Boston Maratonu saldırganının idam cezası temyiz edildi

Cohar Tsarnaev (Şarku’l Avsat)
Cohar Tsarnaev (Şarku’l Avsat)
TT

Boston Maratonu saldırganının idam cezası temyiz edildi

Cohar Tsarnaev (Şarku’l Avsat)
Cohar Tsarnaev (Şarku’l Avsat)

Çeçenistan’dan ABD’ye göç eden ve 2013 yılında ağabeyi ile Boston Maratonu saldırısına katılan Cohar Tsarnayev’in avukatları, idam cezası için temyiz talebinde bulundu.
Avukatlar, Boston’daki Federal Temyiz Mahkemesi’ne bir dilekçe sunarak, Tsarnayev’in idam cezası için temyiz talebinde bulunurken, Cohar isminin de Arap asıllı Cevher ile değiştirilmesini talep etti.
Avukatlar, Cevher’in abisi Tamerlan’ın (Timurlenk) radikalizmle ‘aklını çeldikten’ sonra küçük kardeşinin saldırıya dâhil olmasından sorumlu olduğunu ve Cevher davasındaki federal savcının Tamerlan’ın rolü hakkında bir delil sunmalarını engellediğini ifade etti.
‘Bu korkunç suçu neden işledi?’
The Boston Globe gazetesi dün yayınladığı haberinde “Bu sorun bir soruya dönüştü. Tsarnayev bu korkunç suçu neden işledi? O sadece 19 yaşında üniversite 2. sınıf öğrencisiydi. Öğretmenlerini ve arkadaşlarını severdi. Zarif, çalışkan, mütevazı ve saygılı olarak bilinirdi. Lisede güreş takımının kaptanı oldu. Özel ihtiyaç sahibi çocuklara hizmette gönüllü olarak çalıştı. Onu bu kötü işi yapmaya iten şey ne?” ifadeleri yer aldı. Avukatlar, yargıcın Cevher’in ağabeyi tarafından işlenen cinayetler konusunda delil sunularak savunulmasını reddettiğini ifade etti. Tamerlan, saldırının ardından polisten kaçtığı sırada vurularak öldürülmüştü.
The Boston Globe gazetesi haberinde, “Cevher’in avukatları, yeni bir duruşma ve idam cezasının kaldırılması için mücadele ediyor” ifadelerine yer verdi. Cevher, 2015 yılında suçlu bulunurken, Nisan 2013 yılında 3 kişinin hayatın kaybettiği ve 260 kişinin yaralandığı Boston Maratonu saldırısındaki rolü nedeniyle idam cezasına çarptırıldı. Gazete saldırı yapıldığında kardeşinden 7 yaş büyük olan 26 yaşındaki ağabey Tamerlan’ın kardeşini radikal bir yola sürüklediğini aktardı. Cevher davasındaki avukatları bu delili ilk mahkemede sunmayı denedi fakat Cevher’i ölüm cezasına hükmeden mahkeme heyetini ikna edemedi. Ancak bu kez de avukatlar yargıcın o yıllar ağabeyi tarafından işlenen cinayet hakkında tartışılmasına izin verilmemesi nedeniyle davanın Cevher’e yıkıldığını açıkladı.
Avukatlar: Ağabeyi çok tehlikeliydi
Avukatlar ağabeyin çok tehlikeli olduğunu ve mahkemeye ağabeyin, katil, öfkeli ve şiddet yanlısı bir adam olduğunu bildirdi. Mahkeme belgelerine göre, saldırıdan 2 yıl önce Eylül 2011 gecesi Tamerlan, Massachusetts’in Waltham banliyösünde cinayet işleyen üç kişiden biriydi. O zamanlar polis Tamerlan ve diğer 2 kişiyi yakalayamamıştı.
Tamerlan'ın arkadaşı olan İbrahim Todashev, 2011 yılındaki cinayetle ilgili suçlarını itiraf etmiş fakat avukatlar bu bilgileri sorguladığı sırada FBI polisiyle çalışan bir ajana saldırdıktan sonra ateş açılarak öldürülmesi nedeniyle hiçbir zaman mahkemeye delil olarak sunamamıştı. 2014 yılında Florida polis memuru kendini savunmak için öldürdüğünü söyleyerek beraat etti.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.