ABD’li komutanlar: Silahlar YPG’de kalacak

YPG güçleri DEAŞ’ın Rakka’da ki insansız hava aracına ateş ederken (Arşiv- Reuters)
YPG güçleri DEAŞ’ın Rakka’da ki insansız hava aracına ateş ederken (Arşiv- Reuters)
TT

ABD’li komutanlar: Silahlar YPG’de kalacak

YPG güçleri DEAŞ’ın Rakka’da ki insansız hava aracına ateş ederken (Arşiv- Reuters)
YPG güçleri DEAŞ’ın Rakka’da ki insansız hava aracına ateş ederken (Arşiv- Reuters)

ABD’li 4 komutan, birliklerinin Suriye’den çekilmesinin ardından Washington’a ait silah ve teçhizatların Kürt savaşçılara bırakılacağını aktardı.
İsimlerinin açıklanmasını istemeyerek Reuters’a açıklama yapan 4 askeri yetkili, bu önerinin ABD askeri plan taslağı üzerinde tartışmaların bir parçası olduğuna değinirken, ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon)bu konu hakkında Beyaz Saray’a ilettiği tavsiyenin henüz belli olmadığını açıkladı.
Plan, Trump’a sunulacak
Yetkililer, Pentagon’un konuyu düşündüğünü ve henüz bir karar vermediğini ifade etti. Plan, ABD Başkanı Donald Trump’ın son kararı vermesi için önümüzdeki günlerde Beyaz Saray’a sunulmayı bekliyor.
Pentagon ise silahlarla ilgili henüz bir yorum yapmanın ‘uygunsuz ve erken’ olduğunu açıkladı. Pentagon Sözcüsü Binbaşı Sean Robertson, "Planlama devam ediyor ve birliklerimizin güvenliğini sağlamak için tedbirler alırken, bilinçli ve kontrollü bir çekilmeyi sağlamaya çalışıyoruz" dedi.
‘YPG, DEAŞ bitene kadar silah almaya devam edecek’
Konu hakkında açıklama yapan bir ABD’li yetkili, “YPG, DEAŞ ile olan savaş sona erene kadar bizden silah tedarik edecek. Savaşın bitmediğini ve silahların iade edilmesini talep etmeye başlamak mümkün değil” dedi.
ABD'li yetkili, YPG'ye verilen silahların kayıtlarının tutulduğunu ancak hepsinin yerini belirlemenin neredeyse imkânsız olduğunu söyledi.  İsmi açıklanmayan bir yetkili “Onları nasıl geri alacağız ve kim geri alacak?” diye sordu.
Silahların YPG’ye bırakılıp bırakılmayacağı konusundaki tartışma, John Bolton’un Suriye’deki durumu ele almak için Türkiye ve İsrail’e gerçekleştireceği ziyarete denk geldi.
ABD, 2017 yılında DEAŞ’ın son kalesi olan Rakka’ya yönelik operasyon başlatması için YPG’ye silah dağıtırken, DEAŞ’ın yenilgisinin ardından birkaç küçük alan dışında silahları toplayacağına dair söz vermişti.
Türkiye’den ABD’ye tepki
Ankara hükümeti, YPG’yi PKK’nın uzantısı olan terör örgütü olarak görürken, yüzbinlerce sivile zarar verebilecek şiddet olaylarının artması konusunda endişelerini Washington’a iletmeye devam ediyor.
Türkiye, geçmişte YPG’ye verilen silahların en sonunda Kürt ayrılıkçıların eline ulaştığını, bu durumun Türkiye’nin güvenliğine yönelik bir tehdit oluşturduğunu ifade etmişti.
ABD’nin Suriye’den çekilmesi
Geçtiğimiz hafta Başkan Trump, ABD kuvvetlerinin Suriye’den çekileceğini emrederek, büyük eleştiri almıştı. Kararın ardından ise ABD Savunma Bakanı Jim Mattis istifa etti.
Bir ABD’li yetkili, Trump’ın duyurusunun ABD’li komutanlar arasında endişe yarattığını belirtirken, Halk Koruma Birlikleri’nin (YPG) Suriye’nin kuzeydoğusundaki DEAŞ örgütünün ortadan kalkması için mücadele başarısız olacağını söyledi.



Ukrayna barışına ilişkin kritik müzakereler

Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
TT

Ukrayna barışına ilişkin kritik müzakereler

Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)

Ukrayna barış görüşmeleri dün Cenevre'de başladı ve gözlemciler bu görüşmelerin, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan ve son dönemde üzerinde değişiklikler yapılan plana dayalı siyasi çözüm için temel bir çerçeve oluşturulması açısından çok önemli olacağını öngörüyor.

Bu, Rusya, Ukrayna ve Amerika Birleşik Devletleri'ni bir araya getiren üçüncü doğrudan müzakere turu. Daha önce Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi'de düzenlenen iki tur müzakere, çözümsüz kalan konularda görüşleri uzlaştırmada başarısız olmuştu.

Kremlin, erken tahminlerden kaçınılması gerektiğini belirterek, "Taraflar çarşamba günü (bugün) çalışmalarına devam edecekler" dedi.

Başkan Trump ise Kiev'i müzakereye ve "hızlı bir şekilde" anlaşmaya varmaya çağırdı.


85 ülke, İsrail'in Batı Şeria'da "genişleme" girişimlerini kınadı

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
TT

85 ülke, İsrail'in Batı Şeria'da "genişleme" girişimlerini kınadı

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)

Birleşmiş Milletler'de 85 ülke, işgal altındaki Batı Şeria'da "yasadışı varlığını genişletmeyi" amaçlayan yeni önlemler aldığı gerekçesiyle dün İsrail'i ortak bir bildiriyle kınadı ve Filistin topraklarının ilhakının "demografik değişikliklere" yol açabileceği endişesini dile getirdi.

İsrail'in yerleşimcilerin arazi satın almasını kolaylaştıran önlemleri onaylamasından bir hafta sonra, İsrail hükümeti pazar günü, 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da arazi kayıt sürecini hızlandırmaya karar verdi.

Fransa, Çin, Suudi Arabistan ve Rusya da dahil olmak üzere Birleşmiş Milletler'in 85 üye ülkesi ve Avrupa Birliği ve Arap Birliği gibi çok sayıda kuruluş, "İsrail'in Batı Şeria'daki yasadışı varlığını genişletmeyi amaçlayan tek taraflı karar ve eylemlerini" kınadı.

New York'ta yayınlanan açıklamada ülkeler, "bu kararların İsrail'in uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülükleriyle bağdaşmadığını ve derhal geri alınması gerektiğini" belirterek, her türlü ilhak biçimine kesin olarak karşı olduklarını ifade ettiler.

 Ayrıca, "her türlü ilhak biçimine şiddetle karşı olduklarını" yinelediler.

Açıklama şöyle devam etti: “1967’den beri işgal altında olan Filistin topraklarının, Doğu Kudüs de dahil olmak üzere, demografik yapısını, karakterini ve yasal statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm önlemleri reddettiğimizi yineliyoruz.”

“Bu politikalar uluslararası hukukun ihlalini teşkil etmekte, bölgede barış ve istikrarı sağlamaya yönelik devam eden çabaları baltalamakta ve çatışmayı sona erdirecek bir barış anlaşmasına ulaşma olasılığını tehdit etmektedir” uyarısında bulundu.

BM Genel Sekreteri António Guterres pazartesi günü İsrail'i "sadece istikrarsızlaştırıcı olmakla kalmayıp, Uluslararası Adalet Divanı'nın da teyit ettiği gibi yasadışı olan yeni önlemlerini derhal geri çekmeye" çağırdı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre yerleşim faaliyetleri 1967'den bu yana tüm İsrail hükümetleri altında devam etti, ancak özellikle 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşından bu yana, İsrail tarihinin en sağcı hükümetlerinden biri olan Binyamin Netanyahu'nun mevcut hükümeti altında hızı önemli ölçüde arttı.

İsrail'in işgal edip ilhak ettiği Doğu Kudüs dışında, Batı Şeria'da yaklaşık üç milyon Filistinlinin arasında 500 binden fazla İsrailli yaşıyor ve bu yerleşim yerleri Birleşmiş Milletler tarafından uluslararası hukuka göre yasadışı kabul ediliyor.


İran ve Rusya yarın Umman Denizi ve Hint Okyanusu’nun kuzeyinde askeri tatbikat gerçekleştirecek

İran ve Rusya yarın Umman Denizi ve Hint Okyanusu’nun kuzeyinde askeri tatbikat gerçekleştirecek
TT

İran ve Rusya yarın Umman Denizi ve Hint Okyanusu’nun kuzeyinde askeri tatbikat gerçekleştirecek

İran ve Rusya yarın Umman Denizi ve Hint Okyanusu’nun kuzeyinde askeri tatbikat gerçekleştirecek

 

İran yarın müttefiki Rusya ile birlikte Umman Denizi’nde ortak deniz tatbikatı düzenleyecek. Bu bilgi, İranlı Öğrenciler Haber Ajansı’nın (ISNA) bugün aktardığı askeri yetkili beyanıyla duyuruldu. Tatbikat, ABD ile İran arasında gerçekleştirilen görüşme oturumunun hemen ardından geliyor.

Askeri Sözcü Hasan Maksudlu, ortak deniz tatbikatının Umman Denizi ve Hint Okyanusu’nun kuzeyinde yapılacağını ve ‘bölgedeki deniz güvenliğini ve iki ülkenin donanma birlikleri arasındaki ilişkileri güçlendirmeyi’ amaçladığını açıkladı. Sözcü, tatbikatın süresine dair bir bilgi vermedi.

İran, iki gün önce (pazartesi), stratejik Hürmüz Boğazı’nda Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) denetiminde başlayan tatbikatları duyurmuştu.

İranlı yetkililer, özellikle Tahran ile Washington arasındaki gerilimin yükseldiği dönemlerde, dünyanın önemli petrol ve gaz nakil güzergâhlarından biri olan bu boğazı kapatmakla tehdit etmişti. İran televizyonu, askeri tatbikatlar sırasında boğazın dün birkaç saatliğine ‘güvenlik’ gerekçesiyle kapatıldığını bildirdi.

ABD, İran ile devam eden görüşmeler sırasında iki ülke arasında anlaşmaya varılamaması durumunda askeri müdahale tehdidi çerçevesinde, Arap Körfezi sularına büyük bir donanma gücü yerleştirdi.

Görüşmeler, şubat ayı başında Umman himayesinde yeniden başladı. Bu, haziran ayında Israil’in İran’a yönelik yürüttüğü savaşın ardından yapılan ilk oturumdu. O dönemde Washington, İran’ın nükleer tesislerini bombalamış; Tahran ise karşılık olarak İsrail ve bölgedeki Amerikan üslerini hedef almıştı.

İran, görüşmelerin yalnızca nükleer programla sınırlı olduğunu vurgularken, Washington, görüşmelere İran’ın balistik füze programı ve Ortadoğu’daki silahlı gruplara -özellikle Hizbullah- desteğinin de dahil edilmesini talep ediyor.