2019’da Suriye’nin akıbeti ne olacak?

DEAŞ ile yapılan savaşlardan geriye Rakka’da bu görüntüler kaldı (AP)
DEAŞ ile yapılan savaşlardan geriye Rakka’da bu görüntüler kaldı (AP)
TT

2019’da Suriye’nin akıbeti ne olacak?

DEAŞ ile yapılan savaşlardan geriye Rakka’da bu görüntüler kaldı (AP)
DEAŞ ile yapılan savaşlardan geriye Rakka’da bu görüntüler kaldı (AP)

2018 yılı sona ererken Suriye’de gelecek yıl gerçekleşmesi beklenen 5 gelişmeye dair özellikleri şu ana başlıklar altında topladık:
ABD’nin Suriye’den çekilmesinin ardından ülkenin doğusundaki boşluğun doldurulması, Rusya ve Türkiye arasında yapılan İdlib uzlaşısının geleceğine dair çıkarımlar, siyasi süreçle ilgili umutlar, Şam'ın Arap ülkeleri ve Batı ile ‘normalleşmesi’, İran’ın Suriye'deki varlığının geleceği.
ABD’nin çekilmesi
ABD Başkanı Donald Trump’ın, Suriye'den çekilme kararını duyurması rakipleri ve müttefikleri için sürpriz oldu. Trump, bu kararı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesi sonrasında aldı. ABD’nin YPG’yi desteklemeyi durdurması konusunda ısrarcı olan Erdoğan dahi Trump’ın bu kadar hızlı hareket etmesini beklemiyordu. Trump, kararını açıklarken, “tam ve hızlı bir geri çekilme” olacağını ve Türkiye’nin DEAŞ’tan geriye kalanları ortadan kaldırma görevini tamamlayacağını kaydetti. Başkan Trump, 14 Aralık’ta Twitter üzerinden paylaştığı mesajla, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Suriye sizindir” dedi.
Trump’ın yaptığı sürprizin yankıları bitti. İlgili tarafların arayışları başladı. Genel olarak hareketliliğin ana adresi geri çekilme sonrası güvenlik ve askeri düzenlemelere ulaşma konusuydu. ABD, Suriye topraklarının üçte birini yani Fırat’ın doğusunu, el-Tanf ve Menbiç’i terk edecek. Bu bölgelerde, 70 bin Arap ve Kürt militan, DEAŞ’ın kalıntıları, uyuyan hücreler, Suriye Kürdistan Demokrat Partisi (PYD) liderliğindeki idari, ekonomik ve partizan bir yapı, Arap aşiret yapısı, Haseke ve Kamışlı’da iki güvenlik alanı, Suriye-Irak-Türkiye sınırı, Suriye, Irak, Ürdün sınırlarının birleştiği bölge, Suriye petrol üretiminin yüzde 90'ı ve doğalgazının yarısının çıktığı, pamuk ve diğer tahıl ürünlerinin çoğunun yetiştiği ve Suriye’nin en büyük 3 barajının yer aldığı bölgeler, aynı zamanda İran'ın çıkarları, nüfuzu ve milisleri için hayati öneme sahip olan İran, Irak, Suriye ve Lübnan’ı bir birine bağlayan kara yolunun geçtiği alanlar bulunuyor.
Kısacası; Suriye’de hem askeri hem de demografik açıdan faydalı olan Suriye'ye ekonomik ve stratejik olarak da faydalıdır.
Bölgesel, uluslararası ve Suriyeli oyuncular arasındaki rekabet, yarış ve çatışmanın kaynağı, bu ‘servettir.’ İran, Fırat Nehri'nin güneyindeki Haşdi Şabi güçlerini durdurmuyor. Şam, geçmişe dönmek istemiyor. Türkiye bir nüfuz alanı oluşturma hedefinden vazgeçmiyor.
2019'un bu bölgenin kaderi için hayati bir yıl olacağına ve bu bölgenin yine yılın büyük bir bölümünde gündem oluşturacağına hiç şüphe yok. Türkiye, herhangi bir Kürt oluşumunu engellemek, PKK’yı kovmak ve sınırının 20-30 kilometre derinliğinde bir güvenlik şeridi oluşturmak isterken, Şam, Suriye'nin egemenliğini ve ekonomi kaynaklarını korumak, Rusya, Türkiye'yi rahatsız etmeyen düzenlemelere ulaşmak ve Şam ile Ankara arasında iletişim kurmak, ABD, DEAŞ’ı ortadan kaldırmak ve İran’ın nüfuzunu azaltmak, İran ise bu bölgenin kendisine karşı kullanılmasını önlemek istiyor.
İdlib’in kaderi
Suriye'nin kuzeydoğusunun kaderi kuzeybatısından ayrılmaz. İdlib, Halep'in batı kırsalının kuzeyinde, Lazkiye'nin doğu kırsalında, Hama'nın kuzey kırsalında bulunuyor. ‘İdlib'in kaderi’, 2018’de atılan manşetlerden biri oldu. Rejim güçleri, geçtiğimiz yıl ilkbaharda Suriye’nin güneyi, güneybatısı ve Doğu Guta’nın kontrolünü devraldıktan sonra, İdlib kırsalına yoğunlaştı. Ancak ABD ve Batı’nın tehditleri ile uluslararası ve insani yardım kuruluşlarının yükselen sesi, İdlib’de bir Rus-Türk anlaşmasına zemin hazırladı.
Türkiye ve Rusya’nın nükleer santral, ticaret, doğalgaz boru hattı ve S-400 füze savunma sistemi satışı gibi ikili ilişkileri geliştirme çabaları, iki tarafın geçtiğimiz Eylül ayında Soçi’de İdlib konusunda uzlaşıya varmalarına indirgenmemeli. Suriye ordusunun saldırılarının sona ermesi, muhalifler ile hükümet arasında bir tampon bölge oluşturulması, teröristlerin etkisiz hale getirilmesi ve Türkiye'nin 12 izleme noktasını güçlendirmesi gibi gelişmeler yaşandı. İdlib, Ankara'nın ‘Fırat Kalkanı’ operasyonunu gerçekleştiği el-Bab ve Cerablus ile ‘Zeytin Dalı’ operasyonunu gerçekleştirdiği Afrin olmak üzere iki etki alanını da içeriyordu. Bu bölgeler, Suriye topraklarının yaklaşık yüzde 10'unu oluşturuyor.
Rusya’nın Suriye planı ise 3 aşamadan oluşuyor. Birinci aşama; İdlib'in güneyi yani Han Şeyhun, Ma'arretü'n-Nu'man ile İdlib'in batısı yani Cisr eş-Şuğur’u kontrol altına almak. İkinci aşama; Lazkiye ile Halep ve Şam ile Halep arasındaki iki ana yolun kontrolünü ele geçirmek. Üçüncü aşama ise, Lazkiye - Halep kara yolunun kuzeyinde kontrolü sağlamak. Türkiye ile yapılan İdlib anlaşması Rusya’nın bu planını ortadan kaldırmadı. Ancak bu aşamaların kapsamlı bir askeri operasyon olmadan daha yavaş ilerlemesine neden oldu. Rusya’nın İdlib anlaşmasını yapma amacı, Türkiye'yi kendi ekseninde tutmak ve ABD’den uzaklaştırmaktı. Fakat Trump-Erdoğan bağlantısı ve ABD’nin Suriye’den çıkışının Türkiye ile koordineli olması, İdlib'in kaderinin yanı sıra Moskova ile Ankara arasındaki sıcak ilişkilere de yansıyacaktır. Bu da 2019'da Suriye ile ilgili atılacak manşetlerden biri olacaktır.
Siyasi bir çözüm için beklentiler
2018 yılı, Soçi ve Astana görüşmelerinin gerçekleştiği yıl oldu. Suriye Ulusal Diyalog Kongresi, Ocak ayında Soçi'nin ev sahipliğinde yapıldı. Uluslararası himayede gerçekleşen kongrenin sonunda Anayasa Komisyonu kurulmasını içeren bir bildiri yayınladı. Yani Soçi-Astana platformunun anayasa reformu, BM’nin 2254 sayılı kararının uygulanması için girdi oluşturdu. Anayasa Komisyonu’nda yer alacak isimler için bir liste oluşturmak tam bir yıl sürdü. Ancak liste, Soçi bildirisinde belirtilen kriterlere de uymuyor.
Bununla birlikte ABD, geçtiğimiz yıl Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey ve Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ile birlikte siyasi sürece geri döndü. Suriye platformuna geri dönen ABD, Fırat Nehri’nin doğusunda DEAŞ’ı hezimete uğratmayı, İran’ın etkisini azaltmayı Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun 2254 sayılı BM kararı uyarınca siyasi bir çözüme ulaşmasına yardımcı olmayı hedefliyordu. Ancak siyasi bir çözüme ulaşmadan önce ayrılmaya karar veren ABD, uzlaşmaya yönelik etkilerini kaybetti.
Diğer değişiklik de BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura’ının ayrılması oldu. Ayrılık nedenini Anayasa Komisyonu’nun oluşturulmasındaki ‘başarısızlığı’ olarak açıklayan Mistura’nın yerine Norveçli diplomat Geir O. Pedersen atandı. Türkiye, Rusya ve İran iki hafta önce Cenevre'de yapılan son toplantıda anayasa reformu ruhunu ve rotasını korumaya çalıştılar. Ancak yeni BM Suriye Özel Temsilcisi Pederson'ın siyasi bir çözüme ve 2254 sayılı kararın uygulanmasına yönelik yeni girdiler isteyeceğinden şüphe yok. Pederson’ın 3 ay sonra resmi olarak göreve başlamadan önce harekete geçmesi beklenemez. Aynı şekilde Suriye'nin kuzeydoğusu ve kuzeybatısındaki askeri alanda yaşanması muhtemel savaş öncesi ve ABD’nin askeri ve diplomatik olarak Suriye'den çekilme sürecinin tamamlaması öncesinde harekete geçilmesi de beklenemez.
Yeniden yapılanma ve normalleşme
Batılı ülkeler ve birçok Arap ülkesi, Suriye'nin yeniden inşasına yönelik katılımlarını, Suriye'deki ‘siyasi geçiş’ veya ‘güvenilir bir siyasi çözüme’ bağladılar. Bunu İran ve milislerinin ayrılışı ile ilişkilendirenler de var. Suriye’deki yeniden yapılanma maliyetinin 300-400 milyar doları bulacağı tahmin ediliyor. Bu yeniden yapılanma aynı zamanda Suriye’nin yüzde 60'ını kapsayan rejim, Rusya ve İran'ın etki alanlarını da içeriyor. Bazıları yeniden yapılanma dosyasının İran'ı zayıflatma konusunda temel oluşturabileceğini savunuyor. Bununla birlikte Suriye hükümetinin Arap Birliği'ne dönüşü de şu anda masaya yatırılan konular arasında.
Ocak ayı sonunda Beyrut’ta yapılması planlanan Arap Ekonomi Zirvesi’nde, Şam’ın 7 yıl önce dondurulan üyeliğine dair istişareler yapılacağı ve bir karar alınacağından şüphe yok. Şam’ın üyeliğine ilişkin şu ana kadar Arap ülkeleri arasında bir fikir birliği oluşmadı. Ancak bununla birlikte, geçtiğimiz hafta Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir'in Şam'ı ziyaret ettiği ve Suriye Ulusal Güvenlik Bürosu Başkanı Ali Memlük’ün geçtiğimiz günlerde Kahire'ye sürpriz bir ziyarette bulunduğu da unutulmamalı.
İran nüfuzunun geleceği
Geçtiğimiz Eylül ayında ABD’nin koruması altında olan ve İran'ın Suriye'de konuşlandığı bölgeleri hedef alan bir İsrail uçağına ateş açan Suriye hava savunma sistemleri yanlışlıkla bir Rus uçağını düşürdü. Bu küçük olay, Suriye’nin yanı sıra ikisi dünyanın en büyüğü, ikisi ise bölgesel olmak üzere toplam 5 ülkeyi kapsıyordu.
2018’de Suriye, İsrail ile İran arasında gizli bir savaşa tanık oldu. İsrail, ayrıca İran konumlarına baskınlar düzenledi. Bununla birlikte Rusya, İran ve milislerini Golan Tepeleri ve Ürdün’deki üslerinden uzaklaştırmada arabulucu rol üstlendi. Ayrıca Suriye ile İsrail arasındaki ateşkesi gözetleyen Golan Tepeleri'ndeki BM Barışgücü askerleri (UNDOF) Golan’a geri dönerken Rusya, ‘S-400’ ve ‘S-300’ sistemlerinin yanına S-300 füze sistemini konuşlandırdı.
İran’ın Suriye’deki güney sınırından 100 kilometre içeriye çekilmesi taleplerden biriydi. Ayrıca ABD’nin Suriye’deki varlığının sebeplerinden biri İran’ı Suriye'den çıkarmaktı. Bu nedenle, önümüzdeki yıl, İran'ın askeri, ekonomik ve milis nüfuzuna dair birçok manşet görülecek. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD’nin geri çekilme kararının ardından İran'ın çıkarlarını hedef almaya devam edeceklerini söyledi. Öte yandan İran, Fırat Nehri’nin doğusunda yayılmak istiyor. Rusya, İran’a rağmen Suriye’de karar alıcı konumda olmaya çalışıyor. ABD yaptırımları ve tehditleriyle kuşatılan Tahran, Moskova'ya karşı çıkıyor ve Suriye’yi bir uzlaşı ve kavga sahnesi olarak kullanıyor.
ABD’nin geri çekilme kararının, kartların yeniden karılmasına neden olduğuna şüphe yok. Bu durum yerel ve bölgesel oyuncular arasında bir ‘boşluğu doldurma’ yarışının yanı sıra müzakere konumunu güçlendiren stratejik kazanımlar elde etme ve yeni Suriye’nin inşasında masada yer alma rekabeti de başlattı. 



Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki tüm güçlerini geri çekmeye hazırlanıyor

Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki tüm güçlerini geri çekmeye hazırlanıyor

Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)

Wall Street Journal (WSJ), üç ABD'li yetkiliye atıfta bulunarak, Amerika Birleşik Devletleri'nin Suriye'deki yaklaşık 1.000 askerinin tamamını geri çekmeye hazırlandığını bildirdi.

ABD ordusu geçen hafta Suriye'deki stratejik üssünden çekilme işlemini tamamladığını ve üssü Suriye güçlerine devrettiğini duyurdu. Bu, ABD-Suriye ilişkilerinin güçlendiğinin son işareti olup, daha geniş kapsamlı bir ABD çekilmesinin yolunu açabilir. WSJ’de dün yer alan habere göre, birlikler önümüzdeki iki ay içinde Suriye'deki kalan ABD mevzilerinden de çekilecek.

Suriye Savunma Bakanlığı geçen perşembe günü yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin ayrılmasının ardından ordu birliklerinin Tanf askeri üssünü devraldığını belirtti.

Bakanlık şu açıklamayı yaptı: “Suriye ve Amerika Birleşik Devletleri tarafları arasındaki koordinasyon sayesinde, Suriye Arap Ordusu birlikleri el-Tanf üssünün kontrolünü ele geçirdi, üssü ve çevresini güvence altına aldı ve el-Tanf çölündeki Suriye-Irak-Ürdün sınırına konuşlanmaya başladı.” Açıklamada ayrıca, “Bakanlığın sınır koruma güçleri önümüzdeki günlerde görevlerine başlayacak ve bölgede konuşlanacak” denildi.

El-Tanf üssü, Suriye, Ürdün ve Irak arasındaki sınır üçgeni bölgesinde stratejik bir konuma sahiptir. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre üs, 2014 yılında Suriye ve Irak'ın büyük bir bölümünde DEAŞ'a karşı yürütülen savaşta çok önemli rol oynamıştır. Örgüt, 2017'de Irak'ta ve iki yıl sonra da Suriye'de yenilgiye uğratıldı.

Beşşar Esed rejiminin 8 Aralık 2024'te devrilmesinden önce, üsse insansız hava araçlarıyla (İHA) birkaç kez saldırı düzenlenmiş ve bu saldırıların sorumluluğunu Irak'taki gruplar üstlenmiştir.


Kanada, Suriye'ye uyguladığı ekonomik yaptırımları kaldırdı

Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand, 13 Şubat 2026'da Almanya'da düzenlenen bir etkinlikte (DPA)
Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand, 13 Şubat 2026'da Almanya'da düzenlenen bir etkinlikte (DPA)
TT

Kanada, Suriye'ye uyguladığı ekonomik yaptırımları kaldırdı

Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand, 13 Şubat 2026'da Almanya'da düzenlenen bir etkinlikte (DPA)
Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand, 13 Şubat 2026'da Almanya'da düzenlenen bir etkinlikte (DPA)

Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand dün yaptığı açıklamada, Kanada'nın Suriye'ye uyguladığı ekonomik yaptırımları, mal ithalat ve ihracatı, yatırım faaliyetleri, finansal ve diğer hizmetlerin sağlanmasıyla ilgili kısıtlamaları hafifletecek şekilde değiştirdiğini söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre "Değişiklikler ayrıca, Suriye ile ilgili yaptırım listelerinden 24 kuruluşu ve bir kişiyi çıkarıyor; amaç, ekonomik faaliyetin önündeki engelleri azaltmak ve Suriye'nin toparlanması için kritik öneme sahip kilit sektörlerdeki devlet bağlantılı kuruluşlarla işlemleri kolaylaştırmaktır."


Irak'ta Ramazan reklamında el-Cevahiri'nin kullanılmasına yönelik eleştiriler

Bir Ramazan reklamında yer alan görüntülere göre, merhum Iraklı şair Muhammed Mehdi el-Cevahiri, Başbakan Muhammed Şia el-Sudani'ye çay ikram ederken görülüyor
Bir Ramazan reklamında yer alan görüntülere göre, merhum Iraklı şair Muhammed Mehdi el-Cevahiri, Başbakan Muhammed Şia el-Sudani'ye çay ikram ederken görülüyor
TT

Irak'ta Ramazan reklamında el-Cevahiri'nin kullanılmasına yönelik eleştiriler

Bir Ramazan reklamında yer alan görüntülere göre, merhum Iraklı şair Muhammed Mehdi el-Cevahiri, Başbakan Muhammed Şia el-Sudani'ye çay ikram ederken görülüyor
Bir Ramazan reklamında yer alan görüntülere göre, merhum Iraklı şair Muhammed Mehdi el-Cevahiri, Başbakan Muhammed Şia el-Sudani'ye çay ikram ederken görülüyor

Irak'ta yayınlanan ve bir platformu tanıtan Ramazan reklamı, şair Muhammed Mehdi el-Cevahiri'nin yapay zeka tarafından oluşturulmuş bir görüntüde, Başbakan Muhammed Şiya es Sudani'ye ofisinde çay ikram ederken gösterilmesi nedeniyle geniş çaplı eleştirilere yol açtı. Bu sahne, "Arapların en büyük şairi" olarak nitelendirilen el-Cevahiri'ye hakaret olarak değerlendirildi.

"Birleşik Irak" başlıklı reklamda, monarşinin merhum Başbakanı Nuri el-Said de eski Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi ile benzer bir pozda yer alarak, "sembollerin ticari amaçlarla istismar edilmesi" konusundaki tartışmayı daha da derinleştirdi.

Başbakan içeriği reddetti ve acil soruşturma emri vererek yapımcıya dava açmakla tehdit etti; platform ise yaptığı basın açıklamasında, çalışmanın resmi onaylarla gerçekleştirildiğini ve saldırının "ideolojik güdümlü" olduğunu belirtti.

Yazarlar Birliği, ulusal sembolleri ilgilendiren "tehlikeli bir emsal" olarak nitelendirdiği durumu kınarken, Şarku’l Avsat’ın ulaştığı kaynaklar "reklamın hazırlanmasında yetkililerin de rolü olduğuna" işaret etti.