Tunus Dışişleri Bakanı: Veliaht Prens’in ziyareti iki ülke arasındaki tarihi ilişkileri güçlendirdi

Tunus Dışişleri Bakanı: Veliaht Prens’in ziyareti iki ülke arasındaki tarihi ilişkileri güçlendirdi
TT

Tunus Dışişleri Bakanı: Veliaht Prens’in ziyareti iki ülke arasındaki tarihi ilişkileri güçlendirdi

Tunus Dışişleri Bakanı: Veliaht Prens’in ziyareti iki ülke arasındaki tarihi ilişkileri güçlendirdi

Tunus Dışişleri Bakanı Hamis Cihinavi, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın gerçekleştirdiği Arap turunun bir parçası olarak, Tunus’u ziyaret etmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Tunus ile Riyad arasındaki ilişkilerin ayrıcalıklı bir konumu olduğu değerlendirmesinde bulunan Cihinavi, birkaç gün önce Bahreyn'de yapılan genel seçimlerin sonuçları da dahil olmak üzere Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi (KİK) ve Maşrek Arap ülkelerinde tanık olunan olumlu siyasi ve stratejik gelişmelere dikkat çekti.
Cihinavi, Şarku’l Avsat ile yaptığı bir röportajda, Tunus’un Arap zirvesinin şu andaki rolüne başkanlık eden Riyad ile koordine bir şekilde mart ayında yapılacak olan 30. Arap Birliği Zirvesi’ne hazırlık olarak gerçekleştirilen faaliyetlere değindi.
Ayrıca Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz’in başkanlığı Tunus Cumhurbaşkanı Baci Kaid Sibsi’ ye devretmek için zirveye katılmasının beklendiğini dile getirdi. Tunus'un Mısır, Cezayir ve komşu Libya ülkeleri ile koordine bir şekilde hareket ettiğini belirten Cihinavi, Libya krizinin siyasi bir şekilde çözülmesi sürecini desteklediklerini ifade etti.
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Tunus ziyaretini memnuniyetle karşıladınız. Bu, Veliaht Prens’in Tunus’a gerçekleştirdiği ilk ziyaret. Bu ziyareti nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Tunus ve Suudi Arabistan arasında 70 yıldan daha uzun bir süre önce başlayan ikili ilişkilerin asaletini teyit eden Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Tunus ziyaretinden duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum.
Suudi Arabistan, zamanında Fransız sömürgeciliğine karşı Tunus Ulusal Kurtuluş Hareketi'ni politik ve maddi olarak desteklemiş ve hareketin lideri Habib Burgiba’ya ev sahipliği yapmıştı.
Tunus ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler politik ve ekonomik bakımdan her zaman ayrıcalıklı bir konumda olmuştur. Suudi Arabistan, bugün devlet olarak Suudi Kalkınma Fonu, İslam Kalkınma Bankası ve onlarca ortak kurum aracılığıyla Tunus'un üçüncü ekonomik yatırımcısı sayılıyor. 
Geçtiğimiz Nisan ayında Kral Selman bin Abdülaziz başkanlığında Zahran’da gerçekleştirilen Arap zirvesinde, 30. Arap Birliği Zirvesi'nin Mart ayında Tunus'ta düzenlenmesine oy birliğiyle karar verildi. Tunus'ta, bu zirveye hazırlık olarak lojistik ve organizasyonel hazırlıkları tamamlamak üzereyiz.
Bu tarihi Arap konferansına yapacağımız ev sahipliğini başarıyla ifa etmek için içerik ve söylemlerin kristalize etmeye yönelik kardeşlerimizle olan siyasi istişarelerimizi sürdürüyoruz. Zirve, Arap kardeşleriyle buluşmak ve başkanlığı Tunus Cumhurbaşkanı Baci Kaid es-Sibsi’ye devretmek için Tunus’u ziyaret edecek olan Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz’in gelişi ile aynı zamanda gerçekleştirilecek.
Genel olarak Maşrek Arap ülkelerin ve hususi olarak ise Körfez ülkelerindeki siyasi gelişmeleri ve bölgesel değişiklikleri nasıl görüyorsunuz?
- Bölgesel değişimler, başta ekonomik ve kalkınma alanlarındaki göstergeler olmak üzere terör, kaos ve savaş hususlarında kaydedilen başarılar dikkate alındığında, dahili ve bölgesel olarak olumlu birtakım işaretlerin bulunduğunu görüyoruz. Birden fazla Arap ülkesinde yaşanan iç siyasi sürecin başarısını oldukça önemli ve olumlu olarak değerlendiriyoruz.
Bu bağlamda, birkaç gün önce Bahreyn'de yapılan genel seçimlerin başarısına dikkat çekmek istiyorum. Bahreyn liderliğini ve halkını, gösterdikleri büyük katılımdan ve uluslararası ve bölgesel aktörlerin çoğu ile Arap Birliği tarafından memnuniyetle karşılanan bu büyük siyasi adımdan dolayı kutluyoruz. Bahreyn'in istikrarı, tüm Körfez ve Arap ülkeleri için çok önemlidir.
Yaşanan son seçim sürecinin Bahreyn, Körfez ülkeleri ve Maşrek Arap ülkelerinde istikrarın sağlanmasına katkıda bulunacağını umuyor ve bu vesileyle, Irak ve Suriye'deki siyasi ve güvenlik durumunda yaşanan gelişmelere dikkat çekiyoruz.
Tunus, 9 Aralık'ta Riyad'da gerçekleştirilecek olan Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi (KİK) Zirvesi’nin, “güvenlik, istikrar, ekonomik ortaklık ve kapsamlı kalkınmayı desteklemeye yönelik çabaları teyit etmek için” bir fırsat olacağını düşünüyor.
Fas Kralı 6. Muhammed Cezayir ile olan eski anlaşmazlığı çözüme kavuşturmak için girişimde bulundu. Cezayir ise Mağrip Birliği kurumlarını harekete geçirmek için bakanlık düzeyinde bir toplantı çağrısında bulunarak bu girişime karşılık verdi. Tunus’un bu husustaki tutumu nedir? Özellikle de Mağrip Birliği Genel Sekreteri’nin Tunuslu olduğu dikkat alındığında neler söylersiniz?
- Tunus, Mağrip Birliği kurumlarının aktif hale getirilmesine destek olmak için, Mağrip ülkelerindeki tüm kardeşleriyle diplomatik çabalarını sürdürüyor. Bu bağlamda, 5 Mağrip ülkesinin Dışişleri Bakanları arasında kapalı istişareler düzenlenmesi amacıyla belirlediğimiz bazı tarihleri sunduk. Cezayir-Fas anlaşmazlığı da dahil olmak üzere, ikili Arap ve bölgesel anlaşmazlıkların üstesinden gelmek için özellikle Cezayir Cumhuriyeti ve Fas Krallığı liderlikleri ile çabalarımızı sürdürüyoruz. Majesteleri Kral 6. Muhammed’in girişiminin, Cezayir'deki kardeşlerin açıklamalarının ve Mağrip diplomasisindeki hareketliliğin Mağrip-Mağrip ilişkilerinin aktivasyonuna katkıda bulunabileceğine inanıyoruz.
Tunus'a ekonomik, güvenlik ve politik olarak zarar veren Libya'daki çok karmaşık krizi sona erdirme yönelik Tunus, Cezayir, Mısır ve uluslararası yeni siyasi hareketlilik hakkında neler söyleyebilirsiniz?
- Libya krizinin üstesinden gelmeye yönelik çabaların başarısının, sadece Libya halkına değil; tüm komşu ülkelere ve özellikle de ülkelerindeki güvenlik ve askeri durumun karmaşıklığına rağmen Libyalı kardeşlerine sınırlarını kapatmayan tek ülke olan Tunus’a faydalı olacağını düşünüyorum.
Tunus, savaştan kaçan yüzbinlerce Libyalı kardeşine ev sahipliği yapıyor. Onları hiçbir şekilde mülteci olarak değerlendirmiyoruz. Onları misafirlerimiz olarak kabul ediyor ve Tunus kliniklerinde ve kurumlarında borçlarının birikmesine rağmen onları memnuniyetle karşılamaya devam ediyoruz.
Cumhurbaşkanı Baci Kaid Sibsi, geçen sene mayıs ayında Paris’te gerçekleştirilen Uluslararası Libya Zirvesi’ne ve sonrasında iki hafta önce gerçekleştirilen Palermo zirvesinde katıldı. Temmuz ayında Trablus, Tobruk ve Bingazi'yi şahsen ziyaret ettim. Sudan'ın başkenti Hartum'da perşembe günü yapılacak olan Libya'nın komşularının dışişleri bakanlarının katılacağı toplantıya iştirak edeceğiz. Ayrıca gelecek ayın 9’unda Kahire'de gerçekleştirilecek bir toplantıya katılacağız. Toplantıda, 2016'da başlayan Libya Başkanlık Girişimi’nin Dışişleri Bakanları (Cezayir, Mısır ve Tunus) hazır bulunacak.
Suheyrat Anlaşması ile ilan edilen ve Birleşmiş Milletler (BM) tarafından desteklenen siyasi çözüm yoluna yönelik bu çabalar, “Libyalı tarafların eski anlaşmazlıklar sayfasını kapatmaya teşebbüs etmeleri, bir uzlaşı ortamının oluşturulması ve Libya’nın yeninden inşa edilmesi” hususlarında başarılı olabilir.
Tunus olarak, iki ülkenin başbakanlarının başkanlığında önümüzdeki ay Tunus-Libya Yüksek Komitesi toplantısı düzenlemeye hazırlanıyoruz.
Suudi Arabistan, Tunus’taki ilk Arap yatırımcıdır
Suudi Arabistan ve Tunus'un, Tunuslu lider Habib Burgiba’ya ve Tunus Ulusal Kurtuluş Hareketi’nden bir dizi lidere ev sahipliği yapan Suudi Arabistan Krallığı'nın kurucusu ve ilk kralı olan Abdülaziz bin Abdurrahman el-Suud döneminden bu yana hususi ilişkileri var. Merhum lider Burgiba, Suudi liderliğinden siyasi ve mali destek aldıklarını defalarca vurgulamıştı.
Suudi Krallığı, 2 milyar doları aşan yatırımlarla Tunus’taki ilk Arap yatırımcıdır.
Tunus'ta yatırımları 1 milyar doları aşan yaklaşık 45 Suudi kurumu var. Bu kurumlar 6 bin 500'den fazla Tunuslu için iş olanağı sağlıyor. Suudi Kalkınma Fonu’nun Tunus'ta yaklaşık 500 bin dolarlık yatırımı bulunurken, İslam Kalkınma Bankası'nın Tunus'taki yatırımları 2 milyar doları geçti.
Suudi Arabistan’da birçok sektörde çalışan 6 binden fazla Tunuslu var. Suudi Arabistan, Kuzey Afrika'daki ilk Arap tarihi başkenti olan Kayrevan şehrinde bulunan Ukbe bin Nafi Camii'nin bakımı için 100 bin dolarlık bir bağışa ek olarak, Tunus’a yeni ortaklık projeleri sundu.



Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ve Kıbrıs Rum Kesimi  Savunma Bakanı Vasilis Palmas düzeyinde Mısır-Yunanistan-Kıbrıs görüşmeleri gerçekleştirildi. Görüşmeler, üç ülkenin yaklaşık iki hafta önce düzenlediği zirvenin ardından savunma ve askeri iş birliğinin güçlendirilmesini amaçlıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, görüşmelerin Doğu Akdeniz’de daha güçlü savunma iş birliği yoluyla güvenlik ve istikrarın pekiştirilmesi çerçevesinde gerçekleştiğini belirtti. Uzmanlara göre Kahire, Doğu Akdeniz’deki gelişmelerden endişe duyan Türkiye ile köprüleri atmadan Yunanistan ve Kıbrıs’la iş birliğini geliştirmeyi, aynı zamanda diğer tarafların çatışmalarına dahil olmadan Doğu Akdeniz’deki Mısır çıkarlarını korumayı hedefliyor.

Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki ortaklık, üçlü iş birliği mekanizması üzerinden 2014 yılında başladı. Bu dönemde Kahire ile Ankara arasında siyasi anlaşmazlıklar yaşanırken Atina ve Lefkoşa’nın da Türkiye ile Doğu Akdeniz konusunda farklılıkları bulunuyordu. Ancak son yıllarda Türkiye ile Mısır ilişkilerini geliştirme yoluna gitti. İlişkilerin tamamen normalleşmesinin ardından cumhurbaşkanları karşılıklı ziyaretlerde bulundu ve iki ülke arasındaki askeri tatbikatlar yeniden başladı. Bunun yanı sıra iki ülke arasında savunma sanayisi alanındaki ortaklıklar da giderek güçlendi.

8 Eylül’de İskenderiye’nin kuzeybatısındaki El-Alameyn kentinde düzenlenen üçlü zirvenin üzerinden yaklaşık iki hafta geçmesinin ardından Sisi, salı günü Yunanistan Savunma Bakanı Dendias’ı kabul etti. Görüşmede Mısır Savunma Bakanı Korgeneral Eşref Salim Zahir ile Silahlı Kuvvetler Silahlanma Kurumu Başkanı Muhammed Süleyman da hazır bulundu.

cdfvgthy
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas ile görüşmesi sırasında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Sisi, iki ülke arasındaki iş birliğinin özellikle askeri ve savunma alanları başta olmak üzere çeşitli alanlarda geliştirilmesinin sürdürülmesinin önemini vurguladı.

Yunanistan Savunma Bakanı ise ülkesinin ortak tehditlerle mücadele amacıyla Mısır’la koordinasyonu güçlendirmeye verdiği önemi dile getirdi.

Sisi aynı gün ikinci bir görüşmede Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas’ı da kabul etti. Sisi, iki ülke arasındaki mevcut stratejik ortaklığın derinleştirilmesi ve özellikle güvenlik ve askeri alanlar başta olmak üzere çeşitli alanlarda daha geniş bir çerçeveye taşınması gerektiğini belirtti.

Askeri ve stratejik uzman Tümgeneral Adil el-Umde, Cumhurbaşkanı Sisi’nin Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan savunma bakanlarıyla görüşmelerinin 2014’ten bu yana yürütülen ortaklığın maddelerinin hayata geçirilmesi ve bu ay El-Alameyn’de düzenlenen üçlü zirvenin devamı niteliğinde olduğunu söyledi.

El-Umde, Mısır politikasının başarısının yalnızca Atina ve Lefkoşa ile askeri iş birliğinin ne ölçüde geliştirildiğiyle ölçülemeyeceğini belirterek Kahire’nin asıl hedefinin Doğu Akdeniz’i rekabet ve çatışma alanından çok taraflı bir denge ve iş birliği alanına dönüştürme kapasitesi olduğunu ifade etti. Mısır’ın bunu tüm taraflarla bağımsız ilişkilerini koruyarak gerçekleştirmeye çalıştığını söyleyen El-Umde, bunun “stratejik denge diplomasisi” çerçevesinde yürütüldüğünü kaydetti.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi Dr. Ahmed Fuad Enver ise Doğu Akdeniz’in güvenliğinin bölgedeki tüm etkin aktörlere açık olmayı ve gerilimi artıran söylemlerin aşılması amacıyla mevcut araçların kullanılmasını gerektirdiğini belirtti.

Enver, Mısır-Yunanistan-Kıbrıs arasındaki üçlü iş birliği mekanizmasının mevcut savunma ve askeri iş birliğini güçlendirme çabalarıyla birlikte Doğu Akdeniz’de bölgesel güvenliğin sağlamlaştırılmasında temel bir eksen oluşturduğunu söyledi. Bunun, üç ülke arasında uzun süredir devam eden askeri, ekonomik ve siyasi ortaklıkların üzerine inşa edilmesine olanak sağlayacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Sisi de salı günü Yunanistan Savunma Bakanı ile görüşmesinde üçlü iş birliği ile Doğu Akdeniz’in istikrarı arasında bağlantı kurdu. Sisi, Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki mevcut üçlü iş birliğinin Doğu Akdeniz’de barış, istikrar ve ortak refahın sağlanmasına yönelik başarılı bir bölgesel iş birliği modeli oluşturduğunu vurguladı.

Sisi, Kıbrıs Savunma Bakanı ile görüşmesinde de Doğu Akdeniz’in istikrarının önemine dikkat çekerek Mısır, Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki üçlü iş birliğinin bölgedeki güvenlik, istikrar ve refahın pekiştirilmesi açısından merkezi bir mekanizma olduğunu belirtti. Sisi, bu mekanizmanın üç ülkenin çıkarlarına hizmet ettiğini ve ortak tehditlerle mücadeleye katkı sağladığını ifade etti.

El-Umde’ye göre Mısır’ın bu tutumu, caydırıcılık ve hazırlık kapasitesini güçlendirme ancak düşmanca bir blok oluşturmama anlayışını ortaya koyuyor. Kahire, Yunanistan ve Kıbrıs’la ortaklığını geliştirirken Türkiye ile köprüleri atmıyor ve Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korurken bölgedeki diğer aktörlerin çatışmalarına dahil olmuyor.

Enver ise Mısır’dan gelen açıklamaların söz konusu adımların başka tarafları hedeflemediğini ve Türkiye açısından endişe kaynağı oluşturmadığını gösterdiğini savundu. Enver’e göre Kahire, ilişkilerini ortak çıkarlar temelinde yürütmeye, arabuluculuk kanallarını açık tutmaya ve gerilimi azaltmak amacıyla karşılıklı güvence vermeye önem veriyor.

El-Umde ayrıca Mısır’ın İsrail’in bölgesel rekabeti kullanarak bazı güçleri diğer aktörlere karşı saflaştırma girişimlerinin önünü kesmede önemli bir rol oynadığını belirtti. Mısırlı uzmana göre Kahire’nin bölgedeki varlığı, istikrarı ve kutuplaşmadan kaçınmayı önceleyen dengeli bir bölgesel cephe oluşturulmasını güvence altına alıyor.

Yunanistan ile İsrail arasındaki savunma iş birliği de ağustos ayının sonunda önemli bir gelişmeye sahne olmuştu. İki ülke, 3 milyar avro (yaklaşık 3,48 milyar dolar) değerinde bir askeri anlaşmaya imza atmıştı. Anlaşma kapsamında İsrail, Yunanistan’da çok katmanlı bir hava savunma sistemi kuracak.

İsrail Savunma Bakanlığı, söz konusu anlaşmayı “İsrail ile Yunanistan arasındaki ilişkiler tarihindeki en büyük savunma ihracatı anlaşması ve İsrail tarihindeki en büyük anlaşmalardan biri” olarak nitelendirmişti.


Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam dün Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı görüşmede, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde uluslararası bir gücün varlığının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, ‘UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası varlığın sürdürülmesinin önemine’ vurgu yaptı. Selam, ‘izleme, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına alması, istikrarın korunmasına katkı sağlaması ve Lübnan devletinin ülkenin tamamında otoritesini tesis etme sürecini desteklemesi’ gerektiğini belirtti.

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde görev yapan UNIFIL bünyesinde 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personel bulunuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, geçen yıl ağustos ayında ABD’nin baskısıyla UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar vermişti.

UNIFIL misyonunun sona ermesinin yaklaşması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir döneme denk geliyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn geçen hafta AFP’ye verdiği röportajda, ülkesinin Güney Lübnan’da görev yapan UNIFIL’in yerine geçecek herhangi bir güce açık olduğunu belirtmiş ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir ‘boşluk’ oluşmaması gerektiğini vurgulamıştı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmaması. Hangi ad altında olursa olsun gelecek herhangi bir gücün yasal bir çerçeveye sahip olması gerekir. Bu yasal çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” demişti. Avn ayrıca, Güney Lübnan’da bir gücün bulunmasının amacının ‘devletin yerini almak değil, orduya yardım etmek ve devleti güçlendirmek’ olduğunu ifade etmişti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile gerçekleştirdiği toplantıda da ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce BM’nin Lübnan’daki barış gücünün yerine geçecek çok uluslu bir güç oluşturulmasını istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesinin ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti. Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin halen yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirerek insani müdahale için finansman sağlama çabalarının sürdürülmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilenlere yardım etmesine destek verilmesinin önemini vurguladı.


Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, dün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesinde, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde bir uluslararası gücün varlığını sürdürmesinin gerekli olduğunu söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, “UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası bir varlığın devam etmesinin önemini” vurguladı. Selam’ın ofisinden yapılan açıklamaya göre bu varlık, “gözlem, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına almalı, istikrarın korunmasına katkı sağlamalı ve Lübnan devletinin bütün toprakları üzerindeki otoritesini tesis etme sürecini desteklemeli.”

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde konuşlu bulunan UNIFIL, 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personelden oluşuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin baskısıyla geçen yıl ağustos ayında UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar verdi.

UNIFIL misyonunun sona ermesine yaklaşılması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn  geçen hafta ajansa verdiği röportajda, güney Lübnan’da görev yapan BM Geçici Gücü’nün yerini alacak herhangi bir güce açık olduklarını belirtti ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir “boşluk” oluşmaması gerektiğini vurguladı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmamasıdır. Hangi ad altında gelirse gelsin, herhangi bir güç için hukuki çerçeve oluşturulmalıdır. Bu hukuki çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” ifadelerini kullandı. Avn ayrıca güney Lübnan’da bulunacak bir gücün amacının “orduyu desteklemek ve devleti güçlendirmek, devletin yerini almak olmaması gerektiğini” kaydetti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile gerçekleştirdiği görüşmede de ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce, Lübnan’daki BM barış gücünün yerini alacak çok uluslu bir güç oluşturmak istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesi ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın bir barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti.

Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin hâlâ yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirdi. Selam, insani yardım çalışmalarına yönelik finansmanın seferber edilmeye devam etmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilmiş kişilere yardım sağlamasının önemini vurguladı.