Hartum’da eylemcilerin öldürülmesine uluslararası kınama

​Omdurman’da geçtiğimiz çarşamba günü hükümet karşıtı gösteriler (Reuters) Çerçeve içerisinde Antonio Guterrs (EPA)
​Omdurman’da geçtiğimiz çarşamba günü hükümet karşıtı gösteriler (Reuters) Çerçeve içerisinde Antonio Guterrs (EPA)
TT

Hartum’da eylemcilerin öldürülmesine uluslararası kınama

​Omdurman’da geçtiğimiz çarşamba günü hükümet karşıtı gösteriler (Reuters) Çerçeve içerisinde Antonio Guterrs (EPA)
​Omdurman’da geçtiğimiz çarşamba günü hükümet karşıtı gösteriler (Reuters) Çerçeve içerisinde Antonio Guterrs (EPA)

Sudan polisi, geçtiğimiz çarşamba günü Omdurman şehrindeki protesto gösterilerinde gerçek mermi kullanarak en az 3 eylemciyi öldürdü; 10 eylemciyi de yaraladı. Durum, gözlemcileri söz konusu olayları “kanlı Çarşamba” olarak nitelendirmeye itti.
Doktorlar ise, güvenlik güçlerinin hastanelerine baskın düzenlemesi ve ateş açması sonrasında genel greve gitti. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Sudan’da göstericiler arasında ölüme neden olan şiddet eylemlerini endişe ile takip ettiğini belirterek, “kendini sınırlandırma” ve “kapsamlı bir soruşturma” çağrısında bulundu.
Olayların, uluslararası toplum tarafından ülke genelindeki milyonlarca ihtiyaç sahibine gönderilen insani yardımlara yansıması dolayısıyla da endişelerin arttığı ifade edildi.
Şarku’l Avsat’ın “Sudan’daki çeşitli bölge ve şehirlerde yapılan gösteriler ve göstericilere karşı gerçek mermi kullanılması hususunda bir sorusuna cevaben, BM sözcüsü Farhan Hag, Genel Sekreter Guterres’in Sudan Cumhuriyeti’ndeki gelişmeleri endişeyle takip ettiğini vurguladı. Hag, Genel Sekreterin “kendilerini sınırlama” ve “sakinlik” çağrısı yaptığını belirtti. Farhan Hag’a göre Antonio Guterres, sevdiklerini kaybeden herkese taziye mesajlarını ileterek, ülkedeki ifade ve barışçıl toplanma özgürlüğünün korunması gerektiğini ifade etti.
Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) ise bazı şehirlerde ihtiyaç sahiplerine dağıtılan insani yardımlar hususunda “Şu ana kadar Darfur, Güney Kordofan ve Mavi Nil gibi bölgelerde insani yardım operasyonlarını engelleyen önemli bir gösteri olmamıştır” dedi. Ancak bu protestoları tetikleyen ve gıda fiyatlarında keskin artışa neden olan ekonomik durumun bozulmasının, insanların yeterince yiyecek satın alma yetkinliğini etkilediği belirtildi.
İnsani yardıma ihtiyacı olan 5,5 milyon insanın yanı sıra ekonomik durumun da yakıt ve nakit kıtlığına yol açtığı, kurumların savunmasız topluluklara yardım sağlama yeteneklerine yansıdığı vurgulandı.
Öte yandan Avrupa Birliği (AB), Sudan hükümetine vatandaşlara gösteri düzenleme hakkı verme çağrısında bulundu. Gösterilerde yaşanan kayıplara dair endişelerini ifade eden AB, başkentteki protestoların ve farklı eyaletlerdeki bazı şehirlerin de yakından takip edildiğini duyurdu.
AB, 10 Ocak’ta yayınladığı bir bildiride, Sudan’daki sosyal ve ekonomik koşullar sebebiyle devam eden protesto gösterilerinin, özellikle artan mağdur sayısı nedeniyle endişe verici olduğunu belirtti. Bildiride, hükümete “vatandaşların endişelerini ifade etme haklarına saygı gösterme ve şikayetlere cevap verme” çağrısı yapıldı. Bildiride ayrıca, “Tüm güvenlik güçleri, Sudan’ın anayasal ve uluslararası yükümlülüklerine uymak zorundadır” denilirken, söz konusu meselelerin Sudan Hükümeti çerçevesindeki ve insan hakları konusunda bağımsız uzmanlar tarafından gündeme getirileceği vurgulandı.
Aynı şekilde Kanada’nın yanı sıra İngiltere, ABD ve Norveç gibi Troyka ülkeleri, Sudan hükümetinin başkent Hartum ve diğer bölgelerdeki protesto gösterileri sırasında çok sayıda politikacı, eylemci ve göstericinin gözaltına alınması dolayısıyla endişelerini dile getirdi. Söz konusu ülkeler, hükümeti, tutukluları derhal serbest bırakmaya ve mümkün olan en kısa sürede birçok göstericinin ölümüne ilişkin tam, şeffaf ve bağımsız bir soruşturma yürütmeye çağırdı.
Öte yandan Sudan polisi, 3 eylemcinin öldürüldüğünü açıkladı. Sudan resmi haber ajansı Suna’nın resmi sözcü Haşim Abdurrahman’dan aktardığına göre, Omdurman’daki halk ayaklanmalarında çok sayıda eylemci hayatını kaybederken çok sayıda da yaralanma yaşandı.
Bir tıbbi kaynak ise, yaklaşık 5 kişinin Omdurman olaylarında doğrudan gerçek merminin hedefi olduğunu açıkladı. Kaynak, diğer bölgelerdeki protestolarda ise 7 kişinin yaralandığını ve tedavi edilmek üzere hastaneye kaldırıldıklarını vurguladı.
Fadıl Hastanesi’nde mermiyle yaralanan 3 kişinin ameliyat edildiği ve durumlarının kritik olduğu da ifade edildi.
Başbakanın eski birinci yardımcısı Ali Osman Muhammed Taha, bölgede “halk güvenliği” ismiyle anılan rejime ait özel kuvvetlerin bulunduğunu söyledi. Muhammed Taha, bir televizyon kanalına verdiği röportajda, “Kurtarma faaliyetleri, hayatları tehlikede olsa bile tugay ve gruplar tarafından gerçekleştiriliyor” dedi.
Sudan hükümeti, protesto gösterilerinde 19 kişinin öldüğünü açıklayarak, ölümlerin “sabotaj ve şiddet eylemlerinden” kaynaklandığını savundu. Muhalefet ise ölenlerin sayısının şu ana kadar 40 kişiyi aştığını vurguladı.
Görgü tanıklarına göre göstericiler, mermilerle karşı karşıya geldi. Merkezi Sudan Doktorlar Komitesi ise güvenlik güçlerinin eylemcilere yalnızca ateş etmekle kalmayıp aynı zamanda hastanelere de baskın yaptığını, gerçek mermi ve gaz bombaları kullandığını ifade etti. Komite tarafından yayınlanan bildiride, güvenlik yetkililerinin kutsal alanlara, doktorlara, hastanelere, çocuklara ve hastane personellerine karşı çok sayıda ihlal gerçekleştirdiği belirtildi.
Hastanelerde, hastalara yönelik ihlaller dolayısıyla doktorlar, açık grev kararı alarak, gözaltındaki meslektaşlarının da serbest bırakılması çağrısı yaptı.
Hartum’daki Sağlık Bakanlığı, Bakan Memun Hamide aracılığıyla “güvenlik güçlerinin Omdurman Hastanesi’ne baskın düzenlemesini” kınadığını duyurarak, durumu kabul edilemez olarak nitelendirdi. Hamide, ilgili makamlara konuya ilişkin soruşturma başlatılması çağrısında bulundu.
Öte yandan gazeteci ve siyasi analist olan Faysal Muhammed Salih, “Bu durum, rejimin yeni bir davranışı değil, Haziran 1989’da iktidara geldiğinden bu yana tabiatının ve davranışlarının bir parçası” dedi.
Salih, darbenin insanların hayatlarını tehdit ettiğini söyleyerek, rejimin iktidara geldiği ilk dönemlerde bir grup subayın soğuk kanlılıkla öldürüldüğünü, vatandaşların bilinmeyen yerlerde alıkonulduğunu, bir kısmının da hayalet evlerde işkence gördüğünü ve Darfur savaşında binlerce sivilin bulunduğu köylerin yakıldığını belirtti.
Muhammed Salih, Eylül 2013 ayaklanmasında ise rejimin insan hakları kuruluşları tarafından 200 olduğu tahmin edilen çok sayıda eylemciyi öldürdüğünü söyledi. Salih, halen protesto gösterilerinin devam etmesiyle ölen kişilerin sayısının artacağını belirtti.
Öte yandan ülkedeki protesto gösterilerinin devam etmesi beklenirken, Sudanlı bir grup, protestolar için adımların yeniden düzenlendiğini duyurdu. Grup tarafından yayınlanan bir bildiride, “Hayallerimize ve arzularımıza yönelik gelecek adımlarımızı düzenlemek için görüşmeler yapılıyor. Sabredin vakit değişim ve özgürlük vakti” ifadelerine yer verildi.



Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
TT

Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi

Irak İçişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Irak'ın Suriyeli mültecilere sınırlarını açtığı ve 350 bin mülteciyi kabul edeceği yönündeki haberleri yalanladı.

Irak İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, "Bu haberleri kesinlikle yalanlıyoruz, ancak bilgi aktarımında doğruluğa ve haberlerin yalnızca resmi kaynaklardan alınmasına, kötü niyetli söylentilerden kaçınılması gerektiğini uyarıyoruz" denildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'dan aktardığına göre bakanlık açıklamasında ayrıca, "blog yazarlarının yanlış bilgi yaymaktan kaçınmaları ve yetkili kurumların resmi web sitelerini takip etmenin önemini" vurguladı.


Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
TT

Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)

Irak’ta Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’nin üçüncü kez başbakanlık koltuğuna oturma ihtimali, artan Amerikan baskısı ve Koordinasyon Çerçevesi içindeki derinleşen bölünmeler nedeniyle giderek zayıflıyor. Buna karşılık Kürt tarafı, cumhurbaşkanlığı makamının akıbetinin, bir sonraki başbakanın ismi netleşmeden karara bağlanamayacağı görüşünde.

Koordinasyon Çerçevesi’nden üst düzey bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nuri el-Maliki’nin üçüncü dönem şansı ciddi biçimde geriliyor” dedi. Kaynağa göre Maliki’nin adaylıkta ısrarı, “fiilen yeniden başbakan olmak istemesinden ziyade, Muhammed Şiya es-Sudani’nin bu makama gelmesini engelleme” amacını taşıyor.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, Sudani’nin daha önce Maliki lehine geri adım attığını, bunun karşılığında ise Maliki’nin hükümet kuramaması hâlinde kendisini destekleyeceği yönünde bir taahhütte bulunduğunu, Maliki’nin bugün bu durumu siyasi bir koz olarak kullanmaya çalıştığını belirtti. Kaynak, Kanun Devleti Koalisyonu liderinin, kazanamasa bile “alternatif adayın belirlenmesinde etkili bir söz sahibi olmak” istediğini vurguladı.

cfgthy
Bağdat’ta ABD Büyükelçiliği yakınında Maliki’ye destek amacıyla düzenlenen gösteride, Maliki taraftarları (DPA)

Aynı kaynak, Maliki’nin adaylığına karşı olduğu yönündeki Amerikan mesajlarının, resmi adaylık açıklamasından önce bile Koordinasyon Çerçevesi içindeki herkes tarafından bilindiğini ifade etti.

Maliki, televizyon röportajında, Sudani’nin destek karşılığında kendisinden herhangi bir güvence talep etmediğini savunarak, başbakanlıktan çekilme kararının Sudani’ye ait olduğunu ve bunun kendisini şaşırttığını söyledi.

Koordinasyon Çerçevesi’nin Kürdistan çıkarması

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak, Muhammed Şiya es-Sudani başkanlığında ve Bedir Örgütü lideri Hadi el-Amiri ile El-Esas İttifakı Başkanı Muhsin el-Mandalavi’nin de yer aldığı Koordinasyon Çerçevesi heyetinin Erbil ve Süleymaniye’ye yaptığı ziyaret, cumhurbaşkanlığı dosyasında Kürt tutumunu yumuşatmayı başaramadı.

Siyasi kaynaklara göre heyet, cumhurbaşkanlığıyla ilgili tek bir krizi çözmek için gitti, ancak Kürt bakış açısıyla birbirine bağlı iki krizle — cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık — geri döndü. Kürtler , “Şii siyasi liderliğin başbakanlık makamını fiilen belirlediği” kanaatine varmış durumda.

Kaynaklar, Erbil ve Süleymaniye’de Kürt tarafının tek bir tutum ortaya koyduğunu; bunun da, özellikle ABD baskısının arttığı bir ortamda, başbakanın ismi netleşmeden cumhurbaşkanlığı meselesinin karara bağlanamayacağı yönünde olduğunu aktardı. Bu baskılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Maliki’nin başbakan olarak atanmasının sonuçlarına dair uyarı içeren paylaşımının ardından daha da belirginleşti.

Kürt partiler, ABD ile doğrudan bir cepheleşmenin ön safında yer almaktan endişe ediyor. Bu kaygılar, yeni ABD özel temsilcisinin Bağdat’ı ziyaret ederek geçici hükümet başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile görüşmesi ve Trump’ın paylaşımından bir gün sonra Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani ile telefon görüşmesi yapmasıyla daha da arttı.

İki günlük süre ve Kürt belirsizliği

Heyetin Bağdat’a dönüşünün ardından Koordinasyon Çerçevesi, Kürtlere cumhurbaşkanı adayları konusunda tutumlarını netleştirmeleri için iki günlük ek süre tanıma kararı aldı. Aksi hâlde “parlamenter çoğunluk” seçeneğine gidilebileceği, bunun da Kürt partilerden birinin bu makamı kaybetmesine yol açabileceği belirtiliyor.

Buna karşılık Kürt siyasi ve medya söylemi giderek daha muğlak bir hâl aldı. Kürdistan Demokrat Partisi ile Kürdistan Yurtseverler Birliği, cumhurbaşkanlığı makamının “sabit bir Kürt hakkı” olduğu görüşünde ısrar ediyor.

Irak Meclisi İkinci Başkan Yardımcısı ve Kürdistan Demokrat Partisi yöneticilerinden Ferhad Etruşi, partisinde cumhurbaşkanlığı konusunda herhangi bir görüş ayrılığı olduğu iddialarını reddederek, medyada yer alan haberleri “gerçeklikten uzak” olarak niteledi. Etruşi, Kürdistan liderliği ve Mesud Barzani’den çıkacak her karara bağlı kalacaklarını ve bunun kamu yararına hizmet edeceğini vurguladı.

Maliki, Koordinasyon Çerçevesi’ni zorluyor

Siyasi kulislerde, Maliki’nin son televizyon açıklamalarının Koordinasyon Çerçevesi içinde dengeleri yeniden sarstığı ve “çelişkili ve dağınık” bir tablo yarattığı belirtiliyor. Bazı çerçeve bileşenleri Trump’ın paylaşımını küçümsemeye ve bunun “satın alınmış” ya da “Irak içinden yazılmış” olabileceğini öne sürmeye çalışsa da, çerçeve içindeki kaynaklara göre asıl zarar, dış baskılardan ziyade Maliki’nin kendi açıklamalarından kaynaklandı.

sdfvgthy
Nuri el-Maliki (Reuters)

Dikkat çekici bir gelişme olarak Bloomberg, Washington’un Maliki’nin başbakan olması hâlinde, İran’a yakınlığı gerekçesiyle Irak’ın petrol ihracat gelirlerine erişimini kısıtlayabileceği uyarısını Iraklı yetkililere ilettiğini bildirdi. Bu uyarının, geçen hafta Türkiye’de Irak Merkez Bankası Başkanı Ali el-Allak ile üst düzey Amerikalı yetkililer arasında yapılan bir toplantıda iletildiği, bunun Trump’ın “Iraklı siyasetçiler Maliki’yi seçemez” ifadeleriyle eş zamanlı olduğu aktarıldı.

Buna karşılık İran’a yakın kaynaklar, Tahran’ın Irak’taki müttefiklerine Trump’ın baskılarına direnme çağrısı yaptığını, İran lideri Ali Hamaney’in geçen ay Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’yi Bağdat’a Maliki’nin adaylığı dolayısıyla bir tebrik mesajıyla gönderdiğini ve bunun Washington’da rahatsızlık yarattığını belirtti.

“Şartlı olarak çekilmeye hazırım”

Maliki ise televizyon röportajında, Koordinasyon Çerçevesi’nin çoğunluğunun talep etmesi hâlinde adaylıktan çekilmeye hazır olduğunu söyledi ve adaylığının Irak’a Amerikan yaptırımları getireceği iddiasını reddetti. Adaylığın “tamamen Irak’a ait bir mesele” olduğunu savunan Maliki, ABD Başkanı’nın iç ve dış aktörler tarafından “yanıltıldığını” ileri sürdü; söz konusu paylaşımın “muhtemelen Irak içinden yazıldığını” iddia etti.

Siyasi tıkanıklığın sürmesiyle birlikte, Irak’ta başbakanlık mücadelesinin, dış baskılar ile iç hesapların kesiştiği bir zeminde daha da karmaşık hâle gelmesi bekleniyor. Özellikle Şii siyasi blok içindeki uzlaşma ihtimalinin zayıflaması, süreci daha da belirsiz kılıyor.


İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
TT

İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.

Refah sınır kapısından geçiş yapacak hastalar ve yaralılar için yapılan geçiş düzenlemeleri iptal edildi

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze: “Al-Sharq Al-Awsat”

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.