I. Dünya Savaşı Paris'i “Dünya Başkenti” haline getirdi

Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve Almanya Başbakanı Merkel, 11 Kasım 1918'de Birinci Dünya Savaşı'nı sona erdiren ateşkes anlaşmasının imzalandığı tarihi araçta konuk defterini imzaladılar.
Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve Almanya Başbakanı Merkel, 11 Kasım 1918'de Birinci Dünya Savaşı'nı sona erdiren ateşkes anlaşmasının imzalandığı tarihi araçta konuk defterini imzaladılar.
TT

I. Dünya Savaşı Paris'i “Dünya Başkenti” haline getirdi

Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve Almanya Başbakanı Merkel, 11 Kasım 1918'de Birinci Dünya Savaşı'nı sona erdiren ateşkes anlaşmasının imzalandığı tarihi araçta konuk defterini imzaladılar.
Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve Almanya Başbakanı Merkel, 11 Kasım 1918'de Birinci Dünya Savaşı'nı sona erdiren ateşkes anlaşmasının imzalandığı tarihi araçta konuk defterini imzaladılar.

Birinci Dünya Savaşı’nın acımasızlıklarını sona erdiren ateşkes anlaşması 100 yıl önce, 11 Kasım günü sabah saat 5’te, Paris'in kuzeyindeki Compiegne ormanında Fransız Genelkurmay Başkanı'na ait bir tren vagonunda imzalandı. Savaş kıtalara yayılan birçok cephede yaşanması sebebiyle “Dünya Savaşı” olarak adlandırıldı.

1914-1918 yılları arasında yaşanan savaşa 20 ülke dahil olurken, Orta Avrupa İmparatorlukları İttifakı (Almanya, Avusturya-Macaristan, Osmanlı, Bulgaristan ve diğer ülkeler) ve İtilaf Devletleri (Fransa, İngiltere ve Rusya ardından İtalya, Portekiz ve İtalya ve 1917’de katılan ABD) arasında en az 66 milyon insan savaştan etkilendi. Tarihin en büyük sivil ve askeri kayıplarının yaşandığı savaşta öldürülen, yaralanan ve kayıp olan toplam 38 milyon insan bulunuyor. Savaş ayrıca, kimyasal silahlar ile savaş uçakları ve tankların kullanıldığı ilk “modern savaş” olma özelliği taşıyor.

Soğuk bir kış sabahında Fransız ve Alman askeri heyetleri arasında imzalanan ateşkes anlaşmasıyla üç imparatorluk çöktü. Avrupa, Afrika ve Ortadoğu'daki sınırlar yeniden çizildi. Osmanlı İmparatorluğu parçalandı. Saltanat ve hilafet kaldırıldı. “Milletler Cemiyeti” ortaya çıktı. Amerikan varlığı dünya geneline yayıldı. Rusya'da ilk Komünist rejim kuruldu. Yeni ülkeler doğdu. İkinci Dünya Savaşı’nın tohumları ekildi.

Öte yandan Paris, Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin 100’üncü yıl dönümünü uluslararası bir katılımla anmak istedi. Fransa’nın başkenti üç gün boyunca (Pazar, Pazartesi ve Salı) dünyanın dört bir yanından 98 heyet ve aralarında ABD, Rusya, Avrupa ülkeleri ile çok sayıda Afrika ülkesi ve bazı Arap ülkelerinden 72 liderin katılımıyla devasa küresel bir etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Etkinliğin organizatörleri, ayrıca siyasi, bilimsel ve kültürel dernekler ve şahsiyetlerle sivil toplumun geniş bir katılım göstermesine özen gösterdi. Paris yalnızca şehrin merkezindeki Zafer Takı altında liderlerin bir araya gelerek anma töreni gerçekleştirmesiyle yetinmedi. Üç gün sürecek olan “Paris Barış Forumu”nu da programa dahil etti. Forum, “Barış ve nasıl korunacağı” teması altında beş ana başlıkta gerçekleşiyor. Forum’un çok kutuplu geçmişin trajedilerinden dersler çıkaran dünyanın yönetimi için vizyon ve çözümler sunması bekleniyor.

Paris üç günlüğüne “Dünya Başkenti”ne dönüşürken, aynı zamanda Fransız İçişleri Bakanlığı’nın aldığı güvenlik önemleriyle güçlü bir kale haline geldi. Fransa’nın yeni İçişleri Bakanı Christophe Castaner, her şeyin yolunda olduğunu belirterek “güven” mesajı verdi. Ancak, Salı günü 6 üyesi tutuklanan radikal ve sağcı grupların “terör tehdidi” nedeniyle “yoğun güvenlik önlemleri alınması” çağrısında bulundu.

Bununla birlikte Cumhurbaşkanı Macron’a Birinci Dünya Savaşı’nın cephelerini kapsayan Fransa’nın doğusu ve kuzeyinde yaptığı tur çerçevesinde Çarşamba günü yaptığı Charleville-Mezieres ziyareti sırasında saldırı planlandığı ortaya çıktı. Paris departmanı, Elysee Sarayı, Zafer Takı, Şanzelize Caddesi, Paris'in kuzeyindeki Parc de la Villette kompleksinde bulunan Paris Barış Forumu’nun gerçekleştiği bina ve havaalanlarından başkentin merkezine bağlanan yollar gibi hassas noktaların güvenliğini sağlamak üzere 10 bin polis görevlendirdi. Paris'te, bugün cumhurbaşkanlığı sarayı, Zafer Takı ve la Villette yakınındaki metro istasyonları ve yollar kapatıldı. Şanzelize Caddesi’nin iki yanına demir barikatlar kuruldu. Güvenlik makamları, başta ABD, Rusya, Almanya, Türkiye ve

Avrupa ülkelerinin liderlerinin yanı sıra BM Genel Sekreteri ve üst düzey Avrupa Birliği (AB) yetkililerinin aynı anda geçeceği güzergahta dikkatli davranıyor.

Geleneksel törenlerle yetinmeyecek olan Paris, Fransız misafirperverliğini gözler önüne sermek için davetler düzenliyor. Dün akşam, Orsay Müzesi'nin Sen (La Seine) Nehri’ne bakan ana salonu, Paris’in misafirlerinin ağırlandığı bir akşam yemeğine tanıklık etti. Aynı misafirler bugün öğle yemeğinde Elysee Sarayında bir araya geliyor. Liderlerin eşleri ise halka kapalı olacak olan ünlü tarihi Versay Sarayı’nda öğle yemeğine davetliler. Ardından Avusturya Senfoni Orkestrası’nın vereceği konseri dinleyecekler. Dışişleri Bakanları ise Dışişleri Bakanlığı Sarayı’ndaki davetlerine katılacaklar.

Paris Zafer Takı’nın altında yapılacak 100’üncü yıl anma töreninin yanı sıra Barış Forumu'nun yapılması konusunda da ısrar etti. Paris, Barış Forumu’nu “dünyanın nasıl yeniden düzenleneceğini tartışmak ve barışı korumak için ortak sorumluluğun yeniden teyit edilmesi için bir fırsat” olarak görüyor. Paris'e göre Barış Forumu bir anlamda “yıl içinde yaşanan gerginliklerin ve savaşların artmasına verilen bir tepki” ve ilk hedefi, günümüz dünyasında yaşanan büyük zorluklarla başa çıkmak, daha adil bir küreselleşme ve dünya yönetiminde çok taraflı bir sisteme ulaşmak için daha iyi bir işbirliğini teşvik etmek.

Organizatörler, forumun her yıl düzenli olarak gerçekleştirilen bir foruma dönüşmesini ve dünya barışı için eyleme giden yolda bir basamak olmasını istiyorlar. Bunu da akıllı bir küresel yönetim sağlayarak, uluslararası ve sivil toplum kuruluşlarının rolünü etkinleştirerek ve etkileme gücüne sahip tüm aktörlerin katılımını teşvik ederek yapmayı planlıyorlar.

Bununla birlikte forumun kaygıları, altta yatan siyasi krizlerle sınırlı değil, aynı zamanda çevre gibi insanlığın zenginliğini oluşturan olgular veya ticaret ve alışveriş kurallarının yeniden düzenlenmesi, daha adil bir dünyanın oluşturulması, sanal ve dijital dünya için kabul edilebilir kurallar geliştirilmesi gibi ortak paydaların yönetimini de içeriyor.

Forum organizatörleri, derneklere, şirketlere, araştırma merkezlerine, din temsilcilerine, sendikalara ve medyaya davetiyeler gönderdi. Daha da önemlisi, herkesin Forum’un hedeflerine ulaşılmasına katkıda bulunacak proje önerileri sunmasını istedi. Sonuç olarak üç günlük forumda 900 proje arasından seçilen 119 projenin sunumu yapılacak. Forum, bu projeleri önerenlerle karar vericiler arasında ortak bir noktanın bulunmasını sağlayacak tartışmalara ev sahipliği yapacak.

Üç gün sürecek Forum boyunca yapılacak olan tartışmalar “güvenlik ve barış, çevre, kalkınma, yeni ve dijital teknolojiler ve genel ekonomi” gibi beş ana başlık altında gerçekleşecek. Organizatörler ilk oturumda, uluslararası sistemin yaşadığı krize acil bir tepki verilmesinin gerekliliğine inanıyor. Bu kapsamda ele alınacak konular arasında “uluslararası işbirliği, artan jeopolitik riskler, popülist eğilimlerin yükselişi, demokratik bölgelerin gerilemesi, eşitsizliğin artması, insan hakları ihlalleri, yüksek savunma bütçeleri, çok taraflı kuruluşların gerilemesi, yeni teknolojileri düzenleyen kuralların olmayışı ve hepsinden önce, çölleşmeyle mücadele ve çevreyi korumak için küresel seferberliğin azalmış olması” yer alıyor. Bu nedenle Paris Barış Forumu, halen ortak eylemlere, çok kutupluluğa, insanlık mirasının yönetimine ve ortak iyilik için adil kuralların oluşturulmasına inanan ülkeler ve toplumlar arasında köprü kuracak. Çünkü tüm bu zorluklarla başa çıkmak ve dünya barışını korumak için tek şansımız bu forum.

Forum’a katılmayacak en önemli isim Başkan Trump olacak. Belki de Beyaz Saray'a gelmesinden bu yana izlediği politika, bu üstün öneriler ve hedeflerle tamamen uyumsuz olduğu için katılmıyordur. Bu ikilem yeni ortaya çıkmış bir durum değil.

Soru şu: Paris'te bir araya gelen liderler ve yetkililer, bunları eyleme dönüştürme yeteneğine ve arzusuna sahip mi olacak yoksa forum gerçekleştiği süre içerisinde geçerli olup bittikten sonra işler yine eskisi gibi mi devam edecek?



Tahran, ABD’nin önerisine vereceği yanıtı bekliyor ve altyapıyı hedef almakla tehdit ediyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)
TT

Tahran, ABD’nin önerisine vereceği yanıtı bekliyor ve altyapıyı hedef almakla tehdit ediyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, New York’ta bulunduğu sırada yaptığı açıklamada, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma önerisine ilişkin ABD’den resmi bir yanıt almayı beklediğini söyledi. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise ülkesinin ‘güvenliği sağlanmadığı’ takdirde Tahran’ın Ortadoğu’daki altyapıları hedef alacağı uyarısında bulundu.

Kalibaf yayımlanan video mesajında, “ABD ve diğer ülkeler şunu bilsin (...) petrolümüzü satmadığımız bölgede hiç kimse petrol satamayacak. Güvenliğimiz sağlanmazsa hiçbir altyapı güvende olmayacak” ifadelerini kullandı.

İran devlet medyası, Arakçi’nin dün yaptığı açıklamada, “Katar arabulucuları bazı fikirler sundu ve bunları görüştük. Konuyu yeniden ABD tarafıyla gündeme getirmeleri planlanıyor. Ardından ABD’nin nihai yanıtı bize iletilecek” dediğini aktardı.

New York’ta Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu toplantılarına katılan Arakçi, Katar tarafının bu sürecin salı günü (bugün) tamamlanmasını umduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Arakçi, “Şu anda odak noktamız yalnızca Hürmüz Boğazı. Boğazın yeniden açılması, karşı tarafa ilettiğimiz belirli şartların yerine getirilmesine bağlı” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Sözcüsü Hüseyin Muhibbi bugün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ı, nükleer silahlar ve diğer konulara ilişkin açıklamalarına atıfta bulunarak ‘büyük bir yalancı’ olarak nitelendirdi.

Muhibbi, “Amerikan halkı gerçeği öğrenmeli” derken, ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonunda başarısız olduğunu ve bölgeden ayrılması gerektiğini savundu.

Trump yaptırımların hafifletileceği iddialarını yalanladı

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, dün İran’a nükleer alanda tavizler vermesi karşılığında yaptırımların hafifletilmesini ve dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılmasını teklif ettiği yönündeki haberleri yalanladı.

Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, Axios’ta yer alan ve ABD’li yetkililere dayandırılan habere yanıt olarak, “Bu doğru değil. Onlara hiçbir şey teklif etmedim” ifadelerini kullandı. Axios’un haberinde, Trump’ın Tahran’ın nükleer programıyla ilgili ‘somut’ adımlar atması karşılığında İran’a yönelik yaptırımları hafifletmeye ve dondurulmuş İran varlıklarını serbest bırakmaya hazır olduğu öne sürülmüş, ancak haberde söz konusu ABD’li yetkililerin kimlikleri açıklanmamıştı.

CNN de ismini açıklamadığı bir ABD’li yetkiliye dayandırdığı haberinde, Trump’ın nihai bir anlaşma kapsamında, Tahran’ın nükleer meselede ‘somut ilerleme’ ortaya koyması şartıyla İran’a yönelik yaptırımları hafifletmeye ve dondurulmuş İran varlıklarını serbest bırakmaya hazır olduğunu bildirdi.

Geçen hafta New York’ta Arakçi ile ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner arasında görüşmeler gerçekleştirilmişti.

İran, şubat ayının sonlarında başlayan ABD-İsrail savaşının ardından Hürmüz Boğazı’nda uygulamaya koyduğu kapatmayı sona erdirmek için ön koşul olarak Ortadoğu genelinde, Lübnan da dahil olmak üzere yedi günlük ateşkes ilan edilmesini talep ediyor. İran destekli Hizbullah, Lübnan’da İsrail’le çatışma halinde bulunuyor.

Tahran ayrıca yurt dışındaki İran varlıklarının serbest bırakılmasını, petrol sektörüne yönelik yaptırımların kaldırılmasını ve ABD’nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasının sona erdirilmesini talep ediyor.


Trump, Şi ile Çin’e ABD silahları satılmasını görüşmediğini vurguladı

ABD Başkanı Donald Trump, Maryland eyaletindeki Andrews Hava Üssü’nde başkanlık uçağına biniyor (Arşiv-AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Maryland eyaletindeki Andrews Hava Üssü’nde başkanlık uçağına biniyor (Arşiv-AP)
TT

Trump, Şi ile Çin’e ABD silahları satılmasını görüşmediğini vurguladı

ABD Başkanı Donald Trump, Maryland eyaletindeki Andrews Hava Üssü’nde başkanlık uçağına biniyor (Arşiv-AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Maryland eyaletindeki Andrews Hava Üssü’nde başkanlık uçağına biniyor (Arşiv-AP)

ABD Başkanı Donald Trump yaptığı açıklamada, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’e ABD silahları satın almasını teklif ettiğini yalanladı. Trump’ın açıklaması, ABD’nin Pekin Büyükelçisi David Perdue’nun böyle bir teklif yapıldığını söylemesinin ardından geldi.

Trump, Beyaz Saray’da gazetecilerin Perdue’nun açıklamalarına ilişkin sorusuna, “Bunu daha önce hiç duymadım” yanıtını verdi. Trump, “Belki satın almak isterler; çünkü biz onlardan daha iyi ekipman üretiyoruz. Dolayısıyla belki iyi bir fikir olabilir. Ama bunu görüşmedik” ifadelerini kullandı.

ABD’nin Pekin Büyükelçisi David Perdue, pazar günü Fox News’e verdiği röportajda, ABD Başkanı’nın Çinli mevkidaşına Amerikan silahları satın almasını teklif ettiğini söylemişti.

Perdue, konunun Çin Devlet Başkanı’nın geçen hafta ABD’ye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında yeniden gündeme geldiğini belirtti.

Perdue, “Başkan Trump sürekli olarak ‘Dünyanın diğer ülkelerine silah satıyoruz’ diyor. Bir keresinde Başkan Şi’ye bunlardan bazılarını satın almak isteyip istemediğini sordu” dedi.

Perdue ayrıca, başka silah satışlarına ilişkin görüşmelerin sürdüğünü ve Trump ile Şi’nin her buluşmalarında bu konuyu ele aldıklarını belirterek, ABD’nin tutumunda değişiklik olmadığını söyledi.

New York Times ve Wall Street Journal, Beyaz Saray yetkililerine dayandırdıkları haberlerde, ABD’nin Çin’e silah satma niyetinde olmadığını bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı da New York Times’a yaptığı açıklamada, “ABD yasaları Çin’e silah satışını yasaklıyor ve Çin’e silah satışı konusunda herhangi bir teklif veya plan bulunmuyor” ifadelerini kullandı.

Çin Dışişleri Bakanlığı ise pazartesi günü bu açıklamalara ilişkin doğrudan bir yanıt vermedi. Bakanlık, Çin’in “ulusal savunma kapasitesini her zaman kendi ihtiyaçları doğrultusunda güçlendirdiğini ve küresel barış ve istikrarı korumaya bağlılığını sürdürdüğünü” belirtti.

Çin, haziran ayında Tayvan’ı bağımsızlık arayışının “ABD’ye dayanarak veya askeri yollarla” yürütülmesinin “çıkmaz bir yol” olduğu konusunda uyarmıştı.

Washington, geçen yıl aralık ayında Tayvan’a 11,1 milyar dolar değerinde silah satışını onaylamıştı. Perdue, bu paketin “1979’dan bu yana herhangi bir ABD başkanının sağladığı paketten daha büyük” olduğunu söylemişti.

Trump, geçen mayıs ayında Taipei’ye yönelik yeni bir silah paketinin Çin’le müzakerelerde pazarlık unsuru olarak kullanılabileceğinin sinyalini vermiş, bu da Tayvan’ın güvenliğinin iki ülke arasındaki pazarlıkların bir parçası hâline gelebileceği endişelerine yol açmıştı.

Şi, Washington ziyareti sırasında Trump’ı Tayvan konusunda “sağduyulu ve temkinli” davranmaya çağırmış ve ABD’den ada bağımsızlığına karşı olduğunu açıkça ilan etmesini istemişti.

İki lider, kasım ayında Çin’in Shenzhen kentinde düzenlenmesi planlanan Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) zirvesi sırasında ve ardından aralık ayında Miami’de Trump Doral tesisinde düzenlenecek G20 Zirvesi’nde yeniden görüşeceklerini teyit etti.

ABD’nin kendi kendini yöneten Tayvan’a yönelik silah satışları, Washington ile Pekin arasındaki başlıca anlaşmazlık konularından biri olmayı sürdürüyor.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre ABD yasaları uyarınca Washington, Tayvan’a kendisini savunması için gerekli silahları sağlamakla yükümlü.


Eritre, Etiyopya ile savaş ihtimalini dışlamıyor

Tigray güçlerine mensup askerler, hükümet güçleriyle artan gerilim sırasında devriye geziyor, 24 Eylül 2026 (Reuters)
Tigray güçlerine mensup askerler, hükümet güçleriyle artan gerilim sırasında devriye geziyor, 24 Eylül 2026 (Reuters)
TT

Eritre, Etiyopya ile savaş ihtimalini dışlamıyor

Tigray güçlerine mensup askerler, hükümet güçleriyle artan gerilim sırasında devriye geziyor, 24 Eylül 2026 (Reuters)
Tigray güçlerine mensup askerler, hükümet güçleriyle artan gerilim sırasında devriye geziyor, 24 Eylül 2026 (Reuters)

Eritre’nin Kahire Büyükelçiliği Medya Danışmanı Habib Muhammed Osman yaptığı açıklamada, ülkesinin Etiyopya ile savaşı ihtimal dışı bırakmadığını söyledi. Etiyopya’nın Eritre’yi istikrarı bozmakla suçlamasına ilişkin olarak Osman, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, “Addis Ababa’nın şu anda söyledikleri kabul edilemez iddialardır ve gerçeklerle örtüşmemektedir. Çünkü Eritre, Etiyopya’yı veya Etiyopya’daki herhangi bir bölgeyi işgal etmek ya da Addis Ababa’yı tehdit etmek istediğini açıklamadı. Tam tersine, durum bunun aksini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Açıklamalar, Etiyopya hükümetine bağlı güçlerin ülkenin kuzeyindeki Tigray bölgesinde stratejik öneme sahip Alamata kasabasının kontrolünü ele geçirdiğini duyurmasının hemen ardından yapıldı. Sahadaki bu gelişmenin güç dengelerini değiştirebileceği değerlendiriliyor.

Askeri ilerleme, çatışmaların komşu Afar ve Amhara bölgelerine de yayılmasıyla eş zamanlı gerçekleşiyor. Taraflar birbirlerini dış müdahalede bulunmakla suçlarken, dört yıldan kısa süre önce kanlı iç savaşı sona erdiren barış anlaşmasının çökebileceğine ilişkin endişeler ise artıyor.