Suriye Demokratik Meclisi: Doğu Fırat’ta ABD varlığı gerekli

Suriye Demokratik Meclisi: Doğu Fırat’ta ABD varlığı gerekli
TT

Suriye Demokratik Meclisi: Doğu Fırat’ta ABD varlığı gerekli

Suriye Demokratik Meclisi: Doğu Fırat’ta ABD varlığı gerekli

Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) siyasi kanadı olan Suriye Demokratik Meclisi eş başkanı Riyad Dirar, ABD’nin liderliğini yürüttüğü Koalisyon’un DEAŞ ile mücadelede Fırat’ın doğusunda varlığının gerekli olduğunu söyledi.
Riyad Dirar bu ayın başında gerçekleştirilen diyalog toplantısında Şarku’l Avsat’a “Rusya ve İran, rejimin talebiyle Suriye’ye girmelerinin meşru olduğunu iddia ediyor. Biz de 2011 baharında halk ayaklanmasıyla rejimin düştüğünü söylüyoruz” açıklamasında bulundu. Astana süreci ile Rusya, İran ve Türkiye’nin ABD’nin Fırat’ın doğusundaki güçlerine karşı durduklarına dikkat çekerek, “ABD, bölgedeki İran yayılmacılığı tehdidine karşı burada kalmak istiyor ve tarafların kabul edeceği kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşıncaya kadar da kalmaya devam edecek. YPG’nin nüfuzu arttıkça Türkiye, Fırat’ın doğusuna saldırı düzenlemekle tehdit etti. Bu da ABD’yi Fırat’ın doğusundaki varlığını güçlendirmek için Türkiye sınırında beş kontrol noktası kurulacağını açıklamasına neden oldu” dedi.  
‘ABD bize dost oldu’
Dirar, ABD’nin Rakka kırsalında bulunan Tel Abyad’da bir kontrol noktası kurduğunu söyledi. Önümüzdeki günlerde 4 kontrol noktası daha kuracaklarını belirten Dirar, DEAŞ’la mücadele için kurulmuş olan Koalisyon’un buradaki varlığının gerekli olduğunu ifade etti. Dirar, “ABD önümüzdeki günlerde uluslararası korumaya dönüşecek bir himaye oluşturuyor.  Bugüne kadar ABD uğradığımız tehditlere karşı bize dost oldu” dedi.
SDG, rejim arasındaki görüşmeler
Esed’in Haziran ayında SDG için yaptığı, “ya müzakere masasına otururlar ya da onları yok ederiz” tehdidinin ardından SDG ile rejim güçleri, bu yılın ortalarında resmi görüşmelerde bulundu.
Esed güçleriyle yapılan görüşmelerin hizmetler üzerine yoğunlaştığını söyleyen Dirar, “Rejim bizden sınır kapılarının yönetimini istedi. Biz reddettik. Yine şehre emniyet güçlerinin girmesini istediler biz de ‘bizim yerel güvenlik güçlerimiz var. Devlet aygıtının geri dönmesi ancak kapsamlı bir siyasi çözümden sonra olabilir dedik” ifadelerini kullandı.
Neler görüşüldü?
Birinci oturumda Fırat barajı personelinin geri gelmesi konusunu müzakre ettiklerini söyleyen Dirar, “Sağlık, sicil kayıtları ve eğitim sorunları da konuşuldu. İlk oturumdan bir ay sonra gerçekleşen ikinci oturumda 107. kararnameye uygun olarak yerel yönetim seçimlerinde ortaklık teklifini şiddetle reddettik ve ‘kararname merkezi bir otoriteyi gerekli kılıyor biz ise ademi merkeziyetçilik çağrısında bulunuyoruz’ dedik” dedi.
SDG Eş Başkanı Dirar, “Rejimle yaptığımız bu görüşmeleri ABD yadırgayarak “neyi eksik bıraktık?” diye sordu. Biz de aynı ülkede yaşıyoruz. Herhangi bir siyasi çözüme ulaşma durumunda biz de bunun içinde olmalıyız dedik ve görüşmelerimizin sonunda ABD bizim söylediklerimizi anladı. Bize rejim güçleriyle görüşme konusunda özgür olduğumuzu söylediler. Eylül ayı başında Suriye Demoktatik Konseyi, “Kuzey ve Doğu Suriye Öz Yönetimi”ni kurduk. Yeni yönetim, ülkenin kuzeydoğusunda kurulan öz yönetimle birlikte Kobani, Tel Abyad, Haseke ve Münbiç’in de idaresini ele aldı. Aynı zamanda Rakka, Tabka ve Deyr-i Zor’un kuzeyininde de varız. Ülke genelinde kapsamlı bir anlaşmaya varıncaya kadar geçici bir idareyle bu bölgeleri yönetiyoruz. Yeni Suriye sisteminin ademi merkeziyet modeline uygun olması için Suriye rejimiyle müzakereler yapıyoruz” dedi.



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.