İsrail-Lübnan sınırındaki Hizbullah tünelleri yıkılıyor

İsrail askerleri altında Hizbullah’a ait tünellerin bulunduğu söylenilen bölgenin üzerinde
İsrail askerleri altında Hizbullah’a ait tünellerin bulunduğu söylenilen bölgenin üzerinde
TT

İsrail-Lübnan sınırındaki Hizbullah tünelleri yıkılıyor

İsrail askerleri altında Hizbullah’a ait tünellerin bulunduğu söylenilen bölgenin üzerinde
İsrail askerleri altında Hizbullah’a ait tünellerin bulunduğu söylenilen bölgenin üzerinde

İsrail’in Hizbullah’ın Lübnan sınırındaki tünellerini yıkmaya yönelik operasyonu sürerken Tel Aviv’deki askeri kaynaklara göre "İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu İsrail’in kuzeyindeki bölgeleri işgal etmek isteyen İran’ın bu tüneller üzerinden binlerce savaşçı gönderdiğini" iddia etti.
Kaynaklar tünellere gönderilen militanların İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani tarafından yönlendirildiğini söylerken İsrail’in yurtdışındaki temsilcileri bu iddiayı Hizbullah’a daha fazla yaptırım uygulanmasını talep etmek için kullanacak.
Aynı kaynaklar Iraklı “Nuceba Güçleri” ile Lübnanlı “Rıdvan Güçleri”nin Suriye ve Lübnan’da gizli bir şekilde faaliyet yürüttüğünü ve bu hedefle son beş yıldır yoğun askeri eğitim aldıklarını ilerisürdü.
Söz konusu grupların Suriye ve Irak’ta çatışan birliklere dahil edildiğini ve bu nedenle büyük tecrübe kazandıklarını belirten kaynaklar Nuceba’nın yaklaşık 9 bin Şii savaşçısı olduğu ve 3 tugaydan oluştuğunu belirtti. Bu grubun DEAŞ’a karşı verilen savaşta Irak ordusuna yardım ettiğini belirten kaynaklar yine bu grubun Irak toprakları üzerinden İran’dan Suriye’ye yapılan silah nakliyatının koruyuculuğunu yaptığını ifade etti. Kasım Süleymani bu gruba “Golan’ı Özgürleştirme Gücü” adını vermişti.
Rıdvan Güçleri ise Hizbullah’ı askeri kanadının lideri İmad Muğniye tarafından kurulurken bu şahsa 2008 yılında Şam’da İsrail tarafından suikast düzenlenmişti. Grup Nucaba’dan daha gizli faaliyet göstermeye çalıştı ancak İsrail’in askeri istihbaratı “Aman” Rıdvan grubunun temel hedefinin İsrail’e sızarak bazı bölgeleri işgal etmek ve İsrailli askerleri kaçırmak olduğunu belirtiyor. İsrail sınırlarını ihlal eden onlarca tünel kazılmasının bu hedefle gerçekleştirildiği ifade ediliyor.
Tel Aviv’deki General Meir Amit İstihbarat ve Terörizm Merkezi, bu iki grubun İsrail karşıtı savaş stratejileri uygulamakla görevlendirildiğini söylüyor.
Bu açıklama İsrail ordusunun Lübnan sınırında Hizbullah’a ait tünelleri arama operasyonu ile eş zamanlı olarak gerçekleşti. İsrail ordusunun operasyonu kuzey cephesi ve istihbarat birimi önderliğinde devam ediyor. Dün, Hizbullah’ı tünellerini arayan İsrail ordusuna takviye yapılırken operasyon alanı genişletildi ve Lübnan’ın Ramiye köyü ile İsrail’in Zarit kasabası arasında kalan yer de operasyonun arama bölgesinde dâhil edildi. Yine dün İsrail Ordusu, Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) ve Lübnan Ordusu Ras Naqoura sınır geçiş noktasında bir görüşme gerçekleştirdi. İki ülke arasındaki sınırlarda yaşanan sıradan gelişmelerin görüşülmesi için daha öncede kararlaştırılan toplantıda İsrail’in tünel arama operasyonu ele alındı.
Eleştiriler artıyor
Söz konusu tünel arama operasyonu İsrail’de büyük tepki ile karşılandı. Başbakan Netanyahu’nun kendisi hakkındaki yolsuzluk skandallarının üzerini örtmek için bu operasyonu gerçekleştirdiği yönündeki suçlamalar artarken Netanyahu, iki gün önce İsrail Genel Kurmay Başkanı Gadi Eizenkot ile ortak bir basın toplantısı düzenlemek zorunda kaldı. Basın toplantısında açıklamalarda bulunan Eizenkot operasyon kararının zaruri güvenlik nedenlerinden ötürü ordu tarafından alındığını belirtirken Eski Savunma Bakanı Avigdor Liberman’ın bu operasyonun planlayıcıları arasında bulunduğunu söyledi. 
Kuzey Kalkanı Operasyonu'nun hedefleri gerçekleştirilene kadar devam edeceğini dile getiren Netanyahu operasyonun küçük çaplı değil büyük çaplı olduğunu ve en gelişmiş askeri yeteneklerini kullandıklarını belirtti. Hizbullah’ın savaşçılarını sızdırmak için inşa ettiği tünelleri kullandığı hakkında ayrıntılı bir şekilde konuşan Netanyahu “Gizli olan şey en büyüktür. Bu operasyon, İsrail’i savunmak içi tüm cephelerde verilen savaşın bir parçasıdır” ifadelerini kullandı.
İsrailli uzman ve analistlerin çoğu özellikle de askeri analistler Netenyahu’yu eleştirerek operasyon konusunda anlaşmazlıklar olduğunu belirtiyor. Bazı analistler, İsraillilerin alıştığı tarzın dışında bir operasyon olması nedeniyle bu operasyonun “askeri operasyon” olarak nitelendirilmesinin de şüpheli olduğunu belirtiyor. Yedioth Ahronoth gazetesi yazarlarından analist Alex Fishman İsrail Genelkurmay Başkanı Gadi Eizenkot’un tünel operasyonlarının gerçekleşmesinde çok aktif bir rol aldığını belirterek “İsrail savaş istemiyor ancak diğer taraf olan Hizbullah’ı karşılık vermeye itecek bir dil kullanıyor” dedi.
Aylar önce söz konusu tünel arama operasyonların uygulanması konusunda belirli şüpheler bulunurken o vakit Kabinet ve Genelkurmay’da sesler yükselmiş, Hizbullah’a ait tünellerin bulunmasına yönelik olarak düzenlenen gizli operasyonların yerine medya destekli aleni bir operasyon gerçekleştirilmesine ülkenin hazır olmadığı iddia edilmişti.
Operasyona muhalif çevreler İsrail’in elindeki istihbari bilgileri açıklamasının Hizbullah’a ilerleyen süreçte daha iyi hazırlanma fırsatı vereceğini belirtiyor. Analist Fishman, fazla ihtiyaç olmamasına rağmen Eizenkot’un bu operasyonun yapılması için çok ısrar ettiğini ifade ederek özellikle Hizbullah’ın bu tünelleri herhangi bir saldırı içi kullanmadığını dile getirdi.
İsrail Hayom gazetesi yazarlarından askeri analist Yoav Limor İsrail’in dün önemli bir şey gerçekleştirdiğini ancak yaklaşan savaşı bitirecek öldürücü bir darbe olmadığını belirtti. Hizbullah’ın stratejik bir sürpriz olan tünel planının çöktüğünü belirten Limor, bunun Hizbullah’ın planlarını değiştirmeyeceğini söyledi. Hizbullah’ın Lübnan’da yaşanan siyasi ve ekonomik krizden dolayı daha büyük sorunları olduğunu özellikle de İsrail’i Lübnan’daki füze fabrikalarına her an saldırma ihtimalinden dolayı büyük sıkıntı içinde olduğunu belirtti.
İsrail’in füze geliştirme fabrikalarını açığa çıkartmasının Hizbullah’a için sürpriz bir gelişme olduğunu iddia eden Limor İsrail’de, Hizbullah’a ait gizli tünellerin ifşa edilmesinin Lübnan’da Hizbullah’ın Lübnan’ın koruyucusu mu yoksa Lübnan için tehlikeli mi olduğu konusunda bir iç tartışma çıkarmasının umulduğunu belirtti. İsrail ve Hizbullah karşılıklı caydırıcı güçlere sahip olduğunu ifade eden Limor “Askeri operasyonlara eş zamanlı olarak yapılan medyatik hareket çok abartıldı. Tünellerin ifşa edilmesi önemli olmasına rağmen mevcut durumu temelinden değiştirmiyor. İsrail birçok sorunla karşılaşmayı bekliyor. Belki de ilk etapta olayın içerisinde Lübnan da olabilir” dedi.



Cibuti-Etiyopya-Somali zirvesi tartışmalı konularda mutabakatı güçlendirdi

Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
TT

Cibuti-Etiyopya-Somali zirvesi tartışmalı konularda mutabakatı güçlendirdi

Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)

Cibuti, Etiyopya ve Somali liderlerini bir araya getiren ve yaklaşık 40 gün içinde ikinci kez düzenlenen üçlü zirvede, bölgede gerilime neden olan başlıca dosyalar ele alındı. Zirve aynı zamanda, Etiyopya’nın Rönesans Barajı nedeniyle Mısır’ın su güvenliğine yönelik tehditler ve Addis Ababa yönetiminin Kızıldeniz’e çıkış arayışı bağlamında Kahire’nin tutumuna ilişkin soruları da gündeme getirdi.

Etiyopya Haber Ajansı (ENA) dün, Cibuti’de düzenlenen görüşmeden fotoğraflar yayımlayarak Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in bölgesel iş birliği konularını ele aldığı temaslar gerçekleştirdiğini bildirdi. Ajans görüşmelerin içeriğine dair ayrıntı paylaşmadı.

Somali Ulusal Haber Ajansı (SONNA) ise Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un çarşamba günü düzenlenen üçlü zirveye katıldığını aktardı. Ajansa göre görüşmeler özellikle güvenlik ve terörle mücadele alanlarında ortak koordinasyonun güçlendirilmesine odaklandı.

Toplantıda ayrıca Somali’nin demokratik dönüşüm sürecine verilen desteğin artırılması, ortak yatırımların geliştirilmesi, bölge ülkeleri arasında hareketliliğin kolaylaştırılması ve bölgesel entegrasyonu güçlendirecek ekonomik altyapı projelerinin teşvik edilmesi konuları da ele alındı.

Bu, iki aydan kısa sürede düzenlenen ikinci zirve oldu. Üç lider daha önce 31 Ocak’ta Etiyopya’nın doğusunda bir araya gelmişti. O toplantıda SONNA, Afrika Boynuzu’ndaki güvenlik ve siyasi durumun değerlendirildiğini, mevcut zorluklara çözüm bulunması ve ekonomik iş birliğinin güçlendirilmesi yollarının ele alındığını bildirmişti.

Mısır’ın beklentisi

Konuya hâkim Mısırlı bir kaynak, Kahire’nin bölgedeki Etiyopya faaliyetlerini yakından izlediğini belirterek, Addis Ababa yönetiminin bölgedeki dalgalı durumdan ve dünyanın İran savaşıyla meşgul olmasından yararlanarak nüfuzunu yeniden düzenlemeye çalışmasından endişe duyulduğunu söyledi.

Kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bizim için önemli olan Cibuti ve Somali’nin tepkilerinin, Addis Ababa’nın bölgesel hâkimiyet kurma girişimini reddetme yönünde varılan mutabakatla uyumlu olmasıdır” dedi. Aynı kaynak, bunun Mısır’ın bu ülkeler arasındaki ilişkilere müdahalesi anlamına gelmediğini vurgulayarak, “Hâkimiyet kurma ve nüfuz genişletme fikri Mısır tarafından kabul edilemez. Zirvenin sonuçlarını göreceğiz” ifadelerini kullandı.

Mısırlı uzmanlar ise söz konusu zirvenin bir ittifakla sonuçlanmasını beklemiyor. Uzmanlara göre toplantı, son iki yılda Etiyopya ile Somali arasında yaşanan anlaşmazlıkların gölgesinde, tarafların çıkarlarını öne çıkaran üçlü bir iş birliğini güçlendirme amacı taşıyor.

Afrika Boynuzu son dönemde bölgedeki yüksek gerilim nedeniyle dikkat çeken zirvelere sahne oldu. Bunların en öne çıkanlarından biri, Ekim 2024’te Somali, Mısır ve Eritre liderleri arasında düzenlenen zirveydi. Mogadişu ile Addis Ababa arasında tartışmalı bir limanın kontrolü konusunda yaşanan gerilim ortamında gerçekleştirilen toplantıda üç ülke, ‘bölgedeki zorluk ve tehditlerle mücadelede ittifak’ vurgusu yapmıştı.

fergthyju
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed (ENA)

Mısır’ın eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Salah Halime’ye göre “söz konusu zirve yeni bir ittifak olarak nitelendirilemez. Gerçek şu ki, bölge ülkeleri arasında üçlü bir iş birliği söz konusu. Toplantının odak noktası, başta terörle mücadele olmak üzere hayati öneme sahip konuların koordinasyonu ile yatırım alanlarındaki iş birliğinin geliştirilmesi ve iç durumların ele alınmasıdır.”

Halime, “Zirvede ele alınan konular, güvenlik ve istikrarın sağlanmasına, ortak kalkınma sürecinin ilerlemesine hizmet ediyor ve şu aşamada bir ittifak anlamına gelmiyor. Bu yaklaşım, Mısır’ın Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz bölgesinde barışın yaygınlaştırılmasını ve komşu ülkelerle ilişkilerin güçlendirilmesini amaçlayan politikalarıyla çelişmiyor” dedi.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Reha Ahmed Hasan da Halime ile aynı görüşü paylaşarak, zirvenin özellikle Somali ile Etiyopya arasındaki anlaşmazlıklar yerine ortak çıkarların güçlendirilmesine yönelik olarak düzenlendiğini vurguladı.

Etiyopya hamleleri

İlk zirveden yaklaşık 10 gün önce Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, iki yıl kadar önce kendisine deniz erişimi sağlama teklifinde bulunulan Cibuti’yi ziyaret etti. Başbakan, ziyaretinde ticaret ve lojistik konularına odaklandı; bu durum, Etiyopya’nın Kızıldeniz’e erişim talebini sürdürmesi nedeniyle Mısır ve kıyıdaş ülkelerin direnişiyle bir yıldan fazla süredir devam eden tartışmaların merkezinde yer alıyor.

Etiyopya, 1993’te Eritre’nin yaklaşık otuz yıl süren savaşın ardından bağımsızlığını kazanmasıyla kara ile çevrili bir ülke haline geldi. Bu durum, Etiyopya’yı komşu ülkelerin limanlarına bağımlı kıldı. Ülke, uluslararası ticaretinin yüzde 95’inden fazlasının geçtiği Cibuti Limanı’na özellikle güveniyor ve lojistik hizmetler için yıllık yüksek ücretler ödüyor; bu hizmetler Cibuti için önemli gelir kaynağı oluşturuyor.

sdfgthy
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud çarşamba günü Cibuti’ye geldi. (SONNA)

Halime, son gelişmelerin Etiyopya’nın Kızıldeniz’e erişimi konusuyla bağlantılı düzenlemelerin bir parçası olmadığını belirterek, deniz erişimi meselesinin genellikle iki ülke arasında yapılan uluslararası anlaşmalar çerçevesinde ele alındığını, tek bir ülke içindeki bölgesel bir mesele olarak değerlendirilmediğini söyledi.

Somali’ye ilişkin olarak Halime, ülkenin güvenliğini, istikrarını ve siyasi dönüşümünü sağlamak amacıyla bir strateji izlediğini ve tüm taraflarla dengeli ilişkiler kurmaya çalıştığını vurguladı. Ayrıca, Kızıldeniz kıyısındaki ülkelerle olan ilişkilerin sağlam ve doğru bir çerçevede yürütüldüğünü ifade etti.

Bu görüşe, Somali’nin Etiyopya ile böyle toplantılara katılmasının Mısır ile ilişkilerini kaybetmesi anlamına gelmeyeceğini belirten Hasan da katıldı. Hasan’a göre, “Mogadişu, Addis Ababa ile bir ittifak kurarak Mısır ile iş birliğini telafi edemez.”


İsrail ordusu, Tahran’daki Besic kontrol noktalarını vurduğunu duyurdu

Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
TT

İsrail ordusu, Tahran’daki Besic kontrol noktalarını vurduğunu duyurdu

Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)

İsrail ordusu dün yaptığı açıklamada, Tahran’da Besic güçlerine ait kontrol noktalarını hedef aldığını duyurdu. Açıklamada saldırıların, İran’daki rejimi zayıflatma çabalarının bir parçası olduğu belirtildi.

Besic, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kontrolü altında bulunan yarı askerî bir güç olarak biliniyor. Gerektiğinde devreye sokulan bu yapı, genellikle ülke içindeki protestoların bastırılmasında kullanılıyor.

İsrail ordusu yazılı açıklamasında, son dönemde Tahran’da Besic güçlerine ait yeni kontrol noktalarının tespit edildiğini bildirdi.

Ordudan yapılan açıklamada, “Bu noktaların tespit edilmesinin ardından İsrail Hava Kuvvetleri, ordunun istihbarat bilgilerine dayanarak son 24 saat içinde Besic kontrol noktalarını ve unsurlarını hedef aldı” denildi.

Açıklamada ayrıca, söz konusu güçlerin, özellikle son aylarda rejimin iç protestoları bastırma çabalarında başlıca rol oynadığı; göstericilere karşı aşırı şiddet, toplu gözaltılar ve güç kullanıldığı öne sürüldü.

İsrail ve ABD 28 Şubat’ta İran’a yönelik bir bombardıman dalgası başlattı; saldırıların ilk gününde İran Dini Lideri Ali Hamaney hayatını kaybetti. ABD ve İsrail, İran halkına ayaklanma ve yöneticilerini devirmeleri çağrısında bulundu.

İran’da aylar önce yetkililere karşı eşi görülmemiş protestolar düzenlenmiş, gösteriler geçtiğimiz ocak ayında zirveye ulaşmıştı. Yetkililer protestoculara karşı güvenlik operasyonu başlatmış ve gösterileri ‘isyan eylemleri’ olarak nitelendirmişti. İnsan hakları örgütleri ise söz konusu operasyonlarda binlerce kişinin hayatını kaybettiğini, on binlerce kişinin de gözaltına alındığını bildirdi. Buna karşın, ülkenin maruz kaldığı saldırılar sırasında örgütlü bir muhalefetin ortaya çıktığına dair herhangi bir işaret görülmediği ve İran yönetiminin iktidarı bırakmaya hazır olduğuna dair bir belirti bulunmadığı ifade edildi.

Tahran’da yaşayan bazı kişiler AFP’ye yaptıkları açıklamada, DMO’nun ABD-İsrail saldırıları karşısında kontrolü sağlamak amacıyla başkentin farklı noktalarında kontrol noktaları kurduğunu söyledi. Tahran’da yaşayan ve güvenlik gerekçesiyle adının açıklanmasını istemeyen 30’lu yaşlardaki bir kadın, “En küçük polis merkezleri bile kapalı, bu yüzden görevlilerin gidebileceği bir yer yok… Var olduklarını ve durumun kontrol altında olduğunu gösterebilecekleri tek yol kontrol noktaları kurmak” ifadelerini kullandı.


İsrail, Lübnan'daki güvenli bölgelerin alanını daraltıyor

Beyrut'un güney banliyölerinde İsrail hava saldırılarıyla yıkılan binaların enkazının yakınında yürüyen bir Lübnanlı (Reuters)
Beyrut'un güney banliyölerinde İsrail hava saldırılarıyla yıkılan binaların enkazının yakınında yürüyen bir Lübnanlı (Reuters)
TT

İsrail, Lübnan'daki güvenli bölgelerin alanını daraltıyor

Beyrut'un güney banliyölerinde İsrail hava saldırılarıyla yıkılan binaların enkazının yakınında yürüyen bir Lübnanlı (Reuters)
Beyrut'un güney banliyölerinde İsrail hava saldırılarıyla yıkılan binaların enkazının yakınında yürüyen bir Lübnanlı (Reuters)

İsrail, başkent Beyrut'un merkezini, kıyı şeridini, güneyden ve güney banliyölerinden gelen on binlerce yerinden edilmiş insanın yaşadığı banliyölerini hedef almasının ardından, Lübnan'daki "güvenli bölgelerin" alanını daraltıyor. Bu durum, Zahrani bölgesi, İklim el-Tuffah bölgesi ve Litani'nin kuzeyinde yer alan batı Bekaa'daki köylere yönelik tam tahliye uyarılarının kapsamının genişletilmesiyle aynı eş zamanlı olarak gelen en geniş çaplı tırmanış oldu.

Bu durum, Hizbullah'ın kuzey ve orta İsrail'e doğru 200 roket ve insansız hava aracı fırlatarak duyurduğu askeri tırmanışla aynı zamana denk geldi; grup, iki gün önce kuzey İsrail sakinlerine verilen tahliye emirlerini uyguladığını iddia etti. Eş zamanlı olarak, grup İran füzeleriyle birlikte fırlatılan roketlerle İsrail hava savunma mevzilerini hedef aldı; bu taktik, geniş çapta dikkat dağıtma taktiği olarak yorumlandı.

Diğer yandan Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, "Savaş ve barış kararını yeniden tesis etme ve daha fazla kayıp, yıkım ve yerinden edilmeden başka bir şey kazanmadığımız yeni destek macerasına son verme konusundaki duruşumuzdan geri dönüş yok" ifadelerini kullandı.