Bangladeş’te seçimler Hindistan-Çin kıskacında

Parlamento seçimleri ile birlikte Bangladeş, Hindistan, Çin ve Pakistan arasında bir rekabet ortamı haline geldi
Parlamento seçimleri ile birlikte Bangladeş, Hindistan, Çin ve Pakistan arasında bir rekabet ortamı haline geldi
TT

Bangladeş’te seçimler Hindistan-Çin kıskacında

Parlamento seçimleri ile birlikte Bangladeş, Hindistan, Çin ve Pakistan arasında bir rekabet ortamı haline geldi
Parlamento seçimleri ile birlikte Bangladeş, Hindistan, Çin ve Pakistan arasında bir rekabet ortamı haline geldi

Dünyanın dördüncü büyük Müslüman ülkesi olan Bangladeş'te pazar günü yapılması planlanan parlamento seçimleri, ülkeyi jeopolitik bakımdan önemli bir hale getirdi. Nitekim Hindistan, Çin ve Pakistan bu seçimleri yakından izliyor ve seçim sürecini etkilemek için yarışıyorlar.
Bu seçimdeki ana rekabet, Bangladeş Avam Birliği Partisi’nden Şeyh Hasina ile Oxford Üniversitesi mezunu ve eski dışişleri bakanı Kemal Hüseyin’in önderlik ettiği yeni bir koalisyon arasında. 82 yaşındaki Avukat Hüseyin, Halide Ziya liderliğindeki ülkenin ana muhalefet partisi olan Bangladeş Milliyetçi Partisi ve diğer iki partiyle Ulusal Birlik Cephesi oluşturmak üzere ittifak etti.
Bununla birlikte, Dakka Yüksek Mahkemesi daha önce üç kez başbakanlık koltuğuna oturan Halide Ziya’nın yolsuzluk suçlaması ile hapsedilmesi nedeniyle seçimlere katılmasını yasaklarken, parti lideri Halide Ziya’nın oğlu Tarık Rahman da yolsuzluk suçlamasıyla sürgünde bulunuyor.
Şeyh Hasina 2009'dan bu yana başbakan olarak ülkeyi yönetiyor. 2014 yılında düzenlenen ve Bangladeş Ulusal Partisi (BNP) tarafından boykot edilen önceki seçimler şiddetin gölgesinde kaldı ve sadece yüzde 22 katılım sağlandı. Bu arada analistler, ilgili partilerin farklı ideolojik arka planlarına bakıldığında, koalisyonun geleceği konusunda şüpheci. Koalisyonun seçimleri kazanması halinde kimin başbakan olarak üstleneceği de belli değil. BNP’den Ahmed, kazanmaları halinde başbakan olup olmayacağına dair kendisine sorulan bir soruya, “Bu, şimdiye kadar almadığımız stratejik bir karar” diyerek cevap verdi.
Hindistan’ın çıkarları
Hindistan hükümeti Bangladeş'teki seçimlere kayıtsız görünüyor, ancak aslında her iki ülkedeki gözlemcilere göre Yeni Delhi bu seçimleri yakından takip ediyor. Avam Birliği Partisi, Bangladeş Ulusal Partisi (BNP) ve Jatiya Partisi temsilcileri Nisan ayından bu yana Hindistan'a ziyaretlerde bulundular ve Hintli politikacılar ile bir araya geldiler.
Savunma meseleleri hususunda analizlerde bulunan Sakhavat Hüseyin, Avam Birliği Partisi’nin Hisdistan ile olan ilişkilerinin çok iyi olduğunu söyledi. Bangladeş ve Hindistan arasındaki ilişki farklı bir seviyeye ulaştığını kaydeden Hüseyin, Hindistan’ın söz konusu partinin iktidarda kalmasını isteyeceğini söyledi.
Ancak, 1971'deki kurtuluş savaşı sırasında Bangladeş'e yardım eden Hindistan neden Hasina'nın iktidarda kalmasını istiyor?
Bangladeş, siyasi ve dini nedenlerden ötürü ve ayrıca ulusal güvenlik nedenlerinden dolayı Hindistan için büyük önem taşıyor. Çünkü Bangladeş’in Hindistan sınırındaki en az beş eyalet ile sınırı var. Hindistan'ın Bangladeş hakkındaki tasavvurları, dini ordunun ülkede köklerini sağlamlaştıran BNP’nin tecrübesiyle şekillendi. Hindistan’daki ayrılıkçılar ve teröristler Pakistan’dan gizlice destek alırken, Bangladeşli yetkililer onlara gözlerini kapattı. Yeni Delhi, İslamcı militanların sınırdan Hindistan'a geçmesini önlediği ve Bangladeş'teki İslami teröre prim vermemesinden dolayı Hasina'ya minnettarlık hissediyor. Bu yüzden Hindistan, Hasina'dan başka birinin yönetime gelmesini kuşkuyla karşılıyor.
Öte yandan, Hindistan, son on yılda Dakka ile güçlü ilişkiler kurmak için yoğun yatırım yaptı. Bu ilişkiler, son dört yılda Modi hükümeti tarafından daha da güçlendirildi. Bugün Bangladeş, Hindistan'ın “Doğuya Bak” programında önemli bir oyuncu olarak görülüyor. Narendra Modi başbakan olduğu sırada 9 milyar dolarlık değerinde kredi ve yardım desteği vermeyi taahhüt etti. Ayrıca Rampal elektrik projesi için iki milyar dolar tahsis edileceğini söyledi.
Hindistan'ın Dakka Büyükelçisi Vardan, son birkaç gündür siyasi partilerin başkanlarıyla diplomatik toplantılar düzenlemesine rağmen, ülkesinin yaklaşmakta olan seçimlerle ilgili herhangi bir konuda müdahale etmediğini söyledi. Bütün bunlarla birlikte Hindistan, muhalefetin ve yolsuzluk meselesinin mevcut hükümeti ve Avam Birliği Partisi’nin kazanma şansını etkileyeceğinden endişe duyuyor. 
Etkili bir faktör olan Çin
Çin de Bangladeş’i oldukça önemsiyor. Çünkü Hindistan'ı ihtiva etmesine vesile olabilecek çıkarları var. Myanmar'daki Arakan eyaleti yakınlarındaki Bengal Körfezi'nin tepesindeki stratejik konumu göz önüne alındığında ve Çin'in güneybatısında bulunan Yünnan eyaletine doğrudan petrolün taşındığı boru hattının geçtiği yere dikkat edildiğinde bu açıkça görülebilir.
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in 2016 yılında Dakka ziyaretinden sonra Bangladeş, Pekin ile olan düşmanlığını kalıcı bir stratejik ortaklığa dönüştürdü. Bazı analistler, bu durumun Hindistan tarafından yakından izlenen bir gelişme olduğunu söylüyorlar. Çin’in 1971’deki kurtuluş savaşında Pakistan’ı desteklediği sırada Bangladeş ve Çin arasındaki ilişkiler kötüydü. Pekin ayrıca 1970'lerin başında Dakka'nın Birleşmiş Milletler’e (BM) katılması aleyhinde bir kampanya düzenledi. Bununla birlikte, Bangladeş ve Çin 1976'dan beri diplomatik ilişkiler kurmayı başardı. Bundan bir yıl sonra, General Ziya Rahman’ın Pekin’e gerçekleştirdiği ziyaret, iki ülke arasındaki ilişkileri büyük ölçüde ilerletti.
Çin, aynı zamanda Bangladeş'in en büyük silah tedarikçisi ve Bangladeş ile savunma anlaşması imzalayan tek ülkedir. Bangladeş'in savunma güçleri, çeşitli Çin silahlarıyla donanmış durumda. Çin şu anda Bangladeş'in en büyük ticari ortağı ve yol inşaatı, demiryolları, enerji santralleri ve havaalanlarına ilişkin projeler hususunda en büyük sponsorudur. Çin ayrıca Bangladeş’e 16 milyar dolar değerinde mal ihraç etti. Oysa istatistiklere ve resmi rakamlara göre Bangladeş, 2016 ve 2017 döneminde ABD’den yalnızca 750 milyon dolar değerinde mal ithal etti.
Ayrıca, iki yıl önce Şi Cinping'in Bangladeş ziyareti sırasında Çin, Bangladeş'e 24 milyar dolar değerinde ekonomik yardımda bulunma sözü verdi. Bu durum Çin'in bir dost olarak imajını güçlendirdi. Çin cumhurbaşkanı bunun yanı sıra, ülkenin altyapı projelerine 20 milyar dolarlık yatırım yapma sözü de verdi. Çin, Kemer ve Yol Girişimi çerçevesinde bu yatırımları arttırmayı planlıyor. Bu, Bangladeş'i Güney Asya'da kemer ve yol planları kapsamında Pakistan'dan sonra Çin malları alma konusunda ikinci büyük ülke yapıyor.
Gazeteci Manoj Joshi şunları söylüyor:
“Gazeteci Manoj Joshi Avam Birliği Partisi hükümeti, Çin’in artan etkisi ile Hindistan’ın tedirginliği arasında denge kurmayı başardı. Ülkedeki kalkınmayı teşvik etmek için Çin fonlarını kabul etmesi ile birlikte komşu ülkelerin liderlerine kıyasla Çin'in elinde bir araç olmadı. Bu kredilerin faiz oranını düşürmek ve Çinli işçilerin ülkedeki varlığına sınır koymak için iyi müzakerelerde bulundu. Ayrıca Hindistan'ın öfkesinin önünü almak için Sonadia Adası'ndaki derin liman projesini iptal etti.”
Pakistan'ın rolü
Pakistan ve Bangladeş arasındaki ilişkiler başlangıçta oldukça sorunluydu. Ancak Bangladeş Ulusal Partisi’nden (BNP) olan Halide Ziya döneminde, iki ülke arasındaki ilişkiler Şeyh Hasina dönemindeki ilişkilere kıyasla ilerleme kaydetti. Nitekim Pakistan’ın rica ve taleplerine rağmen Hasina hükümeti, son on yılda Pakistan’a destek veren savaş suçlularının infazından vazgeçmedi. Bangladeş, Pakistan'ın ülkenin siyasi meselelerine müdahale ettiğini iddia etti. Pakistanlı diplomatların ve yetkililerin ülkeden kovulmalarına yol açan pek çok vaka oldu.
Dakka kısa süre önce İslamabad'ın yeni elçisinin belgelerini onaylamayı reddetti. Bunda hem Dakka hem de Delhi'ye yönelik istihbarat faaliyetleri hususunda Pakistan diplomatik misyonunun kötüye kullanılması iddialarının büyük etkisi oldu.
Cemaat-i İslami, ülkenin kurtuluşuna ve Pakistan’dan bağımsızlığına karşı çıkan en büyük İslami siyasi parti olarak değerlendiriliyor. Ayrıca birçok kişinin öldürülme ile ilgili olarak Pakistan işgal kuvvetleriyle işbirliği yaptığı söyleniyor. Partinin resmi bir siyasi parti olarak kabul edilmediği ve seçimlere girmesinin yasaklandığı bir zamanda, parti üyeleri bu durum üzerine BNP’ye katılarak bir koalisyon hükümeti oluşturmak hususunda blöf yaptılar. Şeyh Hasina tarafından yasaklanan ve haklarından mahrum edilen Cemaat-i İslami Partisi, toplu bir şekilde BNP’ye oy verilmesini kararlaştırdı.
Öte yandan, partinin önde gelen liderlerinden birinin konuşmasının basına sızdırılmasının ardından, Pakistan'dan seçimler ile ilgili olarak mali yardım ve lojistik destek talep ettiğinin ortaya çıkması ile birlikte Pakistan'ın BNP ile devam eden ilişkisi açığa çıktı. 



İngiltere Fairford üssü yakınında gözaltına alınan 5 kişiyi serbest bıraktı; Burnham "cobra" toplantısına başkanlık etti

İngiliz polisi, patlayıcı maddeler ve terörle bağlantılı suçlar planlama şüphesiyle 5 kişinin gözaltına alınmasının ertesi günü, dün Fairford Üssü çevresinde güvenlik kordonu oluşturdu (EPA)
İngiliz polisi, patlayıcı maddeler ve terörle bağlantılı suçlar planlama şüphesiyle 5 kişinin gözaltına alınmasının ertesi günü, dün Fairford Üssü çevresinde güvenlik kordonu oluşturdu (EPA)
TT

İngiltere Fairford üssü yakınında gözaltına alınan 5 kişiyi serbest bıraktı; Burnham "cobra" toplantısına başkanlık etti

İngiliz polisi, patlayıcı maddeler ve terörle bağlantılı suçlar planlama şüphesiyle 5 kişinin gözaltına alınmasının ertesi günü, dün Fairford Üssü çevresinde güvenlik kordonu oluşturdu (EPA)
İngiliz polisi, patlayıcı maddeler ve terörle bağlantılı suçlar planlama şüphesiyle 5 kişinin gözaltına alınmasının ertesi günü, dün Fairford Üssü çevresinde güvenlik kordonu oluşturdu (EPA)

İngiltere Terörle Mücadele Polisi, ABD güçlerinin İran'a yönelik hava saldırılarında kullandığı Fairford Hava Üssü'nü hedef alan bir komploya karıştıkları şüphesiyle gözaltına alınan 5 kişinin kefaletle serbest bırakılacağını açıkladı.

Emniyet Müdürü Laurence Taylor gazetecilere yaptığı açıklamada, "Ayrıntılı sorgulamalar ve yürütülen soruşturmaların ardından, gözaltındaki 5 kişi bu öğleden sonra kefaletle serbest bırakılacak" dedi. Taylor sözlerini şöyle sürdürdü: "Yanlış anlaşılmaması için belirtmeliyim ki, bu durum soruşturmanın bittiği anlamına gelmiyor. Bu kişilerin hareketleri ve başkalarıyla temasları sıkı kısıtlamalara tabi tutulacak." Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre polis, şüphelilerin bilerek veya bilmeyerek yabancı bir devlet adına hareket etmiş olma ihtimalini incelediklerini belirtti.

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Fairford Üssü'ne yönelik saldırı planı gelişmesi üzerine acil durum toplantısı çağrısında bulundu. Radyo platformlarında açıklamalarda bulunan Burnham, "Resmin tamamını ve durumun ne olduğunu tam anlamıyla netleştirmek adına öğleden sonra COBRA kriz masası toplantısına başkanlık edeceğim," ifadelerini kullandı. Söz konusu kriz komitesi genellikle hükümetin acil durumlara müdahale süreçlerini değerlendirmek üzere toplanıyor; toplantılara bakanlar, polis yetkilileri ve istihbarat birimleri katılıyor.

İngiliz polisi, Fairford Üssü yakınlarında yakalanan 5 şüpheliyi patlayıcı maddeler ve terörle bağlantılı suçlar işleme şüphesiyle dün sorguladı.

Polis, İngiltere'nin batısındaki Kraliyet Hava Kuvvetleri'ne (RAF) ait Fairford Üssü'ne doğru ilerleyen üç büyük beyaz kamyon görüldüğü ihbarı üzerine pazar gününün ilk saatlerinde 5 kişiyi yakalamıştı. İran Devrim Muhafızları, ABD bombardıman uçakları tarafından kullanılması nedeniyle üssü daha önce "meşru hedef" olarak nitelendirmişti.

ABD Başkanı Donald Trump, şüphelilerin "ciddi zararlar" verme niyetinde olduklarını, İngiliz ve Amerikalı yetkililerin şahısları sorgulamaya devam ettiğini bildirdi.

Silahlı polis ekipleri dün İngiltere'nin Gloucestershire bölgesindeki Fairford Üssü dışında konuşlandı (EPA)
Silahlı polis ekipleri dün İngiltere'nin Gloucestershire bölgesindeki Fairford Üssü dışında konuşlandı (EPA)

Diğer İhtimaller

İngiltere Terörle Mücadele Polisi, gözaltına alınanların tamamının Londra nüfusuna kayıtlı ve 20'li yaşlarda İngiltere vatandaşları olduğunu, soruşturmanın farklı yönlerde de ilerlediğini açıkladı. Şüpheliler, haklarında resmi suçlama yöneltilmeden veya serbest bırakılmadan önce 14 güne kadar gözaltında tutulabiliyor.

Terörle mücadele müfettişleri şüphelilerin kimliklerini henüz açıklamadı; ancak soruşturmaya yakın bir kaynak, olayın arkasındaki ana motivasyonun İran bağlantılı olma ihtimalinin yüksek olduğunu, bununla birlikte Rusya bağlantısı veya radikal İslamcı unsurların varlığı gibi ihtimallerin de değerlendirildiğini ifade etti.

Aynı kaynak, olay öncesinde üste güvenlik önlemleri artırılmış olmasına rağmen şüphelilerin yakalanmasını sağlayan unsurun istihbarat çalışmaları olmadığını belirtti.

İsmini açıklamak istemeyen bir kadın çiftçi, tarlada koşan "yüzleri maskeli" bir grubu gördükten sonra polisi aradığını söyledi. Çiftçi, BBC'ye yaptığı açıklamada, "Sanırım 999 acil çağrı merkezini aramam, planlamış olabilecekleri her türlü eylemi boşa çıkardı," dedi.

Savunma Bakanı Wes Streeting, dün BBC'ye verdiği demeçte, halen devam eden bir soruşturmanın iddiaları ve arkasındaki nedenler hakkında spekülasyon yapmayacağını belirtti. Ancak İran'ın ülkeye yönelik tehditlerine genel hatlarıyla değinen Streeting, "İran ve uzantılarının bize zarar vermek istediğinin farkındayız. Demokrasimizden nefret ettiklerini biliyoruz ve çıkarlarımızı ya da müttefiklerimizi tehdit eden İran kaynaklı girişimleri defaatle boşa çıkarmamız gerektiğinin bilincindeyiz" şeklinde konuştu.

Zırhlı bir araç dün İngiltere'nin güneybatısındaki Fairford Üssü içerisinde devriye geziyor (AFP)
Zırhlı bir araç dün İngiltere'nin güneybatısındaki Fairford Üssü içerisinde devriye geziyor (AFP)

Ciddi terör tehdidi

İngiltere, Londra'nın kuzeyinde yaşanan antisemitik olaylar zincirinin ardından nisan ayında ülke genelindeki terör tehdidi seviyesini "yüksek" düzeyinden "ciddi" seviyesine yükseltti. Bu durum, önümüzdeki altı ay içinde bir "terör" saldırısı gerçekleşme olasılığının yüksek olduğuna işaret ediyordu.

Polis ekipleri, Yahudi toplumuna ait mülkleri veya İranlı muhalifleri hedef alan bu olayların birçoğu ile İran arasında bir bağlantı olup olmadığını araştırdıklarını bildirdi.

İngiltere mayıs ayında, İngiltere ve diğer ülkelerin istikrarını bozmayı hedefleyen gruplara finansal destek sağlamak ve saldırı planlamak da dahil olmak üzere düşmanca faaliyetlere karıştıkları gerekçesiyle İran bağlantılı 12 kişi ve kuruluşa yaptırım uyguladı. İran ise İngiltere'de veya başka bir yerde herhangi bir saldırı veya komploya karıştığı iddialarını defaatle reddetti.

"Fairford" gözaltılarına ilişkin bir açıklama da ABD Büyükelçiliği'nden geldi. Yapılan güvenlik uyarısında Amerikan vatandaşları "tedbirli olmaya" ve "kişisel güvenliklerine dikkat etmeye" çağrıldı. Uyarıda, "ABD ile bağlantılı tesisler, toplantılar ve kuruluşlar artan risklerle karşı karşıya kalabilir," ifadesine yer verildi.

İngiltere hükümeti daha önce ABD'ye, Hürmüz Boğazı'nda gemilere saldıran İran füze sahalarını vurmak amacıyla Fairford'da konuşlu bombardıman uçaklarını kullanma izni vermişti. Hükümet yetkilileri, Başbaşkan Andy Burnham'ın olayla ilgili düzenli raporlar aldığını ve pazar günü İşçi Partisi'nin yıllık kongresindeki en az iki programa katılımını iptal ettiğini belirtti.

İran Devrim Muhafızları temmuz ayında İngiltere'yi, ABD bombardıman uçaklarının Fairford Üssü'nden kalkış yapmasına izin vermemesi konusunda uyarmış ve saldırı amacıyla kullanılan her üssün meşru hedef olacağını duyurmuştu.

Fairford'da polis, üs çevresinde 400 metrelik bir güvenlik kordonu oluşturdu ve 85 evde yaşayan sakinleri tahliye etti. Üs çevresindeki güvenlik önlemleri üst seviyeye çıkarılırken pazar günü üç beyaz kamyonun etrafında bir bomba imha robotu görüntülendi. Ana girişte polis ekipleri konuşlandırılırken, diğer geçiş noktalarını kapatmak için ağır iş makineleri kullanıldı.

Sosyal medyada şüphelilerden bazılarına ait olduğu iddia edilen fotoğraflar paylaşıldı. Yakalandıktan sonra üstsüz şekilde görülen şahısların yer aldığı görsellerin gerçekliği henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanmadı.


Putin, Rus ordusundaki personel sayısının artırılması talimatını verdi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)
TT

Putin, Rus ordusundaki personel sayısının artırılması talimatını verdi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dün imzaladığı kararnameyle Rus ordusunun aktif görevdeki asker sayısının 1 milyon 550 bine çıkarılmasına karar verdi.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığı habere göre ağustos ayında alınan benzer bir artış kararının ardından gelen bu düzenlemeyle Rusya Silahlı Kuvvetleri’nin toplam personel sayısı 2 milyon 441 bin 630 kişiye yükselecek. Bu sayının 1 milyon 550 binini aktif görevdeki askerler oluşturacak.

Aktif görevdeki asker sayısında böylece 15 bin 500 kişi artış olacak.


Sevilen korku serisine üçüncü film geliyor

Nefesini Tut, soygun amacıyla gözleri görmeyen bir savaş gazisinin evine giren hırsız çetesinin, tuzaklarla dolu evde kapana kısılmasını konu alıyordu (Sony Pictures Releasing)
Nefesini Tut, soygun amacıyla gözleri görmeyen bir savaş gazisinin evine giren hırsız çetesinin, tuzaklarla dolu evde kapana kısılmasını konu alıyordu (Sony Pictures Releasing)
TT

Sevilen korku serisine üçüncü film geliyor

Nefesini Tut, soygun amacıyla gözleri görmeyen bir savaş gazisinin evine giren hırsız çetesinin, tuzaklarla dolu evde kapana kısılmasını konu alıyordu (Sony Pictures Releasing)
Nefesini Tut, soygun amacıyla gözleri görmeyen bir savaş gazisinin evine giren hırsız çetesinin, tuzaklarla dolu evde kapana kısılmasını konu alıyordu (Sony Pictures Releasing)

Nefesinizi bir kez daha tutmaya hazır olun! Fede Álvarez, Nefesini Tut (Don't Breathe) serisinin üçüncü filmi için hazırlıkların başladığını açıkladı.

Uruguaylı yönetmen, Santa Monica'daki Beyond Fest'te, ilk filmin 10. yıl gösterimini izleyen soru-cevap bölümünde haberi hayranlarıyla paylaştı.

Sahnede Álvarez'e, ilk filmin başrol oyuncuları Stephen Lang, Jane Levy ve Dylan Minnette eşlik etti.

Soru-cevap bölümünden paylaşılan videolarda Álvarez'in, yanındaki oyuncuları işaret ederek "Nefesini Tut 3 için bir senaryo var. Jane ve Stephen Lang geri dönecek" dediği görülüyor.

Açıklamanın ardından salondan şaşkınlık sesleri ve alkışlar yükseldi.

Álvarez'in ve Sony Pictures Releasing'in temsilcileri, konuyla ilgili ek açıklama talebine henüz yanıt vermedi.

2016'da gösterime giren ilk filmde, Jane Levy ve Dylan Minnette'in canlandırdığı karakterlerin de aralarında bulunduğu üç hırsız, kör bir Körfez Savaşı gazisinin evine soygun için giriyor. Ancak Stephen Lang'in canlandırdığı ev sahibi onları öldürmeye kararlı. Hırsızlar çok geçmeden evden çıkmanın düşündüklerinden çok daha zor olduğunu anlıyor.

Yaz sezonunun sonlarında vizyona giren Nefesini Tut, ABD'de 89 milyon, dünya çapında 157 milyon dolar hasılat elde etmişti.

Lang'in canlandırdığı karaktere odaklanan ikinci filmin yönetmen koltuğunda, Álvarez'in birlikte senaryo yazdığı Rodo Sayagues oturmuştu.

Pandemi kısıtlamalarının ardından sinema salonlarının toparlanmaya çalıştığı Ağustos 2021'de gösterime giren ikinci film, ABD'de 32 milyon, dünya çapında toplam 53 milyon dolar hasılat elde edebilmişti.

Independent Türkçe, TheWrap, iHorror