Federal Uzay Ajansı (Roscosmos) ile yürütülen koordinasyonun sürdüğünü, Suudi personelin uzay görevleri için eğitildiğini ve uydu navigasyon sistemlerinin geliştirilmesi ve işletilmesinde teknik ortaklığın devam ettiğini kaydetti.
Yatırımlar ve ticaret
El-Mebti, Riyad ile Moskova arasındaki mevcut ticaret hacminin yaklaşık 4 milyar dolar seviyesinde olduğunu belirterek, Suudi Arabistan’ın önümüzdeki yıllarda Rusya’dan doğrudan yatırımlar kapsamında yaklaşık 1,5 milyar dolarlık bir sermaye çekmesinin beklendiğini ifade etti. El-Mebti, iki ülkenin bu rakamları yeni ortak projeler aracılığıyla sürekli bir büyüme eğilimine taşımayı hedeflediğini, Suudi-Rus İş Konseyi’nin ise ikili ticaret hacmini önümüzdeki yıllarda 12 milyar dolara çıkarma yönünde stratejik bir hedef belirlediğini söyledi.
El-Mebti değerlendirmesinin sonunda, Riyad ile Moskova arasındaki güçlü iş birliğinin küresel ekonomi ve enerji piyasalarının istikrarı açısından vazgeçilmez bir temel oluşturduğunu vurguladı. Bu koordinasyonun arz ve talep dengesini hassas biçimde koruduğunu belirten el-Mebti, ortaklığın genişletilmesinin gıda güvenliğini güçlendirdiğini, teknoloji ve tarım gibi kritik sektörlerde yatırımların çeşitlenmesine katkı sağladığını ifade etti. Ayrıca bu sürecin, jeopolitik dalgalanmaların iki ülkenin ekonomik büyümesine etkisini azalttığını söyledi. El-Mebti, bu iş birliğinin önemini üç ana başlıkta özetleyerek; bunların ‘enerji piyasalarında istikrarın sağlanması, gıda güvenliğinin güçlendirilmesi ve petrol dışı yatırımların belirgin şekilde artırılması’ olduğunu kaydetti.
Köklü bir ortaklık
Suudi ekonomist Dr. İbrahim el-Ömer de yaptığı açıklamada, “Riyad ile Moskova arasındaki ortaklık, petrolden öte küresel ekonomik istikrara uzanan bir çerçeveye sahip. Suudi-Rus ilişkisi artık yalnızca petrol variline bağımlı değil, ancak petrol hâlâ bu ilişkinin omurgasını oluşturmakta” ifadelerini kullandı.
El-Ömer, bu ortaklığın operasyonel boyutuna ilişkin değerlendirmesinde, Suudi Arabistan ve Rusya’nın OPEC+ ittifakının iki temel sütunu olarak sekizli grup kararlarını yönlendirdiğini belirtti. 2025 yılı içinde alınan kararlarla üretim kotalarının günlük yaklaşık 3 milyon varil artırıldığını, bunun küresel talebin yaklaşık yüzde 3’üne denk geldiğini ifade eden el-Ömer, bu artışların kademeli, kontrollü ve gerektiğinde durdurulabilir ya da tersine çevrilebilir nitelikte olduğunu söyledi.
Son dönemdeki krizlere de değinen el-Ömer, ABD-İran savaşı sırasında gerilimin arttığını ve mayıs ayında Hürmüz Boğazı’ndaki tedarik akışlarının bozulduğunu hatırlatarak, üzerinde uzlaşılan üretim artışlarının büyük kısmının Suudi Arabistan ve Rusya tarafından karşılandığını belirtti. Buna göre iki ülke arasındaki koordinasyonun, piyasa dalgalanmalarını sınırlayan, enflasyon baskılarını azaltan ve enerjiye bağımlı ekonomileri jeopolitik şoklardan koruyan bir güvenlik mekanizması işlevi gördüğünü ifade etti.
El-Ömer’e göre bu iş birliğinde ağırlık merkezi giderek klasik emtia ticaretinden sanayi, teknoloji transferi ve bilgi paylaşımına kaymakta. El-Ömer, enerji sektörünün -geleneksel, yenilenebilir ve nükleer tüm boyutlarıyla- halen ön planda olduğunu ancak artık sanayi, madencilik, dijital ekonomi, yapay zekâ ve uzay bilimleri gibi alanlara geniş bir alan açtığını söyledi. Bu çerçevede, Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı’nın Rusya ziyaretinde, 50 bin kilometrekarelik bir alanda maden arama fırsatlarının ele alındığını, ayrıca 1 milyar dolarlık ortak teknoloji platformu kurulması ve Rusya’nın uzay alanındaki tecrübesinden yararlanılarak ortak uzay iş birliğinin geliştirilmesinin gündeme geldiğini aktardı.
El-Ömer, bu gelişmelerin, Suudi-Rus Ortak Hükümet Komitesi tarafından yürütülen kurumsal bir sürecin sonucu olduğunu, komitenin son olarak geçen yıl aralık ayında Riyad’da dokuzuncu toplantısını gerçekleştirdiğini belirtti. İki ülke arasında 70’ten fazla ortak projenin toplam değerinin 70 milyar doları aştığını, petrol dışı ticaret hacminin ise 2016’da 1,84 milyar riyalden (yaklaşık 490,6 milyon dolar) 2024’te 12,5 milyar riyale (yaklaşık 3,3 milyar dolar) yükseldiğini ifade etti. Ayrıca St. Petersburg Ekonomi Forumu kapsamında imzalanan 13 yeni anlaşmanın da bu ivmeyi desteklediğini söyledi.
Değerlendirmesinin sonunda el-Ömer, Riyad ile Moskova arasındaki stratejik iş birliğinin artık yalnızca iki ülkeyi ilgilendiren ikili bir mesele olmaktan çıktığını, küresel sistemde dengeleyici bir unsur haline geldiğini vurguladı. Bu ortaklığın Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 hedeflerine katkı sunduğunu, petrol dışı sektörlerin payını artırdığını ve bilgi ekonomisinin yerelleştirilmesini desteklediğini belirterek, bunun yalnızca bölgesel değil küresel ölçekte ekonomik istikrara katkı sağlayan bir yapı oluşturduğunu ifade etti.

