Unutulan Kadınlar: Değişim için savaşan Suriyeli anneler seslerinin duyulmasını istiyor

Unutulan Kadınlar: Değişim için savaşan Suriyeli anneler seslerinin duyulmasını istiyor
TT

Unutulan Kadınlar: Değişim için savaşan Suriyeli anneler seslerinin duyulmasını istiyor

Unutulan Kadınlar: Değişim için savaşan Suriyeli anneler seslerinin duyulmasını istiyor

Yedi yılda yıkım bırakan bir iç savaşın ardından Suriye'de kampanyalar ve yardımlar durma noktasına geldi.
Hala anlatılmamış sıkıntılarla karşı karşıya kalanların çektiği acı, dünya yeni bir krize girerken, kamuoyu gündeminden kayboluyor.
Binlerce insan yerinden edilmiş durumda; gıda, elektrik ve yakıt gibi temel ihtiyaçlara sınırlı erişimleri var.
Bilinmeyen sayıda insanın ya alıkoyulduğu ya da kaybolduğu bilinen bir gerçek. Geride kalanların çoğu ailelerini desteklemek için ellerinden geleni yapan, genellikle sevdiklerinin kaybına yas tutan kadınlar.
Suriye’de savaşılan alan azalmış olsa da, siviller ölümcül tehlikeyle hala karşı karşıya.
Suriye’deki kadınlardan gelen mesaj ise açık: "Acımı hissetmeni istiyorum."
Eski proje yöneticisi ve öğretmen olan 38 yaşındaki bir anne olan Nivin Hotary, yedi ay önce Esad rejiminin doğu Guta kuşatması sırasında Halep kırsalına doğru yerinden edilenlerden sadece biri.
Guta 2012'de kuşatıldığında, Nivin’in "yakın arkadaşları ve ailesi ile çevrili" olan eski hayatı birdenbire yok edildi.
Nivin şöyle diyor: "Çatışma sırasında en zor an, evimin yanına bir bomba atıldığında çocuklarımı kollarımda tutuyor olsam bile onları koruyamamamdı. Vücudumun onları zarardan korumak için daha büyük ve güçlü olmasını dilemiştim."
Yıllar sonra, şimdi çocuklarının biri altı ve diğeri 12 yaşlarında olan Nivin, hala "kimyasal silahlar” ile ilgili anlarını hatırlıyor.
Hava saldırıları vurduğunda, Nivin ve ailesi yeraltında saklanmak zorunda kaldılar.
"Çocuklarımın nefes almakta zorluk çektiği anlarla ilgili kabuslar görüyorum" diye ekliyor Nivin.
Ailesi şimdi Halep’in kuzey kırsalındaki Azaz kasabasında yaşıyor. Fakat yeni hayatı hala zorluklarla dolu.
Nivin, "Her ne kadar kampta değil özel olarak kiraladığım bir evde otursam da her gece yerinden edilmiş her insan gibi istikrarsız duygular içindeyim" diyor.
Nivin sözlerine şöyle devam ediyor: "Geri dönmek isteyenlerin güvenliği için hiçbir garanti yok ve rejim geri dönenleri tutuklamaya devam ediyor."
Yerinden edildiklerinde kızının pazarda gördüğü farklı yiyecek türlerini kendisine sorduğunu belirten Nivin, “Bunun nedeni bütün hayatı boyunca Guta'da kuşatma altında yaşadığı için satılan birçok şeyi daha önce görmemişti” ifadesini kullanıyor.
Nivin, yerel kuruluşlara yapılan uluslararası yardımların azalmaya başladığını belirterek, yaşam maliyetinin çok yüksek, is imkanının da kısıtlı olduğunu söyledi.
Rejim tarafından gözaltına alınan oğlunun güvenliğinden korktuğu için soyadını vermeyen 51 yaşındaki Ahlam ise İdlib'de yaşıyor.
Üç milyon kişinin bulunduğu İdlib'in rejimin kontrolü dışındaki Suriye'nin son bölgelerinden biri olduğuna inanılıyor.
Kent nüfusunun yaklaşık yarısı şiddet nedeniyle ülkenin diğer yerlerinden gelenlerden oluşuyor.
Ahlam eski matematik öğretmeni. Eşi ise eski bir cerrah. Çiftin İdlib şehrinde dört çocuğu ve birkaç torunu var.
Eskiden mutlu bir hayat sürdürdüklerini belirten Ahlam, çatışma başladıktan sonra ise sadece silah sesleri duyduklarını söylüyor.
Ahlam, pek çok Suriyeli ailede olduğu gibi iki oğlunun da rejimin askeri istihbaratı tarafından kaçırıldığını ve gözaltına alındığını söyledi.
İki gün sonra üçüncü oğlunun da üniversitedeki bir protesto sırasında tutuklandığın. Üç oğlunu iki gün içinde kaybetmeyi ve onların nerede olduğunu günlerce bilmemeyi hayal edebiliyor musun?"
Oğullarından ikisi üç ay içinde serbest bırakıldı ve şimdi İdlib'de yaşıyorlar. Ancak en büyüğü Şubat 2012'den beri gözaltında tutuluyor ve annesi oğluna ne olacağını merak ediyor.
İdlib'te ekonomik durum çok kötü, hem tıbbi cihaz ve ilaç kıtlığı var hem de işsizlik var. Halkın çoğu insani yardım bekliyor.
Ahlam, bu yüksek yoksulluk ve çaresizliğin fidye parası için insan kaçırma olaylarının artmasına yol açtığını söylüyor.
"İdlib'deki durum hala dengesiz" diyen Ahlam, şöyle devam ediyor: "Mümkün olduğunda ve paramız olduğunda temiz su alıyoruz. Ayrıca günde birkaç saat elektrik almak için aylık abonelik ödüyoruz. Elektrik olduğunda, etrafta dolaşan, çamaşır makinelerini, ısıtıcıları ve telefon şarj cihazlarını tekrar kesilmeden kullanmak için çok hızlı hareket eden insanlar görürsünüz. Elektrik varken anneler için zor çalışma saati oluyor!"
Bu zorlu alanlarda, çoğu zaman sorumlulukların ağırlığını taşıyan kadınlar seslerini duyurmak istiyor.
Bir zamanlar teknik mühendis olan 30 yaşındaki Muzna Aljundi şimdi İdlib’in kuzeybatısındaki kadınları güçlendirmeyi amaçlayan bir sivil toplum örgütü Women Now for Development'ın yöneticisi.
Muzna, "Elbette savaş, kadınlar üzerinde, özellikle de psikolojik olarak depresyon ve endişe yaratma konusunda büyük bir etkiye sahip" diyor. "Eşlerini kaybeden kadınların, çocuklarının ihtiyaçlarını tek başlarına sağlamak zorunda olmaları onları daha savunmasız hale getirebilir."
Kadınların muhaliflerin bulunduğu bölgelerde nüfusun yüzde 70'ini oluşturduğunu belirten Muzna, bu nedenle kadınların oynadığı rollerin ve yeteneklerinin toplumun tamamı için çok önemli olduğunu söylüyor.
Muzna’nın köyü, rejimden kurtarıldığı günlerde defalarca bombalandı. Ailesi, bombalanma ihtimaline rağmen ihtiyaç sahibi insanlara yiyecek sepetleri dağıtmak için dışarı çıktı.
"Devrimin bitmediğine inanıyorum" diyen Muzna, sivil ve aktivist olarak rollerinin şimdi başladığını belirtiyor.

Muzna şunları söylüyor: "Bombalama ve kuşatma korkusu altında yaşamak zorunda olduğum günlere tekrar baktım ve hayatımın en zor zamanları olmasına rağmen, bu günler hayatı gerçekten farklı görmeme neden oldu ve kesinlikle beni daha da güçlü yaptı. Tecrübelerim bana her gün uyanmam ve işe gitmem için bir neden veriyor çünkü olumlu bir değişiklik yapmam için yardım etmek istiyorum."
Dünya Suriye'yi unutmaya başlıyor olabilir, ancak bu üç kadın seslerinin duyulmasını istiyor ve değişimi beklemeyecekler, onu yönetecekler.
Oğlunun gözaltına alınmasına rağmen yerel aktivizme devam eden ve STK'larla çalışan Ahlam sözlerine şöyle devam ediyor: "Bütün kadınlara mesajım: Acılarımızı hissetmenizi ve hükümetlerinizi İdlib'de ve Suriye'nin her yerinde özgürce ve onurla yaşamayı hak eden milyonlarca masum insan olduğunu hatırlatmaları için çağrı yapmanızı istiyorum."
Nivin şimdi kadınlara yönelik çalışmalar yapan bir sivil toplum örgütü olan Kadın Güçlendirme Biriminin yöneticisi.
Suriye'deki savaşa ve yaşlarına rağmen, çok sayıda kadın eğitim almaya devam ediyor.
Nivin, "Devrim başladığında, kadınlar arasında uzmanlık ve nitelik eksikliği vardı, ancak savaş onları daha fazla çalışmaya ve becerilerini geliştirmeye itti" diyor.
Nivin şunları kaydediyor: "Cesur kadınlarla çevriliyim. Suriyeli kadınların, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Alman kadınların yaptığı gibi daha iyi bir Suriye inşasına yardım edeceğini umuyoruz."
Nivin, "Umarım sesimizi duyarsınız. Ben devrime katılmaya karar veren birçok anneden biriyim çünkü çocuklarımın benim yaşadığım gibi yozlaşmış bir rejimin kontrolü altında yaşamalarını istemedim. Umarım, kendi politikaları ve çıkarları için bizi hayal kırıklığına uğratan karar vericilerin bizim hakkımızda sizin düşünme şeklinizi etkilemesine izin vermezsiniz. Umarım çocuklarımıza daha iyi bir yaşam sunmak, özgürlük ve onurla yaşamak ve herkes için Suriye olması için haklarımıza inanır bizimle dayanışma içinde olursunuz" diye ekliyor.



Hava alarmının ardından Kiev'e yoğun topçu ateşi açıldı

Başkent Kiev'in askeri idare başkanı, hava savunma alarmı sona erene kadar sığınaklarda kalınmasını tavsiye etti (Arşiv- Reuters)
Başkent Kiev'in askeri idare başkanı, hava savunma alarmı sona erene kadar sığınaklarda kalınmasını tavsiye etti (Arşiv- Reuters)
TT

Hava alarmının ardından Kiev'e yoğun topçu ateşi açıldı

Başkent Kiev'in askeri idare başkanı, hava savunma alarmı sona erene kadar sığınaklarda kalınmasını tavsiye etti (Arşiv- Reuters)
Başkent Kiev'in askeri idare başkanı, hava savunma alarmı sona erene kadar sığınaklarda kalınmasını tavsiye etti (Arşiv- Reuters)

Bu sabah erken saatlerde Kiev'in merkezinde, yetkililerin Ukrayna başkentine yönelik yaklaşan hava saldırıları uyarısının ardından birkaç patlama meydana geldi. Patlamalar, Rus işgaline son verilmesini görüşmek üzere Cenevre'de ABD temsilcileriyle yapılması planlanan görüşmeler öncesinde gerçekleşti.

Washington, özellikle Doğu ve Güney Ukrayna'da yüz binlerce insanın ölümüne ve geniş toprak parçalarının harap olmasına neden olan dört yıllık savaşı sona erdirmeyi amaçlıyor.

Ukrayna Hava Kuvvetleri, başkentin askeri idaresinin başkanı Timur Tkachenko'nun Rusya'nın şehre insansız hava araçları ve balistik füzelerle saldırdığını açıklamasından kısa bir süre önce Kiev'e doğru ilerleyen yüksek hızlı hedefleri tespit ettiğini duyurdu. Tkachenko Telegram üzerinden, "Hava alarmı sona erene kadar sığınaklarda kalın" dedi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre saldırılar sadece başkentle sınırlı kalmadı.

Ülkenin kuzeydoğusunda, Harkiv Belediye Başkanı İhor Terekov, Rus Şahid insansız hava araçlarının (İHA) bölgeyi hedef almasının ardından şehirde iki patlama duyduğunu ve "insansız hava araçları ve füzelerin şehre doğru uçtuğu" gerekçesiyle sakinleri sığınaklarda kalmaları konusunda uyardığını söyledi. Terekov daha sonra Şevçenkiv ve Kiev bölgelerini etkileyen "ortak bir hava saldırısı" olduğunu bildirdi.

Güneydoğu Ukrayna'daki Zaporijya bölgesinin başkanı İvan Fedorov da şehrin saldırıya uğradığını ve en az bir kişinin yaralandığını belirtti.

Dnipropetrovsk bölge idaresi başkanı Oleksandr Ganja, Kryvyi Rih'de yaptığı açıklamada, Rus hava saldırısında 89 yaşında bir adamın yaralandığını ve yüksek bir binada yangın ve hasara yol açtığını söyledi.

Ukrayna, son aylarda Rusya'nın sert kış koşullarında füze ve İHA’larla şehirleri hedef aldığı tekrarlanan gece saldırılarıyla karşı karşıya kaldı.


Trump, “akıl sağlığı bozuk” dediği iki kadın Kongre üyesi Tlaib ve Omar'ın geldikleri ülkelere sınır dışı edilmelerini istedi

ABD Temsilciler Meclisi üyeleri Rashida Tlaib ve İlhan Omar, dün Trump'ın Kongre'de yaptığı "Birliğin Durumu" (State of the Union) konuşmasını dinlerken (AFP)
ABD Temsilciler Meclisi üyeleri Rashida Tlaib ve İlhan Omar, dün Trump'ın Kongre'de yaptığı "Birliğin Durumu" (State of the Union) konuşmasını dinlerken (AFP)
TT

Trump, “akıl sağlığı bozuk” dediği iki kadın Kongre üyesi Tlaib ve Omar'ın geldikleri ülkelere sınır dışı edilmelerini istedi

ABD Temsilciler Meclisi üyeleri Rashida Tlaib ve İlhan Omar, dün Trump'ın Kongre'de yaptığı "Birliğin Durumu" (State of the Union) konuşmasını dinlerken (AFP)
ABD Temsilciler Meclisi üyeleri Rashida Tlaib ve İlhan Omar, dün Trump'ın Kongre'de yaptığı "Birliğin Durumu" (State of the Union) konuşmasını dinlerken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, ‘Birliğin Durumu’ (State of the Union) konuşması sırasında kendisini protesto eden Kongre'nin Müslüman üyeleri Minnesota Temsilcisi İlhan Omar ve Michigan Temsilcisi Rashida Tlaib hakkında “Akıl hastanesine yatırılmalılar ve geldikleri ülkelere geri gönderilmeliler” ifadelerini kullandı.

Filistin asıllı Tlaib ve Somali asıllı Omar, Trump'ın konuşmasında, yönetiminin göçmenlere yönelik sert önlemlerini ve göçmenlik yasalarının uygulanmasını övdüğü sözleri sırasında onu protesto ettiler.

Omar ve Tlaib, konuşma sırasında Trump'a ‘Amerikalıları öldürdünüz’ diye bağırdı ve Omar ayrıca Trump’ı ‘yalancı’ olarak nitelendirdi.

Trump dün sosyal medya platformu Truth Social'da yaptığı bir paylaşımda, iki temsilci hakkında “Çıldırmış gibi gözleri vardı... Onlar akıl hastası... zihinsel olarak hasta... Açıkçası, akıl hastanesine yatırılmaları gerekiyor” dedi.

Trump, “Onları geldikleri yere geri göndermeliyiz... mümkün olduğunca çabuk” diye ekledi. Her ikisi de Amerikan vatandaşı.

Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Hakeem Jeffries, Trump'ın Tlaib ve Omar'a yönelik sözlerinin tonunu ‘yabancı düşmanlığı’ ve ‘utanç verici’ olarak nitelendirdi.

Tlaib, Twitter hesabından Trump'ın sözlerinin ‘çöküntü halinde olduğunu gösterdiğini’ söyledi.

Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi (CAIR) de Trump'ın sözlerini ‘ırkçı’ olarak nitelendirdi.

Irkçılık ve Hoşgörüsüzlüğe karşı Avrupa Komisyonu (ECRI) Direktör Yardımcısı Edward Ahmed Mitchell ise ABD Temsilciler Meclisi'nin iki Müslüman üyesinin, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) görevlilerinin Amerikalılara ateş açmalarından ötürü eleştirdikleri için doğdukları ülkeye veya atalarının geldiği ülkeye geri gönderilmeleri gerektiğinin söylediğini vurguladı.

Trump'ın göçmenlere yönelik uygulamaları, ocak ayında Minnesota'da federal ajanlar tarafından iki ayrı silahlı çatışmada Amerikan vatandaşlarının öldürülmesinin ardından eleştirilere yol açtı.

Geçtiğimiz yıl en az 31 kişinin ölmesinin ardından, 2026 yılının başlarından bu yana ICE’ye ait gözaltı merkezlerinde en az sekiz kişi hayatını kaybetti.

Trump, salı günü yaptığı ‘Birliğin Durumu’ konuşmasında ABD'deki Somalililerin dolandırıcılıkla uğraştığı yönündeki suçlamasını yinelerken ‘Somalili siber korsanların’ Minnesota'yı yağmaladığını iddia etti. Trump yönetimi, dolandırıcılık suçlamalarını Minnesota'ya silahlı federal göçmenlik ajanları göndermek için kullanıyor.

Trump, eylemlerini dolandırıcılıkla mücadele ve ulusal güvenliği artırma amaçlı olarak nitelendiriyor.

İnsan hakları örgütleri, bu durumun bir korku ortamı yarattığını ve Trump'ın göçmenleri hedef almak için bireysel dolandırıcılık vakalarını bahane olarak kullandığını söylerken, Trump'ın geçmişte dolandırıcılık suçundan hüküm giymiş kişileri affetme kararını gerekçe göstererek, Trump'ın dolandırıcılıkla mücadele etmediğini öne sürüyor.

Trump, sosyal medya hesaplarından birinde eski Başkan Barack Obama ve eşi Michelle Obama'yı da ırkçı bir şekilde gösteren bir video yayınladıktan sonra eleştirilere maruz kalmıştı.


Modi, 16 iş birliği anlaşmasıyla Netanyahu ve İsrail’in izolasyonunu kırdı

Hindistan Başbakanı Narendra Modi dün Knesset’in özel oturumunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu dinledi. (EPA)
Hindistan Başbakanı Narendra Modi dün Knesset’in özel oturumunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu dinledi. (EPA)
TT

Modi, 16 iş birliği anlaşmasıyla Netanyahu ve İsrail’in izolasyonunu kırdı

Hindistan Başbakanı Narendra Modi dün Knesset’in özel oturumunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu dinledi. (EPA)
Hindistan Başbakanı Narendra Modi dün Knesset’in özel oturumunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu dinledi. (EPA)

İsrail ve Başbakanı Binyamin Netanyahu Gazze Şeridi’ne yönelik yoğun saldırılar nedeniyle uluslararası alanda görece bir izolasyon yaşarken, Hindistan Başbakanı Narendra Modi İsrail’e gerçekleştirdiği ziyaretle bu izolasyonu kısmen kırdı. Ziyaret kapsamında iki ülke arasında 16 ikili anlaşma imzalandı.

Modi dün ticaret ve savunma alanlarında ilişkileri güçlendirmeyi amaçlayan ve iki gün sürecek temaslar için İsrail’e ulaştı.

Ziyaret İsrail’de geniş yankı buldu. Netanyahu, Modi’yi havalimanında karşıladı ve daha sonra konuşma yapması için parlamentoya (Knesset) kadar kendisine eşlik etti. Knesset üyeleri Modi’yi ayakta alkışlayarak “Modi... Modi” sloganları attı ve kendisiyle fotoğraf çektirme talebinde bulundu.

fffdv
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi Knesset’te (EPA)

Netanyahu ve diğer İsrailli yetkililer, Hindistan’ın maruz kaldığı ‘terör saldırılarını’ hatırlatarak, iki ülkeyi ‘radikal İslam’ olarak niteledikleri tehdit karşısında benzer konumda gösteren bir söylem benimsedi.

Netanyahu, Hindistan Başbakanı’nı ‘büyük bir küresel lider, büyük bir dost ve hatta büyük bir kardeş’ sözleriyle tanımladı. Modi’ye hitaben, “Hindistan’ın büyük başarılara imza attığı söyleniyor; bu tam olarak doğru değil. Hindistan, senin liderliğin, bilgece yaklaşımın ve kararlılığın sayesinde bu başarıları elde etti” ifadelerini kullandı.

Netanyahu ayrıca, son Gazze savaşı sırasında Hindistan’ın İsrail’e sağladığı destek dolayısıyla Modi’ye teşekkür etti. Hindistan’ın söz konusu dönemde İsrail’e mühimmat ve insansız hava araçları (İHA) tedarik ettiği belirtildi.

16 anlaşma ve ilk kez verilen nişan

İsrail hükümeti, ziyaret kapsamında Hindistan ile 16 ikili anlaşma imzalandığını duyurdu. Knesset Başkanı Amir Ohana, Modi’ye, parlamento tarihinde ilk kez verilen Knesset Nişanı’nı takdim etti.

xz x
Knesset Başkanı Amir Ohana, özel bir oturumda Hindistan Başbakanı Narendra Modi’ye Knesset Nişanı’nı takdim etti. (EPA)

Modi’nin İsrail ziyareti, 2017’de gerçekleştirdiği ilk temasın ardından görev süresindeki ikinci ziyaret oldu. İsrail’de siyasi çevrelerde aktarıldığına göre, Başbakan Netanyahu ilk ziyarette Modi’yi esprili bir ifadeyle karşılamış ve “Bir Hintli, İsrailli bir turiste ‘Ülkenizin nüfusu gerçekten sadece 10 milyon mu?’ diye sormuş. İsrailli de ‘Doğru; ama siz, biz ve Çin birlikte 2,5 milyarız’ diye yanıtlamış” demişti. Bu sözlerin, 2024 sayımına göre 1,45 milyarlık nüfusuyla dünyanın en kalabalık ülkesi olan Hindistan ile İsrail arasındaki büyük nüfus farkına gönderme yaptığı belirtilmişti.

Netanyahu, son ziyarette ise iki ülkenin ‘gücünün zirvesinde’ olduğunu savunarak, “İsrail her zamankinden daha güçlü, Hindistan her zamankinden daha güçlü” ifadesini kullandı.

Netanyahu’nun açıklamaları, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin Knesset Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma için düzenlenen özel oturum sırasında geldi. Modi’nin hitabı, bir Hindistan başbakanının İsrail parlamentosunda yaptığı ilk konuşma olarak kayda geçerken, iki ülke ilişkilerinin derinleştiğinin göstergesi olarak nitelendirildi.

Hindistan, İsrail için siyasi açıdan etkili bir müttefik olmasının yanı sıra, Asya’daki ikinci büyük ticaret ortağı konumunda bulunuyor. Hindistan Ticaret ve Sanayi Bakanlığı verilerine göre, iki ülke arasındaki toplam ticaret hacmi 2025 mali yılında 3,62 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Hindistan, 7 Ekim saldırılarını yeniden kınadı

Modi yaptığı açıklamada, “Hindistan şimdi ve sonra İsrail’in yanında” ifadesini kullandı. Knesset Genel Kurulu’ndaki konuşmasında Modi, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e düzenlediği saldırıda ölenler için taziyelerini ileterek, saldırıyı ‘terör eylemi’ olarak niteledi. Modi ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump’ın Filistinlilerin ulusal haklarını güvence altına alacağını söylediği planı övdü.

Netanyahu da 7 Ekim saldırısına değinerek, Modi’nin ‘açık bir şekilde İsrail’in yanında durduğunu’ söyledi ve “Bunu asla unutmayacağız” ifadesini kullandı. Netanyahu, ‘şer ekseni’ olarak tanımladığı yapının ya İsrail’i kıracağını ya da İsrail tarafından kırılacağını belirterek, “Biz onları savaşçılarımızın kahramanlığıyla kırıyoruz” dedi.

dsvdfv
Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Knesset üyeleri arasında sohbet ederken (AFP)

Oturum, muhalefetin kısmi boykotu gölgesinde gerçekleşti. Muhalefete mensup bazı milletvekilleri oturuma katılmazken, bazıları da Netanyahu ve Ohana’nın konuşmaları sırasında, Yüksek Mahkeme Başkanı Yitzhak Amit’in davet edilmemesini protesto ederek salonu terk etti. Ancak Hindistan Başbakanı Modi’nin konuşması sırasında diplomatik bir krize yol açmamak adına yeniden Genel Kurul salonuna döndüler.

Muhalefet tarafından yayımlanan açıklamada, Ohana’nın Hindistan Başbakanı onuruna düzenlenen oturuma, teamüllere aykırı şekilde Yüksek Mahkeme Başkanı Amit’i davet etmemesi ‘aşağılayıcı bir karar’ olarak nitelendirildi.

Gizliliğin korunması

Ziyaret, yalnızca ilişkilerdeki iyileşmenin bir göstergesi olarak değil, esas itibarıyla iki ülke arasındaki stratejik ilişkilerin tüm düzeylerde önemli ölçüde yükseltilmesi yönünde büyük bir adım olarak değerlendirildi. Ziyaret kapsamında imzalanacak anlaşmaların, ilişkilerin seviyesini artırmaya ve iki taraf arasındaki iş birliğini özellikle güvenlik alanı başta olmak üzere çeşitli sektörlerde genişletmeye yönelik mutabakat zabıtlarını içerdiği belirtildi. Söz konusu çerçeve, taraflarca ‘ayrıcalıklı stratejik ilişkiler’ olarak tanımlanıyor.

sdds
Hindistan Başbakanı Narendra Modi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eşinin huzurunda Knesset’teki ziyaretçi defterini imzaladı. (AP)

Gelişmenin önemine işaret eden güvenlik kaynakları, iki taraf arasında ‘gizliliğin korunması’ esasına dayalı bir sistemin uygulanmasını öngören bir anlaşmaya varıldığını açıkladı. Bu çerçevede, bugüne kadar Hindistan’a kapalı olan bazı İsrail sistemlerinin erişime açılacağı; hava savunma sistemleri dahil olmak üzere, lazer tabanlı hava savunma mimarisine Hindistan’ın entegre edilmesinin ve bazı İsrail silahlarının üretimi için lisans verilmesinin planlandığı belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre üst düzey bir İsrailli siyasi yetkili, “Bu anlaşma güvenlik kurumlarının çabaları yönetme esnekliğini artıracak ve gerektiğinde tarafların birbirine dayanmasına imkân tanıyacak. Bu büyük bir devrim” ifadelerini kullandı.

Sağ eğilimli Israel Hayom gazetesinde yazan ve Netanyahu’ya yakınlığıyla bilinen siyasetçi Zvi Hauser ise Modi’nin Netanyahu ile ele alacağı temel başlıklardan birinin İran’ın geleceği ve mevcut rejimin olası çöküşünün doğurabileceği geniş fırsatlar olduğunu belirtti. Hauser, rejim sonrası dönemde İsrail, Hindistan ve İran’ın bölgede güçlü bir stratejik ittifak oluşturabileceğini savundu.