Sudan'da protestolar ve geniş çaplı gözaltılar devam ediyor

​El Beşir, önceki akşam bir araya geldiği sufi tarikatları liderlerinin selamını alırken
​El Beşir, önceki akşam bir araya geldiği sufi tarikatları liderlerinin selamını alırken
TT

Sudan'da protestolar ve geniş çaplı gözaltılar devam ediyor

​El Beşir, önceki akşam bir araya geldiği sufi tarikatları liderlerinin selamını alırken
​El Beşir, önceki akşam bir araya geldiği sufi tarikatları liderlerinin selamını alırken

Sudan polisi, Cuma namazından sonra Omdurman sokaklarında toplanan ve hükümet karşıtı sloganlar atan öfkeli göstericileri dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullandı. Geçtiğimiz ay protestoların başladığı Atbara’nın da aralarında bulunduğu diğer şehirlerde de patlak veren göstericiler güvenlik güçleri tarafından dağıtıldı.
Sudan güvenlik yetkilileri dün, muhaliflere, eylemcilere ve gazetecilere yönelik geniş çaplı bir gözaltı operasyonu başlattı. Ayrıca El Arabiye kanalı muhabirlerinden biri ifadeye çağrıldı. Bundan önce ülkede düzenlenen gösterilerde yaşanan şiddet olaylarıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Beşir, "Biz, insanları intikam almak için öldürmüyoruz. Biz, onlara güvenlikli bir ortam, onurlu ve müreffeh bir yaşam sağlamak için geldik" ifadelerini kullandı. Sudan'ın başkenti Hartum'daki konukevinde Sufi tarikat liderleriyle bir araya gelen Ömer el-Beşir, ülkeyi içinde bulunduğu durumdan kurtarmak için İsrail'le ilişkileri normalleştirme tavsiyesinde bulunanlar olduğuna değindi.
Dün Cuma namazından sonra Omdurman'daki Seyyid Abdurrahman Bahi ve Vad Nubavi camilerinden çıkan yüzlerce kişi, Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir rejiminin devrilmesi çağrısında bulunan sloganlar attılar. Göstericiler polis tarafından kullanılan göz yaşartıcı gaz ile dağıtıldı. Hartum’da da sokaklara çıkan küçük gençlik grupları rejimin devrilmesine yönelik sloganları atarak lastik yaktılar.
Gözlemcilere göre, güvenlik makamları, 19 Aralık’ta başkent Hartum’un da dahil olduğu 25’ten fazla kentte halk protestolarının patlak vermesinden bu yana aldıkları sıkı güvenlik önlemlerini esnettiler. Protestolar, aktivistlerin “Özgürlük Cuması” olarak adlandırdıkları gösteri çağrılarına cevap olarak gelirken, Cumhurbaşkanı Beşir’in devrilmesi yönünde protestolar ve gösteriler düzenleyen Sudan Profesyoneller Buluşması, cumhurbaşkanının ve rejiminin devrilmesinin talep edildiği dilekçenin cumhurbaşkanlığı sarayına teslim edilmesi organizasyonun pazar günü gerçekleştirileceğini açıkladı. Ayrıca gece gösterilerinin sürdürüleceğinin vurgulandığı açıklamada, aynı dilekçenin bir nüshasının meclise teslim edileceği kaydedildi.
Geniş çaplı gözaltılar yapıldı
Öte yandan, çarşamba ve perşembe günleri teyakkuzda olan Sudan güvenlik güçleri tarafından protestoculara yönelik geniş çaplı gözaltı operasyonları başlatıldı. Sivil kıyafetli üç adam, Peter McKellar Cesaret ve Dürüstlük Ödülü sahibi gazeteci Faysal Muhammed Salih’i bilinmeyen bir yere götürdü. Ayrıca Hartum'daki el-Riyad banliyösünde bulunan bir sivil toplum kuruluşunun karargahına güvenlik görevlileri tarafından gerçekleştirilen baskının ardından, eski Dışişleri Bakanı İbrahim Taha Eyüp, Hartum Üniversitesi eski profesörlerinden Dr. Hasan Abdulati, Hartum Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Muntasar Tayeb ve El Midan gazetesinden Kureşi Avsad gözaltına alındı.
Muhalefetteki Kongre Partisi tarafından yapılan açıklamada, güvenlik güçlerinin partinin Kerri bölgesindeki şube başkanı Tarık Mansur’u gözaltına alındığı kaydedilirken, muhalif Federal Hareket’in liderlerinden Salah Abdullah’ın  Sudan güvenlik birimleri ile bağlantısı olduğu tahmin edilen birtakım kimseler tarafından bilinmeyen bir yere götürüldüğü belirtildi.
Güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınan kişiler arasında Kongre Partisi lideri Ömer ed-Dakir, Nasıri Partisi Başkanı Sati el-Hac, Ulusal Baas Partisi lideri Kemal el-Bulad, Komünist Parti Merkez Komitesi Üyesi Sıddık Yusuf, Arap Sosyalist Partisi’nden Muhammed Ziyauddin ve el-Midan gazetesinden Kemal Kerar gibi çok sayıda siyasi lider, eylemci ve gazeteci bulunuyor.
Sudan’daki rejimin baskıcı eylemlerini kınayan Arap sivil toplum örgütleri ve Arap İnsan Hakları Örgütü, siyasi mahkumların derhal serbest bırakılması ve masum sivillerin kanını döken kimselerin cezalandırılması için çağrıda bulundular. İki kuruluş tarafından yayınlanan ortak açıklamaya göre,  aralarında Sudan Sivil Forumu'nun ve Sivil Hareket Grubu’nun Sudan Sivil Forumu'nun liderleri ile Arap STK'larının üyelerin de bulunduğu gözaltıların sayısı 400’e ulaştı. Açıklamada ayrıca, Sudan Sivil Forumu Genel Sekreteri Hasan Abdulati'nin de gözaltına alınlar arasında bulunduğu kaydedildi.
“insanları intikam almak için öldürmüyoruz”
Öte yandan Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir, "Ülkeyi içinde bulunduğu durumdan kurtarmak için bize İsrail'le ilişkileri normalleştirme tavsiyesinde bulunanlar oldu ama biz diyoruz ki rızık kimsenin değil Allah'ın elindedir" açıklamasında bulundu. Ülkede düzenlenen gösterilerde yaşanan şiddet olaylarıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Beşir, "Biz, insanları intikam almak için öldürmüyoruz. Biz, onlara güvenlikli bir ortam, onurlu ve müreffeh bir yaşam sağlamak için geldik" diyerek sözlerini sürdürdü. Protestoların ülkeden yaşanan kriz durumundan kaynaklandığı itiraf eden Beşir, mümkün olan en az gücün kullanılması gerektiğine işaret ederek, bazı zamanlarda güvenliği sağlamak için güç kullanımının zorunlu olduğunu dile getirdi. Aşırı güç kullanımının soruşturma ve hesap verebilirlik gerektirdiğini ifade eden Beşir, insanları ve mallarını güvenceye alma sorumluluğunun hükümetin uhdesinde olduğunu söyledi.
Devlet Başkanı Ömer el-Beşir, üç önce yayınladığı bir kararname ile ülkede yaşanan son olaylarla ilgili gerçeklerin araştırılması için Adalet Bakanı başkanlığında bir komite oluşturulması talimatı vermişti. Ancak, aktivistler ve muhalifler Sudan hükümeti tarafından oluşturulan komitelere yönelik şüphelerini dile getirirken, BM Genel Sekreteri yaptığı açıklamada Sudanlı yetkililerin barışçıl göstericilere karşı aşırı şiddet kullandığı hususundaki endişelerini ifade etti.
Hükümet tarafından yapılan açıklamada hayatını kaybedenlerin sayısı 19 olarak tespit edilirken, Uluslararası Af Örgütü tarafından yapılan açıklamada 37 göstericinin öldürüldüğü kaydedildi. Komünist Parti ise yaptığı açıklamada bu sayının 40’tan fazla olduğunu belirtti.
Mayardit’ten Beşir’e destek mesajı
Öte yandan, Güney Sudan Devlet Başkanı Salva Kiir Mayardit, karşı karşıya kaldığı zorluklar hususunda ülkesinin kuzeyindeki komşusunun yanında olduklarını vurguladı. Güney Sudan Devlet Başkanlığı Danışmanı Tut Kew Gatluak önceki gün Güney Sudan Devlet Başkanı Salva Kiir Mayardit’ten, mevkidaşı Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir’e “ikili ilişkileri destekleme ve geliştirme yolları ile  Hartum'da ve bir dizi eyalette gerçekleşen protestoların durulmasına dair temennilerini” içeren bir mektubu iletti. Gatluak, Sudan devlet başkanı ile önceki gün gerçekleştirdikleri görüşmeler sırasında, Güney Sudan liderliğin ve halkının birtakım zorluklar ile karşı karşıya kalan Sudan’ın yanına olduğunu vurguladı.
El Sudan haber ajansının aktardığına göre, Gatluak perşembe günü Sudan’a ulaştı. Gatluak, Hartum Uluslararası Havaalanında Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Üsame Faysal, Beşir’in Güney Sudan’daki Barış Elçisi Büyükelçi Cemal el-Şeyh ve Güney Sudan'ın Hartum Büyükelçisi Meyan Dut tarafından karşılandı.
Gatluak, Güney Sudan vatandaşlarının, başta ülkelerinin tanıması ve çatışan taraflar arasında barış ve uzlaşma sağlama çabaları olmak üzere Beşir’in takındığı kıymetli tutumlarından dolayı duydukları minnettarlıklarını ve takdir ettiklerini dile getirdiklerini belirtti. Ayrıca Güney devletinin petrolünün, ekonominin güçlenmesine önemli ölçüde katkıda bulunacağını ve iki ülkenin kalkınmasını teşvik edeceğini belirtti.
Güney Sudan’ın Hartum Büyükelçisi, geçtiğimiz iki hafta boyunca Sudan'da tanık olunan protestolar sırasında ülkesinin ikisi kadın olan dört vatandaşının hayatını kaybettiğini açıklarken, bir insan hakları aktivisti tarafından yapılan açıklamada geçen cuma günü çok sayıda kişinin gözaltına alındığı kaydedildi. Bu arada ilk kez yabancı bir büyükelçilik tarafından, meydana gelen protestolar sırasında ülkesinin vatandaşlarının öldürüldüğünün açıklandığına tanık olundu.
Güney Sudan Devlet Başkanı Salva Kiir Mayardit, ülkesinde barış anlaşmasının uygulanmasına maddi destek sağlaması için uluslararası topluma çağrıda bulundu.



BM, İsrail’in Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki eylemlerinin ‘etnik temizlik’ endişelerini artırdığı değerlendirmesinde bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)
TT

BM, İsrail’in Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki eylemlerinin ‘etnik temizlik’ endişelerini artırdığı değerlendirmesinde bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)

Birleşmiş Milletler (BM) bugün yaptığı açıklamada, İsrail’in yoğun saldırıları ve Filistinli sivillerin zorla yerinden edilmesi nedeniyle Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da ‘etnik temizlik’ yaşanabileceğine dair endişelerini dile getirdi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından yayımlanan raporda, “Yoğun saldırılar, mahallelerin sistematik biçimde tamamen yıkılması ve insani yardımların engellenmesi, Gazze Şeridi’nde kalıcı bir demografik değişim yaratmayı amaçlıyor gibi görünmektedir” ifadesine yer verildi.

Raporda ayrıca, “Kalıcı bir yerinden etmeyi hedeflediği izlenimi veren zorla tahliye uygulamalarıyla birlikte değerlendirildiğinde, bu durum, Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da etnik temizlik konusunda ciddi endişelere yol açmaktadır” denildi.

BM’de üst düzey bir yetkili dün yaptığı açıklamada, İsrail’in idari olarak Filistin yönetimine bağlı olması öngörülen Batı Şeria bölgeleri üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya yönelik adımlarının ‘fiili ve kademeli bir ilhaka’ vardığı uyarısında bulundu. BM Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo, Filistin meselesine ilişkin BM Güvenlik Konseyi toplantısında yaptığı konuşmada, “Sahadaki durumu istikrarlı biçimde değiştiren tek taraflı İsrail adımları nedeniyle Batı Şeria’nın fiili ve kademeli bir ilhakına tanıklık ediyoruz” dedi. Geçen haftadan bu yana İsrail, Batı Şeria’daki kontrolünü pekiştirmeye yönelik bir dizi kararı onayladı. Filistinliler, Oslo Anlaşmaları kapsamında Batı Şeria’da sınırlı bir özerk yönetime sahip bulunuyor.

DiCarlo, söz konusu adımların işgal altındaki Batı Şeria’da, El Halil gibi hassas bölgeler de dahil olmak üzere İsrail sivil otoritesinin tehlikeli biçimde genişlemesi anlamına geleceğini belirtti. DiCarlo, bu adımların bürokratik engellerin kaldırılması, arazi alımının kolaylaştırılması ve İsraillilere inşaat ruhsatı verilmesinin önünün açılması yoluyla yerleşimlerin genişlemesine zemin hazırlayabileceğini ifade etti.

Yeni düzenlemelerin, hâlihazırda Filistin yönetiminin idari yetki kullandığı Batı Şeria’nın bazı bölümleri üzerindeki İsrail kontrolünü daha da pekiştirmesi bekleniyor. Oslo Anlaşmaları uyarınca Batı Şeria, Filistin Yönetimi, karma yönetim ve İsrail yönetimi altındaki A, B ve C bölgelerine ayrılmıştı. Batı Şeria’nın, gelecekte kurulacak bir Filistin devletinin büyük bölümünü oluşturması öngörülürken, İsrail’deki aşırı sağ çevreler bölgeyi İsrail topraklarının bir parçası olarak görüyor.

Oslo Anlaşmaları’nın ilan edilen amacı, bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasının önünü açmaktı. BM nezdindeki 85 ülkenin misyonu ise salı günü yayımladıkları ortak açıklamada, İsrail’in Batı Şeria üzerindeki kontrolünü genişletmesini kınadı. Açıklamada, ‘İsrail’in Batı Şeria’daki yasa dışı varlığını genişletmeyi amaçlayan tek taraflı karar ve uygulamalar’ kınandı.


Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün (Perşembe) kendi çağrısıyla oluşturulan Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek. Toplantıya 45’ten fazla ülkeden temsilcinin katılması beklenirken, Gazze’nin geleceğine ilişkin çözümsüz başlıkların gündeme damga vurması bekleniyor.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması, yeniden imar fonunun büyüklüğü ve savaş nedeniyle ağır yıkıma uğrayan Gazze halkına insani yardım akışının sağlanması gibi konuların, Konsey’in önümüzdeki haftalar ve aylardaki etkinliğinin sınanacağı temel dosyalar olması bekleniyor.

Trump’ın Washington’da kısa süre önce adını verdiği “Donald J. Trump Barış Enstitüsü” binasında katılımcılara hitap etmesi ve katılımcı ülkelerin yeniden imar fonu için 5 milyar dolar topladığını açıklaması planlanıyor. Söz konusu tutarın, ilerleyen dönemde milyarlarca dolarlık ek kaynağa ihtiyaç duyulması beklenen fon için ilk katkı niteliğinde olacağı belirtiliyor.

Trump’ın çağrısıyla kurulan Barış Konseyi geniş tartışmalara yol açtı. Konsey’de İsrail yer alırken Filistinli temsilcilerin bulunmaması dikkat çekiyor. Trump’ın Konsey’in ilerleyen aşamada Gazze’nin ötesindeki küresel meydan okumaları da ele alabileceğini önermesi, bunun Birleşmiş Milletler’in küresel diplomasi ve ihtilaf çözümündeki merkezi rolünü zayıflatabileceği yönündeki kaygıları artırdı.

Üst düzey ABD’li yetkililer, Trump’ın ayrıca bazı ülkelerin Gazze’de barışın korunmasına yardımcı olmak amacıyla kurulacak uluslararası bir istikrar gücüne binlerce asker göndermeyi planladığını açıklayacağını bildirdi.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması ve böylece barış gücü birliklerinin göreve başlayabilmesi konusu ise temel anlaşmazlık başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Hamas, İsrail’in olası misilleme adımlarına ilişkin endişeler nedeniyle silah bırakmaya yanaşmıyor. Silahsızlandırma, Trump’ın iki yıl süren Gazze savaşının ardından Ekim ayında başlayan kırılgan ateşkese zemin hazırlayan planının maddeleri arasında yer alıyor.

Üst düzey bir yönetim yetkilisi, “Silahsızlanmaya ilişkin zorlukların tamamen farkındayız, ancak arabuluculardan gelen mesajlar bizi cesaretlendiriyor” dedi.

Güvenlik Konseyi üyelerinin çoğu yok

ABD’li yetkililer, etkinliğe 47 ülkeden heyetlerin ve Avrupa Birliği’nin katılımının beklendiğini belirtti. Listede İsrail’in yanı sıra Arnavutluk’tan Vietnam’a kadar geniş bir ülke yelpazesi yer alıyor.

Ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri olan Fransa, Birleşik Krallık, Rusya ve Çin listede bulunmuyor.

Etkinlikte Trump’ın yanı sıra ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair’in konuşma yapması bekleniyor. Konsey’de önemli bir rol üstlenmesi öngörülen Blair’in yanı sıra, ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz ve Gazze Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov’un da etkinlikte yer alacağı ifade ediliyor.

İsmini açıklamak istemeyen bir Konsey üyesi, Gazze planının ciddi engellerle karşı karşıya olduğunu belirtti. Yetkili, diğer alanlarda ilerleme sağlanabilmesi için Gazze’de güvenliğin tesis edilmesinin temel şart olduğunu, ancak polis güçlerinin henüz yeterince hazır ve eğitimli olmadığını kaydetti.

Açıklamaya göre henüz karara bağlanmamış temel soru, Hamas’la görüşmeleri kimin yürüteceği. Konsey temsilcilerinin, örgüt üzerinde nüfuz sahibi aktörler — özellikle Katar ve Türkiye — aracılığıyla süreci ilerletebileceği değerlendiriliyor. Ancak İsrail’in bu iki ülkeye mesafeli yaklaşımı sürecin önündeki başlıca engellerden biri olarak görülüyor.

İnsani yardımın ulaştırılması da çözüm bekleyen başlıklar arasında yer alıyor. Yetkili, mevcut durumu “katastrofik” olarak nitelendirirken, yardım akışının süratle genişletilmesi çağrısında bulundu. Buna karşın, dağıtımın sahada hangi yapı tarafından koordine edileceğinin netleşmediğini belirtti.


İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, İsrailli yetkililerin, Tahran'ın Cenevre'de yapılan son müzakerelerde ABD'nin taleplerini karşılamaması üzerine, ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘yakında’ İran'a karşı büyük çaplı bir askeri saldırı başlatabileceğini öngördüklerini aktardı. Gazeteye göre Trump yönetiminin yetkilileri, İranlıların zaman kazanmaya ve ABD'yi yanıltmaya çalıştığını düşünüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başkanlığında kısa bir süre önce gerçekleşen istişarelerde, İran'ın İsrail ordusu olası bir ABD saldırısına katılmasa bile İsrail'e füze saldırısı düzenleyebileceği yönünde bir değerlendirme yapıldı. Buna göre acil durum hizmetleri ve sivil savunmadan sorumlu askeri kurum olan İç Cephe Komutanlığı'ndan savaşa hazırlık yapması istendi. Çeşitli güvenlik kurumları da en yüksek savunma hazırlık seviyesine geçtiklerini açıklarken, güvenlik kurumları da yüksek alarm durumuna geçti.

Ne zaman olacağı bilinmiyor

ABD, Trump'ın ‘güzel filo’ olarak nitelendirdiği, İran ile kısa süreli bir çatışma yerine uzun süreli bir savaş yürütebilecek güçleri bölgeye çoktan konuşlandırdı. Ancak İsrailli yetkililer, ABD'nin saldırısının kesin zamanlamasının bilinmediğini ve nihai olarak Trump'ın kararına bağlı olduğunu belirtiyor. Karar verildikten sonra bile planlar değişebilir. İsrail'de karar anının yaklaştığı ve zamanın daraldığı yönünde bir izlenim hakim. Yetkililer birkaç gün önce iki haftalık bir süreden, ondan önce de yaklaşık bir aydan bahsetmişlerdi, ancak şimdi birkaç gün içinde harekete geçilebileceğine dair işaretler var.

Öte yandan saldırıyı geciktirebilecek birkaç faktör de söz konusu. Gazze Barış Kurulu, perşembe günü Washington'da toplanacak ve İtalya'daki Kış Olimpiyatları 22 Şubat'ta sona erecek. Trump'ın bu faktörlere ne kadar ağırlık vereceği belirsiz.

Her ne kadar kesin bir tarih belirlenmemiş olsa da ABD'nin İran ile uzun süreli bir çatışmaya hazırlandığına dair işaretler giderek artıyor. Geçtiğimiz yıl haziran ayında yaşanan 12 günlük savaştan bu yana yüksek seviyede olan gerginlik, İran rejiminin son zamanlarda protestoculara yönelik sert müdahalelerinin ardından daha da tırmandı. ABD'li yetkililer, büyük çaplı bir operasyonun hızlı bir saldırı olmayacağını, aksine haftalarca sürebilecek bir kampanya olacağını tahmin ediyorlar. Bu da Ortadoğu'daki askeri yığınağı açıklıyor.

Herhangi bir saldırının olası hedeflerinden biri İran'da rejim değişikliği olacak. Ancak ABD yetkilileri, bu hedefin tek bir saldırıyla değil, haftalarca sürecek bir dizi saldırıyla gerçekleştirilebileceğini kabul ediyor.

Bu da İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in yanı sıra, bazıları toplu katliamlardan sorumlu tutulan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kurumlarını da hedef alabilir. Washington ayrıca İranlıların sokaklara dökülmesini istiyor, ancak bunun için rejim muhaliflerini ABD'nin onları desteklemeye hazır olduğuna ikna etmek gerekiyor.

CNN'in haberine göre iki İsrailli yetkili, önümüzdeki günlerde ABD ve İsrail'in İran'a ortak bir saldırı düzenleyeceğine dair ‘artan işaretler’ üzerine İsrail'in askeri alarm ve hazırlık seviyesini yükselttiğini söyledi.

Haberin kaynaklarından biri olan bir askeri yetkiliye göre İsrail operasyonel ve savunma planlamasını hızlandırdı. Bir kaynak, Trump tarafından onaylanması halinde beklenen saldırının önceki 12 gün süren savaşın ötesine geçeceğini ve ABD ile İsrail arasında koordineli saldırılar içereceğini ekledi.

Diğer taraftan bugün yapılması planlanan İsrail Savaş Kabinesi toplantısı pazar gününe ertelendi. Bu ertelemenin nedeni, ABD ve İsrail'in herhangi bir karar vermeden önce İran'ın yanlış bir hesap yapıp önleyici bir saldırı düzenlemesini önlemek olabilir.

Hizbullah ve Husiler hesapların merkezinde

Son iki gün içinde, Ortadoğu'ya doğru takviye savaş uçakları, yakıt ikmal uçakları, keşif ve istihbarat uçakları ile komuta ve kontrol uçaklarının yola çıktığı görüldü. Bu hareketlilik, bölgede uzun zamandır görülmemiş büyüklükte bir ABD askeri gücü oluşturuyor. Bu devasa bir savaş makinesi ve bölgede sadece ‘pozisyon almak’ için konuşlandırılmış olması pek olası değil. Amaç sadece müzakerelerde baskı uygulamaksa, bu olağanüstü bir baskı olur, çünkü ABD İran'a çok daha az güçle saldırabilir.

Bu büyük ölçekli tehdit ve caydırıcı etkisinin, İran'ı son dakikada ABD'nin taleplerini kabul etmeye zorlayabileceği ihtimali göz ardı edilemez. Trump daha önce tehditlerinin boş olmadığını göstermişti ve müzakereler sırasında Washington’ın Tahran'a ilettiği mesaj açıktı: “Sabrımı sınama!”

Ancak, en azından kamuoyu önünde İran bu tür sonuçlara varmış gibi görünmüyor. Hatta Hamaney, Amerikan uçak gemilerini vurmakla tehdit etti. İsrail'de bu durum, iktidar sahibine pahalıya mal olabilecek aşırı bir kibir olarak görülüyor.

Çoğu gösterge, İsrail'in bu tür bir saldırıya katılacağını ve kenara çekilmesinin istenmeyeceğini işaret ediyor. ABD’li yetkililerin İsrail'in yeteneklerine, özellikle de İsrail ordusunun uzmanlığına ihtiyaç duyduğu söyleniyor. İsrail'in başlıca hedefi, İran'ın balistik füze sistemini yok etmek ya da ona ciddi şekilde hasar vermek olacak. Aynı zamanda, İsrail ordusundan iki cephede daha mücadele etmesi istenebilir. Bunlar Lübnan'daki Hizbullah ve Yemen'deki Husiler.

Husilerin hemen savaşa katılıp İsrail'e füze ve insansız hava araçları (İHA) ile saldıracağı tahmin ediliyor. Ayrıca, daha önce 12 gün süren savaşta olduğu gibi Hizbullah'ın bu kez tarafsız kalmayıp savaşa katılma ihtimali de var. Bu durumda İsrail, bunu hesaplaşmak için bir fırsat olarak görebilir.