Afganistan, ABD-Hindistan ilişkilerinin merkezinde yer alacak

Hindistan Başbakanı Modi, Yeni Delhi’de Afganistan Devlet Başkanı Gani’yi ağırladı (Getty Images)
Hindistan Başbakanı Modi, Yeni Delhi’de Afganistan Devlet Başkanı Gani’yi ağırladı (Getty Images)
TT

Afganistan, ABD-Hindistan ilişkilerinin merkezinde yer alacak

Hindistan Başbakanı Modi, Yeni Delhi’de Afganistan Devlet Başkanı Gani’yi ağırladı (Getty Images)
Hindistan Başbakanı Modi, Yeni Delhi’de Afganistan Devlet Başkanı Gani’yi ağırladı (Getty Images)

Hint-Amerikan ilişkileri, 2019 yılında çalkantılı bir başlangıca sahne oldu. ABD Başkanı Donald Trump, bu yıl Beyaz Saray’da düzenlediği ilk bakanlar toplantısında Hindistan’ın Afganistan’a yaptığı mali katkılara dair alaycı yorumlarda bulundu. Bu, ABD tarafından Hindistan’ı utandıran ikinci diplomatik hareket oldu. İlkinde Trump, Hindistan'ın 26 Ocak Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına şeref konuğu olarak katılması için gönderilen daveti reddetmişti.
ABD Başkanı’nın Hindistan’ın Afganistan’daki çabalarıyla ilgili “tuhaf” tutumu ve alaycı görüşleri Yeni Delhi’yi kızdırdı. Ancak Hint yönetimi, kızgınlığını ifade etme konusunda fevri davranmadı.
Trump daha sonra savaşın yıktığı Afganistan'da Hindistan’ın iş birliğine ihtiyaç duyulmasının ardından Başbakan Narendra Modi ile geçen hafta bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Hindistan tarafı söz konusu görüşmede Afganistan’a dair herhangi bir söylemde bulunmadığı için telefon konuşmasına dair farklı görüşler ortaya atıldı.
Ancak Yeni Delhi son zamanlarda ABD Başkanı’nın yorumlarının ve açıklamalarının yanı sıra ABD’li yetkililerin Afganistan’la ilgili açıklamalarından da endişe duymaya başladı. Hindistan telefon konuşmasıyla ilgili açıklamalarında iki liderin ABD-Hindistan stratejik ortaklığının ilerlemesinden duydukları memnuniyeti ifade ettiklerini ve ilişkileri güçlendirmek için birlikte çalışmayı kararlaştırdıklarını duyurdu.
Beyaz Saray ise söz konusu telefon görüşmesine dair nispeten daha temkinli ve sakin bir açıklama yayınladı. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“İki lider, 2019 yılında ABD-Hindistan stratejik ortaklığını güçlendirmeyi kararlaştırdı. Hindistan ile ABD arasındaki ticaret açığını azaltma konusunda görüş alışverişinde bulunan liderler, Hint Pasifik Bölgesi’nde güvenlik ve refahın güçlendirilmesinin yanı sıra Afganistan konusunda da iş birliğinin artırılmasında uzlaşıya vardı.”
Trump daha önce yaptığı açıklamalarda birçok kez Hindistan'ın Afganistan'daki savaşa asker göndermesi gerektiğini söyledi. Her ne kadar Hindistan, Afgan güvenlik güçlerine eğitim olanakları sunmuş ve son zamanlarda da bazı helikopterlerle desteklemiş olsa da bu savaşa kendi askerlerini dahil etmekten veya doğrudan çatışmaya girmekten kaçındı. Bu politika, Afgan yönetimindeki seçkinlerin takdir ve güvenini kazandı.
Güvenlik alanında çalışmalar yapan Hintli analist Harsh V. Pant, konuya dair yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“ABD geçmişte Pakistan’ın itirazları nedeniyle Hindistan’ın güvenlik alanındaki rolünü artırmaya çalıştı. Ancak Hindistan, Afganistan’a birlik göndererek yerel halkın düşmanlığını kazanmamalı. Ancak bununla birlikte güvenlik iş birliğinde mali destek, mühimmat tedariki ve askeri eğitim alanlarına katkıda bulunabilir.”
ABD’nin Afganistan’daki asker sayısı 14 binin üzerinde. Buna karşın Trump hâlihazırda 5 binden fazla ABD askerini Afganistan’dan çekmeyi planlıyor. Gazeteci M. Riyad konuya dair şu açıklamalarda bulundu:
“Temmuz ayında yapılacak olan son barış görüşmelerinde bir ivme olması umuduyla 2019'daki başkanlık seçimleri tarihinde değişiklik yapılabilir. Ancak Trump'ın yorumları Afganların kafasını bir kez daha karıştırdı.”
Trump’ın, Hindistan’ın Afganistan’daki çalışmalarıyla ilgili alaycı açıklamalarından bir gün sonra Afganistan Ulusal Güvenlik Danışmanı Hamdullah Muhib, iki günlük Yeni Delhi ziyareti gerçekleştirdi. Muhib, ziyaret sırasında Hindistan’ın savaş yüzünden yıkıma uğrayan ülkesinin yeniden inşasındaki rolüne övgüde bulundu. Hindistan’ı barış süreciyle ilgili son gelişmeler hakkında bilgilendirmek istediğini ifade eden Muhib şunları söyledi:
“Çok fazla bilgi kirliliği var. Bu yüzden Hindistan'a gelerek barış süreci, ülkedeki son durum ve bölgedeki istikrarı nasıl sürdüreceğimiz konularında bilgilendirmelerde bulundum. Bunlar, 2017 yılı öncesinde artış gösteren rakamlar. Afganistan’daki ABD askerlerinin sayısı Trump göreve başladığından bu yana 8 bin 600'den, 14 bine yükseldi. Dolayısıyla eğer bahsedilen sayıda ABD askeri geri çekilse bile etkisi çok az olacaktır.”
Hint bir yetkili ise Hindistan ve Afganistan’ın görüşmelerde ABD’nin olası geri çekilme hamlesinin etkisini uzun süre tartıştığını ve askeri mühimmat sağlanması da dahil olmak üzere ikili güvenlik iş birliğinin güçlendirilmesini kararlaştırdıklarını aktardı.
İran ise ancak Yeni Delhi’nin Taliban ile iletişim kanallarını açmak istemesi halinde yardım edebileceğini bildirdi. İran’ın Yeni Delhi Büyükelçiliği’nden kaynaklar, İran’ın bu konuda nüfuza sahip olduğunu ve Hindistan’ın bundan yararlanmak istemesi halinde bundan mutluluk duyacaklarını belirtti.
Bu gelişmeler, Yeni Delhi'nin gayrı resmi olarak katıldığı ve Taliban heyetinin de masada olduğu Moskova'daki son toplantıda Taliban’la herhangi bir şekilde iletişim kurmayı reddetmesi ve Afganistan’da Afgan hükümeti liderliğinde bir barış sürecinin başlatılmasını vurgulamasının ardından Hindistan'ın Taliban'a yönelik tutumunun aşamalı olarak değiştiği bir dönemde gerçekleşti.
Hint köşe yazarı Geeta Mohan konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Hindistan mevcut Afgan hükümetine verdiği desteğe rağmen doğrudan Taliban’la iletişim kurmaya başlamalı. Bu konuda sessiz kalamaz ve diğer ülkelerin hamlelerini takip edemez. Pakistan, Afganistan’ın yeniden inşasında kilit rol oynama fırsatını kaçırdı. Hindistan bu fırsatı yakalayabilir. İthalat ve ihracat için alternatif bir yol olmasını sağlayabilir ve Pakistan'a bağımlılıklarını azaltabilir. Hindistan bölgede büyük bir oyuncu olmak istiyorsa politikalarını değiştirmeli ve bölgede aktif bir rol üstlenmeli.”
İran, aralık ayında Taliban ile kamuoyuna açık ilk görüşmesini yaptı ve Afgan hükümetinin bu görüşmeden haberi olduğunu iddia etti. Tahran’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı da Afgan hükümetine diyalogun sonuçlarını iletmek üzere Kabil'e gitti. Taliban tarafından yapılan açıklamada iki tarafın Afganistan işgalinden sonraki durumu ele aldığını, İranlıların ülkenin Afgan hükümetinin kontrolü altında olması gerektiği konusunda ısrar ettiklerini iddia edildi.
Taliban’ın Afganistan'da iktidara gelme olasılığıyla ilgili Hindistan'da harekete yönelik artan bir korku var. İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Yeni Delhi’de yaptığı açıklamada gelecekte Taliban’ın rolü olmayan bir Afgan hükümeti düşünmenin imkânsız olduğunu ancak baskın bir rolü olmaması gerektiğini söyledi.
Hem Rusya hem de İran birçok kez Afganistan topraklarındaki yabancı askerlerin geri çekilmesi için çağrıda bulunmuştu. DEAŞ’ın Afganistan'da ortaya çıkmasının Taliban’ı aşan başlıca tehdit olduğu düşünülüyor.
Ancak DEAŞ’ın Taliban üyeleri için yeni bir çatı olduğuna inanan Hindistan, yabancı askerlerin Afganistan'da kalması taraftarı. Taliban'a karşı aynı tutumu benimsemeye de devam ediyor. Bununla birlikte Hindistan şu ana kadar Taliban’la iletişim kurmayı da reddetmiş durumda.
ABD, İran, Çin ve Rusya gibi tüm aktörlerle iletişim kanallarını açan Taliban, aralık ayında Washington ile “önemli” görüşmelerde bulundu. Reuters’ın mahkum değişimine yönelik verdiği habere göre Taliban, özellikle Afgan yetkililerin katılımıyla ilgili olarak olası bir ateşkes anlaşması da dahil olmak üzere “toplantının gündemi konusundaki anlaşmazlığı” gerekçe göstererek Doha görüşmelerini iptal etti.
Güvenlik analistlerine göre Taliban’ın yükselişi göz önüne alındığında Yeni Delhi’nin Kabil’le olan ilişkilerini güçlendirme ve politikasını bu sorunlu ülkeye göre ayarlama zamanı geldi. Hindistan’ın eski istihbarat çalışanlarından Avinash Mohanani, The Economic Times gazetesinde yayınlanan makalesinde “Yeni Delhi öncelikle Taliban'a karşı mevcut düşmanca tutumunu değiştirmeli” ifadelerini kullandı. Taliban'ın beklenen yükselişinin Eşref Gani hükümetinin yanı sıra Afganistan’daki Hint nüfuzu için de bir tehlike olabileceği konusunda uyaran Mohanani, Hindistan’ın Afgan halkındaki iyi imajını koruması gerektiğinin altını çizdi.
ABD'nin Afganistan Barış Özel Temsilcisi Zalmay Halilzad'ın başkanlığında çeşitli kurum ve kuruluş temsilcilerden oluşan bir heyet, 21 Ocak’a kadar sürecek olan ve Hindistan, Çin, Afganistan ve Pakistan'ı kapsayan bir tura başladı. Bu, Özel Temsilci Halilzad’ın geçen yıl göreve başlamasından bu yana Hindistan’a gerçekleştirdiği ilk ziyaret oldu.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.