Yapay zekânın en büyük rakipleri: Çin ve ABD

Yapay zekânın en büyük rakipleri: Çin ve ABD
TT

Yapay zekânın en büyük rakipleri: Çin ve ABD

Yapay zekânın en büyük rakipleri: Çin ve ABD

‘Silikon Vadisi’ geçmişte özellikle ABD merkezli Twitter, Facebook ve Google gibi devlerin sahtelerini üreten Çinli şirketleri görmezden geldi. Ancak WeChat gibi Çin merkezli mesajlaşma uygulamalarının göz kamaştırıcı başarısı ve tüm ABD’li şirketlerin Çin'de başarısız olması, bugün Çinli şirketleri hafife almamanız gerektiğini açıkça gözler önüne seriyor.
Süper teknolojik güçler
Yatırım şirketi sahibi, Google’ın Çin şubesi “Google Çin” eski başkanı ve yapay zekâ alanında tanınmış bir uzman olan Kai-Fu Lee, “Yapay Zekânın Süper Gücü” (AI Superpowers) adlı kitabında Çin ve Silikon Vadisi’nin yapay zekâ alanında dünyayı yönlendireceğini söylüyor. Çok okunan kitabında Kai-Fu Lee, en önemli fikirlerden biri olarak ifade ettiği Silikon Vadisi ve Çin arasındaki teknoloji kültürü farkını açıkladığı gibi diğer birçok önemli konuya da temas ediyor.
ABD şirketlerinin en azından teoride, daha fazla göreve odaklanma eğiliminde olduklarını söyleyen Lee, bu durumu tamamen yeni bir icat ile Apple'ın kurucusu Steve Jobs'ın yepyeni bir ürünü piyasaya sürmesi arasındaki farkla ilişkilendiriyor. Lee, ABD şirketlerinin bir ürün ortaya koyma ve bunu en iyi şekilde yapma fikrini sevdiğini, Çinli şirketlerin ise piyasaya odaklandığını, yani kâr etmeyi hedeflediği ve bunun için de gerekli her şeyi yapacaklarını belirtiyor.
Çin’in çıkış noktalarının kendi kazanımları olduğunu savunan Lee, bunun şirketlerin hızlı ve esnek bir şekilde gelişmeleri ve sürekli olarak testlere açık olmalarını sağladığını vurguluyor.
Tayvan'ın başkenti Taipei’de doğan Lee, ailesi ile birlikte ABD’ye göç etti. Burada ortaokul ve lise eğitimini tamamlayan Lee, Columbia Üniversitesi'nden bilgisayar mühendisi olarak mezun oldu. Carnegie Mellon Üniversitesi'nde aynı alanda doktora yaptı.
Yapay zekâ
Lee kitabının büyük bir bölümünü, insanların yaptığı birçok işi yapacak makinelerde kullanılması planlanan yapay zekâ teknolojisinde önemli rol oynayacak Çin ile ABD arasındaki farklılıkları tartışmaya ayırdı. Bazı makineler insanın performansına karşı üstünlük gösterir. Tıpkı 2017’de geçmişte bilgisayarlar için çok karmaşık olan ve kazanamadıkları bir masa oyunu olan Go'da bilgisayarın bir Çinli genci yenmesinde olduğu gibi.
Lee’ye göre ABD, yapay zekâda ilk hamleyi yapan oyuncu olabilir. Fakat bu ayrıcalık sonsuza kadar sürmeyecek. Çünkü yapay zekâ yarışı, “seçkin araştırmacıların niteliği ile değil, akıllı yapay zekâ mühendislerinin sayısı ile” kazanılacak. Başka bir deyişle, bu alandaki iktidar iyi eğitilmiş bir mühendis ve girişimci ordusunu elinde tutanın olacak ve Çin şu anda “bu orduyu eğitmeye” odaklanmış durumda.
Fakat bu durum yalnızca rakamlarla ilgili değil. Çünkü Lee'nin deyişiyle bol miktarda veri ve inatçı girişimcileri yüksek eğitimli yapay zekâ bilimcileri ve bu alanı destekleme politikaları açısından Çin’in üstünlüğü var.
Örneğin, Çin hükümetinin yapay zekâyı destekleme planını ele alalım. Bu plana, araştırma için finansman desteği, girişim sermayesinin teminat altına alınması, kuluçka ve geliştirme alanlarının tahsis edilmesi dâhil. Plan, 2030 yılına kadar Çin'in yapay zekâ alanına hâkim olmasını sağlamayı amaçlıyor. Lee, Çin’in yapay zekâ kampanyasının “bir şekilde etkisiz” olabileceğini kabul ediyor. Ancak Pekin bu yolda herhangi bir engel olmaması için çalışıyor.
Sosyal etkiler
Lee kitabında, yapay zekânın olumsuz etkilerine de değiniyor. Yapay zekâ ile yaşanacak iş kayıpları ve yerlerini makinelerin alacağını öğrendiklerinde insanların yaşayacağı değersizlik duygusunu inceleyen Lee’nin yapay zekâ konusundaki endişeleri, insanların akıllı robotların egemenliği ile duyacakları mutsuzlukla sınırlı değil. Lee’nin asıl kaygısı, yapay zekânın, ABD ve Çin’in orantısız gücünü sınırlayarak küresel eşitsizliği arttırması.
Yapay zekânın temelinin veriye dayanması nedeniyle tekelleşmeye eğilimli oluşuna açıklık getiren Lee kitabında, “İyi ürünler daha çok kullanıcı demektir. Bu kullanıcılar daha fazla veri üretir. Bu veriler, daha iyi ürün teslimatına ve dolayısıyla daha fazla kullanıcıya ve yine daha fazla veriye neden olur” ifadelerine yer veriyor. Lee’nin kitabına göre Çinli ve ABD’li şirketler bu sürece “dünya liderliğine ulaşma çabasıyla” başladılar.
Bu Çin ve ABD için harika olabilir. Ancak diğer birçok ülke için korkunç bir haber.
Lee kitabında şöyle diyor:
“Büyük yapay zekâ güçleri zirveye ulaşırken fakir ülkeler yoksullukla mücadele şanslarından mahrum edilip yerlerinde saymalarına neden olunacak.”
Tüm bu uyarılara rağmen, genel olarak yapay zekâ ve teknoloji dünyasında Çin ve ABD arasındaki etkileşim odaklanan Lee'nin kitabı, son derece iyimser bir bakış açısı yansıtıyor.
Ancak birçok ABD’li, Lee'nin gelişmekte olan Silikon Vadisi şirketlerine ilişkin tüm inançları tepetaklak eden Çin'deki teknoloji ortamına ilişkin iyimser değerlendirmesini kabul etmeyecektir. Bununla birlikte Çin'in çıkış noktalarının da olumsuz yönleri var. Çin modelinin “kazandığını” söylemek için henüz çok erken. Ancak Çinli şirketlerin ciddiye alınması gerektiği konusunda uyaran yazar, haksız da sayılmaz.



Nijer’de iki saldırıda 50’den fazla güvenlik görevlisi öldü

Nijer askerleri (Reuters- Arşiv)
Nijer askerleri (Reuters- Arşiv)
TT

Nijer’de iki saldırıda 50’den fazla güvenlik görevlisi öldü

Nijer askerleri (Reuters- Arşiv)
Nijer askerleri (Reuters- Arşiv)

Güvenlik kaynakları Sahra Altı Afrika’nın Sahel bölgesinde yer alan Nijer’in batısında düzenlenen iki ayrı saldırıda 50’den fazla güvenlik gücü mensubunun hayatını kaybettiğini belirtti. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre bölgede, terör örgütü DEAŞ’ın bölgesel kolunun da aralarında bulunduğu silahlı gruplar faaliyet gösteriyor.

Kaynaklar Reuters’a, çarşamba günü bir jandarma konvoyunun Abala-Filinge yakınlarında pusuya düşürüldüğünü belirtti. Cumartesi günü ise Birni-N’Konni’de düzenlenen ayrı bir saldırıda 30’dan fazla askerin öldüğünü ifade ettiler. İki saldırının da teröristler tarafından gerçekleştirildiği belirtilirken, olaylara ilişkin ayrıntı verilmedi.

SITE Intelligence Group, dün DEAŞ’ın Batı Afrika’daki kolu olan ve “DEAŞ-Sahel Vilayeti” olarak bilinen örgütün pazar günü yayımladığı iki ayrı açıklamayla saldırıların sorumluluğunu üstlendiğini bildirdi.

Örgüt, ocak ayında başkent Niamey’deki sivil havalimanına ve bir askeri hava üssüne saldırmıştı. Bu saldırı, hükümetin isyancı gruplarla mücadelede kayda değer ilerleme sağlayamadığına ilişkin değerlendirmeleri gündeme getirmişti. Ülkeyi 2023’teki darbenin ardından iktidarı ele geçiren ordu yönetiyor.

Nijer’de isyancı askerler geçen ay havalimanına ve devlet başkanlığı yerleşkesine saldırmış, bunun üzerine hükümete bağlı güçlerle çatışma yaşanmıştı. Hükümet güçlerine Kremlin’in kontrolündeki paramiliter yapı Afrika Kolordusu’na bağlı unsurlar destek verdi.

Analistler ve güvenlik kaynakları, özellikle Nijer’in batısında isyancı gruplar karşısında tekrarlanan kayıpların ardından cephede görev yapan ordu birlikleri arasındaki hoşnutsuzluğun giderek arttığını belirtiyor.


Rusya’da havai fişek fabrikasında çıkan yangında 14 kişi hayatını kaybetti

Rusya'da meydana gelen bir yangın (Arşiv – Reuters)
Rusya'da meydana gelen bir yangın (Arşiv – Reuters)
TT

Rusya’da havai fişek fabrikasında çıkan yangında 14 kişi hayatını kaybetti

Rusya'da meydana gelen bir yangın (Arşiv – Reuters)
Rusya'da meydana gelen bir yangın (Arşiv – Reuters)

Rusya’nın merkezinde bir havai fişek fabrikasında çıkan yangında en az 14 kişi hayatını kaybetti. Rusya devlet medyası, dün acil durum ekiplerine dayandırdığı haberinde bir kişinin de yaralandığını bildirdi.

Rusya devlet televizyonu RT tarafından yayımlanan görüntülerde, alevler içindeki enkaz yığınından yoğun kıvılcımların yükseldiği görüldü.

TASS haber ajansının Rusya Acil Durumlar Bakanlığına dayandırdığı haberinde, “Yaroslavl bölgesindeki havai fişek fabrikasında çıkan yangında hayatını kaybedenlerin sayısı 14’e yükseldi. Bir kişi de yaralandı” ifadelerine yer verildi.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre olay, Moskova’nın yaklaşık 100 kilometre kuzeyinde bulunan Kuprinsk köyünde meydana geldi.

Rus yetkililer, bu tür ölümcül yangınları çoğunlukla güvenlik standartlarına yeterince uyulmamasına bağlıyor.

Yaroslavl Bölge Savcılığı, sanayi güvenliği kurallarının ihlal edilmiş olabileceği ihtimaline ilişkin soruşturma başlatıldığını açıkladı.


İngiltere Fairford üssü yakınında gözaltına alınan 5 kişiyi serbest bıraktı; Burnham "cobra" toplantısına başkanlık etti

İngiliz polisi, patlayıcı maddeler ve terörle bağlantılı suçlar planlama şüphesiyle 5 kişinin gözaltına alınmasının ertesi günü, dün Fairford Üssü çevresinde güvenlik kordonu oluşturdu (EPA)
İngiliz polisi, patlayıcı maddeler ve terörle bağlantılı suçlar planlama şüphesiyle 5 kişinin gözaltına alınmasının ertesi günü, dün Fairford Üssü çevresinde güvenlik kordonu oluşturdu (EPA)
TT

İngiltere Fairford üssü yakınında gözaltına alınan 5 kişiyi serbest bıraktı; Burnham "cobra" toplantısına başkanlık etti

İngiliz polisi, patlayıcı maddeler ve terörle bağlantılı suçlar planlama şüphesiyle 5 kişinin gözaltına alınmasının ertesi günü, dün Fairford Üssü çevresinde güvenlik kordonu oluşturdu (EPA)
İngiliz polisi, patlayıcı maddeler ve terörle bağlantılı suçlar planlama şüphesiyle 5 kişinin gözaltına alınmasının ertesi günü, dün Fairford Üssü çevresinde güvenlik kordonu oluşturdu (EPA)

İngiltere Terörle Mücadele Polisi, ABD güçlerinin İran'a yönelik hava saldırılarında kullandığı Fairford Hava Üssü'nü hedef alan bir komploya karıştıkları şüphesiyle gözaltına alınan 5 kişinin kefaletle serbest bırakılacağını açıkladı.

Emniyet Müdürü Laurence Taylor gazetecilere yaptığı açıklamada, "Ayrıntılı sorgulamalar ve yürütülen soruşturmaların ardından, gözaltındaki 5 kişi bu öğleden sonra kefaletle serbest bırakılacak" dedi. Taylor sözlerini şöyle sürdürdü: "Yanlış anlaşılmaması için belirtmeliyim ki, bu durum soruşturmanın bittiği anlamına gelmiyor. Bu kişilerin hareketleri ve başkalarıyla temasları sıkı kısıtlamalara tabi tutulacak." Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre polis, şüphelilerin bilerek veya bilmeyerek yabancı bir devlet adına hareket etmiş olma ihtimalini incelediklerini belirtti.

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Fairford Üssü'ne yönelik saldırı planı gelişmesi üzerine acil durum toplantısı çağrısında bulundu. Radyo platformlarında açıklamalarda bulunan Burnham, "Resmin tamamını ve durumun ne olduğunu tam anlamıyla netleştirmek adına öğleden sonra COBRA kriz masası toplantısına başkanlık edeceğim," ifadelerini kullandı. Söz konusu kriz komitesi genellikle hükümetin acil durumlara müdahale süreçlerini değerlendirmek üzere toplanıyor; toplantılara bakanlar, polis yetkilileri ve istihbarat birimleri katılıyor.

İngiliz polisi, Fairford Üssü yakınlarında yakalanan 5 şüpheliyi patlayıcı maddeler ve terörle bağlantılı suçlar işleme şüphesiyle dün sorguladı.

Polis, İngiltere'nin batısındaki Kraliyet Hava Kuvvetleri'ne (RAF) ait Fairford Üssü'ne doğru ilerleyen üç büyük beyaz kamyon görüldüğü ihbarı üzerine pazar gününün ilk saatlerinde 5 kişiyi yakalamıştı. İran Devrim Muhafızları, ABD bombardıman uçakları tarafından kullanılması nedeniyle üssü daha önce "meşru hedef" olarak nitelendirmişti.

ABD Başkanı Donald Trump, şüphelilerin "ciddi zararlar" verme niyetinde olduklarını, İngiliz ve Amerikalı yetkililerin şahısları sorgulamaya devam ettiğini bildirdi.

Silahlı polis ekipleri dün İngiltere'nin Gloucestershire bölgesindeki Fairford Üssü dışında konuşlandı (EPA)
Silahlı polis ekipleri dün İngiltere'nin Gloucestershire bölgesindeki Fairford Üssü dışında konuşlandı (EPA)

Diğer İhtimaller

İngiltere Terörle Mücadele Polisi, gözaltına alınanların tamamının Londra nüfusuna kayıtlı ve 20'li yaşlarda İngiltere vatandaşları olduğunu, soruşturmanın farklı yönlerde de ilerlediğini açıkladı. Şüpheliler, haklarında resmi suçlama yöneltilmeden veya serbest bırakılmadan önce 14 güne kadar gözaltında tutulabiliyor.

Terörle mücadele müfettişleri şüphelilerin kimliklerini henüz açıklamadı; ancak soruşturmaya yakın bir kaynak, olayın arkasındaki ana motivasyonun İran bağlantılı olma ihtimalinin yüksek olduğunu, bununla birlikte Rusya bağlantısı veya radikal İslamcı unsurların varlığı gibi ihtimallerin de değerlendirildiğini ifade etti.

Aynı kaynak, olay öncesinde üste güvenlik önlemleri artırılmış olmasına rağmen şüphelilerin yakalanmasını sağlayan unsurun istihbarat çalışmaları olmadığını belirtti.

İsmini açıklamak istemeyen bir kadın çiftçi, tarlada koşan "yüzleri maskeli" bir grubu gördükten sonra polisi aradığını söyledi. Çiftçi, BBC'ye yaptığı açıklamada, "Sanırım 999 acil çağrı merkezini aramam, planlamış olabilecekleri her türlü eylemi boşa çıkardı," dedi.

Savunma Bakanı Wes Streeting, dün BBC'ye verdiği demeçte, halen devam eden bir soruşturmanın iddiaları ve arkasındaki nedenler hakkında spekülasyon yapmayacağını belirtti. Ancak İran'ın ülkeye yönelik tehditlerine genel hatlarıyla değinen Streeting, "İran ve uzantılarının bize zarar vermek istediğinin farkındayız. Demokrasimizden nefret ettiklerini biliyoruz ve çıkarlarımızı ya da müttefiklerimizi tehdit eden İran kaynaklı girişimleri defaatle boşa çıkarmamız gerektiğinin bilincindeyiz" şeklinde konuştu.

Zırhlı bir araç dün İngiltere'nin güneybatısındaki Fairford Üssü içerisinde devriye geziyor (AFP)
Zırhlı bir araç dün İngiltere'nin güneybatısındaki Fairford Üssü içerisinde devriye geziyor (AFP)

Ciddi terör tehdidi

İngiltere, Londra'nın kuzeyinde yaşanan antisemitik olaylar zincirinin ardından nisan ayında ülke genelindeki terör tehdidi seviyesini "yüksek" düzeyinden "ciddi" seviyesine yükseltti. Bu durum, önümüzdeki altı ay içinde bir "terör" saldırısı gerçekleşme olasılığının yüksek olduğuna işaret ediyordu.

Polis ekipleri, Yahudi toplumuna ait mülkleri veya İranlı muhalifleri hedef alan bu olayların birçoğu ile İran arasında bir bağlantı olup olmadığını araştırdıklarını bildirdi.

İngiltere mayıs ayında, İngiltere ve diğer ülkelerin istikrarını bozmayı hedefleyen gruplara finansal destek sağlamak ve saldırı planlamak da dahil olmak üzere düşmanca faaliyetlere karıştıkları gerekçesiyle İran bağlantılı 12 kişi ve kuruluşa yaptırım uyguladı. İran ise İngiltere'de veya başka bir yerde herhangi bir saldırı veya komploya karıştığı iddialarını defaatle reddetti.

"Fairford" gözaltılarına ilişkin bir açıklama da ABD Büyükelçiliği'nden geldi. Yapılan güvenlik uyarısında Amerikan vatandaşları "tedbirli olmaya" ve "kişisel güvenliklerine dikkat etmeye" çağrıldı. Uyarıda, "ABD ile bağlantılı tesisler, toplantılar ve kuruluşlar artan risklerle karşı karşıya kalabilir," ifadesine yer verildi.

İngiltere hükümeti daha önce ABD'ye, Hürmüz Boğazı'nda gemilere saldıran İran füze sahalarını vurmak amacıyla Fairford'da konuşlu bombardıman uçaklarını kullanma izni vermişti. Hükümet yetkilileri, Başbaşkan Andy Burnham'ın olayla ilgili düzenli raporlar aldığını ve pazar günü İşçi Partisi'nin yıllık kongresindeki en az iki programa katılımını iptal ettiğini belirtti.

İran Devrim Muhafızları temmuz ayında İngiltere'yi, ABD bombardıman uçaklarının Fairford Üssü'nden kalkış yapmasına izin vermemesi konusunda uyarmış ve saldırı amacıyla kullanılan her üssün meşru hedef olacağını duyurmuştu.

Fairford'da polis, üs çevresinde 400 metrelik bir güvenlik kordonu oluşturdu ve 85 evde yaşayan sakinleri tahliye etti. Üs çevresindeki güvenlik önlemleri üst seviyeye çıkarılırken pazar günü üç beyaz kamyonun etrafında bir bomba imha robotu görüntülendi. Ana girişte polis ekipleri konuşlandırılırken, diğer geçiş noktalarını kapatmak için ağır iş makineleri kullanıldı.

Sosyal medyada şüphelilerden bazılarına ait olduğu iddia edilen fotoğraflar paylaşıldı. Yakalandıktan sonra üstsüz şekilde görülen şahısların yer aldığı görsellerin gerçekliği henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanmadı.