2019’da dünyayı bekleyen 10 tehdit

2019’da dünyayı bekleyen 10 tehdit
TT

2019’da dünyayı bekleyen 10 tehdit

2019’da dünyayı bekleyen 10 tehdit

Önde gelen uluslararası bilim adamlarından oluşan bir ekip, insanlık için tehdit oluşturacak ve dünyayı felakete sürükleyecek riskler hakkında görüşlerini ortaya koydu. The Global Foundation tarafından yayınlanan yıllık rapor içerisinde kaydedilen bu riskler arasında, uzaydaki göktaşlarının dünyaya çarpması ve yaşanabilecek dev bir volkanik patlama da yer alıyor.
2019’da insanlığı tehdit eden riskler şöyle özetlenebilir:
1-Nükleer savaş

Nükleer bir patlama, günümüzün en ölümcül silahı olarak kabul ediliyor. 4 kilometre yarıçapına kadar uzanacak olan bir patlama, yüzde 80 ila 95 arasında bir ölüm oranına sebep olabilir. Sebep olacağı imha oranı ise 4 kilometrelik alanın 6 katını geçebilir.
Ancak nükleer patlama senaryosuna ilişkin duyulan endişeler yaşanan seri ölümler ve ona bağlı olan birtakım durumlardan ibaret değil. Nükleer bir patlama sonrasında yaşanabilecek “nükleer kış” fenomeni göz önünde bulundurulduğunda, patlamanın ardından yayılan bulutlar ve dumanlar güneş ışınlarının dünyaya ulaşmasına engel olur. Bu durum, sıcaklıkların uzun yıllar boyunca düşmesine yol açar.
Dünyanın en büyük iki nükleer gücü ABD ve Rusya arasında yaşanacak muhtemel bir savaşta yaklaşık 4 bin nükleer silahın kullanılması durumunda verilecek kayıpların sayısı tahmin edilemeyecek düzeyde olacak. Aynı zamanda sıcaklıklar, normalden 8 santigrat derece düşecek. İnsanlar tarım yapamayacak bir durumda olacaklar ve böylece kaos ve şiddetin kapısı aralanmış olacak.
ABD ve Rusya'nın her biri 7 bin kadar nükleer savaş başlığı bulunduruyor. Bununla birlikte İngiltere, Fransa, Çin, Hindistan, Pakistan, Kuzey Kore ve İsrail'in de nükleer silahları var.
Yüzlerce nükleer silahın birkaç dakika içinde patlatılmaya hazır olarak bulunması oldukça endişe verici. Özellikle istenmeyen bir kazanın veya yanlış anlaşılmanın nükleer bir savaşa yol açması ihtimali ile ilgili endişe duyuluyor. Rus yetkililer, 1960’larda birkaç kez nükleer silah kullanmaktan geri durdular. Rusya cumhurbaşkanının kendisi, 1995 yılında daha sonra yanlış bir uyarı olarak nitelendirilen bir duruma cevap olarak nükleer silah kullanmayı reddetmişti.
2-Biyolojik savaş
Karmaşık mühendislik yetenekleri gerektiren nükleer silahların aksine biyolojik ve kimyasal silahlar, daha düşük maliyetle ve erişilmesi kolay olan malzemeler kullanılarak geliştirilebiliyor.
Son yıllarda Suriye hükümeti, ülkeyi parçalayan iç savaşta klor ve sarin gazı içeren kimyasal silahlar kullandı. Bu durum uluslararası toplumu alarma geçirdi ve kimyasal silahların kullanılması durumunda yaşanabilecek hasarın derecesini yansıttı.
Zehirli kimyasallar, özellikle hava yoluyla veya su yoluyla taşınırsa hedefe çok büyük zararlar verebilir.
Ancak biyolojik silahlar çok daha büyük bir tehdit olarak algılanıyor. İşlenmiş biyolojik malzemeler alanında kaydedilen ilerlemeler, hastalıklara sebep olabilecek veya silah olarak kullanılabilecek bakteri ve virüs gibi bulaşıcı ajanların kullanılma olasılığını arttırdı. Bununla birlikte benzeri bir senaryo ölümcül bir biyolojik enfeksiyon taşıyan bir böceğin salıverilmesi ile de yaşanabilir. Hızla taşınan böyle bir enfeksiyon durumunda dünya çok daha kırılgan bir yer olacak.
3-İklim Değişikliği
Birleşmiş Milletler (BM) Bilim Adamları Komitesi tarafından yayınlanan bir raporda, sıcaklıkların kontrol edilerek mutedil seviyelerde tutulması için dünyanın önünde yaklaşık 12 yıllık bir sürenin olduğu kaydedildi. İklim değişikliğinin etkisine ilişkin tahminlerin küresel ısınmaya göre değişeceğinin belirtildiği açıklamada, 1 ila 3 santigrat derece arasında kaydedilecek bir artışa bağlı yaşanacak senaryoların genellikle olumsuz olduğu ifade edildi.
En iyi ihtimalle, daha sık ve daha şiddetli kasırgalar meydana gelecek ve küresel düzeydeki tarım arazileri ile tatlı su kaynaklarının büyük bir kısmı kaybedilecek. Bununla birlikte   New York ve Mumbai gibi büyük kıyı şehirleri sular altında kalacak. En kötü durumda ise insanlık medeniyeti sona erecek.
Karbon salınımını azaltmaya yönelik mevcut taahhütler yerine getirilmiş olsa bile, küresel sıcaklıklarda kaydedilecek yüzde 3 oranında bir artışa ilişkin üçte birlik bir ihtimal var. Bu da Florida ve Bangladeş topraklarının çoğunun sular altında kalacağı anlamına geliyor.
4-Çevre felaketi
Ekosistemler, çevresindeki hava ve su gibi canlı olmayan unsurlarla etkileşime giren insanlar ve hayvanlar gibi canlı organizmaları içeren topluluklardır. Ekosistemler, sıcaklıkların yükselmesi gibi insan davranışlarının sebep olduğu birtakım etkilerin üstesinden gelebilir. Ancak bu ekosistemlerin kaldıramayacağı bir doruk noktası var ve dünya bu noktaya ulaşmaya yakın olabilir.
Batı Afrika'daki Çad gölü, çevresel felaket hususunda bir örnek olarak zikredilebilir. 6 yıl süren kuraklık ile birlikte aşırı göl suyu tüketimi ve iklim değişikliğinin etkileri, su seviyelerinin yüzde 90 oranında azalmasına yol açtı. Bu durum, Çad, Nijerya, Nijer, Kamerun'daki 40 milyondan fazla insanın hayatını olumsuz etkiledi.
5-Salgınlar
Tarih, dünya çapında yaşanan iki salgına tanık oldu. Bu salgınlar ile birlikte birkaç yıl içinde dünyadaki toplam nüfusun yüzde 15'i hayatını kaybetti. Bu ölümcül salgınlar sırasıyla 5’inci ve 14’üncü yüzyıllarda ortaya çıktı.
Özellikle şehirlerde artan nüfus oranları ve dünya nüfusunun sürekli bir şekilde hareket halinde olması, bulaşıcı bir hastalığın yeni bir salgınına neden olma riskine kapı aralıyor. Neyse ki, ölümcül bir hastalığın uluslararası düzeyde yayılma şansı sınırlıdır. Son yıllarda yayılan SARS ve Ebola virüsleri bir uyarı alarmı olarak değerlendiriliyor.
Hastalığa karşı insan savunmasının esası olan antibiyotikler, bazı bakterilerin kendilerine direnme yeteneklerini geliştirmesinden sonra daha az etkili olmaya başladı. Antibiyotiklere karşı dirençli bakteriler yılda yaklaşık 700 bin insanının ölümüne sebep oluyor. Antibiyotik direncine ilişkin bir çözüm bulunamadığı takdirde, yaşanan ölüm vakaları 2050 yılına kadar 10 milyona ulaşabilir.
6-Göktaşları
Göktaşları, güneş yörüngesinde bulunan ve zaman zaman dünyaya çarpan kayalardır. Bilim adamları, uluslararası bir felakete neden olacak kadar büyük bir göktaşının her 120 bin yılda bir dünyaya çarpma ihtimalinin olduğunu düşünüyor.
Dinozor neslinin tükenmesinin ardında da yine böyle bir göktaşı hadisesinin olduğu düşünülüyor. Dinozorların yok olmasına sebep olan göktaşının boyutunun onda biri kadar olan bir göktaşının dünyaya çarpması durumunda yıkıcı neticeler ile karşı karşıya kalınacak. Bilim adamları bu çarpışmanın güneş ışığını aylarca dünyadan izole edecek blokların yayılmasına neden olacağını ve yüz milyonlarca insanı öldürecek bir kıtlığa yol açacağını düşünüyor.
NASA, 2011 yılında çapı bir kilometreden fazla olan bir alanda bulunan uzay cisimlerinin yüzde 90'ından fazlasını izlediğini ve tanımladığını bildirerek, bunların genel olarak dünyaya çarpmayacağını belirtti. Ancak dünyaya çarpmaları halinde felakete yol açmayacak olan daha küçük nesneler hakkında sınırlı bilgimiz var. Bunların ekonomik ve sosyal sistemlere ilişkin birtakım zararlı etkileri olabilir.
7-Dev volkanik patlama
Bilim adamları, 74 bin yıl önce büyük bir volkanik patlamanın meydana geldiğini ve atmosfere büyük miktarda lav salınımına neden olduğunu düşünüyor. Bazı uzmanlara göre bu durum, yeryüzünün sıcaklığını birkaç santigrat derece düşürerek kendini soğutmasına sebep oldu. Bu, birçok hayvan ve bitki türünün ortadan kaybolmasına ve onların yok olmanın eşiğine gelmesine sebep olan büyük ve yıkıcı bir dalgaya yol açtı.
O gün tekrar yaşanabilir mi? Karşılaştırma için elimizde yeteri kadar veri yok. Ancak mevcut bilgiler, ortalama olarak her 17 bin yılda bir büyük bir volkanik patlamanın meydana geldiğini gösteriyor. Bu doğruysa, bir sonraki patlamanın daha geç bir zamanda gerçekleşme durumu var. Son büyük ölçekli volkanik patlama 26 bin 500 yıl önce Yeni Zelanda'da kaydedildi.
Volkanik bir patlamayı birkaç ay veya birkaç hafta öncesinde öngörmenin bir yolu yok. Aynı şekilde patlamayı kontrol etmenin ve azaltmanın da bir yolu yok. Ancak bilim adamları birçok riskli bölgeyi gözlemliyorlar.
8-Jeofizik mühendisliği
Sıcaklıktaki artışın durdurulmasına ve hatta düşüşüne imkan verecek çarpıcı bir seçenek var, ancak büyük bir riski de beraberinde getiriyor.
Güneş jeofiziği gelen ışığı ve ısıyı dünyadan uzak bir yere yansıtmak için kullanılabilir. Şimdiye kadar, bu teknoloji sadece bilgisayar modelleri ile uygulandı. İlk pratik deney, Harvard Üniversitesi'ndeki araştırmacılar tarafından yapılacak.
Güneş jeofiziği, teknoloji alanındaki iki modern okuldan biri olarak kabul ediliyor. Her ikisi de hava koşullarını değiştirebilir ve iklim değişikliği risklerini azaltabilir.
Diğer teknoloji ise karbondioksit emisyonlarının doğrudan atmosferden uzaklaştırılmasını temel alıyor. Fakat bu teknoloji yalnızca sınırlı bir ölçekte uygulanmaya başladı.
Eğer güneş jeofiziği teknolojiyi kullanarak çalışmalar yapılırsa, sonuçlar bir bütün olarak atmosferi içerecek ve bu durum insanlığın iklim değişikliği riskleriyle başa çıkma hususundaki en büyük girişimi olacak. Söz konusu teknoloji, sıcaklığı azaltabileceği bilinen tek teknoloji olarak kabul edilmesine rağmen, hala onun hakkında öğrenilmesi gereken çok şey var. Mesela, yerel düzeydeki veya küresel ölçekteki ekosistemler üzerinde olumsuz bir etkisi olup olmadığının bilinmesi gerekiyor. Sonuçları tam olarak bilinmeyen bu seviyedeki teknik bir müdahalenin insan ırkı için yıkıcı sonuçları olabilir.
9-Yapay zeka
Yapay zeka son zamanlarda en hızlı ilerleme kaydedilen alanlardan biridir. Bu hususta fikir beyan eden bilim adamlarının hepsi, 2050 yılına kadar yapay zekanın insanlar tarafından gerçekleştirilen görevlerin çoğunu aynı seviyede veya daha iyi bir şekilde yerine getirme şansının ortalama yüzde 50 olduğunu düşünüyor.
Yapay zeka alanında kaydedilen ilerlemelerin, söz konusu yapay zekaya sahip birimlerim kötü davranışlarda bulunacağına dair yanlış bir algı var. Bu algı bazı bilim kurgu filmlerinde çizilen distopik resimden kaynaklanıyor. Ancak yapay zekanın gelişimi ile ilgili asıl endişe, bu birimlerin hayal edilenden çok daha üst düzeyde çalışmasıdır.
Raporda şu ifadeler yer alıyor:
“Akıllı bir arabadan sizi en kısa sürede havaalanına götürmesini talep ettiğinizde, kendisine verilen talimatı yerine getirerek sizi havaalanına ulaştırır. Siz ise aşırı hızdan dolayı yorulmuş bir halde ve polis tarafından takip edilirken bulursunuz kendinizi. Bu sizin istediğiniz bir durum değildi fakat, talep ettiğiniz şey buydu.”
Yapay zeka ile ilgili en çok endişe verici durum hakkında şu söylenebilir:
“Yanlış kişinin eline silah verildiğini ya da yapay zekanın kullanıldığı silahları tedarik etme yarışının patlak verdiğini düşünün. Bu, nihayetinde yapay zeka sistemlerinin egemen olduğu bir savaşla neticelenir.”
10-Bilinmeyen riskler
İklim değişikliği ya da nükleer silah gibi tehlikerin bilinmediği dönemlerin üzerinden çok fazla zaman geçmedi. Ancak bugün, bu tür durumların sonuçları gözlemlenebiliyor ve gelişmelerine ilişkin endişeler ortaya çıkıyor. Bu nedenle, bilinmeyen birtakım tehditlerin ortaya çıkması muhtemel.
 



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe