Bangladeş’te seçimler Hindistan-Çin kıskacında

Parlamento seçimleri ile birlikte Bangladeş, Hindistan, Çin ve Pakistan arasında bir rekabet ortamı haline geldi
Parlamento seçimleri ile birlikte Bangladeş, Hindistan, Çin ve Pakistan arasında bir rekabet ortamı haline geldi
TT

Bangladeş’te seçimler Hindistan-Çin kıskacında

Parlamento seçimleri ile birlikte Bangladeş, Hindistan, Çin ve Pakistan arasında bir rekabet ortamı haline geldi
Parlamento seçimleri ile birlikte Bangladeş, Hindistan, Çin ve Pakistan arasında bir rekabet ortamı haline geldi

Dünyanın dördüncü büyük Müslüman ülkesi olan Bangladeş'te pazar günü yapılması planlanan parlamento seçimleri, ülkeyi jeopolitik bakımdan önemli bir hale getirdi. Nitekim Hindistan, Çin ve Pakistan bu seçimleri yakından izliyor ve seçim sürecini etkilemek için yarışıyorlar.
Bu seçimdeki ana rekabet, Bangladeş Avam Birliği Partisi’nden Şeyh Hasina ile Oxford Üniversitesi mezunu ve eski dışişleri bakanı Kemal Hüseyin’in önderlik ettiği yeni bir koalisyon arasında. 82 yaşındaki Avukat Hüseyin, Halide Ziya liderliğindeki ülkenin ana muhalefet partisi olan Bangladeş Milliyetçi Partisi ve diğer iki partiyle Ulusal Birlik Cephesi oluşturmak üzere ittifak etti.
Bununla birlikte, Dakka Yüksek Mahkemesi daha önce üç kez başbakanlık koltuğuna oturan Halide Ziya’nın yolsuzluk suçlaması ile hapsedilmesi nedeniyle seçimlere katılmasını yasaklarken, parti lideri Halide Ziya’nın oğlu Tarık Rahman da yolsuzluk suçlamasıyla sürgünde bulunuyor.
Şeyh Hasina 2009'dan bu yana başbakan olarak ülkeyi yönetiyor. 2014 yılında düzenlenen ve Bangladeş Ulusal Partisi (BNP) tarafından boykot edilen önceki seçimler şiddetin gölgesinde kaldı ve sadece yüzde 22 katılım sağlandı. Bu arada analistler, ilgili partilerin farklı ideolojik arka planlarına bakıldığında, koalisyonun geleceği konusunda şüpheci. Koalisyonun seçimleri kazanması halinde kimin başbakan olarak üstleneceği de belli değil. BNP’den Ahmed, kazanmaları halinde başbakan olup olmayacağına dair kendisine sorulan bir soruya, “Bu, şimdiye kadar almadığımız stratejik bir karar” diyerek cevap verdi.
Hindistan’ın çıkarları
Hindistan hükümeti Bangladeş'teki seçimlere kayıtsız görünüyor, ancak aslında her iki ülkedeki gözlemcilere göre Yeni Delhi bu seçimleri yakından takip ediyor. Avam Birliği Partisi, Bangladeş Ulusal Partisi (BNP) ve Jatiya Partisi temsilcileri Nisan ayından bu yana Hindistan'a ziyaretlerde bulundular ve Hintli politikacılar ile bir araya geldiler.
Savunma meseleleri hususunda analizlerde bulunan Sakhavat Hüseyin, Avam Birliği Partisi’nin Hisdistan ile olan ilişkilerinin çok iyi olduğunu söyledi. Bangladeş ve Hindistan arasındaki ilişki farklı bir seviyeye ulaştığını kaydeden Hüseyin, Hindistan’ın söz konusu partinin iktidarda kalmasını isteyeceğini söyledi.
Ancak, 1971'deki kurtuluş savaşı sırasında Bangladeş'e yardım eden Hindistan neden Hasina'nın iktidarda kalmasını istiyor?
Bangladeş, siyasi ve dini nedenlerden ötürü ve ayrıca ulusal güvenlik nedenlerinden dolayı Hindistan için büyük önem taşıyor. Çünkü Bangladeş’in Hindistan sınırındaki en az beş eyalet ile sınırı var. Hindistan'ın Bangladeş hakkındaki tasavvurları, dini ordunun ülkede köklerini sağlamlaştıran BNP’nin tecrübesiyle şekillendi. Hindistan’daki ayrılıkçılar ve teröristler Pakistan’dan gizlice destek alırken, Bangladeşli yetkililer onlara gözlerini kapattı. Yeni Delhi, İslamcı militanların sınırdan Hindistan'a geçmesini önlediği ve Bangladeş'teki İslami teröre prim vermemesinden dolayı Hasina'ya minnettarlık hissediyor. Bu yüzden Hindistan, Hasina'dan başka birinin yönetime gelmesini kuşkuyla karşılıyor.
Öte yandan, Hindistan, son on yılda Dakka ile güçlü ilişkiler kurmak için yoğun yatırım yaptı. Bu ilişkiler, son dört yılda Modi hükümeti tarafından daha da güçlendirildi. Bugün Bangladeş, Hindistan'ın “Doğuya Bak” programında önemli bir oyuncu olarak görülüyor. Narendra Modi başbakan olduğu sırada 9 milyar dolarlık değerinde kredi ve yardım desteği vermeyi taahhüt etti. Ayrıca Rampal elektrik projesi için iki milyar dolar tahsis edileceğini söyledi.
Hindistan'ın Dakka Büyükelçisi Vardan, son birkaç gündür siyasi partilerin başkanlarıyla diplomatik toplantılar düzenlemesine rağmen, ülkesinin yaklaşmakta olan seçimlerle ilgili herhangi bir konuda müdahale etmediğini söyledi. Bütün bunlarla birlikte Hindistan, muhalefetin ve yolsuzluk meselesinin mevcut hükümeti ve Avam Birliği Partisi’nin kazanma şansını etkileyeceğinden endişe duyuyor. 
Etkili bir faktör olan Çin
Çin de Bangladeş’i oldukça önemsiyor. Çünkü Hindistan'ı ihtiva etmesine vesile olabilecek çıkarları var. Myanmar'daki Arakan eyaleti yakınlarındaki Bengal Körfezi'nin tepesindeki stratejik konumu göz önüne alındığında ve Çin'in güneybatısında bulunan Yünnan eyaletine doğrudan petrolün taşındığı boru hattının geçtiği yere dikkat edildiğinde bu açıkça görülebilir.
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in 2016 yılında Dakka ziyaretinden sonra Bangladeş, Pekin ile olan düşmanlığını kalıcı bir stratejik ortaklığa dönüştürdü. Bazı analistler, bu durumun Hindistan tarafından yakından izlenen bir gelişme olduğunu söylüyorlar. Çin’in 1971’deki kurtuluş savaşında Pakistan’ı desteklediği sırada Bangladeş ve Çin arasındaki ilişkiler kötüydü. Pekin ayrıca 1970'lerin başında Dakka'nın Birleşmiş Milletler’e (BM) katılması aleyhinde bir kampanya düzenledi. Bununla birlikte, Bangladeş ve Çin 1976'dan beri diplomatik ilişkiler kurmayı başardı. Bundan bir yıl sonra, General Ziya Rahman’ın Pekin’e gerçekleştirdiği ziyaret, iki ülke arasındaki ilişkileri büyük ölçüde ilerletti.
Çin, aynı zamanda Bangladeş'in en büyük silah tedarikçisi ve Bangladeş ile savunma anlaşması imzalayan tek ülkedir. Bangladeş'in savunma güçleri, çeşitli Çin silahlarıyla donanmış durumda. Çin şu anda Bangladeş'in en büyük ticari ortağı ve yol inşaatı, demiryolları, enerji santralleri ve havaalanlarına ilişkin projeler hususunda en büyük sponsorudur. Çin ayrıca Bangladeş’e 16 milyar dolar değerinde mal ihraç etti. Oysa istatistiklere ve resmi rakamlara göre Bangladeş, 2016 ve 2017 döneminde ABD’den yalnızca 750 milyon dolar değerinde mal ithal etti.
Ayrıca, iki yıl önce Şi Cinping'in Bangladeş ziyareti sırasında Çin, Bangladeş'e 24 milyar dolar değerinde ekonomik yardımda bulunma sözü verdi. Bu durum Çin'in bir dost olarak imajını güçlendirdi. Çin cumhurbaşkanı bunun yanı sıra, ülkenin altyapı projelerine 20 milyar dolarlık yatırım yapma sözü de verdi. Çin, Kemer ve Yol Girişimi çerçevesinde bu yatırımları arttırmayı planlıyor. Bu, Bangladeş'i Güney Asya'da kemer ve yol planları kapsamında Pakistan'dan sonra Çin malları alma konusunda ikinci büyük ülke yapıyor.
Gazeteci Manoj Joshi şunları söylüyor:
“Gazeteci Manoj Joshi Avam Birliği Partisi hükümeti, Çin’in artan etkisi ile Hindistan’ın tedirginliği arasında denge kurmayı başardı. Ülkedeki kalkınmayı teşvik etmek için Çin fonlarını kabul etmesi ile birlikte komşu ülkelerin liderlerine kıyasla Çin'in elinde bir araç olmadı. Bu kredilerin faiz oranını düşürmek ve Çinli işçilerin ülkedeki varlığına sınır koymak için iyi müzakerelerde bulundu. Ayrıca Hindistan'ın öfkesinin önünü almak için Sonadia Adası'ndaki derin liman projesini iptal etti.”
Pakistan'ın rolü
Pakistan ve Bangladeş arasındaki ilişkiler başlangıçta oldukça sorunluydu. Ancak Bangladeş Ulusal Partisi’nden (BNP) olan Halide Ziya döneminde, iki ülke arasındaki ilişkiler Şeyh Hasina dönemindeki ilişkilere kıyasla ilerleme kaydetti. Nitekim Pakistan’ın rica ve taleplerine rağmen Hasina hükümeti, son on yılda Pakistan’a destek veren savaş suçlularının infazından vazgeçmedi. Bangladeş, Pakistan'ın ülkenin siyasi meselelerine müdahale ettiğini iddia etti. Pakistanlı diplomatların ve yetkililerin ülkeden kovulmalarına yol açan pek çok vaka oldu.
Dakka kısa süre önce İslamabad'ın yeni elçisinin belgelerini onaylamayı reddetti. Bunda hem Dakka hem de Delhi'ye yönelik istihbarat faaliyetleri hususunda Pakistan diplomatik misyonunun kötüye kullanılması iddialarının büyük etkisi oldu.
Cemaat-i İslami, ülkenin kurtuluşuna ve Pakistan’dan bağımsızlığına karşı çıkan en büyük İslami siyasi parti olarak değerlendiriliyor. Ayrıca birçok kişinin öldürülme ile ilgili olarak Pakistan işgal kuvvetleriyle işbirliği yaptığı söyleniyor. Partinin resmi bir siyasi parti olarak kabul edilmediği ve seçimlere girmesinin yasaklandığı bir zamanda, parti üyeleri bu durum üzerine BNP’ye katılarak bir koalisyon hükümeti oluşturmak hususunda blöf yaptılar. Şeyh Hasina tarafından yasaklanan ve haklarından mahrum edilen Cemaat-i İslami Partisi, toplu bir şekilde BNP’ye oy verilmesini kararlaştırdı.
Öte yandan, partinin önde gelen liderlerinden birinin konuşmasının basına sızdırılmasının ardından, Pakistan'dan seçimler ile ilgili olarak mali yardım ve lojistik destek talep ettiğinin ortaya çıkması ile birlikte Pakistan'ın BNP ile devam eden ilişkisi açığa çıktı. 



Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.


Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
TT

Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Gazze için “Barış Konseyi”ne 10 milyar dolar sağlayacağını açıkladı ve bunu “savaş maliyetleriyle karşılaştırıldığında küçük bir rakam” olarak nitelendirdi. Trump, diğer üye ülkelerden gelen katkıların 7 milyar doları bulduğunu ve bağışların artmasının beklendiğini kaydetti.

Trump, “Barış Konseyi”nin açılışında yaptığı konuşmada, “Birlikte, yüzyıllar boyunca savaşın yıkımlarına maruz kalmış ve üç bin yıl süren katliamlarla boğulmuş bir bölgede kalıcı barış hayalini gerçekleştirebiliriz. Dünya, diğer çözülmemiş çatışmaların nasıl çözülebileceğini görmeli” dedi ve Birleşmiş Milletler’in çabalarını destekleyeceklerini vurguladı. Trump, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Özbekistan ve Kuveyt gibi ülkelerin Gazze yardım paketine 7 milyar dolardan fazla katkıda bulunduğunu açıkladı.

Gazze’ye odaklanan Trump, ateşkesin tüm rehinelerin (canlı ve ölü) serbest bırakılmasıyla sonuçlandığını ve Hamas’ın söz verdiği gibi silahlarını teslim edeceğini söyledi, aksi hâlde “sert bir karşılık” verileceğini belirtti. Trump, “Şu anda dünya, önümüzdeki tek engel olan Hamas’ı bekliyor” dedi.

cfvdfv
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Devlet Bakanı Adil Cübeyr, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında (AFP)

Trump, toplantıya katılan ülkelerin yalnızca maddi katkıda bulunmadığını, bazı ülkelerin ateşkesi korumak ve kalıcı barışı sağlamak için personel göndermeyi taahhüt ettiğini kaydetti. Ortadoğu’nun “üç bin yıl boyunca imkânsız görülen bir barış” gördüğünü ifade eden Trump, bunun İran’ın nükleer kapasitesinin B-2 bombardıman uçaklarıyla yok edilmesinden kaynaklandığını belirtti ve bunun bölgesel barışın anahtarı olduğunu söyledi.

Norveç ve FIFA İşbirliği

Trump, geleceğe dönük planları da açıkladı; Norveç’in konseye ev sahipliği yapacağı, FIFA’nın Gazze’de projeler (futbol sahaları dahil) için 75 milyar dolar toplama kampanyasına katılacağı ve Japonya’nın bağış toplama girişimlerinde yer alacağı belirtildi. İran’a “barış yoluna katılma” çağrısı yapan Trump, aksi hâlde “farklı bir yol”la karşılaşacağını vurguladı ve İran’ın nükleer silaha erişimini önleme konusundaki kararlılığını yineledi.

Trump, adını taşıyan Barış Enstitüsü’ne övgüde bulunarak, BM ile yakın koordinasyonu vurguladı ve konseyin bu çalışmaları güçlendireceğini ve performansı “denetleyeceğini” belirtti. “Barış savaştan çok daha ucuzdur” diyen Trump, konseyin “kararlı liderlikle imkânsızın mümkün hâle getirilebileceğini” gösterdiğini söyledi.

dsvfdv
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen “Barış Konseyi” toplantısından genel bir görünüm (AFP)

Konuşmasında ekonomik başarıları, Wall Street’teki gelişmeleri ve ilk yılında sekiz savaşı sona erdiren kişisel diplomatik başarısını öne çıkaran Trump, ekibini – Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, özel elçi Steve Witkoff, ve Jared Kushner dahil – “tüm zamanların en iyi ekibi” olarak nitelendirdi.

Trump, toplantıya katılan ülkelerin liderlerine teşekkür etti; Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’i örnek göstererek, Pakistan-Hindistan ve Ermenistan-Azerbaycan gibi çatışmaların çözümünde oynadığı rolü vurguladı. Arap ülkelerine de teşekkür etti.

Filistinli Katılım

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Gazze için “Barış Konseyi” dışında bir “alternatif plan” olmadığını belirtti. Konsey koordinatörü Nikolay Mladenov, Perşembe günü, Hamas’ın etkisinden bağımsız bir Filistin Ulusal Polisi oluşturmak üzere başvuruların açıldığını duyurdu. Mladenov, “Sadece ilk birkaç saatte bin kişi başvuruda bulundu” dedi.

fvgthyju
Endonezya Cumhurbaşkanı, Perşembe günü Washington’da düzenlenen Barış Konseyi toplantısında (AFP)

Filistin yönetiminin Gazze işlerini yönetecek teknik komitesinin başkanı Ali Şaas kısa bir konuşma yaptı; hükümetin Gazze’de istikrar sağlama yetkisine sahip olduğunu, ancak zorlu şartlarda çalıştığını belirtti. Şaas dört önceliği açıkladı: güvenliği sağlamak, iki ay içinde 5 bin askeri eğitip konuşlandırmak, onurlu iş imkânları yaratmak, insani yardımların devamını ve temel hizmetlerin yeniden sağlanmasını temin etmek.

Trump, Perşembe günü 47’den fazla ülke liderinin, başbakan, dışişleri bakanı ve BM, AB, Dünya Bankası temsilcilerinin katıldığı konseyin ilk kurucu toplantısını açtı. Konseyin tartışmaları, yıkıcı savaşın ardından Gazze’nin yeniden inşası ve istikrarın sağlanmasına odaklandı.

fdbghyju
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen Barış Konseyi toplantısından bir kare (AFP)

Bu zirve, BM Güvenlik Konseyi’nin ABD destekli ateşkes planını kabul etmesinden yaklaşık üç ay sonra gerçekleşti. Plan, iki yıl süreyle konseyin silahsızlanma ve Gazze’nin yeniden inşasını denetlemesini öngörüyordu. Başlıca sorunlar, Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Gazze’den çekilmesi, yeniden inşanın boyutu ve insani yardımların akışı. Ateşkes hâlen kırılgan; taraflar ihlal iddialarını sürdürüyor.

Hamas’ın silahı sorunu

Trump yönetimi, Hamas’ı silahsızlandırma konusunda resmi bir plan açıklamadı. Mısır, Katar ve Türkiye ile görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor. İsrail, Hamas ve diğer Filistin grupları silahsızlanmayı kabul etmeden geniş çaplı yeniden inşaya izin vermeyeceğini açıkladı. BM’de ABD Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Hamas’a iki seçenek sunduklarını söyledi: “Kolay ya da zor yoldan silahsızlanma”.

Hamas, İsrail’in olası misillemelerinden endişe ederek silah teslim etmeye hazır görünmüyor. Hareket, Gazze yönetimini yeniden üstlenmiş ve ABD destekli teknik komiteye yetki devretmeye hazır. Ancak İsrail, komitenin Gazze’ye girişine izin vermedi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, “Hamas silahsızlanmadan yeniden inşa olmayacak” dedi.

Barış Gücü

Endonezya, yaklaşık 8 bin asker göndereceğini açıkladı. Arnavutluk, Fas ve Yunanistan’ın da Gazze’ye barış gücü olarak katılacağı belirtiliyor. Bu güç sınır konularını ele alacak, ancak Hamas’ın silahsızlanmasını denetleme yetkisine sahip olup olmayacakları belirsiz.

Gazze’deki Uluslararası İstikrar Gücü Komutanı General Jasper Gievers, beş ülkenin – Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk – katılımını duyurdu. Ayrıca Mısır ve Ürdün polis eğitimine destek verecek. Endonezya, gücün yardımcı komutanlığı görevini üstlenecek.

Eleştiriler

Fransa Dışişleri Sözcüsü Pascal Confavreux, Avrupa Komisyonu’nun toplantıya katılımını sürpriz olarak nitelendirdi; Komisyon’un üye ülkeleri temsil yetkisi olmadığını vurguladı. Fransa, konseyin faaliyetlerini BM kararlarıyla uyumlu hâle getirmeden katılmayacağını belirtti.

Eleştiriler, konseyin BM’nin rolünü azaltabileceği ve ABD’nin alternatif bir yapı kurmak istediği endişelerinden kaynaklandı. Başkan Trump’ın geniş yetkileri – ömür boyu başkanlık, üye kabul ve fon kullanımı üzerinde tek yetki – eleştirildi.

Analistler, başarının mali taahhütlerle değil, üç temel zorluğun çözümüyle ölçüleceğini belirtiyor: Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Trump planına göre çekilmesi ve uluslararası ve yerel meşruiyete sahip istikrar gücü oluşturma kapasitesi.


Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
TT

Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)

Güney Kore’nin eski Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 2024’ün sonlarında kısa süreli sıkıyönetim ilan etmesi nedeniyle bugün ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Seul Merkez Bölge Mahkemesi yargıcı Ji Gwi-yeon, karar duruşmasında “İsyan suçundan Yoon’u ömür boyu hapis cezasına mahkûm ediyoruz” ifadesini kullandı.

Böylece eski muhafazakâr lider, savcılığın talep ettiği idam cezasından kurtulmuş oldu.

Yoon Suk Yeol, 3 Aralık 2024 akşamı yaptığı sürpriz konuşmada sıkıyönetim ilan etmiş ve orduya Ulusal Meclis’e girme talimatı vermişti. Ancak askerler tarafından kuşatılan binaya yeterli sayıda milletvekili girmeyi başarmış, yapılan oylamada bu güç kullanımına karşı karar alınmış ve dönemin devlet başkanı geri adım atmak zorunda kalmıştı.

Sivil yönetim fiilen yalnızca altı saatliğine askıya alınsa da, söz konusu girişim ülkede derin ve uzun süreli bir siyasi krize yol açmıştı.

Gözaltında yargılanan Yoon, bu eylemleri nedeniyle nisan ayında görevden alınmıştı.

Mahkemenin, eski Savunma Bakanı Kim Yong-hyun’u da mahkûm etmesinin ardından, Yoon ile birlikte yargılanan diğer sanıklar hakkında da kısa süre içinde karar vermesi bekleniyor.