2019’da Filistin hükümeti her türlü sürprize açık

Abbas, Ramallah’taki Merkez Konseyi çalışmalarının açılışını yaparken (AFP)
Abbas, Ramallah’taki Merkez Konseyi çalışmalarının açılışını yaparken (AFP)
TT

2019’da Filistin hükümeti her türlü sürprize açık

Abbas, Ramallah’taki Merkez Konseyi çalışmalarının açılışını yaparken (AFP)
Abbas, Ramallah’taki Merkez Konseyi çalışmalarının açılışını yaparken (AFP)

Filistin’in karşılaştığı zorluklar uzun yıllardır değişmiyor. Her yeni yıla, ‘işgali sonlandırma, bir devlet kurma, hükümetin geleceği, siyasi sürecin sonu’ gibi kapsamlı başlıklarla giriyorlar. Son 10 yıldır gündemlerine ‘uzlaşı ve bölünmeyi sonlandırma’ başlığını da eklediler. Hiçbir şey değişmiyor.
Ancak önümüzdeki yıl, gelecek açısından oldukça önemli olabilir. 2019 yılı Filistinlilerin nasıl bir akıbete sahip olabileceğini belirleyebilir. 25 yıl önce kurulan Filistin hükümeti, Oslo Anlaşması’ndan 5 yıl sonra bağımsız bir Filistin devleti kurmayı bekliyordu. Ancak İsrail’in bulunduğu bölümleri olduğu gibi bırakıp diğer kısımları yıkan anlaşmanın dipnotları hükümet ve Filistinlileri yanılttı. Filistin hükümeti, bugün, İsrail hükümetinin yerleşimcileri, onu tamamen kuşatan ABD karşısında kendini savunmak zorunda kalıyor.  
Yeni yılda hükümetin karşı karşıya kalacağı sıkıntılar 3 noktaya odaklanıyor; İsrail ile ilişkiler, ‘Yüzyılın Anlaşması’ da dahil olmak üzere ABD ile ilişkiler ve Hamas ile ilişkiler. Pratikte hükümet, ABD ve İsrail ile ilişkilerini gözden geçirmeye ve ayrıca Hamas konusunda da kapsamlı kararlar almaya başladı.
Fetih Hareketi Merkez Komitesi Üyesi Muhammed İştiyye, Beytüllahim'de yabancı ülke konsolosları ile Arap ve yabancı gazeteciler için düzenlenen Noel yemeğinde, “İşgal devleti ile ilişkilerin değişmesini istiyoruz. İsrail’e, düşmanlığa devam ettikleri takdirde anlaşmalara saygı duymayacağımızı ifade eden bir mektup gönderdik” şeklinde konuştu.
İştiyye, yönetimin, şu an İsrail ile siyasi, ekonomik, hukuki konular üzerinde çalışmalar yürüttüğünü belirterek, “Şu an siyasi düzeyde ilişkimiz bulunmuyor. Şehir merkezlerinde işgal güçlerinin eylemlerine tanık oluyoruz. İsrail’in barış ortağı yok. İsrail, imzalanan anlaşmalara saygı göstermedi” dedi.
Muhammed İştiyye, hukuki bir çalışma grubunun İsrail’i tanımayı feshetme veya askıya alma üzerinde çalıştığını, önümüzdeki günlere gerçekleştirilecek yönetim toplantılarından sonra net bir tavır sergileneceğini ifade etti.
ABD-Filistin çatışması
Filistin-İsrail ilişkisi, ABD-Filistin ilişkisinden ayrılamaz. Hükümet, Filistinlilere ekonomik abluka uygulayan ABD ile olan ilişkisini belirlemek için de çalışıyor. İştiyye, ABD’yi tutumunu Filistin yönetimine dayatmakla suçlayarak, “Trump yönetimi, bizi fikirlerini kabul etmeye zorluyor. Tıpkı bir inek sürüsünün mezbahaya götürüldüğü gibi bizi sürmeye çalışıyorlar. Kudüs konusundaki tutumları ve Kudüs’ü İsrail’in başkenti kabul etmeleri nedeniyle başarısız oldukları doğru. Ancak eylemlerinde başarısız olmalarına rağmen askıda kaldık” dedi.
İştiyye, Filistin yönetiminin, Washington’ın Kudüs ve mülteciler hakkındaki tutumu nedeniyle ‘ABD’nin barış anlaşmasına’ karşı çıkacaklarını vurguladı. Muhammed İştiyye’ye göre ABD’liler Gazze’de bir devlet kurmak istiyor. Öte yandan Filistin hükümeti Hamas’ı Gazze’de tek başında ateşkes anlaşmaları imzalaması nedeniyle bu projeye yardımcı olmakla suçluyor.  İştiyye, “Gazze, iki takıma ayrılan 10 oyuncunun vekalet savaşlarını yürüttüğü bir yer haline geldi. Bu takımlardan ilkini İsrail yönetiyor. Mevcut durumu korumayı ve ateşkes sağlamayı istiyor. İkincisi ise, mevcut durumun bozulmasını ve kapsamlı ulusal bir uzlaşıya varılmasını istiyor. Çünkü Gazze olmaksızın bir Filistin devleti kurulamaz. Gazze’de de bir devlet olamaz. Uzlaşıya varmak istiyoruz. Fetih'in uzlaşma perspektifi, tek bir otoritenin, bir yasanın ve bir silahın varlığına dayanıyor. Hamas ise görev dağıtımı açısından bakıyor. Hamas’ın perspektifini kabul etmediğimiz gibi o da bizimkini kabul etmiyor. Bu durumda seçime gideceğiz” şeklinde konuştu. Fetih üyesine göre uzlaşma ve Hamas ile ilgili kararlar bulunuyor. ABD ve İsrail ile ilişkileri belirleyici kararlar da alınacak.
Filistin Merkez Konseyi’nin kararlarını uygulamak için kurduğu komitenin bu süre içerisinde İsrail, ABD ve Hamas ile ilişki konusunda belirleyici kararlar için çeşitli mekanizmalar geliştirmek üzere toplantılarını sürdürmesi bekleniyor. Komiteye daha önce kararlı eylemler yapma taahhüdüne bulunan Mahmud Abbas başkanlık ediyor. Yönetim kurulu Üyesi Ahmed Mecdelani, bu çerçevede çalışan bir komite grubunun, birçok öneri ve adımı büyük ölçüde tamamladığını söyledi. Ayrıca bunların onaya sunulduğunu ifade eden Mecdelani, sorunun ABD, İsrail ve Hamas ile çatışmada ileri ve paralel ilerlemek için yeterince olgunlaştığını ifade etti. İsrail ile güvenlik iletişimi ve bilgi alışverişinin sona ermesi, Paris Ekonomi Anlaşması’nda İsrail’e bağlılığın sona erdirilmesi, toprakların eşitlenmesi ve tescillenmesi, İsrail’den bağımsız olarak nüfusun adli sicil kaydının tutulması hakkında tartışmalar bulunuyor. Komite, ayrıca hükümetin ABD ile ilişkisi üzerine de çalışıyor. Bu, güvenlik anlaşmalarının sona ermesini, uluslararası kurum, kuruluş ve organlara katılımı sürdürmeyi de kapsıyor. Hamas ile ilgili ilişkilerde ise; Gazze’nin finanse edilmesini durdurma, Hamas’ın kontrolü altında bulunan ve işlevsel olmayan Yasama Meclisi hakkında kararlar alma konuları ele alınıyor.
‘Otoriteden’ ‘devlete’ geçiş
Bu kararlar, İsrail ile bir ölçüye kadar açık bir çatışma anlamına geliyor. Bu da hükümetin kararlılık kabiliyeti ile ilgili sorgulamaları ortaya çıkarıyor. Bunlar, Filistin yönetimine kadar ulaşan açık ve meşru sorgulamalardır. Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Yürütme Konseyi Genel Sekreteri Saib Ureykat, İsrail ve ABD’nin Filistin Otoritesi’ni yıkmak için bir planı bulunduğuna dair endişesini gizlemeyerek, “Otoritenin imha edilmesini hedefleyen açık bir plan var” şeklinde konuştu.
Ureykat, Otorite’nin bu hali fazla sürdüremeyeceğini vurgulayarak, “Bu durum devam etmeyecek, tek çözüm otoriteden devlete geçmekte’ ifadelerini kullandı.
Bu mümkün bir seçenek mi? Bedeli ne?
Siyasi analist Muhammed Hevvaş, bunun mevcut durumda mümkün bir seçenek olmadığını zor ve karmaşık bir seçenek olduğunu ifade etti. Hevvaş, Filistinlilerin bu durumu gerçekleştirmek için, İsrail’in ise gerçekleşmemesi için savaş verdiği bir ‘hayal’ olarak niteledi. En önemli problemin de bu olduğunu belirtti.
2019’da büyük değişiklikler olma ihtimalinin bulunmadığını düşünen Hevvaş, “Hükümetin olağanüstü kararlar almasını beklemiyorum. Belki anlaşmalarda düzenlemeler yapabilir ancak bu da uluslararası bir destek ve anlaşmayla sağlanabilir. Bunun da asıl meselelerle ilgili olacağını düşünmüyorum” şeklinde konuştu.
Hevvaş, “Otorite, politik bir başlık haline geldi. Bu nedenle hükümetteki herhangi bir Filistinli ve ya örgüt otoriteyi dağıtmayı düşünmüyor. Tüm söylenenler İsrail üzerindeki politik baskının bir parçası” dedi.
Siyasi analist Hevvaş, ayrıca, İsrail’in hükümetin çökmesine yardımcı olmasını beklemiyor. Çünkü bu farklı ve bilinmeyen sorunlar doğurabilir. Bölge genelinde huzursuzluk ve istikrarsızlığa yol açabilir diyerek İsrail’in zayıf bir hükümet istediğini söylüyor. Ancak Otorite’nin istediği ile İsrail’in istediği dışında üçüncü bir taraf olarak, genellikle olayların seyrini değiştirebilmesine rağmen çoğu zaman ihmal edilen Filistin halkının istediği var.



Savaş uçakları Husilerin kayıplarını artırıyor

Taiz kentinin doğusunda Husilere ait mevzilere düzenlenen hava saldırısının ardından yükselen duman (Reuters)
Taiz kentinin doğusunda Husilere ait mevzilere düzenlenen hava saldırısının ardından yükselen duman (Reuters)
TT

Savaş uçakları Husilerin kayıplarını artırıyor

Taiz kentinin doğusunda Husilere ait mevzilere düzenlenen hava saldırısının ardından yükselen duman (Reuters)
Taiz kentinin doğusunda Husilere ait mevzilere düzenlenen hava saldırısının ardından yükselen duman (Reuters)

Yemen Silahlı Kuvvetleri, 3 gün içinde 2 bin 316 Husi mensubunun öldüğünü veya yaralandığını açıkladı. Açıklamada, bu sayının 8 cephede gerçekleştirilen 706 hedef alma operasyonu sonucunda ortaya çıktığı belirtildi. Operasyonlarda savaş uçakları, insansız hava araçları (İHA), topçu birlikleri, keskin nişancılar ve roketatarlar kullanıldı. Söz konusu cephelerin Kataf, el-Bak, Aleb, Cevf, Marib, Beyda, Lahic ve Taiz olduğu kaydedildi.

Hükümet güçleri, operasyonlarda personel taşıyıcılar, araçlar, takviye birlikleri, füze fırlatma platformları ve silah depolarının imha edildiğini veya kullanılamaz hâle getirildiğini bildirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre çatışmaların en yoğun olduğu bölgeler Taiz ve Lahic olurken, Husilerin saldırıları sürmesine rağmen temas hatlarında büyük ölçüde değişiklik yaşanmadığı belirtildi.

Taiz’de savaş uçakları, vilayetin doğusundaki Husi mevzileri, silah depoları ve silahları hedef aldı. Saldırılar Maviye Kavşağı, Salih Kenti çevresi ve İstikbal Kampı’nı kapsarken, saldırılar Husi grubuna ait takviye birliklerinin bölgeye ulaşmasıyla eş zamanlı olarak gerçekleşti. Ayrıca kentin batısındaki er-Rabii bölgesine bağlı el-Merzam’da Husi takviyelerini hedefleyen hava saldırısında, askeri kaynaklara göre bir tank yandı.

Hükümet güçleri Cebel Habeşi ve el-Aneyn bölgelerindeki saldırıları püskürtürken, topçu birlikleri de çeşitli cephelerde Husi mevzileri ve toplanma noktalarını hedef aldı. Hava savunma sistemlerinin ise gruba ait bir İHA’yı düşürdüğü bildirildi.

Husi grubu Taiz’e farklı yönlerden baskı kurmaya çalışırken, çatışmalar el-Vaziiyye’de ve oradan Lahic’in batısındaki el-Mudâribe, Ras el-Are ve Kahbub bölgelerine kadar devam etti. Bu bölgelerde düzenlenen İHA saldırılarında Husi unsurlarının toplandığı noktalar ve araçları hedef alındı.


Irak’ın “Egemenlik Günü”ne saatler kaldı

Irak güvenlik güçlerine ait araçlar Bağdat’ta (Arşiv-AFP)
Irak güvenlik güçlerine ait araçlar Bağdat’ta (Arşiv-AFP)
TT

Irak’ın “Egemenlik Günü”ne saatler kaldı

Irak güvenlik güçlerine ait araçlar Bağdat’ta (Arşiv-AFP)
Irak güvenlik güçlerine ait araçlar Bağdat’ta (Arşiv-AFP)

Irak’ın, ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon güçlerinin ülkedeki son askerinin bugün ayrılacağı “egemenlik gününe” yalnızca saatler kaldı. Irak makamları “egemenlik günü”nü kutlamaya hazırlanırken, Kürdistan Bölgesi’nde çekilme sürecine ilişkin endişeler artıyor.

Irak makamları, ABD güçlerinin Bağdat Uluslararası Havalimanı’ndaki ana karargâhını devraldı. Irak Güvenlik Medya Hücresi Başkanı Korgeneral Saad Mean, hükümetin artık ülkedeki askeri ve güvenlik varlığının niteliğini belirleme konusunda “son sözü söyleyen makam” konumunda olduğunu söyledi.

Koalisyon güçlerinin ülkenin merkezinden çekilmesinin tamamlanmasının ardından, Kürdistan Bölgesi’nden nihai çekilme için son hazırlıklar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Bağdat’ta çekilme süreci sevinçle karşılanırken, Kürdistan Bölgesi’nde ise endişeye yol açıyor. Bölgesel hükümetin başkanı Mesrur Barzani, pazar günü yaptığı açıklamada, “Kürdistan Bölgesi’nin kendisini koruyacak herhangi bir savunma sistemi sağlanmadan açıkta bırakılması endişe verici” ifadelerini kullandı.


Suriye: Şula ile Deyrizor arasındaki doğal gaz hattında sabotaj nedeniyle yangın çıktı

Yangın, gaz akışının durmasına neden oldu (SANA)
Yangın, gaz akışının durmasına neden oldu (SANA)
TT

Suriye: Şula ile Deyrizor arasındaki doğal gaz hattında sabotaj nedeniyle yangın çıktı

Yangın, gaz akışının durmasına neden oldu (SANA)
Yangın, gaz akışının durmasına neden oldu (SANA)

Suriye Petrol Şirketi dün akşam Şula bölgesi ile Deyrizor'u birbirine bağlayan doğal gaz boru hattında yangın çıktığını açıkladı. Şirket, yangının “bir sabotaj eylemi sonucunda hattaki kesme vanasının patlaması” nedeniyle meydana geldiğini belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Suriye Haber Ajansı'ndan aktardığına göre kamuya ait şirket, yangın nedeniyle Cebse Tesisi'nden elektrik üretim santrallerine gaz akışının durduğunu bildirdi.

Şirket ayrıca itfaiye ekiplerinin yangının öncesinde ve sonrasında bölgeyi izole ettiğini ve bölgede gaz basıncının düşmesiyle birlikte “yangını tamamen söndürme çalışmalarının sürdüğünü” açıkladı.